-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 23.09 - okitay_58
2005 yılında kredi kartından dolayı icraya verildim. ilk icra tutarı 1600 ytl idi. 2005 yılı aralık ayından itibaren borç tutarım 3200ytl civarı oldu ve maaşıma haciz uygulanmaya başladı. 2006 yılı şubat ayında askerlik nedeniyle çalıştığım kamu kurumundan kıdem tazminatımı alarak ayrıldım ve aldığım tazminattan maaş haczimi toplu olarak ödedim. toplam 3 ay kesilmişti (1200ytl civarında) iş yerine gönderilen maaş haczi 3300 ytl civarıydı. tazminatımdan toplu ödediğim tutar 2100 ytl. yani iş yerine gönderilen tutarı tamamen ödemiş oldum.
o tarihte çıkan yasaya göre borcu anaparasına %18 faiz ile 18 aya bölerek ödeyebiliyordum. 2006 yılı şubat ayında konu ile ilgili avukatlık bürosu ile konuşmamda borcun tahsil edilme sürecinde toplam tutarının 5200 ytl olduğunu yalnız toplu ödeme yapmam durumunda faiz indirimi uygulanacağını ve 3 ay kesilen paranın üzerine 2100 ytl yatırdığım taktirde borcu kapatacaklarını kanunu uygulamaya gerek olmadığını söylediler ve bende uğraşmamak için kabul ettim. 2100 ytl lik ödemeyi kurum aracılığı ile yaptırdım. ödeme belgelerim kamu kuruluşunda çalıştığım için dosyamda hala duruyor.
Kurum aracılığı ile ödeme yaptığım için borç 1 ay sonra yatırıldı ve ben bu esnada askeri görevime başlamıştım. askerliğimi şırnakta yaptım ve tam 15ay sivil hayatla hiçbir bağım olmadı dolayısıyla borcun kapandığına dair belgeyi alamadım.
2007 yılında askerliğim bitti ve işime tekrar başladım. askerliğim bittikten yaklaşık 3 ay sonra avukatlık bürosu beni arayıp 5200 ytl borcum olduğunu bunun 3300 ytl lik kısmının yattığını bu yatan para ile borcun anaparasını ödediğimi ama masraflar vs. gibi borçların durduğunu belirterek ödeme yapmamı istedi. ben durumu kendilerine izah ettiğimde borcun kapandığına dair elimde belge olmadığı için bu parayı benden alacaklarını kaba bir şekilde belirttiler. söylediklerine göre borcun anaparası ödenmiş kalan kısmına faiz uygulanmıyormuş.
konunun çok uzadığını biliyorum affınıza sığınarak bağlıyorum. bu durumda 2006 yılındaki kanundan faydalanma olasılığım varmı? askerliğim dolayısıyla bu kanundan faydalanamadığım ortada. ve ortada bir mağduriyet var. bu konuda yardımcı olmanızı saygılarımla rica ediyorum.
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 20.20 - aykut55
--------------------------------------------------------------------------------
Öncelikler şimdiden yazacağınız cvplar için tşk.ed ve inş konuyu doğru yerde açmışımdır
Ev sahibimle aramda yaptığım kira kontratı 400 YTL olarak gözükmekte.. Elektriği üstüme almak için TEDAŞ a gittiğimde bana '' Noter tasdikli aslı gibidir'' yazılı istediklerini belirttiler.. Bunun üzerine kira kontratımı ev sahibi kira bedelini 200 YTL belirleyeyip bunu Notere Aslı Gibidir yazılı onayanı aldıktan sonra TEDAŞ a teslim etmek bulunmaktayım.. Ve şu an sözleşmemin dolmasına 2 ay var ve evi boşaltmak istiyorum.. Ev sahibi de kalan iki senetimi senden icra yoluyla tahsil ederim demiştir.. Şimdi anlayamdığım konu var.. 200 YTL tasdikli bi kontrat mevcut fakat ev sahibimde 400 YTL.. Senetler 400 YTL üzerinden fakat beyan edilen tutar 200 YTL.. Burada bu işlemler kanıtlandıktan sonra icra olayı nasıl bir seyir izler.. Hukuk terimlerine iyi kuramadığımdan sorunumu tam olarak açıklayamıyorum İnşallah ne demek istediğim anlaşılmıştır
bnm yaptığım araştırmaya göre ev sahibim Vergi Ziyaı suçu işlemektedir VUK a göre yanlış anlamadıysam ?
VUK 341.Madde
I - Vergi Ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini yerine getirmemesi veya EKSIK yerine getirmesinden dolayı verginin noksan tahakkuk ettrilmesi veya eksik yerine getirilmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemsi ifade eder...
Ayrıyetten gelir idaresi başkanlığna göre
Mesken kira gelirleri elde edenler bu gelirlerini beyan etmedikleri veya eksik beyan ettikleri takdirde 2.300 YTL istisnadan YARARLANAMAZLAR.. (2300 YTL ve yanlış beyan suçlarından ev sahibi 800 YTL için buna gireşebilir mi)
Beyan edilmesi gereken kira gelirinin bildirilmemesi üzerine mükellef adına 2 Kat II.Derecede usulsüzlük cezası kesilir ve gelir takdir komisyonunca takdir edilir..
Benim olayıma tam uymakta mıdır..Şimdiden teşekkürler...
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 20.17 - aykut55
Öncelikler şimdiden yazacağınız cvplar için tşk.ed ve inş konuyu doğru yerde açmışımdır :(
Ev sahibimle aramda yaptığım kira kontratı 400 YTL olarak gözükmekte.. Elektriği üstüme almak için TEDAŞ a gittiğimde bana '' Noter tasdikli aslı gibidir'' yazılı istediklerini belirttiler.. Bunun üzerine kira kontratımı ev sahibi kira bedelini 200 YTL belirleyeyip bunu Notere Aslı Gibidir yazılı onayanı aldıktan sonra TEDAŞ a teslim etmek bulunmaktayım.. Ve şu an sözleşmemin dolmasına 2 ay var ve evi boşaltmak istiyorum.. Ev sahibi de kalan iki senetimi senden icra yoluyla tahsil ederim demiştir.. Şimdi anlayamdığım konu var.. 200 YTL tasdikli bi kontrat mevcut fakat ev sahibimde 400 YTL.. Senetler 400 YTL üzerinden fakat beyan edilen tutar 200 YTL.. Burada bu işlemler kanıtlandıktan sonra icra olayı nasıl bir seyir izler.. Hukuk terimlerine iyi kuramadığımdan sorunumu tam olarak açıklayamıyorum :( İnşallah ne demek istediğim anlaşılmıştır :(
bnm yaptığım araştırmaya göre ev sahibim Vergi Ziyaı suçu işlemektedir VUK a göre yanlış anlamadıysam ?
VUK 341.Madde
I - Vergi Ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini yerine getirmemesi veya EKSIK yerine getirmesinden dolayı verginin noksan tahakkuk ettrilmesi veya eksik yerine getirilmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemsi ifade eder...
Ayrıyetten gelir idaresi başkanlığna göre
Mesken kira gelirleri elde edenler bu gelirlerini beyan etmedikleri veya eksik beyan ettikleri takdirde 2.300 YTL istisnadan YARARLANAMAZLAR.. (2300 YTL ve yanlış beyan suçlarından ev sahibi 800 YTL için buna gireşebilir mi)
Beyan edilmesi gereken kira gelirinin bildirilmemesi üzerine mükellef adına 2 Kat II.Derecede usulsüzlük cezası kesilir ve gelir takdir komisyonunca takdir edilir..
Benim olayıma tam uymakta mıdır..Şimdiden teşekkürler...
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 20.11 - Cristo
Merhabalar öncelikle böyle bir siteyi kuranlara tşk eder bi konuda yardımlarınızı rica ediyoruz..
