-
Biz aşığız yar yolunda yürürüz
Biz adım atarken diz incitmeyiz
Biz damla içinde derya görürüz
Biz ağlarken bile göz incitmeyiz
Biz inandık rehberimiz Mustafa
Biz dünyaya geldik gittik kaç defa
Biz kal u belada dizildik safa
Biz secde ederken yüz incitmeyiz
Biz bülbülüz viranede ötmeyiz
Biz haksızlığın tarafını tutmayız
Biz aşk ateşine odun atmayız
Biz kendimiz yanar köz incitmeyiz
-
[size="2"][i]MAVİ YOLCULUK
Kelebeğin konduğu yerde içtik sevdayı.Sevdana susadım, yol aldım ve yorulmadım sana koşarken.Kavuşmalarımız cennet bahçelerine açılan bir kapıydı.Gözlerinde buharlaşmak ve yok olmaktı aşk . Yürüdüğümüz taş sokaklar şimdi seni konuşmakta ve sana açmakta baharın en cömert çiçeklerini.Oysa solmakta yüreğim hasretin kemirdiği zifiri zindanda.
Hoş sohbetli limanla
-
Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri torunlarına eğitim veriyor. Onlara şöyle diyor:
“İçimde bir savaş var. Korkunç bir savaş. İki kurt arasında. Bu kurtlardan biri; korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, açgözlülüğü, kibri, aşağılık duygusunu, yalanları, yapmacık gururu, üstünlük taslamayı ve egoyu temsil ediyor. Öteki ise; huzuru, sevgiyi, umudu, paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçakgönüllü
-
İşte şiir budur. Yazarı kim derseniz.Ben bilmem o yazanın sorunu çünkü kendisini saklamış uzun bir duvar yazısı gibi olmuş...
Ben şiir miir bilmem bildiğim tek şiir
Gökte yıldız sıra sıra
Hafız gider mısıra 'dır
Onun da yazarı
Cem Karaca'dır.
İstemeden dörtlük oldu. İşte şiir
EY AZRAİL
Ey Azrail ! Bilirim, bu sözlerim çok yersiz,
Neden böyle ansızın, geliverdin habersiz ?
-
Azman geliyor!
Kızıl şapkaya kanıp
Çilekleri bedava mı sandınız
İş-güç eşittir para?
Eğilme kapitalizmin kölesine
Kaçın şirinler kaçın
Azman geliyor!
Gargamel’in cübbesine
Misyonerlik hevesine
Doldurur altınları yelesine
Hiç acımaz cicisine
Kanmayın şirinler kanmayın
Azman geliyor!
Ne cami var, ne kilise
Kanmayın Peyo'nun sözüne
Tembellik Anayasa'sına
Emperyal
-
[b][size="3"][color="Navy"][i]YANSIMA
küflü bıçak
su yüzüne yansır
a l ç a k
gün yanar kıyılarda
kıyamete gebe
bir söz kör ebe
alçaldığında yanacak
celladın dilinden savrulacak
g e r ç e k
saf yanım kavrulacak
müebbet yangında
kötülük ve iyilik şimşek çakınca
alev alacak
y a l a n
cennetten kovulacak
günahı ellerinde
-
TAMARA’ YA HAİKULAR
I.
ela makamı
bir mutluluk bestesi
baktıkça çoğalan…
II.
bahar zamanı
uçarı papatyanın
düşünde kelebek…
III.
yağmura inat
güneşe düşen cemre
sonrası mayıs…
Hayri BUYRUK
12.09.2007 / MENGEN
-
Dost kalalım dedin, aşkımı sildin
Bu kem yara beni üzmekte dostum
Zalim bir mengene içimde sevgin
Gün be gün kalbimi ezmekte dostum
[font=Times New Roman][size=3]Aşkınla onursuz,
-
BOŞUNADIR-BOŞUNA
../.
Şairdir,
Müsveddesi cebinde
Ne elinde bal
Ne de yanağında tomurcuk var,
Bir hışımla iner ovaya
Bulur kendini sözcük deryasında
Balık misali düşer oltasına
Ayıklar bir-bir düş-karasında...
../.
