-
Eşimle boşanma aşamasındayız aldattığınıda ispatladım ve inkar etmiyor ailesinede söyledim, tek isteğim 1,5 yaşındaki oğlumu velayetini anlaşmalı olarak bana vermesi ve o şahısla evlenmediği sürece velayetin bende çocuğun onda kalması, yani resmi velayet bende fiili olarak annesinde olacak bunu ben oğlumu istemediğim için değil annesinin yanında olmasının daha yararlı olacağından düşünüyorum ;
bu mümkün mü? Eşim bu hafta başvuracak o yüzden acildir.tşk:)
Konu iki yerde gözüküyor pardon:(
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 23.45 - stalker
Merhabalar,
Daha öncesinden de konuyla ilgili sorum olmuştu, ama maalesef sorularıma bir cevap alamadım. Size yazalı bir aydan fazla oldu, ben hala sorularıma cevap arıyorum. Yardımcı olabilirseniz sevinirim.
Çalıştığım şirkette 3,5 yıldır görev yapmaktayım. Özellikle son aylarda çok fazla yoğunlaşan bir yıldırma politikasıyla karşı karşıyayım. Kendi sıfatımla görevimi yaptırmamak için uğraşıyorlar. Girmem gereken toplantılara giremiyorum ve bilgiler saklandığı için yapmam gereken işleri de yapamıyorum. Genel Müdür yardımcısı sıfatıyla sorumlu olduğum kişi kendi arkadaşını işe aldı ve benim yaptığım işleri onun yapacağını, benim de öylesine şeyler (meslek dışında herhangi sıradan birinin yapabileceği) işleri yapmamı istediğini söyledi. Ayrıca gelen kişi ile aynı sıfat ya da kategori de bile değiliz. Yani eğitim ve deneyim, iş bilgisi çok farklı. Bu olaydan önce de yine yetersiz ve hatta konuyla ilgili hiç bir bilgisi olmayan birini yardımcım diye aldı ve ona karşı da sorumluluğum olduğunu söyledi.
Toplantılara katılamadığım ve gelişmelerden haberdar olamadığım için kendi gayretlerimle haberdar olabildiğim kadarıyla işleri yine yürütüyorum. Ya da sorunu çözemedikleri için yine ben hallediyorum. Fakat bunu genellikle belli etmeden yapıyorlar. Kendi işimi yapamadığım gibi bir şeyden anlamayan insanlarla da uğraşıyorum.
Bunun nedeni, ssk nın gerçek maaş üzeri değil de asgari ücretten yatırıldığı için bu durumu düzeltmelerini istediğimden ve maaşımda düzeltme yapılmasına söz verilmiş olmasına rağmen yapılmadığını zaman zaman hatırlatmamdan kaynaklanıyor. (Yazılı bir sözleşme yok aramızda fakat herkes aynı durumda ve şahit bulabilirim düşüncesindeyim.)
Dolayısıyla iş yerinde sürekli gergin bir ortam ve zaman zaman tartışmalar yaşanıyor. Yeni gelenlerle arkadan konuşmalar, kulisler de cabası. Durumlar böyle olunca da psikolojim çok bozuluyor. Şu an bozuk bir uyku düzenine sahibim. Sürekli gecenin bir vakti sabaha karşı, 02-03 ya da 04 gibi uyanıyor, sabaha kadar da uyuyamıyorum. Saat 07 gibi uyuya kalıyorum, bu benim işe gitmek için kalkma saatim. Uyku düzenim bozuk olduğu için de işe 30 dk kadar geç gidebiliyorum, bu son zamanlarda daha sıklaştı. Sersem gibi dolaşıyorum, günlerim bu şekilde geçiyor.
Açıkça, bu işe ben bu sıfatla başladım, bu şekilde de devam edeceğim dedim fakat bana söylenen, biz sana ne iş verirsek onu yaparsın, oldu.
Lütfen konuyla ilgili yardımcı olur musunuz? Nasıl bir yol izlemeliyim? Burada işe devam etmek gibi bir düşüncem yok, ama emeğimin karşılığını da onlara bırakmak istemiyorum. Çünkü bu şirkette işe başladığımda benim bölümüm yoktu ve ben sıfırdan oluşturdum, tanınırlık ve bilinirliğini sağladım. Bunların karşılığının böyle olmayacağını düşünüyorum. Kanunen ve fikir açısından yardımlarınızı bekliyorum.
Teşekkürler...
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 23.18 - sinem24
Hakaret küfür ve tehtit içeren birbayan tarafından yapılan aramalar ve gonderilen mesajlar var hat erkek adına kayıtlı fakat erkek msjların kendısı tarafından atıldığını kabulederek bayanın varlığını ınkar etmiştir fakat bayanın varlığı ıspatlanabılır durumda sulh ve cezadan savcı kararıyla kamu davasına dönüşmüştür.verilecek ceza ne olur?
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 23.18 - fatih530
merhaba size bi sorum olacak HİPOGONADOTROPİK-HİPOGONADİZM hastalığı olan birisi askerlik yaparmı yoksa çürük raporumu verilir şimdiden teşekkür ederim
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 23.14 - roseesor
Merhabalar...
Ben 6 aylık evli bir erkeğim..Eşim 1,5 aydan beri annelerinin yanında kalıyor..Anlaşamıyoruz ve boşanmak istiyorum.
6 aylık evli olduğumuz için nasıl bir dava açıp boşanabilirim ve ne kadar sürer..
Yardım ederseniz çok sevinirim..
Şİmdiden teşekkür ederim...
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 23.07 - nzmkck
Yorumlariniz ve ilginiz icin simdiden tesekkur etmek istiyorum...
27 07 2004 tarıhınde ozel bi sirkette işe basladim 2 ay sonra sigartam yatirildi. Calisma saatlerimiz sabah 08:00 aksam 18:00 ve 18:00- gece 04:00 olarak 2 vardiyeli olarak calisiyoruz(Sirket calisana yaklasik 500 kisi) ise basladıgımda gece calısacagıma dair hic bir kagit imzalamadim yaklasık 1 sene sonrasında toplu olarak bır sozlesme ımzalatıldı bızlere fakat su an ımzalamıs oldugumuz seyde nelerın oldugunu bılmıyorum....Benim sizlere sorum
1-Ben bu imzalis oldugum sozlesmeyı okumak ne oldugunu ogrenmek ıcın okuma talebınde bulunabılırmıyım,bole bı talepte bole bır seyın olmayacagını soleddikleri taktirde ne yapmaliyim...
2-Gece calisacagima dair her hangi bir seye imza atmamiÅŸ isem vardiyali bi sistemde calisin bi sirkette vardiyeye gelemeyecegimi belirterek gunduz calismak gibi bir hakkim varmi?
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 22.32 - Sibel54
bir hisseli mülkte hissedarlar a,b,c,d,e olsun a hissedarı e nin karşı çıkmasına rağmen b,c.d nin hiselerini satın alabilirmi ?
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 22.32 - seko6161
Merhaba ben 3 senedir bir işyerinde çalışmaktayım. SSK prim ödeme sayfasını konntrol ettiğimde 3 ay önce öne yani 10.15.2007 tarihinde çıkış yapılmış ve yine aynı tarihte giriş yapılmış ve bunlardan benim haberim daha yeni oldu.Bu konunun benim açımdan özellikle tazminat konusunda bir sakınca teşkil edermi.Eders ne yapmam gerekir. Teşekkürler
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 21.57 - Sibel54
1. soru x,y,z,a,b şahışlara ait ortak bir mülk var x şahsı bu mülkü almak istiyor y,z ve a şahısları ile anlasıyor b şahsı karşı çıkıyor bu durum nasıl çözümlenebilir
2.soru y z a sahısları x sahsına hisselerini satabilirmi ?
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 21.54 - uquras
merhaba ben iSTANBUL'dan uğur bir tekstil firmasında sabah 08:30 akşam 19:00 saatleri arasında çalışmaktayım bunun yanı sıra cumartesi günleri sabah 08:30-13:30 arası mecburi olarak çalışmaktayım bu yasal bir uygulamamıdır?
Ayrıca cumartesi günleri ve resmi tatillerdeki çalışmalarımda bir kuruş dahi mesai parası ödenmemektedir? Bu konular hakkında beni aydınlatırsanız memnun olurum saygılarımla uğur as
19 Mayıs Cuma, 2006 Gençlik ve Spor Bayramı
30 Ağustos Çarşamba, 2006 Zafer Bayramı
23 Nisan 2007, Pazartesi Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
19 Mayıs 2007, Cumartesi Gençlik ve Spor Bayramı
30 Ağustos 2007, Perşembe Zafer Bayramı
29 Ekim, 2007, Pazartesi Cumhuriyet Bayramı
1 Ocak 2008, Salı Yeni Yıl Tatili
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 20.38 - Skyy
Merhaba arkadaşlar karışık bir miras olayımız var bu konuda yardım istiyorum..
