-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 23.53 - emarti
Merhaba,
[Umarım doğru topiğe yazmışımdır]
2 sene evvel kat karşılığı mütehait ve ortakları ile anlaştık. İnşaata başladılar. İlk öncesi kaba inşaat (tüm katlar çıkılmadan) olmadan satış yapma hakkı yoktu. Parasal olarak sıkıştığını söyleyince kendine ait olan katları satma izni vermemin gerektiğini söyledi. Tamam dedim. Olay burada biraz dallanmakta. Asıl mütehait, şirket ortakları arasında yasal olarak görünmüyor. Kardeşi üzerinden işleri yürütüyor. Bu şirkete 2 kişi daha ortak yani 3 kişiler. Diğer ortaklarla beraber notere gittik Ve satma hakkı için şirket ile alakası yasal olarak görünmeyen mütehaite bu şirket adına satış hakkı vekaletini noter onaylı belge ile verdim.
İnşaat bitti. Yerleştik. Gecikmeli de olsa. Şirketteki ortakların arası inşaat bitmeden bozuldu. Ayrıldılar, kavgalar falan. İnşaatın bittiğine yerleştiğimize sevinirken. Ortaklardan biri geçen telefon etti. Abi tebligat eline ulaştı mı diye? Nedir sorun dedim. Sen vekalet vermiştin ya şirket ile alakası olmayan ortağımıza o yüzden beni zarara uğrattın dedi. Henüz elime tebligat falan geçmiş değil.
Şok oldum vekalet verdim diye adamın yaptığı suçlamaya bak. Vekaleti şirketle alakası görülmeyen ama olan ortağınıza şirket adına satış yapabilir kaba inşaat bitmeden diye izin verdim sadece dedim. Bu yüzden nasıl suçlanabilirim? Mümkün müdür? O zaman ben de anne beni niye doğurdun diye mahkeme açayım?
Moralim bozuldu adam ortaklarından alamadığı parayı yada kaptırdığını benden mi almak istiyor nedir. Lütfen, konu hakkında beni aydınlatınız. Teşekkür ederim.
-
Son dönemde Türkiye'de faaliyet gösteren bankaların birçoğu genellikle bir yıla kadar olan kısa vadelerle ve % 0,95 ila % 0,99 arasında değişen faiz oranlarıyla birkaç bin YTL limitli tüketici kredisi kullandırdıklarını iddia etmeye başladılar.
Bankaların bugünkü faiz oranları itibariyle işletme giderleri hariç olmak üzere topladıkları mevduatın kendilerine maliyeti aylık ortalama % 1,35 dolayındadır. Peki şimdi insanın aklına şu sorular gelmez mi? Banka kendisine aylık % 1,35 faiz maliyeti olan bir parayı vatandaşa yine aylık % 0,95 faiz ile nasıl kullandırabiliyor? Bu faizle kredi kullandıran bir banka zarar etmez mi? Bu iş nasıl oluyor? Neden böyle yapıyorlar? Aklımızdaki bu sorular devam eder gider...
Bizim eskiden beri bildiğimiz, bankaların darülaceze tipi hayır kurumları değil, kar amacı güden ticari birer işletme olduklarıdır.
Devletin, Türkiye Bankalar Birliği'nin, BDDK'nın bildiği halde sadece seyretmekle yetindiği bu durumu vatandaşın da bilmesi hakkdır.
Bize de tüketiciyi korumak adına bankaların bu oyununu açıklamak düşer. Bankaların aslında % 0,95 lerle kredi falan kullandırdığı yok! Hani şu kredi kullanırken bankaların peşin peşin kestiği ve adına dosya parası, işlem masrafı, istihbarat ücreti vb dediği 150 ila 300 YTL var ya, işte gerçekte hiçbir karşılığı olmayan bu parayı vatandaşın kullandığı kredinin faizinin içine bir katın bakalım ne sonuca ulaşacaksınız? Gerçekte kağıt üzerinde aylık % 0,95 faiz ile kullandığınızı sandığınız paranın aslında aylık faizi % 1,80 lere varıyor hatta geçiyor! Üzerine KKDF ile BSMV'yi de eklemek gerektiğini unutmayalım.
Peki bankalar bu oyunu neden oynuyor? Bu kadar yazdığımıza göre onu da açıklayacağız elbette. Bunun iki temel nedeni var;
1- Banka, vatandaş üzerinde sözde çok düşük faizle kredi kullandırdığı imajını yaratmak suretiyle pazarladığı kredi miktarını, dolayısıyla karını arttıracak.
2- Vatandaşın 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 10. maddesi gereği krediyi erken kapatmak istemesi durumunda bankanın yapmak zorunda olduğu faiz indirimi var ya.. İşte o indirimi yaparken aldığı faizi % 0,95 üzerinden hesaplayarak indirimi o oranda yapacak.
Peki aldığı 150 ila 300 YTL arasındaki paradan herhangi bir indirim yapacak mı? Hayır, çünkü o para dosya parası!!!
Biz bıkıp usanmadan tüketiciyi korumak adına her yere sayfalar dolusu yazılar yazalım. Başta BDDK olmak üzere devletin ilgili kurumları da kanuna karşı bu açık hileyi seyretsin!! Ah benim güzel ülkem!
Devrim Sinan KARAVELİOĞLU
-
ACI-MA-DAN
Yürek laldir,
Konuşamaz küçük gözler.
Yüzünde solgun yaralar.
Konuşur mu ölüler?
Kanatlı bir melek,
Baban ne zaman gelecek?
Anneyi evde bıraktın,
Bu vicdan nasıl gülecek?
Küçük kabir, büyük kabus.
İnleyen tınılar,
Kaybolan küçük aÅŸklar…
Sarı sapsarı yapraklar …
Anılar ah küçük anılar!
Dökülemeden kalmadı yaşlar.
Parıltıyı toprakta unuttu.
Okul zili acıya çalar…
Bilemedi!
...........Düşmeden,
..................Yanmadan,
...........Acıdan,
Acı-ma-dan….
ERSİN TOSUN/OVACIK
-
- ey ÅŸiir!…cellâdın kadar masumum…affet!...
cam kırıkları toplardın küçüğüm
gül yavrusu bahçende…
çıplak ayakların öperken toprağı
çilek kokusuyla selâmlardın
ısırganları solardı…
şehvetli akşamlardan kalmaydı
umarsızlığı nefretin
uzaktaydı
çığlığı duyulmazdı...
ardımızda salınan
özgürlüğümüzün izdüşümünden
kotarmıştık oysa aşkı
(c)esaretimiz ondandı…
pamuk ırgatı emeğiyle toplanan sentetik yaşamlar
ölümü damıtsalar da imbiklerinde
yüreğimiz dağlanırdı kör bir bıçakla
ve
acının serumu olmaz…
çıplak ayakların küçüğüm
öperken toprağı
ısırgan karamsarlığı dağılırdı...
cam kırıkları toplardın çilek kokusuyla
gül yavrusu bahçende…
dökülürdü avuçlarımızdan yaşadıklarımız
bir paçavra gibi atılırdı izbe çöplüklere
çöpçüler görmesin diye
köpekler leÅŸe doysun diye…
mi ki?
kim bilir???