Şairdir,
Koşulu yok
Tanımaz
Düşer yitik ülkeler ardına
Yerleşir kendi ütopyasına,
Bakmaz kimselerin
Ne adına ne de sanına,
Zincir vurulur
İğneden-iplik koluna, ka
-
Duygu Seli
1
Hani, tıpkı bir ilkbahar fırtınasında karların erimesiyle coşan
Bulanık akan suların oluşturduğu o çılgınca seller gibi
Sonsuzluğun kapısında aşılması zor zincirleri kırabilecek güçte bir DUYGU seli
Yaban güllerinin taç yapraklarında damla damla süzülen su misali
Gıdım gıdım biriken sözcüklerle, çığ olup yuvarlanan bir sevgi
Ama mülevves, ama necip, ama çok y
-
Dostlarım
Dostlarım hep bende kusur aradı
Gerçek yanlarımı göremediler
Yar dediğim yad ellere yaradı
Sevdiklerim bana eremediler
Saflar kandı fitnelerin sözüne
Körler düştü kalleşlerin izine
Dinamitler kondu suyun gözüne
Yine de farkına varamadılar
Kalmadı sevdiğim lezzetim tadım
Devrildi seneler bak adım adım
Yıllarımı insanlara adadım
Bir günümü geri veremediler
Göz koydul
-
ŞİİR VE BAĞSIZLIĞI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
.../..
Edebi eserlerin bir dalı olan şiir şekil ve içerik olarak bir bütünü temsil eder; yaratıcı aklın sentezlediği algılama ve bunu söz ile yeniden yorumlamanın sınırı olduğu söylenemez. Bu bağlamda, genel geçer ölçülerden söz etmek tartışmalara konu olsa bile doğru bir yaklaşım olmasa gerek. Yazın dili olarak şiir özde diğer anlatım şekillerinden
-
Bosna’da çocuklar hüzün toplarken bayramlarda
Islak hatıralarıyla akardı zaman…
Yaman Zaman
Kahır sesleri gelir uzaklardan
Feryatlar tutsak olur masum yüreklerde
Bedenler çığırtkan durur ruhlar yalan
Kızıl toprak anne olamaz sarı lalelere
Anneciğim
Sen mi geldin
Yanar sevinçler yanmaya dursun bayramlık hevesler
Neden diller lal olur dünya konuşamaz
Kimse
-
Deniz, yanımdı
Yosunlar yatağım karasularında
Kılıç balığım
Biç harmanlansın renksiz duygularım
Deniz, ahımdı
Çatlayacak nazarım bakışlarında
Söz namusum
Dur yakacak kızgın kumsallarım
Deniz, sağımdı
Köhnemiş tuzum nemli toprağında
Gölge nadasım
Vur patlasın tomurcuk yakamozlarım
Deniz, solumdu
Uyutur Yusuf’u kör kuyularında
Ninnisi isyanım
İt karanlığı damlasın ruhun
-
BOZKIRIN ÇOCUĞU
Ben bozkırın çocuğuyum
Sen yemyeşil bahçelerin…
Tenim ondan buğdaya çalar
Senin de gözlerin çimene…
Hep tuzludur dudaklarım
Seninkisi ıslak…
Ellerim toprak kokar
Ellerin çiçek
Bilir misin sevgilim
Susuz kalınca toprak
Çiçek hayali kurar
Bütün bir mevsim…
Hayri BUYRUK
13.12.2006 / MENGEN
-
ŞARABIM ÇİÇEK AÇAR
Zamanlar gelir geçer
Ben seni düşünürüm
Bir çiçek üstünde yüzün
Bir başkasında dudağın
Bir varmış bir yokmuş
Gelişini düşünürüm bazen
Hadi bakalım bahar
Küçük bir dere akar
İçmeye eğilirim
Yüzün sulara düşer
Sonra sesini düşünürüm
Bir yıldız yere iner
Tutar öper düşüncemden
Tam sevdiğim yerden öper
Tutuşuverir tutmasam
Olmadı adını düşünürüm
Karanlıkta
-
Bugün yağmur yağacak
Kuşlar böyle söyledi
Yarın güneş doğacak
Taşlar böyle söyledi
[size=3][font=Times New Roman]Memleket düze
-
Bir dahaki sefer ellerinizi yıkarken suyun sıcaklığı tam istediğiniz gibi değilse eskiden İngiltere'de bu işlerin nasıl yapıldığın düşünün.
