Fakültede gördüğünüz dersler, size hukuku anlatıp tanıtmaya yardımcı olsa da yeterli değildir. Hukukun aslında bir EZBER olmadığını sanırım daha ilk derslerde hepimiz farketmişizdir. Hukukçu analitik düşünmek zorundadır çünkü karşısında her an bir hukuki olay, bir ilişki, bir kavram, bir kural, bir müessese çıkmaktadır.Hukukçu bir olayı çok yönlü olarak düşünebilmeli, tezleri ve anti-tezleri doğru biçimde saptayarak tanımlamalı ve bir senteze ulaşmalıdır. Bu sentez tek bir yol olabileceği gibi çeşitli alternatifleri de içerebilir ki çoğunlukla böyle olmaktadır. Bu prosesin beynimizde doğru biçimde işletebilmesi sağlam bir mantığa, sezgiye, bilgiye ve en önemlisi bunları biçilendirecek bir metoda (yönteme) dayalıdır.
Hukuk metodolojisi bu yüzden size en çok gerekli olan bir silah ve alışkanlık olmalıdır. Karşılaştığınız olayları analitik biçimde saptamak, olayı doğru hukuk kurallarıyla analiz etmek, çözüm yolları üretmek, iddia veya savunma silahlarınızı irdelemek için bir metodolojiye ihtiyaç duyarsınız. Kendinizde bu metodu geliştirmeden mesleğinizi sürdürmeniz mümkün değildir.
Bir dava açılmazdan önce dikkat edilmesi gereken temel kuralların neler olduğu, dava dilekçesinin nasıl kurgulanacağı, olaya uygulanacak hukuk kurallarının neler olduğu, iddianıza karşılık davalının ne gibi savunmalar veya karşı iddialar ileri sürebileceğinin önceden hesaplanması gerekir.
Bunlar elbetteki mesleki süreciniz içinde kazanılabilecektir ancak şimdiden buna hazırlıklı olmalısınız. BU hazırlığınızda size önerebileceğim temel eserlerden birisi, Prof. Dr. Ernest Hirş'in PRATİK HUKUKTA METOD adlı eseridir. ( Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Banka Ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü yayını)
Mutlaka birer tane edinmenizi ve dikkatle okumanızı tavsiye ederim.
Hukuk eğitimi almak bir ayrıcalıktır. Eskilerin deyişiyle 24 ayar altın bir bileziktir.
Hukuk Fakültesi mezunu için açılmayacak kapı yok gibidir. Herkesin ilk aklına gelen avukatlık-(hakimlik-savcılık)-noterlik, HUKUK EĞİTİMİNİN DOĞRUDAN UYGULANDIĞI mesleklerdir.
Aldığımız eğitime göre yapabileceklerimiz acaba bunlarla sınırlı mıdır? Çoğumuzun aklında bu üç meslekten birisini yapmak geçer ama bu şart mıdır?
Bir işletmenin İnsan Kaynakları departmanının yaptığı her işlemin temelinde Çalışma Hukuku (Bireysel İş Hukuku-Toplu İş Hukuku, Sosyal Güvenlik Hukuku) yok mudur? O halde bir işletmenin İnsan Kaynaklarını bir HUKUKÇU' dan daha iyi kim yönetebilir?
Bir ticari işletmenin her işinin temelinde Vergi,Ticaret,Borçlar,İş,Sosyal Güvenlik gibi mevzuatı yok mudur? O halde bir şirkette hukukçudan daha iyi bir yönetici düşünülebilir mi?
Pek çok sigorta şirketinin hasar-rücü departmanlarında hukukçular istihdam edilmektedir.
Kimi İK ilanlarında hukukçu yönetici aranmaktadır.
Bankalar, müfettişlik departmanlarına hukukçuları almaktadır.
Kaymakamlık yapma olanağı vardır.
Bazı hukukçular bilgisayara olan düşkünlükleri sonucu hukuk programları yazabilecek düzeye gelmişlerdir.
Bunları sadece örnek olarak verdim. Ancak bu örneklerden çıkartılması gereken sonuç, hukuk mezununun kendisini mutlaka başka alanlarda alacağı eğitimle donatması olmalıdır. Böylece kendinize çok farklı alanlarda iş yaratma yada bulma olanağı sağlayabilirsiniz. Kimbilir belki de siz aslında Siyasalı bitirip Kaymakam olmak istemiştiniz ama kader sizi hukuk fakültesine gönderdi. İşletme okumak istemiştiniz ama hukukçu oldunuz. Peki bu hayaliniz elinizden kaçmış mıdır?
Hayır...
Yeter ki siz isteyin. Altın bileziğiniz bileğinizde, unutmayın...
Sevgi ve saygılarımla.