-
Yazan: 02 - 07 - 2008 : 15.16 - seray
Türküler Yanmaz
Gün tutuştu Sivas'ta günler tutuştu,
Sazın tellerine vuran eller tutuştu,
Söz tutuştu dillerde/ sazlar tutuştu,
İnsanlık tutuştu ey halkım unutmayın bizi.
Yandık/ piştik/ ölüm şarabını içtik,
Yobazlar sürüsünün har'ından geçtik,
Suçumuz saz çalmaktı/ tezeneyi seçtik,
Yakıldık ey halkım unutmayın bizi.
Müslümanız dediler/ canımıza kıydılar,
Allahü ekber nidalarıyla kanımızı aldılar,
Tüm ülkeyi kaosa sürükleyip bizi toprağa sardılar,
Yakıldık ey halkım unutmayın bizi.
Ağaları emretti vurun bunların kellelerini,
Bunlar halkı eğitiyorlar kesiverin dillerini,
Foyalarımız meydana çıkacak oyun gözlerini,
Tellerimizi kestiler ey halkım unutmayın bizi.
Bu nasıl müslümanlıktır canlara kıyarlar,
Düzenlerini korumak için bizleri yakarlar,
Katiller acaba Allah makamında ne yaparlar,
Kıyıldık ey halkım unutmayın bizi.
Kazım Derki;
Bu ülke Cumhuriyet ve Demokrasi ülkesi,
Vazgeçilmez hiç bir zaman laikliktir ilkesi,
Değil 35 can gitse-3500 canın kellesi,
Yıktırmayacağız Atamızın emaneti Cumhuriyeti,
Bu uğurda çok canlar verdik ey halkım unutmayın bizi.
Kazım Doğan
***
Sivas katliamında hayatını kaybeden vatandaşlarımızı 15 yılında saygı ve rahmetle anıyoruz!
-
Yazan: 25 - 06 - 2008 : 16.58 - seray
İsveç'in Göteborg kentinde 1-4 Haziran günleri arasında gerçekleştirilen Dünya Gazete Sahipleri Derneği'nin (AMJ) 61. Kongresi ve 15. Dünya Yayıncılar Forumu'na yüzlerce medya patronu katıldı.
Özellikle Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa'da reklam yayın ve gelirlerinin düşüş gösterdiği bir dönemde medya yetkilileri, buna karşı yeni ekonomik model geliştirerek önlem geliştirmeye çalışıyorlar.
AMJ: İnternet reklamlarda gelir artışı, gazetelerde düşüş
2003 yılında dünyada İnternet sayfasına sahip günlük gazete sayısının 3 binken, bu sayının 2007'de 4 bin 500'e çıktığını tespit eden AMJ, "Gazetenin Geleceğini Kuralım" Projesi kapsamında yapılan dijital medya alanında görülen küresel yönelimlere ilişkin dünya raporunda elektronik yayıncılık sektörünün 2011 yılında 150 milyar avro tutarında ve 2002'nin 12 katına eşdeğer reklam geliri yaratacağını duyurdu.
Le Monde gazetesinden Pascale Santi'nin haberine göre, Avrupa'da İnternet yayınları yoluyla elde edilen reklam gelirleri 2005'ten 2007'ye yüzde 142,3 artış gösterdiyse de gazeteler için bunun karşılığı yüzde 8 düşüş oldu. ABD'de bu artış yüzde 176,7 iken gazeteler için gelirlerdeki düşüş yüzde 3,7 oldu.
AMJ, yayıncıların yeni multimedia olanaklarının geleneksel basın üzerindeki etkilerinin tartışılmasının zirve gündeminde ağırlık kazandığını bildirdi.
Bilişim, çalışma şartlarını da değiştiriyor
Borrel Associates Şirketi'ne göre, dijital ticarette Washington Post gazetesinin 2002'de yüzde 4,2 olan toplam gelirlerinin geçen yıl yüzde 13,7'ye; yüzde 2,4 olan New York Times gazetesininkinin de yüzde 8,1'e yükseldiği belirtiliyor. Fransa'da geçen yılki gelirlerinin yüzde 13'ünü sayısal ticaretten sağlayan Le Figaro Grubu, 2010'da bunu yüzde 20'ye çıkarmayı hedefliyor. Ancak, gazetelerden düşüş gösteren reklamların İnternet ortamında artış gösterdiği de biliniyor.
Zirvede gazetecilerin bir günlük gazete ile bir İnternet sitesindeki çalışma koşullarının birbirinden çok farklı olduğunu, gazetede çalışanların işleri sayfaları bağlandığında biterken İnternet medyasında günde 24 saat çalışabiliyorlar. Maaş ve izin süresi gibi şartlar da farklılık gösterebiliyor.
Bianet
-
Yazan: 25 - 06 - 2008 : 16.54 - seray
DoÄŸa Gözcüleri DerneÄŸi kurucu üyesi Asaf Ertan yaptığı yazılı açıklamada “İstanbul metropolünde baharla birlikte açık alan eÄŸlenceleri, niÅŸan, düğün gibi sosyal etkinliklerin hemen her gün yapıldığını görüyoruz. Bu nitelikteki toplantıların çoÄŸu gece açık alanlarla yapılıyor” diyor.
İstanbul kıtalararası kuş göç güzergahında
"Bu mekanlar genellikle koruların içine, yakınında olduÄŸu gibi tümüyle ÅŸehir içinde yapıların arasında bulunan bahçelerde de olabiliyor" diyen Ertan, İstanbul’un kıtalararası kuÅŸ göç yollarının en önemli rotalarından biri üstünde bulunduÄŸunu söyledi.
Havai fişek patlamaları kuşlara zarar veriyor
Adalar, Beykoz, Çamlıca ve Sarıyer ilçelerinin bu güzergahta olduğunu ve göç trafiğinin en iyi buradan izlenebildiğini söyleyen Ertan, patlama seslerinin üreme sağlığını tehdit ettiğini ifade etti.
Kuluçka döneminde gerçekleşen yüksek sesli patlamalar nedeniyle ergin kuşların yumurta üstünden kalktığını, yavruların yumurtadan çıktıktan sonra da gene patlamalardan ürken ergin kuşların yuvayı terk ettiği için üreme sağlıklarının bozulduğunu ve yavru telefatının çoğaldığını izlediklerini belirten Ertan açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
Neden yasal işlem yapılmıyor?
“Balık avcılığının yasak olduÄŸu üreme dönemlerinde kaçak avcılık yapanlar hakkında, yani balıkların üremesini engelleyenler hakkında yasal iÅŸlem yapılırken, ÅŸehirlerde bizi sinek zararlarına karşı birçoÄŸumuzun aklının almayacağı ölçekte koruyan kuÅŸların üremesini engelleyenler hakkında neden yasal iÅŸlem yapılmıyor?” diye sordu.
Bianet
-
Yazan: 20 - 06 - 2008 : 13.44 - seray
Bol şans diliyorum Milli Takımımızaaaa...
Dualarım kabul olacak İNŞALLAAAAH
İyi seyirler...
-
Yazan: 18 - 06 - 2008 : 15.18 - seray
İnternetteki görüntü paylaşım sitesi YouTube'un kapatılmasını sağlayan Ankara Cumhuriyet Savcılığı Basın Savcısı Nadi Türkaslan, bu sitedeki görüntülerin sadece Türkiye veritabanının kaldırıldığını, dünya üzerindeki veritabanının kaldırılmaması halinde sitenin açılmayacaklarını söyledi.
‘Turk.internet.com', Ankara Barosu ve Türk Telekom'un, Bolu Abant Tabiat Parkı'nda bulunan Abant Palace Otel'de düzenlediÄŸi, “5 bin 651 Sayılı Yasa ve İlgili Mevzuat GereÄŸi Site EriÅŸime Kapatmaları' konulu çalıştaya, Telekomünikasyon Kurumu İnternet Daire BaÅŸkanı Osman Nihat Åžen, Ankara Cumhuriyet Savcılığı Basın Savcıları KürÅŸat Kayral ve Nadi Türkaslan, Ankara Barosu Bilgi İşlem Merkezi BaÅŸkanı Özgür Eral, Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Daire BaÅŸkanı Ali Kaya, Yargıtay üyesi Kubilay TaÅŸdemir ve Sedat Bakıcı, Askeri Yargıtay Ceza Dairesi üyesi Mehmet Ali Uzun, ‘turk.internet.com' Genel Müdürü Fusun Nebil, Ankara Emniyet Müdürlüğü Bilgi İşlem Müdürlüğü, SPK ve UlaÅŸtırma Bakanlığı, Radyo Televizyon Üst Kurulu yetkilileri katıldı. 2 gün sürecek toplantıda site eriÅŸime kapatmaları konusu görüşülecek.