Burda bunu yazarken kendi adıma değilde tüm int le ugraşan web site sahipleri adına sizlerden birşey istiyoruz arkaşlar şimdi size nasıl anlatayım bilmiyorum ama senelerdir web makınalarımıza ddos atıp sitelerimizi kapatan bazı şahıslar var botnet'çiler ve biz bunları bi şekilde mahkemeye vermeyi düşünüyorduk ama tespit edemediğimiz için herhangi bi işlem yapamıyorduk ama şuan elimize büyük bi fırsat geçti sizelere bugün olan bir olayı pasteliyorum
----------------------------------------------------------------
[www.gazeteport.com.tr]
İSTANBUL-İstanbul Güvenlik Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul’da faaliyet gösteren aralarında hikayelerevi.com sitesinin de bulunduğu 3 ayrı sitede sanal ortamda porno yayını ve cinsel içerikli hikayelerin yayınlandığını belirledi. Bunun üzerine harekete geçen polis, Bakırköy, Bahçelievler, Eyüp ve Büyükçekmece’de düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, porno yayını yapan sitelerin sahipleri ve çalışanlarından oluşan 15 kişi kıskıvrak yakalandı. Gözaltına alınan 6 kişi polis sorgusunun ardından serbest bırakıldı.
------------------------------------------------------------------
Bu konuda adı geçen şahıs botnetçi erotik içerikli siteler açıp botnet'leriyle siteleri kasıp para kazanıyorlar ve ayrı zaanda bu botnet leri başkalarının yani tüm net alemindeki web sitelerini dilediklerinde kapatıyorlar buda bizlere zarar veriyor ve asıl konuya gelmek istiyorum şimdi az önceki haberdeki olay'ı yapan bildiğimiz 4 5 kişi var ve bu şahıslar hem bu tür siteler açıp para kazanıyorlar botnetlerini kullanıp hemde minletin sitelerini saldırı yapıp zevk ugruna kapatıyorlar sizlerden istediğimiz şu biz bu şahısların isimlerini msn lerini erotik web adreslerini biliyoruz.
Ve sizlerden buraya üstteki haberi örnek gösterir gibi bana nasıl bir dilekçe yazmamı önerirsiniz biz iyi bir dilekçe hazırlayıp savcılıha suç duyurusunda bulunmak istiyoruz örnek olarak sizlerden bize yol göstermenizi istiyoruz bize bir dilekçe metni hazırlıya bilirmisiniz gerçekten bu sadece kendi adıma bi istek değil. eğer ilgilenip bana pm yoluyla yada burdan yardımcı olursanız sevinirim. saygılarımla
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 19.15 - Rumuz_007
Merhabalar benim sorum şu olacaktı işten çıkarılan bir personeli patron dava edebilir mi bunun süresi nedir yani ne kadar zamanda dava edebilir?Ben muhasebeciyim herhangi bir imza yetkim yok işim ile ilgili olan problemlere yerime gelen bakması gerekmiyor mu?
Görüşleriniz için şimdiden teşekkür ederim.
-
Arkadaşlar,
konunun detayına inmeden somut olayı anlatmak ve yorumlarınızı almak istiyorum.
- bundan 5 sene evvel kısmen tanıştığım bayan şuan şahsıma tecavüz etti diye dava açmış bulunmakta. tabi konunun iddaa edilen tarafı yok. savcılağa ifade vermeye götürüldüğümde, kızın ifadesinde yok tehdit etmişim yok onu yaparım yok bunu yaparım felan filan diye ifade vermiş. tabiki yine böyle bişey yok. zaten bu bayanla bir kaç kez telefonla görüşmüş ve ondan sonra diyoloğumu bitirmiştim.
asıl mesele 5 sene önceki bir olayın davası olur mu? hadi oldu diyelim(ki olacak zaten), neye nereden, nasıl başlanacak?
kızın backraund'u bu işlerle karma karışık. hani derler ya bu yolun yolcusu diye. öyle birşey işte. kız 2000 yılında intahar teşebbüsünde bulunmuş, 2002 de akrabası ile cinsel ilişkiye girmiş, sonra onu da dava etmiş, fakat daha sonra olay nasıl cereyan etmiş bilmiyorum (yani adam tutuklanmış mı serbest mi kalmış bilmiyorum). neyse 2004 de kurban beni etmiş, ondan sonra benim yüzümden yaşadığı bu olayı başka birisine söyleyince, söylediği adam, ağer benimle de ilişkiye girmezsen seni herkeze söylerim demiş. sonra onunla da tekrar ilişkiye girmiş. hemde defalarca. bu ifadeyi kendi savcılıkta vermiş. kısacası arada gümbürtüye gidiyorum. bir kaç telefon görüşmemiz olmuştu. içeriğinde az da olsa cinsel ve tarik edici sözler vardı. bu görüşmeler bulunurmu (4 seneki önceki kayıtlar). bulunursa aleyime oluşur mu?
neyse kaderimizde ne varsa yaşarız. ancak ben buradan herkeze sesleniyorum, Peygamber efendimiz diyor ki " Kim iki şeyine sahip olursa, bende onu cennetti vaad ederim. bunlar - iki dudağı arasındaki dilini ve iki bacağı arasındaki uvzunu!.. ben bacağıma sahip oldum, ama dilime sahip olamadım. Allah'ım günahlarımı affetsin.
Şuan nisan ayında duruşmam var. duruşmada ne yapacam ne edecem bilmiorum. evliyim. ailemin bunlardan haberi yok. olur sa zaten çok ciddi bir yıkıma geçecek. 25 yaşında birisi olarak tek sıkıntımı ve derdimi sizlerle paylaşabiliyorum. onun için sabırsızlıkla okuyan bütün arkadaşlarıma teşekkür ederim. hakkınızı helal edin.
duruşmaya illa bir avukat tutmalımıyım. tutmazsam devlet bana bir avukat atar mı?
son olarak, mahkemeye çıktığımda hakime de en fazla anlatacağım şeyler bundan ibaret. bunlar mahkemenin ilk celse de bitmesi için yeterli olur mu? yada daha başka ne yapmalıyım. ALLAH RIZASI İÇİN YARDIM.
Teşekkürler...
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 17.10 - Layne
Merhaba benim sorunum adımı değiştirmek benim babam doktorumun ismini koymuş ama kimliğim çıktıktan sonra emre olarak değiştirmişler tabi kimlikte şenol olarak yazıyor ben adımı emre olarak biliyorum ama kimliğimde şenol yazıyor ben adımı nasıl değiştirebilirim yardım edebilecek birileri varmı yada bilgi verebilecek yaşım 19 ve arkadaşlarıma emre olarak söyledim kimliğimi görünce yalancı gözüyle baktıkları için sıkıldım açıkcaksı
-
İsmin (yalın) hâlinde:
Sâdelik ve temizlik demektir çünkü k a d ı n...
Sevecenlik en güzel giysi olur kadına...
İçin neyse dışın o...hiçbir şey saklamadın
O yüzden eriyorsun gönlünün muradına...
İsmin (e) & (a) hâlinde:
Düşer isen helâl süt emmişi bir k a d ı n (a)
Hayatın ömrün boyu korkma artık kurtulur...
Erişirsin yaşamın arzulanan tadına
Koruyan anan olur...hep seven canan olur...
İsmin (i) & (ı) hâlinde:
Tanrı yaratır iken özenmiş de k a d ı n (ı)
Parmaklarına hüner, tenine cilve katmış...
Adların en güzeli ile onun adını
Koyup da (ANA) diye öyle güzel yaratmış...
İsmin (d e) & (d a) hâlinde:
Ne verirsen bulursun karşındaki k a d ı n (d a)
Sevgi verirsen sevgi... nefret verirsen nefret...
Seversen sevgi ile uçarsın kanadında...
Aldatırsan çukura bir gün düşersin elbet...
İsmin (d e n) & (d a n) hâlinde:
Sen de meydana geldin bir erkekle kadından...
Belki şimdi bir erkek, belki de bir kadınsın...
Dâima iyilikler dile Yaratanından
Sen gitsen adın yine iyilikle anılsın...
Alper Kürük
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 17.04 - deniz1310
Sayıgılı Arkadaşlar...