1500'lerde İngiltere'de işler şöyle yapılıyordu:
İnsanların çoğu Haziran'da evleniyordu Çünkü senelik banyolarını Mayıs ayında yapıyorlar, Haziran'da hala çok kötü kokmuyorlardı. Ama yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutl
-
Dilek: Doğum günün kutlu olsun.Nice nice sağlıklı yaşlar dilerim..
-
Niyahet hanımı yatırdığımıza göre;) Hemen gerekeni yapayım. Ne zamandan beri sitede görünmesem de eşimin en çok zaman ayrıdığı, bilgisayarını açtığında çoğu zaman girdiği ilk web sitesinde bu konuyu açmamın doğru olduğunu düşündüm.Yarın sabah bilgisayarını ilk açtığında da bunu göreceğini ümit ediyorum.
Belki çoğunuz bilmiyorsunuzdur. Eşim yani Dilek Kuzulu Yüksel, aslında benim liseden ve üniv
-
[indent][indent][size="3"]
SOKAKLAR
Kim demiş beni kimse tanımaz diye
Bu sokaklara sor beni iyi tanırlar
Kaç mevsim yaşadım bilemem ama
Çok dertleştim tozlu yollarında
Kaldırımın her taşında izim vardır
Her taş aralığında gizlenmiş bir sözüm vardır
Güldümse, ağladımsa bu sokaklarda
Gönülden özledim her uzun ayrılıkta
Konuşurdum taşıyla duvarıyla arkadaş gibi
Çıkmaz yolların
-
Madam Medina'nın anısına...
“Gelsene kız içeri.”
“Çok yorgunum Madam Medina. Erken yatacağım.”
“Ama ara sıra gelsen bana yemeğe. Bak yalnızız ikimiz de.”
Kuru bir dalı andıran elini uzatıp, usulca okşuyor yanağımı:
“O kadar genç ve güzelsin ki.”
Gözlerimin ıslandığını farkediyor mu?
“Teşekkürler Madam Medina, iyi akşamla
-
Dosya 413
SİZ UYURKEN
dünya uykuda şuan
güneş sabırsızlanırken yükselmek için
sus diyorum
bırak uyanmasın dünya
gün be gün çirkinleşen hırslar unutulmuşken
rüyalarda çocuklar gülümserken
silahlar kuşanılmamişken
kalpler henüz kırılmamişken
kötülükleri düğümlemişken insanlığın en saf yanına
uyurken bebek kokusunda koca gün
hu
Eklenmiş Resim
-
-Sevgili ablam Hanım MERAL'e-
Dolunay Ağırlığı
Güllerin içinde koşan gülen bir hayat vardı
Yüreği okyanus gibi dolup taşardı sevgiyle
Masumiyet timsali gözleri, muhteşem güzelliğiyle
Dağlardan denizlere esen hırçın bir rüzgardı
Dolunay ağırlığını taşıyamadı geceler
Gözlerindeki güneş hazin bir akşam battı
Ellerinden tutan zalim bir zamandı
Kandı düşler kandı, kandı ve yanıldı
-
“…artık bütün mevsimleri güz suyunda yıkanıyor içimin
pespaye kadınlar bir kefesinde, diğerinde ölüm terazinin
“kör çırpınmaları” yakarışlarım../bu nasıl acı verir bilir misin/
takvimlerin sahipsiz yapraklarından daha da sebepsizim
ve bataklığın çekiciliğine yenik düşüyor nihayetinde direnişim…”
l
adıma dönüyorum, son arzuya...imreniyorum merme
-
DAĞLARIN GÜLÜ/''SAVAŞ ve BARIŞ''
Dağların dorukları kar ile boran olsa da,
bir gül açar fırtınalarada;
zorbanın bel-bağladığı karanlıklarda,
hazır bekler akrep, zehrini akıtmaya;
korkunun tüm renkleri belirir ok yay-dan çıktığında,
çoluk-çocuk kaçışır köşe-bucak sıyrılırken kılıç kında;
karanlığın sesi yırtar geceyi ağır adımlarla,
soluklar tutulur, yürekler pür-telaşta!...