Türk Telekomünikasyon İnternet Dairesi BaÅŸkanı Osman Nihat Åžen, 16 Haziran 2008 tarihi itibarı ile Telekomünikasyon İletiÅŸim BaÅŸkanlığı'na 10 bin 103 ÅŸikayet ulaÅŸtığını belirtirken, “Bu ÅŸikayetlerden 170'i yargı kararı ile 314 tanesinin de re'sen eriÅŸimi engellendi. 22 site uyarılarak uygun olmayan içeriÄŸin
çıkarılması saÄŸlandı. 36 internet sitesine de engelleme kararı verildi” dedi. Nadi Türkaslan şöyle konuÅŸtu:
“Terör örgütünün propagandasını yapan internet sitesine eriÅŸime engelleme hakkımız yok. Böyle bir tuhaflık var. Çünkü kanun bentlerinde bu madde de suç yok. Buna benzer videolar var. Åžikayetler olsa dahi içerik olarak çıkartamıyoruz. Yasal deÄŸiÅŸiklik yapılmadıkça eriÅŸimi engelleyemiyoruz. İnternette baÅŸbakana, dine, bayraÄŸa ve Genelkurmay'a hakaret var. Bu videolar orada duruyor. Ama eriÅŸime engelleme hakkımız yok. Türkiye kendi kendini deve kuÅŸu gibi kuma gömdü. Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret içeren videolar var. Biz kanunu uyguluyoruz. Kanun da katalog olarak 8 tane bent var.”
YouTube'nin sadece Türkiye’deki veritabanını kaldırdığını açıklayan Türkaslan, “YouTube ile ilgili olarak Emniyet Müdürlüğü veya Genelkurmay'a ÅŸikayet e-mailleri gidiyor. Onlar da bize baÅŸvuruyor. Mahkemede 5 bin 816 sayılı EriÅŸimi Engellemeyi Kapsayan Kanun maddesi ile siteyi eriÅŸime kapatıyoruz. İçerikten çıkarıldığı anlaşılırsa Cumhuriyet Savcılığı olarak eriÅŸime açıyoruz. YouTube de son olarak sadece Türkiye'deki veritabanı kaldırıldı. Videoların tamamen içerikten çıkarılması gerekiyor. Videonun dünya üzerinde veritabanından çıkarılması gerekiyor. Aksi takdirde siteyi eriÅŸime açmıyoruz. Videoyu siteye atanlara ulaÅŸamıyoruz. Kendimize muhatap bulamıyoruz. IP numarasını istediÄŸimizde ‘ticari sır’ deyip vermiyorlar” diye konuÅŸtu.
‘Turk.internet.com' Genel Müdürü Füsun Nebil ise, “Türkiye'deki internet sitelerinin, site eriÅŸimine kapatılmalarıyla ilgili toplantı yaptık. Site kapatmalarda, bazı kapatmalar maksadını aÅŸtı. Site eriÅŸimini engellemelerde sınır yok. 81 ilin ilçe mahkemelerinden dahi kapatma alınabiliyor. Siteler en çok çocuk pornosu, Atatürk'e hakaret ve intihara özendirme gibi suçlardan dolayı eriÅŸime kapatılıyor” dedi.
Hürriyet
-
Yazan: 14 - 06 - 2008 : 12.59 - seray
Benim Babam
Bu adam benim babam,
sekiz köşe kasketiyle,
omuzunda sekosuyla hey!
Cebinde yok parası,
Bafra'dır cigarası,
yüreğindedir yarası,
altı çocuk büyütmüş,
bir işçi maaşıyla,
bu adam benim babam hey!
AÄŸlama benim babam,
ağlama naçar babam,
kara gün geçer babam hey!
Bir kapıyı kapayan,
gene açar babam,
aÄŸlama benim babam hey!
AÄŸlama mazlum babam,
ağlama naçar babam,
kara gün geçer babam hey!
Bir kapıyı kapayan,
gene açar babam,
Allah büyük babam hey!
Bu adam benim babam,
derdi dağlardan büyük,
çaresiz (biçare), beli bükük hey!
Bir gün olsun gülmemiş,
rahat nedir bilmemiÅŸ,
gözyaşını silmemiş,
bir lokma ekmek için,
kimseye eÄŸilmemiÅŸ,
bu adam benim babam hey!
Benim babam mert adamdı,
mangal gibi yüreği,
yufka gibi kalbi vardı.
Hayatım boyunca o'na özendim,
fedakardı,
bir dikili ağacı olmadı belki
ama kendisi
onuruyla yaşayan koskoca bir çınardı.
Üstümdeki kol kanat,
sırtımı yasladığım dağ gibiydi,
ben babamın oğluyum,
tepeden tırnağa Anadolu'yum...
FATİH KISAPARMAK
***
Tüm BABALARIN Babalar Günü Kutlu Olsun!
Sevgilerimle...
-
Yazan: 06 - 06 - 2008 : 12.16 - seray
-
Yazan: 05 - 06 - 2008 : 14.45 - seray
-
Yazan: 26 - 05 - 2008 : 14.20 - seray
Sensizdim
Sensizliğin muhasebesini yaptım içimde
Ama yoktun sevdiÄŸim
Ne 7A'da ne de 7B'de
Saydım, ölçtüm, tarttım, biçtim
Envanterini çıkardım gidişinin
Borçlusu muydum, alacaklısı mıydım?
Bilemedim, sensizliÄŸin.
Safha safha maliyetini çıkardım gidişinin
Ama yükleyemedim daha ayrılığı gönlüme
Sebebi yoktu, anlamı yoktu hiçbir şeyin
Dağıtım anahtarı yoktu
Birim maliyeti yok
Genel üretim giderleri yok
Yevmiye kayıtları yok
SensizliÄŸin hesap ismi yok.
Bu kayıt daha kapanmaz gülüm
Yok, KDV tahakkuku
Yok, genel üretim giderleri
Yok, işte bilânçoda sevdamın yeri
Maliyet dönemi sonundayım gülüm
Elimde geçmiş yılın bilânçosu
Dağıtamadığım sermayem
Sermayem sendin gülüm
Ardında dönüp duran varlık ise ben
Artık konusu kalmadı karşılıkların
Tasfiye ile uçup giden umutların
Bilirim sevdamın anlamı kalmadı sende
Ve geçmiş yıl karlarının
Tasfiye oldum
Viran oldum
Talan oldum
Gelir tablosunda zarar oldum
Sana Allah'tan tek dileÄŸim
Safha maliyetin gider dağıtım tablosuna dönesin!
-
Yazan: 18 - 05 - 2008 : 16.42 - seray
Çiğdem Der Ki Ben Alayım
Çiğdem Der Ki Ben Alayım
Yiğit Başına Belayım
Hepisinden Ben Alayım
Benden Ala Çiçek Var Mı Çiçek Var Mı Hey
Al Baharlı Mavi Dağlar
Yarım Gurbet Elde Ağlar
Lale Der Ki Be Hey Tanrı
Benim Boynum Neden EÄŸri
Yardan Ayrı Düştüm Gayrı
Benden Ala Çiçek Var Mı Çiçek Var Mı Hey
Çayır Çimen Doldu Dağlar
Yarim Gurbet Elde AÄŸlar
Nevruz Der Ki Ben Nazlıyım
Sarp Kayalarda Gizliyim
Mavi Donlu Gök Gözlüyüm
Benden Ala Çiçek Var Mı Çiçek Var Mı Hey
Al Baharlı Mavi Dağlar
Yarim Gurbet Elde AÄŸlar
Sünbül Der Ki Boyum Uzun
Yapraklarım Düzüm Düzüm
Beni Ak Gerdana Dizin
Benden Ala Çiçek Var Mı Çiçek Var Mı Hey
Çayır Çimen Doldu Dağlar
Yarim Gurbet Elde AÄŸlar
Aşık Veysel Şatıroğlu
-
Yazan: 18 - 05 - 2008 : 16.12 - seray
Bilmemek ayıp değil,öğrenmemek ayıp ama bu bilgileri bilip bilmemek size ne kazandırır orası size kalmış...
Yeni Zelanda’da yaÅŸayan Kea adında bir cins papaÄŸan araba pencerlerinin etrafındaki kauçuk ÅŸeritleri yer!
Kaydedilen en uzun tavuk uçuşu 13 saniyedir
Dünyadaki beyaz karıncaların toplam ağırlığı insanlarin 10 katıdır.
Eşeklerin gözleri dört ayaklarını da görebilecek şekildedir.
Kedilerin her bir kulağında 32 adele vardır.
Kutup ayıları solaktır.
Zürafalar 35 cm. uzunlukta siyah bir dile sahiptirler.
Hayvanlar aleminde sadece domuzlar güneşten yanabilir.