Öncelikle bu sayfayı google de arayıp buldum..ve cok sevindim..cok güzel sayfa.emegi gecen herkese teşşekürler..Şimdi ben derdimi anlatmaya calışcagım.Eger biraz uzun ve anlamsız olursa bu benim türkceyi cok iyi kullanmamdan geliyor..Türkiye yeni geldim..Arkadaşlar ben 28 senedir eroin kullandım ve 1 senedir temizim ve tedavi görüyorum.Hatımda herşey güzele dogru gidiyor.Benim sorum.
ben 2002 de eroin icerken yakalandım..ve yakaladıgım dan 4 ay sonra evlenip avusturyaya gittim.2006 geri döndüm ve bu suctan dolayı yargılandım..10 ay ceza ..eski yasa..bana serbestlik denetim verdiler..amateme gittim..ama oraya gittim ve baktım orda degil tedavi yeniden eroine düşücem..onun icin savcıya gidip ben cezamı yatmak istedigimi söyledim..cünkü amatemde hep eski arkadaşlarımı gördüm ..ve hepsi kullanıyorlardı..benim icin büyük bir tehlikedi..ondna cezamı yatmayı tercih ettim..
2006 da tedaviyi ve serbestlik denetimin red ettigim icin..cezam olan 10 ayı yatmak üzere cezaevine girdim ve cezamı yattım..4 ay yattım...şimdi ben 1999 da ehliyetim vardı..avusturya gittim ve ehliyetimi kaybettim..türkiye geri döndügümde avusturya ehliyetimi türkce ehliyetine degiştircektim..ama olmadı...cünkü bu suctan dolayı aranmam varmış..şimdi cezmı yattım ve bitti..
-Ehliyetimi geri alabilirimiyim..arabada veya trafikte eroin ile yakalanmadım..
-uıyusturucu sabıkası siliniyormu..cünkü bana uyusturucu sabıkası hic silinmiyormoş dediler
-sabıkamı ne zaman sonra silerim
birde 5 sene olayı varmış..bu 5 sene suctarinden sonramı yoksa hükün yedikten sonramı..birde bu 5 sene 10 ay ceza alıp 4 ay yatanlar icindemi gecerli
birde arkadaşlar uyusuturucudan sabıkası olanlar ehliyetini geri alamıyorlar diyorlar..ama ben eroin icip trafige cıkmadım..başka tarafdan da verilen hak geri alınmıyor duydum..
suc tarihi 2002...2005 sonunda mahkeme oldu ve bana serbestlik denetim berdiler...2006 başına kadar gittim serbertlik denetime sonra cezamı yatmayı tercih ettim..2006 serbetlik kaltkı ve ben hüküm yedim ve cezamı yattım ..4ay..
ehliyetimi alabilrimiyim..sabıkaydım ne zaman silinir..zaman ne kadar..birde ben 15 sene önce almanyada da 18 ay ceza yattım ..gasptan dolayı..son sabıka kaydım oda gözüküyor..15 sene zaman aşımınına ugramadımı..silebilirmiyim..şimdiden cooooooookkk teşşekir ederim..saygılar..lütfen cok fazla hukuk terimi kullanmayın..faz la iyi türkcem yok..ondan..teşşekürler
-
TUTUKLAMA KARARI
Madde 101 - (1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda hukukî ve fiilî nedenler ile gerekçeleri gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.
(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.
(4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır.
(5) Bu Madde ile 100 üncü Madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.
TUTUKLAMA NEDENLERİ
Madde 100 - (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (Madde 76, 77, 78),
2. Kasten öldürme (Madde 81, 82, 83),
3. (Ek bent: 06/12/2006 - 5560 S.K.17.md) Silahla işlenmiş kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent e) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),
4. İşkence (Madde 94, 95)
5. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, Madde 102),
6. Çocukların cinsel istismarı (Madde 103),
7. (Ek bent: 06/12/2006 - 5560 S.K.17.md) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
8. Uyuşturucu veya uyarıcı Madde imal ve ticareti (Madde 188),
9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, Madde 220),
10. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (Madde 302, 303, 304, 307, 308),
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (Madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (Madde 12) suçları.
c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci Maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü Maddelerinde tanımlanan suçlar.
f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu Maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
(4) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./11.mad) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı bir yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.
TUTUKLULUĞUN İNCELENMESİ
Madde 108 - (1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü Madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir.
(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.
(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen karar verir.
.../..
5237 Sayılı TCK ve 5271 Sayılı CMK larının evrensel hukuk normları olarak tüm hukuk düzlemlerinde kabul görmüş/görmekte olan ve temelde kişi hak ve özgürlükleri ile yasaklamalar arasında demokratik/sosyal/hukuk devleti ölçeklerinde bir dengeyi esas alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmelerine/Çok kültürlü toplumlar arasındaki kabul gören anlaşma/konsensüse uyum yasaları olduğu bilinmektedir. Yargılama yöntemi ve hukuku temel yaptırım normu kadar önemli sayıldığından Anayasal güvence altına alınan hak ve özgürlükler konusunda yasa koyucu Gözaltı/gözetim altına alma, yakalama ve tutuklama hukuksal işlemlerini düzenlerken bu ölçülere özen göstermiş ve 1412 Sayılı CMUK dan farklı düzenlemeler getirmiştir.
5271 Sayılı CMK.nun 5353 Sayılı Yasanın 10. Maddesi ile değişik 98/1 Madde ve fıkrası ile YAKALAMA EMRİ ve NEDENLERİ ile TUTUKLAMA KARARI ve NEDENLERİ arasındaki hassas denge “...Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri düzenlenebilir...” şeklindeki düzenleme ile uygulamada yanlış değerlendirme yapılmasına neden olunmuş/ola gelmiştir. Yakalama emri ve nedenlerini düzenleyen 98 maddeye tutuklama isteminin reddine ilişkin karara itirazın düzenlenmesi nasıl anlaşılmalıdır?...CMK.91/5. Maddesi ile çok açık bir şekilde “(5) Gözaltı süresinin dolması veya sulh ceza hâkiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında yakalamaya neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi uygulanamaz.” Tanımı ile serbest kalan kişinin yeniden yakalanabilmesi için yeni maddi olguların varlığını gerekli ve zorunlu olarak öngörmüştür. Yeni ve maddi olgular olmadan gözlem altına alınamayan kişinin hiçbir olgu değişmediği halde yakalanması ya da tutuklanması nasıl mümkün olacaktır? Sorun burada gizlidir.
Yakalama emri ve nedenlerini düzenleyen 98 Madde dikkatle izlenecek olduğunda “Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir....”tanımı ile yakalama emrinin amacı belirlenmiş bulunmaktadır. Gelmeyen ve çağrı yapılamayan tanımları yakalanmış ve tutuklanması istemiyle yargı önüne çıkartılmış kişinin durumu ile hiç aynı değildir. Çünkü o kişi yargısal birimlerin elinde olmakla gelmeyen ve çağrı yapılamayan konumunda olan kişi değildir. Yargı birimlerince serbest bırakılan kişi de her ne kadar şüpheli de olsa yukarıda gözlem altına alma ile ilgili kuralda belirlendiği gibi yeni ve maddi olgular olmadan çağrı üzerine gelmeyen ve çağrı yapılamayan kişi olarak değerlendirilemez. Yasa Koyucunun bu nedenle serbest bırakma kararına özel bir önem ve anlam verdiği görülmektedir. Yakalama emri düzenlemenin amacı ve gerekçeleri ile tutuklama kararının gerekçelerinin taban tabana çok farklı olması karşısında 98/1 maddesindeki atfın hem ilk kez tutuklama istemi ve hem de tutukluluk durumunun sürdürülmesine yönelik istemin reddine dair kararlara karşı bir itirazı düzenlediği ve fakat farklı bir tanım ile o kişi/şüpheli hakkında itirazı inceleyen mercii tarafından yakalama emri düzenlenebilir demekle şüphelinin tutuklanacağı anlamını yüklemek istenmediği açıkça görülmektedir. Ancak burada neden yakalama emri düzenlenebileceği sorusu askıda kalmaktadır ki şüpheli zaten sorgulanmış durumundadır. Bu normun tutuklama kararı başlığını düzenleyen hükümler arasında olması daha doğru bir tercih olurdu ve yeni olgular olmadan serbest bırakılanın şüpheli yeniden tutuklanamaz denilerek açık bir düzenleme ile uyum yasalarının ruhu korunabilirdi. CMK. 101 maddesine dikkat edilecek olunursa hepsinde TUTUKLAMAYA, TAHLİYE İSTEMİNİN REDDİNE,TUTUKLAMANIN DEVAMINA yönelik kararlara İTİRAZ edilebileceği 101/5 bentte düzenlenmiş olmakla;
Yargı birimlerince serbest bırakılan şüpheli hakkında itiraz edilmesi ve yakalama emri düzenlemesi mümkün ise de, hiç bir olgu değişmeden ve yeni maddi olgular bulunmadan TUTUKLANMASI hem yasa koyucunun amacına uygun değildir ve hem de yasal bir tanımdan yoksundur. Bu konuda acil ve hemen açık bir düzenlemeye gereksinim olduğu gibi, 1412 Sayılı CMUK ile 5271 Sayılı CMK.nun düzenlenmeleri ve ruhlarının ayrı temeller üzerinde olduklarının da unutulmamasının gerekli olduğu görüşündeyim.