Hayri BUYRUK
19.11.2006 / MENGEN
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 23.05 - sozwarm
Merhaba,
Kooperatif şeklinde üç blok olarak inşa edilmiş apartmanların birinde ev sahibi olarak ikamet ediyorum. Üç blok müşterek tek bir kömür kazanı ile ısınıyorduk.Doğal gaza geçiş işleminde -karşı olmama rağmen- oybirliğiyle doğal gaz kazanının da ortak olması kararlaştırıldı.Bu kararı ev sahibi olarak imzalamadım.Çünkü; daha evvel kömürle ısındığımız zamanlarda biz üst kattakiler alt kattakilere oranla daha az ısınıyorduk ve bu sebeple kendi ısımı kendim ayarlamak istedim.Yaktığımız kadar da ödemeye hazırdım.Tabii apartman ortak kararı gereği doğal gaza geçildi.Şu an 2,3, ve diğer ara katların ısınması için para ödediğimi düşünüyorum.Çünkü kararlaştırılan ısıyla ısınamıyorum.Kalorifer petekleri sıcak değil ılık neredeyse soğuk....yöneticiye durumu bildirdim.2 derece arttırılınca biraz daha iyileşti.Ama bu sefer fatura kabardığı için önceki ısının yeterli olduğunu söyleyen alt katların muhalefeti ile karşılaştım.
Size sorularım;
1-Apt. ortak kararına katılmayıp imzalamadığımız için ortaklıktan ayrılabilir miyiz.? Ya da müstakile dönebilmek için ne şekilde itiraz hakkımız olabilir?
2-Doğalgaz sisteminde ve özellikle müşterek kullanımda sıcaklık ayarlamasında çoğunluk kararı ile sıcaklık düşürülebilir mi?Derecenin arttırılması hususunda itiraz hakkımız var mı?
3-Doğalgaz kullanım bedeli olarak herkesin arsa payı nispetinde gidere katılması gibi bir şey doğru mu? nasıl?
4-Şu an ki durumda diğer yapabileceklerimiz hakkında bizi aydınlatırsanız sevinirim.
Yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim.
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 22.27 - sann
Arkadaşlar bir esnaf müşterisine laptop satıyor sanal pos sözleşmesi yapıyorlar 1500 ytl lik o sözleşmede 1500 ytl 12 taksit olarak yazıyor ve sözleşmede kart bilgileri var. müşterinin kredi kartı 1500 lirayı vermiyor limit yetmediği için. sonra o esnaf nasıl olsa müşteri üzerini başka kartla tamamlar diye karttan müşterinin haberi olmadan bir miktar parayı çekiyor. müşteri geldiğinde limitiniz yetmedi çekemedik diyor esnaf. müşteri o zaman siparişi iptal edin diyor ve iş yerini terk ediyor ay sonunda müşteriye extre gidiyor ve bunun üzerine savcılığa şikayette bulunuyor esnaf savcı huzurunda müşteriye parasını iade ediyor tam bu işten kurtuldum derken mahkemeden kağıt geliyor duruşma günü yazıyor ve açıklamada başkasına ait kredi kartının izinsiz kullanılması suçu yazıyor.
müşteri savcıya parasını aldıktan sonra şikayetçi olmadığını söylemiş olmasına rağmen neden dava açılmış olabilir.
esnaf bu olaylar esnasında kendisinde mevcut olan sanal pos sözleşmesini müşteriye iade etmiş ve müşteride yırtmış sözleşmeyi. yani esnafın elinde hiç bir evrak yok sadece sözlü ifadesi var.
kredi kartları kanununa göre başkasının kredi kartını izinsiz kullanmak 3 yıldan 6 yıla kadar hapis ve 10 000 güne kadar adli günlük cezası verilirmiş.
bu durumda dava sizce nasıl sonuçlanır.
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 21.15 - cantur
Sayın yargı mensubu avukatlar,savcılar bir konu hakkında sormak istediğim bir konu var..
Sosyal düzenin bu kadar bozulduğu bir toplumda her insanın ceza almasının mümkün olabilir hale geldiği aşikardır.Yaşanmış bir olay hakkında fikrinize ihtiacım var:
Nedenini vermek istemiyorum ama mesleğim gereği bir kamu davası açılmak üzere idim.Savcı kararıyla ifadem alınmak üzere polis beni aldı ve 1 gün boyunca nezarete aldılar.ilk ifademi polis aldı ve savcıya ifade vermek üzere beklemekteydik.Buraya kadar herşey yasal.Fakat adliyeye polis ile birlikte ulaştığımızda savcı bey ifademizi ALMADAN (hiçbirşey sormayıp yüzlerimizi bile görmeden) "tutuklama talebiyle" ceza mahkemesine sevketti.Hemen savcı sevkettiğinden birkaç saat sonra yapılan Ceza mahkemesinde suçsuzluğum ortaya çıktı ve serbest bırakıldım.Çok şükür ki ceza almadım.Bu durumda dosya savcıya geri gidecek sanırım ve o da ya takipsizlik kararı verecek ya da dava açacak.Şimdi kanunları bilen siz sayın arkadaşlara sormak istiyorum:
- Yasalarda bir savcının SADECE karakolda alınan ifadeyle hiçbir soru sormadan yani ifademizi almadan ceza mahkemesine "tutuklama talebiyle" sevketme hakkı var mıdır ? Bu yasal mıdır?Uygulamada yapılan yasaya aykırı bir durum mudur bu?
-
Merhabalar,
16.04.2004'den beri özel bir şirkette çalışıyorum. 15. Ekim'de doğum izininde ayrıldım, 8.11.2007 de ise doğum yaptım. 21. Ocak 2008 de işbaşı gözüküyor SSK'dan aldığım belge de.
Daha önce yazılı olarak süt izinmi toplu şekilde kullanmak istediğimi bildirmiştim. Şimdi yine mail ile süt izinimi toplu olarak kullanmak istediğimi, ardından da biriken yıllık izinlerimi ve 6 ay ücretsiz izin kullanmak istediğimi bildirdim şeflerime.
Fakat bizim bölüm kapanacakmış, 2008 yılın sonuna kadar herkesi işten çıkartacaklarmış, benim gruptan da 7 kişiyi bu ayın sonunda çıkartıyorlarmış. Bana henüz resmi bir bilgi gelmedi, doğum izininde olduğum için. Ama şefimden aldığım bilgiye göre, beni de bu ayın sonunda kıdem ve ihbar tazminatımı ödeyerek işten çıkartmak istiyorlarmış. Onun dediğine göre (aynı zamanda özel olarak da görüşüyoruz, bu yüzden fazla bilgi veriyor bana) aslında elemana hala ihtiyaçları olduğu için, istersem süt izinimi haftada da iki gün olarak kullanıp, hemen çalışmaya başlamam yada evden çalışmam (gelen mailleri işleme koymak gibi) da bana teklif edilecekmiş.