Baykuş, mavi rengi görebilen tek kuştur.
İnsanları parmak izinden, köpekleri ise burun izinden tanımak mümkündür.Develerin üç tane kaşı vardır.
Kirpiler suyun üzerinde batmadan kalırlar.
Istakozların kanı mavi renktedir.
Eski Mısır’da kediler kutsal hayvan sayılıyordu ve öldükleri zaman insanlar saygılarını göstermek için kaÅŸlarını kazırlardı.
Fil yavrusu, hortumuyla annesinin kuyruğuna tutunarak dolaşır. Sürü içindeki dişiler doğumlarını birbirlerine göre ayarlayıp sırayla doğum yapıyorlar.
Kuş örümceği sırtında 300 yavrusuyla gezer.
Keseli farenin yavruları annelerinin sırtına ısırarak tutunur.
Salyangozların 25 bine yakın dişi vardır.
Yılanlar duyamaz.
Zürafalar yüzemez.
Kediler şeker tadını ayırt edemez.
Timsahlar, dillerini dışarıya çıkaramazlar.
Kangurular, geriye doğru yürüyemez.
Kelebekler, ayakları ile tat alırlar.
Atlar, bir ay ayakta kalabilirler.
Fareler kusamaz.
Deniz kobrası, dünyanın en zehirli yılanıdır.
Filler zıplamayan tek memelilerdir.
Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir.
2 bin 600 kurbağa cinsi vardır.
Bir sineÄŸin, saatteki hızı 8 km’dir.
Yunuslar, gözleri açık uyurlar.
Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır.
Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür.
İnek sütünün pH deÄŸeri 6’dir.
Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir.
Dalmaçyalilar gut olmayan tek köpek cinsidir.
Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar.
Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.
Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.
Üzerinde barkodu olan ilk ürün Wrigleys marka sakızdır.
Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır.
Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar.
Meşe ağaçları elli yasına gelmeden meşe palamudu üretemezler.
Aslanlar bir günde 50 kez çiftleşebilirler.
İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak bas parmağınki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir.
Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır.
Güney Kore baÅŸkenti Seul, Kore dilinde “baÅŸkent” anlamına gelir.
Kanada, Kızılderili dilinde “büyük köy” anlamına gelmektedir.
İngilizcedeki Wendy ismi, Peter Pan hikayesinde kullanılmak üzere uydurulmuştur.
Sahra Çölündeki Tidikelt kasabasına on yıl boyunca hiç yağmur yağmamıştır.
Mumyaların ayak parmakları tek tek sarılarak mumyalanmıştır.
Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı. 1878 yılının ÅŸubat ayında Connecticut New Haven’da yayınlanmıştı.
Yataktan düşerek ölme olasılığı iki milyonda birdir.
ABD’de, yasları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya hapiste ya da gözaltında tutulmaktadır. Ortalama bir erkek, hayatinin 3350 saatini traÅŸ olmak için harcar.
Geçen 3 bin 500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır.
Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir.
Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır.
İnsan saçı, üç kilo ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir.
Günümüzde, evlenenlerin yarısı boşanmaktadır.
Beethoven beste yapmadan önce kafasını soğuk suya sokardı.
Her 25 kişiden biri astım hastasıdır.
Uranüs, çıplak gözle görülebilen bir gezegendir.
Kaptan Cook, Antarktika hariç bütün kıtalara ayak basan ilk insandır.
Günışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır.
Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.
Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluÄŸunda ve 60 mil geniÅŸliÄŸindedir ve Belçika’dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.
Charles Dickens, uykusuzluk hastalığına yakalanmıştı. Sadece yüzünü kuzeye dönerse uyuyabileceğine inanıyordu.
Bugüne kadar kaydedilmiÅŸ en büyük dalga, 1971 yılında Japonya’nın Ishigaki Adası’nda 85 metre yüksekliÄŸine ulaÅŸmıştır.
Açık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür.
Kış aylarında, Moskova’daki buz pateni pistleri 250 bin metrekarelik bir alanı kaplar.
Rusya’da doÄŸudan batıya doÄŸru seyahat edilirse, yedi saat kuÅŸağı geçilir.
Norveç’in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gündüz güneÅŸli geçer.
Sadece dişi sivrisinekler ısırır.
Dünyada her dakika iki tane düşük şiddette deprem olmaktadır.
Hindistan’daki yıllık doÄŸum sayısı, Avustralya’nın toplam nüfusundan fazladır.
Rusya’nın dörtte biri ormanlarla kaplıdır.
Tarih boyunca yeryüzünde bulunan altın 200 kat daha fazlası okyanuslarda bulunmaktadır.
Köpeklerin ter bezleri ayaklarındadır.
Larry Hagman (JR.)Dallas dizisinin setinde hiç kimsenin sigara içmesine izin vermezdi.
Salatalığın yüzde 96’si sudur.
Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.
Peru’da hiç umumi tuvalet yoktur.
Timsahlar renk körüdür.
Yarim kilo bal yapabilmek için arılar iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorundadırlar.
Sadece dişi kanaryalar ötebilir.
Tarantulalar iki buçuk yıl yiyeceksiz yasayabilirler.
Havuca rengini karoten verir.
İnciler sirkede erir.
Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir.
Rodin’in ünlü ‘Düşünen Adam’ heykeli aslında İtalyan ÅŸair Dante’nin portresidir.
En fazla asfaltlı yola sahip ülke Fransa’dır.
Sihirli sözcük ‘abrakadabra’ ilk olarak yüksek ateÅŸli hastaların ateÅŸlerini düşürmek için söylenmiÅŸti.
Marilyn Monroe’nun altı ayak parmağı vardı.
Albert Einstein dokuz yaşına kadar düzgün konuşamamıştı.
Her iki taraf da kan bağışında bulunursa, Paraguay’da düello yapmak yasaldır.
Eiffel Kulesi’nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak var.
18 Şubat 1979 yılında sahra çölüne kar yağmıştı.
ABD’de, yaÅŸları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya
hapiste ya da gözaltında tutulmaktadır.
Açık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür.
Albert Einstein dokuz yaşına kadar düzgün konuşamamıştı.
Amerika’da her saat 40 kiÅŸi kanserden hayatini kaybediyor.
Amerika’da satışa sunulan ilk cd, Bruce springsteen`in "Born in Theusa" albümüdür.
Amerikan havayolları, uçuşlarda yolculara sunduğu kahvaltılarda her tepsiden bir zeytini kaldırarak 1987 yılında 40 bin dolar kar etmiştir.
Aslanlar bir günde 50 kez sevişebilirler.
Atların insanlardan 18 tane fazla kemiği vardır.
Avustralya’daki tuvaletlerin sifon suları saat yönünde akar.
Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar.
Başkan John F. Kenndy, yirmi dakikada dört gazete okuyabilirdi.
Baykuş mavi rengi görebilen tek kustur
Beethoven beste yapmadan önce kafasını soğuk suya sokardı.
Bir Big Mac hamburgerin ekmeÄŸinde ortalama 178 adet susam bulunuyor.
Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır.
Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür.
Bir Erkek Hayatının Ortalama 3350 Saatini Tıraş Olmak İçin Harcar.
Bir hamamböceği kafası koptuktan sonra açlıktan ölmeden dokuz gün yaşayabiliyor.
Bir insan yaşamı boyunca iki yüzme havuzunu dolduracak kadar tükürük salgılar.
Bir karınca kendi ağırlığının elli kati ağırlığı kaldırabilir.
Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir kopeğinki kadar gelişmiştir.
Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.
Bir kromozom bir genden daha büyüktür.
Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.
Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir.
Birinin yüzünü hatırlamak için beynin sağ tarafı kullanılır.
Buckingham sarayında 602 oda bulunuyor.
Bugüne kadar bilinen en ağır böbrek taşı 1.36 kg
Bugüne kadar kaydedilmiÅŸ en büyük dalga, 1971 yılında Japonya’nın İshigaki Adası’nda 85 metre yüksekliÄŸine ulaÅŸmıştır.
Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluÄŸunda ve 60 mil geniÅŸliÄŸindedir ve Belçika’dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.
Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.
Central park`ta yüzmek yasalara aykırıdır.
Çocuklar baharda daha fazla buyuyor.
Dalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir.
Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.
Döllenmeden sonra çocuğun boyu 5 milyon kat buyur...
Dünyada her dakika iki tane düşük şiddette deprem olmaktadır.
Dünyada insan başına düşen karınca sayısı bir milyondur.
Dünyadaki hayvanların yüzde sekseni altı ayaklıdır.
Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı.1878 yılının ÅŸubat ayında Connecticut New Haven’da yayımlanmıştı.
Dünyanın bir numaralı domuz üreticisi ve tüketicisi cinliler.
