-
Tanrı insanlara, belki de tüm canlılara düşenme yetisi, yeteneği vermiştir.
İnsan düşünmeli, düşüncelerini açıklamalı, açıklama cesaretini göstermeli, bunun bir maliyeti varsa göze almalı, maliyetine de katlanmalıdır.
Tanrı'ya yürekten inanıyorsak, kulluğumuzun Tanrı'nın tüm evrenin, canlıların yaratıcısı ve efendisi olduğunun bilincinde olmalıyız.
Bizler nihayet birer kuluz. Tanrı tüm kullarına a
-
Tanrı insanlara, belki de tüm canlılara düşenme yetisi, yeteneği vermiştir.
İnsan düşünmeli, düşüncelerini açıklamalı, açıklama cesaretini göstermeli, bunun bir maliyeti varsa göze almalı, maliyetine de katlanmalıdır.
Tanrı'ya yürekten inanıyorsak, kulluğumuzun Tanrı'nın tüm evrenin, canlıların yaratıcısı ve efendisi olduğunun bilincinde olmalıyız.
Bizler nihayet birer kuluz. Tanrı tüm kullarına a
-
Yazan: 22 - 10 - 2009 : 18.28 - senoleker
Adliyelerde bir ön kapı, bir arka kapı bulunurmuş. Söyleyenlerin yalancısıyım.
Arka kapıdan adliye personeli özel kimlik kartları ile giriş yaparlarmış. Öyle her isteyen oradan geçemezmiş.
Gazeteciler, ziyaretçiler, sanık ve tanıklar ise ön kapıdan girer, ön kapıdan çıkarmış.
Ama gördük ki, gazeteciler ön kapıda beklerken, devletin malını çaldıkları iddiasıyla yargılananlar kimsenin geçmesine i
-
Yazan: 22 - 10 - 2009 : 18.28 - senoleker
Adliyelerde bir ön kapı, bir arka kapı bulunurmuş. Söyleyenlerin yalancısıyım.
Arka kapıdan adliye personeli özel kimlik kartları ile giriş yaparlarmış. Öyle her isteyen oradan geçemezmiş.
Gazeteciler, ziyaretçiler, sanık ve tanıklar ise ön kapıdan girer, ön kapıdan çıkarmış.
Ama gördük ki, gazeteciler ön kapıda beklerken, devletin malını çaldıkları iddiasıyla yargılananlar kimsenin geçmesine i
-
Aileler mahkemelik oldu!
Antalya'da parkta oynayan iki çocuktan birinin diğerini öpmesi üzerine başlayan tartışma, iki aileyi mahkemelik etti.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Üçgen Mahallesi'nde çocuk parkında oynayan komşularının 3 yaşındaki erkek çocuğu B.D'nin 3.5 yaşındaki kızını öptüğünü gören anne C.F.K, çocuğa tepki gösterdi.
Sesleri duyarak parka gelen B.D'nin annesi A.
-
Rusya'nın Dağıstan Bölgesi'nde bulunan Mahaçkale'de yaşayan bir ailenin daha bir yaşına bile gelmemiş bebeğinin vücudunda ortaya çıkan Arapça yazılar ülkedeki günün en çok konuşulan konuları arasına girdi.
Doğduktan iki gün sonra bebeğin vücudunda yazıların ortaya çıkmaya başladığını söyleyen anne ve babası ortaya çıkışında bebeğe oldukça acı veren yazıların kendilerini şok ettiğini açıkladı.
-
İngiliz bilim adamları, iki insanın beyin dalgalarıyla iletişim kurmasını sağladı!
Southampton Üniversitesi tarafından yapılan deneyde, birbirlerinden kilometre uzakta olan iki insan, beyin dalgaları yardımıyla haberleşti..
Uzmanlar, henüz emekleme aşamasında olan bu sistemin, yıllar sonra insanların beyinleriyle konuşabilmesine, birbirlerine mesaj göndermesine veya birbirlerine gördü
-
Şaka değil, Maya Takvimi'ne dikkat kesilen bir sürü insan bu soruyla meşgul. Astronomlar, Maya takviminde önemli bir zaman diliminin sona ereceğine işaret edilen 21 Aralık 2012 ile ilgili soru bombardımanı altında...
MEKSİKO CITY - Maya Takvimi’nde gösterildiği gibi 2012’de dünyanın sonu gelecek mi? Bu soru, söylenenleri kabul eden veya etmeyen milyonlarca kişinin kafasını ku
-
Mohandas Karamçand Gandi 2 Ekim 1869 – 30 Ocak 1948), Hindistan ve Hindistan Bağımsızlık Hareketi'nin siyasi ve ruhani lideri. Gerçek ve kötülüğe karşı aktif ama şiddet unsuru içermeyen direniş ile ilgili olan Satyagraha felsefesinin öncüsüdür. Bu felsefe Hindistan'ı bağımsızlığına kavuşturmuş ve dünya üzerinde vatandaşlık hakları ve özgürlük savunucularına ilham kaynağı olmuştur. Gandi Hi
-
11 ayın sultanı olarak bilinen Ramazan, gıda spekülatörleri için fırsat ayı oldu. Peynirden pastırmaya kadar her ürünün fiyatı arttı.
İslam dünyasında 11 ayın sultanı olarak bilinen Ramazan, gıda spekülatörleri için zam ayı oldu. Her yıl olduğu gibi tüm uyarı ve denetimlere rağmen birçok ürünün fiyatı daha ramazan başlamadan önemli oranda artırıldı. Mübarek Ramazan ayının başlamasıyla zam furya
-
Bir dava dosyasında hakaret, hafif tehdit, özel hayatı deşifre etmek,rahatsız etmek,rezil etmek (fotoğraflarla) gibi suçlar bulunmakta. Müştekinin feragat etmesi durumunda kovuşturma sona erer ve kamu davasına dönüşmez. Bu suçların hepsi şikayete bağlı kovuşturulan ve devam eden suçlar değil mi? Sadece tehdit ağır olsaydı kamu davasına dönüşebiliyor diye biliyorum. Ayrıca dava aşamasında da müştek
-
8 Temmuz 1909 tarihinden bu yana ilk defa cuma günü, tarih ve saatler artan değerle arka arkaya sıralanacak. Bu 'an'ı yakalamak isteyenlerin tam olarak saat 12.34.56'da gözlerini saatlerine çevirmesi gerekecek. 7 Ağustos'ta işte bu anda tarih ve saat değerleri yani yüzyılın 9'uncu yılı, 8'inci ayı, 7'nci günü yan yana konulduğunda 12.34.56/7/8/9 veya 123456789 şeklinde karşımıza çıka
-
Atomu bölen, insanın aya kadar gitmesini sağlayan ve hatta DNA'sını çözen bilim, insanoğlunun bazı gizemli davranışlarını açıklamak konusunda yetersiz kalıyor.
İngiliz The Daily Telegraph gazetesinde yayımlanan habere göre, The New Scientist dergisi, insanların, bilim dünyasının açıklayamadığı davranışlarını sıraladı.
Nedenlerine ilişkin değişik teorilere de yer verilen listede şu davranış b
-
Türk araştırmacılar nanoteknoloji sayesinde, beyazperde de görmeye aşina olduğumuz ''görünmezlik pelerinini'' gerçeğe dönüştürdü.
Haber3 - 31 Temmuz 2009
Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi NANOTAM araştırmacıları, cisimleri belli frekanslarda görünmez kılan nanoteknoloji
-
Kurumun deneyimli isimlerinden Yalçın Çetin'in spor müdürü olmasının ardından, TRT Spor'da değişim rüzgarları esiyor. Bu akşam Türk televizyonlarında ilk defa bir kadın spiker, 90 dakika boyunca maç anlatacak.
TSYD Ankara Şubesi tarafından 42 yıldır aralıksız sürdürülen Dörtlü futbol turnuvasının 43’üncüsü, Yenikent Asaş Stadı’nda oynanacak karşılaşmalarla başlayacak.
Saat 17:30
-
saçlarımı okşasaydı yine parmakları, avuçları avuçlarımı
oysa gözündeki yaşım ben annemin, akıtmaya doymadığı
aksak ayağı dahası bahtının karanlığı
alnında kapanmayan yara sırtında konaklayan kambur
kötü kızıyım ben annemin, kadınlığım ölümcül kusur
-
Ünlü işadamı H.Toprak, üçüncü kez nikah masasına oturmaya hazırlanıyor. 71 yaşındaki H. Ağa, 1992 doğumlu Nazlıcan Tagizade adlı genç kızla bugün Kuşadası'nda evleniyor.
Devamı:
http://www.hurriyet.com.tr/magazin/h...69.asp?gid=229
N'olmuş sanki, sadece rakamlar yer değiştirmiş o kadar... :deli:
:rolleyes:
-
Mucize Aşk ''zorunlu'' olarak ''out off record'' oldu.. Başka bir deyişle ''mucizenin gerçekleşmesi için kendi haline bırakıldı'' Ama Aşk kendi başına kalmadı.. Herkesin yaşadığı bir aşk vardır işin kötüsü aşık olanın derdi büyük aşık olunanın ise derdi küçüktür.. Keşke herkes aşkına karşılık bulabilse... Mucize aşkı belki en iyi uğurlama şöyle olur..
Sevmiyorum sevmiyorum diyorum
Duyurmak ist
-
MUŞ’un Varto İlçesi'ne bağlı Taşçı Köyü’nde, 18 yıl önce 34 yıllık eşiyle tartıştıktan sonra evini terk ederek dağa kaçan ve o tarihten beri yaptığı taştan kulübede ‘Robinson’ hayatı yaşayan 76 yaşındaki Şükrü Akbel inadından vazgeçmiyor.
Hürriyet / Gündem
O dönem araya girenlere, eşinin kendisinden
-
Michael Jakson hepimizin bildiği ve sevdiği bir popstar. Ve bilindiği üzere yakın zamanda öldü. Michel jaskson nasıl öldü, neden öldü artık uzun zaman tartışılacak. Çünkü daha 50 yaşındaki ünlü şarkıcının ölümü ile şimdiden 12 kişinin intihar ettiği de düşünüldüğünde dünya uluslarının Micheal Jackson'un ölüm nedenini bilmesi ve nasıl öldüğünü bilmesinde büyük fayda var.
Ölüm ve devamında gelen
-
Yıllar yılı sürdürdüğüm
Kavgam çoktan bitti kendimle, sen gidince
Sığ bir denizdeyim, vurgun korkusu yok
Bedenim seninle bulamadığım huzurla yüzmekte
Ne suçlamak ne kızmak yer alıyor bende
Seninle geçirdiğim her dakikada
Benliğime yaptığım işkenceden
Binlerce kez özür diliyorum kendimden...
-
A'dan Z'ye Sözün Özü Gerçeğin Gözü
AŞK: Sahtesini gerçek sandığımız, gerçeğini kolay kolay bulamadığımız.
BALIK: Bilinçsizce avlayıp köküne kibrit suyu ektiğimiz.
BENCİLLİK: Bir türlü başımızdan atamadığımız.
CAMBAZLIK: Yaşamak için öğrenmek zorunda olduğumuz.
ÇIKARCILIK: Duvarını kolayca yıkamadığımız.
DOĞRULUK: Kendimizden başkasında göremediğimiz.
DÜŞÜNCE: Çoğu in
-
Yazan: 10 - 06 - 2009 : 18.44 - çoban
İki keçi bu dağda karşılaşırsa ne olur? (tıkla)
Bir değil bin ders çıkarmamız gerek...
Mesela!
Ne var gündemde?
-
Yazan: 25 - 05 - 2009 : 16.48 - çoban
BİLGİSAYAR VE İMAN
Cami imamı Abdullah hoca , bir iş için resmi dairelerden birine gider.
Kendisinden TC kimlik numarası istenince, en yakın internet- cafenin yolunu tutmak zorunda kalır.
Cafenin kapısından girerken levhada yazılı isim 'fesubhânallah' lar,estagfirullah'lar çektirir hoca efendiye, hem de peşpeşe:
CEN.NET CAFE
Cafe işleten delikanlıya:
- Evlâdım T.C. kimlik numarası ist
-
Yaz kalemim
Çiz hadi ne gördüysen!
Eğrisiyle , doğrusuyla...
Kare kare çiz
Hatta "Bermuda Üçgeni"ni de
Ama sakın yutma riyakarlığı
Çiz hadi ne gördüysen!
Eğrisiyle, doğrusuyla...
Daire daire çiz
Ki, yuvarlayabilsinler şom ağızlarında
Ama sakın gözüme görünme!
Çiz hadi ne gördüysen!
Eğrisiyle, doğrusuyla...
Kıl kıl çiz
Uzat uzatabildiğince ama
Bil ki saygınlık sakal ile olsaydı
Keçiler kral yaşa
-
Yazan: 16 - 05 - 2009 : 07.46 - gecem1970
Yaz geliyor. Malum bu dönemde yaşamın en önemli sorunlarını (!) tartışmak bir hukuki net geleneği. Toplumun önemli sorunlarından biri malum şu aralar erkeğin düşüncesini almadan çocuğunu doğuran bir ünlü hanımın bu eylemi. Gerçi nerden tutsanız elinizde kalıyor ama olsun. Olayın hukuki sonuçları da düşünülürse Hukuki.net ailesinin söyleyecek sözü vardır diye düşündüm.
-
Kendisini karşılayan sekretere; Nazif Beyle görüşmek istediğini söyledi.
Bunun üzerine sekreter birden ciddileşti: "Nazif Bey mi?"dedi.
"Evet, Nazif Bey!" diye cevap alınca, hüzünlü bir ses tonuyla
"Nazif Bey sizlere ömür efendim, onu kaybedeli dört yıl oldu." dedi.
Hiç beklemediği bu haberle bir acı saplandı yüreğine. "Ya, öyle mi...?" diyebildi sadece.
Hicranlı bir suskunlukl
-
IŞIK
Nerdesin ey ışık
o kadar uzakta mısın?
Ben elimi uzatsam
Bari sen bana dokunamaz mısın?
Kendin gibi değilsin de
Yoksa
Herkesten daha mı karamsarsın?
Yoksa yanımdasın da
Bu yüzden
Gözlerimi kamaştırıp
Hiçbir şeyi görmememe
Neden olan mısın?
-
Tırnakların toprakla seviştiği,
güneşin boncuk boncuk terler akıttığı,
sevincin baharda hüzünle buluştuğu,
Ay ile yıldızın kılavuzluk ettiği;
O köy, kimin köyü?
Süzülür salınarak incedir yolları,
mermilerin dolu-dizgin hüküm sürdüğü,
yeşiline küsmüş kan kokar rüzgârı,
ağıt halaylarının [URL="http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galer
-
Yazan: 03 - 05 - 2009 : 02.54 - fugue
3 yıl para biriktirdim ama en sonunda şimdi oturduğum evi satın almak zorunda kaldım o paralarla..sanırım sahip olabilmem için piyango çıkması gerekiyor
Manuel Rodriguez Sr.(Brazilian Rosewood)
üzerinde hiç boya olmayıp,görülen tüm renkler doğadan gelmektedir.Dünyanın en ünlü gitar yapımcısı Manuel Rodrigu
-
Birbirinden güzel bu 20 genç kızdan biri kraliçelik tacı giyecek.
TÜRKİYE GÜZELİ ADAYLARININ KOSTÜMLÜ FOTOĞRAFLARI
29 Nisan akşamı Kral TV ve CNBC-e'den naklen yayınlanacak yarışmanın finalistleri, büyük gün için Dedeman Şile'deki kampta durup dinlenmeden çalışıyor, podyuma hazırlanıyor.
Güzeller, geçtiğ
-
Yazan: 23 - 04 - 2009 : 16.44 - çoban
İngiliz araştırmacılar bardağın dolu tarafını görmeye yardımcı olan geni buldu
LONDRA- Hayatın hep güzel taraflarını görmeye, kötü olan herşeyde bir iyilik bulmaya çalışan kitap kahramanı Pollyanna'nın sırrı çözüldü. İngiliz araştırmacılar bardağın dolu tarafını görmeye yardım eden bir gen buldu. Arştırma, söz konusu geni taşıyan insanların, etraflarındaki olumsuz olaylara daha az ilgi gö
-
Hoşça kal Dostum
Şiirler kadar yalnız
Kuşlar kadar özgürüm şimdi
Hicranlar kadar buruk
Dinmiş gözyaşları kadar soğuk yüreğim
Dilimi bağlıyor bu sessizlik
Mum ışığında aranırken dostluklar
Gerçeksin sen gerçeksin ey güzellik
Bitmeyecekmiş hain elvedalar
Ruhumdasın, ruhumda yaşlanacaksın
Bembeyaz saçlarına dokunacağım elbet
Üzülme sen de bir gün yaşayacaksın
Papatya bahçelerinde d
-
Yazan: 18 - 04 - 2009 : 16.14 - çoban
Avrupa Birliği Uyum çalışmaları doğrultusunda sürücü ehliyetleri de değişiyor. Yeni ehliyetlerde kan grubu, organ bağışı ve TC kimlik numarası olması zorunlu olacak. Sürücüler 10 yılda bir sağlık kontrolünden geçecek.
Avrupa Birliği Uyum çalışmaları doğrultusunda Türkiye'nin önüne bir çok kriter çıkıyor. Son Avrupa Birliği Uyum Kriteriyse araç sürücülerini ilgilendiriyor. Bundan sonra Sürücüler
-
Yazan: 14 - 04 - 2009 : 16.06 - çoban
Milli Piyango'nun 2005 yılındaki çekilişinde, biletine 5 milyon TL'lik ikramiye isabet eden 9 çocuk babası A. Bayram dün akşam intihar etti. Bayram'ın intihar sebebinin kumar ve evlilik dışı ilişkisi olduğu iddia edildi.
Erzurumlu A. Bayram'ın (43) hayatı 2005 yılbaşında çeyrek biletine büyük ikramiyenin isabet etmesiyle bir anda değişti. Uzun süredir işsiz olan 9 çocuk babası Bayram, hemen aile
-
Bir zamanlar, büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten kralın dört eşi varmış.
Kral en çok dördüncü eşini sever, bir dediğini iki etmez, her şeyin en güzelini, en iyisini ona verirmiş.
Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için, onu çok kıskanır,üzerine titrermiş.
Kral ikinci eşini de severmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davra
-
Dere kenarında buldukları rakıdan içen 5 arkadaştan biri daha öldü. Bursa'da son bir ay içinde yaşamını yitirenlerin sayısı 7'ye çıktı.
Bursa'da 5 arkadaş Demirtaş ve Samanlı mahalleleri arasından geçen derenin kenarında bir koli rakı buldu. 5 arkadaş, hileli rakıyı içince zehirlendi ve hastanelere kaldırıldı.
Hastanede metil alkol zehirlenmesi tanısı konulan Zafer Kara, iki gün önce hayatı
-
Gününüzün vazgeçilmezi hangisi?
-
2008’de yitirilen önemli kişiler
Dünyaca ünlü Kırgız Yazar Cengiz Aytmatov, Almanya’nın Nürnberg kentinde böbrek yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü hastanede 10 Haziranda hayatını kaybetti. Avustralyalı aktör Heath Ledger 22 Ocakta, 28 yaşında yaşamını yitirdi.
2008’de yaşamını yitiren önemli kişilerden bazıları şöyle:
POLİTİKA
Eski Endonezya Devlet Başkanı Hac
-
Baharı kışa çevirdin?
Artık sevmeyeceğim seni
Ne gökteki dansınla
Ne de yakalamaca oyununla
İstediğin kadar dökül lapa lapa
Yine de sevmeyeceğim seni
Baharı kışa çevirdin?
Artık sevmeyeceğim seni
Kardan adamın bile yalancı
Erir korkusundan, görünce güneşi
Burnu havuç, zeytinden de olsa gözleri
İstediğin kadar saz eyle
Yine de sevmeyeceğim seni..
Baharı kışa çevirdin?
Artık sevmeyeceğim se
-
Bir sevdadır yazmak
Sınırlı yaşamın bitmeyen sevdası
Sevinçtir
Hüzündür
Aşktır
Duyguların gönül dilidir yazmak…
Yazmak bir sevdadır
Yaz-yağmuru gibi tek tek
Gönül dilinden dökülür harfler
Bir kalemin ucunda hece olup dönüşür sözcüklere
Sözcükler cümle
Cümleler sıralanır ardı ardına sevdayla…
Ninnisidir ruhun yazmak
Kâh öyküsüdür uyku saatlerinin
Kâh şiirdir sevgi
-
Yazan: 18 - 03 - 2009 : 17.38 - çoban
VAN'a genellikle göçle gelen ailelerinin oturduğu Yalım Erez Mahallesi'nde doktorluk yapan Hazan Caner, çocuklarla birlikte haftada 1 gün mahallede tandır ekmeği yiyemeyen yaşlılara ekmek dağıtıyor.
Çocuklar her gün ellerinden geldiğince iyilik yapıp bunları da bir deftere not ediyor. Dr. Hazan Caner, mahallede çocuklarla sohbet ederken, çocukların ‘Aslanlar Çetesi' kurduğunu öğrendiğini be
-
Sevgili kardeşim Emrah; doğum günün kutlu olsun,nice,mutlu,başarılı sağlık dolu yılllara.
İmza:Ablacık.:o
-
Yazan: 11 - 03 - 2009 : 18.24 - çoban
Vallahi bilmiyorum bıçak nerede durur?
Hacer ALKAN
hacer@internethaber.com
Biz Türkler herşeyi
evelallah çok iyi biliriz... Oturduk mu "
mangalda kül bırakmayız"... Her konuda
uzmanız... Her konuda
bilgi sahibiyiz... Ve her konuda mutlaka
en doğruyu biz düşünürüz... Hani iş arayan
-
Site'de hukukçular arasında çok büyük bir durgunluk var.Sayın Hayri bey,Ersin bey,İlkgün,Neslihan,Duygu,Esin Hanım...nerelerdesiniz.? Sizlersiz olmuyor...Eğer benim katılmamla irite olunduysa ben gitmeye hazırım.Yeter ki site eski canlılığına kavuşsun.Sevgi ve saygılarımla..
-
-
BUGÜN HAVA GÜZEL
Bugün hava güzel,
Bugün içim içime sığmıyor.
Annemden mektup aldım,
Memlekette gibiyim.
Allaha çok şükür karnım tok;
Elimi uzatsam kahve fincanı dudaklarımdadır.
Kuşlar kaçmıyor benden;
Bir güvercin kanadında okşuyorum
Göklerin maviliğini.
Serçelerin cıvıltısıyla siniyor içime
Ağaçların yeşilliği.
Bulutların ipek gölgesi
Çocukların yüzünde hışırdıyor.
Çember
-
Marmara beşik gibi sallandı
İnternethaber - 01 Mart 2009
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü yetkililerinden alınan bilgiye göre Marmara Denizi, Tekirdağ Yeniköy açıklarındaki ilk deprem saat 03.11'de yerin 5.6 kilometre derinliğinde meydana geldi.
3.5 büyükl
-
Yazan: 27 - 02 - 2009 : 15.21 - erendoga
birgün yavru kedi sokağın başında kendi kuyruğunu kovalayıp duruyormuş.. hiç usanmadan kuyruğunu yakalamaya çalışıyormuş.. oradan geçen büyük bir kedi bu yavru kediyi görmüş ve gülümsemiş.. Ne yapıyorsun böyle yavru kedicik diye sormuş. YAVRU KEDİ HEYECANLA AÇIKLAMIŞ: MUTLULUĞUN KUYRUĞUMDA OLDUĞUNU SÖYLEDİLER ONU ELDE ETMEYE ÇALIŞIYORUM.. Ama bir türlü yakalayamıyorum. büyük kedi biraz düşünmüş ve
-
Yazan: 26 - 02 - 2009 : 15.50 - çoban
Mezar başında aglayan bir kız var. Mezarda yatan kadının annesi mezar başında aglayan kızın annesinin kaynanasıdır. Mezarda yatan kadın mezar başında aglayan kızın nesi olur?
Bilin bakalım kimmiş!
-
Bilim İnsanı Gerçeği Aramakla Yükümlüdür - 7
Türk İnternet.com / Yazar:
Prof.Dr.İbrahim Ortaç
Bilimsel düşünce yapısı kazanmış bir kimse her şeyden önce gerçekçi bir yapıya sahiptir. Olaylara saygılıdır ve her olayın bir nedenden kaynaklandığın
-
Yazan: 31 - 01 - 2009 : 19.35 - deniz02
Nüfus sayım sonuçları ilginç veriler ortaya koydu.
Nüfusun yüzde 30'u 3 kentte yaşıyor. Nüfusun yüzde 30'u 3 kentte yaşıyor. En az nüfuslu il ise bakın hangisi?
[size=2][font=Verdana, Geneva, Arial, Sans-serif][b]Türkiye nüfusu 2008 yılı sonu itibariyle geçen yıla oranla binde 13,1 artarak 70 milyon 586 bin 256 kişiden 71 milyon 517 bin 100
-
Yazan: 27 - 01 - 2009 : 16.54 - deniz02
Burcunuz değişti mi?
4 bin yıl içinde takım yıldızların yer değiştirdiğini belirten astronomlar, astrolojik bilgilerimizi alt üst edecek çağdaş burç haritası çıkardı.
Astronomlar 13'üncü burç Yılancı'nın astrolojiye katılmasını savunuyor. Bu durum diğer 12 burcuda etkiliyor ve neredeyse herkesin burcu değişiyor.
Aslanlar, Terazi oldu
30 Kasım-18 Aralık arasın
-
Yazan: 27 - 01 - 2009 : 15.33 - deniz02
Oyuncu Atilla Olgaç'ın askerliği döneminde 10 Rum esiri öldürdüğü yönündeki sözleriyle başlayan tartışma büyüyor. Kıbrıs Rum yönetimi, konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşıyacağını duyurdu.
Kayıplar Komitesi'nin Rum üyeleri bugün bir araya geldi ve Olgaç'ın sözlerini değerlendirdi.
Rum yönetimi, 1974'te kaybolan 1500 Rum'un akıbetlerinin açıklığa kavuşması için iddiaları Avrupa Konseyi
-
Yazan: 27 - 01 - 2009 : 15.22 - deniz02
Deprem Dede olarak tanınan, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü eski müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara “Hatay’da gecikmiş bir deprem vardır. Altını önemli çiziyorum; Hatay’da 7 ve 7’nin üzerinde bir deprem eninde sonunda olacak. Bu gerçeği kabul edelim ve gerekeni yapalım” dedi.
Deprem gerçeğini herkesin kabul etmesi g
-
Sizlere iki sorum olacak. Sorularımdan biri konu başlığından da belli olduğu gibi sayeniz de dünya liderini belirleyeceğiz...
Şimdi;
Özürlü sekiz çocuğu olan ve frengi hastası hamile bir kadına rastlasaydınız, ona kürtaj olmasını tavsiye eder miydiniz? (Hamileliğinin 3. haftası)
Bu sorunun yanıtını vermeden önce lütfen aşağıdaki soruyu da okuyunuz. Cevapları birlikte isteyeceğim sizden.
Şimdi b
-
Yazan: 20 - 01 - 2009 : 17.00 - ayazoglum
bilginin mağlubiyeti.........................
biri bir gün bir kayık getirir hayatına. biner ve açılırsın uçsuz bucaksız ufuklara. yeni dünyalar keşfedersin
bildiklerin küçük bir çakıyla asırlık çınarlara şekil verir gibi ağır ağır yontulur...
ve açılırsın farkına varmadan açılırsın o ufuklara...
birgün bir bakarsın ardına; geldiğin yerden çok çoook uzaklardasın. yaşadığın süreçteki bütün öğ
-
Yazan: 11 - 01 - 2009 : 04.52 - hokolomon
Merhaba. Geçenlerde bir hukuk bürosunda otururken , avukatımız bana çay söyledi ve ben de kazara çayı döktüm. Hem de mahkeme evraklarının üzerine.
Avukatımız sağolsun, bana çok kritik bi evrek olmadığını söyledi. Ama ben huzursuzum. Çünkü orada bazı arşivlenmesi gereken evraklar vardı. Evrağın birisi orta derecede hasarlı iken (temyiz kararı) diğerleri hafif derecede hasarlı.
Böyle bir duru
-
DANIŞTAY BAŞKANLIĞINDAN
BASIN AÇIKLAMASI
Anayasa Mahkemesi’nin, Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında 5747 sayılı Kanunun iptali istemiyle açılan davada verdiği kamuoyunca da bilinen kararı ile Kovanlık Belediyesince açılan davada Danıştay Sekizinci Dairesince verilen karar nedeniyle Başbakan’ın 24
-
Yazan: 31 - 12 - 2008 : 13.18 - deniz02
[quote]
A - Münazara:
1.Bir konu üzerinde, belli kural ve yöntemlere uyularak yapılan tartışma,
2.Divan edebiyatında zıt varlıklar ve kavramlar arasındaki karşıtlığı anlatan yazı türü.
Örnek:"Bir fikrin münazarasıyla kütüphanesinin önünde sabahladığımız geceler olurdu." - A. H. Müftüoğlu
B - Müzakere:
1. Bir konuyla ilgili fikir alışverişinde
-
Yazan: 28 - 12 - 2008 : 13.23 - deniz02
FARE İNSANLAR
Görünüşleri fareleri andırıyor. Her birinin bir sahibi var ve köle gibi çalıştırılıyorlar. Her birinin hazin bir hikayesi var.
Onlara "Fare İnsanlar" deniliyor. Çünkü görünüşleri gerçekten çok farklı. Kulaklarının şekli, yüz yapıları, gözlerinin birbirine yakınlığı, ağız
-
Yazan: 19 - 12 - 2008 : 14.13 - marita
[b]E-devlete girişin faturası
19 Aralık 2008 Cuma 16:55
E-devlet hizmetinden faydalanmak için elektronik ya da mobil imza gerekiyor. Elbette bunun da bir faturası var. İşte rakamlar;
www.türkiye.gov.tr açıldı. Siteye erişimde Türkçe karakter sorunu yok, ancak birçok işlem için şifre gerekiyor. Şifre PTT’lerden bir günde, oturduğunuz yerden ise bir haftada
-
Yazan: 15 - 12 - 2008 : 14.52 - deniz02
Gök bilimciler, Dünya'ya 10 milyar ışık yılı uzaklıkta dev bir kara deliği inceleme ve analiz etmeyi başararak, bu tip cisimleri tanımlayan teorileri doğruladı.
İsviçre'nin Lozan kentindeki Federal Politeknik Okulu (EPFL), uluslararası astronomi ekibinin, şu anki en büyük teleskoplardan bin kez daha üstün bir teleskopla, kara deliğin çevresinde dönen ve giderek genişleyen diskin dış bölüm
-
Yazan: 13 - 12 - 2008 : 07.59 - deniz02
[quote]
Bartın'da, internetten tanıştığı ve kendisini yüzbaşı olarak tanıttığı kadınla, kardeşinin evinde buluşan asker kıyafeti giyen kişi, kadının eşi ve kayın babası tarafından yakalandı.
Sahte yüzbaşı, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
[font=Arial]İddiaya göre, evli olan N.K. (32) ile sanal ortamda konuşmaya başlayan ve Genelkurmay Başkanlığı'nda yüz
-
Öyle şeyler söylenİr ki ülkemizde reel birşey göremezsiniz.Yüzeysel hikayeler anlatılır ki rasyönel bir bakış bulamazsın.İhanet gruplarının ihanetleri övünülerek anlatılırken yerkürede,garipleri,mazlumları,hatırlayani bulamazsınız.hıristiyanların nasıl haçları varya onu göstererek korkuturlarya dindaşlarını, öyle alırlar ölüleri önlerine ve resimleri dayarlar suratına insanın,inadına derler sanki
-
Yazan: 11 - 12 - 2008 : 11.31 - deniz02
Avusturya'da bir tiyatrocu, sahnede rolü gereği kendi boğazını keserken yanlışlıkla gerçek bıçak kullanınca, ölümden kıl payı kurtuldu.
Başkent Viyana'nın Burgtheater tiyatrosundaki talihsiz olayda, Daniel Hoevels isimli aktör, kör sahne bıçağı yerine gerçek bıçakla boğazını kesince kanlar içinde yere yığıldı.
Şans eseri şah damarını kesmeyen aktör boğazındaki derin kesikle acilen hastaneye ka
-
Site kuralları gereği k.m ile soru sormak yasak olup lütfen genel alanlarda sorularınızı sorun.
Site Yönetiminden Duyurular Forumlarda arama yapmadan soru veya yorum eklemeyiniz. - Kısa Mesaj ile hukuki soru sormayınız.
-
Yazan: 09 - 12 - 2008 : 13.05 - nikon
Fenerbahçe Kulübü'nün ilk kuruluş tüzüğünün orijinali bulundu. Eski bir sahaf dükkanında bulunan tüzükte dikkati çeken bir madde rakipleri kıskandıracak...
İlk kuruluş tüzüğü, 1913 yılında Osmanlıca olarak yazılmış orijinal haliyle Fenerbahçe Müze Kurulu Başkanı Dr. R. Sertaç Kayserilioğlu tarafından eski bir sahaf dükkanında bulundu.
Kulübün kuruluş amacının belirtildiği tüzüğün ikinci ma
-
-
Yazan: 08 - 12 - 2008 : 12.31 - deniz02
"Allahım sen otomotivi kurtar"
ABD, tarihinin en kötü krizlerinden birini yaşarken, özellikle otomotiv sektörü neredeyse dibe vurdu. Araç satışlarının iyice düştüğü ve arka arkaya işten çıkarmaların yaşandığı sektörün tekrar ayağa kalkabilmesi için Amerikalılar umudunu kiliseye bağladı.
Otomotiv sektörünün kalbi sayılan Detroit'in en büyük kiliselerinden biri olan Gr
-
Yazan: 08 - 12 - 2008 : 11.45 - nikon
ÇOCUĞUNU ÖYLE KARŞILA Kİ;
eve geldiği zaman, en güzel yere geldiğini hissetsin....
EŞİNİ ÖYLE KARŞILA Kİ;
yanına geldiği zaman, en doğru insana kavuştuğunu hissetsin....
ANNENİ ÖYLE KARŞILA Kİ:
doğumundaki ağrıları lezzetle takas etsin....
BABANI ÖYLE KARŞILA Kİ;
ömür boyu bir başka evlada imrenmesin....
FAKİRİ ÖYLE KARŞILA Kİ;
ona serdiğinden büyük, bir dua sofrası sersi
-
Yazan: 04 - 12 - 2008 : 15.54 - deniz02
Çok şirin :) hiç kıyamam...
Tıkla
-
Karşımda oturmuş sakin sakin anlatıyor:[b]”Donör bulunduğunu öğrenince hastaneye koştum. Sabah 07’de ameliyata girdim, önce donörden organları aldım.
O arada alıcılar hazırlandı. Karaciğeri naklettim, sonra iki böbrek ve bir pankreas, akşam saat 22.00’da çıktım ameliyathaneden.
Organ beklemez ki, koy dolaba ertesi gün yap ameliyatı. Belgelemiş olsaydım herhalde Guinness Rekorlar
-
Yazan: 19 - 11 - 2008 : 15.48 - deniz02
Almanya'da M.Ö 4600 yılına ait mezarlarda bulunan ve dünyanın en eski çekirdek ailesi olarak nitelendirilen anne, baba ve iki çocuğun bir baskında katledilerek öldürüldüğü ortaya çıktı.
Çoğu çocuk ve kadınlara ait 5 bin yıllık kalıntılardaki kırık kemikler, ailenin bir baskında öldüğünü ortaya koydu.
Avrupalı araştırma
-
EĞER HÂLÂ SİZİNLEYSE...
1 yaşınızdayken sizi elleriyle besledi ve yıkadı;
2 yaşınızdayken size yürümeyi öğretti;
Size seslendiğinde odadan kaçarak teşekkür ettiniz.
3 yaşinizdayken size özenle yemekler hazirladi;
Tabaginizi masanin altina dökerek tesekkür ettiniz.
