Yazan: 29 - 02 - 2008 : 13.12 - milo
TERSANE İŞÇİLERİ DİRENİYOR
DİSK’e baÄŸlı Limter-İş Sendikası, işçi ölümleriyle gündemden düşmeyen Tuzla tersanelerinde grev kararı aldı. “Bir ayda 6 arkadaşımız öldü, baÅŸka çaremiz kalmadı” diyen sendika baÅŸkanı Cem Dinç, 27 ve 28 Åžubat’ta grev yapacaklarını söyledi.
15 YILDA 82, SON 7 AYDA 18, SON BİR AYDA İSE 6 TERSANE İŞÇİSİ İŞ KAZASI SONUCU VEFAT ETTİ.
Bütün bu ölümler iÅŸverenlerin hırsı sonucudur. EmeÄŸin sömürülerek sermayeye dönüştürülmesinin eseridir. Yüzbinlerin iÅŸ aramaktan vazgeçtiÄŸi için iÅŸsizlik istatistiklerine dahil edilmediÄŸi ortamda buldukları bu ağır ve tehlikeli iÅŸte nazi kamplarındaki görüntüleri aratmayacak barakalarda birlikte uyuyan, sosyal sigortaları ya hiç yapılmayan yada eksik gösterilen, fazla mesaiye zorlanan, zorlandıkça yorulan,yoruldukça iÅŸ kazası riskini artıran insanların sırtından kazanılan kanlı paralar…
Ve günün birinde sabır taşıp da işçi saÄŸlığı ve güvenliÄŸi kurallarını TALEP EDEREK direniÅŸ ve greve hazırlanan işçilere Devletin Bakanı fırça çekmek, sendikacıları “ideolojik eylemlere teÅŸvik etmek” gibi suçlamaları yapabilme CÜRETİNİ gösterebiliyor.
Oysa ki tersane işçileri bakın ne ideolojik(!) taleplerde bulunuyorlar.
Tersanelerde, Ağır ve Tehlikeli İşkolu Yönetmeliği uygulansın
Günlük çalışma saati 7.5 saat olarak acilen hayata geçsin
Sigortalarımız, aldığımız ücret üzerinden ana firma tarafından tam ödensin
Ücretlerimizin ödenmesi, ana firma tarafından güvence edilsin
Sağlıklı barınma evleri, soyunma dolapları, işkoluna uygun kaliteli yemek
Saat 10.00’da ve 15.00’te çay molası ile sosyal haklarımız eksiksiz verilsin
Tüm tersanelerde temsilcilik açma olanağı sağlansın.
İdeolojinin, ideolojik suçlamasının aslında ne olduğunu bakın Umur Talu nasıl açıklıyor.
Tersane ittifakı
Tersane ve gemi sanayi patronlarının dört temsilcisi, yanlarına "sakin" bir sendika temsilcisi alarak bugün basın toplantısı yapıyor. Harika slogan şu: "Gemileri yakmayın."
Gemileri yakan olmadığına göre, Tuzla'da 8 ayda 19 ölü çıktığı için, "bizi çok sıkmayın."
"Tuzla'nın çağdaş gazetesi" nden mektup geldi. Bir ölümün arka planı.
Özetleyeyim:
1. İstanbul Denizcilik, tersane sahibi, "iş önlemleri almadığı için" yüzde 40 suçlu.
2. Umut Gemi, taşeron firma, yüzde 30 suçlu.
3. Cengiz Tatlı 36 yaşında ardında üç çocuk bırakan, sizin tabirinizle "elektriğin çarpıp kaçtığı" işçi. Müfettişlere göre ölümünde yüzde 30 suçlu.
4. İstanbul Tersanesi' nin ortağı AKP'den Büyükşehir Belediye Meclisi Üyesi.
5.. Umut Gemi' nin, taşeron firmanın sahibi, üç dönemdir CHP İlçe Başkanı.
6.. CHP'li İlçe Başkanı' nın şirketi AKP'li Meclis Üyesi'nin şirketinden yılda 2.5 trilyonluk iş alıyor.
7. CHP'li milletvekilleri, Mehmet Sevigen ve Çetin Soysal sizin "fitili ateşleyen" manşetinizden 6 ay sonra, Baykal' ın baretli ziyaretinden birkaç gün önce Tuzla'daydı. Soysal, "Burada 19. yüzyıl koşulları var. Elektrik çarpmasıyla vefat çok ilkel ölüm" dedi.