Olay şu üç kardeş olan anneannem ve 2 kardeşinden bir tanesi geçtiğimiz hafta sonu kanserden vefat etti . Mirasçısı olarak anneannem ve küçük kardeş gözükmede ve mirasçı olarak mahkemeden mahkemeye katılmaları için tebliğ gelmiş bulunmakta . Yalnız ortanca kardeş vefatından önce hastanede imzalatılan noterden adli dengesinde bir sorun olmadığı ve tabip huzurunda adli dengesinde bir sorun olmadığını kanıtlayan ve mirasını 4 kişiye verdiğini açıklayan bir vasiyet yazısı var ortada . Böyle bir durumda anneannem ve kardeşinin bu mirastan hakları yok mu sayılır . Ve 2 gün önce itibari ile anneanneme bir kağıt imzalatılmak isteniyor ama anneanneme kağıdı imzalamaması imzalarsa haklarından vazgeçtiği anlamına geleceğini söylemişler imzalamıyor mahkeme sonucu nasıl çıkacaktır ve kağıt imzalanmalımıdır . İlginize teşekkür eder bilgilerinizi paylaşmanızı rica ederim
Saygılarımla
-
- Kaç çeşit nafaka vardır, hangi şartlarda hükmedilir?
İştirak, yoksulluk ve tedbir nafakası olmak üzere 3 çeşit nafaka vardır. (Bir de yakın hısımlar arasında söz konusu olan yardım nafakası vardır ancak Boşanma Hukuku ile ilgili değildir.)
İştirak nafakası, çocuklar için ödenen nafakadır. İştirak nafakasında tarafların kusuru aranmaz, velayet kendisinde olan anne veya baba diğer taraftan iştirak nafakası talebinde bulunabilir.
Yoksulluk nafakası, boşanma neticesinde yoksulluğa düşecek olan eşe ödenen nafakadır. Kusursuz ya da diğer eşe göre daha az kusurlu olan tarafa hükmedilir. Taraflar eşit kusurlu ise yoksulluk nafakasına hükmedilmemektedir. Buna karşılık her iki taraf da kusursuz ise, nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaksızın boşanma neticesinde yoksulluğa düşecek olan eş lehine nafakaya hükmedilebilir.
Tedbir nafakası, boşanma gerçekleşene ve kesinleşene kadar bağlanan nafakadır. İki şekilde talep edilebilir. Boşanma davası açmadan, ayrı yaşamaya hakkı olan eş diğer eşten hem kendisi hem de varsa çocukları için tedbir nafakası talebinde bulunabilir.
Boşanma davası ile birlikte, dava sonuçlanıncaya ve karar kesinleşinceye kadar yine hem eşin kendisi için hem de varsa çocuk için talep edilebilir. Genelde dava dilekçesinde, boşanmaya karar verilmesi halinde, çocuk için hükmedilen tedbir nafakasının kesinleşmeden itibaren iştirak nafakası olarak devamına; eş için hükmedilen tedbir nafakasının ise yoksulluk nafakası olarak devamına karar verilir.
- Nafaka miktarı neye göre belirlenir, kesin bir kriteri var mıdır?
Nafaka miktarının tespitinde kesin bir kriter ya da sınır söz konusu değildir. Hakim her somut olayın özelliğine, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre takdir hakkını da kullanarak hakkaniyete göre karar vermektedir.
- Nafaka topluca ödenebilir mi?
Hakimin takdiri nafakanın irat (gelir) şeklinde ödenmesi ise, toplu ödeme mümkün değildir. Nafaka belirlenen miktarda aylık olarak ödenir. Ancak bazen hakim durum gerektirdiği takdirde nafakanın toplu olarak, bir seferde ödenmesine karar verebilmektedir, bu gibi durumlarda nafaka toplu olarak da ödenebilir.
- Nafakanın artırılması, indirimi ya da kaldırılması mümkün müdür?
Lehine nafaka hükmedilen eş, ileride ekonomik şartlarının değiştiğini, ödenen nafakanın içinde bulunduğu ekonomik şartlar nedeniyle geçimini sağlamaya, ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini ileri sürerek nafakanın artırılması davası açabilir. Hakim yine tarafların, boşanma anındaki şartları ile artırım davası açıldığı andaki şartlarını değerlendirerek karar verir.
Nafaka yükümlüsü eş de , ekonomik şartlarının değiştiğini, ödediği miktarın geçimini ve ihtiyaçlarını zora soktuğunu, bununla birlikte karşı tarafın ekonomik şartlarında iyileşme olduğunu ileri sürerek nafakanın kaldırılmasını ya da miktarın indirilmesini talep edebilir. Hakim yine tarafların, boşanma anındaki şartları ile artırım davası açıldığı andaki şartlarını değerlendirerek karar verir.
- Nafaka ödeme yükümlülüğü ne zaman sona erer?
İştirak nafakası, velayetin taraf değiştirmesi halinde, velayet hakkının sona ermesi halinde sona erer.
Yoksulluk nafakası ise, nafakanın kaldırılması davası neticesinde hakimin kararı ile, lehine nafaka hükmedilen tarafın evlenmesi ya da evliymiş gibi yaşaması halinde, tarafların yeniden evlenmesi halinde ve taraflardan birinin ölümü ile sona erer.
Tedbir nafakası, boşanma davasında hükmedilmişse hakimin boşanmaya karar vermesi halinde kararın kesinleşmesi ile; boşanmaya karar verilmemesi halinde ise hakimin belirleyeceği süreye kadar, belirlenmezse red kararının kesinleşmesi ile sona erer.
Boşanma davası açılmaksızın tedbir nafakası davası açılmış ise, hakimin belirleyeceği süreye kadar, süre belirlenmemişse tarafların boşanmasına kadar ya da talep halinde hakim kararı ile kaldırılmasına karar verilinceye kadar devam eder.
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 20.31 - timsah55
ufak bi araştırma sonucunda çin hükümetinin bizim soyumuza ait olduğu söylenen
bazı yapılar tespit edilmiş bize düşen ne bunun için bilgili insanların görüşüne ihtiyacım var nerelere mail atarak hükümet tarihcilerimizi harekete geçire biliriz
yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim
buradada tarihini anlatmakta piramitlrin
http://www.turkdirlik.com/Bilgimece/...MKilic0023.htm
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 20.22 - teomank
Arkadaşlar,bana yardımcı olursanız çok memnun olurum.Durumumu kısaca anlatayım;
Eylül 2006 da İşverenle ilk üç ay için 750 sonraki 3 ay için 1000 YTL net ücrette sözlü olarak anlaşıp işe başladım. İşveren işe başladıktan sonra bana iş detayları konusunda herhangi bir belge vermedi.
Ayrıca sigorta kaydım yaklaşık 5 ay sonra başlamış ve asgari ücret üzerinden çalışıyor olarak gösterilmiştir.
İşveren çalışanlara maaşlarını kafasına göre istediği zaman istediği kadar elden nakit olarak vermektedir. Ayrıca çalışanlara herhangi bir maaş bodrosu vs. vermemekte,sadece imza karşılığı ödeme yapmaktadır.
Aralık 2007 de işi bıraktım ve işi bırakmadan 15 gün önce işverene de sözlü olarak bunu bildirdim.
İşi bıraktıktan sonra bana çalışma belgesi verilmemiştir. Şu an itibariyla 5 aylık ödenmemiş alacağım kalmıştır.
İşten ayrılırken işten çıktığıma dair harhangi bir imza atmadım ve ssk kayıtlarında işten çıkış yaptığım görülmemektedir.Bildiğim kadarıyla da herhangi bir alacağım kalmamıştır diye imza atmadan benim işten çıkışımı yapamazlar.
Bir de 3 ay sonra maaşımın 1000 YTL olacağı söylenmesine rağmen bana hep 750 YTL maaş ödemesi yapılmıştır.
Maaşlarımın ödenmemesi/geç ödenmesi,sigortamın geç başlatılması ve asgari ücretten gösterilmesi nedeniyle hakkımı yasal olarak almak istiyorum.
Haklı sebeplerden derhal fesih hakkımı kullanabilirmiyim veya bana nasıl hareket etmemi tavsiye edersiniz.