4 yasinizdayken elinize rengârenk kalemler tutusturdu;
Evin bütün duvarlarina resim yaparak tesekkür ettiniz.
-
Nasıl bir okuyucusunuz? Test etmeye var mısınız?
Buradan lütfen...
-
Olgunlaşmak insan bedeninin şekillenmesi, beyinin gelişmesi ve davranışlarının tutarını dengelemek midir? Sizce olgun olmak, olgunlaşmak nedir?
-
Ah yine Çocuk Olsam...
Cümlesini kurmayan yoktur. Çocukluğunuz da annenizle, babanızla veya arkadaşlarınızla yaptığınız, aklınızda iz bırakan konuları bizlerle paylaşmaya ne dersiniz?
Ah yine çocuk olsam da çır, yakar top, saklanbaç oynayabilsem. :)
-
Efendim site'de "Fenerbahçeliler buraya" diye bir forum açılmış.Ben de bir G.S forumu açmayı düşündüm.Galatasaray'lı arkadaşlar bu forum altında ara sıra buluşmaya,takımımızın son durumlarını değerlendirmeye ne dersiniz?:o
-
Değerli Arkadaşım Matematik
Gel oynayalım hadi...
Bilmece bildirmece
rakamları kaydırmaca
bir o yana bir bu yana
uçurursun havada
sıfırın hep ortada
sahi sen kaç yaşındasın?
Tamam sürükle
sürükleyebildiğin kadar da
sorularıma kendim bulacaksam yanıt
nerede kaldı arkadaşlığın?
Dört işlemle dişe diş
gel çarpışalım hadi
yalnız çarpıştıkça
çarpanlara ayrılıp
çoğaldıkça çoğalıyoru
-
Ufukta küçücük bir ışık göründü,
Yılların karanlığında kalmış miskinler üzerine,
Silkinip uyandı sanki yedi uyuyan,
Güneş ilk defa doğudan doğdu batıdaki pencereme,
Uğuldayan rüzgar kulak tırmalasa da,
Bulutlar sağanağa gebe gibi,
Gelecekte ümit var,
Gelecek aydınlık
Gelecek,gelecek artık
24.09.08
Hüseyin Tuztaş
-
Deniz Yıldızı Çorbası
"Kurtarabilirim" diyordu kendi kendi kendine. "Deniz yıldızlarını kurtarabilirim." Kumsalda sayısız deniz yıldızı ile karşılaşmıştı. Binlerce hatta milyonlarca olduğu söylenebilirdi. Deniz yıldızlarını denize atmaya başladı birer. O sırada bir adam yaklaştı yanına "Ne Yapıyorsun" diye sordu. "Ben" dedi adam "deniz yıldızlarını kurtarıyorum". Diğeri " ama sayıları o kadar ço
-
-
Ardından koşan yıllar mutsuz bir hikaye olsa da
Kalbindesin tüm gizemiyle aşkların
Titrerken yarin bakışı yeşile süzüldüğünde
Sallanırsın rüzgar gözlerine yangın
- Kaç bahar geçti ben hep buradayım
Hasretler mevsimi tükenmez gönülde
Sarısın kırmızısın mavisin delisin ve delisin
Gökkuşağına hüzün maskesi giydirensin
Güneşle yenilenip yağmurla büyüyen
Sonbaharın güler yüzlü sevgilisi
-
Yazan: 29 - 10 - 2008 : 07.25 - werther
(Alıntıdır)
Sevgili büyükanneler, büyükbabalar,
bu bir imdat çağrısıdır. Lütfen çocuklarınıza yardım edin.
Biz birbirimize yekten “Sen bu işi beceremiyorsun kardeş...” diyemiyoruz, bari siz büyüklük gösterip, duruma müdahale edin.
Bakın, sevmelere doyamadığınız torunlarınız hem öksüz, hem de yetim. Zira sizin çocuklarınız ana-baba değil. Torunlarınızın “arkadaşı” onlar
-
Yazan: 26 - 10 - 2008 : 18.32 - nikon
Eskilerin eğlenceli bir animasyon oyunu,
Amaç;1 düzine yumurtayı kırmadan en tepeye ulaştırabilmek
400 puan yaptım, bakalım siz kaç yapabileceksiniz :o
kolay gelsin & iyi eğlenceler...
Kod:
Oynamak İçin Tıklayın
-
Yazan: 26 - 10 - 2008 : 15.33 - deniz02
New York'taki Vahşi Hayvanları Koruma Derneği'nin sahip çıktığı cüce ipek maymunları, derneğin maskotu oldu. Yeni doğan 15 gramlık yavrularını sırtında taşıyan "Kral" lakaplı baba ile anne maymun Squirt, iyi bir aile örneği oluşturuyor.
Yapılan araştırmalar, dünyanın en iyi babalarının ipek maymunlar olduğunu ortaya koyuyor.
-
Yazan: 25 - 10 - 2008 : 16.59 - nikon
.
[b]Önemli bir haber olduğu için ekleme yapıyorum,evimizde sıkça kullandığımız Uydu alıcılarımızın şu anki frekansları bir işe yaramayacak, herkes kendi uydu alıcısından kanalları eklemeli,
2a uydusu 27 ekimde görevini 3a ya devrediyor.Bu yüzden pazartesi günü uydunuzu açınca şok olmayın,şu anki frekanslardan görüntü alamayacaksınız,teknik servislerede 20-30 ytlnizi kaptır
-
Yazan: 24 - 10 - 2008 : 10.44 - c_selin
Değerli üyemiz ve benim çok sevdiğim Av.İlknur Sezgin Temel'i tanımam Hukuki Net sayesinde olduğu için bu haberi buraya eklemek istedim.
Sevgili İlknur abla..
Arkadaşından duyduğun için pek emin olamadığın ve bugün adliyede sessizce "ilk kez seninle paylaşıyorum Selin"dediğin, doğru mu acaba diye birlikte baroya sorduğumuz fakat "bize henüz bilgi gelmedi" denilen Ankara Barosu Öykü Yarışması b
-
Gözde Bedeloğlu, Jale ve benim ilk çocuğumuz, ilk göz ağrımızdı. Şimdi okudu,büyüdü de yazar oldu güzeller güzeli İzmir'lim.
[quote]
KÜÇÜLMÜŞ DÜŞLER, PARAMPARÇA BEDENLER
01 Ağustos 2008
Büyük bir gürültü yankılanıyor havada önce.
Sonrası... Sevgiler, hayatlar, bedenler paramparça...
[b]Tek tek görüyoruz yüzlerini gazete sayfalarında ve televizyo
-
KÖLENİN ANITI DİKİLECEK
ABD'nin Vermont eyaletinde, Afrika'dan kaçırılan kölelerin hayatına günlüğüyle ışık tutan eski bir kölenin anıtı dikilecek. Anıtla ilgili tören, Jeffrey Brace adıyla bilinen eski kölenin günlüğünün 1810 yılında basılan kopyalarından birini çalıştığı Vermont Üniversitesinin kütüphanesinde bulan Kari Winter ile Brace'in torunlarının öncülüğünde gerçekleşecek.
R
-
Ramazan Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılmasına dava açıldı İzmir Barosuna kayıtlı stajyer avukat bayram tatilinin uzunluğu konusunda girişimde bulundu.
Bayram tatili davalık oldu - Bahri KARATAŞ/İZMİR, (DHA)
İZMİR Barosu'nun stajyer avukatlarından Tolga Küçük, Türk hukuk sisteminde kamu görevlilerine ülke çapında idari izin verilebileceğine dair yasal düzenleme olmadığı halde, Ramazan
-
Yazan: 03 - 10 - 2008 : 15.01 - deniz02
Bir hükümdar amansız bir hastalığa yakalanmıştı. Ülkenin bütün hekimleri saraya geldi, komşu ülkelerin hekimleri de çağırıldı. Ama hastalığa hiçbir çare bulunamadı. Hükümdar, herkesin gözü önünde her gün biraz daha erimeye devam ediyordu. Umutsuzluk içinde çırpınırken son çare olarak bütün falcıların, büyücülerin bulunup saraya getirilmesini istedi.
Adamları koşuşturdu. Ülkede ne kadar adı falcıy
-
3-4 gün önce bir blog oluşturdum kendime , bugunden itibaren google da çıkıyor ama adımı soyadımı yazdığımda 2.sayfa sonuçlarda hukuki.net profilim çıkıyor :D
Ne çok hite sahipmiş ki hukuki net o kadar arama arasında 2.sayfadan çıkarıyor beni :)
-
Yazan: 29 - 09 - 2008 : 09.36 - esmerman
Başta Hukuki Net yetkilileri olmak üzere,Tüm üyelerin ve Müslüman aleminin Mubarak Ramazan Bayramını,En icten Dileklerimle Kutlarım.
-
Hukuki Net ailesinin bayramını kutlarım.Daha nice yeni bayramlar ve güzel günlerin sizlerle birlikte olmasını dilerim.Sağlık sıhhat ve afiyetler dilerim.
-
[b][font=Georgia]Ben senden gittim
Sessizce gittim,hissetmedin
Kalbimde büyüktü yerin
Kendi yerini kendin sildin
Ben senden gittim
Sessizce gittim,hissetmedin
Beyaza karaları sen sürdün
İçimdeki renkleri küstürdün
Ben senden gittim
Sessizce gittim,hissetmedin
Ne bir sitem ettim
Ne de kötü söz söyledim
Ben senden gittim
Sessizce gittim,hissetmedin
Kimseye olmadığı gibi
Sana da yok bir kinim
Ben
-
en popüler 45 boşanma NEDENİ şöyle:
-Zina sebebiyle boşanma
-Hayata kast sebebiyle boşanma
-Pek kötü ve onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma.
-Suç işleme sebebiyle boşanma
-Haysiyetsiz hayat sebebiyle boşanma
-Terk sebebiyle boşanma
-Akıl hastalığı sebebiyle boşanma
-Evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma
-Alay etmek
-Aşağılamak
-Küçük düşürmek
-Tükürmek
-Küçümsemek
-Ba
-
Yazan: 25 - 09 - 2008 : 16.08 - milo
Mustafa Cansız ismi, eğer Trabzonlu değilseniz size pek bir şey ifade etmeyecektir. Fakat onun yetiştirdiği din profesörü, günümüzün parti lideri Yaşar Nuri Öztürk'ü ise bilmeyen yoktur. Trabzon'da bir efsane gibi anlatılan, dini sorulara nükteyle, küfürle cevap vermesiyle meşhur Cansız Hoca, 1990'larda ses kayıtları ortaya çıkan ama varlığı kanıtlanamayan Oflu Hoca'nın aksine gerçek. Karadeniz
-
Yazan: 23 - 09 - 2008 : 15.16 - deniz02
ABD'nin İllionis eyaletinde, dansçı müvekkilinin borcunun bir kısmının karşılığını "striptiz" olarak alan avukat bir yıldan fazla süreyle görevinden uzaklaştırıldı.
Chicago Tribune gazetesinin haberine göre, İllionis Savcılığı ve Disiplin Komisyonu önceki gün, avukat Scott Robert Erwin'in 2002'de görevini kötüye kullandığı için gelecek aydan itibaren 15 ay süreyle görevinden uzaklaştırılm
-
Yazan: 22 - 09 - 2008 : 16.17 - deniz02
Sevimli fareye fetva geldi (tıkla)
[b]Miki Fare Masalları (Mickey Mouse); 1928'de Walt Disney tarafından yaratılmış ve seslendirilmiş karikatür ka
-
-
YAŞAM
Bitimsiz bir sevda
en tanrısal gerçek
çarpar yürek bildiğince
“hayat hayat” diye
adı yaşam…
Yağmurun çırpınması
yaz esintisi
en güzel yanı da
bir gündoğumu daha
varlığı his
adı yaşam…
Umudun türküsü
türkülerin en hüzünlüsü
dağılmış ayna gibi
kırık dökük, paramparça
savrulurken yaprak yaprak
tanımlar kendini
küllenmiş köz
adı yaşam…
Görüntünün ruhu
çiçek koku
-
Yazan: 21 - 09 - 2008 : 15.14 - milo
Mini eteği yasaklıyorlar
Mini eteğin insanlar üzerindeki "kötü etkileri" gözönünde tutularak yasaklanması istendi.
Uganda Etik ve Namus Bakanı Nsaba Buturo, mini etekle dolaşan kadınlar taşıt sürücülerinin dikkatini dağıttığı ve kazalara yolaçtığı için, mini etek giyilmesinin yasaklanmasını
-
010-BIYIĞIMI KESTİRMEM!
Kadının belirteci saçtır..Saçsız dazlak kadın gördünüz mü?Hayır! Oysa,kadının saçı da erkekler gibi dökülür.Kadın da dazlak olur.Ama kadın toplum içine saçsız çıkmaz.Kadınlığın,kadın cinsinin belirteci saçtır.İnsanlar arasından kadın cinsini ilk önce saçı ile ayırırız.Bu nedenle saç kadında ayıraç görevi de görür.
Esir kamplarının zorunlu ortamında savaş hallerinde v
-
-
Yazan: 20 - 09 - 2008 : 14.17 - deniz02
Denver
-
Dünyanın en büyük örümceği
-
Yazan: 20 - 09 - 2008 : 08.07 - admin
National Geographic uzmanları, 200 bin yıl önce Avrupa ve Asya'da hüküm süren Neanderthal insanın kalıntılarını inceleyerek, ilk kez "ilkel kadının" neye benzediğini tespit etti.
[IMG]http://galeri.milliyet.com.tr/2008/9/19Iste_ilk_kadin!/14.jpg[/I
-
*Sigara içmeyen şehirler arası otobüs şoförü
*Siz istemeden fiş veren küçük esnaf..
*Arabasının üzerine bavullarını saran Almancılar
*Bu kıyafet size yakışmadı diyen tezgahtar,
*Emniyet kemeri takan taksi şöförü,
*Trafikte küfür etmeyen araç şoförleri,
*Kadınların dişilikten daha çok insan olduklarını düşünen erkekler ,
*Şarkıları, müzikleri ile sözlerini bağdaştırarak söyleyen şarkıcılar
-
Cix bir gün kendi kendine eğlenirken birden aklına gelir...
benim dünyam bu kadar küçük olamaz, der.
[URL="http://www.milliyet.com.tr/content/galeri/yeni/goster.asp?prm=0,7127305&id=22&galeriid
-
Yazan: 18 - 09 - 2008 : 18.35 - önder71
KANSER İLE SAVAŞIM
Önder ÖZLEM
2007 yılının başında rahatsızlandım ve Erzurum’a sevk edildim. Başta teşhis konulamadı, en sonunda ağır bir ameliyat geçirdim.
Ameliyat etkisi ve acısı azalıp, biraz kendime geldiğimde evrakları istedim. Çünkü herkes gülüyor, şaka yapıyor ancak yüz ifadeleri gülüş ve şakacı tavırları ile örtüşmüyor, birbiri ile çelişiyordu. Neyse, evraklar geldi teşhis böl
-
Gizemli bir mekân
Ve yine beyaz bir sayfadayım
Uyumayan zaman tünelinde
Sonsuzluğun sona ermediği yerdeyim
Eklenir yanlızlığıma her dost yarası
İçimde deprem
Dışımda görünmez yüz ifadesi
Dağ olur aklımdan geçenler
Kimi çizer sevgi resmini
Kimi de öldürmek ister içindeki çiçeği...
Hudutlar kulaç kulaç
Duygular çoşkun
Ya deli, ya iradeli
Ya da anlatırlar bir şeyleri...
Topl
-
Yazan: 13 - 09 - 2008 : 10.02 - CixGkn
[center]Burada basamakları tek tek tırmanırsın. Koşarsın, çabalarsın ve zirve tam karşındadır ama ulaşamazsın.
Hukuki.Net'te dostluğunun sonu yoktur. Sürekli çıktığın dostluk merdivenleridir.
Çiçekli yollardan geçersin
Hukuki.Net'te, tüm dostların sana elini uzatır, çiçeğin suya uz
-
-
Yazan: 11 - 09 - 2008 : 15.19 - deniz02
Bu duvar resmi 216 ressam tarafından ve her karesi ayrı bir ressam tarafından yapılmış.
Her karenin üstünü tıklayıp o karenin alındığı resmin bütününü görebilirsiniz. Hiç bir karedeki resim aslında büyük resimle alakası yok, kareler yerlerine ( renk,sekil,ton) olarak yerleştir
-
Yazan: 09 - 09 - 2008 : 14.12 - milo
'O çiçeği senin için koparmazdım'
Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı…
Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık beni huzursuz ediyordu.
İş ilişkiye gelince oldukça içli,
-
Şeref
Öğrencileri bilge K’ya şöyle bir soru sordu:
“Şeref nedir?”
Bilge K. biraz düşündü, sonra konuştu:
[size=2][FONT=Verdana, Ari
-
Yazan: 05 - 09 - 2008 : 18.22 - deniz02
Seni sen yapan...
* Bir yer olsun,sadece senin gidebildiğin;gidebilmek veya gidebileceğini bilmek kalmayı kolaylaştırır!
* Bir yolun olsun,sadece sen git,kimse bilmesin;yol bildiklerini yeniden öğrenmek,öğrendiklerini temize çekmek gibidir...
* Bir kapın olsun sadece senin açıp,girdiğin;kapı düştür,sadece senin gördüğün...
* Bir penceren olsun,sadece senin bakabildiğin;pencere,dışın
-
Yazan: 05 - 09 - 2008 : 15.46 - CixGkn
[center]
[url=http://imageshack.us]

[/UR
-
Bu soru Albert Einstein tarafından hazırlanmış, dünyadaki insanların %2'sinin bu soruyu çözebileceğini söylemiş. Ben denedim, hem eğlenceli, hem de çözünce insan seviniyor. :) Sizinle de paylaşmak istedim, internette cevapları var ama belki kendinizi sınamak istersiniz.
KURALLAR :
1)Beş farklı renkte beş farklı ev var.
2)Her evde beş farklı ülkeden birer kişi oturuyor.
3)Bu evlerde ya
-
Bende hava neden bozdu diyordum. Bugün Feyz dostumun doğum günüymüş...
Yeni güne girmeden kutlamak lazım mecburen mecburiyetten...
İyi ki doğmuşsun Feyz sen olmasan ben kime sataşıp duracaktım...
Doğum günün kutlu olsun.
-
Gökyüzünde hayaller uçuşuyor sarı,pembe,mor,mavi
Çocukça hayaller; sevgi ve umut palavralarıyla bezeli
Gün solmadan aldanıyor genç kederli
Kanıyor yüreği, yanıyor gülleri
-Tüm gözlerimi çağırıyorum yüreğinizden
Kör bir kuyuya atılan melankoliğim ben
Okyanuslar ah şu okyanuslar mıydı dostluğun temeli
Sudan yoksun sevgilerin içinde yüzdüğü denizler birleşimi
Kıskançlık gemil
-
[size="3"][b][i]LAL
Ruhunu şehrin soytarılarına satmış hain gece
Yitik sevdalarda dolaşan unutulmuş lal bir hece
Yakalıyor ruhumun gölgesinden sızıyor içime sinsice
Sensizlik kör gecenin esareti asırlara sığmayan
Bu şiir dilsiz gecenin çığlıklarında dirilen bir isyan
Hasretimin yetim sancısıdır ellerinde kanayan
Ardıma düşen karanlığın puslu gölgesi
Dilimde yasak harflerin s
-
[size="3"]
ASLINDA BEN SUÇSUZUM
Her gün yaptığım gibi ormanı temizlemeye çıkmıştım. Orman benim evim, temiz tutmak da benim görevim. Derken bir kız beliriverdi. Kırmızı başlık ve peleriniyle çok şüpheli bir görünümü vardı. Kimin aklına gelir bu garip kıyafeti giymek. Bir kurnazlık peşindeydi mutlaka. Bir sür
-
[size="2"]Saçmalardan Seçmeler
Allahı size emanet ediyorum…. TANSU ÇİLLER
Polis yolu az sonra işlenecek bir cinayetin tatbikatı için kapattı….KANAL D ANA HABER
Mozart Türkiye’de konser vermeye gelirse tabi ki dinlemeye gideriz…..EMRAH
Kendime ait görüşlerim çok güçlü görüşlerim var ama onları her zaman onaylamıyorum…
-
Yazan: 11 - 08 - 2008 : 14.31 - deniz02
Emanete ihanet etmeyin
Halinizden şikayet etmeyin
Büyüğünüze emretmeyin
Boş şeylerde israr etmeyin
Cahillerle sohbet etmeyin
Nefesinizi boşa tüketmeyin
İnsanları bekletmeyin
Etrafınızı kirletmeyin
Hayatınızı mahvetmeyin
Kimseye minnet etmeyin
İnsanları yüzüne karşı methetmeyin
Kimseye küfretmeyin
Kötülüge meyil etmeyin
Malınızı boşa sarf etmeyin
Sırrınızı açık etmeyin
Her şeyi m
-
Yazan: 07 - 08 - 2008 : 15.46 - deniz02
Bahçeşehir Üniversitesi, 2008-2009 öğretim yılı için yöneticilere yönelik yeni bir yüksek lisans programı hazırladı. Yüksek lisans programı öğrencilerine görgü (adabımuaşeret) kurallarını da titizlikle öğretmeyi amaçlıyor.
Üniversiteden yapılan yazılı açıklamada, “Executive MBA Programı”nın içeriğinin yurt dışındaki önde gelen üniversitelerin programları ve Türk iş dünyasının
-
Yazan: 07 - 08 - 2008 : 10.44 - roTiNda23
SEVGİ...!
Alışverişe gitmek üzere evden çıkan bir kadın, kapısının karşısındaki kaldırımda oturan bembeyaz sakallı üç yaşlıyı görünce önce duraksadı, sonra onları, tüm içtenliğiyle evine davet etti; "Burada böyle oturduğunuza göre, üçünüz de kesinlikle acıkmış olmalısınız" dedi. "Lütfen içeri gelin, size yiyecek birşeyler hazırlayayım."
Üç yaşlıdan biri, kadına, eşinin evde olup olmadığını sor
-
[size="2"][b]Ahmet bir işi 9 gunde bitiriyor. Mehmet ise aynı işi 43 günde bitiriyor o da yarım yamalak, tam bitmiş de sayılamaz yanı. Mehmet kadar sorumsuz, lakayit adam olamaz. Haa, eglence olsun, Mehmet hemen devreye girer. Ama iş deyince kaçar. Bu durumda Ahmet’le Mehmet beraber calışırlarsa, o işin akibeti ne olur?
a) Ahmet, Mehmet’i daha ilk gun kalasla dover!
b) Ahmet isi bi
-

[size="3"][color="Navy"][font="Times New Roman"][b][i]PATRIZIA
Sisler ardında
Yitik bir orkestra
Requiem çalıyor hala
Çarpıyor göklere yankısı
Gri taşlardan yükselen
Yorgun at arabasından gelen
Geçmişin buruk ezgisinden
Genç kızın yürek sancısı
Güneşin ilk ışıkları vurduğunda yüzüne yılların izi ırmak yatakları gibi derinleşi
-
[b][i]ŞİRAZE
gökte yıldızken
ışığın oldum
dost oldum
yoldaş oldum
yolun oldum
gökte yıldızken
parladım çehrende
dolunay gözlerinde
şiraze oldum
yandım
kül oldum
serpildim yer yüzüne
diyar oldum
cehalet cehenneminde
çöl oldum
savruldum
vardım denize
balık oldum
düştüm hayallerine
mercan oldum
denize düştü aydınlığın
ışık oldum
-
Merhaba arkadaslar belki de forumun en ilginç mesajı ve sorusu olacak :) Kız arkadasıma hediye alıcam kendisi hakimlik sınavına hazırlanıyor onu motive etmek açısından ona bi hakim tokmağı almak istiyorum ama nerde arasam, nette bulamadım. Bu sitede birçok avukat arkadas var nereden bulabileceğimi bilen varsa yazarsa cok sevinirim :) İstanbulda her yer kabulum ayrıca Bursa Balıkesir Yalova Tekird
-
:o :kızgın: :o
-
Yazan: 22 - 07 - 2008 : 03.51 - hksvr
:o MATEMATİK YALAN SÖYLEMEZ..???
A = 1
B = 2
C = 3
Ç = 4
D = 5
E = 6
F = 7
G = 8
Ğ = 9
H = 10
I = 11
İ = 12
J = 13
K = 14
L = 15
M = 16
N = 17
O = 18
Ö = 19
P = 20
R = 21
S = 22
Ş = 23
T = 24
U = 25
Ü = 26
V = 27
Y = 28
Z = 29
-----------------------------------
Z =29
E = 6
K =14
A = 1
ZEKA = 50% BAŞARI
---
-
Yazan: 21 - 07 - 2008 : 17.44 - sedatif
Ben en çok commodore1tr in masa üstünü merak ediyorum :))
Buyrun ben başlıyorum, pek bir sade...
-
Yazan: 20 - 07 - 2008 : 14.07 - deniz02
Ünlü halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu’nun anısına Sivas Valiliği, Şarkışla Kaymakamlığı ve Şarkışla Belediyesi’nin katkılarıyla "Uluslararası Aşık Veysel Aşıklar Bayramı" düzenlendi.
Programa katılan Emerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, vatandaşları enerjiyi verimli kullanmaları konusunda uyarırken, "Bir olalım, iri olalım, diri olalım ve bu çalışmaları birlikte gönü
-
Yazan: 20 - 07 - 2008 : 06.31 - deniz02
20. Asya'dan Avrupa'ya Uluslararası Yüzme, Kürek, Yelken ve Kano Yarışları, İstanbul Boğazında Kanlıca ile Kuruçeşme arasında yapıldı.
Yarışa Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen de katıldı. Yarışmada Bakan Tüzmen kendi yaş katgorisinde 2'inci oldu. Tüzmen genel sıralamada 22'nciliği elde etti.
Yarış Kanlıca İDO iskelesinde başladı ve Kuruçeşme Sahili'nde sona erdi. Yarışa farklı
-
Bugün Av.Sertaç Turgut'un doğum günü..Birlikte kutlayalım istedim..:)
Gerçi biz onun yanına gidip,pastamızı yedik ama yetmedi,siz olmadan bir şeyler eksik kaldı:)
Doğum günün kutlu olsun kardeşim..güzel yürekli kardeşim..ömrün de güzel gönlün gibi güzelliklerle dolu geçsin,yüzün hep gülsün..sağlıkla, mutlulukla,huzurla, sevdiklerinle,kıymetini bilenlerle birlikte yaşlan inşallah..
Seni
-
[color="Black"][size="3"]İlkgün Abla muhteşem bir tatil yapmış gelmiş... Bir de ballandıra ballandıra anlatıyor ya Aslı Hanım başta olmak üzere güzel bir tatil çekti canımız... Tamam , tatil beldesinde staj yapıyor olabilirim ama tatil hep güneş , deniz vs değil ya...
Haydi hayalinizdeki tatili yazın, çizin ve sonra gerçek olsun hayalleri
-
Yazan: 11 - 07 - 2008 : 18.47 - cognis
Organize İlçe
MARDİN'in Kızıltepe İlçesi'nde, Ortaoğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı'nın (OKS) yapıldığı 9 okuldan 8'inde organize şekilde kopya çekildiği belirlendi. 36 öğrenincinin sınav sonuçları açıklanmazken, Valilik olayla ilgili soruşturma başla
-
Sevgili üyemiz "Nikon" un çektiği bu şahane fotoğrafları ben de sizinle paylaşmak istedim...
-
Dikkat!
Neşemizin ve kahkahamızın hatta hareketli bol sohbetli ve keyifli günlerimizin azalması nedeni ile İlkgün Abla'yı Özleyenler Derneği kurulmuştur. Amacımız, ilkgün ablamı serin sulardan kendisi gibi sımsıcak geyiklere getirmektir...
İlgililere duyuruyorum;
İlkgün ablamı bulun getiriiiinnn....:(
-
Susarsan yağmur yağar, konuşursan gül açar
Hayalin ebed müddet bir şarkıdır sultanım
Orda yağmurdan sonra ebemkuşağı açar,
Burda gök siyahlaşır, yer farkıdır sultanım
Bizi böyle amansız belaya meftun kılan
Kalbimizin bedenden firakıdır sultanım
Sussak yıllar boyunca konuşmasak seninle
Bir an unuttuğumu sanır mısın sultanım
Bir sabah yorgun argın çıkıp gelsem kapına
O gün beni s
-
Yazan: 06 - 07 - 2008 : 14.58 - CixGkn
Hayatımda saygı ve sevgi var;
Beklentim olan insanlarda adım yok.
Oyunumuza böyle devam edelim...
-
Yazan: 06 - 07 - 2008 : 07.08 - deniz02
Ordu'da yaşayan 75 yaşındaki Sıtkı Ekşi, yaklaşık 40 yıldır uzattığı, 2 metreye ulaşan bıyıklarıyla dikkat çekiyor.
Ordu'nun Mesudiye ilçesine bağlı Aşağı Gökçe köyünde yaşayan Ekşi, askerlikten sonra bıyık bırakmaya başladığını ve yaklaşık 40 yıldır bıyıklarını kesmediğini söyledi.
Türkiye bıyık yarışmasında daha önce 1 metre 35 santimetre olan bıyığıyla birinci olduğunu anlatan Sıtk
-
Yazan: 05 - 07 - 2008 : 20.52 - HHGme
Ben 28 yaşındayım ve hayatımı hep babamla birlikte çalıştığım işyerine göre çizdim. Ökuduğum okulu bile ona endeksliyerek 2 yıllık üni. okudum. Öyle, böyle geldik bugünlere... Babam sıfırdan geldi şuanki durumumuza ve çok zengin oldu. 30 yıllık bir sürede. Ama annem ben hepbirlikte çalıştık. Şimdi babamın adını bile anmek istemiyorum. Annemi boşamak istedi ve çocuklarına en fazlada bana 1 sene
-
YAŞA GİTSİN
.....
kalabalık yalnızlığın bileşkesidir
ve ilham
yalnız, şaire kalemi yok iken gelir
.....
bir varmış bir yokmuş hayat
suya yazılan bir şiirmiş
umudun yanıp söndüğü geceymiş
hayat
saman aleviymiş çocuğum
silik düşün denizinde hayal kurmakmış
düşün çocuğum
düşün ki yangının suya düşsün
alevinde anlam kazansın
anlayamadığımız dünyada zaman kazanasın
mutluluk blö
-
Yazan: 03 - 07 - 2008 : 13.50 - deniz02
Iğdır’ın 7 Kasım Mahallesi’nde oturan ve iki eşinden 3’ü kız 15 çocuk, 102 torun sahibi Abbas Koca 117’nci yaş gününü kutladı.

Nüfus cüzdanındaki kayıtlara göre 01.07.1891 tarihinde dünyaya gelen Koca, bir asırı geride bırakmasına karşın hálá dimdik ayakta. Ailesinin
-
Yazan: 29 - 06 - 2008 : 13.48 - deniz02
Sadece aydınlatmada dikkat edilecek birkaç küçük ayrıntı bile önemli oranlarda elektrik tasarrufu yapılabiliyor.
Örneğin, akkor lamba yerine fluoresan ampul kullanmak Türkiye genelinde ayda 1 milyar 120 milyon kWh’lık bir tasarruf anlamına geliyor.
Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü Ulusal Enerji Tasarrufu Merkezi’nce konutlarda elektrik enerjisinin verimli kullanılma
-
Yazan: 29 - 06 - 2008 : 13.20 - deniz02
Takip ve Danışmanlık Hizmetleri Büro yöneticisi M. S, yaptığı açıklamada, 2 yıl önce dedektiflik bürosunu faaliyete geçirdiklerini ve bugüne kadar çok sayıda iş aldıklarını söyledi.
''Bu işi yaparken TCK kanunlarına aykırı olmamak şartıyla delil topluyoruz. Takip yaptığımız tarafı rahatsız etmeden işimizi yürütüyoruz''
Genellikle eşlerini, sevgililerini ve çocuklarını izlettirmek isteyen
-
-sevgili ersin tosun'a naziredir...
Sana düşlerimi versem çocuk
Pamuk şekeri kıvamında olanları hani…
Sonra, umut eksem Babil’in rahmine,
Şarapnel yerine,
Yıldızları sersem gecelerine…
Sana gülüşlerimi versem çocuk
Bir yudumda içsem gözyaşlarını
Beşiğine bulaşan taze kan kokusunu
Kızıl bir gülle dağlasam…
Sen uyurken başucunda,
Bir Hüseyn’e, bir de
-
Yazan: 20 - 06 - 2008 : 19.06 - nikon
Ay-Yıldızlı ekibimizin Hırvatistan zaferi Dünya basınında yine bomba etkisi yarattı.

Avrupa'nın önemli internet siteleri maçtaki geri dönüşümüze vurgu yaparken en ilginç başlık Soccernet'ten geldi: "Geri dönüşün kralları"
Avrupa'nın diğer önemli medya kuruluşları şu başlıkları kullandı:
Skysports: Penaltılarda Türk lokumu
Corriera
-
şimdi…
gidiyorsun
öyle mi?
artık
dikenler kör
güller üryan
ve toprak
mahşere dek
saklayacak
ayak izini
koynunda…
bilesin!
Hayri BUYRUK
Bahar / 2006 / MENGEN
-
şimdi…
gidiyorsun
öyle mi?
artık
dikenler kör
güller üryan
ve toprak
mahşere dek
saklayacak
ayak izini
koynunda…
bilesin!
Hayri BUYRUK
Bahar / 2006 / MENGEN
-
Yazan: 16 - 06 - 2008 : 16.42 - deniz02
Cep telefonları ne kadar zararlı, neler dikkat etmeli, neler yapmalı? Gelecekte bizi hangi tehlikeler bekliyor. Prof Dr. Osman Müftüoğlu tüm bu sorulara açıklık getirdi.
Cep telefonlarının çok zararlı olduğunu ve bunun bilimsel araştırmalarla kanıtlandığını belirten Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, özellikle çocuklara cep telefonun 2 kat fazla zarar verdiğini söyledi.
Müftüoğlu, sözlerine şöy
-
LEZZET
Tarihini tam hatırlamıyorum ama öğrencilik yıllarımdan bir gündü...
Kapalıçarşı'nın arka tarafında Mahmutpaşa'ya doğru inen yollardan birinde bir pidecinin camekânındaki yazı gözüme ilişti.
Yazıda pidenin tereyağlı karadeniz pidesi olduğu belirtiliyor, inceden inceye tarifi veriliyordu.
Ama asıl ilginç olan yazının alt tarafına büyük harflerle yapılan ekleme idi;
"DİKKAT EDİN!.. Pİ
-
[color="Black"][size="2"][i]
ASİ GECE
(1)
asi gece
dolunaya yenik düşer
düşler perdesine yıldızlar düşer
dağılır gün karası gerçek teker teker
med cezir kavuşmalar zamansız
yorgun kaldırımlara düşer ay, apansız
(2)
ellerin ellerimde
tütün kokusuna sarmalanmış
ne yerde ne gökte
asi gecenin koynunda kaybolmuş
inlemekte
(3)
üşür gece
üşür yokluğun is karası düşler
dü
-
[color="Red"][size="2"][indent] Tusunami
Süzülürken caddenin yokuşundan
Yollar selama durdu dallar ağladı
Dağlar bile sarsıldı bir bakışından
Gamzelerin beni yaktı gönülleri dağladı
Kırmızı bir elbise vardı o gün üstünde
Bir manalı gülümseme ile yüzlerinde
Işıklar saçan yemyeşil gözlerinde
Bakışların beni yaktı kalbimi dağladı
Edalı yürüyüşün tusunami kalplerde
Her adımı
-
Yurdum İnsanı :)
-
Yazan: 10 - 06 - 2008 : 14.48 - deniz02
10 yıl önce cinsiyet değiştiren ve tamamen erkek görünümüne kavuşan Thomas Beatie, dört hafta sonra bir kız çocuğu dünyaya getirecek. "Hamile baba" Thomas Beatie yapay döllenmeyle başka bir erkekten hamile kaldı.[b]
[color=red][URL="http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?ci
-
Bu şiirimi Sevgi dostlarım; İlkgün Şen Nurlu, Hayri Buyruk, Dilek Kuzulu Yüksel ve Neslihan Ceylan Algül’e ithaf ediyorum…Sizleri çok seviyorum…..
