-
Yazan: 08 - 05 - 2008 : 08.35 - crunch
Merhaba;
Öncelikle biz internet kullanıcılarına bu hizmeti verdiğiniz için teşekkürlerimi sunarım. Yasal haklarımı sormak istediğim husus bireysel emeklilik ile ilgili. Hayatım boyunca dahil olacağım bireysel emeklilik sistemi şartlarının bulunduğu ön sözleşmenin orjinalini banka elinde bulunduruyor ve bende imzaladığım kısımlarının bir fotokopisi bulunuyor (banka yetkililerinin bir imzası yok
-
Yazan: 07 - 05 - 2008 : 09.03 - etem2000
Denizde seyir halinde iken deposunda kaçak akaryakıt bulunması nedeni ile mahkemece el konulan ve içindeki yakınıt boşaltıldaktan sonra Resmi Daireye teslim edilen bir deniz barçı (Yedemin Olarak) bu resmi kurum tarafından denizde gemilere hizmet verebilmek için kullanılarbilirmi.
-
Yazan: 06 - 05 - 2008 : 16.30 - c_karakus
Merhaba,
İdare mahkemesinde açmış olduğum bir dava 2577 Sayılı İYUK'un 14. maddesinin 3/d; 15. maddesinin 1/b maddeleri dikkate alınarak davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. Kararın bir kısmı yazının ekindedir.
Bu kapsamda davam usul yönünden reddedildiğinden tekrardan yeni bir dilekçe ile aynı konuda kuruma başvurup tekrardan yeni bir dava açabilirmiyim?
Yardımlarınız iç
Eklenmiş Resim
-
Artık gazete haberleri ve köşe yazılarında sürekli bir hukuksuzluk haberi okur olduk. Bu nasıl çözülecek diye düşünüyor insan. Haşim Kılıç`ın açıklamaları da şimşek çaktırıyor beynimizde… “Meclis yargı üyelerini seçmeli” açıklaması… aslında çok doğru. Çünkü bir sürü örnek dava çıkmaya başladı karşımıza hukuksuzluk örnekleriyle ün salan… Bunlardan en şaşırtıcısı ve yıl
-
Yazan: 30 - 04 - 2008 : 12.25 - aakoc
Mesele hakkında "Nasıl bir başlık" kullanmalıyım diye düşünerek, olaya uygun olabilecek ancak bu başlığı kullanabildim. Hukuk dilinde karşılığı nedir?..Bunu bilemem ama, bir tartışma ve paylaşma konusu olması açısından görüşlerinize sunuyorum.
Düşününüz ki,
1-Bir İstanbul Asliye Ceza Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmü 11/6/2007 te tebellüğ ediliyor.
2-Ve Sanık, Ankaradaki bir başk
-
Tesadüfen bir veraset ilamı dilekçesinin nasıl yazıldığına bakıyım dedim ama hukukçulara özel alan olduğu için mümkün olmadı. Bu tarz örneklerin foruma katılan herkes tarafından görüntülenebilmesi gerekmez mi?
-
Yazan: 28 - 04 - 2008 : 08.04 - neola
İstanbul barosu kendisine verilen şikayet dilekçelerini işleme almak için şikayetçilerden 80 ytl para talep ediyor.Ben baronun bu tutumundan parası olmayan vatandaşın şikayet hakkı olmadığı sonucunu çıkarıyorum. Şikayet dilekçeleri bu şekilde zımnen geri çeviren baro, kötü niyetli kişilerden meslek itibarını nasıl koruyabilir.
-
Yazan: 26 - 04 - 2008 : 18.14 - Hymm
Merhaba,
Bir şahıs adıma hiç bir delil olmadan beni dolandırıcı ve karalayıcı şekilde adım soyadımı kullanarak hakaret edip bir çok forum ve kendine ait sitelerde topluma açık alanlarda yayına veriyorsa ve bu insanla hiç bir alış verişimin ayrıca alakamın yok ise , bu insana herhangi bir hukuki yaptırım uygulayabilinir mi?
Haklılığım ispatlanırsa bu insana yaptırım ne şekilde uygulanır.Si
-
Yazan: 25 - 04 - 2008 : 10.37 - UniqueAdv
ne yapmam gerekli ? Yani KPSSP37 den kaç puan almalıyım.Tabi lisans gk-gy en az kaç olmalı ? Diğer konuları taradım ama bulamadım böyle bir konu onun için buraya açayım dedim. Not: İşin mülakat kısmını biliyorum sadece yazılı kısmı lazım.Yardımlarınız için şimdiden sağolun.
-
Yazan: 24 - 04 - 2008 : 05.08 - füsun_k
Türkiye'de çalışmakta olan ve primleri SSK'ya çalıştığı şirket tarafından ödenen yabancı uruklular, çalışma sürelerinin bitiminde, ülkelerine geri dönerken ödenen SSK primlerini iade alabiliyorlar mı? Ben bir ara birisinin aldığını duymuştum. İnternette konuyla ilgili tatmin edici bir bilgi bulamadım. Bu konuda bilgisi olan var mı?
-
iyi günler. ücretsiz iznin belirsiz süreli iş sözleşmesi ile hükme bağlanması mümkün mü? mümkün ise hangi ifadeler ile kaydı uygun olur? teşekürler...
-
Yazan: 15 - 04 - 2008 : 13.04 - duman3344
yurt dışına kaçak olarak gıttım (fransaya) yaklaşık 3 sene kaldım.daha sonra sınır dışı edıldım.fakat şu anda orda olan eşimle turkiyede evlılık yaptım.her ıkı ulkenın evlılık cuzdanını aldım.fakat vıze muracatıma ret cevabı geldi.vize alamadım yani vermediler.hakkımı nasıl arayabilirim
-
İnsan Hak ve Özgürlüklerinin Korunması hukukun en temel gayesidir. Bu nedenle toplumdaki her bireyin kendi hak ve yükümlülüklerini bilmesi gerektiği düşüncesindeyim. İşte bu nedenle hukuk sitelerinin toplumu bilinçlendirme adına önemi çok büyüktür. Hukuki.net sitesini ve diğer hukuk sitelerini kutlarım. Aynı amaçla kurulmuş olan
www.hukukokulu.com sitesinde de sizleri aramızda görmek is
-
Yazan: 11 - 04 - 2008 : 08.21 - rromeo
Merhaba
Ben Konya Ereğli ilçesinde toptan altın ve gümüş işleme işi ile ilgili faliyet göstermekteyim ve aynı işyerimde aynı anda beyaz eşya yetkili servisliği de yapmaktayım.Aynı işyerimde ve aynı sattaüde 2000 yılında tarafıma Konya Valiliği tarafından silah taşıma ruhsatı verildi 2005 yılında ruhsatımın günü doldu tekrar müracaaat ettim yenilenmesi için taşıma ruhsatımın ancak; işyerimde b
-
Yazan: 09 - 04 - 2008 : 05.51 - niKsiS
Konuya uYgun yer Görmediğim için buraya açtım.