Ben bu teklife sıcak bakmıyorum, çünkü bebeğim daha çok küçük ve kendime şu an emzirdiğim için günde 2 saat bile ayıramıyorum. Yani haftanın üc günü bir de 3 saat yolda geçirerek çalışamam, evde de günde istenen 6 saat olanaksız gözüküyor. Ayrıca şirket başka proje alamazsa, Aralık 2008 de zaten herkesi işten çıkartacak yada bizi belki daha kötü şartlarda başka projelere kaydıracak. Zaten şu an yaptırdıkları işler sırf proje devam etsin diye, şimdiye kadar yapılan işlerden farklı (iş daha ağır ve daha sinirbozucu).
Ben Ocak ayın sonunda çıkartırlarsam, süt izinim yanıyormuş, doğrumu? Yani bana sadece kıdem ve ihbar ödenecekmiş. Kreş yardımlar, süt izini falan artık ödenmeyecek, halbuki ben daha sonra küçük bir çocuk ile nasıl iş bulacağımı düşünüyorum.
-
Görünmek istemiyorsan niye gittin
18 Ocak 2008
Salih ZEKİ/WASHINGTON, (DHA)
Washington Post gazetesi, bugün Hayrünnisa Gül’ün Cafe Milano’daki ıstakoz keyfine yer vererek “Göstermek istemiyorsan gitme” dedi.
İŞE O AKŞAMIN FOTOĞRAFLARI
Habere gazetenin en cok takip edilen köşelerinden biri olan The Reliable Source bölümünde yer veren Washington Post, Hayrünnisa Gül’un boydan çekilmiÅŸ bir fotografını kullandı. Cafe Milano’yu, ‘Washington’da ünlülerin kırmızı halı üzerinde geçit yaptığı restoran’ olarak tanımlayan Washington Post “Görmek ve görünmek, herkese estetikli yeni yüzünü göstermek isteyenler oraya gider. Herkes orda, göstermek istemiyorsan gitme” ifadelerine yer verdi.
CumhurbaÅŸkanı Abdullah Gül’ün Washington ziyareti sırasında eÅŸi ‘dindar ve türbanlı’ Hayrünnisa Gül’ün jetset restoranında ıstakozlu makarna yemesinin Türk medyasında büyük yankı uyandırdığını belirten Post yazarı Amy Argetsinger, garson Kerem Çelik’in bu nedenle iÅŸten atıldığını yazdı.
Yazıda Türk BüyükelçiliÄŸi’nden gelen telefonun ardından garson Kerem Çelik’in iÅŸten atılmasını Cafe Milano yöneticilerinin teyit ettiÄŸi de belirtildi.
Garson Kerem Çelik ise konuyla ilgili Washington Post’a konuÅŸmayı reddetti ve bu olayı unutarak yeni bir iÅŸ bulmak için ileri baktığını söyledi. İşten atılmaktan dolayı ÅŸikayetçi olmadığını belirten Çelik, Cafe Milano yönetimi için “Onlar doÄŸru olanı yaptı” dedi.
Hürriyet
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 20.00 - tuncaoglu
Merhaba,
3 senedir bir kuruluşta sözleşmeli olarak çalışmaktayım.
Başka bir kuruluştan kabul aldım. O kuruluşa geçmek istiyorum.
Durumdan şuan ki müdürlerim haberdar ve tazminatlı geçmemi onaylıyorlar.
Personel Müdüründen, tazminatlı olarak çıkışımın yapılması için gereğinin yapılmasını istediler.
Ancak;
Personel Müdürü, çok yeni ve deneyimsiz biri. Beni nasıl tazminatlı çıkaracağı konusunda yeterli bilgi sahibi değil. Bana söyleyebildiği tek yol, hastaneden çalışamaz raporu almam ve bu şekilde tazminatlı olarak çıkarılmam.
Bu yolu hem etik bulmuyorum hemde yeni gireceÄŸim iÅŸyeri de hastaneden saÄŸlam raporu istemekte.
Bunun dışında etik, sicil bozmayacak şekilde ayrılma şansım var mıdır? Yoksa mecburen tazminatı yakacak mıyız? :(
Okuyup, zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 19.48 - tiesto
Eşimden 1996'da boşandım.En son davadan önce 90 Ytl nafaka veriyordum.Temmuz ayında açılan dava sonrası 478 YTL'ye karşılık 160 YTL aylık nafakaya çıkarılmıştır + Avukat Ücreti olarak 450 Ytl
(her yıl ödemekteyim) + Davanın açıldığı tarihten bu yanada 420 Ytl nafakanın artış yığıntısı taleb edilmiştir.Ankara 26. İcra mahkemesindende 1 hfta içinde ödenmediğinde icra yapılacağı bildirilmiştir.Parayı henüz ödemedim.Kendim bir sitede kapıcıyım.Şeker hastasıyım ve raporum var.Eşimin ve çocuğumun yardımıyla işe devam etmekteyim.Başka bir iş yapmamakla birlikte ek gelirimde bulunmamakta.Bakmakta yükümlü olduğum bir eşim ve lisede okuyan bir çocuğum var.Karşı taraftan açılan davada sadece eşim ve çocuğum göz önüne alınmıştır.Benim masraflarım göz önünde bulundurulmamıştır.Karşı tarafın vekili olan avukat ise ''2. eşinizden çocuk yapmasaydınız.'' diye öneride bulunmakta.Benim çocuğumun yaşama hakkına, varlığına onlar mı karar verecekler?Eski eşimin ise 2 dairesi bulunmakta.Dairenin birinde kendisi oturmakta ve diğeri kiradadır.Yalnız bunu bir türlü bulamadık.Karşı tarafa mahkeme açıp bu durumu değiştirebilir miyim?
-
Soru1)
Konya' da tuhafiye mağazası bulunan (B), Ankara' da bilgisayar firması bulunan (A)' dan 10.000 YTL değerinde (X) marka bilgisayar almış ve karşılığında 1.4.2007 tarihli bir bono vermiştir. (A)' da söz konusu bonoyu İstanbul' daki (C)' ye ciro etmiştir. Bononun vadesi geldiğinde (B), borcunu ödememiştir. Bunun üzerine, (C) alacağının tahsili için icra yoluna başvurmuştur.
1) (C) alacağı için nasıl bir icra takibine başvurabilir, neden?
2) (C) bonoya bağlı alacağını kimden talep edecektir? Başvurunun koşulları nelerdir?
3) (C) bonoya bağlı bu alacağını (a)' dan isteyebilir mi? Neden/nasıl? (C), bu koşulları sağlamadan da (A)' ya karşı icra yoluna başvurabilir mi? Neden?
4) (C), (A)' ya karşı takibe başvurarak bono bedelini tahsil etmiştir. (A), ödemek zorunda kaldığı bu bono bedeli bakımından aynı takip dosyası üzerinden (B)' ye rücu hakkını kullanmak istemektedir. Bu mümkün müdür? Neden?
5) (C), bonoya bağlı bu alacağını hangi yer (veya yerler) icra dairesinden isteyebilir? Neden?