Saygı ile...
-
Kim bunca sayılan,sevilen
Onlardan birisin lâkin
Değilsin yalnızca sen...
K' dan N' ye kadar kadın...
Alfabenin her harfinde o var
O yüzden
Harfler burcu burcu sevgi kokar...
Anadır A' sında
Z harfinde son bulmaz
YUSUF'un ZÜLEYHA'sında...
Daha ne isimler...ne isimler?
Kendinden geçmişcesine harfler
Onları muhabbetle söyler...
B' de Bânû,
C' de Canan,
Ç' de Çiçek
D' de DİLEK...
E' de Ece,
F' de herkesin 'FAHRİYE ABLA'sı...
G' de Gönül ve yarası...
H' de Hâyâl,
I ' da Işılay,
İ ' de İclâl,
J' de Jale,
K' da Keriman,
L' de Lâle,
M' de DA VİNCİ' den ' MONA LİSA'...
N' de Nisâ,
O' da Oya,
Ö' de Ömür,
P' de PINAR...
R' de Ruhsar,
S' de Sevda,
Ş'de Şeyda,
T' de Türkân,
U' da Umman,
Ü' de Ümran,
V' de Vicdan,
Y' de Yelda...
İsimler giysiler gibi yakışır ona
Güzellikleri yarıştırarak yaşar...
Yönelip geçmişe uzanırsan
İlk kaynağında karşına
İlk kadın çıkar...
İlk yaratılan,
İlk sevilen,ilk sayılan...
İşte o 'HAVVA ANA' n...
Alper Kürük
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
8.MART.2007 GÜNÜ ANISINA
SAYGILAR TÜM DÜNYA KADINLARINA...
-
Doğru mu söylemiş âlimler
Kadın rüyası renk renk olurmuş.
Söyle sen de renkli rüyalar görür müsün?
Beni görür müsün rüyalarında
Özleyişle yattığın geceler?
Üzüntüden kara - sarı mı görürsün benzimi?
Acı duyacak olsan
Renkleri uçar mı rüyalarının?
Gülsen gül rengi mi olur rüyaların,
Ağlasan kara bulutlar mı görürsün?
Bir erkek girse rüyalarına
Farzet ki ben girsem
Erkek rüyalarına mı döner rüyaların
Kara -kuru baştan ayağa?
Söyle,âlimler mi yanılıyor
Sen de renkli rüya görür müsün?
Bak,şeytan demiyorum
Bir erkek girse rüyalarına
Rüya içinde rüya görür müsün?
Şeytanlı rüyalarımı bir gecelik versem sana
Benim için de renkli rüyalar görür müsün?
Alper Kürük
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
-
Yumuşağı da var
Var kadının serti de...
Dolaşmış yumağı da...
Erkekten daha ercesi,
Merti de...
Kadından daha kadıncası
Var daha nâmerti de...
Kadın, sevgilisi...
Kadın, seslerin en güzel sesi...
Kısacası
Kadın canlının anası...
Alper Kürük
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
-
Seni öylesine severim
Erim,erkeğim
Erkekler erkeği
Masallarımın 'Bamsı Beyreki'.
Sensin hâyallerimdeki sihir
Umutlarımdaki bereket,
Olmuş şehir dolusu erkek
Erkek dolusu şehir
Sen olmamışsın neylerim?
Hayatımın ilk ve son uğrağı,
Evimin,evliliğimin bayrağı
Akpak renk.
Namus rüzgârları esmesin başında
Al olmasın ak rengin,
Namuslu fakir oluverelim varsın
Olacağımıza mutsuz zengin.
Günümün,gecemin mânâsı sende;
Gün,işinle başlar
Gece,gelir yorgunluğunla.
Nikâhla birleşti yataklarımız
Ölümle ayrılsın,gecinden...
Ulu Tanrı'dan hep böyle dilerim.
Erim,dünya ve ahiret erkeğim
Bir seni sevdim içten,gerçek ve tek,
Vücudumla,ruhumla
Seveceğim,seveceğim ölene dek...
Alper Kürük
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 15.37 - gurel67
Kişi Hak ve Özgürlükleri Anayasa ile güvence altına alınmıştır.Anayasamızın Vatandaşının Mülkiyet hakkını 35.maddesi ile herkez mülkiyet hakkına sahiptir; bu hak kamu yararı amacıyla yasayla sınırlanabilir ve bu hakkın kullanılması toplum yararına aykırı olamaz demiştir.Ayrıca medeni kanunun 1007 maddesi apaçık olarak tapu sicilinden doğan bütün zararlardan devletin sorumlu olacağı söylenmiştir.Bu yazmış olduğum maddeler özellikle anayasa kitabımızdan alıntıdır.. 3402 SAYILI KADASTRO KANUNUNUN 22/1. MADDESİ İSE, ÖNCEDEN TESPİT, TESCİL VEYA SINIRLANDIRMA SURETİYLE KADASTROSU VEYA TAPULAMASI YAPILMIŞ YERLERİN YENİDEN KADASTROSU YAPILAMAYACAĞINI, BU YERLERİN İKİNCİ BİR DEFA KADASTROYA TABİ TUTULMASI HALİNDE, İKİNCİ KADASTRONUN BÜTÜN SONUÇLARIYLA HÜKÜMSÜZ SAYILACAĞINI DÜZENLEMİŞTİR .3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesi uyarınca; kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açılamaz. Kanunla öngörülen bu süre hak düşürücü süredir. Madde 705-.- Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur.. Madde 706- Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır. Türk Medeni Kanunu 633. madde uyarınca Türkiye'de taşınmaz mülkiyeti tapu siciline tescil ve taşınmazın teslimi ile gerçekleşir
Şimdi düşünüyorum Orman kadastrosu yapılmış Orman vasfı dışına çıkartılmış ve bir yıl muhtarlık askı ilanı ile de kesinleşmiş daha sonra arsa sahibi tarafından mahkeme kararı ile tapulandırılan ve tapulandırıldıktan bir yıl sonrada tapu siciline güvenen bir kişi tarafından hiçbir şerh i olmayan ve tarla niteliğindeki arsa bedel karşılığı satın alınmış aradan on iki sene sonra bu vatandaşın belediye sınırları içindeki her tarafı evlerle çevrili alt yapısı yapılmış su şebekeleri ve elektrik bağlantıları çekilmiş bir mahallede olan özel mülkü olmayan bir belge iddia edilerek ve bu belge mahkemeye sunulmayarak Orman arazisi denilmiş tapu iptal davası açılmıştır. Davayı açan Orman İşletmesinin personeli tarafından da bilir kişilik yapıldıysa hiçbir çizim yapılmadan tapu daki plan örneği alınarak cm , cm tutturulan bu yer Orman vasfına sokularak Yargıtay ın da bu kararı onayarak tapulu arsanın tapusunu iptal etmiş vatandaşın mülkiyet hakkını elinden alarak taraf teşkil edecek karar vermesi hukuk devleti olmanın göstergesi mi olur acaba?
Tapu kayıtları taşınmaz mallardaki mülkiyet hakkının belgesi ve göstergesidir. İnsan haklarına ve kazanılmış haklara saygı gösterilmesi hukuk devleti olmanın temel şartıdır.
Peki eğer vatandaşın özel mülküne el konduysa ve hiçbir bedel ödenmediyse o zaman hukuk devleti olmadığımız mı ortaya çıkar.