3haFta Önce Arabamız çaLndı daha Dorusu elimizle verdk arabayı aDAM senet yaptı Bize Satış AmaçLı.Adam esnafım Dedi Dükkanına Gittik Gördük.Fakat Dükkanı adam 2 gün önce kiraLamış Ve Bizimde rabayı Alarak Dükkanın İÇiçindeki mallarla beraber bizim Arabayıda götürmüş.dükkan sahibibnin bizi bulup görüşmeye glmesiyle dolandırıldığımızı anladık.SavcıLığa
-
Yazan: 02 - 04 - 2008 : 09.14 - manor
11 yıldır kiracı olarak oturduğum evi, evsahibim avukatı aracılığı ile satılığa çıkarttıklarını telefonla iletti. Kirayı düzenli arttıran ve ödeyen bir kiracıyım. Kontrat başlangıç tarihi 1.3.1997. Ve her sene kontrat yenilenmiyor.
Sormak istediklerim;
1-) Emlakçı her istediği saatte evi müşterilerine göstermeye getirebilir mi? Ben çalışıyorum bunu nasıl düzenleyebilirim. (evde annem var ama be
-
Merhaba, bugünlerde Maliye Bakanlığı'nın Veraset vergisini kaldırmakla ilgili bir çalışması mevcut. 2 ay kadar önce babamı kaybetmiş olduğumuzdan, veraset beyannamesi doldurmaya hazırlanıyordum. Acaba bu kanundan sonra buna gerek kalmayacak mı?
teşekkürler
-
Adını yazmak istemediğim bir bankada adıma çek hesabı açıldığından kuvvetle şüpheleniyorum.Bu sebeple bankadan böyle birşeyin varlığını yazılı yanıtlamalarını istedim.Ancak yazılı bir yanıt vermediler.Bu yanıtı ve geriye dönük olarak adıma açılmış hesapların varlığını tespit davası açarak öğrenebilir miyim? Yada bunu nasıl yapabilirim? Düşünceleriniz benim için önemlidir?
-
Yazan: 01 - 04 - 2008 : 05.34 - okaratas
Degerli site uyeleri,
birkac gun once evime bir dilekce geldi ve Nisan'da mahkemem oldugu tarafima bildirildi. Ancak tabligat belgesinde davanin neden oldugunu goremiyorum. adalet.gov.tr adresinden e-vatandas hizmetlerinde tc kimlik numaram ile de dava dosyasina erisemiyorum. Davanin konusunun ne oldugunu nasil ogrenebilirim? Tek yolum Adliye'ye gitmek mi?
-
Yazan: 31 - 03 - 2008 : 04.02 - ekecan
Madde 12- Türkiye dışında ikamet eden yabancılar, çalışma izni başvurularını bulundukları ülkelerdeki Türkiye Cumhuriyeti temsilciliklerine yaparlar. Temsilcilikler bu başvuruları doğrudan Bakanlığa iletirler. Bakanlık ilgili mercilerin görüşlerini alarak 5inci maddeye göre başvuruları değerlendirir; durumu uygun görülen yabancılara çalışma izni verir. Bu izin ancak gerekli çalışma vizesi ile ikam
-
Yazan: 26 - 03 - 2008 : 12.32 - marduk43
MADDE 119.– 1..
4) Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabil*mek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşular*dan iki kişi bulundurulur.
Sorum şu ihtiyar heyetinden veya komşudan 2 kişi bulundurulmaması halinde elde edilen belge,eşya vs. Cmk'nın
MADDE 217.
(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türl
-
Yazan: 24 - 03 - 2008 : 17.30 - teleme
iyi günler ben bu yaz iş cıkısından 15 dk sonra göz altına alındım o gün bi miting varmış sonra olaylar sonra koşuşturmalar ve celik kuvet poliside beni göz altına aldı yolda yürürken nese karakol savcılık sonra serberst kaldık
sorum olay yerinde cekim yapan polis kamerası da kaydım yok iş yerindeki arkadaşlarım sahit işten cıktıgımdan 15 dk sonra göz altına alınmışım şimdi yaklaşık 50 kişi y
-
Geçenlerde T.C nolu yeni bir kimlik çıkarmak için nüfus müdürlüğüne gittim. Nüfusumu yenilettim ama bir baktim ki annemin ismini ( Kendisi hayatta değil) "Letafet" iken "Netafet" olarak yazmışlar. Yanlışlığın düzeltilmesini istediğimde bilgisayarda bu şekilde "Netafet" olarak kayitli olduğunu söylediler. Yıllardır, benim eski kimliğimde Letafet olan annemin adı 2007 yılında bilgisayarlı sistem
-
Yazan: 19 - 03 - 2008 : 12.28 - trametes
Selam arkadaşlar,
ben akademisyenim fakat hukukçu değilim, doktora dersinde "Hitler davası" konulu bir araştırma verdi bu konuda hiçbir belge bulamadım. Bu konu için nerelere bakmalıyım, bu konuda yardımcı olabilirseniz sevinirim. saygılarımla
-
şu an yargıtayda beklemekte olan anlaşmalı boşanma davam 1.aile de onaylanmıştı. yargıtay surecinde iken 3. aile ye yalan yalnış ve iftiralarla delil ve şahit olmaksızın gecici velayet talebi ve şahsi ilişki tesisi talep ediliyor anne tarafından.(boşanma anlaşmasında herhafta gorusme uzerinde anlaşma var ve uygulanmakta)
ve kadın hakim kendi dışında ve 1. aileye ait olan dosya ile ilgili tedbir k
-
Yazan: 17 - 03 - 2008 : 16.46 - cwsamuray
Avukat arkadaşlar ben bir trafik kazası gecirdim ve benim aracımdan bir akrabam vefat etti.Ama bana arkadan kamyon carptı.Krokide ise beni suclu gostermisler bana %75 kamyon soforunede ise %25 suc vermisler.Ben bunda oynama oldugunu dusunuyorum ne yapmam gerek.Suc oranını dusurebilirmiyim.Kamyon soforunude icerde tutuyorlar.Bana yardımcı olurmusunuz. Saygılarımla
-
Yazan: 16 - 03 - 2008 : 17.02 - vetadomer
Esnaf Kefaletten çekilen bir kredi için icralık olan bir kişinin başka bir bankadan kullandığı diğer bir kredinin(kredi çekileli 2 ay olmuş, ödeme tarihine 15 ay kala) ödemesi gelmediği halde kapatılması banka tarafından talep edilebilir mi?