(Elimde işe giriş ve çıkış tarihlerimi gösteen çalıştığım firma tarafından düzenlenmiş bir belge mevcuttur)
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 20.11 - veli34
Öncelikle merhabalar
Esim troid hastası olmasından dolayı sık sık evi terketti ve sonunda anlaşmalı olarak boşandık.7 yasında (84 aylık) bir kızım var. Velayetini kızımın annede kalmasının daha uygun olacağını düşÃ¼nerek eşime verdim.Ancak velayetin kötüye kullanıldığını düşÃ¼nüyorum.Esim gecen yıl kızımı Resmi ilköğretime bağlı ana okuluna yazdırdı ancak cok kısa devam ettirildi. Daha sonra bıraktırdı. Bu 2007/2008 eğitim yılında da ilkokul l.sınıfa başlayan kızım 2 aydan sonra yine okuluna gönderilmemiÅŸtir. Kızımın geleceği eğitiminin aksaması nedeni ile kızımı almak istiyorum.
Kızımın zorunlu eğitim çağında olması ve okula gönderilmemesinden dolayı velayet davası açsam kazanabilirmiyim ayrıca mahkemede eşimin troid hastası olmasını gündeme getirmemin davaya faydası olur mu teşkekürler
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 19.37 - Kurban
CAM Nedir? Çeşitleri Nelerdir?
CAM NEDİR?
Conditional Access Module Koşullu Erişim Modülü; yani şu digital uydu alıcılarındaki yuvalara takılan ve şifreli kanalları çözmeye yarıyan dekoder cihazları. İçine şifre kartı takılan Analog Eurocrypt veya Cine5 dekoderleri gözünüzün önüne getiriniz. Bu küçük modüller o analog cihazların digital olanlarıdır ve şekil olarak laptop bilgisayarların modem vs. kartlarının aynidir. Hatta laptop bilgisayarların PCMCIA yuvası alıcılardaki CI yuva ile ayni özellikte olduğundan CAM'ler bu yuvalara takılarak bilgisayardan program yüklenmesi sağlanmaktadır. Alıcı cihazlarda radyo tv yayınlarını çözme sırasında ise normalde bir CAM'in içinde bir de "smartcard" bulunmalıdır. Yani, bunlar kapının kilidi, kart da anahtarı oluyor. Kartta abonenin kimlik numarası, hangi kanalları, hangi, tarihten, hangi tarihe kadar izleme hakkı olduğu, ayrıca ne gibi ilave masrafları olduğu gibi bilgiler yeralır. Kanalın açılması için merkezdeki bilgilerle karttaki bilgilerin birbirini tutması gerekir.Yayın sinyalinin çözülmesi esas olarak uydu alıcının işidir. CAM 'ın işi ise sadece kart bilgilerini şifre sistemine uygun olarak yorumlamaktır Kart CAM'le, CAM de uydu alıcısı ile konuşarak kanal görüntü ve sesinin açılması sağlanır. Modülün takıldığı yuva CI (Ortak Arayüz) bütün digital STB (uydu/kablo/yersel digital alıcı set üstü cihazları) için artık standart hale gelmiştir. Ayrıca, bazı alıcı cihazların içinde kendinden (embedded) modül de bulunur. Tabii bu modüle ilişkin kartın takılacağı bir de kart yuvası vardır.(Kart yuvası ile CAM yuvası kalınlıkları çok farklı olduğu için ilk bakışta ayırd edilebilir.) Birçok cihazda da hem kendinden modül hem de ayrıca modül takılacak CI yuva bulunur. Kendinden (embedded) CA'lı cihaz almak ilk başta ayrıca CAM almaya göre küçük bir maliyet avantajı taşımakla birlikte cihazın içindeki CA çok çabuk demode olduğu ve değiştirilmesi oldukça güç olduğundan fazla tercih edilmemektedir.
Halen arayüz modülü olmayan çeşitli şifre sistemleri var. ABD'de yaygın olan PowerVu ve İngiltere'de Sky Digital'in dekoderi Sky Digibox (içinde NDS Videoguard denilen yeni bir CAM kullanıyorlar) bu türden cihazlar. Dekoder Digibox' ın ayrılmaz bir parçası ve sadece Sky Digital 'in bayilerinden alınabiliyor. İleride modül sistemine geçmesi beklenen bu NDS sisteminin halen avrupada ve orta doğudaki mevcut kullanıcıları İtalya'da "Stream" Yunanistan'da, "OTE" ve İsraildeki "YES" platformları.
CAM satın almanın bir alternatifi kendinden dekoderli cihaz almaksa, diğer bir alternatifi de modül donanımını emüle eden bilgisayar yazılımlarıdır. Bu yazılımlar bazı digital uydu alıcısı kartlarıyla hızlı bazı bilgisayarlarda sadece bazı şifre ve yazılımlar için başarılı olmaktadır. Sonuç olarak bir CAM ve korsan kartla çözülemeyen bir şifreli yayını bu tür yazılımlarla çözme olanağı da yoktur. Yani korsanlığın alternatif bir yöntemi olarak "bilgisayarda çözme" ilk bakışta kullanıcıya CAM ve kart tasarrufu sağlamakla birlikte uzun vadede çok da elverişli bir yöntem olduğu söylenemez. Şifreli yayınları çözmek için bir CAM kullanılması ise neredeyse en elverişli tek yöntem olarak durmaktadır. Bugün üretilen tüm CAM'ler tüm alıcı cihazlardaki CI yuvalarıyla tam uyumludur. (Koşullu Erişim(CA) ve diğer DVB yayın uygulamaları için Ortak Arayüz(CI) şartnamesi EN50221 & ETSI TS 101 699 Ver. 1.1.1 Extensions)
PEKİ HANGİ CAM'I ALMALI?
Eğer izlemek istediğiniz yayının şifresi Mediaguard II ise ve abone kartınız da bu özellikte ise o zaman mutlaka cihazınıza takacağınız modül de Mediaguard II 'yi destekleyen bir CAM olmak zorundadır. Normal olarak her şifre sisteminin kendine uygun bir de modülü bulunduğundan, şifre çeşitleri ve bunlara göre yayın yapan kanal sayısı arttıkça modül çeşidi de artacağından çeşitli kanallar ve modüller arasında karar veremeden boğulup kalmak mümkün. Üstelik geçtiğimiz birkaç yılda CAM çeşidinde standartlaşma ve azalma olacağına çeşitlilikler sürekli arttı. Birçok eski modüller de demode oldu. Artık onları kullanmak neredeyse olanaksız. Önümüzdeki dönemde de durumun çok farklı olmayacağı öngörülebilir. Yine de bazı önemli gelişmeler var. En önemli gelişme şifre lisansörü firmadan bağımsız olarak üretilen çeşitli modüllerin birden çok çeşit şifre modülü yerine aslı kadar mükemmel çalışabilmesi. Nisan ayında duyurduğumuz UNIVERSAL CAM bunun ilk örneklerindendi. Bu sayede birkaç değişik buketin yayınlarını izleyebilmek için tüketici birkaç defa donanım yatırımı yapıp herbirine CAM maliyeti artı lisans bedeli ödemesi gerekmiyor. Ayni CAM'deki yazılımlar gereken tüm işlemleri yapabildiğinden sadece kanallara abone bedeli ödeyerek kanalları yasal olarak izleme imkanına kavuşabilir. Ama bir sorun var. CAM'lerin içindeki yazılımlar lisanssız. Bunlarla ilgili sorunlar yaşandığında kim ilgilenecek?.