Mülkiyet Hakkı gerek Anayasa ve yasalarla iç hukuk yönünden , gerekse AİHS ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.Devlet tarafından verilen , doğru esasa ve geçerli kayda dayanan tapu ile sağlanan mülkiyet hakkına değer verileceği kuşkusuzdur.Temel vasfı yani kamu malı olma niteliği değişmemekle birlikte,kişinin söz konusu tapuya dayalı hakkının korunması gerekeceği muhakkaktır.Devletin verdiği tapunun geçersizliğini ileri sürerek ,hiçbir karşılık ödemeksizin iptalini istemesi ,geçerli kayda dayalı mülkiyet hakkı ile bağdaşmayacağı gibi, devletin sayınlığını zedeler nitelikte bir tutum olacaktır.Böyle bir karar veren Yargıtay ın 1.hukuk Dairesi nin 20.hukuk Dairesinin aldığı kararlar la bile çelişki içinde olması düşündürücü dür.
Sayın Avukatlarım hakkımızı aradık fakat çaresiz siyaset bizi ezdi.Bu dava yargılamanın iadesi davası olarak mahkeme sürecinde bir takım evrakların mahkemeye sunulmadığını ve bu belgelerin yargılamanın iadesi davasının kabul edilebilir olduğunu dinlenebilirliğinin mesmu olduğuna karar vermiş ve Türk Milleti Adına karara bağlamıştır.Bilirkişiler atanmış tapu tespiti yapılmış olay lehimize dönmüş hakim ek rapor istemiş o da lehimize çıkmışken hakim olmadık bir karara imza atarak 445 maddeyi önümüze çıkartarak sahte belgeler den bağsettiğimiz den söz etmiş ve alakası olmayan konulara değinmiş tir.Oysaki yargılamanın iadesi davasının kabul edilmiş olması 445/1 maddesi de yer almaktaydı.Yargıtay a temyiz ettiğimiz dosya yerel mahkemenin kararını onamış ve bizi yakmış babamıza ait yerin uçmasına neden olmuştur şimdi iç hukukun bitmesi ve elimizdeki tapu seneti ile A.İ.H.M mahkemelerine müracat etme yolunu aramaktayız mülkiyet hakkımız elimizden alınmış hukuka olan inancımız kalmamıştır.
Bu kadar yasalarla haklarımız korunmasına rağmen neden çaresiz kalıyoruz ne yapmalı a.i.h.m ne gitmeden ülkem de ben bu hakkımı alamazmıyım bir ışık yakarsanız engin hukuk bilginizle çok sevinirim gerçi şu anda karar düzeltme bekliyoruz ama olumlu geleceğini düşünmüyoruz çünkü İade i Muhakeme davalarında malesef çok fazla sayıda red kararı verildiğini bende geç öğrendim. ilk karar yanlış demek kolay olmuyor diye düşünüyorum.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 1 nolu ek protokolünün 1. maddesinin ihlal edildiği açık ortada olması TÜRKİYE CUMHURRİYETİ DEVLETİNİN VERDİĞİ TAPUNUN HİÇ BİR BEDEL ÖDEMEDEN İPTAL EDİLMESİ VEYA KAMULAŞTIRILMADAN EL KONMASI
HUKUK DEVLETİ ANLAYIŞI VE İNSAN HAKLARINA AYKIRI BİR DAVRANIŞTIR.BUDA ÜLKEMİZİN AVRUPA MAHKEMELERİNDEKİ SAYGINLIĞINI ZEDELİYECEKTİR…….
SAYGILARIMLA,
gurelelektronik67@hotmail.com
-
Merhabalar ben öğretmenim. 01/06/2001 ile 31/05/2003 tarihleri arasında TRT kurumuna ait lojmanlara hizmet tahsisli olarak oturdum. Ancak bu süre zarfında sıra tahsisli olarak kira ve yakıt ödedim. 2005 yılı Mayıs ayında kurum kira ve yakıt hesaplamalarında yanlış yaptıklarını belirterek tarafımdan 664,75YTL borçlu olduğumu belirterek ödeme yapmamı istediler. Yaptığım hesaplara göre Milli Emlak Genel Müdürlüğünce gelen tüm tebliğlere göre ödeme yaptığımı fark ettim ve kendilerine itiraz dilekçesi yazdım. Dilekçeme cevap vermeden aynı borcu ödemem istendi. Ödemedim ve şu an 7 gün içinde ödemediğim takdirde hukuki işlemlere başlanacağı bildirildi. Ne yapmam gerektiği hakkında bilgi verirseniz sevinirim. Teşekkür ederim.
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 15.20 - kaput
Ben 2001 yılında Sağlık Bakanlığına Yüksekokul mezunu Ebe olarak atandım.İlimiz 01/11/2007 tarihi itibariyle Aile Hekimliğine geçti.Ben de bu tarih itibariyle "Sözleşme "imzaladım.Sözleşmede her türlü hakkımın devam ettiği yazmaktaydı.Ama , iki hafta önce çocuğuma ilaç almak için eczaneye gittiğimde ,çocuğumun bilgilerinin gözükmediği söylendi.Muhasebeye gittim , aynı ifadelere ek olarak maaşımızı emekli sandığından değil , başka bir yerden aldığımızı duydum.Müdürlüğe gidip Çocuk Yardımını başka bir kurumda memur olan eşimin üzerine yaptırdım.Bu işlemleri yapan memur arkadaş (mutemet) iyi ki bu işlemi yaptırdınız.Çünkü ; bu sistemde Sözleşmeyi kabul edene Çocuk Yardımı ödenmiyor , dedi.
Sorum:Ben neden Çocuk Yardımından yararlanamıyorum.Burada bir yanlışlık var mı ?
Teşekkürler.
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 13.52 - ZORDAN
Firma 1 Ocak'ta lokavt kararı aldı, 16 Ocak' ta çalışmaya başladık. Sonra 16 şubatta ücretsiz izne çıkarıldık. (ben tam ay şubat ayında çalıştım.) 1 marttan beri çalışmıyorum eve kağıt göndermişler 16 şubat - 17 mart arası ücretsiz izin diye fabrikada 1200 yaklaşık çalışan var. Benim tazminat davası açmaya ve avukata başvurmaya hakkım doğmuş oluyormu?. Teşekkür ederim.
NOT:İstediğiniz bilgi varsa onlarıda yazabilirim.
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 13.47 - *EDİTÖR*
silindi..
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 13.39 - themis08
Sayın meslektaşlarım, bir davamda araç değerinin belirlenmesi gerekiyor.Bunu Mahkeme nasıl yapabilir ?Ancak araçların sadece ruhsat fotokopileri var araçların temini yani keşifle değer tesbiti yapmak mümkün değil.Bu durumda Mahkeme hangi kuruma yazı yazarak değer tesbiti yapabilir? Şimdiden teşekkür ederim.
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 12.54 - rolexx84
Bir akrabamız bankadan kredi çekti.
İki kişi kefil oldu, ikinci kefil babamdı malasef kendiside emekli.
Kefil olmak için evini ipotek ettirdi 50 yaşında bir evdi.
Şuan kefil olduğu kişi borçları ödemedi kefil de ödemedi.
Geriye babamın ipotekli ev kaldı bu evi ipotek etmeleri yasal mı?.
Evin değeri yok tabu dairesindede arsa olarak geçiyor..
Babam da evi ipotek ettirirken şu konuşmaya şahit oluyor.
Tapu memuru burası arsa olarak görünüyor nasıl ipotek ettiriyorsunuz diyor.
Eksper sen karışma hallet diyor bu işi.
Banka müdürüde rüşvet alarak
evimizi ipotekli olarak gösterip akrabamıza kredi veriyorr.