-
Yazan: 12 - 03 - 2008 : 14.23 - mentor123
Ben lise son öğrencisiyim..Bilmediğim bir numara bana ve kız arkadaşıma saçma mesajlar atıyor..Ancak savcılığa başvurarak numaranın kimin üstüne kayıtlı olduğunu öğrenebileceğimi biliyorum ancak nasıl bir dilekçe yazacağımı bilmiyorum. Ayrıca yaş sınırı varmıdır yani başvuranın reşit olması gerekirmi ? Bilgilendirirseniz sevinirim. Teşekkür ederim .
-
Yazan: 11 - 03 - 2008 : 15.49 - tali_un
Merhaba,
Bazı şeyleri düzeltmek bizim elimizde sanırım. Ülke olarak bizim olana halk olarak bizim sahip çıkmamız gerekiyor ve ben de bu yüzden yaşadığım çevrede gördüğüm ihlallerin elimden geldiğince düzeltilmesi için çaba sarfediyorum, kendimce ama elimden ne gelirse. Bu yüzden vergi kaçırma ile ilgili bilmediğim ve öğrenmek istediğim bir kaç nokta mevcut,
Herhangi gıda vb. satan iş yerlerinin
-
Yazan: 11 - 03 - 2008 : 05.20 - desire33
Arkadaslar milletvekillerinin 5 sene boyunca oturdukları yerden para kazanıp sonrada erken emekliye ayrılmaları ve bir de üstüne milyarlarca lira maaş almalarına rağmen geriye kalanlarımız 9000 iş günü çalışmak zorunda ve ondan sonrada 65 yaşını beklemek zorundadır. Ve bu da yetmiyormuş gibi aldıkları emekli maaşı ekmek paralarına anca yeter nitelikte bir miktardır. Bütün bunlar olurken boş boş ot
-
Yazan: 08 - 03 - 2008 : 19.07 - alpery
02-07-2007 tarihinde 0 km bir araç aldım.Aracı teslim almamın üçüncü günü seyir halindeyken stop etme gibi bir sorunla karşılaştım.Servise gittim yapılan testlerde herhangi bir arıza kodu bulamadıklarını tarafıma ilettiler.Ertesi gün tekrar aynı sorun ile servise girdim bana arızayı tespit edemediklerini fakat bu sorun ile Türkiye genelinde şikayet aldıklarını araştırdıklarını ilettiler ve aracımı
-
Yazan: 29 - 02 - 2008 : 05.01 - ozcerc
Avukatımla açtığım Tapu iptali davasına davalı ve avukatı karşılık dava ile cevapladı..Davanın duruşmaları devam ederken davalı ile anlaştık ve davayı takipsiz bıraktık.Yasal süre geçince Mahkeme dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verdi...Bu durumda kendi Avukatıma Yasal olarak ödemem gereken Vekalet ücreti ne olacaktır ?
-
Yazan: 28 - 02 - 2008 : 11.15 - extram34
Geçtiğimiz yıllarda çalışanı olduğum bi dükkanda "korsan cd satmak" suçundan mahkemeye çıkarıldım. Hakim, temyiz yolu açık olamk üzere "13 ay" bir daha bir suç işlemem dahilinde bu cezanın ekleneceğine karar verdi.
Şimdi ise büyük bir bankacılık kurumlarından birine iş başvurusu yaptım. Sınavı geçtim. Benim merak ettiğim adli sicil kaydımı sildirebilirmiyim yada nasıl sildirebilirim. Yada bu ceza hükmü bankacılık sektöründe çalışmama bir engel teşkil edermi ?
Teşekkürler
-
Yazan: 25 - 02 - 2008 : 13.38 - YOKSAY57
Avukat arkadaşlardan yardım bekliyorum.
Bir şirket tapulu taşınmazın içerisinden yol geçirdi.Anlaşmazlığa düştük.Şirketin sahibi ve yönetim kurulu başkanı ile şirketin müdürüne ihtarname çektim.6 ay bekledim daha sonra men'i müdahale davası açtım.Ancak şirket sahibi ve yönetim kurulu başkanı ile şirket müdürü duruşmaya gelmeyerek bir avukata vekaletname vererek davalıler vekili av.dava dilekçesine cevap olarak taşınmaz ile ilgili davanın şiirket sahibi ve yönetim kurulu başkanı ile şirküt müdürü hakkında şahsi olarak kendilerine dava açılamayacağı,şirket adına açılması gerektiğini bildirmiş.mahkeme hakimide avukatın dilekçesine istinaden davanın şahıslar adına açılamayacağı,şirket adına açılacağını belirterek husumet yönünden reddine karar vermiştir.Ancak adı geçen kişiler adına ihtarname çektikten 6 ay sonra dahi hiçbir cevap vermeyip dava açılınca şirket adına açılmadığını bahsetmelirini anlayamadım.Temyiz edeceğimden bu konuda aydınlatmanızı rica ediyorum.
-
Yazan: 22 - 02 - 2008 : 10.18 - isgebil
Eþim 2000 yýlýnda kaza sonucu babasýný kaybetti ve aracýn trafik sigortasý ve kaskosu mevcuttu (araç lpg tankeri) yanlýz ne kaskodan ne de trafik sigortasýndan herhangi bir ödeme yapýlmadý bu gibi durumlarda geriye dönük dava açma þansýmýz varmý? Zaman aþýmý süresi ne kadardýr?
-
Yazan: 21 - 02 - 2008 : 06.14 - nimlaure
Merhaba,
Konu þu;
Kira sözleþmesi A kiþisi adýna olup, kira ödemesi sözleþmede belirtilmek þartý ile iliþkisiz B kiþisi adýna yatýrýlýrsa hukuki açýdan ileride bir sorun yaratýr mý?
-
doğrudan gelir desteklenmesine haciz konulmasına ilşkin 2 farklı yargıtay kararı var bu tarihten sonraki yargıtay kararı bulamadım .varsa meslektaşlarım benimle paylaşırsa memnun olurum
T.C. YARGITAY
12.Hukuk Dairesi
Esas: 2003/4478
Karar: 2003/7240
Karar Tarihi: 03.04.2003
ÖZET: Çiftçilere yapılacak doğrudan gelir desteği ödemeleri, diğer kamu kurum alacaklarına mahsup edilemez.Bu sebeple borçlunun banka hesabındaki paranın haczi mümkün değildir. Temelde devlete ait bu paranın borçlu çiftçiye veriliş amacı da gözetilerek haczi mümkün değildir.