Gün Dökülürken Irak’ta
Küçücük hayatlarında büyük düşlere yer yok;
Şimdi savaş kurbanı bir bebekleri var
Üç kişilik çocuk dünyasında kolları olmayan bir erkek,
Hayallerin gerçeklere mağlubiyetine direnen bir yü
-
Avukat,hakim,başbakan,bakan,milletvekili denirken neden savcı değil de Cumhuriyet Savcısı denir.Neden savcı değil de Cumhuriyet Savcısı?
-
[color="Navy"][size="2"][i][b]
SÜRGÜNDEN DÖNEN KERVAN
DAMLA DAMLA HAYAT
(1)- Gül yürekteydi;damlasında hayatın...
gül ki
doğa hep canlı kalsın
gül ki
aşk tomurcuklansın;
sen ki
yürüdüğünde fırtınaya karşı
uçurumda bir gül-e
dalga dalga çarpardı
zifir saçların 1 şubat 2008
.../..
(2)-İnsana dairdi her şey ve her şey insan içindi; sevdalar birikirdi onda...
Dağlar var
-
REJİM DİYET HAK GETİRE...
Şişli’deki bir dürümcünün reklam broşüründen harfi harfine aktarılmıştır...
Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir.
Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren de
-
Yazan: 08 - 06 - 2008 : 09.37 - CixGkn
Aşağıda ki soru Akıl Oyunları Şampiyonası 2006 eleme sınav sorusudur.
Bir kabilede kadınlar Pazartesi, Salı, Çarşamba günleri Erkekler ise Perşembe, Cuma, Cumartesi günleri yalan söylemekteler, diğer günlerde ise doğruyu söylemekteler.
KADIN: Dün yalan söylüyordum.
ERKEK: Ben de.
Sorumuz; Bugün günlerden nedir?
-
[color="Indigo"][size="2"][b] Beklemek nasıl zordu oysa. Asırlar günlere eklenip de sürüklenmek boşluğun deryasına karanlığın en karasında. Karanlık çağ, bilmem kaç asır, yalnızlık bilmem kaç bucak çöl gecesi sonsuzlukta.
Hırçınlığıyla yaralanan geceler, kaç umuda günü taşıdı. Güneşin kızları kaç gece ölüme kulaç açarken "yaşamak gerek" diye feryat etti.
Gün bilmem kaç bin kere doğdu yalın
-
HEP SEN...
Kalemim seni yazar
Gözlerim seni okur
Gözyaşım sana akar
Ellerim seni dokur
Yüreğim sana çarpar
Benliğim yokluğuna dokunur
Sevincim sende başlar
Sesinle sonsuzluğa dönüşür
Tek sonsuzluk sevgindir bende
Sensizlikte kim üşür?
Yalnızlığım yalnızlığını
Yalnız seninle bölüşür...
Ve
Yalnızlık da yenik düşer nafile
Her defasında yenileceğini bile bile
Kalbin adımı söylediği s
-
Selamlar
Ben seneye ÖSS'ye gireceğim. Şu an fen lisesinde sayısal bölümde okuyorum fakat istersek seneye eşit ağırlığa geçebiliyoruz.
Siz Hukuk tavsiye eder misiniz? (ekonomik boyutunu merak etmiyorum)
Hukuktan korkmamın en büyük nedeni hukukçu tanıdığım abilerimin hepsinin yüzlerce sayfalık kitaplara sabahlara kadar çalışması.
Ayrıca Hukuk bölümü okursam avukat olmak
-
PÜR-TELAŞ
../.
Özlemini biriktiren düşlerimin
_______________düşlerimin diline değdi kavuşmak
________________________söz-tükendi
___________________________tükendi dil
_________________________________dil oldu lal...
../.
Gün-güne eklidir
________eklidir aydınlığına gecelerimin
______________________gecelerimin sahibi
_______________________________sahibi yollarda
________________
-
Bu konu hukuki bir konu gibi görünüyor. Neden burada açıldı yoksa yanlışlıkla mı denebilir? Aslında ben konunun farklı bir boyutunu tartışmak istediğim için konuyu bu bölümde açtım. Bana göre konu daha çok yaşamla ilgili. Aslında hukuk da yaşam içinde bizlerin yaşamını düzenleyen kurallar bütünü değil midir?
Konu şu: Soyadı meselesi.. Ben evlenmeden önceki soyadımı kullanabileceğim konusunu önc
-
Seni kaç yıldızdan diledim bilemezsin
Hangi yollarda adımlarını
Hangi rüzgarda kokunu ve nefesini
Aradığımı bilemezsin.
[FONT=Times
-
Onbeşiymiş bugün ayın,
Ben doğmuşum inanmayın.
Bu da benden.Nice yıllara.
-
Onaltı yaşın sihriyle uçan kalp kuşlarının sahibi
Gözleri hep buğulu, gözleri uzakları arar
Terk eden bir anne terk edilen iki kardeş, yapayalnız bir hayatı var
Kaderine sessizce ağlayan bir hanede hayal kurma sevdasıdır yaşamak
-Gittin gideli anneciğim bizi hiç mi özlemedin
Anneler günü geçti, odamdaki bebeğime hediyeni verdim
Barlarda garsonluk kaderine ağır gelir zamanla
Zaman hep a
-
GAZ KAÇAĞI,
Bir apartmanın girişine asılan ikaz levhası;
"Kibrit ve çakmak kullanarak gaz kaçağını kontrol etmek kesinlikle yasaktır"
UCUZ KAŞAR
Bir marketin camında bulunan ilân;
"Ucuz kaşar,
kilosu 45 YTL."
KUDUZ KÖPEK
Bahçeli bir evin kapısındaki ikaz levhası;
"Dikkat, bahçede kuduz köpek var!..."
HİZMET
Erkekler hamamının giriş kapısına asılan bir reklam
"Bu hamamda c
-
Selma, 6 çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğuydu, bana geldiğinde 8 yaşındaydı. Selma'nın onu psikolojik olarak susmaya iten, seçici konuşmazlık dediğimiz sürece getiren olaylar beş yaşındayken başlamıştı.
Selma, beş kardeşi, anne ve babasıyla kendi alinde normal bi yasam sürerken bir gün annesi hastalanıyor. O dönemlerde beş yaşlarında. Kendisinden büyük iki abla, bir ağabey ve kendisinden küçük
-
Son Oyun
Gel bütün hışmınla gel,
Ne ağlayacak, nede sinecek değilim..
Sevgisizliğini yüzüne vurup,
Gururum için direneceğim..
Gerekirse bir beyaz gömlek giyip
Ödülümü almaya geleceğim..
Haydi neyin varsa koy ortaya,
Açıkta, derinde ne varsa..
Mertçe çık karşıma, yüreğin yetiyorsa,
Yada her zamanki gibi,
Kalleşçe , alçakça oyunlar oyna..
Beklide bu perde de son oyunun,
Farkında
-
Işığı söndürmeyin
Bazen Türkiye’yi bir değirmen olarak düşünüyorum. Ekmek için un değil, insan öğütüyor.
[font=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Sonra bir elek olarak düşünüyorum, Türkiye’yi. Öğütülen insan magmasını silkeleyip, kemikl
-
-
Yeni yollara açılan kapıların,
Anahtarını verin bana.
Açıldıgında önce,
Mis gibi kokan çiçekler
Çıksın karşıma.
Gülümseyen yüzler karşılasın beni,
Daha sonra...
Ne ruhumu sarsmak isteyen sisler
Ne de olduğum yerde kalakalmamı isteyen
Gözler olsun etrafımda
Orada bir kez daha nefes almak
Bedel olsun tüm hayatıma
Öyle bir yer olsun ki
Dönüp bir daha bakmayayım ardıma...
-
Sevgi;
emektir,
saygıdır,
fedakarlıktır,
empati yapabilme yeteneğine sahip olmaktır...
Sevginin sahtesi olmaz.Sevgi ve çoşku aynı anda tezahür eder zira.
Seven insan her fırsatta sevdiğine ulaşır.Önceliğini sevdiğinden yana kullanır.
-
Şu anda evinde bel fıtığı hastalığı nedeniyle dinlenmekte olan Sevgili İlkgün Şen Nurlu ablama acil şifalar diliyor, geçmiş olsun diyorum...Seni seviyoruz ve en yakın zamanda o cıvıl cıvıl yazılarını sesini duymak istiyoruz...Saygı ve sevgiyle ....
-
KARMAŞA
Bir hüznüm diğerini besler,
Zihnimde akıl almaz sayıda kafesler.
Nerede onlar?
Bana hiç uğramadı,
Sizin gelip geçici dediğiniz hevesler.
İlk değil ki bu,
Daha önce de oynandı bende bu bayat piyesler...
2001 Ekim/Ankara
-
Hiçbir şehrin doğuştan yerlisi olmadın sen,
Bilgiyi de sevdayla soluyan bir his oldun,
Şimal rüzgârlarıyla dolaştın elden ele,
Şimdi seni hiç kimse hatırlamasa bile,
Islanmış bir şiirin kalbinde atacaksın,
Belki de öldüğüm gün benimle batacaksın.
Çekip gittiğin yer de uzak değildi oysa
Ne olurdu bir daha geriye dönüş olsa…
Çoğalma arzusunun hüznü yayılıyordu,
Güvensiz bakışları
-
Yazan: 26 - 05 - 2008 : 14.40 - deniz02
Bir günde en fazla kaç fincan kahve içmeliyiz? Ne kadarı yararlı, ne kadarı zararlıdır. Aşırı doz kahve öldürücü olabilir mi?
Fazla fincan kahveye düşkünlük, rahatsızlık, huzursuzluk, uykusuzluk, heyecan, bulantı, kusma ve yüzde kızarıklık gibi semptomlara neden olabilir. Ciddi doz aşımının semptomları ise sayıklama ve nöbeti de içerir.
Alarm halinde olma durumunu artırır
İnsan
-
İKAZ LEVHASI
Bir apartmanın girişine asılan ikaz levhası;
“çocuk sahibi olanlar çocuklarınızı tembihleyin.
Yine birisi asansöre işemeye başladı.
Çoook ama çok ayıp.
Lütfen.
SATIŞ
Bir satış ilanı,
Etiket
Bir tişört 2.000.000
İki tişört 5.000.000
Üç tişört 8.000.000
TEHLİKELİ VE YASAK
Çubuk barajı civarında bir kayaya yazılan yazı,
İntihar etmek tehlikeli ve yasaktır.
-
Yazan: 25 - 05 - 2008 : 05.45 - ayscns
bi arkadaşıma ulaşmak istiyorum ama nasıl yapıcam bilmiyorum..telefon kullanmadığı için şuan benim nmr bilmiyor..geçen evi aradı özelden fakat ailem yanımda diye konuşamadım yanlış nmr diyip kapatmak zorunda kaldım..bursada oturuyor..adını ve soyadını biliyorum ve yaşı..ona ulaşmak istiyorum..fikir verebilceğinizi umuyorum... :(
-
BİTTİ
Acı olarak yaşadığım günlerin
Hatırası bile kalmadı
Gittiğin günden beri
Kalbim adını anmadı
Kısmet böyleymiş demek ki
Denedik ama olmadı
Yaşamak gerekiyormuş
Bazı şeyleri
Tatmak lazımmış
Tatsız endişeleri
Aynı hayatı paylaşmak yokmuş kaderde
Çoktan geçti ruhum bu klişeleri
Şimdi yarınlarım var önümde
Yaşanılası zamanlarım
Sevgiyle doluyum her günümde
Bitti dediysen
-
[b]KISA..KISA..:o
Derdini söylemeyen iyi yapar...
Bir de onun derdiyle mi uğraşacağız.
......
Şişe tıpayı, şarap kupayı, eşek sopayı sever.
......
İnsanlar topraktan yaratılmıştır,
Her an çamurlaşabilirler.
.......
Kurbağayı tahta da oturtsan
Gene çamura atlar.
......
Büyük adam olmaya gerek yok,
Bizler yanlızca adam olalım yeter.
......
-
DERE
Yoluna çıkan dağı
Dolanıp umutlarla
Koşuyor sevdiğine
Yüreğinde sevdası
Susayıp suya inmiş
Bir kamış ki boyumca
Üstünde yedi delik
İçinde aşk şarkısı
Sevdalı bir balığın
Vazgeçip özgürlükten
Bu şarkıdan oltaya
Yakındır takılması
Karışmış da suyuna
Önümden geçip gider
Yarin ipek saçına
Değmiş yağmur damlası
Ben gibi hasret kalmış
Belli gözyaşlarından
Sevdiğini
-
“…ey sergüzeştim
/ki ben, ismin en çok “h” halini sevdim/
söyle ben kimim, nasıl bu denli kimsesizim
hangi kilimin renklerinden dirildi acaba bedenim
gözlerimi nasıl bir gecenin karasında açtılar hayata
hangi tanrının fermanıyla kısıldı sesim…”
l
dolunayın esirgenmiş gölgesinde
senin için son kez soyunuyorum bu sahnede kederle
bak nasıl da d
-
GENEL MÜDÜR
İki gün önce pikniğe gittik hane halkı ile...
Giriş kapısında görevli kimse yoktu.
Bu sene sanırım giriş ücreti kalkmış diye düşündüm.
Neyse bir yer bulup eşyaları yerleştirdim.
Mangal kömürünün yeterli olmadığnı görünce oradaki büfeye gittim, kömür istedim.
Adam kömürün fiyatını söyleyip kaç kişi olduğumuzu sordu.
"Sorumlu siz misiniz" dedim.
Adam yakasındaki kartı düzelter
-
[size="2"][i] ARAFAT
Ebruli düşler damıtılır insan laboratuvarında
Gökyüzüne yansır sahte ruhların izdüşümü
Karabasan olur karanlık kayıp kimlikler ardında
Gece gündüz arasında ihanetin ince ölçümü
Med cezir denge bulur iki dudak arasında
S a d e ( c e ) y a ş a m a k dipsiz denize atılan bir dilek
Binbir maskeler ardında c a n ( s ı z ) ö l m e k bilerek
Söz dolanır savrul
-
../.
NEDİR DOYMAK?!
..
Destanlar yazılır
Üstü kıraç
İçinde can
Toprak.
..
Ucu-bucağı yok
Karışı-parsel
Zor-a gelir
El-değişir
Toprak.
..
Taş üstüne taş
Yakılan ağıt
Yol-vermez
Üryan doğar
Toprak.
..
Kum-çakıl
Taş-beton
Kök-ağaç
Gizli-tohum
Toprak.
..
Ne sen ne o ne öteki
Hiç-biriniz getirmediniz
Sırtlayıp da cenneti
Basamaklı
Toprak.
..
Al-toprak
Aç-tor
-
.../..
-rüya görmüş olmalısın, kendinle konuşmaktaydın
-rüya değildi,
-yorgunsun, istersen sen uyu,
-hayır, yorgunluğum geçti, bana bir çay daha yapabilir misin?
-başım üstüne evlat,
Çayı tap taze yudumlamaya başladıklarında kaval önceki yerine geri dönmüştü. Ev sahibi sordu
-nereye gidiyorsun,yolculuk ne tarafa?
-kendime gidiyorum!
-doğru yolda olduğundan emin misin?
-biraz öncesine kad
-
http://www.flash.gen.tr/index.php?ac...ile&fileid=810
Bin kez yandıktan sonra lütfen bırakın oynamayı :o Sakın hırs yapmayın, çok pis kapılıp gidiyorsunuz. Su an 25. aşamadayım ama 2369 kez yandım :)
-
SEVGİ ÖNCELİK İSTER
Üniversite yıllarımız . Biz iki erkek arkadaşız . Onlar da iki kız . Öyle tanıştık SBF' nin kantininde . Birlikte çıkıyoruz . O yıllarda çıkma ne demek ... Sinemaya falan birlikte gidiyoruz öğleden sonraları . Akşam üzerleri de o zamanlarda çok ünlü Filiz Pastanesinde buluşup çay falan içiyoruz . Gözlerden gözlere , zaman zaman birleşen ellerde bir f
-
Ada Sahibi ya da Ada Olmak
Tanınmış gezgin Thomas Cook, bir araştırma gezisi sırasında Atlas Okyanusu'nun ıssız bir yerinde, çığlıklar atan milyonlarca kuşun havada daireler çizerek uçtuğunu gördü. Kulakları sağır edecek denli yüksek sesle çığlıklar atan kuşların kimileri yoruldukça, kendilerini okyanusun dev dalgaları arasına atıyorlardı. Onlar bu son hareketleriyle yaşamların
-
[size="2"][i][b]İSYAN
sinsice akar göz yaşlarım
buğusunda gözlerin acı bir özlem
soluduğum hava sensiz boş
odalar soluksuz , havada bir sitem
dokunduğum yerde matem
baktığım kör karanlık yasta
içime dökülen damlalar
dudaklarımda tuz olup akarlar
-
YAŞLI ÇINAR
Menteşelerin gıcırdama sesi olmasa kapının açıldığını fark etmeyecekti. Dört-köşesini avucunun içi gibi bildiği evinde oturduğu minderden kalkıp kapıya doğru yürüdü. Sonbaharın serin rüzgarı yüzüne çarptığında kapının sonuna kadar açık olduğunu anladı. Tam kapının önünde durdu ve
-hoş geldin, dedi
-hoş bulduk,
-kapıyı tıklamadığına göre...?!
-aralıktı, dokununca açıldı,
-içeri
-
../.
TUFAN
../.
Güne değdim
Apansız geçtim
İrkildim.
Tabletler içinde gizlenen yüz
Yüz alevin hoyrat dansı
Gölge/si çizildi.
Alev-i-m sarılır mavi
Ayaklar taşır bedeni
Yenik düşer kibrine gerisi
Kırılır makinenin dişlisi.
../.
Güne baktım
Uykusuz uyandım
Tırpanlandım.
Tapınaklar dağ-başlarında
Çöreği zihin-taşımda
Çöker.
Şehir silueti hırçın
İncisi-oya renk yitik
-
GİT
Haydi sende git sende
Arkana bakmadan git
Gözlerime bakmadan git
Haydi sende git diğerleri gibi
Beni benimle bırak sende git
Utanma sıkılma üzülme
Duygularının altında ezilme
Buraya kadar demeden git
Hoşca kal demeden git
Beni kendimle bırak sende git
Geçmiş gelecek düşünmeden
Bana verdiğin sözleri hatırlamadan
Geçmişe bir kalem çizerek git
Arkandan yananları düşünme
Be
-
SEVDA VE KAVGA
Hasta yatağımda sabaha karşı
Bilseniz aklımdan ah neler geçer
Yarin elleriyle yanmış tenimden
Keskin bıçaklarla iğneler geçer
Tabibin deldiği damarlarımdan
Yarin gözyaşından serumlar geçer
İlle aşk ille “dost dost ille kavga”
İçimden çetrefil durumlar geçer
Duvarda “sus” diyen güzele bakıp
Gözümden yaşanmış sevdalar geçer
Onsekiz yaşımın
-
İşte Salihli fotoğrafları, çatlatmak gibi olmasın ama çok eğlendik... :)
Eklenmiş Resim
-
YETMEDİ Mİ/DÜNYALAR
Bir kenarda durmuş, olanları izliyordu. Bir kadın, cadde ortasına yığılıp kaldı. Koşmak istedi, koşamadı; çığlık atmak istedi, sesi soluğunda kaldı. Bir kadın yığıldı cadde ortasına, o yığıldı kendi dünyasına...
Önce gözleri karardı sonra, çömeldi olduğu yere. Dünyalar geçti gözlerinden;...Yaşanmışlıkların ağırlığı omuzlarında , yasladı sırtını bir duvara; buz gib
-
Amerikalı erkek bir bilim adamının yaptığı araştırma,
Kadınların hayatının 4 ana döneme ayrıldığını ortaya koymuş:
1) Herşeye ağzı açık ayran budalası olarak baktıkları,
söylenen her güzel lafa kolay kandıkları 17 - 25 yaş arasındaki
KAZ Dönemi.
2) Güzelliklerinin farkına vardıkları, o yüzden hep
kapris üstüne kapris yaptıkları 25 - 35 yaş arasındaki
NAZ Dönemi.
3) Hayatı (er
-
YAR-YAR!
../.
Zamana sığdıramadığım
Toz-zerresiydi yüreğim
Avucunun içinde;
Geceye ışık-seli gibi doğan
Gül-dalında sarmalayan
Yar-yar
_____nerede kaldı ellerin!?
../.
Nar-çiçeği ilişti
Usulca ve nazlı
Sol-yanımda yaralı,
Bezedi mavi-göğü
Yeşilin sesi
Beyaza boyadı bulutlar
Kelebek kanatlı,
Bir dalda öbek
Açmaya hazır
Kayaları parçalayan
Çam kozalağı!
Aldı beni t
-
Biz aşığız yar yolunda yürürüz
Biz adım atarken diz incitmeyiz
Biz damla içinde derya görürüz
Biz ağlarken bile göz incitmeyiz
Biz inandık rehberimiz Mustafa
Biz dünyaya geldik gittik kaç defa
Biz kal u belada dizildik safa
Biz secde ederken yüz incitmeyiz
Biz bülbülüz viranede ötmeyiz
Biz haksızlığın tarafını tutmayız
Biz aşk ateşine odun atmayız
Biz kendimiz yanar köz incitmeyiz
-
[size="2"][i]MAVİ YOLCULUK
Kelebeğin konduğu yerde içtik sevdayı.Sevdana susadım, yol aldım ve yorulmadım sana koşarken.Kavuşmalarımız cennet bahçelerine açılan bir kapıydı.Gözlerinde buharlaşmak ve yok olmaktı aşk . Yürüdüğümüz taş sokaklar şimdi seni konuşmakta ve sana açmakta baharın en cömert çiçeklerini.Oysa solmakta yüreğim hasretin kemirdiği zifiri zindanda.
Hoş sohbetli limanla
-
Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri torunlarına eğitim veriyor. Onlara şöyle diyor:
“İçimde bir savaş var. Korkunç bir savaş. İki kurt arasında. Bu kurtlardan biri; korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, açgözlülüğü, kibri, aşağılık duygusunu, yalanları, yapmacık gururu, üstünlük taslamayı ve egoyu temsil ediyor. Öteki ise; huzuru, sevgiyi, umudu, paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçakgönüllü
-
Azman geliyor!
Kızıl şapkaya kanıp
Çilekleri bedava mı sandınız
İş-güç eşittir para?
Eğilme kapitalizmin kölesine
Kaçın şirinler kaçın
Azman geliyor!
Gargamel’in cübbesine
Misyonerlik hevesine
Doldurur altınları yelesine
Hiç acımaz cicisine
Kanmayın şirinler kanmayın
Azman geliyor!
Ne cami var, ne kilise
Kanmayın Peyo'nun sözüne
Tembellik Anayasa'sına
Emperyal
-
SOKAKTA ÇOCUK OLMAK
Kültür denilen olgu doğaya yabancılaşmayla başlar ve ona dönemediği oranda yozlaşır. Kültür tarihsel ve sosyal olarak üretmektir, yozlaşma ise tam tersine bunu tüketmek ve gerilemek ile eş anlamlıdır. Evren ve doğa insan düşüncesinden ve bilincinden bağımsız olarak vardır. Ayakları üzerine kalkan canlı türü olarak insanın bağımsız kalan ellerinin ?ilk alet ? olduğu gerçeğ
-
[b][size="3"][color="Navy"][i]YANSIMA
küflü bıçak
su yüzüne yansır
a l ç a k
gün yanar kıyılarda
kıyamete gebe
bir söz kör ebe
alçaldığında yanacak
celladın dilinden savrulacak
g e r ç e k
saf yanım kavrulacak
müebbet yangında
kötülük ve iyilik şimşek çakınca
alev alacak
y a l a n
cennetten kovulacak
günahı ellerinde
-
TAMARA’ YA HAİKULAR
I.
ela makamı
bir mutluluk bestesi
baktıkça çoğalan…
II.
bahar zamanı
uçarı papatyanın
düşünde kelebek…
III.
yağmura inat
güneşe düşen cemre
sonrası mayıs…
Hayri BUYRUK
12.09.2007 / MENGEN
-
Dost kalalım dedin, aşkımı sildin
Bu kem yara beni üzmekte dostum
Zalim bir mengene içimde sevgin
Gün be gün kalbimi ezmekte dostum
[font=Times New Roman][size=3]Aşkınla onursuz,
-
Bir üyemiz henüz 22 yaşında olduğunu ve şu anda 15 yaşını dahi doldurmamış bir çocukla nişanlı olup onunla yıl içerisinde evlenmek istediğini dile getirmiş.
Medeni Kanunumuzun evlilik yaşının alt sınırlarını belirlemiş olmasına içerleyen başka üyelerimizin mesajları da var.
"Ağaç yaşken eğilir." atasözünü evlilik gibi bir konuda okumuş olmak beni hem üzdü hem düşündürdü. Küçük çocuklarla ya
-
BOŞUNADIR-BOŞUNA
../.
Şairdir,
Müsveddesi cebinde
Ne elinde bal
Ne de yanağında tomurcuk var,
Bir hışımla iner ovaya
Bulur kendini sözcük deryasında
Balık misali düşer oltasına
Ayıklar bir-bir düş-karasında...
../.
Şairdir,
Koşulu yok
Tanımaz
Düşer yitik ülkeler ardına
Yerleşir kendi ütopyasına,
Bakmaz kimselerin
Ne adına ne de sanına,
Zincir vurulur
İğneden-iplik koluna, ka
-
Duygu Seli
1
Hani, tıpkı bir ilkbahar fırtınasında karların erimesiyle coşan
Bulanık akan suların oluşturduğu o çılgınca seller gibi
Sonsuzluğun kapısında aşılması zor zincirleri kırabilecek güçte bir DUYGU seli
Yaban güllerinin taç yapraklarında damla damla süzülen su misali
Gıdım gıdım biriken sözcüklerle, çığ olup yuvarlanan bir sevgi
Ama mülevves, ama necip, ama çok y
-
Dostlarım
Dostlarım hep bende kusur aradı
Gerçek yanlarımı göremediler
Yar dediğim yad ellere yaradı
Sevdiklerim bana eremediler
Saflar kandı fitnelerin sözüne
Körler düştü kalleşlerin izine
Dinamitler kondu suyun gözüne
Yine de farkına varamadılar
Kalmadı sevdiğim lezzetim tadım
Devrildi seneler bak adım adım
Yıllarımı insanlara adadım
Bir günümü geri veremediler
Göz koydul
-
Bosna’da çocuklar hüzün toplarken bayramlarda
Islak hatıralarıyla akardı zaman…
Yaman Zaman
Kahır sesleri gelir uzaklardan
Feryatlar tutsak olur masum yüreklerde
Bedenler çığırtkan durur ruhlar yalan
Kızıl toprak anne olamaz sarı lalelere
Anneciğim
Sen mi geldin
Yanar sevinçler yanmaya dursun bayramlık hevesler
Neden diller lal olur dünya konuşamaz
Kimse
-
Deniz, yanımdı
Yosunlar yatağım karasularında
Kılıç balığım
Biç harmanlansın renksiz duygularım
Deniz, ahımdı
Çatlayacak nazarım bakışlarında
Söz namusum
Dur yakacak kızgın kumsallarım
Deniz, sağımdı
Köhnemiş tuzum nemli toprağında
Gölge nadasım
Vur patlasın tomurcuk yakamozlarım
Deniz, solumdu
Uyutur Yusuf’u kör kuyularında
Ninnisi isyanım
İt karanlığı damlasın ruhun
-
BOZKIRIN ÇOCUĞU
Ben bozkırın çocuğuyum
Sen yemyeşil bahçelerin…
Tenim ondan buğdaya çalar
Senin de gözlerin çimene…
Hep tuzludur dudaklarım
Seninkisi ıslak…
Ellerim toprak kokar
Ellerin çiçek
Bilir misin sevgilim
Susuz kalınca toprak
Çiçek hayali kurar
Bütün bir mevsim…
Hayri BUYRUK
13.12.2006 / MENGEN
-
ŞARABIM ÇİÇEK AÇAR
Zamanlar gelir geçer
Ben seni düşünürüm
Bir çiçek üstünde yüzün
Bir başkasında dudağın
Bir varmış bir yokmuş
Gelişini düşünürüm bazen
Hadi bakalım bahar
Küçük bir dere akar
İçmeye eğilirim
Yüzün sulara düşer
Sonra sesini düşünürüm
Bir yıldız yere iner
Tutar öper düşüncemden
Tam sevdiğim yerden öper
Tutuşuverir tutmasam
Olmadı adını düşünürüm
Karanlıkta
-
Bugün yağmur yağacak
Kuşlar böyle söyledi
Yarın güneş doğacak
Taşlar böyle söyledi
[size=3][font=Times New Roman]Memleket düze
-
Bir dahaki sefer ellerinizi yıkarken suyun sıcaklığı tam istediğiniz gibi değilse eskiden İngiltere'de bu işlerin nasıl yapıldığın düşünün.
1500'lerde İngiltere'de işler şöyle yapılıyordu:
İnsanların çoğu Haziran'da evleniyordu Çünkü senelik banyolarını Mayıs ayında yapıyorlar, Haziran'da hala çok kötü kokmuyorlardı. Ama yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutl
-
Dilek: Doğum günün kutlu olsun.Nice nice sağlıklı yaşlar dilerim..
-
Niyahet hanımı yatırdığımıza göre;) Hemen gerekeni yapayım. Ne zamandan beri sitede görünmesem de eşimin en çok zaman ayrıdığı, bilgisayarını açtığında çoğu zaman girdiği ilk web sitesinde bu konuyu açmamın doğru olduğunu düşündüm.Yarın sabah bilgisayarını ilk açtığında da bunu göreceğini ümit ediyorum.
Belki çoğunuz bilmiyorsunuzdur. Eşim yani Dilek Kuzulu Yüksel, aslında benim liseden ve üniv
-
[indent][indent][size="3"]
SOKAKLAR
Kim demiş beni kimse tanımaz diye
Bu sokaklara sor beni iyi tanırlar
Kaç mevsim yaşadım bilemem ama
Çok dertleştim tozlu yollarında
Kaldırımın her taşında izim vardır
Her taş aralığında gizlenmiş bir sözüm vardır
Güldümse, ağladımsa bu sokaklarda
Gönülden özledim her uzun ayrılıkta
Konuşurdum taşıyla duvarıyla arkadaş gibi
Çıkmaz yolların
-
Madam Medina'nın anısına...
“Gelsene kız içeri.”
“Çok yorgunum Madam Medina. Erken yatacağım.”
“Ama ara sıra gelsen bana yemeğe. Bak yalnızız ikimiz de.”
Kuru bir dalı andıran elini uzatıp, usulca okşuyor yanağımı:
“O kadar genç ve güzelsin ki.”
Gözlerimin ıslandığını farkediyor mu?
“Teşekkürler Madam Medina, iyi akşamla
-
Dosya 413
SİZ UYURKEN
dünya uykuda şuan
güneş sabırsızlanırken yükselmek için
sus diyorum
bırak uyanmasın dünya
gün be gün çirkinleşen hırslar unutulmuşken
rüyalarda çocuklar gülümserken
silahlar kuşanılmamişken
kalpler henüz kırılmamişken
kötülükleri düğümlemişken insanlığın en saf yanına
uyurken bebek kokusunda koca gün
hu
Eklenmiş Resim
-
Yazan: 02 - 05 - 2008 : 22.27 - cognis
Ben, bir erkeğin kendisine emanet edilen kadın mahremiyetini hayatı pahasına koruması gerektiğine inanan kuşaktanım.
Bizim kuşak, cinayetten yargılanırken geceyi birlikte geçirdiği kadının adını vermemek için
cinayet saatinde nerede olduğunu açıklamayan ve idama razı olan erkeklerin hikayelerini anlatan kitaplarla, filmlerle büyüdü.
Kadının mahremiyeti bizim için kutsaldır.
O mahremiyete ih
-
-Sevgili ablam Hanım MERAL'e-
Dolunay Ağırlığı
Güllerin içinde koşan gülen bir hayat vardı
Yüreği okyanus gibi dolup taşardı sevgiyle
Masumiyet timsali gözleri, muhteşem güzelliğiyle
Dağlardan denizlere esen hırçın bir rüzgardı
Dolunay ağırlığını taşıyamadı geceler
Gözlerindeki güneş hazin bir akşam battı
Ellerinden tutan zalim bir zamandı
Kandı düşler kandı, kandı ve yanıldı
-
“…artık bütün mevsimleri güz suyunda yıkanıyor içimin
pespaye kadınlar bir kefesinde, diğerinde ölüm terazinin
“kör çırpınmaları” yakarışlarım../bu nasıl acı verir bilir misin/
takvimlerin sahipsiz yapraklarından daha da sebepsizim
ve bataklığın çekiciliğine yenik düşüyor nihayetinde direnişim…”
l
adıma dönüyorum, son arzuya...imreniyorum merme
-
DAĞLARIN GÜLÜ/''SAVAŞ ve BARIŞ''
Dağların dorukları kar ile boran olsa da,
bir gül açar fırtınalarada;
zorbanın bel-bağladığı karanlıklarda,
hazır bekler akrep, zehrini akıtmaya;
korkunun tüm renkleri belirir ok yay-dan çıktığında,
çoluk-çocuk kaçışır köşe-bucak sıyrılırken kılıç kında;
karanlığın sesi yırtar geceyi ağır adımlarla,
soluklar tutulur, yürekler pür-telaşta!...
Dağların d
-
[size="3"]
[b][i]Dünya dönüyor, omzunda insanlığın bitmek tükenmek bilmeyen günahları... Yaşam sorgulanıyor, omzunda onulmaz dertleri ve sınırsız umutları... Hayaller ise kaf dağının ardındaki anka kuşunun ağzında...
ABD füzeleri Irak'ta kız okulunu vurdu, taze umutlar kucaklarda son nefesini verdi. Spiker beynini uyuşturdu haberlere bir kaç dakika kala ve vakit geldi sipariş haberler okundu
-
[i][b]
KARANFİL KOKULU ÇOCUKLAR
karanfil büktü boynunu, yüreği örselendi
kızıl günde açtı umutlar, karanlığa direndi
meydanlara taşan tarih ,kaldırımlarda yankılandı
hep bir ağızdan , iş-emek-özgürlük yankılandı
acıyla yoğrulur mücadele
doğacak günün hasretiyle
koşun çocuklar caddelere
meydanlara düşün el ele
koşun çocuklar koşun
emeğin direnişiyle
alev kızılı türküleri haykı
-
CANI İSTERSE
Çağırdım usulca
Gelmedi
Neymiş efendim
Duymamış
[size=3][font=Times New Roman]Bangır bangır bağırsa mıydık
-
KOÇ
Cin gibiyimdir,gözümden birşey kaçmaz,
Kararlıyımdır,rotam kolay kolay şaşmaz,
Herşeyi bilirim,ruhum liderdir benim,
İyi amir olurum,emir vermeyi de severim..
BOĞA
Maddiyata düşkünümdür,çok para isterim,
Cesur ve gözü karayım,belayı da severim,
Sevimli,konuşkan,biraz da inatçı biriyim
En büyük özelliğimi yazamam burada,çekinirim.
İKİZLER
Bir sayın aşklarımı parmaklarınız az
-
KOÇ
Cin gibiyimdir,gözümden birşey kaçmaz,
Kararlıyımdır,rotam kolay kolay şaşmaz,
Herşeyi bilirim,ruhum liderdir benim,
İyi amir olurum,emir vermeyi de severim..
BOĞA
Maddiyata düşkünümdür,çok para isterim,
Cesur ve gözü karayım,belayı da severim,
Sevimli,konuşkan,biraz da inatçı biriyim
En büyük özelliğimi yazamam burada,çekinirim.