Dünyanın en büyük ÅŸeker ihracatçısı Küba’dır.
Dünyanın en hızlı büyüyen bitkisi bambu, bir günde 90 cm kadar uzuyor
EÄŸer Barbie gerçekten yaÅŸasaydı vücut ölçüleri 97–72 82 cm olacaktı.
Eiffel Kulesi’nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak vardır.
Elektrikli sandalye bir dişçi tarafından icat edilmiştir.
En fazla asfaltlı yola sahip ülke Fransa’dır.
En yakin oldukları noktada, Rusya ve Amerikanın birbirlerine uzaklıkları dört km `den daha azdır.
Erkekler kadınlara göre on kat daha fazla renk koru oluyorlar.
Eskimo dilinde kar yağışlarının farklarını tarif etmek için kullanılan yirmiden fazla sözcük vardır.
Filler zıplayamayan tek memelidir.
Gecen 3500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır.
Global ısınma yüzünden yükselen deniz seviyesi 2050 yılında Shangai ve deniz kıyısındaki diğer cin şehirlerinde büyük sellere neden olacak. Bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak.
Gözleri açık tutarak hapşırmak imkânsızdır.
Gözlerimiz hiçbir zaman büyümez. Ama burnumuz ve kulaklarımızın büyümesi asla sona ermez.
-
Yazan: 17 - 05 - 2008 : 10.40 - seray
Yönetmeliğin 8. maddesinde avente şirketlerin asgari sermayesi 25.000 ytl olmalı diyor, bu, Sigortacılık Kanunundaki hangi maddeye göre düzenlenmiştir acaba?
Başka bir deyimle, bunun yasal dayanağı nedir?
Sigortacılık Kanunu:
[www.tsrsb.org.tr]
Sigorta Acenteleri Yönetmeliği:
http://www.cu.edu.tr/insanlar/mceker...centeleriY.pdf
Şimdiden teşekkürler...
-
Yazan: 17 - 05 - 2008 : 09.31 - seray
Sigortanın Tanımı ve Önemi
Sigorta, belirli bir prim karşılığında bir kimsenin para ile ölçülebilir, yasa ile korumaya değer bir sigortalanabilir menfaatine zarar veren bir rizikonun gerçekleşmesi halinde bu zararı karşılayacak tutarda sigortalının tazminata hak kazanmasını sağlayan çift taraflı bir sözleşmedir. Sigorta sözleşmesinin hukuki geçerlilik kazanabilmesi için tarafların, teminat altına alınmak istenen riziko, sigorta konusu, sigorta bedeli, sigorta süresi, sigorta şartları ve prim gibi esaslı unsurların üzerinde mutabık kalmaları gerekmektedir. Sigorta, hiçbir zaman bir kazanç kaynağı olmamakla birlikte, sigortalının refahını hasardan bir gün öncesine getirme fonksiyonu ile hem ülke ekonomisinde hem de bireyler açısından büyük önem taşımaktadır.
Sigorta temel prensipleri olan ve her türlü teminat için uyulması ve uygulanması zorunlu prensipleri olan bir akittir. Bu prensipleri şöyle sıralayabiliriz:
Sigortalanabilir Menfaat Prensibi
Bir sigortadan bahsedilebilmesi için her şeyden önce var olan ve hasara uğraması onucunda sigortalıyı maddi veya manevi kayba uğratma potansiyeli olan bir unsur olması gerekmektedir. Sigortalanabilir menfaat; can, mal veya sorumluluk olabilir.
Azami İyi Niyet Prensibi
Sigortacı, her başvuranın sigortalanabilir menfaatine dair tüm bilgileri bilemeyeceği nedeniyle Sigorta sözleşmesinin yapılabilmesi için, esaslı unsurların gerçek ve doğru olarak sigortacıya iletilmesi gerekmektedir. Bu prensip, Azami İyi Niyet Prensibi olarak adlandırılmaktadır.
Tazminat Prensibi
Sigorta sözleşmeleri meblağ sigortaları ve tazminat sigortaları olmak üzere farklı niteliklerde olabilmektedir. Bu iki unsurun birbirinden farkı, meblağ sigortalarında riziko gerçekleşince sigortacı tarafından tazmin edilecek tutar belli iken tazminat sigortalarında bu tutar, sigorta sözleşmesinin genel ve özel koşulları kapsamında ve sigortalının uğradığı zarar göz önüne alınarak belirlenir ve ayrıca riziko gerçekleştiğinde her iki tarafın mutabık kaldığı değer üzerinden tazminat hesaplanır. Hayat ve ferdi kaza sigortaları dışında kalan bütün mal ve sorumluluk sigortaları tazminat sözleşmeleri olmaları itibarıyla bu prensip kapsamında değerlendirilen sözleşmelerdir.
Halefiyet (Rücu) Prensibi
Sigortalının zarara uğramasında üçüncü kişiler rol oynuyorsa devreye giren prensiptir. Sigorta ettirenin sigortalıya tazminatını ödedikte sonra; hasara sebep olan kişilere rücu edebilmekte yani hukuken sözü geçen kusurlu tarafın kusuru oranında tazminat talep edebilmektedir. Bu prensipte amaç haksız kazanç ediminin engellenmesidir.
Yakın Sebep Prensibi
Gerçekleşen rizikonun sigorta şirketince tazmin edilebilmesi için, riziko sebebinin sigorta sözleşmesinde yer alan genel ve özel şartlarda belirlenen teminat kapsamında yer alması gerekmektedir. Örneğin; hırsızlık teminatı verilmiş bir sigorta sözleşmesine sahip bir mekânda, hırsızın kapıyı kırması ve bir şey çalmaya fırsat bulamadan kaçması nedeniyle oluşan kapının hasarı da bu poliçe ile ödenecektir. Çünkü hasarın yakın nedeni çalma durumu gerçekleşmemesine rağmen, hırsızlık olayıdır ve bu riziko, sözleşmede teminat altına alınmıştır.
Kaynak:
www.tsev.org.tr
-
Yazan: 17 - 05 - 2008 : 09.12 - seray
R E N K L E R
Renkler hayatımızın parçası. Peki renklerin hayatımızı nasıl etkilediğini biliyor musunuz? Renk seçiminin kimi zaman karakterimizi yansıttığından ya da seçtiğimiz rengin bize olumlu ve olumsuz etkileri olduğundan haberiniz var mı?
KIRMIZI: Bu renk canlılık ve dinamizmle ilgili bir renktir. Mutluluğu temsil eder. Kırmızı renk, fiziksel olarak; ataklığı, canlılığı ve duygusal bağlamda; bir işi sonuna kadar götüren azmi ve kararlılığı gösterir. İştah açar. O yüzden dünyadaki gıda firmalarının çoğu logosunda kırmızıyı kullanır. Kırmızı tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır. Yanlış bir inanış vardır; boğaların kırmızıya saldırdığı sanılır. Oysa boğalar renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırır.
YEŞİL: Duygusal olarak bizi en çok etkileyen bir organımız olan kalp organının , bu rengin yaydığı enerji alanında olduğu düşünülür. Doğanın ve baharın rengidir. Güven veren renktir. O yüzden bankaların logolarında hakim renktir. Yeşil yaratıcılığı körükler. Bu yüzden büyük lokanta mutfaklarında yeşil tercih edilir. Hastanelerde de yeşil rahatlatıcı özelliği nedeniyle kullanılır. Yeşil alanda insanların daha az mide rahatsızlığı çektiği saptanmıştır.
SİYAH: Duygusallığı ve hüznü simgeler. Gücü ve tutkuyu temsil eder. Bizde ve batıda siyah matemi temsil ederken, Japonya'da siyah mutluluktur. Siyah fonda kullanılırsa karamsarlığı çağrıştırır. Einstein konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan odaları tercih ederdi.
MAVİ: Vücudumuzda boğaz bölgesini yansıtan bir renktir. Mavi renk gökyüzünün ve geniş ufukların, denizin simgesidir. Sınırsızlığı ve uzak bakışlılığı simgeler. Huzuru temsil eder ve sakinleştirir. Araplar mavinin kan akışını yavaşlattığına inanır, nazar boncuğu o yüzden mavidir. Batıda intiharları azaltmak için köprü ayaklarını maviye boyarlar. Duvarları mavi olan okullarda çocukların daha az yaramazlık yaptığı saptanmıştır.
LACİVERT: Kozmik renk olarak kabul edilir; sonsuzluğu, otoriteyi, verimliliği simgeler. O yüzden dünyadaki firmaların yarıdan fazlası logolarında laciverdi kullanır. Lacivert giyen kişiler kendilerini çok daha karizmatik ve inandırıcı hissederler. İnsanların üzerinde başarılı ve güçlü imajı bırakır.