Dağların d
-
[size="3"]
[b][i]Dünya dönüyor, omzunda insanlığın bitmek tükenmek bilmeyen günahları... Yaşam sorgulanıyor, omzunda onulmaz dertleri ve sınırsız umutları... Hayaller ise kaf dağının ardındaki anka kuşunun ağzında...
ABD füzeleri Irak'ta kız okulunu vurdu, taze umutlar kucaklarda son nefesini verdi. Spiker beynini uyuşturdu haberlere bir kaç dakika kala ve vakit geldi sipariş haberler okundu
-
[i][b]
KARANFİL KOKULU ÇOCUKLAR
karanfil büktü boynunu, yüreği örselendi
kızıl günde açtı umutlar, karanlığa direndi
meydanlara taşan tarih ,kaldırımlarda yankılandı
hep bir ağızdan , iş-emek-özgürlük yankılandı
acıyla yoğrulur mücadele
doğacak günün hasretiyle
koşun çocuklar caddelere
meydanlara düşün el ele
koşun çocuklar koşun
emeğin direnişiyle
alev kızılı türküleri haykı
-
CANI İSTERSE
Çağırdım usulca
Gelmedi
Neymiş efendim
Duymamış
[size=3][font=Times New Roman]Bangır bangır bağırsa mıydık
-
KOÇ
Cin gibiyimdir,gözümden birşey kaçmaz,
Kararlıyımdır,rotam kolay kolay şaşmaz,
Herşeyi bilirim,ruhum liderdir benim,
İyi amir olurum,emir vermeyi de severim..
BOĞA
Maddiyata düşkünümdür,çok para isterim,
Cesur ve gözü karayım,belayı da severim,
Sevimli,konuşkan,biraz da inatçı biriyim
En büyük özelliğimi yazamam burada,çekinirim.
İKİZLER
Bir sayın aşklarımı parmaklarınız az
-
KOÇ
Cin gibiyimdir,gözümden birşey kaçmaz,
Kararlıyımdır,rotam kolay kolay şaşmaz,
Herşeyi bilirim,ruhum liderdir benim,
İyi amir olurum,emir vermeyi de severim..
BOĞA
Maddiyata düşkünümdür,çok para isterim,
Cesur ve gözü karayım,belayı da severim,
Sevimli,konuşkan,biraz da inatçı biriyim
En büyük özelliğimi yazamam burada,çekinirim.
İKİZLER
Bir sayın aşklarımı parmaklarınız az
-
“…sahi hiç ölçtünüz mü, kaç adım gelir acaba bir kadının ölümü
ya da acıtır mı ağacın kökünü o tek yaprağının renksizliğe sürgünü
filketelenmiş gelin bohçası şimdi sesimden âyan beyân dökülen zaman
bütün kadınlarım bir van gogh misali hüzünlü ve tütsülü ve de yaban…”
l. sağanak
hızla yaklaşırken kırkıma, aşkı reddediyorum ey ruhum
bir de ölümü bu fasıl
-
-Gözlerinde kaybolup düşüyorum derinlere
Düşmekteyim, düşmekteyim, muhtacım o ellere!-
Öyle bir ateş ki içimdeki
[color=blue]Yakar, yakar da derinden[/C
-
EVLEN/ME/ TEKLİFİ
siz
yıldız yüklü bulutlar
gibisiniz…
bir damla
yağmur olmak için avucunuzda
gözyaşlarımı verirdim
bilseniz…
çoktandır
düşlerime metal kokusu saldı
ahşap /yorgunu/ camlarda uyanan
gözleriniz…
desem ki
gözlerinizden bir ev yapsam
benimle evlenir misiniz???