8. Birkaç gün sonra bir TV kanalına canlı bağlandı, insanın haklarını gözeten komisyonun üyesi Soysal. Sunucu sordu: "CHP İlçe Başkanı da taşeron. Cengiz Tatlı onun işçisiydi. Bir şey yapmayı düşünüyor musunuz?.." Soysal cevap verdi:
"Hasan'ı bilirim. İyi çocuktur. Sosyal demokrattır, çağdaştır."
Memlekette "köle düzeni" dair yazdığım onca yazının ana fikri bu büyük, "Muhafazakar, milliyetçi, cumhuriyetçi, ulusalcı, sosyal demokrat, liberal, çağdaş, maneviyatçı, laik" ittifaktı zaten! İşçi Tatlı, yüzde 30 suçlu sayılarak böyle acı acı yüzde 100 ölmüştü!
Yazan: 05 - 01 - 2008 : 01.51 - milo
Sayın Orhan Ercan dikkatlerine, Ankara, 12.01.1988
Konu: .Gözlük
Pek Muhterem Orhan Ercan bey kardeÅŸim,
8 ocak 1988 tarihinde lütfedip beni evinizde misafir etmiştiniz. Pek büyük bir şanssızlık neticesinde ve biraz da acele etmemden sebeple, gözlüğümü kıymetli evinizin nadide banyosunda unutmuş bulunmaktayım. Binaenaleyh, zamanınızı almaktan son derece müteessir olmakla beraber, gözlüksüzlüğün ne denli zor bir durum olduğunu takdir edeceğinizi ümid etmekten başka yapacak bir şeyim yoktur. Pervasız misalimi mazur görün, bir nev-i yarım insan gibi addediyorum gözlüksüzken kendimi efendim. Kıymetli zamanınızdan bir kısmını ayırarak, gözlüğümü yurtiçi kargo marifetiyle tarafıma gönderebilirseniz (misal, bir diş macunu kutusuna koyup gönderebilirsiniz) size olan minnetimin ziyadesiyle artacağını arz ederim efendim.
Not: Kargo mesarifleri bizzat tarafımdan ödenecektir. Saygı ve muhabbetlerimle kucaklarım,
Muharrem Ensari
--------------------------------------------------------------
Sayın Muharrem Ensari dikkatlerine, İstanbul, 13.01.1988
Konu: Gözlük
Aziz dostum Muharrem Ensari bey,
Gözlüğünüzü bizim fakirhanenin banyosunda unutmuş ve dolayısiyle zor bir durumda kalmış olmanızı büyük bir teessürle müşahede ettim. Filhakika bu sabah, zevcem Belkıs hanımefendi, gözlüğünüzü banyoda bulduklarını bana söylemişlerdir. Kendisinin bana bildirirken yüzünün kızardığı bir başka gerçekten yola çıkarak anladımki, gözlüğün unutkanlık ve acelecilik sebebiyle banyoda kaldığı aşikardır, zira sifon da çekilmemiştir. Netice itibariyle, pek tabii ki kıymetli gözlüğünüzü tarafınıza yollayacağım (omo kutusuyla göndermem daha yerinde olacaktır kanaatindeyim, diş macunu kutusunda gözlüğünüz kırılabilir maazallah). Ancak, bahis açılmışken izninizle benimde küçük bir istirhamım olacak. Daha öncede defaten arz ettiğim ve tahmin ediyorum ki sizin de unutmuş olabileceğiniz gibi, 1985 senesinin kasım ayında evinizde kalmış olan esvablarımın tarafıma gönderilmesi, bu iki önemsiz ve fakat can sıkıcı tesadüfün aynı anda tatlıya bağlanmasına vesile olacaktır.