MOR: Eskiden beri ihtişam ve lüksün son basamağı olarak düşünülür. Tarih , yüksek sınıfların, saray mensuplarının daima morla bezendiklerini kaydeder. Nevrotik duyguları açığa çıkardığından, insanların bilinçaltını korkuttuğu saptanmıştır. İntihar edenlerin beğendiği renktir.
PEMBE: Uyum ,neşe , şirinliğin ve sevginin simgesi. Rahat hissettiren ve dinlendiren bir renktir. Bu yüzden bazı büyük mağazalar tezgahtarlarına pembe üniforma giydirir ki, müşteriler kendilerini rahat hissetsin diye. Pembe aynı zamanda çocuk rengidir.
SARI : Sarı zeka , incelik ve pratiklikle ilgilidir. Toplumsal yaşamı ve birlikte çalışmayı yansıtan bir anlamı vardır. Geçiciliğin ve dikkat çekiciliğin sembolüdür. Dikkat çekiciliğinden dolayı dünyada taksiler sarıdır. Sarı ayrıca hüzün ve özlemin rengidir. Sonbaharın tüm hüzünlü güzelliğinde onun her rengini izlemek mümkündür.
BEYAZ:Temizliği ve saflığı temsil eder. İstikrarı, devamlılığı simgeler. Politikacılar beyazı pek severler, çünkü temiz, dürüst izlenimi vermek isterler...
KAHVERENGİ : GerçekçiliÄŸin, plan ve sistemin rengidir. Kansas Ünv.’de bir sergide, duvarların rengi deÄŸiÅŸtirilebilir hale getirilmiÅŸ. Fonda beyaz kullanıldığında insanlar sergide yavaÅŸ hareket etmiÅŸ. Fon kahverengiye döndüğünde ise insanlar müzede daha çok yeri daha az zamanda gezmiÅŸler. Kahverengi insanı hızlandırır. Bu yüzden fastfoodlar iç mekanda kahverengi kullanır. Kahverengi toprak rengidir. Kıyafetlerde pek tercih edilmez, çünkü kahverengi giyen insanlar kalabalıkta dikkat çekmezler.
-
Yazan: 15 - 05 - 2008 : 13.01 - seray
Özellikle gençleri kandırarak çete kurup onları ailelerine karşı düşman haline getirdiği öne sürülen Adnan Hoca 8 yıl süren dava sonucu 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak cezayı az bulan çocukların aileleri kararı temyiz etmeye hazırlanıyor.
Adnan Hoca olarak bilinen Adnan Oktar ve 19 kiÅŸilik ekibinin “çıkar amaçlı örgüt kurmak ve yönetmek”ten suçlu bulunup 3 yıl hapis cezasına çarptırılmasına en çok çocukları Adnan Hoca’nın müridi olan aileler sevindi. Ancak 8 yıldır süren davada İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiÄŸi bu cezayı az bulan ailelerin avukatı Rezzan AydınoÄŸlu cezanın artırılması için temyize gidiyor.
Çocuklarımıza kavuşacağız
Dava boyunca mahkeme koridorlarını aşındıran ve çocuklarını Adnan Hoca’nın elinden kurtarmaya çalışan aileler, mahkemenin bu kararı ile Adnan Hoca’nın çete kurduÄŸunun ispatlandığını düşünüyor. Aileler Adnan Hoca’nın cezaevine girmesiyle birlikte grubunun dağılacağına ve örgütün dağılmasıyla çocuklarına kavuÅŸacaklarına inanıyor. Çünkü örgüttekiler Adnan Hoca’nın mehdi olduÄŸuna inanıyor. Mehdinin olmadığı yerde de grubun daha fazla bir arada olamayacağını belirtiyorlar.
Zaman aşımına 1,5 yıl kaldı
Ancak buna raÄŸmen aileler Adnan Oktar’a verilen cezayı az buldu. Çünkü 3 yıllık ceza İnfaz Kanunu’na göre beÅŸte ikisinin iyi halden düşmesi ve Adnan Oktar’ın ilk tutuklandığında 9 ay cezaevinde yatmasıyla birlikte 3 yıldan 1 yıla düşüyor. Bu nedenle aileler adına davayı takip eden müdahil avukat Rezzan AydınoÄŸlu ÅŸunları söyledi: “Yerel mahkemenin cezanın üst haddini vermesi gerekiyordu çünkü bu kiÅŸeler zaten 2 aydır mahkemeye verdikleri dilekçelerde ve gazetelere verdikleri ilanlarda çıkar amaçlı suç örgütü olduklarını ispatlamışlardır. Bu ceza az. Bu nedenle kararı Sultanahmet Adliyesi 2.Ağır Ceza Mahkemesinde, örgütlü suçlarla ilgili yasaya göre üst haddinden yani 6 yıl hapis cezasına çıkarılması için temyiz baÅŸvurusunda bulunacağım.”
Davada 10 yıllık zaman aşımının dolmasına 1,5 yıl gibi kısa bir süre kalmasını kritik olarak deÄŸerlendiren AydınoÄŸlu “Yargıtay’ın zaman aşımını gözününde bulundurarak en kısa sürede kararını göndereceÄŸine inanıyorum” dedi.
Vatan
-
Yazan: 13 - 05 - 2008 : 16.32 - seray
ABD'de, seyahat ettiği uçağın tuvaletinde yolculuk yapmaya zorlanan Türk genci, uçak şirketi hakkında dava açtı.
New York Post gazetesinin haberine göre, Manhattan'da yaşayan G. Mutlu, maruz kaldığı durumda izzet-i nefsiyle oynandığı, aşağılandığı suçlamasıyla JetBlue adlı uçak şirketine 2 milyon dolarlık manevi tazminat davası açtı.
Dava dilekçesinde, 23 Şubat 2008 tarihinde San Diego-New York seferini yapan uçağın bekleme listesindeki Mutlu'ya, uçağın son yolcusu olan bir hostesin uçağın ön kısmında bulunan açılır kapanır koltukta yolculuk edebileceğinin, kendisinin de onun yerini alabileceğinin bildirildiği kaydedildi.
Uçuş kartını alan ve yerine yerleşen Mutlu'nun, uçak kalktıktan bir buçuk saat sonra pilot tarafından kokpite çağrıldığı ve kendisinden yerini söz konusu hostese vermesinin istendiği belirtildi.
Pilotun, hostesin koltuğunun ''yeteri kadar rahat olmadığı'' gerekçesiyle yerini istediği Mutlu'ya, sadece personelin kullanabileceği açılır kapanır koltukta da oturamayacağını, yolculuğun geri kalan üç buçuk saatini uçağın tuvaletinde geçirmesini söylediği kaydedildi.
Bu konuşma sırasında hostesin Mutlu'nun koltuğuna yerleştiği ve pilotun hakkını aramaya çalışan Mutlu'ya, sert bir şekilde çıkıştığı ifade edildi.
Tuvalette ''adeta hapis tutulduğunu'' söyleyen Mutlu, uçağın türbülansa girdiği bir anda, tekrar zorla yerine oturtulduğunu söyledi.
JetBlue'dan yapılan açıklamada, firmanın, devam eden davalarla ilgili yorum yapmadığı kaydedildi.
Zaman
-
Yazan: 07 - 05 - 2008 : 12.22 - seray
Mehmet Yitmen: "Yazılım dış kaynak kullanımı ile şirketler ana iş alanlarının dışında yeni projeleri gerçekleştirebilmek için kaynak bulmada sıkıntı yaşayabiliyorlar. Burada biz devreye giriyoruz. Şirketler, bizden projeleri ölçeklendirerek gerçekleştirilmelerinde bizim yardımımıza başvuruyorlar."
Türkiye’de, çevik(agile) yazılım metodolojilerinin geliÅŸtirilmesi alanında faaliyet gösteren ve üç Bilkent Üniversitesi mezunu arkadaÅŸ tarafından kurulan ACM Yazılım Çözümleri, dış kaynak kullanımı ve danışmanlık hizmetleri sunuyor.
ACM Yazılım Çözümleri kurucu ortaklarından Mehmet Yitmen, turk.internet.com’a, 1.5 yıl önce kurulan ve bugün 14 kiÅŸinin çalıştığı ÅŸirketin kuruluÅŸ hikayesini ve çalışmalarını ÅŸu ÅŸekilde anlattı;
Birbirinden farklı üç alanda, bilgisayar, elektronik ve endüstri mühendisliği, öğrenim görmüş ve farklı alanlarda çalışmış üç arkadaş ne yapabiliriz diye düşünürken aklımıza yazılım konusunda ihtiyaçlara cevap verecek bir proje gerçekleştirme fikri geldi.