Hayri BUYRUK
01.04.2007 / MENGEN
-
Özlüyorum gülüm…
Çıldırtan yalnızlık gecelerinin
Bitecek görünmeyen durağanlığında
Kollarımda uyuklayan hüznün
[font=Times New Roman][size=3]Özlemler yaratan keşmekeşinde[/S
-
Aydınlıklara talan sürüldü
K u s şimdi acımasızlığına
S a v a ş Dünyası
Küskün bir nefretin kursağında kaldı yüzün
Güldün
Ellerin yıldızlar savurdu gökyüzüne
B ü y ü d ü n
Beyaz
Siyah
Neden kışın ayaz
Yazın avaz avaz
Çığlıklar serdin söyle neden
Neden yaktın bir gencin umutlarını m a v i bitmeden
Yüreği gülmeden
Söyle neden
Kan gülücükleri
Akar kızıllığın
-
Bu seriyi Sevgili Gül’ün açmış olduğu “utanç” adlı forumu okuduğumda o kadar etkilendim ki dizeler dökülmeye beyin hücrelerimde canlanmaya başladılar; Gül yürek seni selamlıyorum..
Ve bu seriyi katledilişini lanetlediğim eşsiz yüreklerden bir can olan Benazir Butto’ nun anısına saygı ile bir kır çiçeği demeti olarak bırakıyorum.. Şiirimin ismi onun bir konuşmasından 
-
En sevdiğim keman virtuozlerinden Farid Farjad ; dem adamı, ruh adamı... Müzikleri ruhu okşuyor, eritiyor tekrar şekillendiriyor... içinizde uzakların özlemi,hiç yaşanmamış zamanların burukluğu, alıp başını gitme arzusu... olgunlaştırıyor insanı...
you tube da gezinirken en sevdiğim parçalarından biri olan pari kojaee' ye rastladım eminim sizin de çok hoşuna gidecektir linke tıklarsanız hüznü
-
Geldi bahar ayları
Gevşer gönül yayları:o
-
Yüzyılın Gafları
"Tugay, vurursa gol olur, vuruyoooor, aut..." (Bülent Karpat)
"Ben ona dırdırın kralını yaparım, ama lisanına hakim değilim." (Ahmet Çakar, Lucescu'ya çatarken)
"Değişik bir yerden gireyim sana..." (Erman Toroğlu, Şansal Büyüka'ya)
"Walsh ikinci yarı çok etkisiz, kendisini oyunda hiç göremiyorum..." (Can Bartu, Beşiktaş maçını yorumluyor; ancak Walsh devre arasında oyunda
-
Çal kemancı
Ayrılık sonatını her akşam üstü
Bir akşam üstü ayrılmıştık biz
Yorgun gecelerimizin eşiğinde.
[size=3]Düşüncelerimizin raksı eşliğinde[/S
-
AYNI TOPRAK
../.
Aynı topraktan geldik
Böceklere teslim tenimiz
Göz-pınarından emildik...
../.
Aynı topraktan geldik
Öbeğinde karınca
Açtı güne kapısını
Tek adımda çiğnendik...
../.
Aynı topraktan geldik
Engerek değişti gömleğini
Teli koptu bağlamanın
Ağustosta buz-kestik...
../.
Aynı topraktan geldik
Damlası aktı damardan
Düştü ateşin koynuna
Kundakta köze döndük...
-
“…m a r i a
nesepsiz şiirlerin
elleri kirli annesi
nefesin
hades’in gölgesi senin
düşlerin
öfke ve kin
irin şimdi düşlerin
bak
kurudu o mümbit memeleri yaşamın ve şiirin
amma ve lâkin
faili sen değilsin”
l
ah m a r i a
nasıl da acıya mihenk taşı gecenin şu dipsiz rahmi
sokaklar nasıl da ağulu yangın yeri
kaldırımlarda yankılanıyor kimsesizliğin beyhûde s
-
[indent]AŞIĞIM
Sen hayalsin ben rüyayı gören
Sen taze gülsün ben olsam deren
Sen habersizsin ben seni seven
Sana kavuşmak düş fakat aşığım
Güzelsin nazik hem de tatlısın
İdealdir bana senin aşkın
Hele bukle bukle siyah saçın
Onu koklamak düş fakat aşığım
Her gün bu gönül düşer peşine
Bakmak için çırpınırken gözlerine
Beni görünce al al olan yüzlerine
Öpücük koymak düş fakat aş
-
"şu anki derinliğin altında daha çok yanıt"
Neden ama neden? Neden cevaplar ve sayfalar birbirini takip etmiyor. Ben neden aynı sayfada defalarca bu linke tıklamak zorunda kalıyorum? Neden kimin daha önce cevap yazdığını takip edebilmek için cevap saatlerini kontrol etmek zorunda kalıyorum. Yok mu bu işin bir çözümü? Varsa bir kuralı bilelim de uygulayalım.