(2004 S. K. m. 82)
Dava: Merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Tarımda mevcut destekleme politikalarının değiştirilerek çiftçilere doğrudan gelir desteği sağlanması ve kayıt sisteminin oluşturulması amacı ile ülke çapında uygulama yapılmasına ilişkin 13.12.2001 tarih ve 2001/3405 sayılı kararnameye eklenen 1. maddeye göre (çiftçilere yapılacak doğrudan gelir desteği ödemeleri diğer kamu kurum ve kuruluşlarının alacaklarına mahsup edilemez)
Somut olayda, borçlunun yukarıda açıklanan nitelikteki banka hesabına haciz konulduğu görülmektedir. Dairemizin yerleşik içtihadına göre temelde devlete ait bu paranın borçlu çiftçiye veriliş amacı da gözetilerek haczi mümkün değildir.
Alacaklının sıfatı kamu kuruluşu niteliğinde olup olmaması ya da özel hukuk tüzel kişisi olması yukarıdaki ilkeye etkili bulunmamaktadır.
O halde, şikayetin kabulüne karar vermesi gerekirken reddi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mercii kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA) , 03.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
T.C. YARGITAY
11.Hukuk Dairesi
Esas: 2004/9452
Karar: 2005/6054
Karar Tarihi: 13.06.2005
ÖZET : Uyuşmazlık, davacı adına yatırılan doğrudan gelir desteği ödemesinin haczedilip, başka borçlara mahsup edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Bu durum karşısında, mahkemece icra takip dosyası ile doğrudan gelir desteği ödenmesine ilişkin kararların örnekleri dosya içine getirtilip, şayet 2000/2172 sayılı karara göre yapılan bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde 2001/3405 sayılı karara göre haczinin dolayısıyla borca mahsubunun yapılamayacağı, 2002/4165 sayılı karara ilişkin ise borca mahsubuna engel bir durum bulunmadığı dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
(2004 S. K. m. 82)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kızılırmak Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.04.2004 tarih ve 2003/104 - 2004/56 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı kooperatifin üyesi olduğunu, borçların taksitlendirilmesinden yararlanarak ana parayı ödediğini, buna rağmen adına tahakkuk ettirilen çiftçi destekleme parasının borca mahsup edildiğini, anılan paranın iadesi gerektiğini ileri sürerek, 2.120.000.000.-TL.nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı kooperatife ait borcu nedeniyle doğrudan gelir desteğine haciz konularak tahsil edildiği, temelde devlete ait olan bu paranın veriliş amacı da dikkate alınarak haczinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 2.119.824.000.-TL.nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haczedilen doğrudan gelir desteğinin tahsili istemine ilişkindir.
Bakanlar Kurulu'nun 12.12.2000 tarih ve 2000/2172 sayılı kararı ile çiftçilere doğrudan gelir desteği ödenmesi kararı alınmış ve anılan karara 13.12.2001 tarih 2001/3405 sayılı kararla ek madde ilave edilerek çiftçilere yapılacak doğrudan gelir desteği ödemelerinin diğer kamu kurum ve kuruluşlarının alacaklarına mahsup edilemeyeceği düzenlenmiştir. 2000/2171 sayılı karara dayalı ödemelerin 2001 yılının ikinci yarısı ile 2002 yılının ilk yarısında ödeneceği hükme bağlanmıştır.
Bakanlar Kurulu'nun 04.05.2002 tarih 2002/4165 sayılı kararı ile çiftçilere doğrudan gelir desteği sağlanması uygulamasına devam edilmiş, ancak ödemelerin mahsubuna ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır.
Somut olayda davacı adına Kızılırmak Ziraat Bankası Şubesi'ne yatırılan 2.119.824.000.-TL doğrudan gelir desteğinin, haciz sonrası davalının takip alacaklısı bulunduğu Kızılırmak İcra Müdürlüğü'nün 2001/384 sayılı takip dosyasına aktarıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, davacı adına yatırılan doğrudan gelir desteği ödemesinin haczedilip, başka borçlara mahsup edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Bu durum karşısında, mahkemece icra takip dosyası ile doğrudan gelir desteği ödenmesine ilişkin kararların örnekleri dosya içine getirtilip, şayet 2000/2172 sayılı karara göre yapılan bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde 2001/3405 sayılı karara göre haczinin dolayısıyla borca mahsubunun yapılamayacağı, 2002/4165 sayılı karara ilişkin ise borca mahsubuna engel bir durum bulunmadığı dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
-
Yazan: 07 - 02 - 2008 : 17.29 - bellima
Avea ya olan borcumdan dolayı avukatın hesabına yaptığım ödemeleri icra dosyasında göremiyorum bu konu ile ilgili olarak tespit davası açabilirmiyim?Teşekkürler
-
Yazan: 07 - 02 - 2008 : 17.10 - bellima
Merhaba Avea ya borcumdan dolayı avukata yaptığım ödemeler icra dosyamda görünmüyor nasıl birişlem yapabilirim teşekkürler
-
Boyle bir site acip hukuki konularda bizlere yardimci oldugunuz icin oncellikle tesekkur ederim.
Okulumuza yeni yeni girmeye baslayacak olan turbanli arkadaslarimizin cinsel saglik konularinda gerekli bilgiye sahip olmadiklari kanaatindeyiz,bu nedenle bu arkadaslara yardimci olmak uzere kendi imkanlarimizla temin edecegimiz kondomlari dagitmak istiyoruz..
Acaba boyle bir faaliyette bulunmak icin bir yerden izin almamiz gerekir mi?Dagitim nedeniyle herhangi bir ceza alir miyiz?
Tesekkurler..
-
Yazan: 06 - 02 - 2008 : 18.08 - orome59
Merhaba,
Apartmanımızda yaklaşık 1 yıldır yönetici bulunmuyor ve apartmanimizda bir suru sorun var.Benim ogrenmek istedigim sulh mahkemesine bir yonetici atanmasi icin sadece avukatmi basvurabilir?Ben bir dilekce yazip sulh mahkmesininden boyle bir talepte bulunabilirmiyim?
ilginize simdiden tesekkurler..
-
Yazan: 30 - 01 - 2008 : 18.54 - TUNCCAN
Kendi adıma kiralamış olduğum ofisi bir süre önce arkadaşıma tekrar komisyon ödememesi için verdim ve elektrik, su açması için kendi aramızda kontrat yaptık. Mal sahibine bu durumu söylememe rağmen avukata giderek şikayetçi olmuş. Arkadaşta sağolsun sanki hiç bir şeyden haberi yokmuş gibi davranmış. Ben bu şartlarda cezalı olur muyum? Sonuçta iyi niyetli olmamın cezasını çekeceğim ama 1 sene hapis yatacaksın dediler. Lütfen yardımcı olun.. Teşekkürler.