6) Bono borçlusu (B), gönderilen ödeme emrine aşağıdaki gerekçelerle karşı koymak istemektedir. Bu taleplerini nasıl, nerede ve hangi süre içinde ileri sürebilir? Sonuçları ile birlikte açıklayınız.
a) "(C) takip talebine bononu aslını eklememiştir"
b) "bonoda ki imza bana ait deÄŸildir"
c) "borcum zaman aşımına uğramıştır"
d) "bonoyu ben (A)' ya ciro yolu ile devrettim, bu nedenle borçlu ben değil (A)'dır"
7) (B) takip konusu bonoyu (A)'ya beyaza imza ile vermiştir. (B), bonoda ki tanzim yeri ile tarihinin onradan alacaklı (C) tarafından anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia etmektedir. Böyle bir iddia geçerlimidir? Bu iddia nasıl,nereye ve ne şekilde ileri sürülmelidir? Bu iddianın aksi ne şekilde ispat edilebilir? Hüküm ve sonuçlarıyla açıklayınız.
8) Söz konusu bono, (A) tarafından (C)'ye ciro edilmeden önce kaybolmuş ve daha sonra (C)'nin eline geçmiştir. Bu arada (B), mahkemeden "bononun iptaline" karar aldırmıştır.
a) İptal kararına rağmen (C), (B)'ye karşı icra takibine girişmiştir. (C), bu takibe başvuruda haklımıdır? Neden?
b) Söz konusu takip bakımından (B), nereye, hangi süre içerisinde nasıl bir iddiada bulunabilir? Hüküm ve sonuçlarıyla açıklayınız.
9) (B), bilgisayarı satın aldıktan bir süre sonra anakart işlemcisinin bozuk olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda (C)'nin bono bedelini tahsil etmemesi için, (B) bu iddiasını ne zaman, nasıl ve hangi yolla ileri sürebilir? Böyle bir iddianın icra takibine etkisini çeşitli ihtimallere göre açıklayınız.
10) (C)'nin (B) aleyhine takibi kesinleÅŸmiÅŸ ve kendisine haci isteme yetkisi gelmiÅŸir. (B)'nin;
a) Bağ-Kur'dan bağlanmış aylığına,
b) Müştereken malik olduğu apartman hissesine,
c) iştirak haline malik olduğu apartman hissesine haciz koydurmak isterse, bu talebi yerine getirebilir mi? Neden? Çeşitli ihtimallere göre açıklayınız.
d) Yukarıda (b) ve (c) şıklarında haczedilen malların cebri icra satışında diğer maliklerin şufa hakkı var mıdır? Tartışınız.
Soru 2) Aşağıdaki Yargıtay kararı ile karşı oy yazısını birlikte dikkate alarak karar metnini tekrarlamadan değerlendiriniz.
"...davalı iş veren icra takibine karşı somut itirazlarda bulunmuştur. Davacının açmış olduğu itirazın iptali ve icranın devamı isteğini içeren bu davanın yargılanması sonucunda takip talepnamesinde belirtilen, ihtarlardan daha az ve farklı rakamlar tespit edilmiş olması alacakların likit olmadığını bir başka anlatımıyla yargılamayı gerektirdiğini göstermektedir. Bu itbarla icra inkar tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalıdır gerekçesiyle bozulan yerel mahkeme kararının direnilmesi karşısında, bozma kararındaki geciktirici nedenlerle, özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle bozulmasına...."
Karşı oy yazısı: "... Somut olay ele alındığında; davacı alacaklı işçinin iş aktinin haksız feshi nedeniyle fesih tarihinden önce imzalanan ve fesih tarihide yürürlükte olan Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre hesapladığı alacak isteminde haklı olduğu, işveren Toplu İş Sözleşmesi tarafı olan işveren sendikası üyeliğinden Toplu İş Sözleşemesinin imza tarihinden sonra ayrıldığı olgusu karşısında borçlunun bu yöndeki itirazında haksız olduğu mahkemenin kararı ile kesinleşmiştir...Sonuç olarak takibe ve itiraza konu alacaklardan ihbar ve kıdem tazminatı alacakları belirlenebilir bir alacak olup, borçlu itirazında haksız olduğundan buna dayanarak davacı işçi yararına bu alacaklar yönünden icra inkar tazminatına hükmeden yerel mahkemenin direnme kararı yerinde olup onanması gerekir..." (HGK.,30,1,2002,2002/9-4/29: YKD., Mayıs 2002,c. 28, S. 5, s, 677-680).
-
Yaklaşık iki sene önce sitemizde yazmaya başlamıştı sevgili Abbas Bilgili kardeşim. İş Hukuku konusundaki yetkinliği yazılarında kendini gösteriyordu. Bir gün Adana adliyesindeki işlerim için gittiğimde tanıştık. Bu tanışma bana hukuki. net' in armağanlarından birisiydi. Zaman içinde yoğun baskılarımıza karşı koyamadı ve sitemiz yöneticileri arasında yer aldı.
Bu gün de ricamı kırmadı ve Hatay Barosu Staj Eğitim Merkezimizde "iş güvencesi ve işe iade davaları" konulu bir seminer verdi stajyerlerimize.
Kendisine, bizi kırmayıp davetimizi kabul ettiği için teşekkürlerimizi sunmak istedim.
Saygılarımla
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 18.11 - ekim22
sayın meslektaşlarım
Benim sorum şu: müvekkilim 20.10.2006 tarihinde 12 yıllığına kira akdi yapıyor ve 12 yıllık kira ücretini peşin vererek hayvan barınağı ve ahşap kargir ev kiralıyor.Ancak kiralayan sözlü olarak kiralanan evin onarılmasını istiyor ve müvekkilde onarıyor.Kiralayan yaklaşık 1 yıl sonra kiracı müvekkili bu evi yıkıp yeniden yapmasını aksi takdirde kiralanan yere sokmayacağını söylüyor ve kiracının evi kullanmasına engel oluyor.Kiracı da bunun üzerine ordan çıkarak başka bir yere taşınıyor.
Sorum şu:Kiracı müvekkil kullanılmayan döneme ilişkin kira ücretini peşin verdiğinden maddi zarara uğruyor yıne ev için yapılan masraflardan dolayı da maddi zarara uğruyor.Bu nedenle kiralanan yerin kullanılmayan dönemi için peşin verilen ücreti ve evin onarımı için yapılan masrafları "Maddi Tazminat Davası" adı altında mı isteyebilir miyim? yoksa "kira akdinin haksız feshi nedeniyle ödenen kira bedeli ve sebepsiz zenginleşme bedelinin(yani eve yapılan masraflar) iadesi adı altında bir alacak davası mı açmalıyım? şimdiden teşekkürler.Saygılarımla
-
Sağda solda ve maalesef içeride herkes güzel yurdumla uğraşıyor. Bölmeye parçalamaya yok etmeye... Dış güçler yetmezmiş gibi şimdi ikdar sahipleride çaktırmadan ( Nesini çaktırmıyorlarsa ) bunun içindeler.