İmdaaaaat.
-
MARTILAR ÖTELERDE
martılar sustu
bakışları mağrur
ve şimdilerde
akdenizi soluyorlar
yedi-tepeli şehirde,
../.
fırtına biçer surları
uçurumda Gül direnir
gece karası al yazmalar
duvarları aşar
birikir ötelerde...
Küçüksu,
22 Nisan 2008
-
GENÇLİĞİM
gençlik nedir bilmem
ahir zaman geldi geçti ömrümden
yıllar geçti gün dönmeden
soldu ömür yar tenine değmeden
F.Gül Başar
Yıllar geldi geçti hep keder ile
Aşk bahçesinde gül idi soldu gençliğim.
Gönül tasım doldu da taştı çileyle
Bir hazan mevsimi oldu gençliğim.
Bir ömür boyunca hep acı vardı
Ben kendime dost bildim
-
Büyük bir utançtır yüküm. Benden önce de taşıyan kırlangıç yürekli, gözü yaşlı utananlardan miras... Utanıyorum, evet! İnsanlığımdan...
Kimilerince inkar edilecektir utancımın kızılı bu günahlar. Ancak gerçek şu ki bedende yayılan acı ve umudun gün batımı kızıllığı benden ötelere daha ağır aktarılacaktır...
Öncelikle tüm insanları dokuz ay karnımda taşımışçasına, oları ninnliler ile ve ak sütü
-
l.bap
yüzümüze çarpılarak kapatıldı bütün kitapların kapağı
çok oldu sonun başlangıcını savuşturalı /yalın ayak üstelik aksayarak/
yafta gibi boynumda taşıyorum şimdi topallığımı
artık (s)aklanmayacak ya susuyorum sağ elimin yüzük parmağı
bir köprü gibi aramızda bu dönemeçte kılıcın keskin tarafı
bir uçunda sen, bir ucunda alnımın karanlığı
şimdi bakışlarımı topluyorum yazıldığım sa
-
YARA SAĞALIR
gençlik nedir bilmem
ahir zaman geldi geçti ömrümden
yıllar geçti gün dönmeden
soldu ömür yar tenine değmeden
gözümü kırpmadım bilmem kaç gece
acıya boyun eğmedim, direndim zulme
alışkın dikenli yürek bu derde
gençliği ıskaladık işte ne çare
dik duruşum bundandır
baş eğmeyişim direnmektir
ağlarsam akan zehirdir
yürek acıyla pare paredir
"zaman geçer kabuk bağlar
-
DALGA
Kumlara bir cümle yazmıştın bebeğim
Bir sözcüğü eksik,anlamsız
Bir dalgalık ömrü olan
Ben de eksik sözcüğü yazdım
Cümleni tamamlayan
Tuttun başka bir cümle yazdın sonra
Kayıp sözcükler aradın yeniden
Eğdin büktün kırdın döktün ekledin
Ne kadar deniz bu hangi denizde
Ne kadar dalga hangi dalgadan
Şunu bilirsin bebeğim
Hüznün saati çalarsa
Herkes biraz şairdir kendine
Kend
-
Bugün yaptığım bir keşif sırasında başıma komik bir olay geldi. Sanık avukatı savunma tanıklarını dinletmek istediğini söyledi. Tanıkları çağırdılar. İçlerinden biri 40 yaşlarında bir bayandı. Ayağında şalvar, sırtında eski bir deri ceket, tipik bir Anadolu kadınıydı.