Şimdilerde en fazla kendinden söz ettiren modül Magic CI CAM'ler. Bu modüller geliştirme modülü olarak ve içinde yazılımsız halde satılmaktadır (İçinde sadece Dreamload Boot Loader'i var). Ancak internette çeşitli uyglama yazılımları mevcut ve bunlar sayesinde bir süre içinde tüm koşullu erişim sistemlerini emüle edebilir konuma gelmesi beklenmektedir. Şu anda geçerli olan "Pentacrypt v1.07" sürümlü yazılımıyla "Vi~cc~ss I ve II, TPScrypt, AstonCrypt, s~ca Mediaguard I ve II (s~ca 1-2), <b>!</b>rdet~ I ve II, Betacrypt(Beta Digital), N~gr~vision (BoxKey'i seçilebiliyor)" gibi en popüler tüm şifre sistemleriyle kulanılabiliyor. Tüketici bu modülü bir programmer kartıyla birlikte alıp disketteki yükleme yazılımını çalıştırdıktan sonra internetten indirdiği dosyayı modüle yüklüyor. Modül RS232 COM portu üzerinden bilgisayara CAM'in içinde takılı kart üzerinden de uydu alıcısına bağlı. Dolayısıyla bu programmer kartı modülün içine takılarak modül istendiği kadar defa silinip yeniden programlanabiliyor ve yazılımlar sayesinde modüle kazandırılabilecek fonksiyonlar sınırsız. Şu anda kullanılan V1.02 donanım versiyonu 30 MHz ARM7 mikroişlemcisi 256k RAM ve 2 Mb Flash Belleği ile çok geniş teknik imkanlara sahip. Normal CAM'ler her an sadece bir tek koşullu erişim sistemni destekleyebilir durumda. Oysa bu bir teknik zorunluluktan kaynaklanmıyor. O nedenle bir süreden beri CAM'lerin teknik özellikleri daha sona modifiye edilerek fonksiyonları arttırılmaktaydı. İlk önce <b>!</b>rdet~ AllCam yapıldı. Bu esas olarak <b>!</b>rdet~ CAM 'lerin Betacrypt'ler dahil tüm <b>!</b>rdet~ kartları ile çalışabilmesini sağlamak içindi. Daha sonra ise <b>!</b>rdet~ CAM'leri diğer koşullu erişim sistemleri için olan komutları da kullanabilme özelliği sayesinde FreeCAM adı verilen özel bir yazılım kullanılarak başka şifre sistemine sahip kartlar için de kullanabilme devri başladı. Şimdi bu FreeCAM'lerin yapamadığı şey konusunda ise Magic Modül devreye giriyor. FreeCAM'ler başka koşullu erişim sistemlerini yerli modunda destekleyememektedirler. Bu nedenle örneğin FreeCAM'ler resmi Mediaguard II abone kartları ile birlikte kullanılamıyor. Çünkü bu fazladan logging fonksiyonları <b>!</b>rdet~ moduyla yapılabiliyor. Yani <b>!</b>rdet~'yla ilgisi olmayan bir resmi abone kartı FreeCAM'lerde çalışamıyor. Oysa Magic Modüllerin şu anda kullanılan yazılımları yerli modları destekler durumda ve <b>!</b>rdet~ dışındaki koşullu erişim sistemlerini de yerli modda destekleyebidiğinden hem resmi abone kartlarıyla hem de korsan kartlarla çalışabilir durumda. Öte yandan gerek duyulduğunda kullanılabilecek <b>!</b>rdet~ FreeCam'lerde olan komut geçirmeli loglama fonksiyonu PentaCrypt yazılımında da var, yani FreeCam yazılımları ile yapılabilen tüm fonksiyonlar ve üretilen tüm dosyalar MagicCAM ile de kullanılabiliyor. PentaCrypt'i yapanlar bu işin burada kalmayacağını, Con~x ve Cryptoworks'un eklenmesi için de çalışmalarının sürdüğünü, hatta birgün Videoguard'ın eklenmesinin de planları arasında olduğunu söylüyorlar. Tüm bu nedenlerden MagicCam'e olan talep olağanüstü artmış. Şu anda yok satıyor.
Mevcut yazılımın söylendiği gibi tüm örneklerde çalışmasına, kanallar arası geçiş hızının iyi olmasına rağmen farklı şifre tipleri arasındaki geçiş sırasında biraz yavaş kaldığı söylenebilir. Ancak belki bu da bir sonraki yazılım sürümünde giderilebilecek bir sorundur. Şu anda geleceği güvenli ve iyi bir yatırım olarak görünen MagicCam'lerin bu özelliğini sürdürebilmesi birçok şeye bağlı görünüyor. Birincisi, GlobeCam, GlobalCam, UniversalCam(TBD CAM), EuroCAM gibi çeşitli adlarla pazara sürülen malların ne gibi çeşitlilikler getireceği. Örneğin Global CAM içinde "bir daha yüklenmesi gerekmeyeceği, ve mevcut resmi gayriresmi tüm kartlarla çalışacağı iddia edilen kendi yazılımı yüklü halde satılıyor. Uydu alıcıların içine "Eurocam" adıyla takılı(embedded) satılan CAM'ler de aynı iddiaya sahip.
Şunu da eklemek gerekir ki ARM7 mikroişlemcisiyle çalışıp farklı şifre sistemlerine uyum gösterebilen bu CAM'ların hiçbiri Vi~cc~ss, Mediaguard, <b>!</b>rdet~, Betacrypt, N~gr~vision, Con~x, Cryptoworks ve Videoguard gibi adı geçen şifre markalarından herhangi birinin resmi desteğine sahip değil. CAM'lerde herbiri tescilli olan adıgeçen markaların fonksiyonları sadece emüle edilmektedir. O nedenle bu emülasyonları geçersiz kılacak gelişmeler şifre sistemi sahipleri tarafından her an yürürlüğe konabilir. Tabii hukuki olarak da (yasaklanmasına ilişkin) çeşitli sürtüşmeler sürmektedir. Ayrıca, her an daha önce ortada olmayan "Sky Pilot" tipi yeni bir şifre sistemi, ve tabii doğal olarak onun emülatör yazılımları ortaya çıkabilecektir. Daha önce çeşitli şifreli kanalların yayınlarını açmaya ilişkin korsan dosyaların internette bir furyası olmuştu. Şimdi ise önümüzde "CAM emülatörü işletim sistemi yazılımı" gibi şeylerin piyasasının (ve internette satanlarının) ortaya çıkmakta olduğunu görmekteyiz.
AVRUPA PİYASASINDAKİ CAM'LAR NELERDİR?
Vi~cc~ss CI CAM. Patent hakları France Telecomm'a ait olabilir (CCETT araştırma enstitüsünde geliştirilmiş) En son versiyonu kırmızı etiketli Vr 478. İkinci versiyonla çalışır. Halen Fransada "TPS", "ABSAT", "CFi", "MCM" ve "France Telecom" kullanıyor, İskandinav ve Baltık ülkelerinde "Viasat", Slovenyada "RTV", Hırvatistanda, "HRT", İsviçrede "SRG", İspanyada "TeleVisa", Danimarkada "Tele Danmark", İsveçte "SVT" + "Senda", Norveçte " NRK", Yunanistanda "ALPHA DIGITAL", Arap ülkelerinde "ART" , Rusyada "NTV Int" ayrıca tüm avrupada "BBC Worldwide" ve <u>sansür</u>o kanalları "<u>sansür</u> View", "SCT/RCT" ve "Ultra Blue" tarafından kullanılıyor. Çoğu zaman digital kablo (DVB C) ve yersel (DVB T) yayınlarda da aynen kullanılır. Marka sahibi Vi~cc~ss, üreticisi SC Microsystems. dir .Vi~cc~ss ALL CAM. Orijinal 'Siyah Etiket' Vi~cc~ss CAM birinci versiyon resmi ve korsan kartlarla çalışır. Vi~cc~ss2 ile uyumlu değildir. .
<b>!</b>rdet~ SE4.7 ALLCAM. Bu CAM'ler <b>!</b>rdet~ ve BETA Digital CAM olarak çalışır. Orijinal Flaşlanabilir "I chip'li" <b>!</b>rdet~ Cam'lerdir. Korsan "DS9" yazılımı kullanılarak <b>!</b>rdet~, Beta digital, s~ca Mediaguard ve Vi~cc~ss yapılabilir. Beta Digital halen Almanya ve Avusturyada kullanılıyor. <b>!</b>rdet~ ise Hollanda, Italya ve Güney afrikada kullanılıyor. Seri no 900440 veya 900264 olabilir. Teknik bakımdan aynıdır. Yeni Iredto II cam'ler 901275 veya 901633 olabilir. Bunlar da içinde değişiklik yapılarak AllCAM yapılabiliyor.