Hantal yapılar yerine yaratıcı, yenilikçi ve kolay uygulanabilir basit ve etkili çözümler üretmek amacıyla yola koyulduk. Bu konuda dünyayı birebir takip ediyoruz. Sunduğumuz iki ana hizmetimiz var;
1.Yazılım dış kaynak kullanımı
2.Yazılım süreç danışmanlığı
Bunu, ya müşterilerimizin talebine göre kendi bünyemizde gerçekleştirdiğimiz yazılım üretimiyle, ya da müşterilerimize sunduğumuz yazılımcı desteğiyle sağlıyoruz.
Yazılım dış kaynak kullanımı ile şirketler ana iş alanlarının dışında yeni projeleri gerçekleştirebilmek için kaynak bulmada sıkıntı yaşayabiliyorlar. Burada biz devreye giriyoruz. Şirketler, bizden projeleri ölçeklendirerek gerçekleştirilmelerinde bizim yardımımıza başvuruyorlar. Bazen de biz şirketlere yazılımcı vererek onlara bu alanda takviye sağlıyoruz.
Agile(çevik yazılım) konusuna gelirsek; geneline bakıldığında, Türkiye’de yazılımların bir çoÄŸu kullanılmadan çöpe atılıyor. Teknolojinin geriden takip edilmesi burada önemli bir paya sahip. Üretilen programlar, iÅŸ yapıları iyi analiz edilmeden oluÅŸturulduÄŸu için gereksinmeleri karşılayamayabiliyor. Bazen de maliyet hesaplamaları doÄŸru yapılmadığından kaynak yetersizliÄŸi dolayısıyla yazılımlar harcanılan emek göz ardı edilerek çöpe atılabiliyor. Bu verimsizliÄŸi çözecek ÅŸey agile yaklaşımıdır. Yani, projelerin nasıl yönetileceklerinin öne çıkarılmasıdır. Hızlı ve esnek yazılım geliÅŸtirmeye öncelik verip, hata oranlarının en aza indirgenmesi saÄŸlanabilir. Tüm dünyada bir çok yazılım ÅŸirketi son 10 yıldır agile metotlarını birebir uyguluyor.
Türkiye, bu konuda bir hayli gecikti. Biz de ÅŸirket olarak bu metodolojiyi birebir kullanarak ülkemizin yazılım verimliliÄŸini artırmak istiyoruz. Türkiye’de, bir çok yazılımcı agile metodolojisini bilmiyor. Türkiye’deki mevcut yazılım yöntemleriyle dünyanın diÄŸer yazılım üreten ülkeleriyle rekabet gerçekleÅŸtirmek pek mümkün deÄŸil. Bu alanda başı çeken ülkelerin, ana yazılım süreçlerinde agile kullanmaları dikkati çekiyor.
Popülaritesi 2000’li yıllarda ortaya çıkan bu metodolojiyi, kurduÄŸumuz Çevik Yazılım GeliÅŸtirme DerneÄŸi aracılığı ile yazılımcılara duyurmak istiyoruz. Finansmanını kendi imkanlarımızla saÄŸlamaya çalıştığımız bu oluÅŸumda her hangi bir kar amacımız yok. Åžu an için yaklaşık 10-15 ÅŸirket üyemiz var. Tanıtım kampanyaları gerçekleÅŸtirme fırsatımız olmadı. Biz, bir kıvılcım baÅŸlattık. Bunu devam ettirmek, Türkiye’yi yazılım alanında bir yerlere getirmek istiyoruz. www.agileturkey.org adresinden, çalışma ve faaliyetlerimiz hakkında bilgi sahibi olunabilir.
Agile ile ilgili olarak 26-27 Mayıs’ta, ÅŸirket olarak bir eÄŸitim gerçekleÅŸtiriyoruz. Bu çerçevede, 30 yılı aÅŸkın bir süredir yazılım konusunda çalışan ve bu alanda bir guru sayılan Jim Coplien bu eÄŸitime bizzat katılarak bir sunum gerçekleÅŸtirecek. Agile fikrini ortaya atan biri olarak onun aÄŸzından bu metotları dinliyor olmanın farklı bir etki yapacağını düşünüyoruz.
Turk.internet.com; Yazılım alanında özellikle Hindistan’ın adı öne çıkıyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Mehmet Yitmen; Gördüğümüz kadarıyla Hindistan yazılım kalitesini kanıtlamış bir ülke. Intel, Microsoft gibi dev ÅŸirketler Hindistan’da yatırımlar gerçekleÅŸtiriyorlar. Bu, baÅŸarının bir göstergesi. DiÄŸer yandan, Türkiye’ye baktığımızda da yazılımcı kaynağının bulunduÄŸunu görüyoruz. Ancak, Hindistan’da, yazılım sektörü devlet desteÄŸiyle ayaÄŸa kaldırıldı, yatırım yapıldı.
Türkiye de, 10 yıl sonra bir Hindistan olabilir. Biz hatta coÄŸrafi olarak Hindistan’dan daha avantajlı bir konumdayız. Ancak, devletin teÅŸviki gerekiyor. Türkiye’deki mevcut görüntü daha çok küçük yazılım evlerini yıkıp, büyüklerin önünü açmayı hedefliyor gibi bir politik yaklaşım sergiliyor. Oysa, sıfırdan baÅŸlayıp bir yerlere gelmeye çalışan yazılımcıların korunup desteklenmesi önem arz ediyor.
Turk.internet.com; Çok sıklıkla konuşulan tersine beyin göçü bir fantezi mi?
Mehmet Yitmen; Tersine beyin göçü konusunda önemli adımların atılması gerekiyor. Yoksa, bu göç sürecektir. Bu konuda ciddi bir çalışmanın yapıldığı görülmüyor. Türkiye’deki en temel sorun, yetiÅŸtirilen yazılımcılara iÅŸ ve istihdam imkanının saÄŸlanamamasıdır. Oldukça iyi ÅŸartlarla iÅŸ teklifi alan eÄŸitimli kiÅŸiler haliyle yurtdışını tercih ediyorlar. Yazılım konusunda devletin gereken desteÄŸi saÄŸlaması; verimlilik konusunda gerekli çalışmaları yapması gerektiÄŸini düşünüyorum.
Kaynak:
Türk.İnternet.com / Yazar:
Murat Çehreli
-
Yazan: 07 - 05 - 2008 : 12.20 - seray
Web 3.0 olarak da adlandırılan 'semantik web' kavramı, içeriği hakkında daha net bilgiye sahip olduğumuz veri kaynakları üstüne kurulu.
İsviçre'nin Fransa sınırına komşu Cenevre şehrinde kurulu Avrupa Nükleer Araştırma Kurumu CERN'de görevli Tim Berners-Lee, 1989 yılında internetin bu denli kitlesel ve popüler hale gelmesini sağlayan sayfalar arası bağlantı kurabilme, yazılara resimler, videolar ekleyebilme gibi özellikleri mümkün kılan 'web'i icat edip dünyanın kullanımına sunmuştu. Bugün pek gerekmiyor olsa da internet adreslerinin başında 'www' harflerinin yer almasının sebebi, Berners-Lee'nin 'world wide web' (dünyayı saran ağ) terimini hafızalarda taze tutuyor.
Dünyaya sunduğu bu benzersiz buluştan ötürü Berners-Lee 2004 yılında Britanya İmparatorluğu'nun en yüksek kademesini temsil eden 'Komutan Şovalye' nişanını Kraliçe 2. Elizabeth'ten alarak 'Sir' unvanı almıştı.
Halden anlayan web
Sir Lee'nin yeni odak noktası 'semantik web'. Bunu en basit şekilde 'birbirini anlayan veri kaynakları' olarak tanımlamak mümkün. Bugünkü web ortamında bilginin niteliğinin anlanması ve kategorize edilmesi çok zor. Bunun için karmaşık algoritmalar bilgi ayıklamak zorunda kalıyor.
Başka bir anlatımla içinde bilgisayarlarla ilgili bilgi olan birsayfanın hangi gruptaki kullanıcılara hitap ettiği, bilgisayarın hangi alanıyla ilgili bilgi verdiği gibi uzayıp gidecek detayları kesin olarak yazılımlarla tanımlayamıyoruz. Semantik web döneminde sayfalar içerdiği bilgiler ve bağlantılarla ilgili ayrıca kategorik bilgiler veriyor.
Örneğin 'tarama' ile ilgili bir sayfanın yemekten mi, silahlı eylemden mi yoksa saç bakımından mı bahsettiğini sayfanın kendi içinde tanımlayacağız. Bu özelliğin insanlardan çok bilgi tarayan ve kategorize eden size ve benzeri bilgi sistemlerinin işine yaraması bekleniyor. Ancak bu özellik ister istemez akla başka sorular getiriyor.