İKİZLER
Bir sayın aşklarımı parmaklarınız az
-
“…sahi hiç ölçtünüz mü, kaç adım gelir acaba bir kadının ölümü
ya da acıtır mı ağacın kökünü o tek yaprağının renksizliğe sürgünü
filketelenmiş gelin bohçası şimdi sesimden âyan beyân dökülen zaman
bütün kadınlarım bir van gogh misali hüzünlü ve tütsülü ve de yaban…”
l. sağanak
hızla yaklaşırken kırkıma, aşkı reddediyorum ey ruhum
bir de ölümü bu fasıl
-
-Gözlerinde kaybolup düşüyorum derinlere
Düşmekteyim, düşmekteyim, muhtacım o ellere!-
Öyle bir ateş ki içimdeki
[color=blue]Yakar, yakar da derinden[/C
-
EVLEN/ME/ TEKLİFİ
siz
yıldız yüklü bulutlar
gibisiniz…
bir damla
yağmur olmak için avucunuzda
gözyaşlarımı verirdim
bilseniz…
çoktandır
düşlerime metal kokusu saldı
ahşap /yorgunu/ camlarda uyanan
gözleriniz…
desem ki
gözlerinizden bir ev yapsam
benimle evlenir misiniz???
Hayri BUYRUK
01.04.2007 / MENGEN
-
Özlüyorum gülüm…
Çıldırtan yalnızlık gecelerinin
Bitecek görünmeyen durağanlığında
Kollarımda uyuklayan hüznün
[font=Times New Roman][size=3]Özlemler yaratan keşmekeşinde[/S
-
Aydınlıklara talan sürüldü
K u s şimdi acımasızlığına
S a v a ş Dünyası
Küskün bir nefretin kursağında kaldı yüzün
Güldün
Ellerin yıldızlar savurdu gökyüzüne
B ü y ü d ü n
Beyaz
Siyah
Neden kışın ayaz
Yazın avaz avaz
Çığlıklar serdin söyle neden
Neden yaktın bir gencin umutlarını m a v i bitmeden
Yüreği gülmeden
Söyle neden
Kan gülücükleri
Akar kızıllığın
-
Bu seriyi Sevgili Gül’ün açmış olduğu “utanç” adlı forumu okuduğumda o kadar etkilendim ki dizeler dökülmeye beyin hücrelerimde canlanmaya başladılar; Gül yürek seni selamlıyorum..
Ve bu seriyi katledilişini lanetlediğim eşsiz yüreklerden bir can olan Benazir Butto’ nun anısına saygı ile bir kır çiçeği demeti olarak bırakıyorum.. Şiirimin ismi onun bir konuşmasından 
-
Geldi bahar ayları
Gevşer gönül yayları:o
-
Yüzyılın Gafları
"Tugay, vurursa gol olur, vuruyoooor, aut..." (Bülent Karpat)
"Ben ona dırdırın kralını yaparım, ama lisanına hakim değilim." (Ahmet Çakar, Lucescu'ya çatarken)
"Değişik bir yerden gireyim sana..." (Erman Toroğlu, Şansal Büyüka'ya)
"Walsh ikinci yarı çok etkisiz, kendisini oyunda hiç göremiyorum..." (Can Bartu, Beşiktaş maçını yorumluyor; ancak Walsh devre arasında oyunda
-
Sevdiğimiz isimler,kendi ismimiz ve anlamlarını paylaşmaya ne dersiniz?
Kendimden başlayayım.Adım Ferda.Anlamı; Gelecek,yarın,istikbal demek.
-
Çal kemancı
Ayrılık sonatını her akşam üstü
Bir akşam üstü ayrılmıştık biz
Yorgun gecelerimizin eşiğinde.
[size=3]Düşüncelerimizin raksı eşliğinde[/S
-
AYNI TOPRAK
../.
Aynı topraktan geldik
Böceklere teslim tenimiz
Göz-pınarından emildik...
../.
Aynı topraktan geldik
Öbeğinde karınca
Açtı güne kapısını
Tek adımda çiğnendik...
../.
Aynı topraktan geldik
Engerek değişti gömleğini
Teli koptu bağlamanın
Ağustosta buz-kestik...
../.
Aynı topraktan geldik
Damlası aktı damardan
Düştü ateşin koynuna
Kundakta köze döndük...
-
“…m a r i a
nesepsiz şiirlerin
elleri kirli annesi
nefesin
hades’in gölgesi senin
düşlerin
öfke ve kin
irin şimdi düşlerin
bak
kurudu o mümbit memeleri yaşamın ve şiirin
amma ve lâkin
faili sen değilsin”
l
ah m a r i a
nasıl da acıya mihenk taşı gecenin şu dipsiz rahmi
sokaklar nasıl da ağulu yangın yeri
kaldırımlarda yankılanıyor kimsesizliğin beyhûde s
-
[indent]AŞIĞIM
Sen hayalsin ben rüyayı gören
Sen taze gülsün ben olsam deren
Sen habersizsin ben seni seven
Sana kavuşmak düş fakat aşığım
Güzelsin nazik hem de tatlısın
İdealdir bana senin aşkın
Hele bukle bukle siyah saçın
Onu koklamak düş fakat aşığım
Her gün bu gönül düşer peşine
Bakmak için çırpınırken gözlerine
Beni görünce al al olan yüzlerine
Öpücük koymak düş fakat aş
-
İlk sorumuz:
Bir ücretsiz oyun indirme sitesinden oyun indirenlerin sayısı, her saat başı Fibonecci dizisine benzer bir şekilde artmaktadır. Herhangi bir saat başındaki sayı, önceki iki saat başı sayılarının toplamıdır. Eğer 7. saatte 79 ve 11 saatte 542 kişi siteye bağlanmış ise 18. saatte kaç kişi bağlanmış olacaktır?
-
"şu anki derinliğin altında daha çok yanıt"
Neden ama neden? Neden cevaplar ve sayfalar birbirini takip etmiyor. Ben neden aynı sayfada defalarca bu linke tıklamak zorunda kalıyorum? Neden kimin daha önce cevap yazdığını takip edebilmek için cevap saatlerini kontrol etmek zorunda kalıyorum. Yok mu bu işin bir çözümü? Varsa bir kuralı bilelim de uygulayalım.
İmdaaaaat.
-
MARTILAR ÖTELERDE
martılar sustu
bakışları mağrur
ve şimdilerde
akdenizi soluyorlar
yedi-tepeli şehirde,
../.
fırtına biçer surları
uçurumda Gül direnir
gece karası al yazmalar
duvarları aşar
birikir ötelerde...
Küçüksu,
22 Nisan 2008
-
GENÇLİĞİM
gençlik nedir bilmem
ahir zaman geldi geçti ömrümden
yıllar geçti gün dönmeden
soldu ömür yar tenine değmeden
F.Gül Başar
Yıllar geldi geçti hep keder ile
Aşk bahçesinde gül idi soldu gençliğim.
Gönül tasım doldu da taştı çileyle
Bir hazan mevsimi oldu gençliğim.
Bir ömür boyunca hep acı vardı
Ben kendime dost bildim
-
Büyük bir utançtır yüküm. Benden önce de taşıyan kırlangıç yürekli, gözü yaşlı utananlardan miras... Utanıyorum, evet! İnsanlığımdan...
Kimilerince inkar edilecektir utancımın kızılı bu günahlar. Ancak gerçek şu ki bedende yayılan acı ve umudun gün batımı kızıllığı benden ötelere daha ağır aktarılacaktır...
Öncelikle tüm insanları dokuz ay karnımda taşımışçasına, oları ninnliler ile ve ak sütü
-
l.bap
yüzümüze çarpılarak kapatıldı bütün kitapların kapağı
çok oldu sonun başlangıcını savuşturalı /yalın ayak üstelik aksayarak/
yafta gibi boynumda taşıyorum şimdi topallığımı
artık (s)aklanmayacak ya susuyorum sağ elimin yüzük parmağı
bir köprü gibi aramızda bu dönemeçte kılıcın keskin tarafı
bir uçunda sen, bir ucunda alnımın karanlığı
şimdi bakışlarımı topluyorum yazıldığım sa
-
YARA SAĞALIR
gençlik nedir bilmem
ahir zaman geldi geçti ömrümden
yıllar geçti gün dönmeden
soldu ömür yar tenine değmeden
gözümü kırpmadım bilmem kaç gece
acıya boyun eğmedim, direndim zulme
alışkın dikenli yürek bu derde
gençliği ıskaladık işte ne çare
dik duruşum bundandır
baş eğmeyişim direnmektir
ağlarsam akan zehirdir
yürek acıyla pare paredir
"zaman geçer kabuk bağlar
-
DALGA
Kumlara bir cümle yazmıştın bebeğim
Bir sözcüğü eksik,anlamsız
Bir dalgalık ömrü olan
Ben de eksik sözcüğü yazdım
Cümleni tamamlayan
Tuttun başka bir cümle yazdın sonra
Kayıp sözcükler aradın yeniden
Eğdin büktün kırdın döktün ekledin
Ne kadar deniz bu hangi denizde
Ne kadar dalga hangi dalgadan
Şunu bilirsin bebeğim
Hüznün saati çalarsa
Herkes biraz şairdir kendine
Kend
-
Bugün yaptığım bir keşif sırasında başıma komik bir olay geldi. Sanık avukatı savunma tanıklarını dinletmek istediğini söyledi. Tanıkları çağırdılar. İçlerinden biri 40 yaşlarında bir bayandı. Ayağında şalvar, sırtında eski bir deri ceket, tipik bir Anadolu kadınıydı.
Karşıma geldiğinde her iki eli de deri ceketinin cebindeydi. Ben kendisini kırmadan uyarmak için gülerek “ellerini çıkar b
-
Çocukluğum; bir hikaye tadında geçen çocukluğum...
1970'in başına kadar tv evimize girmemişti.O sene televizyon'la tanıştık.Ama tv bizim oyun dünyamıza sekte vurmadı. Oğlum da dahil yeni kuşak gençlerin ilgi alanlarını incelediğimde; bu- bir kaç yaş öncesi, sonrası- gençlerin çocukluk döneminde bizim zamanımızda oynadığımız oyunların çoğunu belki de hiç birini oynamadılar.
Çocukluğumda; oynamadı
-
KÖR DÜĞÜM
Şafak
Söküldü
Belirdi
Alında
Karmaşık
Yazgı
Yürekte
Çizgi
Avuca
Döküldü
Dipsiz
Bir
Kuyu
Yakardı
Çöl
Ortasında
Çağladı
Mavi-bulut
Kaçtı
Tarihin
Keyfi
Tüm
Adları
Yuttu
Mekansız
Bırakıp
Sildi
Karasından
Tahtanın
Her
Karesini
Kireç
Yağdı
Damla
Yerine
Göz-ucunda
Belirdi
Kartal
Gagası
Sivri
Bakışları
Sert
Kanat
Genişliği
Arşın
Bilmedi
İnandı
-
M e l a n k o l i k Zamanlar
Ay ışığında kanar geceler
Düşer kızıllığında heceler
Aşk aşk ah o muazzam aşk yok artık
Tükenmez ayrılıkta senfoniler
Acı senfoniler
Sahtenin güzelliğine aldanırken şehir
Bilir dünya gerçeği bildirir
Saf yürek masumiyetini karanlığa bırakırken
Yıldızlar eğilir karanlık sevdalar dirilir
Adın özlemdi bir zamanlar bu nasıl bir diken
Öz göz göre göre
-
“…beni tam da şiirimden vuracak bir cümle kur şimdi
dilinden düşsün dilime, dilimden yedi düvele
nasıl bütünleşirse nefes ney’le, işte öyle üfle içine
içime işle…”
l.perde
iyi bilirim sahrânın vâhâyı unuttuğu sunakları
satılık tarafını aynaların, uçurtmaların kayıp rüzgârını
ve arş’ı kucaklayan dudağını tantanalı yaraların
ovayı arşınlayıp
-
MEDET YA HIZIR!
../.
Karşımda sararmış sayfası sürgünün
En zayıf halka umudu günlüğümün,
İzini sürerim Ya Ali mührünün
Dermanım ol fermanında hükmün.
../.
Pir-im, yanarım odlar ortasında
Sultan-ım, sınırsız-duvarsız okyanuslarda
Abdal-ım, tomurcuklarım Gül dalında,
Hüseyin-im, susuz çöl ortasında
Hünkar-ım, al-beni söz ortasında.
../.
Medet Ya Hızır! Kapına geldim
Kır-benizli d
-
[left]ÖZ / GÜL
- akrebin gözlerine…
ÖZ
suyu iner
yapraklarıma
dallarıma, sabah rüzgarı değer
gün ışığı öper dudaklarımı
ve uykudan uyanır davetkâr sözler
yol olur kadife ayaklarına…
yürüdükçe
harfleri yanar tutuşur
yangını sarar silüetimi
ellerim kızıla boyanır önce
ateş düşünce güzelim
ve sen gülünce…
yeter ki o ela
gözlerince
sadece
bir kez
GÜL…
Hayri BUYRUK
25
-
TEPKİLERİMİZ;
Sinemaya, tiyatroya, konsere, maça gittiniz.. Veya, otobüse, vapura bineceksiniz, bankadan para çekeceksiniz.. Önünüzde müthiş bir sıra var..
Uyanığın biri, sıraya aldırmadan, yandan yandan çaktırmadan öne geçiyor..
O uyanığa ne tepki verirsiniz.. Sevgili Cenk, bana gönderdiği yazıda, o uyanığa vereceğiniz tepkinin sizin felsefenizi de belirlediğini söylüyor..
KLASİK TEP
-
ASLA VAZGEÇME..
Ewan 22 yaşına o sene basmıştı, kendinden emin çok zeki ve çok çekici bir genç adam olmanın asaletini taşıyordu. 10 gün sonra Kore'deki bir savaşa katılmak üzere İngiltere'den ayrılacaktı, hiçbir şeyden korkmuyordu ama duygusallığı nedeniyle, ülkesinden ayrılma fikri zor geliyordu ona.
Ağır adımlarla büyük kütüphaneden içeriye girdi, bir kitap alıp oturdu ve okuma
-
KERVAN/YAR
../.
Başımda buzul-kar
İçimde ırmak akar
Sığınır kuytularıma kaçaklar
________Yar ki canım-ı yar...
../.
Puştun zulasında ihanet
Sarıdır-çiyan suya damlar
Bedir-dir kandırılmış han
Dicle Fır-hat-a bakar
________Yar ki canım-ı...
../.
Kılıçtan geçer baş
Kan damlar libasa
Yok olur bir gecede
Kırk-bininde Keldan
________Yar ki canım...
../.
Baskıdır koynumda isy
-
“…aydınlığın ilk kıpırtıları öperken dudaklarını sabahın
kırmızı bir gül açılsın dalga dalga ak bahçesinde alnımın
uzansın şaklarıma doğru sıcaklığı bu devâsa yangının
muskalar yaz bana mısralara sunulacak
ancak, sunaklara adanarak susacak, ruhumda acıya ezber yapan bu sağanak…”
yasal cinâyetlerin hikâyelerde kol gezdiği zamanlardı
tanrıların, es geçerek dağları,
-
Iyi Avukat
"Iyi avukat adami ipten alirmis" derler. Bu lafin nerden
ciktigina dair bir hikayeyi (belki de "rivayeti")
gecenlerde bir yerlerde okudum. Buyurun ...
Yer Ingiltere. Birkac yuzyil oncesi. Adamin biri cinayetten
iceri atilir. Bir avukat bulunur adama. Ilk gorusmelerinde
avukat "Merak etme seni kurtaracagim" der. Adam da avukata
guvenir ve mahkemeye cikar.
Karar: Idam.
Ad
-
Yazan: 21 - 04 - 2008 : 05.11 - c_selin
Üyeler arasında kendisinden ders alma fırsatı yakalayan var mı bilmiyorum fakat değerli hocamız Sayın Haluk Konuralp,geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etti.
Üzerimde emeği olduğunu düşündüğüm kişilere karşı büyük hassasiyet taşıyorum.Bu nedenle oldukça üzgünüm.
Tüm medeni usül bilgileri ve ısmarladığınız kahve için teşekkürederim Haluk Hoca..
Ailesine başsağlığı dileklerimle..
-
[indent][size="2"] KARAMSARLIĞIM
Hangi dağ yıkıldı da altında kaldım
İniltimi bir ben bir yaratan bilir
Gözümden çıkan şimşekler bile
Her şey ile buğulanıp uçuşur gökyüzüne
Bütün çilenin anasıyım diye
Acıları emziririm doymazlar niye
Çizgiler doldu yüzüm surat asmaktan
Ağrılar girer her yanıma kendimi kasmaktan
Gülmek içten gülmek bu kadar zor mu
Ne zaman son bulur bilme
-
Kaz göndersem yolar mısın?
Çok soğuk bir kış günü padişah, tebdil-i kıyafet gezmeye karar vermiş.
Yanına başvezirini alıp yola çıkmış.
Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler.
Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş.
Padişah, ihtiyarı selamlamış:
'Selamunaleykum ey pir'i fani...'
'Aleykumselam ey serdar'ı cihan...'
-
-yol zamanları- dedim,düştüm yollara...zaman ile zamansızlık, düş ile gerçek arasındaki ince çizginin peşi-sıra geçmişe gidip bu günü doğurdum; aşkı doğurmak gibi...tarih canlı dokusuyla iz-düşmüştü ve canlanmayı bekleyen ütopyalara gebeydi...dünyalar vardı iç-içe geçen ve dünyalar vardı sürekli devinen;her dünyanın bir zamanı vardı ve o zaman diliminden/penceresinden bakardı; oysa hepsi bir diğe
-
DUVARLARA YAZILANLARLA AŞKIN MANİFESTOSUNA ...
dağları yolları aştım geldim
goncalar ektim geldim
gülleri çizdim duvarlarına
yedi tepeli şehrin surlarına
aşkı yazdım seyreyledim
dalgalar isyan ederken duvarlara
anlatırken akdenizi martılara
ayrılığa boyun eğdim
güneye yolculuğu farz eyledim
vardım şehr-i gül-e
fery
-
AŞKIN
_____MANİFESTOSU
__________SEVGİLİYE
___________GÜL YÜREĞE
Biz ne yollar aşmıştık
________karanlığın gölgesinde
ne umutlara bağlanmıştık
________zincir olup yek-diğerine
_______________korkmamıştık;
yüreklerimizde biriken yangınlar ki
________bizi kucaklar
avuçlarımıza sığmadılar ki
________ateşten toplar
yanaklarımıza süzülen damlalardır ki
________yükünü toplar sevdadır
-
evvel zaman içinde
kalbur saman içinde
üç maymun yaşar imiş
alemlerden birinde
biri görmüş her şeyi
düşürmüş tüm maskeyi
gözlerinde saklamış
indirmiş hep perdeyi
biri duymuş her sesi
kimin kime öfkesi
içinde biriktirmiş
tüketmemiş nefesi
biri bilmiş herkesi
kim aslı kim sahtesi
ihanete saplanmış
dağlanmış hep sinesi
görür, duyar, bilirmiş
kah ağlar
-
BAĞLAMA
-Nida Tüfekçi'ye...
Her sevgi bir düğüm atmış koluna
Dokundukça inler yarası vardır..
Irak gönüllerin uçurumuna
Ezgiden bir köprü kurası vardır..
Aslı saçlarını önüne sermiş
Altı tel koparıp göğsüne germiş
Kerem yarasından bir kabuk vermiş
Sızlaya sızlaya vurası vardır..
Âşık sofrasında bir ayak olur
Şenlik bırakanda, Sümmânî alır
Humarı kan ile karışıp
-
Farkında değilsin iş ve gücünden
Dünyaya ne verdin, ne sence gerçek?
Şu eşsiz doğada gördün mü hiç sen
İlkbahara gülümseyen bir çiçek?
Bir taş duvar kadar sahip çıktın mı
Yaşamına sahip çıkan böceğe?
Sıkıldın mı yaşamaktan, bıktın mı?
Bugünden ne bıraktın geleceğe?
Neden açar dağ başında kardelen,
Kimseden minnet bekler mi acaba?
Sudaki nilüfer ne ister senden,
Boşa mı gitmiştir se
-
-
Merak ettim,
Alaaddin'in sihirli lambası sizin elinizde olsaydı ve Cin, üç dileğinizi yerine getirecek olsaydı sevgili dostlar, neler dilerdiniz?
( Ben mi? en son benim dileklerim yer alacak forumda;) ...
Dileklerinizi bekliyorum...
-
AÇ KAPINI
../.
Aç kapını
Örselenen
Zaman-ı-mı
Almaya geldim,
Çok uzak değil
Eşiğinde
Yorgun değilim...
../.
Aklı-mı-n dini
Halkalı zincir
Küf tutar
İz-i kalır
Alın-terimde...
../.
Aç kapını
Tenin
Terin
Benim
Zehrin-de hançer-im
Haş-haş-in
Nizam-dır mülkün
Düşer Melik...
../.
Sığır postunu
Kıydım
Lime -lime
Şahrud akar gölgesinde
Cennet-ten bahçeler getirdim
K
-
madem, sohbet kısmı geçici olarak kapalı, o zaman muhabbet tutkunları olarak buradan devam etmeye ne dersiniz??? geçici bir süre için...
geçenlerde oltuda, adliyeden eve doğru yürürken caddenin sağ tarafında, beyaz eşya mağazalarının arasına sıkışmış bir fırın gördüm...camında büyük harflerle "GERÇEK TAŞ FIRIN EKMEĞİ VARDIR" yazıyordu...eve ekmek lazımdır diye, aynı zamanda son günlerde pek de
-
I
Sen benim dokundukça solan nazlı çiçeğimsin
Dokunmayacağım
“Öpme beni” diye ağlayan güzel bebeğimsin
Yakınmayacağım
Üzülürsün bilirim, o mahzun tavrı
Takınmayacağım
Sen mutlu ol yeter ki gözümü budaktan
Sakınmayacağım
II
Hoşuma gidiyor bu yara, kanasın varsın
Dağlamayacağım
Ne kadar acı verse de gözümden yaş gelse de
Ağlamayacağım
Geleceğimizi ham bir
-
Yazan: 16 - 04 - 2008 : 16.15 - deniz02
Nerede çekildiği tam olarak belirtilmeyen bu görüntüler bütün dünyayı ayağa kaldırdı.İnternet sitelerinden alınan bu video görüntülerde henüz bir yaşındaki bir bebek karşısındaki kobra yılanından kendisini korumaya çalışıyor.
Ancak görüntülerden anlaşıldığı kadarıyla bebeği bu vahşi dövüşe iten de yakın çevresi.
[URL="http://www.youtube.com/watch?v=aQIz_r9DIDk&eurl=http://yenisafak.com.tr/vi
-
Bu kez sizlere hukuki.net hakkında detaylı bilgi aktarmak için buradayım.
www.hukuki.net/kanun/
www.hukuki.net/ictihat.asp bölümlerimizde onbinden fazla kaynak bulunmaktadır.
Yine
[www.hukuki.net] bölümümüzde 1500 kaynak (mevzuat, içtihat, makale) yer almaktadır.
Her geçen gün sitemize değişen mevzuatlar ve içtihatlar eklenmektedir.
[ur
-
Yazan: 16 - 04 - 2008 : 15.52 - deniz02
'Aphosis' adı verilen göktaşının dünyaya çarpma ihtimali yanlış hesaplanmış
13 yaşındaki bir Alman genci, ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA), dünyaya bir asteroidin çarpması ihtimaline ilişkin hesabını düzeltti, NASA da hatasını kabul etti.
[font=Arial]Yerel bir Alman gazetesinin haberine göre, lise öğrencisi Nico Marquardt, Potsdam kentindeki astrofizik
-
- özlemine alışık…
Ellerimi tut Venüs, ellerim alışık değil ellerine
Sana engin denizlerden köpük getirdim
Avucumda çırpınan asi bir martı
Alnımda yakamozla
Kapına geldim…
Gözlerime bak Venüs, gözlerim alışık değil gözlerine
Affetme, ürkekliğini bakışlarımın
Öfkeli yıldırımlar sal üzerime
Ya da tenhasında yoluma çıkıp
Siyahını sapla gözlerime…
Saçlarımı okşa Venü
-
.......
[i]Zaman
Sızı verir
Zamansız sevdalara
Çığlık gibi zaman
Akar akar
Boğulurcasına
Zaman
Karanlıkta
Akrep ve yelkovan büyür
Hançerler ard arda
Zaman
Fethetmek ister ya
Umudu
Hakimi sansın bırak
Ömrünün
Zamansız baş kaldırmış
Zamana
Susturur
Geceyi güden saatleri
Zamana haykırış
Zamansız gelen
Aşklar
Umutlar
Zamana hükmetmektir
Yaralamaktır tam saatinde
Zamansız
-
Y a ğ m u r Damlası
D ü ş ü y o r s u n
Hangi sokakları akladığını biliyor musun
Hangi sahte yüzleri yıkadığını
Ve bir acı gözyaşı bırakmadığını
B i l m i y o r s u n
Ü ş ü y o r s u n
Isıtamadığın masum yüreklerin çığlığında donuyorsun
Kar olup gökyüzünden ağlıyor
Çığ olup yuvaları s ö n d ü r ü y o r s u n
K ü s ü y o r s u n
Her yerde güneş var her yer de aşk
Ben hüzünleri
-
siz yönelirken kaçak adımlarla kendi eskimiş dehlizinize
alelacele soyunuyorum kapıya bıraktığınız örselenmiş eskizde
/ben bir eskiz, siz de bir keşke bu öyküde/
kabuk kök salamayınca uğradığı yarada
ya da yara sımsıkı sarılmayınca kabuğa
yani kucaklamayınca birbirini kabuk ve yara
saldırgan bir not gibi düşüyor ihânet
ağıt nizâh tutulmuş tutanaklara
şimdi virgül, nokta kadar cenâbet a
-
Bu şiiri herkes değil
Ozan gelsin yorumlasın.
Bakmasın hiç kara cahil
Yazan gelsin yorumlasın.
Silmeli nefret ve kini
Okşadığım lamba cini
Fesat ve şer düzenini
Bozan gelsin yorumlasın.
Hayat cevapsız bir soru
Nedir gerçek, nedir doğru?
Kavgaya mezar çukuru
Kazan gelsin yorumlasın
Mutluluğu çalan değil
Arasatta kalan değil
Olur olmaz gülen değil
Kızan gelsin yorumlasın
Ke
-
zamansız...
“yer demir
gök bakır” dı
kurşunu döksen
geçmezdi gecede
mavi gemi
barışa kalmış gebe
doğdu
__doğacak
______doğur
________hadi durma
_________şimdi sıra sende...
____________________zamansız
________________________bırak
bırak
zamansız
saysınlar bizi
____________varsın
zamansız
yargılasınlar
___________________________onlar
______________
-
AĞITLAR YAKMA ARDIMDAN
../.
Hey efendilerin baş-kahramanı
Sen misin bezirgan-başı
Kan-tutmuş gözlerini
Doymuyor cana dar-ağacın
Baksana bana
Yılmadan geliyorum
Hazırla sen çengi-bağını...
../.
Efendi, bey, ağa
Diz-çökmüşler yan-yana
Künyem okunur
Dillerinde var alaycı bir eda
Soluklar tutulmuş beklenir
Bakalım kim
Kim yenik düşecek
Korkunun korkusuna...
../.
Halkım dedim
-
ey sevgilim
söyle bana
kaç zemheridir
susmuş aşkın dili
sular kabarmış
denizler buz tutmuş
yangın yeriyim
sürgün filizler
boy vermiş kuytularda
üşüyorum ay gibi
ne gece karası geçer içimden
ne sevdan eksilir yüreğimden
ayrılığın hüznü birikir
sakınırım kendimden
kendimden
kendime...
29 Mart 2008
Küçüksu
-
Bu sorulara çok güleceksiniz!
Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi'nin 'Alo 184' danışma hattına gelen sorular, komedi filmlerini aratmıyor.
Sağlık Bakanlığı tarafından vatandaşların sağlık sorunlarını iletmesi için kurulan Alo 184 Hattı'nı arayanların ilginç ve komik soruları şaşırtıyor.
Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi (SABİM) bünyesinde oluşturulan 184 hattına gelen birbirinden ilginç tel
-
[color="Magenta"][size="3"][indent] ANLARSIN
Gözlerin her uzağa dalışta
Ah dersin ya ona her bakışta
Sen gülerken o kaş çatmışsa
O zaman aşkı anlarsın canım
Ümitlerin arzu olsa da yaksa
Sevenin seni bir gün bırakırsa
Yıllarca acımadan ağlatırsa
O zaman aşkı anlarsın canım
Her hayalde perde perde sevenin
Eğer yoksa bir kez yüze gülenin
Gitmiş ise seni mutlu edenin
O zaman aş
-
“…ölüm kokusu tutuyorsa şayet sizi
giremezsiniz bu dizelerden içeri…”
samuel’in, yalın kılıç kalemiyle
öfke, kin, belki de ihtirâs ve hevesle
estragon’u sonsuzluğa mahkum ettiği
hani lânetlediği vladimir’in maskesini
o çırılçıplak ağacın, döngü sarnıcının
tam da bin gece dibinde
kadınlar, ellerinde kör birer hece
şah damarlarını kesiyor şim
-
...-.../DÖRT-ÇİVİ
../.
Çarmıha gerdim seni
Kolların bağlı
Saç Sakal bir karış
Tenin görünür
Yırtık örtülerinden
Cayır-cayır yanarsın
Bir kölenin gözlerinden...
../.
Çarmıha gerdim seni
Ellerin ayakların kan-revan
Kıpırdayamaz tenin
Dil döner
Başlar eğilir
İnatla konuşan gözlerinden...
../.
Çarmıha gerdim seni
Kurtardım hem kendimi
Hem de umarsız seni
Bağlandı kalın iplerl
-
Sevgili Dilek,daha önce başka bölümde yazmış bu konuyu..Ben de buraya taşıdım..Hadi bakalım,hep birlikte yazıyoruz:)):)
-
Yanında sarışın dam
Pala bıyıklı adam
Belki on çocuk babası
Evde en az bir karısı
Kim bilir aslı nereli
Çok olmuş boş vereli
Cebinde ekmek parası
Neonlu gece yarısı
Hayallere pupa yelken
Sonunda aşkı buldum derken
İki kere sıfır kaç eder
Adamlığı gitti gider…
Hayri BUYRUK
17.03.2008/OLTU
-
Âma bir dilenci, bir üst geçitte
Mahşere çağıran yanık bir sesle
Flüte hüzün ve hayat üflüyor,
Âmanın elleri ve dudakları;
Sanki yalnız beni görüyor anne.
Vicdanı kanamış kuşlar gibiyim
Ya da tüfek çatmış acemi bir er…
Mola yeri tedirgin ve telaşlı,
Belki düdük çalmak üzredir ama
İçtimaya hazır değilim anne.
Korkardın esefli sözler yazmamdan,
Olmasın isterdin şiirde
-
kayıp şehirde, salâş bi meyhâne “kıraç hâne”
köşeyi dönünce hani, aydınlıktan az beride
işte öylesine üç beş kadeh, birkaç şişe, biraz meze
ötede, bin fersah mesafede denize
kim bilir
belki gerçek, belki düşte tek seçenek
“kıraç hâne”, kayıp şehirde salâş bi meyhâne sadece
o gece, nikolâki ben ve açık saçık birkaç fahişe
yaslanıp gramofondaki ezgilere, rumca yazıl
-
Şemsiyeler tutsan da
Güneşin kor ışıklarına
Sel olur da akar
Damlaları sım-sıcak
Gül yanaklarına...
Özgürlük yazılır
Kalın harflerle
Açık alanlara
Haşin bir gölgedir
Düşen sarp kayalara
Kervan geçmez doruklarda
Su içerim kana kana;
Süzülürüm ay-
___________ışığında
rüzgarı yararım kartal
_______________ al kanatlarımla
iz-im-kalır geçtiğim topraklarda...
Duvarlar altı y
-
İlkgün abla ve dilek abla size söz verdiğim gibi...paylaşımlara devam ediyorum...
Zırhım Delinmiş...
İki Mermi yarası almış yerde yatarken
Düşman askeri silahı başıma dayamış...
Benim nefes alışverişimi beklerken...
İki saniyelik hayatımda...
Geç
-
MİHRİBAN (AŞK)
Sarı saçlarına deli gönlümü
Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban.
Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor Mihriban.
'Yâr' deyince, kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
Lâmbamda titreyen alev üşüyor
Aşk, kağıda yazılmıyor Mihriban.
Önce naz, sonra söz ve sonra hile..
Sevilen, seveni düşürür dile
Seneler, asırlar değişse
-
Boşa geçen günlerimi topladım bugün
Yaldızlı kağıtları katıp içine
Bir demet çiçek yaptım onlardan
Lakin para veren olmadı.
Tohum diye tarlaya saçtım
Bir şey bitmedi.
Akıl potasında eritip
Güzel bir sürahi yaptım
Suyu almadı.
Bir zil yaptım sonra, kapıma taktım
Sesi çıkmadı.
Lamba yaptım ışıtmadı.
Soba yaptım ısıtmadı.
Akşam olunca bir de düşündüm ki
Bugünü de boşa geçirmişim.
-
YÜZLEŞME
Ateş damarından girdim içeri
Toparlan ve kalk ayağa
Yargılandım da geldim sana
Yol vermek için katına...
../.
Düello değil istediğim
Themis’in gözlerini çözeceğim
Zeus kork artık benden
Baksana düş denizine
Seni kim mi yarattı
Güneş doğduğunda
Tanrılar katında...
../.
Dalga bendim
Fırtına da ben
Göster direncini
Yanılmayayım...
../.
Sen dingin uyurken
Rüzgar
-
l
gecenin en karanlık perdesinden yazıyorum sana
içimin en acıyan kertesinden
şaşırma ama en sevdalı köşesinden yine de hecenin
ötelemek kadar, acıtmazdı gidişlerin
çıkmaz sokakların girişinden
unutulmuş evlerinden vebalı kasabaların
balçık tarlalarının solmuş günlerinden yazıyorum sana
belirsiz izleğinden yol haritalarının
yankılanıyor içimdeki bıçkın boşlukta adın
/o yüklemsiz cüml
-
SORGULAMA
Aklımı ufkuna saran,
Gönlümün fırtınası,
Saçları dalgalı,
Nar tanem.
Serin,ince
Ecel şerbetim,
Gül yüzlü sevdiğim,
Nur tanem.
Bozkırların serin gecesi,
İnci tanem.
Uğruna sevdaya düştüğüm,
Gönlümün seli,
Varlığımın afeti,
Ömrümün varı
Bir tanem.
Bana ne söylerdin,
Sana gönlümü versem.?
Yahut;
Kalbimi yerinden söküp,
Çiçeklere sarsam
Ve sana getirsem...
-
Bu da benim paylaşımlarım..kendi şiirlerimden iki tanesi...
Bir ırmak düşün
Bir ucunda sen bir ucunda ben
Kavuşmamız sadece bir akışa bağlı
Ama hiç akmıyor ve kavuşamıyoruz...
Bir ırmak düşün
Alüvyonlar engellemeye çalışsada
Denize ulaşması
Menderesler çizer
Yine kavuşur denizine
Önüne set gerselerde
Bu sefer buhar olur
Yağmur olur
Yine kavuşur DENİZİNE..... 11.03.2004
Bİr g
-
Adem ile Havva baþlangýcýdýr
Ýnsanlýk varolmuþ doðmuþtur sevgi.
Bazen mutluluk bazen acýdýr
Yürekte küçücük bir kuþtur sevgi.
Bir içten gülüþtür, bir tatlý bakýþ
Kalpten doðan istek, duygudur sevgi.
Sessizce gönülden gönüle akýþ,
Bitmeyen heyecan, kaygýdýr sevgi.
Bir aðaç dalýnda, tomurcuk gülde
Yetiþen her yeni candadýr sevgi.
Aðlayan gözlerde, inleyen telde
Damarda dolaþan kandadý
-
DAMLALARIN YOLA DÖKÜLEN ÖYKÜSÜDÜR
Yollarda öyküler mi yazılır
_______öyküler mi yaşanırdı
yollarda öyküler mi dile gelir
_______öyküler mi düşe değerdi
yol öyküleri şiir-sel-di...