Karşıma geldiğinde her iki eli de deri ceketinin cebindeydi. Ben kendisini kırmadan uyarmak için gülerek “ellerini çıkar b
-
Çocukluğum; bir hikaye tadında geçen çocukluğum...
1970'in başına kadar tv evimize girmemişti.O sene televizyon'la tanıştık.Ama tv bizim oyun dünyamıza sekte vurmadı. Oğlum da dahil yeni kuşak gençlerin ilgi alanlarını incelediğimde; bu- bir kaç yaş öncesi, sonrası- gençlerin çocukluk döneminde bizim zamanımızda oynadığımız oyunların çoğunu belki de hiç birini oynamadılar.
Çocukluğumda; oynamadı
-
KÖR DÜĞÜM
Şafak
Söküldü
Belirdi
Alında
Karmaşık
Yazgı
Yürekte
Çizgi
Avuca
Döküldü
Dipsiz
Bir
Kuyu
Yakardı
Çöl
Ortasında
Çağladı
Mavi-bulut
Kaçtı
Tarihin
Keyfi
Tüm
Adları
Yuttu
Mekansız
Bırakıp
Sildi
Karasından
Tahtanın
Her
Karesini
Kireç
Yağdı
Damla
Yerine
Göz-ucunda
Belirdi
Kartal
Gagası
Sivri
Bakışları
Sert
Kanat
Genişliği
Arşın
Bilmedi
İnandı
-
M e l a n k o l i k Zamanlar
Ay ışığında kanar geceler
Düşer kızıllığında heceler
Aşk aşk ah o muazzam aşk yok artık
Tükenmez ayrılıkta senfoniler
Acı senfoniler
Sahtenin güzelliğine aldanırken şehir
Bilir dünya gerçeği bildirir
Saf yürek masumiyetini karanlığa bırakırken
Yıldızlar eğilir karanlık sevdalar dirilir
Adın özlemdi bir zamanlar bu nasıl bir diken
Öz göz göre göre
-
“…beni tam da şiirimden vuracak bir cümle kur şimdi
dilinden düşsün dilime, dilimden yedi düvele
nasıl bütünleşirse nefes ney’le, işte öyle üfle içine
içime işle…”
l.perde
iyi bilirim sahrânın vâhâyı unuttuğu sunakları
satılık tarafını aynaların, uçurtmaların kayıp rüzgârını
ve arş’ı kucaklayan dudağını tantanalı yaraların
ovayı arşınlayıp
-
MEDET YA HIZIR!
../.
Karşımda sararmış sayfası sürgünün
En zayıf halka umudu günlüğümün,
İzini sürerim Ya Ali mührünün
Dermanım ol fermanında hükmün.
../.
Pir-im, yanarım odlar ortasında
Sultan-ım, sınırsız-duvarsız okyanuslarda
Abdal-ım, tomurcuklarım Gül dalında,
Hüseyin-im, susuz çöl ortasında
Hünkar-ım, al-beni söz ortasında.
../.
Medet Ya Hızır! Kapına geldim
Kır-benizli d
-
[left]ÖZ / GÜL
- akrebin gözlerine…
ÖZ
suyu iner
yapraklarıma
dallarıma, sabah rüzgarı değer
gün ışığı öper dudaklarımı
ve uykudan uyanır davetkâr sözler
yol olur kadife ayaklarına…
yürüdükçe
harfleri yanar tutuşur
yangını sarar silüetimi
ellerim kızıla boyanır önce
ateş düşünce güzelim
ve sen gülünce…
yeter ki o ela
gözlerince
sadece
bir kez
GÜL…
Hayri BUYRUK
25
-
TEPKİLERİMİZ;
Sinemaya, tiyatroya, konsere, maça gittiniz.. Veya, otobüse, vapura bineceksiniz, bankadan para çekeceksiniz.. Önünüzde müthiş bir sıra var..
Uyanığın biri, sıraya aldırmadan, yandan yandan çaktırmadan öne geçiyor..
O uyanığa ne tepki verirsiniz.. Sevgili Cenk, bana gönderdiği yazıda, o uyanığa vereceğiniz tepkinin sizin felsefenizi de belirlediğini söylüyor..
KLASİK TEP
-
ASLA VAZGEÇME..