<b>!</b>rdet~ "Freepass" CAM. Bu CAM'ler <b>!</b>rdet~ 1 & 2 ve BETA Digital CAM olarak çalışabildiği gibi loglama işinde de kullanılabilir. Yukarıdakinin ayni olup içine flaşlanarak yeni yazılım yüklenmiştir. <b>!</b>rdet~ FREE Cam v.2.018 versiyon yapılanları Vi~cc~ss, s~ca, <b>!</b>rdet~ 1/2, Beta Digital, ve N~gr~vision olarak çalışır, sistem geçişi otomatiktir. FunCAM 'de denir. <b>!</b>rdet~ 2 v.1.06 205 Softcell
<b>!</b>rdet~ CAM P/N 901275 Halen kirch/DF1,Nethold/Multichoice,Telepiu, M-Net (C-bandı) tarafından kullanılıyor. Aynı zamanda yunanistanda "NOVA", hollandada "Canal Digital", İtalyada "Stream", güney afrikada "Multichoice", arap ülkelerinde "Showtime" ve "ART" kullanıyorlar. Avustralyada FOX kullanıyor. Resmi en son versiyon <b>!</b>rdet~ 1 & 2 CAM'dir. Hollanda, İtalya, Arap, Rum, Güney afrikalı birçok yayıncı kullanıyor. Kimileri tarafından <b>!</b>rdet~ II CAM olarak da anılıyor ancak <b>!</b>rdet~ 1 yayınlarla da çalışır. Betacrypt CAM halen almanyada "Pr~m~ra World" ve "MediaVision", avusturyada " ORF " kullanıyor. <b>!</b>rdet~, Betacrypt
Astoncrypt CAM 1.05 veya 1.03(flaşlanabilir olanı), s~ca CI CAM, Aston 105 CI Cam olarak da anılır."MediaGuard" olarak da bilinir. Ayrıca, Alman Pr~m~ra buketi de kullanmaktadır. s~ca (Societe Europeene de Controle d'Acces) bir Canal Plus ve Bertelsmann ortaklığı. Mediaguard (Astoncrypt - s~ca) şifre sistemi halen İtalyada "Telepiu", "Stream", "RAI SAT" ve "MediaSet", Fransa'da "Canal Satellite Numerique", "Canal+", "ABsat", ve " NumeriCable " tarafından, Hollanda'da "Canal Digitaal", İspanya'da "Canal Satelite digital" , Polonya'da "Nowa Cyfra+",Orta Doğu ülkelerinde "Orbit" tarafından ve Canal+' nın global olarak sunduğu daha birçok yayında kullanılıyor. Halen kullanılan en popüler şifre sistemi olduğu söylenebilir. Bu CAM V1.05 olarak s~ca1-2 Mediaguard Emulasyonlu hemen tüm yayınlarda güzel çalışmaktadır. Halen, Telepiu, Canal Satellite, MTV Networks, Kanal Digitaal, Canal Satellite Numerique, AB sat, Cyfra, Stream, Orbit ve Canal Plus yayınlarının tümü için (resmi ve korsan kartlarda) kullanılmaktadır. V1.03 versiyonunda izle ve öde (PPV) kanalları arası hızlı geçişte sorun çıkarttığı belirlenmiştir. (Yavaş geçişte sorun olmuyor) Bu versiyonun flaşlanarak Cryptoworks, N~gr~vision gibi başka modüllere dönüştürülebilme imkanı var. V1.03, ITV Digital yayınlarıyla mükemmel çalışmaktadır. Bu CAM'ın ayrıca tedavülden kalkmış olan V1.00 ve 1.04 versiyonları var. (v1.05) Mevcut son versiyon (1.05). Eski (1.03) versiyonu ise tümleşik ITV Digital TV'leri için kullanılıyor Mediaguard (Astoncrypt - s~ca),
N~gr~vision İlk olarak İspanyol paralı TV platformu Via Digital şirketi tarafından geliştirilerek kullanılmıştır. İspanya'da "Via Digital"den sonra "RTVE" tarafından, Portekizde "Tv Cabo" tarafından kullanılmış, "Star Digital" ile türkiyeye gelmiştir. Ayrıca Polonyada "Polsat" İsviçrede "Teleclub"'un kablo yayınında (DVB C), "ABS CBN Mux " da ve Azerbaycan Tv "Az TV1" 'de kullanılmıştır. Servis sağlayıcıya özel Box Key yapılabilme özelliği var. Ancak halen N~gr~ yayınların tamamına yakını korsan olarak izlenmekte, N~gr~ 2 çıkacağı söylenmektedir. N~gr~vision,
Cryptoworks CI CAM. Halen gayriresmi kartları yok. Kullanan platformlar şunlar; Çek Cumhuriyetinden "Czechlink", Türkiyeden " D~giT~rk " İspanya'dan " Telespazio ". Ayrıca tüm avrupada " Viacom" (MTV network) ve "UPC" 'nin şebekeleri kullanıyor. Br de RTL , Avusturya ve İsviçredeki yayınlarında kullanıyor. Markanın patenti Philips'in. Philips bunu genellikle kendi embedded alıcılarıyla veriyor. Philips - Cryptoworks
AlphaCrypt CI CAM Son versiyon AlphaCrypt CAM, <b>!</b>rdet~, <b>!</b>rdet~ II ve BetaCrypt- şifreli platformlarda çalışıyor. AlphaCrypt,
Universal GLOBAL CI CAM. Tüm CI'lı alıcılarla, Via Access 1 ve 2, Aston (s~ca 1-2), N~gr~vision, Cryptoworks, Betacrypt, <b>!</b>rdet~ 1-2, ve <b>!</b>rdet~ ALL CAM ile çalıştığı, örneğin orijinal Alman Pr~m~ra 'in abone kartları ve resmi Vi~cc~ss2 kartlarla hem de ayrıca korsan kartlarla çalıştığı iddia ediliyor. Bunun gelecek nesil çok fonksiyonlu CAM olduğu, ayrıca programmer gerekmeyeceği, çünkü içindeki yazılımın tam ve test edilmiş olduğu söyleniyor. Resmi ve gayri resmi her tür smartcard'la (Funcard 5in1, GoldCard, DS9 v.s.) çalışabiliyormuş.
Con~x CI CAM. Con~x v3.03 Con~x bir Telenor şirketidir. Bu şifre Canal Plus tarafından İskandinav paketleri için kullanılıyor. Halen sadece İskandinav ülkelerinde "MTV Networks", "Canal digital" paketleri tarafından kullanılıyor. Geçerli son versiyonu V3.03. Con~x,
<b>!</b>rdet~ / BetaDigital Nokia 9200/d-buxe ‘a takılınca Beta Digital ve <b>!</b>rdet~ ile çalışır. Ancak, d-buxe’un yazılımı DrOverflow'un DVB2000 ‘e geçirilmelidir. Ortak arayüzlü (CI) dieÄŸr cihazlardan hiçbiriyle çalışmaz. Åžimdi "AMON" yazılımıyla Ds9 kartlar ve Funcard 5 in 1 ile çalışır logging için kullanılabilir.
NO-ZAP CAM . Bu CAM halen sadece NoZap isimli ve hergün 24 saat yayını olan, ücretsiz 8 film yayınlayan fransız hardcore <u>sansür</u>o kanalı tarafından kullanılan Sky Pilot isimli şifre sistemiyle çalışmaktadır. (Abonelik ücretsiz, bu CAM kendi başına çalışıyor, hiçbir smartcard gerektirmiyor.)
Yeni Magic Modül. UNIVERSAL CAM 'in bir türü olarak görünmektedir. TBD Cam - Tanımsız Koşullu Erişim Modülü olarak TBD CryptV0.9 yazılımıyla lanse edilen Universal CAM'in yazılım bakımından gelişmeye çok açık olduğu konuşulmuştu. Bu arada son kullanıcı tarafından kolay programlanabilmesi için basit ucuz ve kullanışlı bir programmer çıkmış. Bu programmer CAM'in içine takılıyor. CAM de uydu alıcıda takılı. Programmerin RS232 ucu bir seri kablo ile bilgisayar'ın COM portuna bağlanarak program PC'den aktarılıyor. Receiver sadece özellikle CAM'i beslemek için gerekli. Programmer cihazı Season logger/emülator kartına çok benziyor, ancak üzerinde atmel mikroişlemcisi var. Yeşil LED yanarsa sorun yok demektir. Halen bu CAM sadece bu şekilde flaşlanabiliyormuş.
Yazılım çalıştırıldığında "connect" butonuna "CONNECTED" yazısını görene kadar basıyorsunuz sonra flaşlama yapılıyor. Bu esnada hem kırmızı hem yeşil LED yanıyor. Yaklaşık 6 dakika sürüyor. Sonunda "MODULE LOADED" yazısı çıkınca modül kullanıma hazır hale gelmiş oluyor. İşler kötü giderse paniğe gerek yok, CAM üzerinde programmer takılı değil iken receiver'i üç defa açıp kapayınca (veya CAM'ı üç defa çıkarıp takarak resetletince) cihaz bootloader konumuna geri dönüyor. Siz de yarım hatalı yüklenmiş flaş dosyasını yeniden yükleyebiliyorsunuz. Yani bu şekilde CAM'e flash yüklemek herkesin yapabileceği bir iş haline getirilmiş.
Bu CAM sonuç olarak konunun meraklıları için bir araştırma geliştirme modülü kabul edilebilir. Geliştirmeye de çok açık olduğu kesin. Örneğin halen FREEPASS CAM(<b>!</b>rdet~) ile karşılaştırılınca, farklı şifre sistemleri arasındaki geçişlerde daha yavaş kaldığı eleştirisi var. Gelişme sonucu hem hızlanması, hem de zamanla halen emüle edilemeyen şifre sistemlerini de emüle edebilir hale getirilmesi mümkün...
*******************
Bu mesaj "kopi/pate yapılmıştır" alıntıdır...
yüzeysel bilgi paylaşım amaçlıdır...