Merhaba diyorum ben
esirgemeden tüm soluğumla
merhaba yolların düşü
______________düşlerin öyküsü
______________sana selam
______________sana özlem
__________________sevgiyle
___________________merhaba..
-
-Sevgili Can dost Nejdet Evren ve Fatma Gül Başar'a-
V A V E Y L A
Yüreğini ser koşulsuz gecenin ı ş ı klarına
Ferahlatsın kara yazgılı hecelerin imdat ıslığını
Sevinçten ağla ve çağla vaveyla
Düşlerinden gökyüzüne sızan s u lar bilmesin yandığını
Sesini duyuyorum kimsesiz b a r ı şlar sokağında
Tüm sırları uğuldanıyor fersiz sokakların
Ve yapayalnız kalıyor hayalleri çocukların
-
Yazan: 09 - 04 - 2008 : 14.16 - deniz02
İnsanın DNA şifresini çözerek bilim tarihine geçen Francis Collins, “Laboratuvarda çalışırken Tanrı’nın varlığını hissettim” dedi.
Dünyanın en büyük genetik uzmanlarından biri olarak gösterilen ve sekiz yıl önce çalışma arkadaşı Craig Venter’le birlikte insan DNA’sının şifresini çözerek büyük şöhret yakalayan Dr. Francis Collins, “imana geldi.”
Ve
-
uzaklardan bir martı çığlığı duydu
yağmalanmış düşünde
oysa bir yudum suya hasret
kör karanlık bir kuyudan inaretti
ezelinden çaresiz yazılmış yazısı
ellerine dökülmüş gülsuyu esanstı
ve bayramdan bayrama verilen
üç beş şekerdi güldüren yüzünü
uzun örüklü kınalı saçına bağlanan
ili beyaz lastikti tek süsü
ey benim güzel kızım
ey benim kınalı kuzum
hayat gözyaşıyla kan bulaştırm
-
Aşağıya alacağım yazımı Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak hazırladığımız ve üç gün süren 8 Mart Dünya Kadınlar günü uluslararası sempozyumu için yazmış ve okumuştum.
Sizlerle de paylaşmak istedim.
KADIN OLMAK
Şştt duydunuz mu?
Az önce sevinç ve telaşla volta atanlarda bir çığlıkla asıldı yüzler
Sustu erk sahibi ağalar, sustu babalar
Zira ebe ana bir kız doğurttu
Bir kız doğurd
-
“Omzuma yaslan” dedim.
Yaslandı.
“Canın yanacak, yapma” demiştim ona. Haklıydım….
Bu bir savaştı ve o kaybetti.
“Sana söylemedim mi” demek istedim. Savunmasız, yorgun çocuk gözlerini gördüm.. Sustum.
“Bana bırak kendini” dedim. “Yanında olacağım.”
Elini uzatmaya gücü yoktu, biliyordum. Uzandım, tuttum sımsıkı
-
“…ve aşk mağlup etti bir tanrıçanın öfkesini…”
bozmuştum oysa yeminimi
teslim olup heybetinde saklı yüreğine
sunmuştum avuçlarına bedenimi
med-cezirdi
bir gülüşünle dirilttiğin gülüşlerim
sana dairdi
gururuma inat toz pembeydi düşlerim
el ele yırtacaktık geceyi
kıskanacaktı güneş sevişmelerimizi
beraber asacaktık ayı semaya
gö
-
Haydi, usulca çekin elinizi elimden
Gözlerimi kapayın açık kalsın istemem
Dudağımda buruk bir tebessüm olsun yalnız
Ve yalnızlığım dipsiz kuyular gibi ıssız
Üzerimden kaldırın şu masmavi atlası
Nafile beklemesin genç ölüler tarlası
Çırılçıplak bırakın vücudumu toprağa
Ne minnet etsin güle, ne de yeşil yaprağa
Bir alev ormanına düşsün cümle günahım
Ah etsem de sizlere, gene tutması
-
BİLİRİM
Elimde bir iz var
________döğme derler
______________ben bilirim
__________________görünmez,
Dilimde bir sevda var
________aşk derler
______________ben bilirim
__________________gizlenmez,
Düşümde bir yer var
________öte derler
______________ben bilirim
__________________ser-vermez,
Yüreğimde bir yer var
________Gül derler
______________ben bilirim
_______________
-
BAŞKA BİR ŞEY
Değil güzelim gözlerin değil
Yüzün ellerin değil tenin saçların değil
Ne aydınlık gülüşün ne salınıp yürümen
Başka bir şey var sende
Bir büyü baş döndüren
Soğuk bir kış gecesinde
Bir yanın yalnızlık bir yanın ayaz
Titreyerek sobaya sokulmak gibi
Susamak dudakların çatlayıncaya kadar
Bir yudum suda isteyerek boğulmak gibi
En efkârlı anlarında gecelerin
Yıllan
-
“…ezildim gerçeklerinizin gölgesinde günlere
dilinizin kemiğinde küfre bezendim
yüreğim de dökülünce sessizce geceye
sindim cümledeki en vefalı köşeye…/ virgüle”
yenilgiyi ezberledim, dirildim keşke’de
belledim ki sûretmişim akla ziyan öykülerde
gölgelerin göğsünde merhem, sadece düşlere
inkâr edilmiş en sessiz harf benim kısır cümlelerde
boşunaymış d
-
Sevmek mevsimi geldi..
Uçurtmaların, çocuk kahkahalarının, saklambaçların evden çıktığı mevsimdir bu...
Çağla bademin mevsimidir..
Güneşin ılıklığıdır bu mevsim, yağmurun yumuşaklığı..
Pencerelerin açıldığı mevsimdir bu..
Papatya mevsimidir, tüm ağaçların çiçeklenişinin...
Mutlu şiirlerin mevsimidir bu, her dizesinde rengarenk çiçekler açan.
-
DAĞLARIN GÜLÜ/MEMO
Sen “Dağların Gülü”sün
Yüreğinde sevda beslersin
Gün eklenir gece uzar
Hiç üşenmez hep yürürsün...
Sen “Dağların Gülü”sün
Ne kırılır ne incinirsin
Öğretmensin elinde kalemin
Ele-avuca gelmezsin...
Sen “Dağların Gülü”sün
Dalında gizlenen serçeyi
Özene bezene biçimler
Diyar diyar gezdirirsin...
7 Nisan 2008
K
-
Bu sabah dünya tümden şenlenmiş
Çiçekler yağmuru içerken mesut.
Uzaktan bir kaçı bana seslenmiş:
“Haydi” diyorlar, “Derdini unut.”
Bir anda aralarına aldılar beni
“Bak” dediler “Şimdi her şey yepyeni,
Bizim mutluluğumuz sarsın da seni
Gönlündeki derdi kederi uyut”
Unuttum o an her şeyi ben de
Sonsuz bir neşe vardı evrende
Rüzgarın sesi
-
“…bir şeyler söylemeliyim, yazmalıyım ya da
kör bir bıçak saplanmalı her satırla sırtına
ne cennet ne cehennem
sürülmelisin araf’ın sonsuzluğuna…”
kehânet gerçek oldu sofia, kadınlar kurban edildi oğlanlara
bütün köprüler yıkıldı iki kıyı arasında
yakıldı ya meydanlarda sakıncalı düşler
dal kırıldı son hasatta
yeniden yazıldı son piyes, can havliyle, k
-
ahu gözlüm senden arzuhalim var
dizini dizime getirmez misin
sevdanın narına yanan serimi
ak göğsün üstüne yatırmaz mısın
zülüflerin gonca gibi açanda
dudağından al badeler içende
deli gönül dünyasından geçende
ardın sıra beni götürmez misin
bir sada ver yaradanın aşkına
mail oldum sohbetine meşkine
kul vefanın sazdan gönül köşküne
inci mercan dizsem oturmaz mısın?
Hayri BUYRUK
-
Gözlemlediğim kadarı ile tüm dostların müzik zevki farklı farklı... Müziği çok seven, ortama göre her telden dinleyen biri olarak bu köşede birbirimize değişik tatlar tavsiye edelim istedim...
İlk tavsiye benden, mutlaka dinleyin derim...
Oi Va Voi / Yesterday's Mistakes
-
Yazan: 07 - 04 - 2008 : 07.07 - admin
Avustralya öz kızı ile ilişki yaşayan ve çocuk sahibi olan 61 yaşındaki John Deaves'i konuşuyor. ‘Kanal 9'da yayınlanan ‘60 Dakika' isimli programa konuk olan John Deaves ve öz kızı 39 yaşındaki Jenny Deaves'le ilişkisini anlattı. 30 yıl önce eşinden ayrılan ve bu evlilikten bir kızı dünyaya gelen John Deaves daha sonra ailesi ile olan bütün bağlarını kopardı.
Babasını
-
SENFONİ
Eğer ki;
Yeniden başlasaydım sevmeye,
Sanıyorum yine senden başlardım.
İlk adımım sen olurdun,
Sonuncusu da...
Dağlar inerdi ovalara,
Gölge gölge,
Sular kanmazdı çorak topraklara,
Atmaca seslerinden senfoniler,
Çınlardı kayalıklarda.
Yağmurlar getiren kapkara,
Yere kucak açmış bulutlarda,
Çınlardı yere inen yıldırımlar,
Seller inerdi çılgın vadilere,
Boz bulanık.
Yıldırım
-
Doğan güneşin ufku kızıla boyadığı yerde
Ayaklar kızıl balçığa saplandı
Kızılın ölümünün ardından
Kara toprak için
Çiçek toplandı.
Çiçekler soldu yenileri açtı
Her toprak yığını için bir tane
Ve dört bir yan çiçeklerle doldu
Sürerken efsane.
Güneşin batmaya yüz tuttuğu yerde
Mor renkli dağlar aşılıp
Tepeler atlandı.
Tam hedefe ulaşılacakken
İlkbahar, yaz, sonbahar, kış
Dünya dörd
-
“DAĞLARIN GÜLÜ”/CAN-DOST/ERSİN'E
Sen “Dağların Gülü” sün,
Özgürlük birikir yangın eteklerinde
“katre”sinde doğar her can
dağılırlar usulca Yeryüzü Cenneti-ne...
Sen “Dağların Gülü”sün,
Mağrur bakar gözlerin başın dik
Zalimin zulmüne ayak-direr
Damıtılmış çocuksu yüreğin...
Sen “Dağların Gülü”sün
Barış şekillenir sesi
-
SESSİZ SİTEMSİZ
bir daha ne zaman gelir bahar
ne zaman uçurum gül-leri açar
umut demetlerini savurduğumuz meydanlar
ne çabuk kaybolur
özgürlüğüm ateşinde savrulan bir kül
savruldukça umutlar
çocuklar öksüz kalır,
sessiz sitemsiz ...
Sensizliğe açılan bir kapı seni sevmek. Seni tanımak en asi şarkıların notalarında, lal rengi dizelerde... ve sevmek önce , paylaşmak hani kalbimizin
-
gecenin bin fersah dibinde, bir şiir arıyorum kendime
parmak izlerinde, gölgelerde, keşkede
ayaklarım takılıyor, düşüyor hece gözlerine
gözlerin menekşeye, menekşe nazireye
yaralarım daha da ağlıyor gebe kaldığımda bilinmeze
ellerini elliyorum unuttuğun yerde, ihânette, susuyorum
sesine dokunuyorum telefon direklerinde son bulan hikâyede
karanlığın, uzunluğunu ölçüyorum, yokluğun çokluğ
-
[size="3"][size="2"][indent]Sevgi Katilleri
Doya doya yaşayamadık sevgimizi,
Ne seni bana ne beni sana bırakmadılar,
İçimizde hep özlem kaldı,
Birde kavuşamamanın verdiği ukte.
Yıllar önce astılar sevgimizi,
Tek tek kapattılar gönlümüzü
Bizi bizden ettiler sevgi katilleri…..
Her oyunu mübah saydılar,
Gönlümüze aşılmaz bentler koydular,
Birleşen ellerimizi kopartılar attıl
-
N İ S Y A N
Düşlerin yandığı sokakların avuttuğu isyan
Közler g ö z değil gördüğün yalan
E ğ i l
Adamalısın kendini gerçek aşka, u y a n
Bakir duyguların örselendiği nehir
Ağladığın orman değil
Z e h i r
Kusmalısın nefretini semaya bir bir
Baharın güzel yüzlü prensesi nisan
Yağmurların sızdığı kalbin değil
R ü y a n
Toplamalısın intikam çiçeklerini olmadan nisyan
Aşk ağaçl
-
Güne şarkı ile başlayan ve özellikle eskilerden vazgeçemeyen biri olarak, bu unutulmaz şarkı sözlerinin de bu bölümde bir yeri olmalı diye düşünüyorum.
Tanju Okan'ın ölümsüz sesi kulaklarımda çınlayarak o müthiş şarkının sözleri ile bölümü açmak istiyorum.
SEN KADINIM
Eşyalar toplanmış seninle birlikte
Anılar saçılmis odaya her yere
Sevdigim o koku yok artık bu evde
Sen.. kadınım
-
Beni en çok etkileyen aşk şiirini sizinle paylaşmak istedim
Fuzuli'nin bu kıt'ası, büyük üstad Hacı Arif Bey'in bestesi ile harika bir uyum içinde
Aşık oldur kim kılar canın feda cananına
Meyli canan etmesin her kim ki kıymaz canına
Canını canane vermektir kemale aşıkın
Vermeyen can itiraf etmek gerek noktasına
-
GECENİN ÖTESİ
Kâğıtlar hışırdıyor belki,
Belki de,
Maziden yaprakların,
Sesi var kulağımda,
Uzakta;
Çok uzakta,
Yürek paralarcasına,
Binlerce kâğıt yırtılır sanki,
Geçmişe sünger çekerek.
Sessiz soluksuz yanar tek başına,
Kırk mumluk floresan lâmba,
Geçmişi süngerleyen düşüncelere ortak,
Yorgun ışıklarıyla.
Issız köşe başlarında
Kaldırımlardan akseden,
Ökçe seslerinde silinir
-
.../..
sen “ Dağların Gül’ü”
gün-gecemin eşsiz rengi
tohumlar bekler saklı-sıcak
parçalamak için buzdan kütleyi
doğurdu doğuracak toprak-ana
özüne aktığında sevginin seli
../..
sen “Dağların Gül’ü”
karanlık-gecemin gün-seli
çocuklar bekler sabır-taşından
parelensin diye açlığın-dili
koptu kopacak fırtına
tene çarptığında çığlığının sesi
-
Sessizliğin kalbine kelepçe vuran şiir,
Tiryakinin denize çektiği duman şiir.
Aynaların bakmaya çekindiği gözlere,
Bir mısranın uğruna kalbi kanayan şiir.
Mehtabın renklerini soluyan gözelere
Saat sarkaçlarında geceye kayan şiir.
Feda edip bir ömür, bir ömür hülyalara
Aralanan kapının ardına akan şiir.
Kuytu mağaralarda varlığını haykıran,
Betonarme evlerde hayattan korkan şiir.
-
Tüm Avukat meslektaşlarımızın Avukatlar gününü en içten dileklerimle kutluyor; neden C.savcıları va hakimler günü yok diye kıskanıyorum:) Banane bugün bizim de günümüz:)
-
şimdi tam zamanı
yaprak sarsmalı bütün gücüyle dalını
dal kırılmalı ama acımamalı canı
ve arınmalı yüzümün yüz yıllık yalnızlığı
okunmalı artık suya yazdığımız tüm cümleler
ağdalı heceler birer birer yakılmalı
artık aklanmalı aragon’un utancı ve aşkı
bir şeyler yapmalı, alışılmış bir şeyler
gözlerime yakışmalı mesela elsa’ya yazılan şiirler
yakıştırılmalı
savuşturulmalı s
-
ÜTOPYADA BİR AKŞAM
(1)
Gök-ana o yürüyüşe tanık olduğunda
Hiçbir bulut esirgemedi yükünü onun kucağında
Verebileceklerini olduğu gibi yürekten kopan bir sevdayla
Döktüler, döktüler, döktüler yollara;
yollar bir çırpıda aşıldı sevgilinin kollarında...
Mülteciyken sana, en asi başkaldırışımla
Hür ve tek beden, tarihi aldı ardına
Ordu gibi, dev gibi aşklarıyla
Tarih selam durdu bize yol
-
Ahan da size geyik forumu, dilediğiniz gibi geyik yapın, şiirleri de rahat bırakın gari :p Hem bunlar silinmez de sohbet odasındaki gibi, okuyup okuyup güleriz halimize... :o
Hadi üşüşün bakalım... :)
-
Diyar diyar uzakta satır satır yakınız
Mektup mektup özlemler gider gelir arada
Bin heyecan yaratan sözler nerde kaldınız?
Dua dua dilekler sizle varır murada.
Merhabalar bir tanem diyerek başlıyorum
Merhabalar hayatım diyerek başlıyorsun
Okuduğum her satır ile kalkar uçurum
Yazdığım her kelime bize köprüler kursun.
Yazıyorum bugünü, geçmişi, geleceği
Okuyorum özlemle yazdığın satırla
-
Sen, kaçan ürkek ceylânsın dağda,
Ben, peşine düşmüş bir canavarım!
İstersen dünyayı çağır imdada;
Sen varsın dünyada, bir de ben varım!
Seni korkutacak geçtiğin yollar,
Arkandan gelecek hep ayak sesim.
Sarıp vücudunu belirsiz kollar,
Enseni yakacak ateş nefesim.
Kimsesiz odanda kış geceleri,
İçin ürperdiği demler beni an!
De ki: Odur sarsan pencereleri,
De ki: Rüzgâr değil, odur ha
-
taşeron İsmail, ustabaşı Hüsmen ve sen
inşâ edemediniz bâhtımı yeniden
evler yaptınız övünerek yüksek yüksek
başınızla birlikte göğe değecek
kadınlar gezinecek içlerinde hevesle
gözlerinde anılar birikecek
balkonlar, odalar, pencereler
terasa çıkan merdivenler
ö m r e z a r a r e ş i k l e r
babalar yaptınız oğlanlara
kızlara sek sek oynayacak b
-
BIRAKMAK
Gidiyorsun
Beni bana bırakıp.
Gitme, kal demeyeceğim
Seni sana bırakıp
Gidiyorsun
Başka güne bırakıp
İlişkimizdeki yarım kalanı.
Senden istediğimi
Geçmiş güne bırakıp
Gidiyorsun
Senin olanı almadan.
Bekle
Ben de geliyorum
Beni sana bırakıp.
-
Yazan: 02 - 04 - 2008 : 16.53 - admin
Tebrikler Fenerbahçe ... 3 gol attık, 2 onlara 1 bize = FB-Chelsea = 2-1
-
ben hep
sessizce sevdim…
bilmedi hiç
sevildiğini
sevdiğim…
kim bilir?
belki bir gün
haylaz bir dalga olur
kumsalda
parmaklarıyla sevişirim
yarin...
Hayri BUYRUK
MENGEN / 2006
-
gözlerimi alıp gidiyorum şimdi
heyhât, meydanlar size kalsın
panayırlar, bayram sabahları
size kalsın ikindi yağmurları
dahası yalanlar, yarım yamalak sevdalar
sardunya akşamları size kalsın
size kalsın akasyaları şakıyan arnavut kaldırımı
ey kokusunu mısralara bırakan yağmur
ve istanbul
-ah yüzük parmağımdaki tek kusur-
kanadı kırık yalın kılıç kırlangıç
size kalsın şarkılardan yayıl
-
YOLCULUK
Defter gibi dürülmüşüm
Sayfa sayfa, yaprak yaprak
Bir fırına sürülmüşüm
Vücudum fırından sıcak
Atılmışım sel önüne
Yolculuk mahşer gününe
Küçüğünden büyüğüne
Tüm insanlık benden uzak
Söz söyleyen dil benimdir
Dikeniyle gül benimdir
Tükenmeyen yol benimdir
Ve yollarda binbir tuzak
Hepimiz yok olacağız
Kalacak bu dünya ıssız
Ağlarken dertlere ağız
Bir türkü tutturmuş
-
şimdi oturup bir şiir yazsam sana
hani şöyle uzun uzadıya masal tadında
biraz sevdaya dayanır mısralar
vuslata
biraz ayrılığa dayanır ya da ağulu gözyaşına
usulca yaslanırım sığınmacı efkârıma
içimdeki saf kadına sonra
sonra en sabıkalı yanıma, aşka
ve ah’la susarım akşama dökülen şarapta
aynalarda kadınlığımı sınarım , aynalar salaş
sıraya girer yıllar pür telâş
dile gelir de
-
HER GÜN BAYRAMDI BİZE
bayram var dediler
tuttular ellerimden
götürdüler
silahları gördüm
namluları bana dönük
çocuktum korktum.
bayram var dediler
üzerime üşüştüler
tuttular yakamdan
zindanlara attılar
kurtulmuş dediler
mutluluktan ürktüm.
küfürler ettiler
onlar nede olsa büyüktüler
hiç üşenmeden hem de
küfürleriyle övündüle
-
GÖCEK'TE BİR SABAH
ırmakların koştuğu yerde deniz
ırmaklardan engin ve duru deniz
coşkusu yerde gökte çağlarken
denize hasret ümitlerim, nerdesiniz
açılır kara geceye bir pencere
dökülür ayaz, ümit çaktığım yere
cebimde bilyeler gökkuşağına koşarken
düşerim aydınlığın söndüğü çöllere
Göcek'te bir sabah, hayale açılan yelken
gül evrene, evren güle gün gibi dönerken
aşkın girdabında
-
SEVMEYİ ÖĞRENMEK
Bilmiyorum diyorsan sevmeyi
Verdiğim kalıplara sok duygularını
Gör bak nasıl kaçıracak bu sevgi
O tatlı uykularını.
Gözlerimdeki ışığı gör
Ve yüreğinin sesini dinle
Gösterdiğim hedefe at gönül okunu
Bil ki sevgi hep seninle..
Acemidir o ilk bakış evet
Savruktur ağzından çıkan her kelime
Ben bilirim sevmeyi, öğretirim sana da
Uzat elini elime.
Yaşından değildir
-
Yazan: 31 - 03 - 2008 : 19.45 - admin
Ahmet Çakar bikiniden sonra 10.000 dolarına iddiaya girdi; Fenerbahçe Chelsea'yi elerse 10000 dolar ödeyecekmiş... Chealse elerse 5000 dolar bana yeter dedi. Ve ancak, yine anında sözünden rücuu ederek, şaka dedi...
-
Sen
Ey Sanatçı…
Ne nazınla, ne yazınla
Sen sanatınla konuş
Arızanı at perdenin ardına
Nifakla
Al karşına dağları
Tüttür burnunda dumanı
Çam sakızı, çoban armağanı
Itırla yoğur hamurunu
Sür ocağa odunu
Isıt hazzını teninde,ılıt ruhunu, eğit düşlerini
Nasiplen, utansın ifadesiz bakışların…
[B
-
l
yüzük parmağımda hâlâ çınlayan vâveylâ
aşkımı koruyan kaburgalara saplanan, o sırça söz
ve köz, can bulan dudağımda ihtirâsla
kulak versin şimdi çocukluğum bana
adamlığın, hesap versin içimdeki kadına
damgalandı kadınlığım atıldığı tozlu rafta
dağlandı direnişi yağmalandı
şu mezarlar ki
adandılar yalanlara, yılanlara, yıllara
ll
açıldı artık gölgemde kapanan göz
umut yenildi zam
-
Eskicinin yükünden acemi yürüyüşler...
IŞIK
Rüzgarın dansında yeşiller
Biraz masum
Biraz hırçın
Ya da gri bir son
Sanırım yağmura yolculuk var
Solumda ateşim
Gözlerimde sönmüş bir tutam umut
Işık
Sensiz karanlık
Boşluk
Sanırım yağmura kaçış var
Yeşillerin dansında rüzgar
Daha hırçın
Daha acımasız
Islak yapraklardan bir son
Sanırım
Yağmurun sonunda hüsran var...
[CENT
-
-Hayatında bir kez dahi annesini görememiş canım anneme-
M E L E K
Hey B e b e k
Annen mi yok senin
Soluk kalpler mevsiminin meyvesi yüreğin
B ü y ü y e c e k
Olgunlaşacaksın
A ğ l a y a c a k s ı n dere kenarlarında
Gölgede ellerine dokunurken ten
Gözlerine merhametin ışığı değerken
Gerçek olup, k ı r ı l a c a k s ı n
Hayallerin olacak sonu gelmez r ü ya ların
Çiçek
-
OYUN
Adım adım, metre metre yol uzak
Burcu burcu kokusuyla gül uzak
Uzaklardan bize kızıl kor gelir
Tüter duman duman, sevda zor gelir
Rüzgarın ıslığı bir türkü söyler
Aşkın yalnızlığı bir türkü söyler
Türkünün içinden sevdalar gelir
Kalpleri titreten nidalar gelir.
Tükenirken şu ömürler an be an
Sonsuzluk hızıyla geçmekte zaman
Zamanın içinden bir beste gelir
Zamana inat ya ahe
-
KAN-KIZIL
Gök-ana yarıldı boydan boya
Mavi kaldı bir yanı
Ötekinin rengi yok
Acı-kır karanlık
Kırmızı
Nokta nokta
Döküldü derinliğine
Yıldızlar kan-kızıl
Parladı içinde
Yürüdüler
Olanca hızla
Tarihsel bir hınçla
Feryat figan
Çığlıklar üzerine
Yandı
Parçalandı
Sustu can...
27 Mart 2008
Ümraniye
Tüm zamanlar
-
Yazan: 30 - 03 - 2008 : 09.27 - deniz02
Unutulmaz bilgisayar Commodore 64, 25 yıl aradan sonra, bugün bile adından söz ettirmeye devam ediyor.
Commodore 64: 25 yıl sonra, bugün bile bu bilgisayar hala tüm bilgisayar üreticilerini kıskandıracak bir konumda. 1983'te piyasaya çıkan, daha çok bir ekmek kutusunu andıran bu bilgisayar daha o yıllarda başarılı grafiği
-
GİDERKEN
Bakınca kaçırıyorsun gözlerini
Bir suçlu gibi
Bakmasam ağırlığı üzerimde
Kaçamak bakışlarının
Üstüme çullanan hüzünden anlıyorum
Durup durup açılan yaralarımdan
Yüzünde gitmelere boyanmış bir resim
Gözlerinde susmakla konuşmak arası gidiş gelişler
Sesinde gizlediğin çatal, ellerinde titreyen bir ikircik
Dilinin ucuna gelmiş sözleri yutkunuyorsun
Şimdi nereye baksam
Gözümd
-
felek çakmağını üstüme çaktı
beni bir onulmaz derde bıraktı
vücudum şehrini odlara yaktı
yandım ataşına su leyli leyli
felek çakmağını eyledi çengel
dosta gidem dedim koymuyor engel
ölürsem sevdiğim üstüme sen gel
gözün yaşı ile yu leyli leyli
her an dilimizde dostun kelamı
uğra dost köyüne eyle selamı
tenhada bulursan Emrah cananı
daim ezberimde o leyli leyli
Erzurumlu Emrah
-
menşei belirsiz hüzünleri gösterirken tüm levhalar
lâl bir muammanın çıkmazında filizleniyor efkâr
pür telâş ak mendilli kadınlar satır başlarında
heyhât bu fasılda ne kadar da uzak şu bahar
doğurgan bir sızının, rahminde dölleniyor mevsim
yeniden tutuluyor çetelesi acının, kısılıyor sesim
adanmış zamanlara ağıtlar yakılıyor mısralarda
geri dönüşü olmayan yolları imliyor şimdi takvim
-
Yalan mı söyle gözlerinde
Kalan ne böyle düşlerimde
Hadi dön bir bak ardına
Ne kalmış yarım rüyalarda
Sen de bırakıp gittin
Beni acılarla
Sen de koyup gittin
Boş umutlarla
İşte bütün gerçek
Hayal ve sis
Dön de bir bak
Biz nerdeyiz.
-
[indent]YOKLUĞUNDA
Pencereme vuran yağmurla geldi
Tüm benliğimi yok edişin
Çağlayan oldu aktı gönlüme
En güzel yağış rahmetinle
Kuraklığın yokluğunda..
Islandım sırılsıklam aşk yağmurunda
Şimşekler çaktı beynimde
Gök gürültüsü sevgin kalbimde
Kıvrıldım kaldım bir başıma
Sensizliğin yokluğunda….
Bulutlar gözyaşı döktü bir gece boyu
Rüzgarlar ağladı senin ardından
Kuşlar ta
-
DOĞDUĞUNDA
Doğduğunda,
Gün uzamıştı
Geceler kısa,
Aydınlıktı zaman
Dilim dilim
Pencereme vurduğunda...
.../..
Doğduğunda,
Sevdalar gebe kaldı barışa
İrkildi bir kere gözü zorbanın,
Gül kokusu çarpmıştı baharı
Doğa-ana’nın koynunda;
_________________Bülbülün dili çözülmüş
_________________Serçeler su başlarında
_________________Kervan adım almaktaydı
_________________Temp
-
GÜL YÜREĞE
Yıldız topladım Karanlık Deniz-de
Kana-kana ışığından alsın diye
Hepsini avuçlarımla özene-bezene
Vermek isterim Gül yüreğe...
Damla topladım Düş Denizi-nde
Çıktım sokaklara yağmurlu bir günde
Yürüdüm sicim gibi damlalar eşliğinde
Ulaşmak için Gül yüreğe...
29 Mart 2008
Küçüksu
Yol zamanlarına
Yitmeyen umutlara
Engin-inden Duru-suna
Selam olsun sen-cana...
29
-
DAMLA DAMLA HAYAT
(1)- Gül yürekteydi;damlasında hayatın...
gül ki
doğa hep canlı kalsın
gül ki
aşk tomurcuklansın;
sen ki
yürüdüğünde fırtınaya karşı
uçurumda bir gül-e
dalga dalga çarpardı
zifir saçların 1 şubat 2008
.../..
(2)-İnsana dairdi her şey ve her şey insan içindi; sevdalar birikirdi onda...
Dağlar vardı y
-
AKŞAM OLUYOR ŞEHİRDE
Akşam oluyor şehirde…
Yukarıda yavaş yavaş belirmeye başlayan yıldızlar,
Aşağıda koşuşturan bir kalabalık…
İnsanlar yorgun, telaşlı ve bitik
Kulaklarımızı korna sesiyle dolduran bir trafik…
Şehir ve ben çaresizliği bölüşüyoruz
Ve birbirimize nefretle bakıp,
Karşılıklı küfürleşiyoruz.
Akşam oluyor şehirde…
Ayaklarımın altında buzdan bir kal
-
MUHAKEME
Bir bana baktı jüri üyeleri,
Bir de sendeki güzelliğe…
Ve benim sana mahkum olmama karar verdiler.
İtiraz ettim.
Sonra
Bir senin sevgini ölçtüler,
Bir de benim sevgimi
Ve bana dönüp:
“ Önceki kararımız geçersizdir,
Sen zaten ona mahkummuşsun” dediler.
Ha şöyle dedim.
-
ÖZLEM
-Babama-
Dışarıda yağmur çisil çisil
Gözlerimdeyse sağnak
Islanmış her yerim acıdan
Hayal olmuş sana kavuşmak..
İsterdim ki,seninle geçsin her günüm
Gülsün,gülmeyi unutan yüzüm
Her mevsim yazdı seninle,
Artık karakışa döndü ömrüm..
Özlemin hep içimde olacak,
Adın dilimde..
Melekler bile ağlayacak,
Kavuşma vakti geldiğinde..
21.03.2008-Salihli
-
[b]YILLAR SONRA
Köşe başındaydı…
Beni bekliyordu…
Sevgi dolu bir gülücükle adımladı
Aramızda kalan mesafeyi.
Bir nisan akşamında gibi
Sessiz bir yağmur boşanıverdi gözlerinden.
Kolları boynumda,
Başı göğsümde
Bir an mı,
Bir yıl mı,
Bir ömür mü?..
Öylece kalakaldı bir süre.
Neden sonra…
Başını kaldırıp gözlerimizi buluşturduğunda
Belli belirsiz sözcükler dökülüver
-
Fırtına
Nereye baksam
Hangi yöne dönsem bir fırtına
Sağım fırtına…
Solum fırtına…
Fırtınalar sarmış her yanı
İnsanlığı da silip süpüren…
Gül bülbüle, bülbül güle
Ana kuzuya, kuzu anaya
Baba oğula, oğul babaya
Yürek kana, kan yüreğe fırtına…
Bir fırtına işte, kavura kavura savuran
Tüm ana damarları bir çırpıda tıkayıp
Her solukta bin kez öldüren
-
Saatler ilerliyor birbir
Sırası gelen zamanını doldurup
Bir yeniye bırakıyor yerini
Bizlerde öyle değilmiyiz?
Sırasıyla değil mi herşey ?
İlk önce yaşarsın dolu dolu
İlk yarıyı umarsızca
Yarısına geldiğinde durur düşünürsün
İhtimal dönüp geçmişe bakarsın.
Ve bilirsin ikinci yarıda olduğunu
Dikkatli olman lazım süren belli
Bitecek seninde bu devinimde sözün
[center]Hatırlanm
-
Güneşin batışını seyrettim
Akşam serinliğinde
Dudaklarımda eski bir şarkının
Ezgileriydi seyir arkadaşım
Ne bir ses vardı size dair
Ne de bir görüntü
Güneş
Yavaşça kayboldu
Kızararak
Ve başka bir yerde doğdu.
Orada da biri benim gibi
Dudaklarında eski bir ezgi ile
Seyretti belki
Garipti bu eşzamanlılık duygusu
O benden habersizdi
Haber ise bensizdi
99 G.Mağusa
-
Neydi bunun adı
Hiç bilemiyorum,
Galiba bilmekte istemiyorum.
Ama isimsiz olmazmış hiçbirşey,
Adını koyamıyorum...
Antalya
-
Vuslat Karanlıkta Yeşerir
Kalp susuz ağacın öksüz dalları gibi kırılgan ve incedir
Yaprak duvak gibidir örter hüzünleri zaman
Özlem derinden yaralar yarin yüreğini an senedir, biter mi bu an
İğde kokuları paslı prangaları bile eritir
Vuslat karanlıkta yeşerir
Eller ki ah o yetim kalmış bir ormanın son fidanıdır
Gözlerinden kristaller kırılır bu ne yalandır
Ey bulutlar yukarılarda ç
-
[b]YOKLUĞUN
"yokluğun, ölümle imlenir”
Arzu Eşbah
Yokluğun
Sırtımın ağır yükü
Yüreğimin cenderesi
Hiçliğimin kıyısı
Sararmışlığı yaprağın
Ölmüşlüğü bazı renklerin,
Solmuşluğu mavinin, turkuazın…
Yokluğun
Çığlığı yalnızlığın, elleri kimsesizliğin
Kaybolması sevili rüyaların
Gecemin mateminde yaşları gözlerimin
Direnmesi burukluğun
Çı
-
ZEKİ VE ÇEVİK
Devlet tiyatrosundan bir arkadaş , bir oyun için mi ne artık, Akçaabat'a gitmiş.
Ekip olarak şehir merkezine gelmişler.
Kafalarını kaldırınca koca bir bez afiş görmüşler.
Şöyle yazıyor
Ben de sporcunun zeki, çevik ve ahlaklı olanını severim. AKÇAABAT BELEDIYE BAŞKANI
ANONS
Seyyar satıcının biri Anadol pikabıyla bir şeyler satmak için megafonuyla gürültülü bir
-
düştüm aşkın ateşine
yarim ahın neva imiş
rastlamadım ben eşine
bir gülüşün deva imiş
görmeyince cemalini
sordum ölüm vuslat imiş
dürdüm gönül defterini
bildim sevdan sırat imiş
ah sararıp soldu benzim
sensiz mevsim hazan imiş
yok evvelim hem ahirim
ömrüm şeb-i hicran imiş
23.03.2008 / Salihli
-
Yazan: 23 - 03 - 2008 : 16.23 - deniz02
Sabahları paldır küldür yataktan fırlayıp kendimize bir merhaba bile demeden strese günaydın dememiz hiç kimsenin suçu değil. Yazar ve kişisel gelişim uzmanı Patricia Muradi "Ne kadar güçlü, kendimizden emin olursak olalım nihayetinde insanız!" diyor ve soruyor "Kendinizi motive etmek için 60 saniyeniz de mi yok?.