Ermeni bir şey ister Barzini densizi bir şey ister özür dilenen yanlış haritalar çizilir Kaşla göz arası Yunanistan istanbul u alır dikkat edin gelen yok ha bire gider bizden sonra özür dilenir...
Ulu önder Atatürk '' Yurtta barış, dünyada barış '' derken her ahvalde ben susarım demek istememiştir. Aslında bir arap atasözünün çok güzel ifadesini yapmıştır. Men dakka dukka yani çalma kapımı çalarlar kapını otur efendi efendi aşağı işte o zaman barış olur demek istemiştir. Amma ne hikmetse malum idareciler bu sözü hep tek taraflı ve aleyhimize almışlardır.
'' Bizim hiç kimsenin bir karış toprağında gözümüz yok...' harika evrensel bir söz. Ama karşıdakilerin ha bire senin toprağında gözü var ne olacak ? O zaman men dakka dukka olacak yani oda bir kayıptan korkacak ona göre davranacak aslında bu psikolojik bir durumdur. Kaybedeceği değeri olan onu korumak için gerekeni yapar. Kaybedeceği bir değer yokta hasbelkader kazanacağı varsa ? O zaman üzerine biner allah biner. Sende bu psikolojiyle savaşmak zorunda kalırsın...
Atatürk ün doğduğu şehir türkiye sınırları içinde olmalı... de bakalım nasıl bir tepki ve canhıraş karşı koyma gelecek. Aa pardon dersin ağzımdan kaçmış bu hep bizde ukde kalmıştır. Bak bakalım bir daha istanbul tüm kıbrıs bizim diye çıkacaklar mı?
Yada 1933 te Atatürk le Mac Arthur a söylediÄŸi iddia edilen sözü kullanın yalanlayan da yok bunu doÄŸrumudur bilemem ama Lozan anlaÅŸmasından dokuz sene sonramac Arthur un çankaya ya geldiÄŸi Atatürk le görüştüğü bir gerçek .. Atatürk demiÅŸ ki "Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse Musul, Kerkük ve Adaları geri alacağım. Selânik de dâhil Batı Trakya’yı TÜRKİYE hudutları içerisine katacağım”... İlginç ama böyle iÅŸte... Hadi avrupa tarafını pas geçelim yeni sınırımız şöyle bir ÅŸey oluyor...
Haydi kutlu olsun , haydi hayırlı traşlar...
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 17.56 - samett_27
Selam arkadaslar ben 01/08/1961 Adıyaman doğumluyum.
30/12/1986 ssk girişliyim 30 gün primim mevcuttur.
30/06/1989 bagkur a başladım ve
30/10/2005 bagkur bitiş.Yani toplam 15 yıl 5 ay 29 gün bagkur günüm var ve buna takiben 06/10/2005 tarihinde ssk ya giriş yaptım ve devam ediyorum,18/01/2008 tarihiyle hala devam etmektedir.SSK gün sayım toplam 728 gündür ve askerliğim 1981/1982 tarihleri arasında 20 ay yapmış bulunmaktayım.Ben bu askerlik borçlanmasını yatırdıgım zaman emeklilik tarihime ve yaşıma ne gibi eksisi ve artısı olabilir?
Şimdiden ilgilenenlere teşekkürlerimizi sunarım.
-
Hukuk Makaleleri ve Mevzuat Kısmına yeni bir hukuki kaynak eklendi, üzerinde tartışmak ister misiniz :
Merkezi Finans Ve İhale Biriminin İstihdam Ve Bütçe Esasları Hakkında Kanun
-
Hukuk Makaleleri ve Mevzuat Kısmına yeni bir hukuki kaynak eklendi, üzerinde tartışmak ister misiniz :
Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun
-
Merhaba arkadaÅŸlar;
Benim çıktığım iş yerinden kalan alacaklarıma ait Ekim 2007 ye ait 1500 ytl lik bir senedim var. Sürekli ödeyeceğiz demelerine rağmen ödemediler bende iyi niyetimden senede her hangi bir işlem yaptırmadım. Şimdi direkt icra ya koyabilir miyim? Bir de senet için aylık gecikme faiz oranı nedir?
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 16.03 - c_selin
Bugün icra sınavı olan bir talebe olacaktı buralarda gördünüz mü ;)
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 15.48 - kapbana
Merhabalar,20 günlük senelik izne ayrılan memur iznin bitiminden itibaren devam edecek nitelikte (yani süre kaybı olmaksızın) 20 şer günlük doktor raporları almış; bu raporları kurumuna sunmuş. Buraya kadar sorun yok; ancak tarih olarak son raporun bitiminden itibaren 10 günlük süreyi aşırarak 30 gün sonra göreve geldiği için 11, günden itibaren memuriyetten çekilmiş sayılarak memuriyetine son verilmiş.
Ancak memurun elinde 10 gün de dahil olmak üzere son 30 gününü fazlasıyla kapsar nitelikte 2 adet daha raporu var. Ancak bu raporları maalesef kuruma sunmamış. Verilen kararın iptalini sağlamak üzere bu raporların kuruma ibrazı olmaksızın salt alınmış olması yeterli midir?
Daha doğrusu bu raporların memurun fiilen işe başlamadığı dönemdeki ruhsal sıkıntılarından dolayı kuruma vermemiş olması ne kadar yeterli bir mazeret olabilir?
Bu konuyla ilgili içtihat olanlar varsa eklerlerse sevinirim.
Teşekkürler
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 14.56 - okaan
Geçen gün polis eve gelip 2-2007 ile 5-2007 arası çalıntı telefon kullanmışsınız ifade vermeniz gerekiyor diyerek anneme karakola gitmesi gerektiğini söylemiş, hattı ben kullanıyorum ancak annemın adına kayıtlı, telefonu aldığım yerden herhangi bir faturam veya aldığıma dair bir belge yok. Annem çalıntı telefon falan kullanmadım ben diyince polıs de iyi düşünün,yalan ifade vermekten daha çok başınız ağrır diye annemleri geri göndermiş, pazartesi tekrar ifade vermeye gidicekler, ben yeni işe girdim güvenlik soruşturması var orada bir problem çıkmasın diye benim adımı hiç vermiyor annem... Neyse süreç böyle yani bu pazartesi tekrar ifade vermeye karakola gidicekler... Bu isin sonu ne olur ne sonuc çıkar acaba ? Mahkeme kesin oluyormuş sanırım? Beni bu konuda biraz bilgilendirirseniz çok sevinirim, şimdiden teşekkürler.
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 14.43 - etikhukuk
Yüksek öğretimde yabancı dil eğitimi ile ilgili olan kanunda; hazırlık okuyan bir öğrencinin hazırlık sınıfı sonundaki normal birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü sınıflarda gördüğü derslerinin en az %30'u yabancı dil olmak zorunda diye bir kanun var mı acaba? Bu konuyla ilgili bir davam var, ilgili kanunun varlığından bahsediyorlar ama bulamıyorum. Yardımcı olursanız sevinirim.