Şu an evdekiler bitik durumda nasıl yazdığımı bilmiyorum yanlışım varsa düzeltin
:(( lütfen cevap bekliyorum
-
Beni sorumda biraz farklı bir konum var ben icra emrine karşı mal beyanı verdim ve maaşımın 1/4 ne haciz kondu ancak birkaç bankadaki hesabıma da bloke konmuş bunu icramı koyuyor bankamı koyuyor icra koyduysa oradaki parayı neden almıyor maaşımdan kesinti başladığına göre o bankalarda halen blokenin devam etmesi gerekiyormu ? Bazı bankalar kendini icra müdürlüğü yerine koyuyor herhangibirine borcunuz olduğu bilgisi geldiğinde hemen kendi başına ve kendisi ile ilgili hiçbir sorunu olmadığı halde hesaba bloke koyuyor yakın izlemeye aldım filan diyor şu anda böyle hastalıklı bir kuruluşla uğraşıp duruyoruz.Bu konularda da fikir verebilecek bir iyiliksever varsa yanıtını bekliyorum
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 12.29 - Kipak
ben 22 yaşındayım eşim ise 18 10.01.2008 tarihinde türkiyede evlendik kendisi finlandiyalı, ve kendisi finlandiya döndüğünde ona türkiyedeki apostilleyi gönderdim evliliğimizi kayıt etmesi için ve ben konsuluğa oturum için başvurdum ve oturum almak için beklerken geçenlerde bana dediki yeni birisini buldum senden nefret ediyorum sen eroin ve esrar kullanıyorsun yalancısın gibi bir sürü sözler söyledi, ben ise hiç bir şey kullanmiyorum ispatta edebilirim, ve kendisini yeni bulduğu kişi ile cinsel ilişkide bulunduğunuda iftiraf etti, ve bu günde gelip bana dediki ben evliliğimi finlandiyada sildirdim, bu ne biçim adalet orada? çizgi film değilki benim haberim olmadan nasil oluyor anlayamadım gitti, ben eşime iftira ve haraket ettiği için ve boşanma davası nasil açabilirim ? sonuçta yani bende yara alabilirmiyim ?
-
Benim sormak istediğim soru bir tanıdığımın suan açmak üzere olduğu bir dava ile ilgili.. Ben bir hukuk öğrencisiyim bana neler olabiliceğini sordular fakat yeterli sekilde yardımcı olamıyacagımı düşündüğümden benden daha bilgili ve tecrübeliinsanların bulunduğu bir foruma bu olayı yazmak istedim. şimdiden sorularıma vereceğiniz cevaplar için teşekkür ediyorum.
2007 yılının temmuz ayında evlenen olan bu çift(nişanlılıklarıda kısa süreli), şiddetli bir sekilde geçinemedikleri ve hiçbir konuda ortak bir nokta sağlayamayıp devamlı süretle tartışmaları nedeniyle 1 aydır ayrı yaşamakta ve iki tarafta boşanmak istemektedir. ancak 1yılı gecmeyen bir evlilik olmamasından dolayı anlaşmalı boşanma gercekleştirememektedirler. kadın dava açıcakken yakınları kocasının dava açmasını istemesini söylemiş. benim bildiğim kadarıyla boşanma davalarında hangi tarafın davayı açtığının bir önemi yok fakat bu söylem beni celişkiye düşürdü,bunu istemelerinin farklı bir nedeni olabilirmi??
ayrıca bu çift evlendikleri tarihten itibaren kocanın evlenmeden 5yıl önce annesi ve babası tarafından alınarak kocanın üzerine yaptıkları evde evi kendi isteklerine göre dekore edip aile konutu olarak kullanmaktadır. ayrıca kocanın yine evlenmeden önce sahip olduğu bir arabası bulunmaktadır. kadın bu ev üzerinde aile konutu olarak kullanılmasından dolatyı bir hak iddia edilebiliyormu? yani yarısının kadının olması gibi bir durum söz konusu olabilirmi?? yoksa bu kişisel mal sayılmasından dolayı mümkün diilmi?? ayrıca boşanma davası açılmadan önce bu konutu koca annesinin üzerine geçirse durum ne olur??
kadın evlenmeden önce annesi ile beraber ankarada yaşamakta idiler bursaya gelin geliceği için anneside kendi isteğiyle bursaya taşınmıştır ve ankarada öğretmenlik yaptığı okulu bırakıp bursada bi okula gelmiştir. kadında ankaradaki işini bırakmıştır. kocasının babası kadına bursada güzel bir iş bulmuştur ancak kadın kendi isteğiyle o iştende ayrılmıştır. bu nedenlerden dolayı yoksulluk nafakası isteyebilirmi?? ya da ne tür tazminat davaları açabilmektedir?
ayrıca düğünde takılan ziynet eşyaları benim bildiğim kadarıyla kadına bağış olarak sayılmakta ve kadından istenememektedir. koca bunlar üzeinde hiç bir hak sahibi olamazmı (mesela kendi ailesinin taktıgı takıları ispatlaması halinde onları geri alamazmı) yada bunların bir kısmı evin ihtiyacı halinde harcanmış ise koca bunların aynen iadesi vya geri ödeme yükümlülüğünden kaçınamazmı?
beni bu konularda bilgilendirirseniz cok memnun olurum tesekkür ederim.
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 11.16 - transdost
Merhabalar,
Akaryakıt istasyonu işletmeciliği yapıyorum.Veresiye yakıt verdiğim müşterilerim için veresiye fişi düzenliyor ve imzalatıyorum.Bu fişin altında"bu fiş senet niteliği taşımaktadır ve ödenmediği takdirde ........mahkemelerinin sorumluluğundadır"diye bir not var.Şimdi benim sorum bu veresiye fişi senet olarak işlem görebilir mi?Müşterinin imzası ve araç plakası da fişte mevcut.Yardımcı olursanız sevinirim.
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 10.58 - kaptan61
İşyerimizin Subesinde imalat yapılıyor ve adresi Ana merkeze uzak.Şubede tehlike sınıfı yüksek.İşletme yönetimi merkezle şubeyi aynı çatı altında birleştirmek istiyor.Şubeyi kapatıp Anamerkezi de bulunduğu adresten başka bir yere taşıyacagız.Yani Şube deki imalat işleri merkez binada yapılacak...Sorun İşçilerin SSk ya bildirimi nasıl olmalı işten cıkarıp tekrar işe mi alacagız.( kagıt üstünde ) sonuçta ana merkezde de o işciler çalışacak.Kıdem tazminatı ne olur, Ana merkezin Tehlike sınıfı Ana merkezin nasıl değişecek.
-
Oncelikle herkese saygılarımı sunuyorum .
Türkiyede evlendim. vede elimdeAlmanya'dan gelen kesinlesmis bosanma kararım var.
almanyadan gelen butun evraklarım tam ve Türkceye cevrıldı .
tek sorunum eski esimin vekaleti benim adıma yollaması .
vekalette su sekilde yazıyor Bay Erman Ustunu
.............adresim
......................
Delmenhorst asliye hukuk mahkemesinin-aile mahkemesi-alman hukukuna gore ...../..../..... tarıhınde kesınlesmıs olan .../..../.... tarıh ve ....F..../...
sayılı bosanma kararının turk hukukuna gore tanınma ıslemını yaptırması ıcın
VEKIL
tayın ettım
eskı esımın ad soyad ve ımzası
sımdı bu vekaletle acılacak davada karsı tarafa tebligat yapılma olanagı varmı ?
ben bu vekalet ıle teblıgat yapılmadan davamı sonuclandırabılırmıyım?
bazı avukat arkadaslar yaparız olur dıyolar (karsı tarafa teblıgat yollamadan )
bazı avukat arkadaslarda olmaz bu vekaletın sıze degıl ,Turkıye'de bir avukata verılmesı gerekiyordu diyorlar.
Arada kaldım , lutfen bana bir yol gosterirmisiniz ? Tesekkur ederim .
Saygılarımla ;
Erman Ustun
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 10.36 - zeus1907
Bugün kredi başvurusu yaptım 1000ytl için 200 ytl KREDİ KULLANDIRMA ÜCRETİ diye bişey alıyorlarmış,bu neyin nesidir,zaten faizini alıyorlar?
-
Öncelikle herkese iyi akşamlar benim sorunum..Dükkanımı 750 ylt den kiraya verdiğim kişi kirayı 200 ytl olarak göstererek stopaj ödemekten kaçmak istiyor ve bu şekilde beyan vermek istiyor ve benimde bu şekilde beyan vermemi istiyor bana bu konuda yardımcı olurmusunuz ...Eger onun istediği şekilde davranırsak ne gibi problemlerle karşılaşa bilirim saygılarımla iyi çalışmalar....