"Doğamız gereği de kabul görmeye, beğenilmeye, motive edilmeye ihtiyaç duya
-
hece bu gece lâl dilimde desem de
biraz deli sanki, biraz sinsice
övgüler düzüyorum sessizce gölgene
ki bu kinaye
sana sesleniyorum ve yedi düvele
yok satıyor pişmanlık
bir küfür daha can buluyor dilimde
binlerce keşke
alışılmış, tanıdık, sağdık
rüzgârın, asude sesiyle sevişiyor tenim
karanlık bir imzanın ucunda en dipteyim
kimliğimde kök salıyor yalnızlık
sesim kısık, dudağımda
-
MİRAS
Mecnun’dan miras kaldı bana, sevdim.
Bilmezdim ne acıymış gönül yarası,
Sevip de sevilmeyeceğimi nerden bilirdim.
Sana nasip olmamış Leyla’nın mirası.
-
Yazan: 23 - 03 - 2008 : 08.28 - deniz02
Erzurum'da, doğuştan engelli Yusuf Aslan, sol ayağı ile çizdiği resimlerin yer aldığı kişisel sergisini açtı.

[font=Verdana]Ellerini kullanamadığı için sol ayağı ile resim yapan Yusuf Aslan , Erzurum Kültür ve Turizm Müdürlüğü Resim Heykel Galerisi'ndeki ''Sol ayağım 3'' isimli resim sergisinin açılı
-
Yazan: 22 - 03 - 2008 : 16.50 - deniz02
Alzheimer Derneği ve Vakfı'nın hastalıkla ilgili düzenlediği söyleşi "Beyaz Melek" filmiyle dikkatleri yaşlıların hayatlarına çeken Mahsun Kırmızıgül'ün de katılımıyla yapıldı. Söyleşide söz alan Prof. Dr. Rukiye Pınar, 'Beyaz Melek Yasası' olarak bilinen yasanın ardından Ulusal Yaşlılık Merkezi'nin de kurulması yolunda çalışmalarının hızla sürdüğünü belirtti.
İstanbul- 18-24 Mart Yaşl
-
Yazan: 22 - 03 - 2008 : 16.23 - deniz02
"Bencil "yalnız " olarak doğmuştu. Çok büyük sıkıntıları vardı yaşama gözlerini açarken. Aç , güçsüz ve çaresizdi. Lakin bunu anlatacak çok güçlü bir silahı vardı Elinde " Gözyaşları" Sadece kendini düşünmeliydi çünkü sadece o vardı ve tek başına idi.
Derken önce "Şefkat " daha sonra da " Sevgi" ile tanıştı. Onu hemen kollarına almışlar, giydirip ısıtmışlar, karnını doyurmuşlar, şarkılar söyleyip
-
Beşiktaşlı bir avukata ihtiyacım var acilinden..
bir konu danışacağım..
özür dilerim böyle bir konu açtığım için ama çok önemli ..
-
“ castabala’da ağlayan o kadına…”
l
kör
ve sağır bu şehir
ölüm uykusunda
dili pas, elleri kir
mânâ olmuş artık adına kibir
ll
soysuzca çekilmiş aşina kuytulara
ar, üstelik susar umarsızca
çaresizlik
ruhumda dört nala tüm sokaklarda
diz boyu “ k i m s e s i z l i k “ caddeler
onur
kan ağlar, ağulu bir kaldırımda
etrafa saçılmış i ç i
-
[b]YILDIZLAR
Karanlık bir sokakta meçhule yürüyorum
Ayrılıp gidiyorum yalnızlığın yurdundan
Siyah, ıslak taşlarda bir matem görüyorum
Yer ve gök ıslanıyor gidişimin ardından.
Bir yağmurdur başlamış uğurlamakta beni
Her damlada duyulan sessiz bir hıçkırıktır
Ve ayrılıp gittiğim bu loş sokakta beni
Hiç yalnız bırakmayan o eski yalnızlıktır.
Ben, gecenin çocuğu, aydınlığa ulaşmak
Ne
-
S Ü S
Kırık kalpler mevsiminde kanadı kırık bir güvercine rastladım
Ona yüreğimi verdim, semayı gösterdim raksıyla yaşadığımı anladım
Gözlerinden gözlerime süzüldü aşkın utangaç suretleri
‘Seni seviyorum seninle yeniden doğuyorum’u gizlermiş gibi
İlkbahar yağmurlarının ıslattığı caddelere bir karanfil bıraktım
Y a k a m o z lar oluştu aniden, gülüşlerinin parlaklığı sa
-
Kahve kokusu sarmış her yanı…
Misler gibi köpük köpük
Telve tadında tüm sözcükler
Bir nefeslik sıcak sıcak
Muhabbetler buhar buhar…
*
Sırtında papatyalardan gelinlik
Usul usul ısınır kırlar…
Rüzgârın dudağında davetkâr ıslık
Cıvıl cıvıl kuşlar pek heyecanlı
Seyrüsefa gelincik tarlaları…
*
Terlemekte şakakları ayaz günlerin
Muştulanmış leylek
-
Bugün sitemizin değerli üyelerinden, şair dostumuz Sayın Nejdet Evren'in doğum günü.
Nejdet Bey doğum gününüzü kutluyor, sağlık, huzur ve mutluluk diliyorum...
Nice yıllara, sevgi ve ümitle...
-
bendeki çaðlayýþýný sevdim senin þiir þiir
içimdeki nehire adýný vermeni
kaybolurken gözlerimde bir yandan
bir yandan içimde dirilmeni
portakal çiçeði kokan sesini sevdim
sesindeki gizemi ve direniþi
göðsümdeki benli halini, ben halini yani
yani seni sevmeyi
sýcaklýðýný sevdim düþlerinin
çoðalmaný bendeki
sende eksilmeyi
sana bürünmesini eþkâlimin
ve yedi veren gözlerini sevdim s
-
Yazmaya ne dersiniz?
___________________ (Başlık - Gül )
Gül
___ ___
___ ___ ___
___ ___ ___ ___
___ ___ ___ ___ ___
___ ___ ___ ___ ___ ___
___ ___ ___ ___ ___
___ ___ ___ ___
___ ___ ___
___ ___
___
Ayrı yazılan "mi", "de", "ki" gibi ekler de birer kelime sayılacaktır (ek olup aslında farklı kelime olmasa bile örneğin: "Sende mi" iki kelime olarak sayılacak.)
İlk sözcüğü yazdım devam et
-
Şu zamana kadar eklenen her şiire birer uygun resim bulmaya çalıştık, bulduğumuzda da sevinerek ekledik. Şimdi bu resime bir şiir istesem çok şey mi istemiş olurum acaba?
-
Yazan: 19 - 03 - 2008 : 13.32 - deniz02
Bir adam hileyle kuşun birini tuzağa düşürerek yakaladı. Kuş dile geldi, yalvardı:
"Ey ulu insan, sen koyunları, öküzleri yedin, bir çok deveyi kurban ettin. Bu dünyada onlarla bile doymadın, benimle mi doyacaksın? Eğer beni bırakırsan ben sana üç öğüt vereceğim.
Bunlara uyarsan her müşkülün hallolur.
Birincisini, dindeyken vereyim, eğer beğenirsen beni bırakırsın.
İkincisini şu dama konarken,
-
[b]İSYAN
Es ey deli rüzgar karlı dağlardan
Al ümitlerimi götür meçhule.
Yaşayamadığım deli çağlardan
Al ümitlerimi götür meçhule.
Neresi mekanım, neresi yerim?
Kimden sorulurum, kime ne derim?
Ey beni bitiren kara kaderim
Al ümitlerimi götür meçhule.
Çığlığın ardında sessiz bir yorum
Hep ümit istedim nedir ki zorum?
Sana kahpe felek, sana diyorum
Al ümitlerimi götür meçhule.
G
-
- avuçlarına düşen gölgemi sakla...veronica…
Bir rüzgârın son yapraklarıydı gidişin
Bakakaldım tenimdeki izlerinin ardından
Göz yaşlarım eskiden de tuzluydu bilirim
Ama yangınına akıl erdiremedim…
Bir uzun yolculuk kadar kısaydı aslında
Bir gece geldin ve bir gece gittin
Bitmesin isterdim, bu gizemli masal
Gitmesin bir an bile ufkumdan gözlerin…
Kimi zaman pamuk ta
-
şimdi bir bedevinin becerisi ile geçiyorum içimdeki çölü
yürekli, temkinli, bir o denli hevesli
biraz da aceleci hatta
ve de öfkeli
bulmak için içimdeki son sözü
kaç küfrü daha geçmeliyim kim bilir
daha ne denli derinde olabilir şu “vaha döngüsü”
kaç kitap yazılmalı usumda harfleri tütsülü
kaç büyü bozulmalı
kafka’nın kaç köprüsü daha kurulmalı iki yaka arasında
kaç h
-
DUMUR VAKALARI!
Sene 1992,üniversite yılları.
Anneannemin hac parasıyla zar zor bir bilgisayar kapatmışız ama printer'a para kalmamış.
Akşam vakti printer'ı olan bir arkadaşa gidip aleti ödünç aldım, eve dönüp proje çıktısı alacağım.
Ankara'da her kış olduğu gibi yerler yine buz.
Kayıp düşer de alete bir zarar veririm korkusuyla bir taksiye bindim.
Daha iki dakika olmadan polis çevir
-
Yazan: 15 - 03 - 2008 : 15.00 - deniz02
Uzaktaki sevgiliden, arkadaştan veya bir akrabadan gelen aşk, sevgi ve özlem dolu mektupları ulaştıran postacıların yolu, artık banka hesap ekstreleri, su, elektrik, doğal gaz ve telefon gibi giderlerin faturalarını getirdiği için gözlenmez oldu.
Geçmiş yıllarda haberleşmek, baş sağlığı veya özür dilemek, davet etmek, teşekkür sunmak, bayram, yılbaşı ve özel günlerde tebrik
-
[indent][size="3"][color="Black"]Karanlık geceler
Kaç gece geçti? Gündüzlere inat,
Yıldızların olmadığı,
Ay ışığına hasret kara geceler….
Buram buram hasretken aydınlık gündüzlere,
Hep gece kaldı, hep izbe karanlık,
Bir ses duyduk ,ancak görmedik,
Bir tekme yedik kimden bilmedik,
Acıyı hissettik yaşanan zifiri gecede...
Aydınlık yüzler aradık kapkara suratlarda,
Tırmandığ
-
RÜZGAR ÖPÜCÜĞÜ
Sokaklarda isyan dokunuşları masuma yanar.
Kül olur ağaçlar, yıkılır çelik duvarlar…
Rüzgar öpücüğü ah bu serin kalp gülücüğü,
Bir annenin gözlerinden bebeğinin kaderine akar.
……..Büyüsün yavrumun büyüsü…………..
Caddelerde kin kokan beyaz güller serilir.
Koklanır felaket, silah sesleri gelir.
Rüzgar öpücüğü ah bu serin kalp gülücüğ
-
“… ah betimsiz tınısı kulağımın
beşinci mevsimim
geç baharım… /
gülüşümün mavi tanrısı ah …”
yüreğimin, suskun çığlığı gelişin
varlığın, ışığa açılan kapım
bulutlar nasıl da bî-çare bak eteklerimde
ölüm nasıl da teslimiyetçi
büyülü bir ezgisin içime işleyen
sen, avucumdaki en mutena çizgi
bilesin
ne daha yeşil asma bahçeleri babil’in
ne de
-
Sitem
Dinlemedin gönül sözümü
Yüze gülen ahara kandın
Esirgeyip benden güzümü
Çiçek açan bahara kandın
Sen bildiğin beher ademi
Derdin sıra ağlar mı sandın
Yaralara sürüp merhemi
Kabuğunu bağlar mı sandın
Anlayan mı var kıymetini
Dostum deyip beyhude yandın
Pare pare edip kalbini
Ateşlere attın da yandın
Mart 2008 / Salihli
Hece vezniyle yazmaya çalışt
-
-durmayın y a d ı r g a y ı n beni
bütün fırtınaları kopartın
akıtın içinizdeki zehri, sezgiyi karartın-
1. perde
yine de kurban ederek sizi nafile serzenişlere
bütün ayıplı şiirleri bağırmalıyım bu gece
en pasaklı dizeleri, yasaklı öyküleri
dahası kini, habil’i ve ihaneti
dile düşmeli içimin aşifte heceleri
kanla doldurmalıyım bütün bakîr kadehleri
engelli düşler ku
-
BÖLÜM I
“Omzuma yaslan” dedim.
Yaslandı.
“Canın yanacak, yapma” demiştim ona. Haklıydım.
Bu bir savaş değildi.
Ama o kaybetti.
“Sana söylemedim mi” demek istedim. Savunmasız, yorgun çocuk gözlerini gördüm.. Acıdım, sustum.
“Bana bırak kendini” dedim. “Gidiyoruz. Yanında olacağım.”
Elini uzatmaya gücü yoktu, biliyor
-
GURBET AKŞAMLARI – 1
Ah! Bu gurbet akşamları,
Zifiri mavi geceler;
Kopkoyu.
Siyaha yakın,
Mavimtrak
Petrol mavisi geceler…
Şimşekler çakar
Uzak dağların başında,
Kavak yelleri eser başımda,
Garip, garip
İçli, içli…
Koyu bulutlar uçar,
Gönlümün üzerinden,
Ağlamaklı…
Hüzünlü gurbet akşamlarında
Kavak yelleri eser başımda
Gürül, gürül çağlayanlar
Irmakl
-
GURBET AKŞAMLARI – 1
Ah! Bu gurbet akşamları,
Zifiri mavi geceler;
Kopkoyu.
Siyaha yakın,
Mavimtrak
Petrol mavisi geceler…
Şimşekler çakar
Uzak dağların başında,
Kavak yelleri eser başımda,
Garip, garip
İçli, içli…
Koyu bulutlar uçar,
Gönlümün üzerinden,
Ağlamaklı…
Hüzünlü gurbet akşamlarında
Kavak yelleri eser başımda
Gürül, gürül çağlayanlar
Irmakl
-
Konu edebi mi, belki değil... Ama yüreği sevgiye her daim açık siz dostlarımla paylaşmadan edemedim...
Fotoğraftaki iki adam, yavru aslana İngiltere'de bebekken bakmışlar.. Ancak aslan yetişkinliğe eriştiğinde, yetkililer tarafından yasa gereği ellerinden alınmış ve Afrika'daki vahşi yaşam barınağına gönderilmiş. 1 y
-
[b]SEVDAM
Gecenin karanlığında bulmuşum
Işıklar içinde, ışıktan parlak.
Bir sevda ki içinde kaybolmuşum
Ben içindeyim ya o benden uzak.
Ruhumun karanlığında bulmuşum
An mıydı geçen, asır mıydı, neydi?
Bir anda kendimi O’nda buluşum
Bir gonca gül gibi açan bir şeydi.
Bahtımın karanlığında bulmuşum
Büyük ümitlerle doğdu içime
Sanki Leyla için Mecnun olmuşum
Leyla da Mecnun da
-
böyle bitmemeliydi penthesilea
esrik bir mızrağın rüzgarıyla
düşmemeliydi aşkın en mağrur kalesi…
oysa, saçlarında dirilirdi “Thermedon”un dalgaları
susuz ağaç dalları, ana rahminde kız çocukları
ölüme adanmış göğsünden abı hayat içilirdi…
iki ucu keskin bakışınla bulutları yarardın
ayağına dökülürdü çil çil yıldızlar
dokununca yıldızları yakardın…
at
-
MASUMİYETİN İSYANI
Tüm sokakları kapatın!
İsyanın ateşle raksında ağlayın
Hakikat soluyan bir gül koklayın.
Kanatsın içinizi,
Yüreğinizden kusun riyanın parmak izlerini.
Susun konuşmadan anlatın,
Söyleyecek ne varsa fırlatın içinizdeki sahtelikleri…
Yalan,
Ölümümdür masumun hakkına dolandığın an.
Yakın beni bitmeyen gecelerde o vakit.
Gözyaşlarıyla bezeyin kahramanın doğdu
-
A Dm Bb A
Tut beni, düşüyorum yokluğunda
A Dm Bb A
Sar beni, üşüyorum yalnızlığımla
Dm A
Gece ayaz, karanlık uçurumlar
Bb Gm A
Bulutlar yaslı, gözlerimde...
Dm A
Siyah beyaz, bulanık hayaller
Bb Gm A
Aşklar buruk yüreğimde...
Dm A Dm A
Yine sev, yine sev }
Bb Gm
-
l
hüznü damıtıyor
ay küskünü gecelerde kadınlar
saatler, anı vurduğunda
ölü yanlarımıza açılıyor cümle camlar
avuçlarımda kanayan sen
bir de yitik zamanlar
darmadağınık
hayatları çalıyor çanlar
müjde kuşları bî-çare, suskun çığlıkları aşikâr
bir kıyısından tutunamadığım umut
hermes’in heybesinde yiten sesim
magera’nın gözleri neden aşka değmedi söyleyin
söyleyin, kim
-
[size="3"][color="Magenta"][indent]KARA GÖZLERDE BULDUM
İşte o gündü ellerim buz gibi
Saçlarım soğuktan diken dikendi
Beklediğim birazcık ilgi idi
Sıcaklığı kara gözlerde buldum
Yağan kar tanecikleri getirdi
Bembeyaz tertemiz o ümitleri
Ararken bu kışta kaybettiğimi
Umudumu kara gözlerde buldum
Kalbimden dağıldı tüm vücuduma
Sıcaklığı ulaşırken avucuma
Yeni kan geldi sanki yan
-
GİRDAP
Sokulunca yanına sessizlik
yürekte biz iz gibi
kalır bir başına;
ne dile gelen söz,
ne de yazılan çizgidir;
________________dökülür...
Yalçın kayaların koynunda
bıçak sırtına yaslanışın
sesi düşer dibe,
yankısı sonradan gelir
çoğalan çığlıktır
avuntusu çarparken kendine,
___________önce genişler
___________sonra küçülür
___________daha sonrasında
-
[b]AYRILIK TÜRKÜSÜ
Bana kuşlar getirir haberini
Karga cinsinden hani
Seni gidi seni
Uçan kuşa borcun varmış diye duyarım
Gönülden yani.
Bana rüzgar getirir haberini
Çöllerden öte hani
Yeşil palmiyelerin gölgesini
Seni gidi seni
Mesken tutmuşsun diye duyarım
Oy nenni nenni.
Bana dağlar getirir haberini
Dorukları karlı hani
Her sabah eteklerini
Seni gidi seni
Yeşile boyarmışsın
-
DUMAN
Bir duman görürüm geceleri ben.
Bir kadının feryadı,
Bir adamın hayatı,
Bir çocuğun gözyaşları saklıdır onda; gökyüzünden süzülen…
O kadını düşlerim;
Ruhunda aşkın,fedakarlığın, ezilmişliğin, eşitsizliğin kol gezdiğini ben bilirim.
Sorarım evrene:yalnızca 8 mart da mı açmalı dünyanın bütün çiçekleri.
Sonsuza kadar sevgi ile beslenmeli üryan yürekleri.
Yüzündeki gözlüğü çı
-
Geri Gelen Mektup
Rûhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervâne olan kendini gizler mi alevden?
Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu...
Gün senden ışık alsa bir renge bürünse;
Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan
Yalnız o yeşil gözlerinin nûru görünse...
Ey sen ki kül ettin beni onmaz ya
-
Geri Gelen Mektup
Rûhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervâne olan kendini gizler mi alevden?
Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu...
Gün senden ışık alsa bir renge bürünse;
Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan
Yalnız o yeşil gözlerinin nûru görünse...
Ey sen ki kül ettin beni onmaz ya
-
“…dudaklarımda kahır olur bu sahnede adın
acısının dili olmayan
avare bir kadını oynarım
söylenmeyen her hecede
bedeli ödenir cümle günahların…”
l
geceleri
pervasızca işgal ediyor
yas kokulu kadınlar
umut bu bapta aciz
karanlıkla birlik büyür ya o sayrı zamanlar
sızı dipsiz
mütecaviz
kadınlar… /
gözleri hüznün doğurgan annesi
düşleri sessiz
ac
-
ZAMAN KADIN GİBİDİR
18. asrın ünlü ressamlarından William Holman Hunt’un “Kâinat Işığı” adlı tablosu Londra Kraliyet Akademisinde seyircinin beğenisine sunulmuştu.
Tabloda, gece vakti bir evin kapısı önünde, elindeki feneri kapıya tutan bilge bir adam duruyordu.
Ziyaretçiler, ne ifade ettiğini anlamasalar da tabloyu seyredip hayranlık sözleri söyleyerek çıkıyorlardı salo
-
DİKKAT:
gözyaşımla yazıyorum ,
damlalarla çağlıyor ,
bulanıyor önce ve durgun bir yıkıntı
bir fidan nasıl devrilir, kurur
acımasızca yıkılır
titrek ve kısık
ve çocuk yanımla
küçük kadın parmaklarından sızarak
söylüyorum...
kadın olmak
sevgiye dönmek yüzünü
insanlığa gebe
küçük çelimsiz vücudu
sonra kadın olmanın yükü
yüklemek en ağır geceyi
çığlık çığlığa serilmek
azrailin koynuna
penceresiz dört duvar dünya
umudu çitler ardında
kaybedişeri başlamış kadın olmasıyla
hatta doğmasıyla
sömürülmesi hak
köleliği müebbet göreviymiş aslında
gökyüzü görmeyen kanatlar
yük olur küçük yüreğine
varlığına inat yok sayan düşüncelere
itaatkarlık farz kılınır
tekabül eder bir nefese
bir nefes daha lütfedilir ya
eğerse başını
sessiz kalırsa zulme
lütfedilir yaşamak kadına
varlığı kabul edilene olursa ancak köle...
bilmez nedir isyan
ama kanatları ağır bir heyecan
zincirini yüklenir omzuna
güzelliğiyle yükselir semaya
özgürlük süzülür kanatlarından
pusu kurulmuştur itaatsize
vururlar
beyazı kana bularlar
süzülerek inen melek
bilinir ki günahkardır bu alemde
öyle yazılır
öyle okunur
bilinir ki semaya hasret kanatları
tanrı kusuru, gerekirdi olmaması
yazılır tarihe
köle doğan
ya öyle veda eder yokoluşuyla
ya da kanayarak güzelliği semada...
yeniliyorum gözyaşıma
direniyorum kaderime
varlığıma inanıp
yükseliyorum gökyüzüne
tarih yazsa da gözyaşıma inat ihanetimi
ihanetimi sürüyorum
isyanımı seriyorum
dalgalanıyorum
baş kaldırıyorum bu onursuz esarete...
gözyaşımla yazıyorum tarihi yeniden
doğrusuyla eğrisiyle...
(Yüreği özgürlük için çırpınan, emeğiyle dünyayı yaşanılır kılan insanlığın kahramanlarına armağanımdır...)
-
l
asırlık bir hasret dudaklarımı kavurup
içimde sızlayan
şu kadın ben miyim
çıkmaz bir sapakta ağlayan
(s)üzgün
varoşların koynundan
uzak kıyılara nehirce akan
geceye küsüp, güne
doğan
bu kadın ben miyim tek teninde soluklanan
ellerin… /
daha dün ellerimdeydi ellerin
ahh acımasız bu zaman
hain… /
şimdi nerdesin
sensiz doğurduğum kaçıncı yüz yıldır bu
bu nasıl bir tutku
kaçıncı tan
ruhumun derinlerinde acıya bulanan… /
ahh bu sensiz doğduğum kaçıncı gece
aşifte bir rüzgâr gibi eteklerime dolanan
şu hüznün adı
fahişe değil de
ya ne
ll
dinle
isyanın şiiri bu sevgili
hasretin
ve sevdanın şiiri
-ölümün bile terk ettiği-
bir baş kaldırı bu
direniş
yoluğunda kayboluşun hazin hikayesi
sessiz bir serzeniş
lll
ne çok oldu gözlerinde boğulmayalı
yitmeyeli sesinin buğusunda
tenine uyanmayalı
ne çok oldu sevgili
ne çok
sana doymayalı
2005 / adanava
-
Sevgili dostlar; bugün değerli dostumuz Ersin Tosun'un doğumgünü!
Sevgili Ersin şiir yazma yeteneğim olsaydı eğer, asil duruşunu anlatan bir şiirle kutlamak isterdim gününü ama maalesef yok böyle yeteneğim:(
Mutlulukla, huzurla ve sağlıkla geçecek, en doğrusu da gönlünce geçecek upuzun, bahar tadında yıllar diliyorum sana... Sevgilerimle...
-
Yazan: 06 - 03 - 2008 : 10.03 - rita
Elma sindirimi kolay, düşük kalorili bir meyvedir.Yüksek tansiyon, adele ağrıları, böbrek taşlarına , gastrit ve ülsere de iyi gelir.Yemeklerden sonra yenen elma, çiğnenirken dişlerin arasını çok iyi bir şekilde temizler.
Bağırsak sorunu çeken kişiler için dengeleyici ve normalleştirici bir besindir.
Elma her derde deva değilmi ? ha haa siz öyle sanın
Bir kere Elma yiyen kişinin cin gibi olması gerek saf olanlara göre bir meyve değil.
Çok çok eski bir tarihte Makedonyanın dağ köylerinden birinde yaşayan Bir kadın Çocuk sahibi olamadığı için eşi ve ailesi tarafından ezilip,hor görülmekteydi.Evde ne kadar ağır iş varsa kül kedisi misali ona yaptırılır,yine de kimseyi memnun edemezdi. çünkü o defoluydu Eşine ve ailesine soylarının sürebilmesi için bir evlat verememişti.Her türlü eziyeti ve aşağılamayı hak ediyordu.Tek hayali bir yolunu bulup bu evden ve bu insanlardan kurtulmaktı.Belki çekip gitse kimse umursamazdı ama annesi ve babası olmadığı için gidecek bir yeri de yoktu. sadece umut ediyordu işte...
Birgün Köy sakinlerinden saygın bir ailenin gelini rahatsızlanarak hayatını kaybetti.Geride en küçüğü iki yaşında olan beş çocuk bıraktı.
Birinin Kaybı diğerinin kazancıdır derler.Bunda da öyle oldu.Kadersiz gelinimiz Bu küçük çocukların babasıyla hayatını birleştirerek o kötü günleri geride bıraktı.Belki hiç çocuğu olmadı ama, hiç değilse hayatının geri kalanında saygı ve değer gördü.
Hikayenin kahramanları dedem ve babaannemdir.
Şimdi Elma ile ne alaka diyeceksiniz var işte olmaz olur mu ?
Babaannem anlatırdı.
Deden hiç bakmazdı bana.Bir türlü kendimi fark ettiremezdim.Ben dedeni elma ile kandırdım.Evimizin önünden geçerdi her sabah ve ben ona her sabah bir elma yuvarlardım derdi.
Babaannem dedemi kandırmış.Hem de bir elma ile.
Havva ile Adem mit'inde olduğu gibi.
Demekki İnsanlığın ilk tarihinden beri Havvalar Ademleri Bir elma ile kandırmaya devam etti.
Haaa birde aklıma gelen pamuk prenses masalı var ki bilmeyen yoktur sanırım kötü kalpli kraliçenin prensesi
bir elma ile kandırıp zehirlediği.
Eh şimdi hal böyleyken yok canım Elma meyvelerin sultanıdır ondan bir zarar gelmez diyebiliyorsanız söyleyecek lafım yok. Siz bilirsiniz.
Sahi yeri gelmişken.
Bir elma versem yermisiniz.
-
"Attila İlhan'a özlemle"
“…gidiyorsun
yazılmamış şiirler gece gibi suskun
heceye vurgun dölsüz harfler
hece kısır hece yorgun
g i d i y o r s u n
içimde cümle nehirler durgun…”
l
y o k s u n
gece uzun
ve hesapsız… /
yoksul ve de yoksun
ll
kalakaldı içim an’sız
kırıldı sırsız ayna acı sınırsız
her parmağımda bir melek
cansız ve kanatsız
kararsız sesler dökülür dudağımdan
arsız sorular cevapsız… /
zamansız ölümler gibi kayboluşun
vezinler kekeme
rediflerde aşikâr yokluğun
lll
ahh yokluğun
tanımsız boşluk
ve soğuk
ardından, donuk bir kadın öyküde kalan tek konuk
2005/haziran/ephessus
-
Hayal kurun,
Bana hayal getirin,
Güller ülkesi için…
Bana hayal getirin;
Faran dağlarında doğan Faraklit
Cebir olsun, Newton olsun içinde,
Fuzuli’den kasideler bulunsun.
Hafız olsun, Puşkin olsun
Ofelya, Leyla olsun.
Güldesteler getirin.
Bana hayal getirin;
Babil olsun, Balbek olsun,
Talihsiz sonunu görmüş şehirler;
Kendini mahşere saklayan yerler
Camii olsun, havra olsun.
Ve daha ne dilersen…
Kâşaneler, türlü türlü ekoller,
Has bahçeler getirin.
Bana hayal getirin;
Furkan olsun, Yasin olsun;
Dört lisandan, dört kitaptan isimler,
Işık çağında bilim,
Sevda asrında gönül
Einstein, Mecnun olsun!
Her deneyde bir icat,
Her aşkta vuslat olsun
Şelaleler getirin.
Bana hayal getirin,
Bakire ve gizemli
Tertemiz sıcak düşler…
Çocuklar kadar canlı,
Su gibi heyecanlı
Aşktan, sevgiden yana
Meşaleler getirin.
Hayal ötesi hülya,
Güle çağlayan dünya,
Bana hayat getirin!
Mehmet Taştan
Artvin / 1997
-
NEFES
17/01/1967
Prof.Dr.H.Nail Kubalı
ALLAH’a kul olduk kalubelada,
Yalnız bu yolda ikrarımız var,
Üç günlük ömür için kahpe dünyada,
Kula kul olmamak kararımız var.
Hayra hayr oluruz şerre belayız
Bu zevki cidale pek müptelayız;
Fazilet ehline biz muktedayız,
Bizimde nurumuz ve narımız var.
Dertliyiz devaya muhtaç değiliz,
Asiyiz kaaya muhtaç değiliz
Fakiriz ataya muhtaç değiliz,
Kibirli değiliz, Vakarımız var.
Katre görünürüz, Umman gibiyiz,
“Ben Nuhum” diyene tufan gibiyiz,
“Faruk’a” yakışan ferman gibiyiz
Bir nuhu adalet medarımız var.
Kabei mahviyet asitaneyiz,
Mağdurun adüvvü bi amanıyız,
Tabasbüs ehlinin hasımı canıyız
Misli bulunmaz bir şiarımız var.
Gedaya gedayız şal ile şahız
Bazen pür neşeyiz, bazen pür ahız
Asla diyemeyiz “biz bi-günahız”
Kemendi sevdada şikarımız var.
Bu mihmethanede acaba neyiz?
Heyheyler içinde nalei neyiz,
Canana sunulan cürai meyiz,
Ne yaman tesiri sehharımız var.
Sakın zannetmeyin hulyaperestiz?
Ne dünya ne de ukba perestiz,
Mecnunuz yalnız Leyla perestiz,
Bizimde dilimiz dildarımız var.
Not: Sevgili edebiyat dostları; Yaşı ancak altmışın üzerinde olanlar H. Nail Kubalı'yı hatırlayabilirler. İstanbul Üniversitesi, Anayasa Hukuku profesörlerindenmiş. Kendisini tanıyıp anlatan büyüklerimiz nasıl böyle bir nefes yazdıklarına şaşarlar. Ama her halde kendi halinde bir hocaymış ki ben internetten malumat araştırdım pek bulamadım. Bu Nefes'i ise benim çok hoşuma gitti, bana sanki hukukçuların marşı gibi geldi. Onun için sizinle paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz. Sevgilerimi sunarım.
-
Sitemiz üyesi ancak iş yoğunluğu sebebi ile bir süredir bizlerle olamayan Sevgili Dostumuz Suat Bey'in yarın doğum günü,ne dersiniz dostlarım biz bu günden kutlamaya başlayalım mı? Hem de ona bir kez daha hoş geldin diyelim.
Sevgili Dostum hoş geldin; sana sevdiklerinle birlikte,sağlık,huzur ve mutluluk dolu gönlünce bir ömür diliyorum.
-
“…ah be çocuk
hem ölüyüm anlayacağın hem de diri
hem her şeyim dünyada
hem dünyanın hiçbir şeyi…”
l
beni eşkâlimle aramayın
tınısıyım gölgesi bile olmayan, sırlı bir satırın
yazdıklarımla düşmeliyim güncenize
birkaç adım, geride durmalı kadınlığım
saklandığım, ağulu bir dizede
suçüstü yakalanmalıyım
usunuza düşmeli i n s a n l ı ğ ı n ı z pür telaş
ve faili ben olmalıyım
aramayın beni eşkâlimle
sahnelenmeyen bir ihtilâlde
silueti olmayan kahramanım
ll
diz çökmeli kâinat nefsimin sesime
lll
yazdıklarıyla yargılanmalı celse celse ad’ım
ve aklanmalı cümle cephelerde kadınlığım
mart/2007/zeugma
-
Yazan: 03 - 03 - 2008 : 16.06 - deniz02
İran’da bir kadın “çok cimri” olduğu gerekçesiyle kocasına dava açtı, kocaya 124 bin kırmızı gül alma cezası verildi.
TAHRAN - Hengame adlı kadın, İtimad gazetesine yaptığı açıklamada, 10 yıllık evliliğin ardından “çok cimri olan kocasını cezalandırmak istediğini” belirtti.
“On yıl önce evlendik, ancak evliliğin üzerinden çok kısa zaman geçmişti ki Şahin’in cimri olduğunun farkına vardım. Lokantaya gittiğimizde benim kahvemi bile ödemiyor” diyen Hengame, mahkemeden çeyiz bedeli olan 124 bin kırmızı gül talebinde bulundu.
Günde sadece 5 gül alabileceğini söyleyen Şahin ise mahkemede, “Bunu kafasına milyarder arkadaşları soktu” diye yakındı.
Mahkeme, yaklaşık 200 bin dolar değerindeki 124 bin gülün tamamı alınana dek Şahin’in 64 bin dolarlık evine el koydu.
ÇEYİZ BEDELİNİ İSTİYORLAR
İran yasalarına göre evlilik sırasında kadın çeyiz bedelini isteyebiliyor, kocaysa karısının getirdiği çeyizin bedelini vermekle yükümlü.
Son yıllarda İranlı kadınlar, evlilik sözleşmesinde astronomik miktarlarda çeyiz bedeli istiyor.
Milliyet
-
RÜZGÂR OLSAM II.
Bir rüzgâr olsaydım serin
Yüzü gülerdi çiçeklerin
Göçmen kuşlar dönerdi
Bademler gelinlik içinde
Çocuklar çığlık çığlık
-Tahtadan tüfek bamyadan fişek
-Pazarda balık tepesi delik
Sokaklar bayram yeri
Kırda çimen sesleri
Bir rüzgâr olsaydım ılık
Bütün yüzler aydınlık
Sevgi tüter bacalar
Gökte ebemkuşağı
El ele sevgililer
-“Deve tellal pire berber”
-Dördüncü cemre gönüllere
Ayrı düşenler umutlu
Bütün insanlar mutlu
Bir rüzgâr olsaydım eğer
Çadıra çıkardı çingeneler
Bahar koşup gelirdi
Bir dilim ekmek iki zeytin
Sonrası özgürlük
-Dere boyu, söğüt altı, çadır içi, bila no
-Sepet örer *Çalayka’m
Ekinler başakta
Uçurtmalar bulutta
M.ÖZKAN
*Çalayka : (Romanca) Meslekli çingene
-
çArşı kapalının ortasında sıralanan bir grup değildir.