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 14.42 - salih0683
merhaba ben 2004 te almanyaya esimle evlenerek gittim ama sonra guzel gunler bitti ve hep kavga etmeye basladik vede en son bu agustosta evi terk edip her seyimi birakip (banka kartim dahil) turkiye geldim kbiraz sakinlesmeye ama o arkamdan oyun ceviriyormus telefonda hep gereksiz yere kavga baslatiyordu ben anlayamiyordum gelmemi istemiyordu bendede inat oldugu icin bende telefon acmiyordum . sonra oturma iznim bitecegi tarihte bana itirafta bulundu beni aldatiyormus inanamadim gitmek istedim geri almanyaya oturma iznim bitmisti gidebilseydim kesin vururdum onu. helekide gidememisim ondan sonra baktim boyle olmuyo bosanmaya razi edebilmek icin sakin olmaya karar verdimalmanyada ben calisiyordum vede oreda bazi faturalar uzerimeydi acaba bu bosanirken sorun cikarirmi vede biz anlasmali bosanmak istiyoruz protokol gondercegim imzalamasi icin vede avukatsiz basvurabilirmiyim cunku ben buraya gelirken hic bir seyimi almadan geldim para dahil.esim turk vatandasi tebligat gondersem ulasirmi eline . vede protokol olmadan dilekceyle basvurabilirmiyim::(
YÖNETİM:
Konu tekrarı yapmayınız,yazım kurallarına uyunuz!
-
Selam arkadaÅŸlar,
benim bir sorum var. Ben 5 yıllık evliyim kızlık soyismimide eşiminki ile birlikte almak istiyorum.Acaba bu konuda nereye müracat edip ne gibi belgeye ihtiyacım var?Çok zor olurmu? Yardımcı olursanız sevinirim.Tesekkurler
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 14.14 - LEYLAK
Benim eşim işçi 4857 sayılı yasaya tabi Kütahya da TKİ'de çalışıyor.Ben Ankara çalışıyorum memurum, eşimin tayini olmuyor sözleşmesi gereği iş makinası operatörü ve merkezde bu kadro yokmuş kadrosunu değiştirmiyorlar. ben oraya gidemiyorum küçük çocuklarım var Benim çalışabileceğim Kütahya merkezde iş yerimiz var ve onun iş yerine uzaklığı 60 km. ne yapabilirim....
:( :( :(
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 14.01 - alaturka
Açtığım konu niye yayınlanmıyor?
-
DAVA DEĞERİ:
01.01.2008 den itibaren (YTL)
Senetle / Tanıkla İspat (HUMK 288) 490,00
Görev - Sulh / Asliye (HUMK 8) 6.330,00
Görev – B.Åžehirlerde Tüketici İl veya
İlçe Hakem Heyetleri 2.159,08
Tüketici Hakem Heyetleri Kararlarının
bağlayıcı veya delil olmasına
dair alt ve üst parasal sınır 827,05
Temyiz / Kesinlik (HUMK 427) 1.250,00
Temyiz - İcra Mahkemeleri 3.600,00
Karar Düzeltme (HUMK 440) 7.910,00
Temyizde Duruşma sınırı (HUMK 427) 12.680,00
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 13.14 - aydin2001
Ben benim gibi memur olan arkadaşımın birisine kefil olmuştum.Kefil oldugum arkadaş bundan yaklaşık 15 gün önce trafik kazasında vefat etti. Arkadaşımın vefatından dolayı ödenmeyen kredi taksitleri için benden ödemem istenmesi söz konusu olabilirmi. Cevabınız için şimdiden çok teşekkür ederim.
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 13.05 - oderici83
16 aydır bir şirkette çalışıyorum.Mecbur bir yer kapandığı için işveren tarafından işten çıkarıldım.Yanlız almış olduğumuz maaş yüksek olup ssk primlerimiz askeri ücret yatmakta.1 hafta da izin hakkım bulunmakta.Alacağım tazminat nedir?İbraneme hakkım ne kadardır?Haklarım nedir açıklarsanız sevinirm.Teşekkürler.
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 13.03 - law08
Kat mülkiyet hukukunun 17. maddesi 'Kat irtifakı kurulmuş gayrimenkullerde yapı fiilen tamamlanmış ve bağımsız bölümlerin üçte ikisi fiilen kullanılmaya başlanmışsa, kat mülkiyetine geçilmemiş olsa dahi anagayrimenkulün yönetiminde kat mülkiyeti hükümleri uygulanır.' diyor.
Burada 'fiilen kullanılmaya başlanmışsa' ne demektir ? Sitedeki binanın veya dairenin, içinde oturmasa dahi, sahibi tarafından eşyalandırılması mı ? Yoksa, sahiplerin fiilen orada devamlı ikamet etmesi mi ?
Eğer devamlı ikamet demek isteniyorsa, senede belki de 9 ay boş duran, kat irtifaklı yazlıkçı sitelerindeki anagayrimenküle kat mülkiyet hakkı uygulanmaz mı ?
-
Merhbalar Özür Dilerim Forum Acemisiyim Bya Titiz Bir Forum Burası Neyse...
Ben Askerlikten Çürük Aldım Epilepsi Hastalığı nedeni İle Askerlik Dururum Ozaman 41 Günlük İdi Sadece Acemilik Yaptım Yemin Törenine Bile Katılamadım.Gata Hastahensinde Yatmıştım..
Söyletinye Göre Askerlikten Çürük Alan Kişiler Sanırım Belli Bir Ücret Alıyorlarmış... Ama Söylenti Ama Hukiki Hakmı Ama Nasıl Bilmiyom... Siz Büyüklerimiz Olarak Bana Yardımcı Olurmusunuz...
Hayırlı Günler...
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 11.45 - sahan_83
Saygıdeğer hukukcularımız;Ablam ve ben yaklaşık 1 yıl önce bir sigorta şirketinin a acentesiydik.İşlerimizin ters gitmesinden dolayı iflas ettik.Ablam çok büyük bir bunalıma girerek psikoljik olarak rahatsızlandı halen çalışamıyor.Ablamın bir kredi kartına yaklaşık % 65 lik faiz oranını içeren ödeme emri geldiğinde onu zorla kaldırarak mal beyanında bulundurdum.Bu süre içerisinde gücümün yettiği kadar bir parayıda onun adına bankaya yatırdım.Yaklaşık 20 gün önce aynı bankanın hukuk bürosundan (icra dairesinden)yeni bir ihtarname gelmiş.Ben başka bir ilde ikamet ettiğim için annem bu ilamı almış aynı bankadan geldiğini anladığı içinde nasılsa ödüyoruz düşüncesi ile bana bildirmemiş.Eve gelipte kağıdı okuduğumda şoka girdim.Aynı banka aynı hesaplı kredi kartını 2 ayrı yerden icraya vermiş.Biri Kartal 3.icra biri kadıköy icra ! Doğal olarak ikinci gelen icraya mal beyanında bulunamadık.Ablamı zaten ilaçlarla ayakta tutuyoruz.Şimdi ne olucak nasıl bir yol izlemeleyim şaşırdım.Ablamın tutuklanmasını istemiyorum!Ne olur yardım edin!10 yaşındaki kızına bile bakamıyacak kadar hasta ceza evine nasıl girecek nasıl bir itirazda bulunmalıyım.Teşekkür eder Saygılarımı sunarım.