Sayfayı hazırlayanların yanlış bilgiler girerek ziyaretçi avlamaya çalışmasına karşılık ne yapılacağı net değil. Öte yandan semantik web çağında bütün sayfaların ve bilgilerin kategorize edileceği öngörüldüğü için asıl sevinenin sansürcüler olacağı da düşünülüyor.
İçeriğin kurtuluşu
İnternetin her sene katlanarak büyüyor olması semantik webe yönelik ihtiyacı açıklamak için yeterli. Hem kullanıcıların hem de içeriğin arttığı ve içeriğin yüzde 80'inin bireysel, yüzde 20'sinin kurumsal olduğu düşünülünce web 3.0 olarak da adlandırılan semantik web kaçınılmaz bir ihtiyaç olarak ortaya çıkıyor.
Bu konuda fikir yürüten uzmanlar önümüzdeki 15 yıl içinde hayatın her yanına sızacak internetin kurtuluşunun altyapı yatırımı, bilginin kategorizasyonu, uluslararası kanunlar ve daha ucuz, kullanımı kolay erişim cihazlarında olduğu konusunda hemfikir.
Radikal
-
Yazan: 07 - 05 - 2008 : 11.31 - seray
Adalet Bakanlığı'nca hazırlanan ve dün AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn'e sunulan Yargı Reformu Stratejisi Taslağı, tartışma yarattı. Barolar Birliği, taslağın yargı ile tartışılmadan AB'ye sunulmasını eleştirdi.
Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu,
taslağın Olli Rehn'e sunulduğunu gazetelerden öğrendiklerini belirterek; "Devletin kaderiyle ilgili böyle bir çalışmanın dar bir kadro ile hazırlanması ve tartışılması, giderilmesi olanaksız sorunlara yol açabilecektir" açıklamasında bulundu.
Yargıçlar ve Savcılar Birliği Başkanı Ömer Eminağaoğlu da, taslağın yargının sorunlarını çözmekten uzak olduğunu belirtti.
BAROLAR BİRLİĞİ
Türkiye Barolar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu'ndan konuyla ilgili bir açıklama geldi.
Açıklamada, "Bugünkü gazetelerden, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in, AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn'e hukuk reformu strateji planı taslağı sunduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. Devletin kaderiyle ilgili böyle bir çalışmanın dar bir kadro ile hazırlanması ve tartışılması, giderilmesi olanaksız sorunlara yol açabilecektir" denildi.
Taslakta, yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı, verimliliği, yargı mensuplarının mesleki yeterliliği, ceza infaz sistemi gibi konularda yeni düzenlemeler bulunduğu ve bu konularda 4 yıl içinde 18 yasa çıkarılmasının hedeflendiği belirtilen açıklamada, "Yine gazetelerden, bu taslağın yalnızca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri, başsavcılar, adalet komisyonu başkanları ve bakanlığın üst düzey bürokratlarıyla yakın günlerde tartışılacağı öğrenilmiştir. Bu durum, Türk yargı sisteminde vahim bir gelişmenin habercisi olarak değerlendirilmiştir" ifadesi kullanıldı.
"Yargıyla tartışmadan..."
Açıklamada, "Öncelikle, böylesine önemli bir konunun kamuoyunun ve özellikle de yargının kurucu unsuru olan avukatlar, barolar ve Türkiye Barolar Birliği ile bilimadamlarının tartışma ve değerlendirmesine olanak sağlanmadan Avrupa Komisyonu üyesine sunulması ve sadece bürokratik yapı içinde hareket edilmesi esef vericidir" denildi.
Açıklamada, "Sistemin işleyişinde sorumlulukları olan kişilerin, Olli Rehn'in beklediği temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını nasıl sağlayabilecekleri, savunmayı dışlayan bürokratik bir anlayışla adil yargılanma hakkına nasıl işlerlik kazandırabilecekleri merak edilmektedir. Yargıyı işlevinden uzaklaştırıp bürokratik bir mecraya sürükleyeceği endişesiyle planlanan yargı reformunun demokratik bir anlayış ve süreçte tartışılmasının sağlanmasını dilemekteyiz" denildi.
YARSAV
Yazılı bir açıklama yapan Yargıçlar ve Savcılar Birliği Başkanı Eminağaoğlu da, "Artık yargı, reform söylemleriyle geçiştirilmek değil, kalıcı çözümleri ve bu yolda atılan gerçekçi adımları görmek istemektedir" dedi.
Eminağaoğlu, taslakta yer alan düzenlemelerin evrensel düzeyde kabul edilen ve aynı zamanda AB ilerleme raporlarında belirtilen konuları tamamıyla karşılamadığını savundu.
Taslak metnin, "reform paketi" niteliği taşımaktan uzak olduğunu ileri süren Eminağaoğlu, taslağın, yargı bağımsızlığını ve yargıdaki sorunları çözecek içerikten yoksun olduğunu da belirtti.
Taslak metnin, yargıçların tamamen memurlaştırılması amacını taşıdığını öne süren Eminağaoğlu, taslağın bu yönüyle Adalet Bakanlığı'na hakim olan anlayışı göstermesi yönünden de dikkat çekici olduğunu ileri sürdü.
"Her düzenleme reform olarak sunuldu"
AB sürecinde son 6 yılda Türk Ceza Kanunu'nun 301'inci maddesiyle değişiklikle ilgili 5 kez metin değişikliği yapıldığını anımsatan Eminağaoğlu, her düzenlemenin reform olarak sunulduğunu ifade etti.
Eminağaoğlu, "Aynı konuda 6 yılda 5 kez 'reform' yapılmak zorunda kalınması, yapılan reformlara eşsiz bir örnektir. Yargı hep, adına reform denen bu tarz anlayışı yansıtan düzenlemelerle karşı karşıya bırakılmakta, sonuçta sorunlar katlanarak artmaktadır. Yargı artık bu gibi örneklerle karşılaşmak istememekte, reform olmayan düzenlemelerin reform olarak sunulmamasını, yargıda gerçek anlamda reforma gidilmesini ve sorunlara yargının da öngörüleri, istekleri ve itirazları dikkate alınarak kalıcı çözümler üretilmesini beklemektedir" dedi.
"YARSAV, yargıda reform konusunda atılacak her türlü olumlu adıma her zaman destek vermeye hazırdır" diyen Eminağaoğlu, "Ancak artık yargı, reform söylemleriyle geçiştirilmek değil, kalıcı çözümleri ve bu yolda atılan gerçekçi adımları görmek istemektedir" ifadesini kullandı.
CNN TÜRK
-
Yazan: 05 - 05 - 2008 : 16.39 - seray
Duygu Seli
1
Hani, tıpkı bir ilkbahar fırtınasında karların erimesiyle coşan
Bulanık akan suların oluşturduğu o çılgınca seller gibi
SonsuzluÄŸun kapısında aşılması zor zincirleri kırabilecek güçte bir DUYGU seli…
Yaban güllerinin taç yapraklarında damla damla süzülen su misali
Gıdım gıdım biriken sözcüklerle, çığ olup yuvarlanan bir sevgi
Ama mülevves, ama necip, ama çok yakınken yine
Herkesten uzak uzak...
Susmayı bilmeksizin uzanır uzak diyarlara sesim
Hemde melekleri kıskandıra kıskandıra…
Karışır bal yapan arıların antenlerine ve mor salkımlı daÄŸlara…
Dolanır çiçek çiçek, özüne öz katar her bir renkten
Tadına varır tüm insanlık ama, benden, ondan ırak gibi...
Ama suskun, ama yansır
Ama hep türkü türkü...
Gönülleri okşayan sedalar, harmanlanıp yankılanır döne döne...
Mis kokularla birlikte yayılır çağlara
Elleri nasırlı annelerin dilinde ninni
Manzume olup dolanır sevdalı yüreklerin dudaklarına...
Sürüp gider kâh yanık bir kaval sesinde
Kâh kör bir âşığın dilinde
İz bırakır mor sümbüllü dağlarımın üzerinde
Daraltarak kuşatır soğuğun çemberini
Isıtır güneş güneş tıpkı telli bir gelin gibi...
Ama ayrı, ama süzülür
Ama hep yasak yasak...
İstemezsemde alışırım uzak yaşamaya ama
Neylerim böyle özlem özlem…
Yaprak olur savurulurum ıssız mekânlarda sevda gibi
Üzümsüz bağlarda şiir olur, dillerde destan gezerim
Ondan ayrı, kendimden ırak
Ulu çınar pir dedem
Sığınıp sunarım eksiksiz bir bir hasret kokan tüm şekvalarımı
Yaşarım kardelen çiçekleriyle beraber, rüzgârla dans eder
Eritiriz karla birlikte yüreğimdeki soğukluğu...
Gayret ve ÅŸefkat ile
Hani hak-hukukun işlediği nakış abideleri gibi
İşler ruhuma ilkem yasaları...
