-
Dost kalalım dedin, aşkımı sildin
Bu kem yara beni üzmekte dostum
Zalim bir mengene içimde sevgin
Gün be gün kalbimi ezmekte dostum
[font=Times New Roman][size=3]Aşkınla onursuz,
-
Bugün yağmur yağacak
Kuşlar böyle söyledi
Yarın güneş doğacak
Taşlar böyle söyledi
[size=3][font=Times New Roman]Memleket düze
-
CANI İSTERSE
Çağırdım usulca
Gelmedi
Neymiş efendim
Duymamış
[size=3][font=Times New Roman]Bangır bangır bağırsa mıydık
-
-Gözlerinde kaybolup düşüyorum derinlere
Düşmekteyim, düşmekteyim, muhtacım o ellere!-
Öyle bir ateş ki içimdeki
[color=blue]Yakar, yakar da derinden[/C
-
Özlüyorum gülüm…
Çıldırtan yalnızlık gecelerinin
Bitecek görünmeyen durağanlığında
Kollarımda uyuklayan hüznün
[font=Times New Roman][size=3]Özlemler yaratan keşmekeşinde[/S
-
Çal kemancı
Ayrılık sonatını her akşam üstü
Bir akşam üstü ayrılmıştık biz
Yorgun gecelerimizin eşiğinde.
[size=3]Düşüncelerimizin raksı eşliğinde[/S
-
"şu anki derinliğin altında daha çok yanıt"
Neden ama neden? Neden cevaplar ve sayfalar birbirini takip etmiyor. Ben neden aynı sayfada defalarca bu linke tıklamak zorunda kalıyorum? Neden kimin daha önce cevap yazdığını takip edebilmek için cevap saatlerini kontrol etmek zorunda kalıyorum. Yok mu bu işin bir çözümü? Varsa bir kuralı bilelim de uygulayalım.
İmdaaaaat.
-
GENÇLİĞİM
gençlik nedir bilmem
ahir zaman geldi geçti ömrümden
yıllar geçti gün dönmeden
soldu ömür yar tenine değmeden
F.Gül Başar
Yıllar geldi geçti hep keder ile
Aşk bahçesinde gül idi soldu gençliğim.
Gönül tasım doldu da taştı çileyle
Bir hazan mevsimi oldu gençliğim.
Bir ömür boyunca hep acı vardı
Ben kendime dost bildim
-
Bugün yaptığım bir keşif sırasında başıma komik bir olay geldi. Sanık avukatı savunma tanıklarını dinletmek istediğini söyledi. Tanıkları çağırdılar. İçlerinden biri 40 yaşlarında bir bayandı. Ayağında şalvar, sırtında eski bir deri ceket, tipik bir Anadolu kadınıydı.
Karşıma geldiğinde her iki eli de deri ceketinin cebindeydi. Ben kendisini kırmadan uyarmak için gülerek “ellerini çıkar b
-
Farkında değilsin iş ve gücünden
Dünyaya ne verdin, ne sence gerçek?
Şu eşsiz doğada gördün mü hiç sen
İlkbahara gülümseyen bir çiçek?
Bir taş duvar kadar sahip çıktın mı
Yaşamına sahip çıkan böceğe?
Sıkıldın mı yaşamaktan, bıktın mı?
Bugünden ne bıraktın geleceğe?
Neden açar dağ başında kardelen,
Kimseden minnet bekler mi acaba?
Sudaki nilüfer ne ister senden,
Boşa mı gitmiştir se
-
I
Sen benim dokundukça solan nazlı çiçeğimsin
Dokunmayacağım
“Öpme beni” diye ağlayan güzel bebeğimsin
Yakınmayacağım
Üzülürsün bilirim, o mahzun tavrı
Takınmayacağım
Sen mutlu ol yeter ki gözümü budaktan
Sakınmayacağım
II
Hoşuma gidiyor bu yara, kanasın varsın
Dağlamayacağım
Ne kadar acı verse de gözümden yaş gelse de
Ağlamayacağım
Geleceğimizi ham bir
-
Bu şiiri herkes değil
Ozan gelsin yorumlasın.