-
[www.terapistim.com]
http://www.e-psikoloji.com/forum/arc...php?t-973.html
Hipnoz yöntemine bizim yargı sistemimizde başvurulduğuna şu ana kadar hiç tanık olmadım. Ama linkteki yazılardan anlaşılacağı üzere bazı ülkelerde özellikle de Amerika'da adli hipnoz yöntemine tanık ve mağdurların hafızalarını güçlendirmek için başvurulmakta imiş.
Adli hipnoz ülkemizde de kullanılmalı mıdır? Kullanılmalı ise, sanığa da uygulanmalı mıdır? Delil olarak değerlendirilmesi mümkün müdür? Sanığın rızası aranmalı mıdır yoksa suçu ortaya çıkarmak için rızaya gerek olmamalı mıdır?.. Bu yöntem, soruşturma aşamasında hakim kararı olmaksızın kolluk tarafından da kullanılabilir mi? Kötüye kullanmaya çok müsait olduğunu dşündüğüm hipnoz yönteminin ceza yargılamasında yerini alması için nasıl bir yasal düzenleme yapılabilir? Psikoloji uzmanlarımız varsa sitemizde, özellikle onlardan hipnozun ruh sağlığına olumsuz etkisi olup olmadığını, hipnoz yöntemi ile elde edilen bilgilerin güvenilir olup olmadığını yani adli hipnozun kesin delil olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini öğrenmek isterim.
Saygılarımla.
-
Yazan: 27 - 01 - 2008 : 00.31 - Aybece
Bir olayı anlatacağım. Bana mantıksız geldi,adaletin çarpıtıldığı yada bilgisizliğe kurban gittiği düşüncesindeyim.Okuyun siz karar verin.....
Asliye Hukuk Mahkemesinden, Kamu kurumu ile yapmış olduğum anlaşmanın, feshinin, yürütmesinin durdurulması ile ilgili bir karar alınması yönünde dava açtım.İlgili mahkeme, dosyamın ağır cezada olmasını misal göstermiş ve ağır cezada görülen mahkememin sonucunun beklenmesine karar vererek, yürütmeyi durdurma başvurumu ağır cezadan cıkacak olan karara göre bekleme kararı almıştır.
Ağır cezada görülen mahkemem lehime sonuçlandı.Kurum, temhiz etti.Yargıtaydan, yerel mahkemenin verdiği karar onandı.Şimdi, Asliye mahkemesinde açtığım davada, temhizden gelen karar doğrultusunda lehimde karar verdi.Yani kurumun yaptığı anlaşma iptalinin yanlış olduğuna karar verdi...
Bu arada 3 sene geçtiii..Tabi bu arada bende anlaşmamın feshi devam ettiğinden dolayı iş yapamadığım için iflas ettim.
Ne kadar güzel değilmi...
İşin içinden çıkamadım..Ben zararımı kimden soracağım???
Bana ihtiyati tedbir kararını vermeyen hakimdenmi, yoksa yanlış ve haksız yere aramızda yapmış olduğumuz anaşmayı fesh eden kurumdanmı?????
Bu arada iş yapamadığımdan dolayı alacaklılara olan borçlarımı ödeyebilmek için eşğimin babasına ait olan ev ve vefat eden babama ait olan miras yolu ile varislere kalan(ablam,ben ve annem) annemin içinde yaşadığı evi satmak zorunda kaldım.Hiçbiriside benim değildi.Ataların eviydi.Vergi borcumu iş yapamadığım için ödiyemedim.Firmalara verdiğim ileri tarihli çekler ödiyemediğim için yazıldı.İş yerimi kapattım.Şimdi bir devlet dairesinde memurum ve maaşımdan içraen tüm borçlarımı vergide dahil ödüyorum.
İhtiyati tedbir kararı verilmiş olsa ve ceza davasının sonuna kadar beklenilmiş olsaydı bu zararlar olmıyacaktı.İşim devam edecek ve borçlarım olmıyacaktı.
Bu durum yaşandı. Bir hakim, bilgisizliğinden diyeceğim ama dilim varmıyor, ihtiyati tedbir istemiyle açmış olduğum bir davada,hakkımda açılan ceza davası sonuna kadar bekleme kararı verdi.Bende, işim ve ailemle beraber o asil hakimin verdiği kararın mağduriyetini ağır cezada aklanıncaya kadar yani 3 sene çektim(temyiz aşamasıda dahil)...
Şimdi bir soru sizlere.
Ben Hakkımı kimden alacağım...
Bana bunun cevabını verebilirmisiniz...
Yoksa sizlerde bana avukatımın dediği gibi,<Hakimin Taktirimi diyeceksiniz????>
Yada <<Bir bakalım tazminat davası açmak için süremiz geçmişmi, geçmemişmi.. hele bir deneyelim..>> mi diyeceksiniz.
Bunu tartışın arkadaşlar.İhtiyati tedbir zararı önlemek amaçladır..Bu karar hakimin insiyatifinde olmamalıdır.Bu kadar boyun bükmeye gerek yok.Çek senet peşinde koşarak para kazanan arkadaşları biliyoruz ama bu ülkede haklıyı savunan ve kollayan insanlarda olabilme olasılığını düşünmeyi tercih ediyorum.
Bana oldu başkasına olmasın.
Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
-
Öncelikle iyi günler diliyorum. Kimlik Bildirme Kanunu na çalışırken 6nci madde b fıkrasında takıldım. Aslında emin olmak istedim. Şöyle ki;
b) bu kanunun ikinci maddesinde sayılanlar dışında kalan her çeşit ticaret ve sanat amacı güden iş yerlerinde çalışanlar ''' ve ''' buralarda
her türlü barındırmalar için işyerlerinin sorumlu işleticisi tarafından örneğine uygun kimlik belgesi doldurularak üç gün içerisinde genel kolluk
örgütüne verilmesi zorunludur..
''Ve'' dendiği için çalışanlar değil de çalışıp da barınanların kimlikleri bildirilmeli şeklinde yorumluyorum. Bu doğru mudur? Teşekkürler..
-
sayın meslektaşlarım, mesleğe yeni başlamış biri olarak aldığım ilk davada fikirlerinize çok ihtiyacım var.Yardımlarınız için şimdiden çok teşekkürler...