-
BULUNDUĞUNUZ YER) SULH HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ'NE
(Talep 5.000.-YTL veya altında olursa)
(BULUNDUĞUNUZ YER) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ'NE
(Talep 5.000.-YTL'nın üstünde olursa)
Adli Yardım Taleplidir.
DAVACI...............: Adı soyadı ve adresi
(Şehidin annesi, babası, eşi çocukları veya kardeşleri olabilir)
DAVALI...............: Recep Tayyip ErdoÄŸan
Başbakanlık / ANKARA
DAVA MİKTARI.: (Davacı başına 5.000.YTL makuldür ama 3 kuruş üzerinden de açabilirsiniz)
KONU...................: Davalı yaptığı bir radyo konuşmasında şehit olan ğlum/eşim/kardeşim/ babam (davanın tarafına göre yazılacak) ..... (şehidin ismi yazılacak) için kelle diyerek BK. 49.md uyarınca şahsiyet haklarımı ağır surette ihlal ettiğinden haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan ( seçilen miktar yazılacak) YTL'nin tahsiline karar verilmesi talebinden ibarettir.
İZAHATLARIMIZ
1-) Davalı Recep Tayyip Erdoğan, 2000 yılında Avustralya'da yaptığı radyo konuşmasında katil başından 3 defa "sayın" olarak, şehitlerimizden de "kelle" olarak bahsetmiştir.
2-) Söz konusu konuşmaya 15.12.2007 tarihinde basında emsal bir dava ile ilgili çıkan haberler nedeni ile ıttıla ettim.
3-) ...... (şehit düştüğü yer yazılacak) ........ (şehit düştüğü tarih yazılacak) de çıkan çatışma sonucunda oğlum/eşim/kardeşim/babam olan ....(şehidin ismi yazılacak) şehit düşmüştür.
4-) Şehitlik beratını ve Sulh Hukuk Mahkemesinden aldığım veraseti ekte ibraz ediyorum.
5-) Davalı söz konusu beyanda bulunduktan sonra, söylediği "sayın" sözcüğünden ötürü yapılan soruşturmada, savcılıkça verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar Sincan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kaldırılmış ve davalı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2007/......... sayılı hazırlık dosyasından fezleke düzenlenerek, davalının dokunulmazlığının kaldırılması TBMM'den istenmiştir.
6-) Davalının şehitlere "kelle" demesi sebebi ile hakkında Kartal 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/580-586 sayılı dosyalarından davalar açılmış ve açılan davalarda davalının bu deyimi kullanmakla şehit ailelerine doğrudan hakaret ettiği , şahsiyet haklarını ihlal ettiği gerekçesi ile davaların kabulüne karar verilmiştir. Bu dosyaların emsal olarak celbini talep etmekteyiz.
7-) Davalı " kelle" deyimini kullandığı dönemde Türkiye'yi yönetmeye talip olan AKP'nin kurucu üyesidir. O döneme kadar siyasetin bütün kademelerinde çalışmış , Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmıştır. Terör konusunda toplumumuzun ne kadar hassas olduğunu en iyi idrak edebilecek konumdadır. Şehitler için kullandığı "kelle" tabirinin gerçek hayatta ne anlamda kullanıldığını da bilmesi gerekir. " Benim dilim sürçtü, bu sebeple kullandım" demesi kendisini sorumluluktan kurtarmaz.
Davalı bu sözcüğü kasıtlı olarak kullanmıştır. Asıl maksadı belli etnik kökende bulunan vatandaşlarımıza mesajlar göndererek, oy sömürücülüğü yapmaktır.
Nitekim bu konuşmadan sonra 2002 genel seçim, 2004 yerel seçim ve 2007 genel seçimlerde Güneydoğu Anadolu bölgemizden ve kendisini Kürt kökenli kabul eden vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı seçim çevrelerinden aldığı oylar tedrici olarak, Hadep,Dehap ve DTP gibi partilerin üzerine çıkmış ve kendiside alınan bu oy oranları ile övünür olmuştur.
8-) Diğer taraftan davalı kullandığı bu deyimi, doğrudan Güneydoğu Anadolu bölgemizde katil başının yönettiği terör örgütü ile mücadele edip şehit düşen askerlerimiz hakkında kullanmıştır. Bu konuda tereddüt yoktur.
Şehit düşenlere karşı söylenecek bu sözden, şahsiyet hakları ihlal edilecek kesimde belli olup; bu şehidin annesi, babası, çocukları eşi ve kardeşleri olacaktır. Burada hedef alınan gurup bellidir.
Manevi zararın unsurlarının gerçekleşebilmesi için haksız fiilin mutlaka tek bir kişiye değil, belirlenebilir ve tayin edilebilir bir guruba veya birden fazla kişiye yapılması halinde de yeterli olacaktır.
Bu bakımdan davalının; " sözü ortaya söylemiştir, şehidin ismi belli değildir, şehitlerin tamamı kastedilmekle doğrudan zarar kavramı gerçekleşmez" savunması inandırıcı ve samimi olamaz.
PKK terörü nedeni ile şehit düşenler yasal olarak bellidir ve şehitlik beratları söz konusudur. Söylenen sözden ötürü bu şehitlerin yakınları zarar görmüş olduğundan açmış olduğumuz manevi tazminat davası haklı ve hukuki bir taleptir.
9-) Davacı şehit yakını olarak, dava harçlarını ve masraflarını karşılayabilecek maddi imkanımın olmaması nedeni ile adli yardım kurumundan istifade ettirilmemi talep etmekteyiz.
HUKUKİ SEBEPLER......: TMK,TBK ve diğer mevzuat.
DELİLLER.......................: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/ Hz.sayılı dosyası , Kartal 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/580-586 sayılı davacı şehit aileleri tarafından kazanılmış emsal dava dosyaları, tarafların mali ve içtimai durumlarının tahkik ve tespiti, şehitlik berat belgesi, veraset ilamı, nüfus kayıtları e diğer bilcümle deliller.
TALEBİMİZ....................: Davalı yaptığı bir radyo konuşmasında şehit olan oğlum,eşim,kardeşim, babam (davanın tarafına göre birini kullan) ..... (şehidin ismi yazılacak) için kelle diyerek BK. 49.mad. uyarınca şahsiyet haklarımı agir surette ihlal ettiğinden haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan ( seçilen miktar yazılacak) tahsiline karar verilmesini saygılarımla arz ederim. ( tarih )
Davacı
Ad ve soyadı
İmza
Not: Av.Fuat Turgut'tan forward e-posta olarak gelmiÅŸtir.
-
Öncelikle bu tarz bir paylaşım sitesi kurmuş olduğunuzdan dolayı sizlere teşekkür ediyorum.Benim bir sorum olacak yardımınız için şimdiden teşekkür ederim.Ablam kocasından boşanmak istiyor fakat davayı kocasının açması için beklemekte.Ancak kocası dava açmaya pek yanaşmıyor gibi kendisi ise çalıştığı gerekçesiyle mahkemeye gidip dilekçe vererek dava açamıyor.Benim sorum acaba onun yerine davayı başka birisi açabilirmi,açabilirse nasıl?Bu arada acaba bir dava açmak ne kadara masraflıdır bu konularda bilgilendirebilirmisiniz.