Ama öyle, ama böyle
Ama hep yasal yasal...
2
Korkarım, kem göz ile güftelerden
Çobanıyım gönlümün, düşmez hiç elimden bu kaval
İtibarımın bulunduğu diyâr gibi...
Sığındığım gölgede azığımla avunur
Ama özüm hep kahraman...
Sadece bu zincirin en zayıf halkası kadar sağlam
Ana sütü kadar temiz
Durgun sularda yüzen nilüfer çiçeklerine yenilirim
Ama aldatır, ama utanmaz
Ama yüzer hep yavaş yavaş...
En şiddetli fırtınalarda rüzgârlara eğilmedim!
Kursağımdaki hep helâl ama
İsyan eden bir bülbülün akıl sesi!
İhtar etsem de
O gayri ihtiyari yanık, bililtizam
Öyle bir bülbül ki
Dili başıma belâ, eşi bulunmaz bir küheylân!
Ben ürkek bir ceylân, o acımasız bir avcı!
Gülüne sunduğu alelhesap bir âkit, çıkışı olmayan labirent!
Girsem bir dert, girmesem bir dert!
Ama hep dert dert...
İçimdeki şarkı hep söylenir hiç durmaksızın...
Âşıkların dilinde melodi
Çocukların sesinde tekerleme
Ellerinde uçurtma olur arşa doğru...
Açar yediveren güller gibi adalet ve hak ama
Bana yakın, ona uzak
Ama bağları salkım salkım...
O yılan ben ejderha
Toprağın suya
Benim ona doyamadığım an kargaşasında!
O, bakışları çakmak olmayan kurt
Ben ateÅŸ!
O, alev alev kızıl ablukaya mahkûm olurken
Benim de ağaracak saçlarım
Ama onlar hakkın tacı
Hak tacı, ama halkın tacı
Süsler başımı hemde duvak duvak...
3
Parlayan her güne açarken gözlerimi
Kamaşır haktan gelen ışıltılarla
Çözerim yansımaların dilini
Zamana meydan okurken
Hem de onu gösteren aynalara!
Defalarca elenir düşüncelerim yek yek...
Benim dünyamda
Bu günlerin azadeliği salt oldu, ama hep baki
UmutsuzluÄŸu onun olsun
Bendeki inat karanlıksa!
Onun da ârifliğine
Bey'ı bât kelâmına gerek yok
Çizerim en geniş açıları; zincirleri kırar
Yuvarlarım özgürlük çemberini
Fırlatırım hem de ta uzaklara...
Ona yakın ama
Aklı baliğ bana uzak!
Arsız tutsaklığımın bendi; kolu uzun koca bir seki
Ama akd-i sahih ve de her daim sürecek set set...
Koşarım sılama; dağ-bayır demeden
Savrulurum ıssız çöllerde kum gibi...
Hakkın divanında en büyük şahidim, Rabbim!
Delil-tanık ve ispat ile
YoÄŸururum hamur hamur...
Bil-cümle sunarım bülbüle, hem de kafes hariç!
Som altından olacak bir tepsi ve
Üzerinde arıları çatlatan en acı biberi
Ter dökerken kısalsa da günlerim
Uzadıkça uzar en güzel mevsimlerim
Bekler beni ahir zaman
Kucak açar, abdal olurum"Yunus" misali
Bil-farz eyler
Amade olup akdederim geleceÄŸe beyanname-mi
Adem-i iÅŸtirak etmem bil-fiil haktan ÅŸiirleri...
Hem beÅŸeri
Ama sevgi, ama sevda, ama âşktan şiirleri...
Ama şair; ama hep şiir ŞİİR....
İşte, benim sevgim öyle bir sevda ki
Anaların ak sütü, halkımın dili gibi
Hep şiir gibi, ama gibi... GİBİ....
-
Yazan: 05 - 05 - 2008 : 15.30 - seray
* Arizonalı bir adam kelepçelerle oynarken kendini kelepçeledi ve anahtarı bulamadı... Kendisini kurtarmak için çilingir çağırmak yerine polisi arayınca başı belaya girdi... Onu kelepçeden kurtaran polisler, ödenmemiş bir kefalet borcu bulunduğunu belirleyince onu yeniden kelepçelediler...
* Gillette şirketi 1902 yılında güvenli jilet satmaya başladığında yüzlerce erkek satın aldı... Sonra da bu jiletlerin sakallarını kesmediğini söyleyerek onları çöpe attılar... Gillette yetkilileri, mutsuz müşterilerin tıraş olmadan önce jiletin sarıldığı kağıdı çıkarmadıklarını fark ettiler...
* Chevrolet, yeni model arabası için "Nova" ismini buldu ama sonra arabayı Latin Amerika'da satamayacakları anlaşıldı... Çünkü "Nova", İspanyolca'da "gitmez" anlamına geliyordu...
* 1932 yılında Los Angeles olimpiyatlarında Fransız atlet Jules Noel'in disk atmada kırdığı olimpiyat rekoru sayılmadı... Çünkü atışı izlemesi gereken bütün hakemler, sırıkla yüksek atlama yarışmasını izlemek için arkalarını dönmüşlerdi...
* 1840'da ABD başkanlığına seçilen William Henry Harrison, çok soğuk bir günde Washington'da açık havada düzenlenen göreve başlama töreninde şapka ve palto giymeyi reddederek yaptığı uzun konuşma sonucu zatürre oldu... Yeni başkan sadece bir ay görev yaptıktan sonra öldü...
* Meksika'daki bir sağlıklı yaşam merkezinin sahibi, vasiyetine mezarlığın sigara içilmeyen bölümünde gömülmek istediğini ısrarla ekletmeye çalıştı.
* 1971'de toprak kaymalarını incelemek isteyen Japon bilim adamları, büyük bir yağmur fırtınası efekti yapmak için bir tepeyi yangın hortumlarıyla adam akıllı suladılar. Bu yüzden tepenin çökmesi sonucu meydana gelen heyelanda, dört bilim adamıyla 11 izleyici hayatını kaybetti.
* Fransız ordusu, askerlerin mayın tarlalarında yürüyebilmelerini sağlayan patlamaya dayanıklı botlar icat etti. Fakat botlar o kadar ağır ve içinde yürünmesi o kadar zordu ki, askerler mayınlarla havaya uçmadan önce pusuya yatan düşman askerleri tarafından vuruluyorlardı...
* 1985'de New Orleanslı cankurtaranlar o yıl şehrin havuzlarında kimsenin boğulmamasını kutlamak için bir parti verdiler. Partide konuklardan biri boğuldu.
* 1975'de İngiliz bir çift televizyonda en sevdikleri programı izlerken erkek yarım saat süren bir gülme krizi sonucu kalp krizi geçirerek öldü... Eşi, cenazeden sonra programın yapımcılarına bir mektup yazarak, kocasını hayatının son dakikalarında bu kadar mutlu ettikleri için teşekkür etti.
* 1983'de mağazada hırsızlık yaparken yakalanan San Diegolu bir kadın polislere eğer onu bırakmazlarsa morarana kadar nefesini tutacağını söyledi. Polisler kadını bırakmadılar, o da gerçekten ölünceye kadar nefesini tuttu.
-
Yazan: 05 - 05 - 2008 : 15.15 - seray
SADRAZAM HAMAMDA
Günlerden bir gün
Hamama gideceÄŸi tuttu
Sadrazam hazretlerinin
Bir yanında birinci veziri
Bir yanında ikinci veziri
Bir yanında üçüncü veziri
Sonra efendime söyleyeyim
Peşkircibaşısı
Nalıncıbaşısı
Sabuncubaşısı
Velhasıl tam dört yüz kişilik kafile
Peştemal takıp girdiler hamama
Geçtiler kurnaların başına
Üçer beşer
Sadrazam deseniz
Kuruldu göbektaşına
Yan gelip yattı
Memleketin en ünlü tellakları
Sardılar dört yanını
Kimi elini kaptı kimi bacağını
Bir keseleme, sürtme faslıdır başladı
Tamam on iki saat
On iki ünlü tellak
İncitmeden keselediler
Hazretin mübarek vücudunu
Öylesine kir çıktı ki sormayın
Her biri nah parmağım gibi
Aman efendimiz bu ne kiri
Demeye kalmadı
Keselerin altında eriyip gitti
Koskoca sadrazam
Bütün maiyet erkanı yerinden fırladı
- Nittünüz devletliyi
Dediler tellaklara
Tellaklar cevap verdi:
- Biz yıkadık, keseledik
Devletlinin kirden ibaret olduÄŸunu bilemedik
Suç bizde değil
Neyleyelim
Kir bitti Sadrazam elden gitti ...
Ümit Yaşar Oğuzcan
( 1926 - 1984 )