Müvekkilim bir zamanların furyası olan jet-pa'dan konut satın almak için jet-pa ile 1997 yılında konut satış sözleşmesi imzalıyor. Sözleşmede konutların 30.06.2001 yılında teslim edileceği taahhüdü yer almasına rağmen, bilindiği gibi jet-pa'nın sahibi olan Fadıl Akgündüz hakkında başlatılan cezai işlemler nedeniyle konutların inşası yarım bırakılıyor. Müvekkilim bütün taksitlerini ödemiş durumda fakat sözleşmede yer alan tapunun konut teslimiyle birlikte verileceği şartı nedeniyle payı üzerinde hiçbir hakka sahip bulunmamakta. Açacağımız dava ile kat irtifakının müvekkil adına tapuya tescilini talep edicez ama sorun şu ki Fadıl Akgündüz'ün bütün malvarlığına 2005 yılında ihtiyati tedbir konulmuş. Bu durumda bizim tescil talebimiz bir sonuca ulaşır mı? İzlemem gereken başka bir yol var mı?
-
Soru1)
Konya' da tuhafiye mağazası bulunan (B), Ankara' da bilgisayar firması bulunan (A)' dan 10.000 YTL değerinde (X) marka bilgisayar almış ve karşılığında 1.4.2007 tarihli bir bono vermiştir. (A)' da söz konusu bonoyu İstanbul' daki (C)' ye ciro etmiştir. Bononun vadesi geldiğinde (B), borcunu ödememiştir. Bunun üzerine, (C) alacağının tahsili için icra yoluna başvurmuştur.
1) (C) alacağı için nasıl bir icra takibine başvurabilir, neden?
2) (C) bonoya bağlı alacağını kimden talep edecektir? Başvurunun koşulları nelerdir?
3) (C) bonoya bağlı bu alacağını (a)' dan isteyebilir mi? Neden/nasıl? (C), bu koşulları sağlamadan da (A)' ya karşı icra yoluna başvurabilir mi? Neden?
4) (C), (A)' ya karşı takibe başvurarak bono bedelini tahsil etmiştir. (A), ödemek zorunda kaldığı bu bono bedeli bakımından aynı takip dosyası üzerinden (B)' ye rücu hakkını kullanmak istemektedir. Bu mümkün müdür? Neden?
5) (C), bonoya bağlı bu alacağını hangi yer (veya yerler) icra dairesinden isteyebilir? Neden?
6) Bono borçlusu (B), gönderilen ödeme emrine aşağıdaki gerekçelerle karşı koymak istemektedir. Bu taleplerini nasıl, nerede ve hangi süre içinde ileri sürebilir? Sonuçları ile birlikte açıklayınız.
a) "(C) takip talebine bononu aslını eklememiştir"
b) "bonoda ki imza bana ait değildir"
c) "borcum zaman aşımına uğramıştır"
d) "bonoyu ben (A)' ya ciro yolu ile devrettim, bu nedenle borçlu ben değil (A)'dır"
7) (B) takip konusu bonoyu (A)'ya beyaza imza ile vermiştir. (B), bonoda ki tanzim yeri ile tarihinin onradan alacaklı (C) tarafından anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia etmektedir. Böyle bir iddia geçerlimidir? Bu iddia nasıl,nereye ve ne şekilde ileri sürülmelidir? Bu iddianın aksi ne şekilde ispat edilebilir? Hüküm ve sonuçlarıyla açıklayınız.
8) Söz konusu bono, (A) tarafından (C)'ye ciro edilmeden önce kaybolmuş ve daha sonra (C)'nin eline geçmiştir. Bu arada (B), mahkemeden "bononun iptaline" karar aldırmıştır.
a) İptal kararına rağmen (C), (B)'ye karşı icra takibine girişmiştir. (C), bu takibe başvuruda haklımıdır? Neden?
b) Söz konusu takip bakımından (B), nereye, hangi süre içerisinde nasıl bir iddiada bulunabilir? Hüküm ve sonuçlarıyla açıklayınız.
9) (B), bilgisayarı satın aldıktan bir süre sonra anakart işlemcisinin bozuk olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda (C)'nin bono bedelini tahsil etmemesi için, (B) bu iddiasını ne zaman, nasıl ve hangi yolla ileri sürebilir? Böyle bir iddianın icra takibine etkisini çeşitli ihtimallere göre açıklayınız.
10) (C)'nin (B) aleyhine takibi kesinleşmiş ve kendisine haci isteme yetkisi gelmişir. (B)'nin;
a) Bağ-Kur'dan bağlanmış aylığına,
b) Müştereken malik olduğu apartman hissesine,
c) iştirak haline malik olduğu apartman hissesine haciz koydurmak isterse, bu talebi yerine getirebilir mi? Neden? Çeşitli ihtimallere göre açıklayınız.
d) Yukarıda (b) ve (c) şıklarında haczedilen malların cebri icra satışında diğer maliklerin şufa hakkı var mıdır? Tartışınız.
Soru 2) Aşağıdaki Yargıtay kararı ile karşı oy yazısını birlikte dikkate alarak karar metnini tekrarlamadan değerlendiriniz.
"...davalı iş veren icra takibine karşı somut itirazlarda bulunmuştur. Davacının açmış olduğu itirazın iptali ve icranın devamı isteğini içeren bu davanın yargılanması sonucunda takip talepnamesinde belirtilen, ihtarlardan daha az ve farklı rakamlar tespit edilmiş olması alacakların likit olmadığını bir başka anlatımıyla yargılamayı gerektirdiğini göstermektedir. Bu itbarla icra inkar tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalıdır gerekçesiyle bozulan yerel mahkeme kararının direnilmesi karşısında, bozma kararındaki geciktirici nedenlerle, özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle bozulmasına...."
Karşı oy yazısı: "... Somut olay ele alındığında; davacı alacaklı işçinin iş aktinin haksız feshi nedeniyle fesih tarihinden önce imzalanan ve fesih tarihide yürürlükte olan Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre hesapladığı alacak isteminde haklı olduğu, işveren Toplu İş Sözleşmesi tarafı olan işveren sendikası üyeliğinden Toplu İş Sözleşemesinin imza tarihinden sonra ayrıldığı olgusu karşısında borçlunun bu yöndeki itirazında haksız olduğu mahkemenin kararı ile kesinleşmiştir...Sonuç olarak takibe ve itiraza konu alacaklardan ihbar ve kıdem tazminatı alacakları belirlenebilir bir alacak olup, borçlu itirazında haksız olduğundan buna dayanarak davacı işçi yararına bu alacaklar yönünden icra inkar tazminatına hükmeden yerel mahkemenin direnme kararı yerinde olup onanması gerekir..." (HGK.,30,1,2002,2002/9-4/29: YKD., Mayıs 2002,c. 28, S. 5, s, 677-680).
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 14.43 - etikhukuk
Yüksek öğretimde yabancı dil eğitimi ile ilgili olan kanunda; hazırlık okuyan bir öğrencinin hazırlık sınıfı sonundaki normal birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü sınıflarda gördüğü derslerinin en az %30'u yabancı dil olmak zorunda diye bir kanun var mı acaba? Bu konuyla ilgili bir davam var, ilgili kanunun varlığından bahsediyorlar ama bulamıyorum. Yardımcı olursanız sevinirim.