çArşı, yüreğinde Beşiktaş aşkını hisseden herkestir.
çArşı bir ruhtur.
çArşı, New York’da metro trenine yazılmış siyah beyaz bir grafitidir, Prag'da duvara yazılmış bir yazıdır, Erzincan'da bir dağın yamacına yazılmış sevgidir, Adana'da bir derneğin duvarlarına boyanmış siyah'la beyazdır, Galatasaray Lisesi duvarına yazılmış "çArşı ULAN" işaretidir.
Bir tiyatro sahnesinde hiç bir dekora uymadan sırtında taşınan kutsal BEŞİKTAŞ formasındadır çArşı.
Zonguldak'ta maden göçüğünden çıkarıldığında ilk nefesle sorulan "maç kaç kaç?" sorusundadır çArşı.
Hakeme kızdığında "Satanist hakem" diye bağırıp gündemi takip edenlerdir.
Atatürk’e dil uzatan dönemin milletvekili Hasan Mezarcı'ya "Hasan Mezarcı'ya kafam girsin" diyen tezahüratıyla Cumhuriyet'in Kemalist çizgisindeki duruşunun ödünsüz sesidir.
Fenerbahçelilerin yalakalıklarına "TEK ADAM, ATAM" ya da "Bir Pankartta Verhaugen’e Aç Avrupa Şampiyonu Ol Fener" diyen zekadır.
çArşı, fenerbahce lisesinde sarı lacivert kravat yerine siyah beyaz kravat takıp dolaşabilme cesaretidir, BEŞİKTAŞ aşkını pankartlarda "Başka Boyutların Tanrısı" diye ifade eden kalp’dir.
Ceza'sı gereği boş kalmış tribünlere "RUHUMUZ YETER" yazan yüreklerdir.
Kaşınanı tesislerinde ziyaret eden yada ellerine verdikleri "Cobarde Gallina Ortega (Korkak Tavuk Ortega)" pankartıyla maymun edenlerdir.
"Erkek Adam Renkli Takım Tutmaz" deyip alemi dut yemiş bülbüle çevirenlerdir. "Işıklar Söndüğü Zaman Tüm Fenerliler Güzeldir" pankartıyla taraflı tarafsız herkesi güldürenlerdir.
Futbolcusuna kızdığında "Aşkımız renklere sizlere değil" diyen renk aşkıdır.
2 Km bayrak yapıp dünya rekoru kıran sevgidir, o bayrağın en arkasında hiç bırakmadan duran 72 yaşındaki teyzedir.
S.Bükreş maçında televizyonların gösterdiği, o soğukta, ayakta, boynunda siyah beyaz kaşkoluyla titreyerek KARAKARTALLARINI seyreden nine'dir.
Tribünde bir doktordur, işçidir, iş adamıdır, okuma yazma bilmeyen bir sokak çocuğudur, profesördür.
Omuz omuza zıplayıp "Beşiktaş’ım benim biricik sevgilim" diye gözünde yaş, gırtlağını yırtan Solcusudur, Sağcısıdır, Ateistidir, Hacısıdır, Müslümanıdır, Ermenisidir, Yahudisidir, Hristiyanıdır.
Irak işgalinden önce Savaşa karşı duran yurtseverlerin yanındaki ruhtur.
Mitinglerde "BEŞİKTAŞLIYIZ, SAVAŞA KARŞIYIZ" tezahüratlarında, Tribün'de "Savaşa HAYIR", "Amerikan Şahinlerine karşı Karakartallar" pankartlarıyla tepkisini koyandır.
Bir F16 burnuna yapılmış Kartal’dır. çArşı’nın "A" sını Anarşinin "A"sıyla yazan, güce tapmayan isyankarlıktır.
"Siyah Beyaz Ölüm Yaşam" diyen felsefedir. Delikanlılığı da hayat felsefesi olarak benimseyenlerdir.
Sevinmek için sevmeyendir, inadına inançla bağlı olandır.
Nazım Hikmet'in "ASLOLAN HAYATTIR" ına tribünlerin Hacı Babasıyla "HAYATTA BEŞİKTAŞ" diye ölümsüzleştirenlerdir.
"çArşı, MUSTAFA KEMAL HARİÇ HERKESE, HATTA KENDİNEDE KARŞI" diyen aykırılıktır.
Tribüne boydan boya "Ölüm Ne Zaman ve Nereden Gelirse Gelsin; Mezarıma Siyah Beyaz Güller Atılacaksa, Mezar Taşıma BEŞİKTAŞ Yazılacaksa, Böyle Ölüm Hoş Gelsin Sefa Gelsin..." yazan ölümsüz sevgidir.
çArşı ruhu BEŞİKTAŞININ uslanmaz asi ruhudur, BEŞİKTAŞINI taparcasına seven çılgın aşığıdır.
Alp Batu Keçeci

-
Yazan: 02 - 03 - 2008 : 14.21 - milo
Reha ERUS / ROMA

İTALYANLARIN nazara karşı ulu orta "İo mi tocco" (Kendime dokunayım), diğer bir deyişle "Penis avuçlama" inancına mahkemeden yasak geldi.
Batıl inanç sahibi İtalyan erkekleri felaketlerden veya ciddi sorunlardan söz ederken pantolonlarının üzerinden erkeklik organlarını avuçlayarak kendilerince nazara karşı önlem almayı amaçlıyorlardı.
Karar, Como yakınlarındaki bir kasabada uluorta penisini avuçlayan 42 yaşında bir adama yönelik şikayet üzerine alındı. Mahkemede 200 Euro para cezasına çarptırılan adamın, bu hareketin nazara karşı refleks olduğu savunması kabul edilmedi ve eylem suç sayıldı. Aynı hareketi başbakanlığı sırasında Silvio Berlusconi de bir geçit töreninde yapmış ve büyük eleştiriler almıştı. Berlusconi kendisini, "Irak’taki askerlerimizin başına bir şey gelmesin diye temennide bulunmuştum" şeklinde savunmuştu.
-
ARAYIŞ
Süreğen arayışlardayım
Olağan akışında ömrümün
Devinen dünyamıza paralel
Günlerden geçiyorum.
Yıkılıp yenilenen gerçeklerin
İzini sürüyorum boyuna.
Durmaksızın yazıları silinen bir defterin
İçinde geziniyorum
Öğreniyorum, unutuyorum, öğreniyorum…
Bir dönüşüm fırtınasında savrulup
Bir değişim girdabında kendimden geçiyorum.
Tek rakibim zamanın içinde
Yeni oluşumlarda yer almak için
Kendime pay biçiyorum.
Süreğen arayışlardayım
Tükenmez bir yarışın ortasında.
Her geçen gün yeni şeyler öğreniyorum
Ve bilgisizliği defterden siliyorum:
Bilmediğimi biliyorum.
-
bugün konya hakimi sevgili ağabeyim hüseyin tuztaş beyin doğum günü...kendisinin doğum gününü kutlar, sevdikleri ile birlikte mutlu, sağlıklı ve başarılı bir yaşam dilerim...
-
l
alır götürür seni gülüşümden kanatları demirden bir kuş
talan olur gözlerimde gidişinden arta kalan
ve de bereketli susuş
sen uzakları adımlarken
sıyrılır benliğim fark edilmeden bütün kimliklerden
içimde heceye gömülürken kadınlar güncesiz kaderlerle
acemi bir ben doğar o kadınların küllerinden hevesle sezgiye
ben olurum aslında günden sürülen sen giderken
bir avuç kahır saçılır geceye örselenen öyküden
öykü dediysem
her harfi, her hecesi, her kelimesi sen
ll
çırılçıplak
ve aniden geliversen
lll
alır götürür seni gülüşümden kanatları demirden bir kuş
bütün sesler ayaz, bütün sesler yokuş
ve zaman sevgilim
sana uzayan yollarda bitmeyen yok oluş
ağustos 2007 / zeugma
-
Yazan: 29 - 02 - 2008 : 14.41 - deniz02
Adapazarı’nda Küçük Rüstemler Köyü’nde oturan ve daha önce at kestiği için jandarma tarafından gözaltına alınan Basri Havar, ihbar üzerine evinin bahçesinde kestiği atı parçalamaya çalışırken elinde bıçakla yakalandı.
Jandarmayı karşısında gören Basri Havar kestiği atın etini kendisinin yiyeceğini öne sürerek, "Ne satması. Ben evde yemek için kestim. Kimseye satmayacaktım. Biz at kesip yiyoruz" dedi. Gözaltına alınan Havar hakkında yasal işlem yapıldıktan sonra Cumhuriyet Savcısı’nın talimatıyla serbest bırakıldı.
Hürriyet
-
AŞK OYUNU
sevmeler unutulur
sevilmeler bir kaç perdelik oyundur
amatör kalbime bu sahne tuzak olur
yorulur
koşmaktan yalanların peşi sıra
bitmez bu fırtına
hatıralar acı bir toza karışır
yenilir zamana
savrulur
bir adam
duru bir bakış atar seyirciler arasından
göz kırpar tabiata
durdurur fırtınayı
durgun bir akşam üstü
güneş yorgun
ağır ağır eteğini toplayarak gidiyor renkler
uçurumdur kalbin basamakları
duru bakışları kadifeleşir
çıkar da bir solukta sahneye
bu trajediye son verir
yükselir bedenler arşa
kalbim kutup yıldızına eş
özgürlük savurur eteğimi
saçlarıma takılır haylaz bir kuyrukluyıldız
derin bir okyanus gözleri
aşkı tanıyan bir kaptan
başa çıkacak belli
erecek mutluluğa bedenim düşmeden cılız
viran şehirde gezgin bir adam
topluyor tüm önyargıları
sokak lambalarına dağıtırken aydınlığı
kalbime dokunuveriyor
kadife bir gül selamlıyor heyecanımı
ruhum ellerinde
özgürlük mü
esaret mi
bir sarhoşluk
merhaba aşk
ama hep yasak
kurallar konmuş , yazılmış kader kara kalemle
mutluluk satır satır ezber bir lügat mı
nedir bu çıgınlık
bu karşıtlık
itaatsizlik yazılıp da ezberletilenlere
aşk
doğan güneş viran şehirde
gönlüm pervane
yanmakta
bir an yükselmek ve kaybolmak
eriyip gitmek ateşlerde
özgürlük
bir saniyelik yolculuk
hayat ve yaşam arasında bir soluk
bir anlık huzur
bir ömür telaş
uçurumun kenarında tükenmekte beden
her hücrede yaşamak şiddetini aşkın
ya da asırlarca savrulmak hain fırtınada
yaşayıp da ölmek anlık
ya da bir ömür
yaşamadan ölmek yelkovan ile akrebin sinsi adımlarında
sevmeler kısa film hafızada
sevilmeler bir ninni kış uykusunda
cennette bir yap boz bu sahne
yeni kuklalar aranıyor
eski kurallar ezberde
açılıyor perde....
-
KÖR-İNANÇ
Şair bir ırmaktır
sözcükler dökülür
debisinden kanayarak,
çakılı,kumu,yaprağı,
börtü-böceği sürükler
farklı bir mecradır akarı;
__________________dalgındır
__________________kırılsa da her dönemeçte
__________________bakmaz ki ötesine,
__________________görür kendini
__________________ötekinin gözüyle,
_____________________________dökülür
_____________________________yar dibine
_____________________________bir şelale;
____________________________________yol alır
____________________________________bilinmezliğine ...
Sözcükler damla damla düşer
damıtır onları; saklar , kıskanır
yaşar hepsini çılgın yüreğinde;
renk tayfında ararken düşlerini
çözüldükçe dili yaralanır,
tutamaz hiç-birini
isyan eder ellerine;
______________açar da avuçlarını
______________hadi siz de gidin der
_____________________________istediğiniz yöne;
________________________________________umarsızdır
_____________________________bakar da görmez
_____________________________görür de aldırmaz
_____________________________setler kurulsa da diline
_____________________________sözler dökülür gözlerinden...
Ormanda bir ağaçtır
durur olduğu yerde
kuşlar konar üzerine
konuşur ürkek serçeyle,
bir damla düşer yaprağına
eğilir bırakır toprağa,
gün-sıcak sızar içine
umutla bakar bahara,
ardı-sıra kopan fırtına
borandır kar düşer üzerine;
_____________________üşür
________________________testere değer tenine
________________________motor var-gücüyle
________________________parçalar kollarını
________________________yanarken de ısıtır
________________________izbe kulübeyi,
__________________________________duman olur
__________________________________salınır mavi göğe...
Kör inanır
aşka yaslanır
doğadır, topraktır, candır, sevgilidir
ağaçtır,kuştur,yağmur ve buluttur,
iç-içe açılan kapıdır, matruşkadır,
alınır satılır köle pazarlarında
zincirlenemez kanar her yanıyla;
________________________sağıltır sağılmaz
________________________doğurur doğrulamaz
________________________tutar tutulamaz
________________________duyar duyulamaz;
_____________________________________kuru yapraktır
_____________________________________uçar da
_____________________________________savrulamaz...
Küçüksu,
15/16 Şubat 2008
.../..
tül ile ayrık
düşe selam olsun
.../..
-
dost anlamaz olmuş sözün hasından
bulanık su içmiş cahil tasından
gerek vakarından gerek yasından
gönül şimdi sana susmak yaraşır
cahilin her sözü zehir gibidir
yüz bin sene bitmez kahır gibidir
gülistana dalmış nahır gibidir
güle dost bağında pusmak yaraşır
türlü türlü sözde ara incelik
toprağa sırt dönme topraktan geldik
hamı oldu bilip beraber yedik
şimdi ham olanı kusmak yaraşır.
bugün bana ise yarın da sana
cahilin kelamı fitneden yana
dilini iyi tart, yüz kere sına
cahille sohbeti kesmek yaraşır
hal bilmeze kanıp sırrını verme
her olur olmaza alimdir deme
doğru yolu tutup, yanlışı görme
latife darılıp küsmek yaraşır
arif olan anlar dostun meramı
saklamaz özünde doğru kelamı
utanır da bir gün tanrı selamı
verirse bağrına basmak yaraşır
vefayi der dostlar, gelin bir olak
arif meydanında ikrara varak
gönül hanesini baştan onarak
kibri darağ’cına asmak yaraşır
Hayri BUYRUK
27.04.2006 / MENGEN
-
Bugün sitemiz üyelerinden, benim büro komşum, ablam, dert ortağım, güler yüzünü hiç esirgemeyen sahne arkadaşım Sevgili İlkgün Nurlu'nun doğum günü...
İlkgün Ablacım, doğum günün kutlu olsun. Mazlum Abi, Nevzat ve Necati ile ve tüm sevdiklerinle, sevenlerinle güzel bir ömür diliyorum sana ve kocaman öpüyorum güzel yanaklarından. (Adliyede kutlamıştım ama bir kez de burada kutlamak istedim. :) )
Sevgiyle.
-
l
bıçak sürülünce sırtıma sebepsiz kınından
geceye ağulu bir hüzün yayılır masaya dökülen şaraptan
acırken dilimdeki kambur, kavrulur sancıyı sırtlanan hece
ey ateş, savur saçlarını bu demde yanan tenime
inan, dile gelir susarsan kutsal kitaplardan kovulan şeytan
işte o zaman, bir ölüm geçer sinsice aramızdan
daha çok dokunamaz içimize
masallardan hevesle öyküye yayılan acuze yalan
susarsan
yaklaşan mezarcının titrek adımlarından
ve öyküdeki üçüncü şahıslardan
talan olur bana tek kalan
susarsan, ölür içimdeki aldanan yaban
ey kadınların, adamların, susanların ardından akan kan
ne içimdeki aşktır bağışlanan
ne de sesimde yok olan derman, hecele
kaburgalarıma saplanan bıçaktan sızan, sadece hazan
ll
aslında suskudur bu fasılda tek kusur
dur avucumdaki kırık zardan kaçan uğur
lll
bu sana olan inancın son sorgusudur
ocak 2008 / zeugma
-
H e s a p
Zaman denen yolculukta,
Kaç bahar yaşadım,
Kaç ı sonbahar dı, sayamadım.
Korkarak yürüdüğüm yollarda,
Engelleri gördüm dizi dizi,
Kimi set, kimi pusu, sayamadım.
Saçlarımda ki her beyaz telin,
Alnımdaki her çizginin,
Bir adı vardı bende, bulamadım.
Geçmiş geçmişti, yaşananlarda,
Geleceğe ne taşıdık bilinmez,
Lakin zamanı bende tutamadım.
Geriye bıraktığım kırk dört sene,
Beş yüz yirmi sekiz aydı geçen,
Günlerin hesabını yapamadım.
Bir sondan sonsuzluğa yol alırken,
Kaç doğru kaç yanlışı götürdü,
Ömür denen sınavda bulamadım.
Aklımla cizdiğim hayat çizgimi,
Kaderle bağladım geleceğe de,
Bir türlü iyiye güzele yoramadım.
Zaman haydi geç git vefasızca,
Her gidişinde bir parçamı al,
Hatamdı seni sende tutamadım.
Dante gibi yolun ortasında mıyız?
Yoksa malum sonun başlangıcı mı?
Bu soruları bir türlü aşamadım.
Her Ocak ayında neyi kutlarız?
Neyi kazandık ki göbek atarız?
Bel ki cahildim de anlayamadım.
Bir bilanço yaptım geçmiş günlerin,
Yazdım her şeyi alt alta sayfalarca,
Karda mıyım yoksa zararda mı?
Sağlamasını inanın yapamadım.
01.01.2008
Hüseyin Tuztaş
-
“…pimi çekildi gizemin ve şiirin
şimdi dizelerin ağusundan, kendinizi esirgeyin…”
l
konu olsa destanlara, dahası yargılansa
aklanmasa hiçliğim, suçlu sayılsa bir solukta
yağlı sicim ucunda, ah’la sallansa hecelerim
uyaklar, yağmalansa a c u z e dimağlarda
ya da yusuf’un, kör kuyularına sürülse mânâ
ve fitneyle, sesli bir mezar kazılsa kayıp sekiz’liye
çığlık çığlığa sesim, yok sayılsa, kısılsa
öznelerin, sırtına hançer olsa kelimeler
yüklemler, birer birer dağlansa
kurşuna dizilse de sezgim
can verse sessiz harfler ardı sıra… /
yetmese, damgalansa cümleler, vezinler ve im
ne hüzün para etse ne de ellerim
ve gök
önüne geçilmez bir ihtirasla, sinsice patlasa gözlerimde
kıskansa niobe, imrense
çizgimde kadınlar, peş peşe katledilse
ll
y e z i t
düşlerimin peşine düşse de hevesle binbir gece
yıkılır sanma, yıkılmaz direnişim, asılsız serzenişle
lll
d i n l e... /
lV
daha
son sözümü bile söylemedim, ne sana
ne de evrene
henüz dirildim, bekle
y ü z ü m ü h e n ü z ç e v i r d i m ş i i r e
V
s e n d e h e c e n i e s i r g e
eylül / 2006 / zeugma
-
RÜYALARDA YOLCULUK
AŞK MASALI
(1)
bir melek
dokunur titreyerek
ve ürkek
gelir ya içinden
sevmek
meleğin ellerinden
acemi bir yüreği
dillendirmek
anlamak ve anlatmak
yüceltmek...
bakmadan
adına sanına
yerine yurduna
kimdir
nedir demeden
ey koca yürek
yine secde eder bu kalp
diğer bir engin kalbe
(2)
erdemiyle kavrulan derviş
alçakgönüllülük minderin
sevgin döşeğin
yurdun ise
kalpten kalbe bir yol
gezin
gezindikçe
yücel, yüceldikçe yücelt
yürekler bir
yolları devirmek gelir
dizlerime güç gelir
ne durursun!
daglar kum tanesi
avuçlarında
sıkınca sevdan içini
ne durursun...
aşıklar aldı sazı eline
desene
ahhh!
ne diyarlar gezmek gelir içimden
dost yanında
dost elinde
eller memleket
eller diyar diyar
eller ki
bir masal
çocukluktan kalan
(3)
bir masal kapısı
duruşuyla gerçek dışı
açıldı küçük kapı
gir kapıdan
uzaklaş gerçekten
sevincin içten
seni büyüten
masallar perisi
gelir aniden
aşktır sana hediyesi
yüreğinden düşen
inci tanesi
yolculuk geceden
yolları devirmeden
dinmez hasreti
(4)
sevmesem öyle kolay ki
çekip gitmek
yaralı bir kuş gibi
feryat figan yürek
şairane yaşamak
satır satır şiir şiir
ama ne oldu
ne can verdi böyle sözcüklere
olan oldu
sükunet uzak oldu
geriye dönülmez oldu...
güzel bir uykudan
rüyadan
uyanırcasına
gerçeğe çarpınca
uzatmak gerek geceyi....
ya gündüzler özlenir olursa
çare
çare
bi çare gönül
nedir gerçek
nedir hayal
nedir özlem
hayallerden çıkan gerçek
gündüze ağır gelir
sabah olacak
dağılacak sisler
bu cümbüşler
bu festival
bırakacak toz duman
ey rengarenk hayaller
nerdeydin
şimdi nerdesin diyeceğiz
aranan her taşın altında
sen, sen, sen...
(5)
yılgın bir kuş
kafeste bülbüldür
dilinden neler dökülür
çırpınır durur
kafese mahkum
özgürlük oyunu oynar
canı candan eder...
(6)
gün gelir
geceler sabaha kavuşur
"geceyi ipinden çekip
gündüze kavuşturamazsın
en kör geceye direnmeyi bileceksin "
dedi
kalbim şimdi
sen
aradığımdın...
aradığım tarihin
geçmişin
geleceğin girdabında
(7)
sel vurdu
savruldum
oradaydım
gördüm
panzerleri
oradaydım
yangın ortasında
seni aradım
zaman sürükledi buraya
ben seçmedim bu vakti
aradım
çok limanda demir aldım
yara aldım
yağmalandım
bir yer dedim
teslim oldum
mandaya
cuntaya
ve tam silahları teslim etmişken
geldin
ey özgürlük
şimdi mi gelinir
bir küfür sallasam
zamana
yara alır mısın
ey özgürlük
kanadım kanarken
feryat figan yanarken
neredeydin...
aldılar özgürlüğümü
kundakta tazeydi
sırtında sema
semadan öteydi
istesem kanatlarımı
acı çekersin
ey özgürlük
aradığımdın
yok senin suçun
peki ya kimin
ne bileyim
hadi uç git sen
uyandığımda
rüya diyeyim
(8)
masallardan uçurum
uçurumda çığlık
aşk...
şimdi düşen
ve çırpınan boşlukta
yara almış yürek
aşk
ellerine düşen
aşka düşen
yüreğim
yorgundur
(9)
ellerin
narin
incitmez
dokunurken dahi titrek
nasıl beklerim
yüreğime dokununca
zulüm
gelmez ellerinden
kalpte yankılanır da
sarmalar gecenin sükunetini
zincirler yalnızlığı
ellerin
üşüyen ruhuma yangın gibi
ellerin
kapatacağım gözlerimi
ellerim yüzündeki çizgileri
hüzün ve sevinçleri sayarken
kaydedeceğim ellerimin her çizgisine seni
sonra
ellerimi bulayacağım mürekkebe
yazdımmı seni
var mı benden büyük yazar
seni yazmak
anka kuşunu
omzunda gezdirmek
(10)
aşk
böyle olmalı işte
anlatamadım acemiliğime
sabırsızlığıma
anlatamadım kelebek kalbime
beğenmedi kimseyi
hep bir yabancılık
ve eşikte adımlar hızlı
aşk böyle olmalıydı
işkence çeken dilim
anlatamayan dilim
sus da konuşsun titreyen yüreğim
aşk böyle olmalı
sınırsız
ve sonsuzluğa açılan kapı
titremeli yürek
daha sonra midene inmeli sancısı
beden selvi fırtınada
kırılmadan durası gelir
sevda önünde
gözler bin yıldıza eş
aklın bilye gibi yuvarlansın düştüğü yerde
kalbim yeter dedikçe
aşk
böylesi
olur...
(Geceyi sabaha kavuşturan saatlerde sevgiliyle, sevdayla ve spontane gerçekleşen ateş altında yapılan söyleşilerden alıntıdır... Önce uykusundan uyanılıp yazılmış daha sonra dize dize yaşanmıştır. Geçmişe dair bir belge, aşkın doğumuna kesin delildir... Başı-sonu, önü-arkası yoktur... )
-
bir
damla
düştü
denize
pula
döndü
balık
renginde
gerildi
bir
ok
gibi
yay
içinde
bekledi
bir
tohum
gibi
toprak
içinde
uçtu
bir
kuş
gibi
özgürlük
içinde
savruldu
bir
ses
gibi
yankı
içinde
ulaştı
bir
mektup
gibi
zarf
içinde
okundu
bir
sözcük
gibi
aşk
içinde
bir
damla
düştü
denize
öz-ünü
aldı
gül
içinde
yandı
bir
od
gibi
hasret
ve
özlem
içinde...
Küçüksu, 25/26 Şubat 2008
-
Tüm dostlarıma (ve çok özel birine) armağanımdır.Sevgi ve saygılarımla...
GİZ
Ellerimde yas çiçekleri gözümde aşk öpücüğü,
Aç kapıyı ben geldim ey baharların vuslat gelinciği.
Yüreğimdir bir ilkbahar sevincinde gördüğün,
Mazinin hatırasıdır burukluğumun büyüsü.
Sevginin yorgun bıraktığı düşlerim kalmamıştı.
Hayallerim okyanus olmuştu, suların hiç azalmadığı.
Baktıkça eriyen bir kar idi sanki ruhum.
Güneşin sakınmadığı, gecenin pervasızca kararttığı…
Papatyanın sarısı, menekşenin mor pembesi.
Taptaze bir mevsimin fısıldayan tüm renklerindeyim.
Ruhunu özümserken ruhumun susayan kimsesizliği,
Küçücük bir masumun ışıldayan gözlerinde gizliyim .
Gökkuşağı ufukta serenat eyler gri bulutlara,
Ben yağmur sevincinin etkisiyle yükseklerdeyim.
Gözlerinin gözlerime değdiği kelimelerde,
Tüm kalp şiirlerinin yazıldığı gizde yüreğim...
ERSİN TOSUN/ŞUBAT 2008
-
MAKASÇININ ÖYKSÜ
Zaman an bekler susar ötelerde
Işıklar söner yara kanar
Gözden-ırak kapanır perde...
Çark amansız bir dönencedir
Kanatlar gerilir zembereğinde
Titrer kör-karanlık izbelerde...
Gelmeyecek treni bekler makasçı
Bilir de çeker dudaklarından ayazı
Bir o yan bir bu yan gece gündüz
Çevirir durur paslı rayları
Bir kırağı gibi düşer saçlarına
Gelmeyecek olanın sevdası
Düş gizlenir ütopyalarda
Tırmanır her gördüğü surlara
Kumdan kaledir aşılmaz
Umut gizeminde saklıdır ki
Dönülür hep başlangıç noktasına
Zaman an bekler kaybolur ötelerde
Karanlık çöker bir sızı gibi yaranın derinliğine
Bilinmezin şarkısı dile gelir rüzgar çarptıkça tellere
Makasçı çömelir avuçlarına yapışmış demirle
Tipi dökülür beyaza boyanırken gece
Bürünür o buzdan bir heykele
Selamını götürsün kırlangıç kanatlarında
Baharı kucakladıklarında gelmeyen sevgiliye
Küçüksu
24/25 Şubat 2008
-
Önemli günlerden geçiyoruz. Canımız, canlarımız Kuzey Irak'ta. Kaygı ve endişenin yanında aynı zamanda gururla izlediğim bu tabloya küçük bir fırça darbesi de ben atayım.
Not: Benimle aynı duyarlılığa sahip olduğunu gördüğüm sevgili Av.Fırat Bayındır başta, benzer duyguları taşıyan dostlara armağandır.
MEHMETÇİK
Kin, nefret, kötülük sarınca yurdu,
Sevgiyle uzanan kollar sen oldun.
Gün geldi düşmanlar arkadan vurdu
Vatanı koruyan kullar sen oldun.
Bileğinde kuvvet, kalbinde iman
Yıllardır kötüye vermedin aman
Yurdumda güneşler battığı zaman
Aydınlığa giden yollar sen oldun.
Gecede, gündüzde, her yerde varsın
Kötülüğe karşı çelik duvarsın
Rüzgarsın, yağmursun, dolusun, karsın
Şer bendini yıkan seller sen oldun.
Adım adım yurdu sen dolaşırsın,
Köyüme kentime huzur taşırsın.
Yıkılmaz iraden, tükenmez hırsın!
Şerefinle yaşa yıllar sen oldun.
Huzur ver ülkeme, aziz vatana
Huzur ver toprakta şehit yatana
Ne kadar methetsem az gelir sana
Çünkü tutunduğum dallar sen oldun.
Elbette insansın, kökün toprakta
Vardır kaderinde şehit olmak da
O zaman kefenin olan bayrakta
Ay ve yıldız sensin, allar sen oldun.
-
“…ne yazılmışsa sevdaya dair yalandır
ve avucunda yaralı bir yürek, sevdaya düşmek
ateşe adanmaktır
aldanmaktır inanmak
sevda, ancak ruhumuzda sınanacak çıkmaz sokak…”
l
sözümüzün, sessizliği kırıp dökerek düştüğü şu gece
nasıl da ketum şimdi nasıl da beyhude
benli göğsümle sevişen, bıçak kadar kör
ve nankör yazmadığımız her hece
her hece, şimdi gece kadar âlelâde, gece kadar fahişe
-sofalarda karanlık doğurgandır biteviye
ve de göz yaşlarına sağır
yalnızlık, satılık duvarlarda satır satır ve ağrılıdır
a d a m l ı k t ı r y o k s a t a n b u f a s ı l d a
k a d ı n l ı k s a g ü n a h k a d a r a ğ ı r
yüreğimize bir hançer gibi saplanan, yanılgının yangınıdır-
ll
ah persephone,
benim yalın hece geçtiğim cümle şehirlerde
saatler geceyi işaret eder ve güzü beslerdi mevsimler
övgüler düzülürdü ölülerin düşlerine caddelerde
(a)damsız evlerin o masum çehresinde
lâl bir çarmıha gerilirdi durmaksızın gülüşler
işte bu yüzden, daha demlenmeden
erken ölürken sezgiler
bereketli ve acemiydi serzenişler
ah persephone, benim yazıldığım cümle öykülerde
tutulmayacak sözleri istiflerken takvimler
kahraman seçildi aydınlığı katleden esirler
lll / bu s a h n e d e b ü t ü n g r a m a f o n l a r k ı r ı l d ı
o y n a m a d ı y i n e d e i ç i m i n y ı l g ı n k ı z ı
t u t u l d u d i l i a k l a n d ı v e s u s t u a c ı
y a l ı n d ı
gelinlerin duvaklarını taşırken yeisle o kambur mezarcı
dile geldi hüzünden mezarlık taşları
saymıyorum zambakları
adamcıkları
dahası ak mendilli kadınları
usulden ağladı arnavut kaldırımları
karanlığı, usulca im’leyen
mumun titreyen ışığı kadar, naif ve tanıdıktı
benim geçtiğim cümle şehirlerde sızı
elif kadar mağrur ve dik ve inatçıydı
lV
ah kederli tanrıça persephone, dinle
benim ö l d ü r ü l d ü ğ ü m cümle kitâbelerde
dört nar tanesi düştü önce hissemize
ardından, sözlerinde ağulu yalan
kadınları kurban ederek sinsi bir hevesle tekerrüre
kurşuna dizdiler şiirleri sesimizde
yüreğimiz sağır, güncemiz topal olsun diye
ağustos 2007 / zeugma
-
ANLATAMAM
Anlatamam sana İstanbul
Yalın,kırık sürgündedir yüreğim
Çıplak bedenim istersin benden
Ruhum törpülenir derinden
Anlatamam sana İstanbul
Yankısı Yere-batar sarnıcında sesimin
Almak istersin soluğumu benden
Düşlerime yer bulunmaz Dolan Bahçelerinden
Anlatamam sana İstanbul
Bakarken üşüyen gözlerimi
Yetmez sana alırsın üstümdeki örtüyü
Özlemlerimi hedef alır Top-tan Kapı-ların
Anlatamam sana İstanbul
Ne geçmişimi ne de geleceğimi
Toprak serersin üstüme yıkılır Yedi Tepe-n
Umuduma yar olamazsın...
Küçüksu,
24 Şubat 2008
-
“…yüzümüze çarpılmış kapıların ardında kaldık
sıra dışı sayıldık yolun en başında
persona nan grata
patikaların bahtı alnımızda, yasaklandık cümle kitaplarda…”
l
şimdi aylardan aralık sevgilim
ateşe adanmış bir seneydi…/ belledim
elledim tenimle ateşi ve ölümü im’ledim
tıpkı bildiğin gibi darmadağınık heveslerim
ve gözlerimde
eşkıya kılıklı bir hüznün, istilacı ayak sesleri
aydınlığın tek kayıp köşesindeyim
ll
ağdalı bir senenin, kaçar adım gidişi bu aralık
bütün yolların uçurum başlarına çıktığı bir sene
tasanın, hevesle dirildiği sahanlık
kör kütük kadehlerin, düşlerimi delik deşik ettiği
bütün fay hatlarının içimde yeşerdiği kalabalık bir yalnızlık
lll
adandığım en yoksul senenin bitişiydi bu aralık
umudumuzun sınandığı, ışıksız
üstelik zamansız bir sofadaydık
aynaların kırıklarından uzandık ürkerek sabaha
akşama en karanlık kıyısında yaslandık
ve en derin mânâsında yakalandık suç üstü tekerrürün
bizimkiydi en uzak sürgün
o yüzdendir ki gözlerimiz sessiz hüzzam
sesimiz bu denli hüzün ve gam
lV
şimdi aylardan aralık sevgilim, artık ardıma bakamam
aralık / 2007
-
ateşten damla gözlerimde yokluğun
yokluğun çok çoğul ve de coşkun
b i l m i y o r s u n
yüreğim kırık dökük
yüreğim yaşlı
yüreğim yorgun
durgun ağdalı hecelerim
suskun gözlerim hüzne vurgun
yoksun
yoksun işte yok-sun
ama nasıl da çoğalıyorsun
g ö r m ü y o r s u n
-gidişlerin her usuma düştüğünde
ben avare bir kadın olurum
gece vefasız fahişe
umut
linç edilir sinsice yüreğimde-
gece karabasan
gece uzun
gece suskun
yoksun
kader, başlangıcı oluyor
boşluğunda bitmez bir sorgunun
karanlığın rahminde döllenen her gün
yeni bir ölüm, kuytularda çığlık çığlığa doğurduğum
üşüyorum
d u y m u y o r s u n
lâl yazgılar gibi duruşun
s u s u y o r s u n… /
kasım 2006
-
ÖTE-ZAMANDA GÜN-BATIMI
Koşar-adım giderim gün-batımına
Yıldız toplamak için gün-ana-ya
Hiç aldırmam ki yorgunluğuma
Çöker sessizlik gecenin koynuna...
Uzun uzun döverken dalgalar kıyıları
Taşları sektiririm çırpınırlar boşuna
Sestir gelir, görüntüdür kaybolur bir solukta
Sığarım, örtüşürüm ben çıplak yalnızlığıma...
Küçüksu,
24 Şubat 2008
.../..
öte-zamanlarda
.../..