-
Fakültede gördüğünüz dersler, size hukuku anlatıp tanıtmaya yardımcı olsa da yeterli değildir. Hukukun aslında bir EZBER olmadığını sanırım daha ilk derslerde hepimiz farketmişizdir. Hukukçu analitik düşünmek zorundadır çünkü karşısında her an bir hukuki olay, bir ilişki, bir kavram, bir kural, bir müessese çıkmaktadır.Hukukçu bir olayı çok yönlü olarak düşünebilmeli, tezleri ve anti-tezleri doğru biçimde saptayarak tanımlamalı ve bir senteze ulaşmalıdır. Bu sentez tek bir yol olabileceği gibi çeşitli alternatifleri de içerebilir ki çoğunlukla böyle olmaktadır. Bu prosesin beynimizde doğru biçimde işletebilmesi sağlam bir mantığa, sezgiye, bilgiye ve en önemlisi bunları biçilendirecek bir metoda (yönteme) dayalıdır.
Hukuk metodolojisi bu yüzden size en çok gerekli olan bir silah ve alışkanlık olmalıdır. Karşılaştığınız olayları analitik biçimde saptamak, olayı doğru hukuk kurallarıyla analiz etmek, çözüm yolları üretmek, iddia veya savunma silahlarınızı irdelemek için bir metodolojiye ihtiyaç duyarsınız. Kendinizde bu metodu geliştirmeden mesleğinizi sürdürmeniz mümkün değildir.
Bir dava açılmazdan önce dikkat edilmesi gereken temel kuralların neler olduğu, dava dilekçesinin nasıl kurgulanacağı, olaya uygulanacak hukuk kurallarının neler olduğu, iddianıza karşılık davalının ne gibi savunmalar veya karşı iddialar ileri sürebileceğinin önceden hesaplanması gerekir.
Bunlar elbetteki mesleki süreciniz içinde kazanılabilecektir ancak şimdiden buna hazırlıklı olmalısınız. BU hazırlığınızda size önerebileceğim temel eserlerden birisi, Prof. Dr. Ernest Hirş'in PRATİK HUKUKTA METOD adlı eseridir. ( Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Banka Ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü yayını)
Mutlaka birer tane edinmenizi ve dikkatle okumanızı tavsiye ederim.
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 19.16 - soner80
1) 1163 sayılı kooperatifler kanununa göre yönetim kurulu üyelerinin almış oldukları 7 ay hapis,6 ay memuriyetten men cezası, daha sonra paraya çevrilerek bu cezaların 647 sayılı kanunun 6. maddesi gereğince tehir edilmeleri yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesini gerektirir mi?
2) Danıştay içtihatları Birleştirme Kurulunun 15.11.1990 günlü E:1990/2,K:19902 sayılı kararına göre; "ertelenmiş bulunan bir mahkümiyet hükmü nedeniyle devlet memurunun görevine son verilemeyeceğine hükmedilmiştir" denilmektedir.
3) Oysa "1163 sayılı yasaya göre kooperatif görevlileri işledikleri suçlardan devlet memuru gibi ceza görürlerse de memurların yargılanmalarına ilişkin usul hükümlerine tabi değillerdir.
KK.62/3 maddesinde kooperatif memurlarının suç teşkil eden eylem ve davranışlarından dolayı devlet memurları gibi ceza görecekleri yazılı ise de bunların Memurin Muhakematı hakkındaki kanunda yer alan usul hükümlerine göre oruşturmaya tabi tutulacaklarını gösterir bir hüküm yoktur.
Bu durumda ilgili yasalarda öngörülen "memur" kavramına girmeyen kooparatif başkanı hakkında ilçe yönetim kurulunun karar vermeye yetkisi yoktur" denilmektedir.(Y.CGK 4.6.1973 E.1973/174 K.455-RKD 1973 III/1 F.9 sh.121)
Sonuç: Bu duruma göre, bu yönetim kurulu üyeleri görevlerinde kalırlar mı giderler mi?
Cevap verirseniz çok memnun olurum,teşekkürler..
-
PS3 cafe acmak istiyorum,ancak kiralamayı düsündügüm yerin iskan ruhsatı yok. Okul cami vb. yerlere yakın degil 80 m2. Dükkan o kadar aklıma yattıki baska bir yer düsünemiyorum. Biliyorum iskansız yere ps cafe icin ruhsat vermeleri cok cok zor. Ancak bir umut burada bana yardımcı olabileceginizi düsündüm. Şimdiden cok tesekkür ederim yardımı gecen herkezi acabilirsem cafe me ücretsiz beklerim...
-
Hukuk eğitimi almak bir ayrıcalıktır. Eskilerin deyişiyle 24 ayar altın bir bileziktir.
Hukuk Fakültesi mezunu için açılmayacak kapı yok gibidir. Herkesin ilk aklına gelen avukatlık-(hakimlik-savcılık)-noterlik, HUKUK EĞİTİMİNİN DOĞRUDAN UYGULANDIĞI mesleklerdir.
Aldığımız eğitime göre yapabileceklerimiz acaba bunlarla sınırlı mıdır? Çoğumuzun aklında bu üç meslekten birisini yapmak geçer ama bu şart mıdır?
Bir işletmenin İnsan Kaynakları departmanının yaptığı her işlemin temelinde Çalışma Hukuku (Bireysel İş Hukuku-Toplu İş Hukuku, Sosyal Güvenlik Hukuku) yok mudur? O halde bir işletmenin İnsan Kaynaklarını bir HUKUKÇU' dan daha iyi kim yönetebilir?
Bir ticari işletmenin her işinin temelinde Vergi,Ticaret,Borçlar,İş,Sosyal Güvenlik gibi mevzuatı yok mudur? O halde bir şirkette hukukçudan daha iyi bir yönetici düşünülebilir mi?
Pek çok sigorta şirketinin hasar-rücü departmanlarında hukukçular istihdam edilmektedir.
Kimi İK ilanlarında hukukçu yönetici aranmaktadır.
Bankalar, müfettişlik departmanlarına hukukçuları almaktadır.
Kaymakamlık yapma olanağı vardır.
Bazı hukukçular bilgisayara olan düşkünlükleri sonucu hukuk programları yazabilecek düzeye gelmişlerdir.
Bunları sadece örnek olarak verdim. Ancak bu örneklerden çıkartılması gereken sonuç, hukuk mezununun kendisini mutlaka başka alanlarda alacağı eğitimle donatması olmalıdır. Böylece kendinize çok farklı alanlarda iş yaratma yada bulma olanağı sağlayabilirsiniz. Kimbilir belki de siz aslında Siyasalı bitirip Kaymakam olmak istemiştiniz ama kader sizi hukuk fakültesine gönderdi. İşletme okumak istemiştiniz ama hukukçu oldunuz. Peki bu hayaliniz elinizden kaçmış mıdır?
Hayır...
Yeter ki siz isteyin. Altın bileziğiniz bileğinizde, unutmayın...
Sevgi ve saygılarımla.
-
Manisa Ticaret Meslek Lisesinde Büro Yönetimi ve Sekreterlik dalında Hukuk Sekreterliği eğitimi verilmekte imiş. Çok sevindirici bir haber. Çoğu işin süreye bağlı olması nedeniyle son derece riskli bir meslek ifa eden avukatın nezdinde bilinçli sekreterlerin çalışmaya başlamalarının yararlarını tartışmaya gerek yok sanırım.
http://manisa.meb.gov.tr/mesleki_egi..._yonetimi.html
: Hukuk Sekreterliği Dalı ::
Tanımı: Hukuk sekreterliği mesleğinin gerektirdiği,günlük işler, dava hizmetleri, toplantı ve seyahat organizesi ile ilgili gerekli olan bilgi ve becerileri kazandırmaya yönelik eğitim ve öğretim verilen daldır.
Amacı: Hukuk sekreterliği mesleğinin yeterliklerine sahip meslek elemanları yetiştirmek amaçlanmaktadır.
-
Hukuk Makaleleri ve Mevzuat Kısmına yeni bir hukuki kaynak eklendi, üzerinde tartışmak ister misiniz :
Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 17.09 - Takilbery
Ben 1999 yılının Ocak ayında daire almak için kooperatife girdim. Ama girdiğimde kooperatifin yarısı nerdeyse tamamlanmıştı. Belli bir meblağ nakit ödeme yaparak aylık ödemelere başladım. 2000 yılının Şubat ayında da nikahlandım, Eylül 2000 de de düğün yaparak evlendik. Bu arada ev taksitlerimin ödemeleri devam etti (tabii ödemelerimin büyük çoğunluğunu sağolsun kendi babam yaptı) ve 2004 yılı eylül ayında ev ödemelerimiz bitti.