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 14.14 - LEYLAK
Benim eşim işçi 4857 sayılı yasaya tabi Kütahya da TKİ'de çalışıyor.Ben Ankara çalışıyorum memurum, eşimin tayini olmuyor sözleşmesi gereği iş makinası operatörü ve merkezde bu kadro yokmuş kadrosunu değiştirmiyorlar. ben oraya gidemiyorum küçük çocuklarım var Benim çalışabileceğim Kütahya merkezde iş yerimiz var ve onun iş yerine uzaklığı 60 km. ne yapabilirim....
:( :( :(
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 01.25 - DuncaN
Merhabalar 2007 mayıs ayında üniversitemden kaydım silindi sebeb 5136 sayılı af kanunu ile devam ettiğim okulda bir dersten 3 sınav hakkımı kullanmış ve başarısız olmamdı fakat dersin hocası hakkında benimle ilğili sınav haklarımı kullanırken ve not değerlendirmesinde şahsıma husumet güttüğü iddiası ile soruşturma açıldı ve soruşturma açılan öğretim üyesi fakülte yönetim kurulu üyesi olduğu için ne soruşturmanın bitmesi nede kanuni haklarım incelenmeden kaydım silindi, henüz 5136 sayılı kanundan gelen iki ayrı dersten 1 er sınav hakkım vardı.
İdare mahkemesine yürütmenin durdurulması için başvurdum ara kararla yürütme durduruldu bu iki dersten birinin sınavına girip başarılı oldum.
Diger dersin sınavı bir sonraki dönemdi yaz geçti bu süreçte idare mahkemesi ikinci bir ara kararla yürütmenin durdurulmasının reddi diye ikinci kararı verdi ama okul hemen uygulamadı .
Dönem başında son sınavıma girmek için harç yatırıp ders kaydı yaptım bir gün sonra tekrar kaydım silindi ikinci kez ve tekrar idare mahkemesine yürütmeyi durdurma davası açtım.
Süreci beklerken ilk açtığım dava aleyhime sonuçlandı ama nitelik olarak ilki ile aynı olan davayı etkileyeceğini düşündüğüm bir delil elde ettim zorda olsa 5136 sayılı kanundan yararlanan bir başka öğrencinin kanunun verdiği haktan bir sınav fazla kullandığını belgesi ile idare mahkemesine sundum fakat bu belgeyi sunduğum tarihten 15 gün önce ikinci davam için yürütmeyi durdurmanın reddi diye ara karar çıkmış ve idare mahkeme ara kararda ne derse ana karar öyle gelir diye bir durum kulaktan kulağa yayılıyor halk arasında.
Sorum şu emsal olarak gösterdiğim bu delilleri görmeme ve aleyhime karar alma şansları varmı,savunma avukatı ilk davası ile bu aynı davadır ilki derdest oldu bunun açılmaması gereklidir o yüzden davanın sonlandırılması diye savunma vermiş bu durumda benim nasıl hareket etmem lazım ?
Bana yol gösterecek tüm hukukçulara saygılarımı sunuyorum.
-
Stajyer avukatların bilirkişilik yapması mümkünmüdür? Bilgilendirirseniz sevinirim. ( Bazı dosyalar için hukukçu olmak yetiyor)
-
CUMHURİYET SAVCILIĞINA
SALİHLİ
30 yıl önce Jandarma ile girdiği bir çatışmada sırtından vurularak ölen Eruğrul Karakaya'yı anmak için mezarını ziyaret eden 73 yaşındaki annesi Ayşe Karakaya ve 16 arkadaşının yargılandığı davada verilen beraat kararına ilçeniz Cumhuriyet Savcılarından Bülent Canoğlu'nun itiraz ettiğini ve kararı temyiz için Yargıtay a gönderdiğini büyük bir gurur ve coşkuyla öğrendim.
Her ne kadar öldüğünde hakkında bir suç isnadı veya davası yoksa da eğer ölmeseydi ''silah bulundurmak ve TSK mensubu jandarmaya direnmek suçlarından'' yargılanacağını ve muhtemelen bu suçtan ceza alacağını ÖNGÖREREK ''"suç ve suçluyu övmek" suçunun oluştuğuna karar verilmesini istemek hukuk adına göğüslerimi kabarttı. Coşkumdan ağlamak istedim ama ağlayamadım göğsüm sıkıştı.
İşte Cumhuriyet savcısı böyle olmalı . Suç oluşmasada oluşabileceği öngörüsü ile harekete geçerek suçluların en ağır biçimde cezalandırılmasını istemeli ve toplumu korumalı. Ancak vatandaşın görevide ''suç ve suçluyu öven'' fiil oldumu savcılığa sıç duyurusunda bulunarak adaleti harekete geçirmeli bu çok önemli bir yurttaşlık görevidir. İşte ben bu yurttaşlık bilimci ile ve ÖNGÖRMEDEN OLANLARI İHBAR ETMEK istiyorum.
1. Güzel yurdumun tüm il ve hatta ilçelerinde ADNAN MENDERES bulvarı/caddesi vardır. Bu isimler il/ belediyece konmuş isimlerdir. Malum merhum idama mahkum edilmiş bir SUÇLUDUR VE SUÇU SABİT GÖRÜLMÜŞTÜR. Dolayısı ile tüm bu sokaklara cadde ve bulvarlara isim verenler bu suçu defaeten ve yaygın biçimde işlemişlerdir. Eski Cumhurbaşkanlarından Süleyman DEMİREL eski siyasetçilerin çoğu başta Mehmet AĞAR Mesut YILMAZ olmak üzere bu suçu ayrıca basın yayın yoluylada çok kez işlemişlerdir. Bundan dolayı herbir suç için ayrı ayrı ve basın iletişim yolu ile işlendiğinden cezalarının arttırılarak ta verilmesini,
2. Halihazırda TC Cumhurbaşkanlığını yürüten Abdullah GÜL hakkında çok ciddi dosyalr mevcuttur. Ancak bu şahısta başta Kayseri olmak üzere bir çok ilde övülmekte TBMM sinde destek görmekte hakkında bazı basın övgüyle söz etmektedir. Bahse konu suç tam olarak oluşmuştur. İlgili basın organlarının başta kayserili vatandaşlar olmak üzere bir çok vatandaşın bu suçu işlediği sabit olduğundan cezalandırılmasını,
3. Başbakanlık görevini yüretün RTE hakkında onlarca fezlek ve suç duyurusu ve daha önemlisi '' halkı din dil .... bölmeye çalışmak.'' suçlarından mahkumiyeti bulunmaktadır. Ancak ne hilmetse TBMM nin bir çok milletvekili halkın yüzde 47 si bir kısım medya ve hatta yurt dışından kendisine övgüler yapılmakta kendisi övülmektedir. Bu suçlarda bir çok defa işlenmiş hatta basın yayın intermet gibi tüm iletişim araçları kullanılmıştır. Bu suçları işleyenlerin her biri hakkında ayrı ayrı dava açılmasını ,
Arz Ederim....