Bakmasın hiç kara cahil
Yazan gelsin yorumlasın.
Silmeli nefret ve kini
Okşadığım lamba cini
Fesat ve şer düzenini
Bozan gelsin yorumlasın.
Hayat cevapsız bir soru
Nedir gerçek, nedir doğru?
Kavgaya mezar çukuru
Kazan gelsin yorumlasın
Mutluluğu çalan değil
Arasatta kalan değil
Olur olmaz gülen değil
Kızan gelsin yorumlasın
Ke
-
Boşa geçen günlerimi topladım bugün
Yaldızlı kağıtları katıp içine
Bir demet çiçek yaptım onlardan
Lakin para veren olmadı.
Tohum diye tarlaya saçtım
Bir şey bitmedi.
Akıl potasında eritip
Güzel bir sürahi yaptım
Suyu almadı.
Bir zil yaptım sonra, kapıma taktım
Sesi çıkmadı.
Lamba yaptım ışıtmadı.
Soba yaptım ısıtmadı.
Akşam olunca bir de düşündüm ki
Bugünü de boşa geçirmişim.
-
Adem ile Havva baþlangýcýdýr
Ýnsanlýk varolmuþ doðmuþtur sevgi.
Bazen mutluluk bazen acýdýr
Yürekte küçücük bir kuþtur sevgi.
Bir içten gülüþtür, bir tatlý bakýþ
Kalpten doðan istek, duygudur sevgi.
Sessizce gönülden gönüle akýþ,
Bitmeyen heyecan, kaygýdýr sevgi.
Bir aðaç dalýnda, tomurcuk gülde
Yetiþen her yeni candadýr sevgi.
Aðlayan gözlerde, inleyen telde
Damarda dolaþan kandadý
-
Bu sabah dünya tümden şenlenmiş
Çiçekler yağmuru içerken mesut.
Uzaktan bir kaçı bana seslenmiş:
“Haydi” diyorlar, “Derdini unut.”
Bir anda aralarına aldılar beni
“Bak” dediler “Şimdi her şey yepyeni,
Bizim mutluluğumuz sarsın da seni
Gönlündeki derdi kederi uyut”
Unuttum o an her şeyi ben de
Sonsuz bir neşe vardı evrende
Rüzgarın sesi
-
Doğan güneşin ufku kızıla boyadığı yerde
Ayaklar kızıl balçığa saplandı
Kızılın ölümünün ardından
Kara toprak için
Çiçek toplandı.
Çiçekler soldu yenileri açtı
Her toprak yığını için bir tane
Ve dört bir yan çiçeklerle doldu
Sürerken efsane.
Güneşin batmaya yüz tuttuğu yerde
Mor renkli dağlar aşılıp
Tepeler atlandı.
Tam hedefe ulaşılacakken
İlkbahar, yaz, sonbahar, kış
Dünya dörd
-
Diyar diyar uzakta satır satır yakınız
Mektup mektup özlemler gider gelir arada
Bin heyecan yaratan sözler nerde kaldınız?
Dua dua dilekler sizle varır murada.
Merhabalar bir tanem diyerek başlıyorum
Merhabalar hayatım diyerek başlıyorsun
Okuduğum her satır ile kalkar uçurum
Yazdığım her kelime bize köprüler kursun.
Yazıyorum bugünü, geçmişi, geleceği
Okuyorum özlemle yazdığın satırla
-
BIRAKMAK
Gidiyorsun
Beni bana bırakıp.
Gitme, kal demeyeceğim
Seni sana bırakıp
Gidiyorsun
Başka güne bırakıp
İlişkimizdeki yarım kalanı.
Senden istediğimi
Geçmiş güne bırakıp
Gidiyorsun
Senin olanı almadan.
Bekle
Ben de geliyorum
Beni sana bırakıp.