:)
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 10.44 - belinn
Yeni Türk Ticaret Kanunu ile yürürlüktekini karşılıksız çekler açısından değerlendiren bir avukatımız var mı?Yeni kanunda keşideci sadece karşılıksız kalan bedelin %10unu ödemekle yükümlü olacak diye bir ibare var mı,ben mi yanlış değerlendiriyorum.
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 10.42 - ercan1971
Ben devlet memuru olarak çalışmaktayım. 20.08.2004 tanzim ve 20.09.2004 vade tarihli 284,00.-YTL senedimin 250,00.-YTL Ödedim. Ancak kalan 34,00.-YTL yi ödemeyi unuttuğumdan dolayı Alacaklı olan kişi beni 26.10.2007 tarihinde borcun tamamı olan 284,00.-YTL icraya vermiş bir senet geçikme zammı ve avukatlık ücretiyle beraber borcum 591,00.-YTL olmuş ve zamanında itiraz etmediğimden dolayı maaşıma haciz kondu. Bir senetin geçerlilik süresi ne kadar dır veya ben buna nasıl itiraz ederim.
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 10.27 - serfloor
Babamın kredi borcunu kefili ödedi. Bankaya kefilin ne kadar ödediğini öğrenmek için noterden ihtarname cekmek istiyorum.Dilekçeyle başvurdum, cevap alamadım 2 ay oldu. Daha da ileri gidip bankanın genel müdürlüğüne yazmak istiyorum, yardımcı olursanız cok sevinirim.
Harun Drak
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 01.25 - DuncaN
Merhabalar 2007 mayıs ayında üniversitemden kaydım silindi sebeb 5136 sayılı af kanunu ile devam ettiğim okulda bir dersten 3 sınav hakkımı kullanmış ve başarısız olmamdı fakat dersin hocası hakkında benimle ilğili sınav haklarımı kullanırken ve not değerlendirmesinde şahsıma husumet güttüğü iddiası ile soruşturma açıldı ve soruşturma açılan öğretim üyesi fakülte yönetim kurulu üyesi olduğu için ne soruşturmanın bitmesi nede kanuni haklarım incelenmeden kaydım silindi, henüz 5136 sayılı kanundan gelen iki ayrı dersten 1 er sınav hakkım vardı.
İdare mahkemesine yürütmenin durdurulması için başvurdum ara kararla yürütme durduruldu bu iki dersten birinin sınavına girip başarılı oldum.
Diger dersin sınavı bir sonraki dönemdi yaz geçti bu süreçte idare mahkemesi ikinci bir ara kararla yürütmenin durdurulmasının reddi diye ikinci kararı verdi ama okul hemen uygulamadı .
Dönem başında son sınavıma girmek için harç yatırıp ders kaydı yaptım bir gün sonra tekrar kaydım silindi ikinci kez ve tekrar idare mahkemesine yürütmeyi durdurma davası açtım.
Süreci beklerken ilk açtığım dava aleyhime sonuçlandı ama nitelik olarak ilki ile aynı olan davayı etkileyeceğini düşündüğüm bir delil elde ettim zorda olsa 5136 sayılı kanundan yararlanan bir başka öğrencinin kanunun verdiği haktan bir sınav fazla kullandığını belgesi ile idare mahkemesine sundum fakat bu belgeyi sunduğum tarihten 15 gün önce ikinci davam için yürütmeyi durdurmanın reddi diye ara karar çıkmış ve idare mahkeme ara kararda ne derse ana karar öyle gelir diye bir durum kulaktan kulağa yayılıyor halk arasında.
Sorum şu emsal olarak gösterdiğim bu delilleri görmeme ve aleyhime karar alma şansları varmı,savunma avukatı ilk davası ile bu aynı davadır ilki derdest oldu bunun açılmaması gereklidir o yüzden davanın sonlandırılması diye savunma vermiş bu durumda benim nasıl hareket etmem lazım ?
Bana yol gösterecek tüm hukukçulara saygılarımı sunuyorum.
-
YOK EDİLİŞE İSYANIM
UÄŸuldayan beynimde ki seslerin
Mantıksızlık süzgecinden geçemeyen hayatım
Bir de gittiğim yola döşenen mayınların
Daracık koridorlarında çıkmaz sokaklar
Öyle bir sis var ki ortalık toz duman
Ufkumu kaybetmişim bırak geleceği
Düşünmemek ile yaşamamak arasında bir seçim
Kim karar verecek ben mi yoksa kim?
Kulaklarımı tırmalar her an o ses
Uyuyan beynimi hoplatır çıldırasıya
Bir saÄŸa bir sola koÅŸuÅŸtururum nafile
Ne yol yol ne de ben bende
Hangisi hayal hangisi rüya
Başım neden ağrır her semaya baktığımda
Varlarımın kaçı yok olmuş ki yanıyorum
Bir çıkmazda labirentler içinde çırpınıyorum
Dünyanın gücü bende güçsüzlüğe hapsolmuşum
Hangisi doğru kaç tanesi yalan
Bana bakan gözlerin kaçı dostça
Ayaklarım buz pistinde kaymakmı güzel
Yoksa ayakta dimdik durabilmek mi
Sorular sorular cevapsız kalmış hepsi
Limanını arayan gemi gibi fikirler
Kurtaran yok mu yoklukta biri var
Yok oluşuma değil yandığım
Sessizce yok edilişe isyanım
8.2.2007
Hüseyin Tuztaş
-
Yazan: 18 - 01 - 2008 : 00.57 - bade_34
Merhaba,
Eşim vatandaşlık başvurusunda bulunduktan sonra ben ve eşim kurula girdik ve bir görüşme gerçekleştirdik.
Bu görüşmede eşimin çalışmadığını söyledik. Bu bir engelmidir? (şu anda işsiz olması)
Ben çalışıyorum ve iyi bir mesleğe ve yeterli gelire sahibim.
Eşimin mesleği dış ticarettir. Gerekli altyapısı vardır. (üniversite. yabancı dil).
-
Ben 10dairelik bir apartmanda denetçilik yapmaktayım daha doğrusu yapamamaktayım :) çünkü yöneticiden defterleri denetlemek için istediğimde hakaretlerine maruz kaldım.Usulsüz işler yaptığına dair şüphelerim olduğu ve görevimide yapamadığım için APS yoluyla istifa ettiğime dair bir mektup yolladım yöneticiye. Mektubun nüshalarınıda diğer kat maliklerinin posta kutularına attım.Fakat yönetici benim istifamı kabul etmediğini bildiren bir mektup yollamış bana oda APS yoluyla.Şimdi benim merak ettiğim yöneticinin istifamı kabul etmemesi gibi bişey olabilirmi :( olursa nasıl istifa edebilirim.Bu konuda bana fikir verirseniz sevinirim. Şimdiden teşekkürler....