-
Yazan: 14 - 01 - 2008 : 13.00 - serrapd
Merhaba,
Ben 13 Mayıs 2007 tarihinde alkollü iken bir trafik kazasına karıştım. Aynı kazada karşı araçta bulunan iki kişi yaralandı. Yaralılardan ikisi de alkollü idi. Ancak araçta arka koltukta bulunan ve yaralanmayan başka bir şahıs sürücü olduğu beyanında bulundu.
Ben kazadan sonra hiçbirşey hatırlamıyordum ve olay yerine gelen trafik zabıtası bana başka bir araca çarptığımı söyledi. Beni jandarma ekipleri gözaltına alırken, diğer araçta bulunan yaralılar hastaneye kaldırıldı. Sürücü olduğu beyanında bulunan kişi de trafik ekipleriyle beraber gitti.
Bana kazaya benim sebep olduğum söylendiği için ben de jandarma da suçu kabul ettim. Ancak sonradan araştırdığımda araçtakilerin alkollü olduğunu araçlarından rakı şişesi çıktığını ve bizi taciz etmekte oldukalrını öğrendim. Ayrıca jandarma gözetiminde kaldığım gecenin sabahında özel bir hastanede panik atak krizinde olduğum için diyazem aldım. Nöbetçi mahkemeye çıktığımda da diyazem etkisi altında idim. Mahkemede olayı hiçbir şekilde hatırlamadığımı ifade ettim.
Olayı kendim araştırmaya başladım. Sonradan da görgü tanıklarından biri benimle bağlantıya geçerek taciz edildiğimizi gördüğünü aynı güzergahta servis minibüsü ile servis çekmekte olduğunu söyledi. Araçların fotoğraflarını çektim ve karşı tarafın aracında polis tutanağında belirtildiği gibi arkadan darbe olmadığını gösterir fotoğrafları savcılıktaki dava dosyasına sundum.
Olayı gören ve servis minibüsünde bulunan tanıklardan üç kişi dinlettim. Kaza gecesi yanımda olan kız arkadaşım en başından beri, önümüze aniden geçtiklerini ve bizi taciz etmekte olduklarını söylüyordu. Aynı ifadeyi tekrar verdi.
Göğüs kafesinde kırık olan alkollü yaralı özel sağlık sigortası olduğu için Bursa'da faaliyet gösteren özel bir hastaneye kaldırılmıştı. Şahsın alkollü olduğu ve ağzının içki koktuğu hastane kayıtlarında ve savcılıktaki dosyada belli. Ancak hastanede, içkili olan, göğüs kafesinden ve burnundan yaralanan kişinin direksiyondaki kişi değil de 3. kişi olduğuna kanaat etmişler ve özel sağlık sigortasından parayı almışlar. Bana ceza davam henüz sürerken 17 milyar civarında hastane masrafının rücu etmesi için dava açıldı.
Karşı tarafın aracı, bir renta car firmasından kiralık olmasına ve kiralayan kişi sürücü olmamasına rağmen, araç emanet verilmiş gibi gösterilerek kasko şirketinden parası yine polislerin belirlediği kusur oranına dayanılarak alınmış. Bu aracın masrafları da kasko şirketi tarafından bana rücu etsin diye dava açılmış. Trafik tutanaklarında ben 8 de 8 oranında suçlu gösterilmişim.
Biz savcılığa başvurarak, sürücünün yaralılardan özel hastanede yatan kişi olduğunu ve bu kişinin de röntgen ve grafilerinde darbeyi göğsüne direksiyondan aldığının belli olduğunu, bu sebeple yaralıya ait hastane kayıtlarının, röntgen ve grafilerin adli otomotivde incelenmesi talebinde bulunduk. Henüz bunların sonucu gelmeden hastane yaralının 3. kişi olduğuna kanaat ederek, özel sağlık sigortasından parasını almış.
Benim öğrenmek istediğim, yaralının üçüncü kişi mi yoksa sürücü mü olduğuna hastanenin karar vermesi hak mıdır?
Benim cezamı belirlemek özel bir hastane ve iki trafik zabıtasının işi midir? Davam neticeye ulaşmadan, bana rücu davalarının açılması ne kadar doğrudur?
Kolay olan ve hiç bir araştırma yapmadan mini etek giymiş ve içkili bir bayanın üzerine bütün suçu yıkarak, koparabilenin koparabildiği kadar parayı koparması hukuka uygun mudur? Bu ülkede trafik zabıtası ve özel hastaneler hukuktan üstün müdür?
Kaza gecesi, bütün yerel gazeteler ve televizyonlar olay yerine gelerek benim mini etekli görüntülerimi aldılar. Anneler gününde annem, televizyonda ve gazetelerde hakkımda yazılan ' alkollü kadın üç kişiyi ezdi ' başlıklarını okudu. Ben bekar bir bayanım. Gazetecilerin benim kadın yada kız oluşumla ilgili kamuoyuna açıklama yapmaya hakkı var mı? Bekaret sebebiyle töre cinayetlerinin işlendiği bir ülkede ve henüz ceza davam sonuçlanmamışken gazeteciler benim suçlu olduğuma hükmedip, alkollü kadın sürücü ibaresi kullanarak beni ifşa edebilirler mi? Suçlu isem benim cezamın, hukuk tarafından verilmesi gerekmez mi? Bana karşı yapılan bu linç girişimi kadın olmamdan, içkili olmamdan ve mini etekli olmamdan mı kaynaklanmaktadır? Türkiye cumhuriyetinde hangi delikanlı davası sona ermeden benim gibi cezalandırılmıştır?
Aynı kazada, karşı tarafın aracı sadece yan yatarken, benim kullandığım araç takla atmıştır. Biz yara almadan kurtulurken emniyet kemeri kullanmayan ve araçları bizimki kadar sağlam olmayan yaralıların yaralanmasından tamamen beni sorumlu tutmak, trafik zabıtasının takdiri midir?
Bu kadar karmaşık bir olayda lise mezunu trafik zabıtalarının hüküm vermesi doğru mudur?
Şimdiden görüş bildirecek hukukçu arkadaşlara teşekkür ederim.
Serap Doğru
-