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 09.49 - oskar11
Arkadaşlar belki başlık tam olmadı ama sorularım şu:
1. Karı koca ikiside emekli sandığından emekli, koca vefat edince emekli olan eş kocanın emekli maaşını alabilirmi?
2. Vefat eden babanın maaşını resmi bir kurumda ssk lı olarak çalışan ama evlenmemiş kız çocuğu alabilirmi?
teşekkürler
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 09.35 - ümitkader
Ben 3 aylık evliyken eşim beni dışarı attı ve şiddetli geçimsizlikten dava açtı.Bu red oldu. Bunda evi terk diyerek açtı ve kanun gereğince çağırdı beni bende gittim lakin nafaka davam için imza atmamda beni tehdit edip bende atmayınca yeniden beni attı evden.3 yıl bekledi yeniden dava açtı şiddetli geçimsizlik adı altında davam ilk 2002 de açıldı 2007 de davaya girmedim.Çünkü bana tebligat gelmedi muhtarlığa da baktım orda da yok.Bulunamıyor diye araştırma vermişler benim için.Bu üçüncü mahkeme ve ben hala girmedim tebligat yollasın bana.Yerim belli kardeşimin ikametgahında oturuyor gözüküyorum ama ailem şehir dışında olduğu için mahkemeye gelip gidiyorum hiçbir mahkemeyi kaçırmadım.Sorum şu bu mahkemede bulunmazsam eğer beni hakim boşarmı ben boşanmak istemiyorum.Kendisinden çocuğum var ve evlilikten önce aldığı evde oturuyor ben ailemin yanında tedbir nafakasıyla geçiniyorum.Hakim yurt içinde tedaş ve iski vede nufustan araştırılmasını istemiş bana tebligatı ulaşmadı çünkü orda kardeşim oturuyor.Neden hakimler erkeklerin böyle evde oturma hakkını görmüyorlar biz bayan olarak sokakta hangi birgün kalabiliriz.Beni aydınlatınız teşekkürler
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 09.34 - nseren1
merhaba.. aslında uzun bir konu ama ozetlemeyi deniycem.
Diyelimki Bay A nın ilk evliliğinden B isimli cocugu var bay A ilk eşinden boşandı. Bayan X ile evlendi.ve 2 çocugu daha oldu cocuklarda C ve D olsun. Bay A vefat etti. miras paylaşıldı herkes hakkını aldı. Fakat ilk eşten olan cocuk B farkettiki Bay A bayan X in evini eşine satış yapmış.Yani kısaca cocuklardan biri babasının annesine evi sattıgını farketti. Nasıl bir dava açabilir bunun adı muvazaa mı ? diyelimki ikinci Eş bayan X in elinde kendi annesine ait bir malı satıp eşiyle yediğine dair kanıtlar var..Yani şimdi Bayan X malını Bay A ile ortak olarak harcamış ve Bay A da Bayan X e bir mal vermiş atıyorum kendi evini.. Hadi biraz daha uzatayım Bayan X zor durumda diyelimki maaşı geliri yok sadece oturdugu yani kocasının sattıgı ev var şimdi bu ev için ne yapılabilir?
diyelimki ölüm bugun gerçekleşti bir suresi bir kriteri varmı zaman varmı bu tarz bi dava için?
-
çoğunuz biliyordur yollarda elimize ya da arabamızın camına bilmem ne masaj salonu diye bi kartvizit sıkıştırırlar ve bu yerin aslında başka amaçlara hizmet ettiği bilinir..Bu kadar alenen reklamının yapılmasına rağmen neden polisler bir şey yapmaz illa şikayet mi olması lazım?
bu yerlere yapılan baskınlar sonucunda işletene çalışanlara müşterilere ne gibi ceza-i yaptırım uygulanıyor?
100 kere basılıp yine aynı yerde aynı kişilerce açılan kumar salonları gibi 100-200 lira ceza ile mi kurtuluyor bu insanlar..
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 08.43 - volkantr1
Forum içerisinde benim sorunuma benzer konular vardı.Tekrar benzeri bir başlıkla konu açtığım için kusura bakmayın.14/06/2004 yılında eşimden ayrıldım.
Mahkeme yaşı küçük olduğu için çocuğumun velayetini annesine verdi.Ve banada sadece çocuğuma ödenmek üzere 100 ytl nafaka bağlandı.Kararda herhangi bir artırım oranı verilmedi.Karar temyize gönderildi.Yaklaşık 8 ay kadar 2005 mart ayına kadar temyizden karar gelinceye kadar ben tedbir nafakası olan kızıma 125 eşime 75 ytl yi ödedim.Daha sonra mahkeme kararına göre 100 ytl ödemeye devam ettim.Tek bir gün dahi aksatma olmadan.Şimdi eski eşim iştirak nafakasının artırımı ile ilgili dava açmış.100 ytl nin 300 ytl ye çıkarılmasını istiyor.Benim son dönemlerde yaşamış olduğum bazı şanssızlıklardan dolayı aşırı bir şekilde banka borçlanması yaşadım.Ve hala bu ödemeleri yapmaktayım.Maaşımdan geriye kalanla bu şartlarda bile zor geçiniyorum...Bu konu hakkında beni bilgilendirirseniz çok sevinirim.saygılarımla...
-
Öncelikle herkese iyi çalışmalar ve iyi günler dilerim.
Eşimle 2006 Ağustos ayında anlaşmalı olarak boşandık.Dava sonucunda 6 yaşındaki kızım velayeti anneseine verildi lakin benim çocukla aramda şahsi münasebetin sağlanması için her ayın ilk pazar günü,resmi ve dini bayramların 2.günleri ve Temmuz ayı boyunca görüşmemiz kararı verildi.Boşandığımız aydan itibaren her görüşme gününe düzenli olarak katıldım.Ne yazıkki kızımla aynı şehirde olmadığımız için bu beni bütçe olarak zorlamaya başladı(takdir edersinizki 300 ytl nafaka,geliş gidiş yol parası) ve pazar günü olan görüşmelerimizi 2 ayda bir gerçekleşecek şekilde yerine getirmeye başladım.Temmuz ayı gelmeden birkaçgün önce kızımı almak üzere geleceğimi karşı tarafa bildirdim.Kızımın bulunduğu kızımı almak üzere gittim.Fakat karşı tarafın ikametine gittiğimde evde olmadıklarını gördüm.Bundan sonraki süreci kısaca geçeyim.Tahmin edeceğiniz gibi telefonlar karşılıklı suçlamalar vs vs vs.
Bunun üzerine bulunduğum ilin icra müdürlüğüne giderece çocuğumu icra kararıyla görmek istediğimi bildirdim.Oradaki görevli arkadaşlar eğer bunu kendi ikametgahım olan ilden yaparsan işimin daha kolaylaşacağını söyledilerki bu bana mantıklı geldi."Çünkü perşembe günü icra kararını alsam cuma yola çıksam pazar günü çocuğumu alacaktım"
Şimdi asıl soruma geleyim.
1.Çocuğumu icra kararıyla görmek istemem durumunda öğrendiğim kadarıyla icra müdürlüğünde görevli bir arkadaş,pedagog ve polis memuru eşliğinde çocuğumu almam gerekiyor.Bu durumda görevli personelin bir günlük bedellerini icra müdürlüğüne yatırmam gerekiyor.Bu bedelleri karşı taraftan talep edebilirmiyim?Çünkü ben nafakayı icra yoluyla ödüyorum ve bu durumda ilk icra kararı geldiğinde avukatlık masrafı,daha sonraki aylarda ise icra masrafı olarak benden bir bedel alınıyor!
Herkese tekrar iyi çalışmalar
-
Merhaba, benim bir astsubay arkadaşım göz hapsinde iken firar etti ve 5 aydır birliğine dönmedi cezası net kaç ay olur yanıtlayabilirmisiniz?