-
YOLCULUK
Defter gibi dürülmüşüm
Sayfa sayfa, yaprak yaprak
Bir fırına sürülmüşüm
Vücudum fırından sıcak
Atılmışım sel önüne
Yolculuk mahşer gününe
Küçüğünden büyüğüne
Tüm insanlık benden uzak
Söz söyleyen dil benimdir
Dikeniyle gül benimdir
Tükenmeyen yol benimdir
Ve yollarda binbir tuzak
Hepimiz yok olacağız
Kalacak bu dünya ıssız
Ağlarken dertlere ağız
Bir türkü tutturmuş
-
SEVMEYİ ÖĞRENMEK
Bilmiyorum diyorsan sevmeyi
Verdiğim kalıplara sok duygularını
Gör bak nasıl kaçıracak bu sevgi
O tatlı uykularını.
Gözlerimdeki ışığı gör
Ve yüreğinin sesini dinle
Gösterdiğim hedefe at gönül okunu
Bil ki sevgi hep seninle..
Acemidir o ilk bakış evet
Savruktur ağzından çıkan her kelime
Ben bilirim sevmeyi, öğretirim sana da
Uzat elini elime.
Yaşından değildir
-
OYUN
Adım adım, metre metre yol uzak
Burcu burcu kokusuyla gül uzak
Uzaklardan bize kızıl kor gelir
Tüter duman duman, sevda zor gelir
Rüzgarın ıslığı bir türkü söyler
Aşkın yalnızlığı bir türkü söyler
Türkünün içinden sevdalar gelir
Kalpleri titreten nidalar gelir.
Tükenirken şu ömürler an be an
Sonsuzluk hızıyla geçmekte zaman
Zamanın içinden bir beste gelir
Zamana inat ya ahe
-
AKŞAM OLUYOR ŞEHİRDE
Akşam oluyor şehirde…
Yukarıda yavaş yavaş belirmeye başlayan yıldızlar,
Aşağıda koşuşturan bir kalabalık…
İnsanlar yorgun, telaşlı ve bitik
Kulaklarımızı korna sesiyle dolduran bir trafik…
Şehir ve ben çaresizliği bölüşüyoruz
Ve birbirimize nefretle bakıp,
Karşılıklı küfürleşiyoruz.
Akşam oluyor şehirde…
Ayaklarımın altında buzdan bir kal
-
MUHAKEME
Bir bana baktı jüri üyeleri,
Bir de sendeki güzelliğe…
Ve benim sana mahkum olmama karar verdiler.
İtiraz ettim.
Sonra
Bir senin sevgini ölçtüler,
Bir de benim sevgimi
Ve bana dönüp:
“ Önceki kararımız geçersizdir,
Sen zaten ona mahkummuşsun” dediler.
Ha şöyle dedim.
-
[b]YILLAR SONRA
Köşe başındaydı…
Beni bekliyordu…
Sevgi dolu bir gülücükle adımladı
Aramızda kalan mesafeyi.
Bir nisan akşamında gibi
Sessiz bir yağmur boşanıverdi gözlerinden.
Kolları boynumda,
Başı göğsümde
Bir an mı,
Bir yıl mı,
Bir ömür mü?..
Öylece kalakaldı bir süre.
Neden sonra…
Başını kaldırıp gözlerimizi buluşturduğunda
Belli belirsiz sözcükler dökülüver
-
[b]YOKLUĞUN
"yokluğun, ölümle imlenir”
Arzu Eşbah
Yokluğun
Sırtımın ağır yükü
Yüreğimin cenderesi
Hiçliğimin kıyısı
Sararmışlığı yaprağın
Ölmüşlüğü bazı renklerin,
Solmuşluğu mavinin, turkuazın…
Yokluğun
Çığlığı yalnızlığın, elleri kimsesizliğin
Kaybolması sevili rüyaların
Gecemin mateminde yaşları gözlerimin
Direnmesi burukluğun
Çı