Not: Kargo masrafları küçük bir detaydır, ehemmiyetsizdir, size bir şey olmasın. Muhabbetle kucaklarım,
Orhan Ercan
--------------------------------------------------------------------
Sayın Orhan Ercan dikkatlerine, Ankara, 14.01.1988
Konu: Gözlük
Pek muhterem Orhan Ercan beyciÄŸim,
dün göndermiş olduğunuz faks mesajınızı aldım, teşekkür ederim, teveccüh buyurmuşsunuz efendim. Esvablarınızın size gönderilmemesindeki ihmalkarlığım affedilecek cinsten değildir. Faksınızı okurken bir kez daha utandığımı arz etmek isterim. Amma velakin, nur içinde yatsın, cebir müderrisimiz Edib beyin de söylediği gibi elmalarla armutların toplanmaması icab eder. Gözlüğün ehemmiyetiyle, birkaç parça esvabın ehemmiyeti kıyaslanmamalıdır. Zira siz esvablarınız olmadan da örtünebilirken, benim gözlüksüz "Yüce Mevlam dostlardan uzak eylesin" bir amadan farkım kalmamıştır. Gözlüğüm olmadan esvablarınızın, evin hangi köşesinde olduğunu bulabileceğim dahi şüphelidir. Mevzua pek iyi bildiğim aklıseliminizle bakacağınızdan eminim efendim.
Not: Zevceniz hanımefendiye en derin hürmetlerimi iletiniz efendim, sifonu çektim lakin zannederim ki şamandrası bozuktu, çalışmadı. Sevgi ve muhabbetle kucaklarım,
Muharrem Ensari
------------------------------------------------------------
Sayın Muharrem Ensari dikkatlerine, İstanbul, 15.01.1988
Konu: Gözlük
Muharrem beyciÄŸim,
faksınızı aldım, teşekkür ederim ne rahmetle hatırladığımız cebir müderrisimiz edib beyin, ne de cebirin, mevzumuzla bir alakası olduğu kanaatindeyim. Yok eğer mevzumuz cebir ise biz ne der idik unuttum, şimdiki talebelerin fonksiyon tabir ettiği şeyi nazari dikkate alacak olursak, a * x = b*y+c misalinde olduğu gibi x in değeri ilk evvela y daha sonrada a,b ve c gibi değerlerle alakalıdır. Bu misalin ana fikri şudur; Ne ekersen onu biçersin. Yani siz doğru dürüst bir y olsa idiniz x de ixliğini bilir sizin gözlüğünüzü memnuniyetle gönderir idi.
Not: Belkıs’ında selamı var. Muhabbetle ellerinizi sıkarım.
Orhan Ercan
-----------------------------------------------------------
Sayın, Orhan Ercan dikkatlerine Ankara, 16.01.1988
Konu: Gözlük
Orhan bey,
faksınızı aldım. Muhtemelen eskiciden alınmış olan değersiz esvabların, bir ihtiyarın sıhhati ile oynamak için alet ediliyor oluşunu ibretle takip ediyorum. Gözlüğümü çerçevesiyle beraber (safilodur) acilen tarafıma göndermenizi aksi halde dalağınızla cima etmek mecburiyetinde kalacağımı binnetice arz ederim.
Not: Belkıs hanım’a bir ÅŸey olmasın. Hışımla ellerinizi sıkarım.
Muharrem Ensari
--------------------------------------------------------------
Sayın Muharrem Ensari dikkatlerine, İstanbul 17.01.1988
Konu: Gözlük
Muharrem,
faksını aldım. Hoşt köpek. Mevzuu daha fazla dallandırıp budaklandırmanın alemi yok, ne ka ekmek o ka köfte. Gönder esvabları al gözlüğü.
Not: Bu iÅŸe Belkıs’ı karıştırma, Allah belanı versin,
Orhan Ercan
------------------------------------------------------------------
Sayın Orhan Ercan dikkatlerine Ankara 18.01.1988
Konu: Gözlük
Orhan öküzü,
küstah faksını aldım. Köpek senin babandır, nur içinde yatsın, enik! Esvablarını banyo sobasında yaktım. Gözlüğü bedenindeki en münasip deliğe sok.
Not: Belkıs’ın neler karıştırdığını bilseydin keÅŸke. Afyon vali muavini Ekrem bey’i bir sor bakalım kendisine. Helvanı yeriz inÅŸaallah.
Muharrem Ensari
--------------------------------------------------------------
Sayın Muharrem Ensari dikkatlerine, İstanbul 19.01.1988
Konu: Gözlük
Salak Muharrem,
gözlüğü sattım. Epeyde para etti mubarek. İki kat yeni esvab aldım kendime. Benim bu işte karıdan gayrı bir ziyanım olmadı, bu yaştan sonra da karıyı neyleyim, kovdum orospuyu kurtuldum zaar, olan senin gözlüğe oldu.
Not: O ekrem itini görürsen söyle, onunla görülecek hesabım var. Tez vakitte geberesin.
Orhan Ercan