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 08.17 - Tripnaz
Merhaba
Ben 29.02.2008 tarihi itibariyle çalıştığım işyerinden yüksek öğrenimimi tamamlamak için istifa ettim.İşe giriş tarihim 17.09.2007'dir.Sigorta giriş tarihimse 21.01.2008 dir.İş veren(YMM) işe başladıktan 10-15 gün sonra sigortamı başlatacağını söylediği halde tüm hatırlatma ve ısrarlarıma rağmen beni oyalayarak sigortamı 4 ay geç başlatmıştır.İstifa ettiğimde kendisinden ödemediği ssk primlerimi rica ettim.Fakat piyasanın bunu gertirdiğini ve vermeyeceğini söyledi.Şimdide maaşımı almam için bana istifa dilekçesi imzalatmak istiyor.Fakat kendisine tüm haklarımı almadan istifa dilekçesi imzalayacağımı söyledim.Önce tamam dedi sonra ssk primlerimi vermemek için; içinde ''tüm haklarımı aldım,14 günlük ihbar süremi doldurmadım''şeklinde ibare geçen bir dilekçe imzalamamı istiyor.Ben primlerimi almadan böyle bir dilekçeye imza atmayacağımı söyledim ve o da maaşımı vermeyeceğini söylüyor.Böyle bir inatlaşma sözkonusu.Kendisini şikayet edeceğimi söyledim.Fakat yaşım küçük olduğu için yada öğrenci olduğum için sanırım beni ciddiye almıyor.Şikayette bulunduğumda iş uzayıp gidecek ve kendisinin alehine olacak.Benimde derslerim olduğu için uzamasını istemiyorum.Ama ciddiyetimi de bir türlü anlatamıyorum kendisine.Bunun için ne yapmalıyım?Eğer bu şekilde devam ederse bölge çalışma bakanlığına şikayette bulunacağım haklarımı almak için mecburen...Buarada kendisine 14 günlük ihbar süremi doldurmadığımı eğer isterse martın ortasına kadar çalışabileceğimi söyledim.Ama hayır gerek yok şimdi gidebilirsin dedi.Şimdide dilekçede ihbar süremi doldurmadım diye bi ibare olmasını istiyor.Bu beni nasıl bir hukuki yükümlülüğe sokar?Bunların cevaplarını alabilirsem çok sevinirim.Herkese şimdiden teşekkürler...Saygılarımla
-
NEFES
17/01/1967
Prof.Dr.H.Nail Kubalı
ALLAH’a kul olduk kalubelada,
Yalnız bu yolda ikrarımız var,
Üç günlük ömür için kahpe dünyada,
Kula kul olmamak kararımız var.
Hayra hayr oluruz şerre belayız
Bu zevki cidale pek müptelayız;
Fazilet ehline biz muktedayız,
Bizimde nurumuz ve narımız var.
Dertliyiz devaya muhtaç değiliz,
Asiyiz kaaya muhtaç değiliz
Fakiriz ataya muhtaç değiliz,
Kibirli değiliz, Vakarımız var.
Katre görünürüz, Umman gibiyiz,
“Ben Nuhum” diyene tufan gibiyiz,
“Faruk’a” yakışan ferman gibiyiz
Bir nuhu adalet medarımız var.
Kabei mahviyet asitaneyiz,
Mağdurun adüvvü bi amanıyız,
Tabasbüs ehlinin hasımı canıyız
Misli bulunmaz bir şiarımız var.
Gedaya gedayız şal ile şahız
Bazen pür neşeyiz, bazen pür ahız
Asla diyemeyiz “biz bi-günahız”
Kemendi sevdada şikarımız var.
Bu mihmethanede acaba neyiz?
Heyheyler içinde nalei neyiz,
Canana sunulan cürai meyiz,
Ne yaman tesiri sehharımız var.
Sakın zannetmeyin hulyaperestiz?
Ne dünya ne de ukba perestiz,
Mecnunuz yalnız Leyla perestiz,
Bizimde dilimiz dildarımız var.
Not: Sevgili edebiyat dostları; Yaşı ancak altmışın üzerinde olanlar H. Nail Kubalı'yı hatırlayabilirler. İstanbul Üniversitesi, Anayasa Hukuku profesörlerindenmiş. Kendisini tanıyıp anlatan büyüklerimiz nasıl böyle bir nefes yazdıklarına şaşarlar. Ama her halde kendi halinde bir hocaymış ki ben internetten malumat araştırdım pek bulamadım. Bu Nefes'i ise benim çok hoşuma gitti, bana sanki hukukçuların marşı gibi geldi. Onun için sizinle paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz. Sevgilerimi sunarım.
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 07.45 - pabsinthe
Sayın Hukuk Danışmanları,
28 Kasım 2007 tarihinde özel bir şirkette çalışmaya başladım. 900 ytl maaş, 3 ayda bir 900 ytl prim ve gunluk 8.5 ytl yemek fişi karşiliğinda işverenimle anlaştım.İlk 2 ay deneme süresi olduğunu belirtip herhangi bir prim ödemesi yapmadilar.
19 Şubat 2008 tarihinde işverenim mesai saatleri haricinde çalışmadığım için, yani 09:00-18:00 olan normal mesai saatleri harici ekstra, ücretsiz olarak çalışmadığım için benimle daha fazla çalışamayacaklarını söyledi ve işten ayrılmamı istedi.
İşe başladığım tarihten itibaren hiçbir şekilde sözleşme yapılmadı.SSK girişim 01/11/2007, çıkışım ise 31/01/2008 olarak gözüküyor.19 günlük Şubat maaşım tarafıma ödenmedi ve 15 gün önceden herhangi bir bildirim yapılmadı.Neden maaşımın ödenmediğini sorduğumda ise 19 günlük ödemeye karşılık bende kalan 10 günlük yemek fişinin karşılığı olduğunu söylediler.
Bu durumda haklarım nelerdir ve nasıl alabilirim?
Saygılarımla,
Pelin Açarı
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 07.43 - belvak
Elektrik kaçağı üzerine bugün duruşmam vardı daha önce tedaş kaçak elektrik olduğunu söyleyip elektriği kesti ve söylenen cezyı yatırdım.
Bugün hakim suçun sabit olduğunu 2 ay hapis cezası olduğunu, kararı açık bıraktığını söyledi karar cuma çıkacakmış.Şaşırdım ve dolayısıyla kafam karıştı, devlet memuruyum
1-cezam ne olur?
2-2 ay hapis cezası mı alırım?
3-alırsam bunu paraya cevirebilir miyim?
4-paraya çevrildi ve bunu ödedim diyelim,sicilimden ödeyince silinir mi?
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 07.18 - omurluc
Apartman yöneticisiyim.Apartmanda 24 daire var. Kaloriferimiz merkezi sistemdir. Apartmanda 2 daire maliki Avrupada olması nedeniyle yazın 2 ay kullanmaktalar. İzin dönüşü giderken evimiz kirlenmesin diye kalorifer vanalarını kapatmaktadırlar. Ancak yakıt parasını vermektedirler. Kışın üst kattakiler ısınamamaktadır. Hukuki olarak bu iki daireye kışın kalorifer vanalarını açtırmak mümkün mü. Bu konuda bağlayıcı nitelikte yasa veya mahkeme kararı varmıdır.
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 07.11 - nurioz
İyi Günler
7,5 saat süren ve 06.00 da biten gece çalışmasından sonra iki saat 08.00'e kadar Hazırlama tamamlama ve temizlik işi yaptırılabilir mi?
Hazırlama tamamlama ve temizlik işleri yaptıran üyeler bu konudaki deneyimlerini paylaşırsa sevinirim.
Paylaşımınız, görüşünüz için teşekkürler
-
Yazan: 04 - 03 - 2008 : 06.32 - dodurga
İyi günler.
Bir kefilliğimden dolayı 05/01/2007 tarihinde icraya verildim.Asıl borçlu kişi alacaklıya tefecilik suclaması ile dava açtı.
Mahkeme devam ederken alacaklı icra işlemlerini başlattı ve maaşıma ve araçlarıma icra takibi başlattı.İlk olarak araçlarımı bana yediemin olarak bıraktı.Aradan bir süre geçtikten sonrada araçları bağlatım yediemin deposuna verdirdi.
Yanlız herhangi bir satış talebinde bulunmuyor.Şuan için araçlarım bağlanalı 1 yılı geçti ve hala bağlı durmaya devam ediyor.Bağlı bulunan araçların değeri yaklaşık icra yolu ile satılırsa 3000,00 YTL civarında.(1994 model araba ve 2006 model motor) Şuan için yediemin ücretini bile zar zor karşılayacak durumda araçların değeri.
Yedeminde 1 yılı geçmiş mallarla ilgili nasıl bir yaptırım uygulanıyor?
Banka kredisi ile aldığım diğer aracımıda 12/06/2007 tarihinde b