-
Kolumu salladım toplar oynadı
Kara taş içinde çete kaynadı
Yaşasın Urfalılar teslim olmadı
Di yeri yeri kumandanlar yeri
Çetelerim gidiyor dönmüyor geri
Tılfındır hastahane karşıma karşı
Zalım Fransızın bomba atışı
Urfa çetelerinin süngü takışı
Dı yeri yeri Bozanbegim yeri
Çetelerim gidiyor dönmüyor geri
Tılfındır tepesinde tabya kuruldu
Ermeniler Fransıza asker yazıldı
Şebekede Fransıza mezar kazıldı
Dı yeri yeri Bozanbegim yeri
Çetelerim gidiyor dönmüyor geri
Çekerim çekerim gitmez kadana
Fransızın kurşunu değmez adama
Dönmezsem haber verin anama
Dı yeri yeri kumandanlar yeri
Çetelerim gidiyor dönmüyor geri
Şişkonun damından atladım geldim
Cabırhaman döküldü topladım geldim
Hayın düşmanları pakladım geldim
Dı yeri yeri kumandanlar yeri
Çetelerim gidiyor dönmüyor geri
Fransızın başında kırmızı fesler
Atılıyor bombalar gelmiyor sesler
Ruhları çekilmiş kalmış kafesler
Dı yeri yeri kumandanlar yeri
Çetelerim gidiyor dönmüyor geri
yöre : şanlıurfa
kaynak kişi : cemil cankat
kuzey ırakta canını ortaya koyarak vatan diyenlere, minnetle...
[www.youtube.com]
-
YILDIZLAR
çölde azab her gece
ağıtlar
kanar
hece hece
takat yok bedende
ruhlar
feryad içinde
isyanlar
dirilir
sancılar içinde
eyvah
ey gecenin zulmüne
feryad ötesinde
isyan içinde
haykırış
ruhun esaretine...
Sessizliğimi yırtarak, ömrümden alınan özgürlüğün her parçasında inancımı da körelten savrulan bedenlerin boranına seslenirim fırtına içinde. Usun durduğu yerde ben ilerlerim ütopyama. Zulmün kamçılar inancımı. Nereye gittiğini bilmeyen ve ihanetle beslenen ey boran! Gücümü göklere serpilen özgürlük selinden alıyorum. Ruhum ısdırabına etse de isyan, ayakta ve dik durmakta özgürlük için... Beden toprak olsa da bilir ki; özgürlüğe aşık her ruh, sonsuzluğa açılan bir yelkendir .Özgürlüğe açılan yelkeniyle umut deryası gecelerde ütopyasına yol alır. Bu yolda aleviyle kayan yıldızlardan emanet her bedene....
emanet bir kor
kor alev ruh
yürür
ardında kor
işkenceden sızan
bir avuç nefret
yürür kervan izinde
yıldızların ardından
bir beden
hara(beden)
çöl gecesinde
bir emanet
elinde
geceye gündüz yakılır
gülümser alevine
tutuşur
kor bedende
yürür
ne zaman ki bu zulümler biter
varır özgürlüğe
ey özgürlük,
yıldızlar serilir yer yüzüne
ey aydınlık dünya,
yürürüm aşk(ın)a...
F.Gül Başar
-
Saygýdeðer üyelerimiz,
Edebiyat bölümünü yoðun istek üzerine stajyer avukat ve öðrenci üyelerimize de açmýþ bulunuyoruz.
www.hukuki.net yönetimi.
-
DEM
Kovuldum dostlar meclisinden
Sükunetin zehri dökülür dilinden
Yandým biçarelenmiþ derdinden
“efendim sultaným, suçumu bildir”
23 Þubat 2008
F.Gül Baþar
-
AL BENÝ YAR
"al beni yar"
"al beni yar"
cana kat beni yar
dola karasýndan saçlarýna
taþý göðsünden sabahlara
kayarsa bir yýldýz
düþersem zamansýz
"al beni yar
al beni yar
al sinemde yak beni yar"
topraðýma kat beni yar
vaha içinde kavrulsun yýldýzlar
ay düþsün,daðýlsýn geceler
aþkýn serabýnda yak beni yar
hasretin nazlý seher yeli
benle uyanýr sesin gün-beri
yýldýzlara sarkaçtýr yokluðun
geclere hatýrlatacaðým sözüm var
el-ayak çekilse de bir ben bileceðim
"al beni yar", beni al
býrak el-ayak çekilsin
yangýnýma gel hem de tüm ateþinle sen de katýl
gök-kubbeye çakalým kavuþmalarý aþkla
ruhumuz çýksýn bedenden taþsýn ötelere
savrulmak ister küllerim yar eteklerin nerede
"al beni yar"
beni al
hasretin fýrtýna od bedende:
sensizliðin girdabý sonsuzluða dönence
yokluðun ruhumun suskunluðunda iþkence
ýzdýrabým güne kavuþmayan bir gece
el ayak çekildi,sustu martýlar
gök kubbe aþk-ý feryad ile dolar
ruh bedene,beden usa hesap sorar
nerede döne döne kül eden o yar
"al beni yar
al beni yar
al sinemde yak beni yar
yar almazsan at çöllere
mecnun gibi yak beni yar
f.gül baþar&n. evren
18 Þubat 2008
-
Bugüne dek hep okuduðum birbirinden güzel þiirlere resim aradým. Þimdi ise tesadüfen bulduðum ve beni çok etkileyen bir resme þiir arýyorum. Haydi bakalým þiir dostlarý, kýrmayýn beni ve þu resme hep birlikte bir þiir bulalým ya da yazalým, öksüz kalmasýn...
Sevgiyle, þiirle...
-
direndim zulme
yýkýldý duvarlar
zalimin üstüne
gün düðün-bayram eyleye
yaralar kabuk-baðlamak üzere
"al beni yar"
___beni al
aþkýn ile sonsuzda
___yanar sevdalar
sar beni yar
___beni sar
bakýþlarýn ile açar
___kýzýl tomurcuklar
kar altýnda üþümez umutlar
kapalý olsa da tüm yollar
yeþerir bir-bir öte-zamanda
sabýrla bekleyen tohumlar
Küçüksu,
22 Þubat 2008
-
Bir kâðýt parçasý gibi tutuþur,
Islak kaldýrýmlar ve karanlýklar.
Her gece bir baþka sarhoþun olur;
Sokaklara baygýn düþen ýþýklar.
Sabahlara kadar uykusuz kalýr,
Islak kaldýrýmlar ve karanlýklar.
Yalnýz baþýnayken çalan þarkýlar,
Bir ihtilal kadar acýmasýzdýr.
Kiminin evladý düþer aklýna,
Kiminin gönlünü yakan bir kýzdýr.
Herkes uykudayken çalan telefon,
Bir ihtilal kadar acýmasýzdýr.
Çözülür, en gizli sýrlarýn dili,
Lal bile gönlünden geçeni söyler.
Yýldýzlar uzaktan iþmar etse de,
Sessizce içine kapanýr köyler.
Duygular huþuyla canlanýr tende,
Lal bile gönlünden geçeni söyler.
Ve anneler ninni söylerken dalar,
Çocuklar gülerek kalkar ayaða.
Karanlýk eriyip aktýðý zaman,
Bir ýþýltý vurur þu karþý daða.
Güneþ emekleyen bir çocuk gibi,
“Ben geldim” diyerek kalkar ayaða
Mehmet Taþtan
Ankara / 2008
-
ÝYÝLÝK ve KÖTÜLÜK
Ve þehrin yaþlýlarýndan biri
"Bize iyilik ve kötülükten bahset." dedi.
Ve o cevap verdi:
"Yalnýzca içinizdeki iyilikten bahsedebilirim,
kötülükten deðil
çünkü kötülük, kendi açlýk ve susuzluðu içinde
azap çeken iyilikten baþka ne olabilir ki?
Gerçekten de iyilik,
acýktýðýnda en karanlýk maðaralarda bile
yiyecek arar ve susadýðýnda,
kirli, durgun sulardan bile içer.
Siz,
kendinizle bir olduðunuzda iyisiniz;
bununla birlikte,
kendinizle bir olmadýðýnýzda, kötü deðilsiniz.
Çünkü parçalanmýþ bir aile,
eþkiyalarýn ini deðildir;
sadece parçalanmýþ bir ailedir.
Ve dümensiz bir gemi, tehlikeli adalar arasýnda
amaçsýzca dolaþýr durur, ama dibe batmaz.
Siz,
kendinizden bir þeyler vermeye çabaladýðýnýzda
iyisiniz;
Kendiniz için
bir kazanç saðlamaya çalýþtýðýnýzda ise,
kötü deðilsiniz.
Çünkü, bir þey kazanmak için uðraþtýðýnýzda,
topraða tutunan ve onun göðsünde beslenen
bir kök gibisiniz.
Doðaldýr ki, meyve köke
'Benim gibi, olgun, dolgun ve bol bol veren ol..'
demez çünkü, almak nasýl kök için bir ihtiyaçsa,
meyve için de vermek bir gereksinimdir.
Konuþurken tamamen uyanýksanýz, iyisiniz.
Ama, diliniz anlamsýzca kekelerken uyukluyorsanýz,
kötü deðilsiniz;
Ve sürçen bir konuþma bile,
zayýf bir dili güçlendirebilir.
Amacýnýza doðru saðlam
ve cesur adýmlarla ilerlediðinizde iyisiniz;
Fakat oraya topallýyarak gittiðinizde de,
kötü deðilsiniz
çünkü topallayanlarýnýz bile geri gitmez.
Fakat güçlü ve hýzlý olanlarýnýz, incelik gösterin
ve topal birinin yanýnda asla topalllamayýn.
Siz,
sayýsýz konuda iyisiniz ve
iyi olmadýðýnýzda ise, kötü deðilsiniz,
sadece oyalanýyor ve tembellik ediyorsunuz.
Ne yazýk ki, geyikler
kaplumbaðalara çevikliði öðretemiyor.
Ýyiliðiniz, üstün beninize duyduðunuz özlemde saklý
ve bu özlem herbirinizde mevcut.
Ancak bazýlarýnýzda bu özlem, yamaçlarýn gizemini
ve ormanýn ezgilerini taþýyarak, büyük bir güçle
denize doðru akan bir sel gibidir.
Ve diðerlerinde ise,
dönemeçlerle ve kavislerle yolunu kaybeden,
kýyýya ulaþmadan önce oyalanýp duran
durgun bir ýrmaða benzer.
Yine de özlemi fazla olanýn, az olana
'Neden bu kadar yavaþsýn,
neden duraklýyorsun?' demesine izin vermeyin.
Çünkü gerçekten iyi olan,
ne çýplak birine,'Neden elbisen yok?' diye sorar,
ne de evsiz olana 'Evine ne oldu?' der."
Halil CÝBRAN
Ermiþ - 1923
-
ZAMAN MEYHANESİNDE
Bir kadeh dakika içtim bir saniyede,
Ümidi ümitsizlikte bulduğum zaman meyhanesinde.
Ayların yılları kovaladığını aynalarda ki bende gördüm,
Saçlarımda sonbahar mevsimini pamuk pamuk yaşadım.
Gençlik dediğim en ulvi ömrü,
Budadım birkaç sayfa içinde makas makas..
Sonsuz ufukta iğne ucu kadar bir ışık,
Ben koştum o uzaklaştı zaman meyhanesinde.
Gerçekleri yazdığımda kağıt gecenin karanlığı gibi,
Mürekkep utancından siyah içinde kaybolmuş kırmızı..
Takat yok derman dertte kaldı ,
Çileler harman oldu feryat mevsiminde.
Bin hayat öldü bin hayat dirildi,
Ama bir hayat pisi pisine zaman meyhanesinde.
Hüseyin Tuztaş
-
Hoşça Kal Demeden Gittin
Ben geceleri gündüz yaptım
Seni mumlar ile aradım
Neredesin bir haber alamadım
Bir hoşcakal demeden terk edip gittin
Arıyorum sensiz olan her günümde
Sıcaklığını hala duyuyorum içimde
Hiç fark ettirmedin en son gördüğümde
Bir hoşcakal demeden terk edip gittin
Bu kadar mı sevgimizin değeri
Aramıştım bulunacağın her yeri
Benden kaçırırken gözlerini
Bir hoşcakal demeden terk edip gittin
Söz vermiştik ölene kadar seninle
Yaşayacaktı bitmez olan sevgimizle
Yıktın hayallerimizi kendi ellerinle
Bir hoşcakal demeden terk edip gittin
İnandırmazsın bundan sonra beni
Demek yalanmış sevgi dolu sözleri
Unutma bırakıp gittiğin o günü
Bir hoşcakal demeden terk edip gittin.
Hüseyin Tuztaş
-
Kar Vakti
Beyazlar içinde mücevher ağlar.
Parlar sadeliğinde o vakit.
Gönlüme buz gibi bir dağ bakışı çarpar .
Yaradır, kanatır. Der ki: git.
Gidemem…
Ellerin ellerime değmeden,
Yüzün yüzüme sürülmeden.
Saçlarının kokusunu benliğime hapsetmeden,
Gidemem…
Biri var ki içimde benden geçemez.
Sessizce ağlar, laldir;
Seni seviyorum diyemez…
Soğuk aşkım, sıcak umutlarım var.
Parıldayan yıldızlarım, yalnızlıklarıma kanar.
Kelebek kanadında dünya taşıyan,
Sevgisini karların üzerine kazıyan yaşar.
….Silinmez toprağa ulaşan sevda …
Ersin TOSUN/07.02.2008
-
Yazan: 07 - 02 - 2008 : 21.22 - aysemebe
Fenerbahçe-Galatasaray derbisinde "taraftar taraftar olalı böyle çile çekmedi" dedirten bir 'polis işkencesi' yaşandığı ortaya çıktı. Maçtan önce gözaltına alınarak aynı nezarethaneye konulan Fenerli ve Cimbomlu fanatikler, polislerin "golll" çığlıklarıyla meraktan deliye döndü.
Vatan Gazetesi'nin haberine göre, FORTİS Türkiye Kupası çeyrek final maçında geçen hafta karşı karşıya gelen Fenerbahçe-Galatasaray derbisinde "taraftar taraftar olalı böyle çile çekmedi" dedirten bir 'polis işkencesi' yaşandığı ortaya çıktı. Ancak "işkence"ye maruz kalanlar, Fenerbahçe Stadı’ndaki taraftarlar değil; maç öncesi olay çıkartıp, polis tarafından aynı nezarethaneye konulan bir grup Fenerli-Cimbomlu fanatik...
İTİRAF. COM'DA YAZILINCA ORTAYA ÇIKTI
Tarihe geçecek komik işkence itiraf.com’a yazılan bir itirafla kayda geçti. Manitoba rumuzuyla siteye yazan kişi, Cimbom fanatiği arkadaşının "maç kaç kaç bitti?" sorusuyla Türk polisinin işkence konusunda nasıl devrim yaptığını öğrendiğini söylüyor. İşte o işkence: "Haftasonu oynanan F.Bahçe-G.Saray maçı öncesi birkaç küçük sorun sebebiyle karakola alınan ve maç boyunca karakolda tutulan arkadaşımın anlattıklarını size aktarmak ve herkesi yepyeni bir işkence tekniğiyle tanıştırmak istedim. Fenerli, Cimbomlu ayrımı yapılmadan aynı nezarete kapatılanların önce saat, telefon ve kimliklerine el konulmuş.
FANATİKLERİ ÇILDIRTAN ÇIĞLIKLAR
O sırada maçın başlamasını bahane eden bütün polisler ortadan kaybolmuş. Aradan 10 dakika geçmeden içeriden ‘Goool!’ çığlıkları yükselmiş. Tabii nezarethanedekiler parmaklıklara yapışıp 'Kim attı? Kim attı?' diye bağırmaya başlamış. Cevap veren olmamış. 10-15 dakika geçmiş ortalık yine 'Goooll!' nidalarıyla yıkılmış. Nezarettekiler çıldırmış tabii. 'Abi Allah rızası için kim attı söyleyin' diye yalvaranlar olmuş. Yine cevap verilmemiş. Bu durum gollerin sayısı beşi buluncaya kadar sürmüş. Gol sesleri hep aynı polislerden çıkınca içerdekiler 5 golü de aynı takımın attığını düşünmüş. G.Saraylı arkadaşım düşünmeye başlamış, 'Biz Kadıköy’de Fener’e beş atabilir miyiz? Sanmam. Öyleyse golleri biz yedik' diyerek içleri içlerini yemiş. Hatta paranoyadan birbirlerine saldırma noktasına gelmişler. Bazıları kendileri-ni iyice kaybetmiş, 'Kaç kaç lan bu maç?' diye başlarını parmaklıklara vuruyorlarmış. İçlerindeki şüphe hepsini öldürüyormuş. Nihayet işkence hakemin düdüğüyle birlikte sona ermiş. Polisler gelip arkadaşımı ve diğerlerini serbest bırakmış. Çıkar çıkmaz aradı arkadaşım ve skoru sordu. ‘0-0’ dedim. Cevabı duyunca kendinden geçti. Her ne kadar arkadaşıma çok üzülsem de polise hayran kaldım. Hem işe de yaramış. Arkadaşım bir daha maç öncesi en ufak tartışmaya karışmamaya yeminli.”
-
Yazan: 06 - 02 - 2008 : 23.14 - deniz02
Bu belge ile resmi olarak yetişkinlikten istifa ettiğimi bildiririm.
Tekrar 8 yaşın tüm sorumluluklarını kabul etmeye hazırım.
Yağmur sonrası çamurlu sularda tahta parçası yüzdürmek, kayalarda yürümek istiyorum.
Çikolatanın paradan daha iyi olduğunu çünkü daha tatlı ve yenilebilir olduğunu düşünmek istiyorum.
Sıcak bir yaz gününde bir meşe ağacının gölgesinde oturup arkadaşlarımla limonata satmak istiyorum.
Hayatın daha basit olduğu zamana dönmek istiyorum.
Bütün bildiğin, renkler, çarpım tablosu ve ninniler ama bu kadar az bilmek seni rahatsız etmiyor çünkü ne bilmediğini bilmiyorsun ve umurunda da değil.
Bildiğin tek şey mutlu olmak, çünkü seni üzecek veya kızdıracak şeylerden tamamen bihabersin.
Dünyanın adil olduğunu, herkesin iyi ve dürüst olduğunu düşünmek istiyorum.
Her şeyin mümkün olduğuna inanmak istiyorum.
Yaşamın karmaşıklığını unutup, yeniden küçük şeylerden fazlasıyla heyecanlanmak, zevk almak istiyorum.
Tekrar basit yaşamak istiyorum.
Günümün, bilgisayar arızaları, kağıt yığınları, üzücü haberler, bankada para olmadan ay sonunu getirme kaygıları, doktor faturaları, dedikodu, hastalık ve sevdiklerin kaybedil- mesinden ibaret olmasını istemiyorum.
Aşkın varlığını (daha doğrusu yalan olduğunu) bilmek dahi istemiyorum.
Gülümseme, kucaklaşma, tatlı bir söz, doğruluk, adalet, barış, rüyalar, hayaller ve kardan adam yapmanın gücüne inanmak istiyorum.
İşte, çek defterim ve arabamın anahtarları, kredi kartlarımın ekstreleri, gelir belgelerim.
Resmi olarak yetişkinlikten istifa ediyorum.
Eğer bu konuda benimle daha fazla konuşmak istiyorsanız, önce beni yakalamanız lazım, çünküüüü; Ebeee, elim sendeeeee!
Kaynak:ŞiirParkı/Yazarı bilinmiyor
-
Yazan: 06 - 02 - 2008 : 22.21 - deniz02
Hürriyet,
"Bu İdama Seyirci Kalmayın" başlıklı bir yazı yayınlamıştı. Bu gün aynı başlığı ilgilendiren "İDAM EDİLMEYECEK" haberini görünce nasıl sevindiğimi tahmin edersiniz.
İdam edilmemesi için başlatılan "Kampanya" etkili olmuş belki ama kimbilir daha kaçtane insan böyle idam edildi/edilmekte...
Aslında şu alıntıdan çok şey anlamak mümkün!
"Savunması alınmayan, avukat bulundurmayan ve mahkemede sadece 3 dakikalık bir yargılama sonucunda idama mahkum olan Said Pervez Kambas'ın davası yeniden başlayacak. Ancak bu kez cezası idam olmayacak."
" Bu da suç mu?" diyesi geliyor insanın, aslında çok şey diyesi geliyor ya insanın...
:rolleyes:
İlgili Haber:
[www.hurriyet.com.tr]
Saygılarımla,
-
Dünden kalan hayalin var,
Bak evlâdı ayalin var,
Çok da nahif bir halin var
Söyle niye ağlıyorsun?
Hayallerin mi yıkıldı?
Evin barkın mı yakıldı?
Kalbin tele mi takıldı?
Söyle niye ağlıyorsun?
Gecesi var, gündüzü var,
Gecenin, nurlu yüzü var,
Her tepenin bir düzü var,
Söyle niye ağlıyorsun?
Bu kar da biter, boran da,
Bir gün kapanır yaran da,
Yalnız iz kalır insan da,
Söyle niye ağlıyorsun?
Terki diyar eder gibi,
Melül mahzun gider gibi,
Herkese küstüm der gibi,
Söyle niye ağlıyorsun?
Mehmet Taştan
Ankara / 2008
-
CAN PARÇASI
Yağmur ertesi gözlerinden süzüldü kristaller
Yüreğimde parladı
Kırılan bir can parçasıydı
Adındı
Güneş öncesi buz dağının maviliğiydi görünmeyen
Gözlerindeydi gözlerime dökülen
Yarım kaldı yıldız tanesi
Düşerken kaderimin zahiri ellerinden
Yeniden doğmak geceye
Ezberlemek adını hece hece
Kaybolmak bir şairin hislerinde
Rüya olmak bir aşığın geleceğinde
Seninle yalnızca seninle ağlamak bir sonbahar hüznüne
Esirgeme hüznünü hüzünlerimden…
Ersin TOSUN
-
kayıp bir kabilenin şivesiyle konuşmak istiyorum seni
dile düşmesin, kirlenmesin heveslerim
unutulmuş alfabelerle yazmak gökyüzüne ismini
sesini çizmek henüz bestelenmemiş şiirlere
içinde filizlenmek belki de kim bilir
sende dirilmek
dinlenmek teninde
çözmek ve çözülmek ilmek ilmek
yıkılmış medeniyetlerin en şatafatlı gecesinde okşamak gölgeni
kainatın ilk sabahlarında kulağına fısıldamak
seninle ıslanmak baharın ılık yağmurlarında doyasıya
sokaklarda serseri bir ıslığı hevesle kovalamak
sürüklenmek peşin sıra soluk soluğa
sıcaklığında uyumak, uyanmak
yazılmak masallara
çocuk olmak, çoğalmak
kayıp bir kabilenin şivesiyle konuşmak istiyorum seni
ve seninle kadın olmak
ocak 2008 / zeugma
arzu eşbah
www.adalethanim.azbuz.com
-
Doğan CÜCELOĞLU'NUN, Eğitimindeki Katılımcılarla bir konuşmasından
alıntıdır.
Doğan Cüceloğlu: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı?
Bir Katılımcı: Hocam Allah'a Şükür bildiğimiz kadarıyla yok.
Doğan Cüceloğlu: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani
altı milyar insanın da başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz?
Cevap: (neredeyse otomatik olarak çıkar) ÖLÜM
Cüceloğlu: Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceği
kaçınılmaz olan tek şeydir. Doğum da tüm insanların başına kesinlikle
gelmiştir ama bundan sonra başa gelmesi kesin olan tek şey
ölümdür. Başka hiçbir şey insanların tümünün başına gelmeyecektir.
Peki, madem öleceğimiz garanti, bu benim ölümcül bir hastalığım
olduğunu göstermez mi?
Katılımcılar: (Burada sessizce, başlarıyla onaylamaya
başlarlar)
Cüceloğlu: Öleceğim belli ise, benim ölümcül bir hastalığım olduğuda açıktır...
Peki, ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz?
Katılımcılar: Hayır
Cüceloğlu: Bu saniye içinde olma olasılığı var mı?
Bir Katılımcı: Evet var.
Cüceloğlu: Ya Yarın?
Bir Katılımcı: Evet.
Cüceloğlu: Ya 30 yıl sonra?
Bir Katılımcı: Olabilir.
Cüceloğlu: Peki bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceğini biliyor musunuz? Mesela bu akşam eve sağ salim varacağınızı nereden biliyorsunuz?
(Sınıf sessizce dinlemeye devam eder. Çünkü;genellikle yaşama böyle bakmamışlardır.)
Cüceloğlu: Peki bir de tersini düşünelim, bu akşam eve döndüğünüzde, bu sabah evden çıkarken sağ salim bıraktıklarınızı sağ bulma garantiniz nedir? , Var mıdır böyle bir garanti?
Bir Katılımcı: Yoktur Hocam.
Cüceloğlu: Peki nereden biliyoruz az sonra telefonun çalmayacağını
ve evdekilerden birinin az önce öldüğünün bize söylenmeyeceğini?
(Katılımcılar burada rahatsız olmaya başlarlar) ve bir katılımcı:
Hocam konuyu değiştirsek?
Cüceloğlu: Ama en yalın ve açık gerçek üzerine konuşuyoruz,
biraz daha devam edelim bence. Peki, acaba bunu dün gece bilseydiniz, yani
evde akşam birlikte olduğunuz kişilerden birinin yarın ölüm günü olduğunu bilseydiniz, o zamanı aynı dün gece olduğu biçimde mi geçirirdiniz? Yoksa farklı şeyler mi yapardınız?
Bir Katılımcı: Kesinlikle çok farklı geçerdi Hocam.
Cüceloğlu: Şimdi sizden rica ediyorum, lütfen bir an arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapatın ve bu sabah evden çıkarken evde bıraktıklarınızdan birinin gerçekten öleceğini düşünün, dün akşamınızı nasıl geçirirdiniz? Aynı iletişim mi olurdu? Onunla aynı konuları mı konuşurdunuz? Aynı konular, tartışma yada gerginlik yaratır mıydı? Yoksa önemsiz hale mi gelirdi? Bu sabah evden
çıkarken, bu son görüşünüzde ona ne derdiniz? Onun boynuna
sarılmakta tereddüt eder miydiniz? Çok sıkı sarılmaya mı, aynaya mı vakit
ayırırdınız? Ona, yüreğinizin derininden gelen bir 'Seni gerçekten
çok seviyorum' demeye ne gerek var diye düşünür müydünüz? Onun ölecek olması sizin ona duyduğunuz sevgiyi yoğunlaştırmaz mıydı?
(Burada bazı katılımcılar ağlıyordur. Belli ki dün akşam yaptıklarından bir kısmının ne kadar anlamsız olduğunu şimdi fark etmişlerdir)
Cüceloğlu: Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz, acaba kaç tartışmamızı
bu kadar gereksiz biçimlerde yapıyoruz, kaçı gerçekten yaşamda
karşımızdakinin varlığından daha önemli, hangilerinde 'Şimdi
kalbini kırdım, ama zaman içinde ben ondan özür dilemesini bilirim' diye
kendi kabuğumuza çekilip tartışmaları donduruyoruz. Yarattığımız
kırgınlıkları tamir etme olanağımız gerçekten var mı? Buna zamanımız
gerçekten kaldı mı?
ÖMER HAYYAM'in dizelerinde dediği gibi;
İNSAN yiyeceksiz, giyeceksiz edemez.
Bunlar için didinmene bir şey denmez.
Ondan ötesi ha olmuş, ha olmamış.
Bu güzelim ömrünü satmaya değmez.
-
Yazan: 30 - 01 - 2008 : 10.45 - rita
Bu gün çok soğuk.Sabah işe gelirken düşündümde hayat ne kadar hızlı değişiyor.Hayata bakışımız,yaşam tarzımız,kullandığımız eşyalar her şey, her şey değişiyor.Hepsi yaşam kalitemizi yükseltmek daha rahat ve mutlu olmamız için.Annelerimize göre ne kadar da rahatız.Deyim yerindeyse karnımız tok sırtımız pek.Eskiden cislavet denen lastik ayakkabılar varmış.Bu günkü gibi karlı kış günlerinde elde örülmüş yün çorapların üstüne giyilirmiş.Şimdi öylemi ya ?her kıyafete göre ayrı bot, ayrı çizme evlerin her köşesi sıcacık,çeşmelerden sıcak su akıyor,elimizde televizyonumuzun uzaktan kumandası,kucağımızda laptopumuz,bir tıkla anında dünya karşımızda,nerdeeee şimdi anneannelerimizin kullandığı kor ütüler,
Her şey bu kadar kolay ,bu kadar rahatta neden mutlu olamıyoruz peki? nedir eksiğimiz.? içimizi dolduran bu koca kara boşluk neden?
Bizim yapmamız gereken her şeyi makinlar yapıyorsa artık neden hiç vaktimiz yok.küçük bebeğimizin anlatmaya çalıştığı bir şeyi önünde diz çökerek ellerini tutup taaa gözlerinin içine bakarak anlamaya çalışıyormuyuz .yoksa mızıl mızıl gelen sesini tamam ,olur ,sonra bakarız tarzından cümlelerle geçiştiriyormuyuz.Hiç çocukluğumuzu anlattık mı onlara çocukken yaşadığımız korkuları yada hatıraları paylaştıkmı?
Ufff çok üşüdüm.Kar da kararsız yağsam mı? yağmasam mı? Yağ gitsin işte beee.Mevsimler de bozuldu.Babam anlatırdı, o çocukkken kar yağarmış onlarda kürekle oyarak kardan odacıklar yapar içinde oynarlarmış.Koşmuş,oynamış düşmüş yaralanmış,her yara izinin bir hikayesi var.Benim hiç izim yok hiç düşmedim ki.ağaca tırmanmadım.kardan evim de olmadı.Sokakta oynadığım bile sayılıdır bir yada iki
Çocuklarıma bakıyorum onlarda benim gibi.Oynayacak yerleri yok enerjilerini koltuk tepelerinde zıplayarak atmaya çalışıyorlar.Aslında o da yasak. dur, sus ,oynama yoksa komşumuz rahatsız olabilir sonra .7yıldır buradayız ama onlarla da tesadüf gelirsek bir merhabamız var.insanlar uzaklaşıyor gittikçe birbirinden.O kadar işte bir kuru merhaba.
Babam anlatırdı eskiden televizyon yoktu radyo bile çok sonradan geldi derdi.herkes her akşam birinin evinde toplanır oyunlar oynanır şakalaşılır patates haşlanır,mısır patlatılır hatta binbir gece misali masallar anlatılırmış.herkes mutluymuş .özellikle çocuklar Birbirleriyle yarışmalarını gerektiren sınavlar yokmuş o zaman,Herkes birbirinin sorununu bilir yapılacak bir iş olduğunda imece usulü yardımlaşılırmış.Şimdi en büyük samimiyet bir kuru merhaba.
Aaaa yaşasın servis geldi.ooff bu günde çok iş var.Çek var para eksik,fen işleri aranacak,tamirdeki makina aranıp acele edilmesi için sıkıştırılacak,hesaplara bakılacak.
Yeni bir koşturmaca başlıyor yine .Servise biniyorum.
Hepinize günaydın arkadaşlar.
-
Çıkalım suların kerevetine,
Sen murat nehrine çağla içimde;
Saçının telini bez niyetine,
Dilek ağacına bağla içimde.
Uğurlu doğarmış, hilal ilk gece,
Bak da bir dilek tut, sen de gönlünce,
Talih kuşu olup uçmadan önce,
Bir köşeye konup ağla içimde.
Anlat açılırsın,bu ne hal böyle?
Adını gizli tut,derdini söyle,
Diline pelesenk olan türküyle,
Kapanmaz yarayı dağla içimde.
Mehmet TAŞTAN
Artvin / 1996
-
UZAK
Küçük bir dağ ilçesi yüreklere sessizlik dikta eder
Kuşlar rengarenk yeşil yemyeşildir doğa çığırtkan
Kızlar masum delikanlılar deli yaşlılar yorgun
Yaşamak nefes almaksa ne fark eder
Oyunlar oynanır güneş tatlı tatlı elveda derken
Beş taş, körebe, saklambaç, futbol özellikle alman kalesi
Kadınlar sıkılganlık beyler stres solur gün batarken
Aynı nakarat sürse de ilanihaye kim derbeder, kim gider
Çoğul yalnızlıklar paylaşılır ekmek gibi su gibi
Yakar küçük mutluluklar yükselen bir güneş misali
Yoksulluk yoksunluktur gözler küçük açılır doğrulara
Merhamet meşalesi aydınlıktır sevgi acıyı yener
Uzaklardan
Çok uzaklardan duyulmayı bekler
Yollar kapalı, okullar kitapsız, çocuklar oyuncaksız
Gözyaşları dokunmaz, çığlıklar çığ olmaz bir kere
Bir yardım meleği değse ellere yürekler nasıl titrer
Duyarlar büyük kentlerin yakışıklı prensleri güzellik kraliçeleri
Sesler içindeki kanayan çağlayan sessizliği
Ve derler ki inleyen geceye
En büyük merkezlerde yaşanmalı çılgınlıklar
Unutulmalı küçük yerler cıvıltılar hesapsız sevinçler
Yalnızca ben varım dünyası yaşamalı içsel kaderler
Yalın ayak kız çocuğu anne hayalinde kim hisseder kim ah eder
Ersin TOSUN
-
ELLERİN GÖZLERİN DUDAĞIN
Yaz güneşi gibiydin
Zemherilerde
Ellerin iki kanadıydı kelebeğin
Düşünsem ateş basardı
Tutmaya kalksam tutuşurdum
Ondandır ellerimdeki yanık izleri
Hangi avuçlarda can verir şimdi
Daha dokunmadan yandığım
Çiy damlası gibiydin
Sabah ayazlarında
Her zaman buğulu ıslak
Her zaman korkulu ürkek
Her zaman bulutluydu gözlerin
Yabancı bir bakışa gizlenmiş
Şehvetin hançeriyle yaralı
Gözümden kıskandığım
Dağ meltemi gibiydin
Cehennem sıcağında
Yaralarımdan öperdin
Kanayan yerlerimden
Ondandır dudağının kızıllığı
Kim bilir hangi hoyrat yabancının
Vahşi bir iştahla öptüğü
Dokunsam incinir sandığım
M.ÖZKAN
-
Saygıdeğer meslektaşlarımız,
Yönetim olarak, hem sosyal kimliğimizin bizlere yüklediği sorumluluğu yerine getirmek hem de sitemizdeki üyelerimizle tanışma, kaynaşma imkanı yaratmak için yeni bir projeye imza atma düşüncesindeyiz. Yeni projemiz
"Hukuki.Net Ormanı" oluşturmaktır. Söz konusu proje henüz ön hazırlık aşamasında olup, katılımcı sayısına göre şekillenecektir. Sizlerin de katılımını rica ediyoruz...
Ayrıntılı bilgi için:
[www.hukuki.net]
-
akşamdır şimdi
az önce güneşle vedalaştı tepeler
derken camlar karardı
pencerelere sürüldü perdeler…
akşamdır /şimdi/
sokak lambaları hüküm sürmeye başlar
egzoz bulutlu kaldırımlarda
bir kadının topukları içime batar
akşamdır şimdi
caddelerden kısa huzmeler akar
dışarıda binlerce ev, araba ve insan
yalnızsan sayılar ne işe yarar…
Hayri BUYRUK
02.06.2007 / MENGEN
-
Yazan: 24 - 01 - 2008 : 11.45 - 09efe
Biliyorum kırgınsın bize… Biz insanlar, seni kirlettikçe kirlettik. Seni şekilden şekle soktuk, iflah olmaz egolarımız sayesinde… Biliyor musun, artık adın cinsellikle eş anlamlı kullanılmaya başladı. Kendimizden utanabiliriz!
Eski fotoğraflarda kaldın artık, küf kokulu mekanlarda… Geçmişinle avutuyoruz kendimizi, kaybettiklerimize hüzünlenerek… Seni özlüyoruz. Gerçek olan ‘seni’ özlüyoruz! Bunca çirkinliğe rağmen, güzel kalman beklenemezdi. Bunca pisliğin içinde o temizlik çok görüldü sana…
Biliyor musun, ‘sadakat’ nedir, bilmez olduk. Şimdilerde çiçek çiçek geziyoruz. Modaymış öyle diyorlar. Alışkanlık yaptı nefislerimize… Sadık kalmak ‘out’ diyorlar, ihanet ‘in’… ‘in’