2003 yılında da kızımız dünyaya geldi.
Eşim hemşire olarak 2006 yılı başlarında çalışmaya başladı. 2 yıllık bir çalışmışlığı var. Şu son 1 yıldır beni aldattığı şüphesindeyim. Önceleri eşimin cebini, elime aldığımda hemen gelip cebini benden alıyor, hiç elletmiyor bile. Evde iken cebi çoğu zaman kapalı bi şekilde şarjzda bulunduruyordu. Geçenlerde bi kere cep telefonuna çağrı geldi. Ben yanındayken NO tuşuna basarak gelen aramayı reddetti.(gözlerimle gördüm, ama o hala bunu yalanlıyor). Kimin aradığını sorduğumda da bilmediğini söyledi. Ve sonra o gece cep telefonuna gizlice baktığımda aranan numarayı sildiğini gördüm. İşte o gün benim karagünüm oldu. Oturup konuştuk. Hep inkar etti ama beni tatmin edecek bir açıklama hiç yapamadı. Yani kimin aradığını söyleyemedi. O günden sonra geceleri rüyamda sürekli eşimin beni aldattığını görüyorum.Tarih Ekim 2007 de oldu bu anlattıklarım.
Şimdi sorularıma cevap arıyorum; Eğer boşanırsam;
1- 1 Daire ve 1 araba benim üzerimde. Eşim bu taşınmaz mallarda, ne kadar bir hak sahibi olur?
2- Eğer ben boşanma dilekçemden önce dairemin yarısını babamın üzerine yaparsam, bunda bi hak talebinde bulunabilir mi? ( çoğu ev taksitlerimi babam ödemişti)
3- Eşim şu anda çalışmıyor, aile durumları da pek iyi sayılmaz. Benimse aylık ortalama gelirim 1700 civarında. Buna göre; 5 yaşındaki kızımın velayetini kim alır?
4- Boşanma işlemleri başladıktan sonra, eşimin kullandığı GSM şirketine dilekçe ile başvursam (aranan günü ve saati adım kadar biliyorum) reddettiği aramanın telefon numarasını bana söylerler mi ve konuşma dökümlerini veya mesajlarını bana açıklayabilirler mi?
5- Tüm bu şartlarda eşim benim mal varlığımdan ne kadar alır ve nafaka ödemelerim nasıl olur?
6- Diyelimki kızımın velayetini aldım. Ve 2 sene sonra mesleğimi bıraktım. Kızımın velayeti bende kalmaya devam eder mi?
7- Diyelim ki kızımın velayetini alamadım ve eşim başka birisi ile evlendi. O zaman kıızmın velayetini ben üzerime alabilir miyim?
Şimdiden çoooook teşekkürler.
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 13.52 - kelleci
Merhabalar ,
Bilenler ile öğrenmek isteyenler arasındaki bu bilgi alışverişini sağlamanız ve haklarımızı öğrenmemiz , bilmemiz bakımından bu ortamı sağlandığınız için sitenize teşekkür ederim.
Benim marka hakkında sorularım olacak ,
1- Marka Tescil işlemleri tamamlandıktan sonra o markaya yeni bir sınıf eklemek için yapabileceğimiz işlemler ne olmalıdır.
2- Marka Resmi Bültende 3 aylık süre ile yayımlanırken , 3 aylık sürenin bitimine son 10-20 gün kala , markamıza bağlı yeni bir sınıf eklemek mümkün müdür?
3- Markamızın , domain ismi olarak kullanılmasında Harf Bazında etkisi nedir acaba? Biraz daha açmak gerekirse , mesela benim Markamın adı "işgücü" buna bağlı domain isminin başkası tarafından , www isgucu..... olarak alınması sonucunda , türkçe karakter bakımından bir hak iddia edilebilir mi? çünkü ş , s olarak yazılmış , ü lerde u olarak yazılmıştır ve markanın anlamı da değişmiştir?
Saygılarımı sunarım.
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 13.38 - cadi666
Merhaba arkadaslar,
ben yurtdisinda kaliyorum ve maalesef bazi sorular hakkinda ne Türk Konsoloslugundan ne de almanyada avukatlik yapan türk asilli vatandaslarimizdan cevaplar alabildim, arkadasima insallah siz yardimci olabilirsiniz.
Arkadasim 2003 yilinda üniversiteden mezun olduktan sonra yüksek lisans egitimi icin Almanya`ya gelmis bir türk vatandasi. Mezuniyetten hemen sonra askerlik yükümlülügünü yapmadan tecil ettirerek gelmis ve önce dil egitimiyle Almanya`daki egitimine baslamis. Ama maalesef bir Alman üniversitesinde mezuniyet durumuna uygun olarak okumaya baslamanin ilk asamasi olan dil sinavini gecmesi ve okul kaydi yaptirabilmesi elindeki mevcut ve daha sonra burada da özel ögrenci dosyasi actirarak yaptirmis oldugu tecil süresini yaklasik bir semester astigi icin bakaya durumuna düsmüs. Her ne kadar durumu ifade eden sekilde birkac kez konsolosluga giderek savunmasini vermis olmasina ragmen ve son olarak onun durumundaki tüm ögrenci arkadaslarin islerinin daha cabuk sonuca baglanmasi amaciyla dosyalarinin askeri mahkemeden yerel mahkemelere devredilmis olmasina ragmen katiyetle herhangi bir beraat, olumlu yada olumsuz herhangi bir yanit aradan hayli zaman gecmis olmasina ragmen sahsina ulasmamaktadir. Mevcut askere celb dönemlerinin her üc ayda bir olmasi zincirleme bir bakaya durumunu beraberinde getirmektedir. Almanya´da ise kanuni oturumu devamli alabilmek icin gecerlilik süresi bulunan bir pasaport sahibi olmak gerekmekte ve arkadas okul kaydinin olmasina ve ögrencilik durumu devam etmesine ragmen yerel mahkemeden de bir sonuc alamadigi icin askerligi tecil ettirememekte ve bu yüzden pasaportumunda gecerlilik süresini uzatamiyor. Bu durum muhtemelen, uzatilamamis pasaport sebebiyle Almanya`da kalabilmesini engelleyecegi, o kadar emek ve zamanin bosa gitmesine sebep olacagi icin acil bir cözüme ihtiyaci bulunmaktadir.
Bu arkadasimiza yardimci olabilirsek cok büyük hayir islemis oluruz :)
Arkadas 1980 dogumlu.
Saygilar ve sevgiler
N.H.
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 13.23 - tira
Merhaba.Ben ist.da zabıt katibi olarak görev yapan birisinin psikolojik rahatsızlığı nedeni ile ank.ya tayin isteme hakkı varmıdır, onu öğrenmek istiyorum. bu kişinin ist.da hiç bir yakını yok ve evli.evli olduğu ailesi ist.da ama sorunları ailesini de olumsuz yönde etkilediğinden psikolojik olarak rahatsız. 20 günlük doktor raporu var ve yeşil reçeteli ilaç kullanıyor. en kısa zamanda nasıl bir raporla veya istemle ank.ya ailesinin yanına tayin isteyebilir?
-
Merhaba,
Sorum şu: İstifa ettikten sonra 30 iş günü ihbar sürem var. X gün rapor alırsam 30 iş günü çalışmam gerekir mi yoksa (30-x) gün yeterli olur mu?
Teşekkür ederim,
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 12.13 - sezginn
Arkadaslar ben 5 yıldır evliyim eşim almanyada ve biz 2 yıldır hiç mi hiç görüşmüyoruz şimdi ise boşanmak istiyorum ne yapmam gerekir ve çok uzun sürermi herhangi bir zorluk çıkarmı ve davayı burdan mı açmam gerekiyor ilgilenenlere şimdiden teşekkürlerimi sunarım
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 12.06 - caner35
Merhaba arkadaşlar benim babaanneme ve kardeşlerine kendi babalarından bir takım yerler kalmış. Babaannem 2002 yılında vefat etti. Onun hakkı babama ve halama kaldı.Babamda geçtiğimiz mayısta vefat etti yani bababım hakkı anneme ve bize kaldı. Üç kardeşiz diğerlerinin yaşı 18den küçük.Halam olmadan anneme ben vekalet verirsem,halamın vekaleti olmadan,annem oradan bize düşen payın yönetimini yapabilirmi satış tapuyu üzerine alma vb. gibi. Şimdiden teşekkürler.