Ewan 22 yaşına o sene basmıştı, kendinden emin çok zeki ve çok çekici bir genç adam olmanın asaletini taşıyordu. 10 gün sonra Kore'deki bir savaşa katılmak üzere İngiltere'den ayrılacaktı, hiçbir şeyden korkmuyordu ama duygusallığı nedeniyle, ülkesinden ayrılma fikri zor geliyordu ona.
Ağır adımlarla büyük kütüphaneden içeriye girdi, bir kitap alıp oturdu ve okuma
-
KERVAN/YAR
../.
Başımda buzul-kar
İçimde ırmak akar
Sığınır kuytularıma kaçaklar
________Yar ki canım-ı yar...
../.
Puştun zulasında ihanet
Sarıdır-çiyan suya damlar
Bedir-dir kandırılmış han
Dicle Fır-hat-a bakar
________Yar ki canım-ı...
../.
Kılıçtan geçer baş
Kan damlar libasa
Yok olur bir gecede
Kırk-bininde Keldan
________Yar ki canım...
../.
Baskıdır koynumda isy
-
“…aydınlığın ilk kıpırtıları öperken dudaklarını sabahın
kırmızı bir gül açılsın dalga dalga ak bahçesinde alnımın
uzansın şaklarıma doğru sıcaklığı bu devâsa yangının
muskalar yaz bana mısralara sunulacak
ancak, sunaklara adanarak susacak, ruhumda acıya ezber yapan bu sağanak…”
yasal cinâyetlerin hikâyelerde kol gezdiği zamanlardı
tanrıların, es geçerek dağları,
-
Iyi Avukat
"Iyi avukat adami ipten alirmis" derler. Bu lafin nerden
ciktigina dair bir hikayeyi (belki de "rivayeti")
gecenlerde bir yerlerde okudum. Buyurun ...
Yer Ingiltere. Birkac yuzyil oncesi. Adamin biri cinayetten
iceri atilir. Bir avukat bulunur adama. Ilk gorusmelerinde
avukat "Merak etme seni kurtaracagim" der. Adam da avukata
guvenir ve mahkemeye cikar.
Karar: Idam.
Ad
-
[indent][size="2"] KARAMSARLIĞIM
Hangi dağ yıkıldı da altında kaldım
İniltimi bir ben bir yaratan bilir
Gözümden çıkan şimşekler bile
Her şey ile buğulanıp uçuşur gökyüzüne
Bütün çilenin anasıyım diye
Acıları emziririm doymazlar niye
Çizgiler doldu yüzüm surat asmaktan
Ağrılar girer her yanıma kendimi kasmaktan
Gülmek içten gülmek bu kadar zor mu
Ne zaman son bulur bilme
-
Kaz göndersem yolar mısın?
Çok soğuk bir kış günü padişah, tebdil-i kıyafet gezmeye karar vermiş.
Yanına başvezirini alıp yola çıkmış.
Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler.
Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş.
Padişah, ihtiyarı selamlamış:
'Selamunaleykum ey pir'i fani...'
'Aleykumselam ey serdar'ı cihan...'
-
-yol zamanları- dedim,düştüm yollara...zaman ile zamansızlık, düş ile gerçek arasındaki ince çizginin peşi-sıra geçmişe gidip bu günü doğurdum; aşkı doğurmak gibi...tarih canlı dokusuyla iz-düşmüştü ve canlanmayı bekleyen ütopyalara gebeydi...dünyalar vardı iç-içe geçen ve dünyalar vardı sürekli devinen;her dünyanın bir zamanı vardı ve o zaman diliminden/penceresinden bakardı; oysa hepsi bir diğe
-
DUVARLARA YAZILANLARLA AŞKIN MANİFESTOSUNA ...
dağları yolları aştım geldim
goncalar ektim geldim
gülleri çizdim duvarlarına
yedi tepeli şehrin surlarına
aşkı yazdım seyreyledim
dalgalar isyan ederken duvarlara
anlatırken akdenizi martılara
ayrılığa boyun eğdim
güneye yolculuğu farz eyledim
vardım şehr-i gül-e
fery
-