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 11.39 - alanya
Ben bundan yaklasık 9 yıl önce boşandım.Mahkeme kızıma o zaman için 50 milyon lira nafaka bağladı.Zaman içinde bu para hiç ödenmedi.Daha sonra ben nafaka artırımı davası açtım ve kazandım 150 ytl oldu nafaka bedeli.Ancak yine nafaka tutarını alamadım.Şu anda eski eşimin enüst basamaktan emekli olduğunu öğrendim.Ben şimdi ki nafaka bedelini ve geriye dönük biriken nafaka tutarını almak için nasıl bir yol izlemem lazım? Bana yol gösterırsenız sevınırım.
-
Müşterek Zahmet (*)
Gözlerimiz
Åžeffaf
Temiz
Damlalardır
Her damlada
Demire can veren dehanın
Bir küçücük
Zerresi vardır
Åžeffaf
Temiz
Damlalarıyla gözlerimiz
Bir umman içinde birleşmeseydi eğer
Her zerre
Dağılsa idi başka bir yere
Dinamolarla durmayanları çiftçileştirerek
Çelik dağları sof bir klak gibi döndüremezdik!
Müşterek zahmetin şamateri
Yakan
*** *** çevirir akan
İstimar(?) ateşini
Åžem’asız kibrit gibi söndüremezdik
Åžeffaf
Temiz
Damlalarıyla gözlerimiz
Bir umman içinde o kadar karıştı ki
Kaynayan suda buzu
Nasıl eritirse deniz(?)
İşte biz de
Birbirimizde
Öyle kaybolduk
Yükseldi müşterek zahmetin şamateri!
Demire can veren dehayı bulduk
Moskova / Názım Hikmet
Vehbi ve Náfi Kardeşlerimin Acılarına:
Aldığım Bir Mektup (**)
1337 Mart Ankara
Dün gece mektup aldım bir felakete dair
Siyah satırlarında şöyle yazılı:
"Åžair!
Bilmiyoruz nereden başlamalı biz söze
Kara bir hançer gibi zavallı gönlümüze
Saplanan son acıyı sen de duyuyor musun?
Yoksa hülyalarınla hálá uyuyor musun?
Boşluklara atılan ruhumuza bu bir sır:
Bilmiyoruz gönüller bu kadar yakın mıdır?
Dileriz derdimizi avutmasın seneler
Bize son vazifeni yapmış olursun eğer
Zavallı gönlümüzde bu derin mátemi sen
Rüba Beyin sesiyle ebedileştirirsen...
Ah bir hale düştük ki duysa káinat ağlar
Hem bir kardeş kaybettik, hem çok sevgili bir yár
Biz gurbette ağlarken o da gurbette öldü
Biz gurbete gömüldük, o toprağa gömüldü...
Şimdi o uzaklarda, çok uzaklarda bizden!
Hayaline ağlayan yorgun gözlerimizden
Yüzü rüyalardaki yüzler gibi kayboldu.
Zaten o bir çiçekti bir çiçek gibi soldu
Bir bahçeye gitti ki açılmaz çiçekleri
Kahpe felek kendini bildiği günden beri
Gökler zulümleriyle bu kadar alçalmadı.
Artık güzelliklere imanımız kalmadı.
Hiçbir ümidimiz yok hiçbir gayemiz de
Şair? Fani neşeyi artık arama bizde
Şimdi biz bir hayale ağlarız için için
Tesellisi olmayan gönüllerimiz için
Sade ona kavuÅŸmak tesellidir diyoruz
Ona kavuşmak için ölümü bekliyoruz
Müstensihi (Aktaran)
Názım Hikmet
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/...id=61&sz=46301
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 11.17 - esin_28
Nedir en derin korkularımızın içinde yatan asıl sebep, nedir bizi dinç tutan, tetikte tutan, yarınlara tedirgin baktıran Yaşlanmaktan mı korkar insan yoksa yalnız kalmaktan mı? Karanlıktan mı korkar yoksa ışığın gözünü almasından mı? Bir gülü tutarken dikeninin batmasından mı korkar yoksa kırılmasından mı? İncinmekten mi kokar incitmekten mi? Ağlamaktan mı korkar ağlatmaktan mı? Yaşamaktan mı korkar ölmekten mi? Nedir bize geri adım attıranlar ya da harekete geçirenler. Duygularımızda yaşadığımız bu karmaşalar, düşüncelerimizde ki belirsizlikler, düşlerimizde ki bulanıklıkların nedir sebebi? En derinlerde, diplerde yatan, gizlediğimiz, bizi belki zayıf gösterecek olan ama aslında yüceltecek olan saklımız nedir? Neden çocuksu yanlarımızı ortaya çıkartmaktan korkarız, saf duygularımızdan neden kaçarız?
Hayata bir çocuÄŸun gözlerinden bakmamızı engelleyen ÅŸey ne? Bize olur olmaz yerlerde “dur” diye, “ söyleme” diye seslenen kim? İçimizdeki sesi bizden farklı kılan ne? Kendimiz olduÄŸumuzu sandığımız bir anda aslında olmadığımızı anladığımızda yaÅŸadığımız burukluk neden? Farklı olma ihtiyacı niye? Bizi biz olmaktan uzak kılan bu ÅŸey ne..?
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 05.47 - yunus7
Bursa Osmangazi ilçesi sınırlarında kendi arsam üzerine 1 kat ve 130 metrekare olmak üzere ruhsatsız yapı yaptım. Ruhsatsız bina yapmak belki doğru değil ama yapının geri çekilmesi (yoldan) gerekiyor , şuyulandırma , bürokrasi vs vs ben bunu kısadan hisse kaçak yaptım. Yoksa işyeri olarak kullanmam mümkün olmayacaktı benim de buna ihtiyacım olduğu için bu binayı arsamın tamamını kullanarak mütahide yaptırdım. Benim sorularım şunlar olacak: Bu memlekette imar kanunu aynı ama vatandaşa uygulanan cezalar farklı farklı. Mesela bir çok kaçak bina sadece ceza ödemekle kurtuluyor yıkım yapılmıyor. Kimine ceza bile kesilmediğini duyuyorum. Bir kısmı göstermelik yıkıma uğruyor bir kaç tuğlası kırılıyor. Tamirattan sonra bir daha uğrayan olmuyor konu kapanıyor vede elektrik su vs hizmetlerden yararlanıyor. Gelgelelim birde bizim gibi hem ceza kesilen hem de binası belediye tarafından bomba düşmüş gibi yıkılan vatandaşlar var. Ve üstelik ben burada dükkan açılışını yapmış malımı sattığım bir sırada boşalttırılarak dükkanın içindeki bütün dekor malzemem molozlar altında kalınmasına sebep olundu. Diyeceksiniz ki neden tahliye etmedin tebligattan sonra; çünkü herkesinki gibi göstermelik bir yıkım olacağını zannettim. Öyle olmadı. Hatta ben yürütmeyi durdurma davası açtım , bu davada beklenmedi. Diktatörlüklerde olmayan bir faciaya maruz kaldım. Bununla birlikte duyduğum bir iki örnekte bu derece kötü yıkımı yapılan bir iki bina onarıldıktan sonra 2. ve 3. kez yıkımları yapılmış. Bu adaletsizce uygulamalar neye göre yapılıyor. Bu kanun kişiden kişiye neden bu kadar farklı uygulanıyor. Alınan encümen yıkım kararı doğrultusunda yapılan yıkımda binamız ve hayallerimiz yarı yarıya gitti. Aynı gün aynı cd. üzerindeki yıkımlardaki eşitsizliği bir çocuk bile farkederdi. Birinin bir duvarı yıkıldı bana ait yerin yarısı yıkıldı. İnsanın aklına başka şeyler geliyor. Bu adalaetsizliğe karşı nasıl hesap sorulur? İkincisi kimi binanı onar diyor bu dosya mahkemeye gitti bir daha yıkım olmaz diyor ama şüphelerim var bunların neye göre hareket ettiği belli değil. Sizce ne yapmalıyım? Eğer yıkım bir daha olacaksa bunun kanuni bir sınırı varmıdır? Birde mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı çıkarsa şu saatten sonra bana bir faydası olur mu? Teşekkürler...
-
Yazan: 20 - 01 - 2008 : 00.22 - hudalfa
4 ay önce trafik kazası gecirdim kazada 2 kişi öldü bende biraz agır yaralandım ama hiç birimiz karşı taraftan ozaman davacı olmamıştık ölen arkadaşların aileside olmamıştı ama karşı taraf yani suçlu olan taraf bir kere bile arayıp gecmiş olsun demedi buda bizim zorumuza gitti
şimdi suçlu tarafa dava acmak istiyoruz 4 ay gectiginden zaman aşımına ugramış olurmu ölen arkadaşlar 20 yaşındaydı bunlar için kan parası almak istiyoruz birde benim hastane masraflarını almak istiyorum mesela o kazadan dolayı halen sag elimi kullanamıyorum. bizim ne yapmamız lazım