-
TİDAP kapsamında Barolar Birliği tarafından Barolarımız kanalı ile dağıtılmakta olan "MEŞE Yazılım İçtihat ve MEvzuat Bankası " kullananlar için paylaşmak istedim.
Kullanan herkeste oluyor mu yoksa sadece bende mi bilmiyorum
Yada sorun programda mı yoksa benim bilgisayarda mı onu da bilmiyorum,
Bendeki sürüm 2.0 ve çok nadir kullanırım, günlerce bakmadığım bile oluyor
Ancak buna rağmen, "C:Documents and Settings..kullanıcıadı..Local SettingsTemp" klasöründe programın logolarından oluşan binlerce .jpg formatında resim birikmekte. Ve silinmedikçe birikip bilgisayarı boş yere şişiriyor.
-
Dünya hukuklarında yazılı mevzuatın yanısıra bir de önceki yargılamalar sonucunda verilen emsal kararların oluşturduğu bir mevzuat söz konusudur.
Özellikle Amerika'nın belirli eyaletlerinde kanunlar meseleleri çok geniş kapsamda ele alır, ayrıntıları içtihatlara bırakırlar. Bunun en büyük nedeni, Yargı ve Yargı bağımsızlığına, Yargıcın hukukun üstünlüğüne hizmet ettiğine olan büyük bir inançtır.
Her vakıanın birbirinden ayrı ortam ve şartlarda değerlendirilmesi gerektiğinden, bunları aynı kefeye koymamak, olayı vicdani ve hukuki kanaatine göre değerlendirmesine fırsat vermektir amaç.
Bu nedenle birçok Anglo Sakson hukukunu takip eden ülkede içtihatlar, emsal mahkeme kararları hukukun kanuna denk materyalleridir.
Türkiye'de ise izlediğimiz Kara Avrupası hukuk sistemi gereğince, kanun ve diğer mevzuat ile çözüm bulunamayan konularda, hakimin takdir hakkını kullanarak boşluk doldurması sonucunda emsal mahkeme kararları ve yargıtay içtihatları oluşturulur. Kural olarak hiyerarşi gereğince önce kanuna, sonra mahkeme ve emsal yargıtay kararlarına bakılır.
Bazı hukukçulara göre, içtihat hukuku da diyebileceğimiz emsal kararlar hukuku zararlıdır. Her olaya uygulanamaz içtihatlar demektedirler. Yine bu görüşe göre hakimler olayı kendi bünyesinde değerlendirmeli, kanuna bakmalı ve hatta sadece onunla yetinmelidir.
Kanımca bu görüş bazı açılardan yerinde değildir. Hakim kanuna bakmalıdır, daha sonra içtihata yani yaşayan hukuka bakmalı, olay hakkında ülkenin genel hukuk mentalitesini öğrenmeli ve ondan sonra takdir yetkisini kullanmalıdır. Bu, kanun tanımamazlık değil bilakis köklü, istikrarlı ve oturmuş bir hukuk sisteminin bir zorunluluğudur.
Hukukun matematik olmadığı da düşünüldüğünde, hukuk sistemi veya yargılamanın otomasyonu düşünülmüyorsa, bidayet hakimi ve yüksek mahmeke (Yargıtay,Danıştay,Anayasa Mahkemesi) hakimlerinin KÖKLÜ ve MÜSTAKAR içtihatlarının değerini tartışmak abesle iştigal olduğu gibi, bu içtihatların ileriki dönemde KANUN olacağını da görmemek hukuk mantığına ters düşer.
Saygılarımla.
-
Yazan: 16 - 01 - 2008 : 16.06 - tturker
Ben 18 yıllık Ekişehir devlet hastaneside 657 e tabi dişhekimi olarak calışmaktayım.Eşim aynı hastaneden 10 yıl önce 657 e tabi hemşirelik görevinden ailevi nedenlerden dolayı istifa etti, 4 ay once tekrar sağlık bakanlığına muracaat etti. Kura da Kütahya sosyalleştirme bölgesi cıktı ve Kütahya devlet hastanesinde 567 e tabi olarak hemşirelik görevine başladı.
Eş durumundan sağlık bakanlığına muracaat ettik eşimin Eskişehir'e alınması için ancak bize gelen cevap olumsuz oldu. Neden olarak ta Kütahya C bölgesi , Eskişehir ise A bölgesi, yönetmeliklerinin 20.maddesine göre A dan C e tayin olamamaktadır.Ancak talebim halinde benim Kütahya'ya tayinim olumlu olacağını bildirmekteler.
Ben eşimden daha kıdemliyim ayrıca Eskişehir'de 1990 yılından beri serbet muayenehane calıştırmaktayım . Dolayısı ile benim Kutahya'ya tayin isteme şansım hem maddi hem manevi acıdan mümkün değildir .
Bu durumda eÅŸimin tekrar istifa etmesi gerekmektedir
Bu konuda sizden ricam eşimin Eskişehir'e tayini için yapabileceğimiz her hangi bir kanuni hakkımız varmı?Ne gibi bir yol izlememiz gerekmektedir?. Vereceğiniz cevaplar için şimdiden teşekkurler ederim.
-
Yazan: 16 - 01 - 2008 : 16.00 - Muzikcix
Patronum çek defterimi alıp kendi imzalayıp çek kesmiş ben gerekli itirazlarımda bulundum ve şahıs hakkında imza takliti ve dolandırıcılık hakkında savcılıga dilekçe verdim adam kayıp bu çeklerden bana icra gelirmi
bankayada tutanakla bildirdim imzalar benim olmadıgı apaçık ortada acaba çek için ceza alırmıyım borçlar bana mı gelir şimdiden teşekkürler
-
Yazan: 16 - 01 - 2008 : 15.40 - brave_law
Herkese Selamlar,
öncelikle böyle bir sitenin olması gerçekden güzel. Birçok Konuda bilgi sahibi olabiliyorsunuz.
Benim soruma gelince;
Geçen yaz evlendim ve düğün sırasında haliyle bir çok hediye geldi. Bunlardan birtaneside Kayınpederim tarafından hediye edildi. Hediye edilen cihazlar (buzdolabı ve bulaşık makinesi)senetle alınmış ve bu güne kadar hiç ödeme yapılmamış (bende yeni öğrendim).Eşimin ailesi boşanmış durumda ve biraz problemliler. senetler kayınpederimin üstüne ve ödemiyeceğini satıcıya bildirmiş, satıcı da doğal olarak haciz yoluna gideceğini söylemiş. Şimdi bu durumda benim evime haciz gelirmi, çünkü cihazlar direk benim evime teslim edildi. Bizim senetlerde imzamız yok. Sadece cihazların teslim adresi bizim evimiz, borçlu olarak kayınpedim gözüküyor. Bu konuda ne yapılabilir bana yardımcı olursanız sevinirim.
-
Yazan: 16 - 01 - 2008 : 15.23 - xman78
4 binalı 84 daireli bir sitede oturmaktayım. 6.katta oturuyorum. Yönetimden karar alınmasına ragmen çatıya izocam döşettiremedik. Bu sefer ben kendim döşettirmek istiyorum ancak çatıda bir alt katımdaki komşunun eşyaları var. Adam bunları kaldırmam diye diretiyor. İzocamında yapısı geregi çiğnenmemesi gerekiyor. Üzerine eşya konulmaması gerekiyor ne yapmam lazım? Beni bilgilendirirseniz sevinirim. Şimdiden teşekkürler.
-
Yazan: 16 - 01 - 2008 : 15.12 - Flipper
Şirketimize 2 yıl önce 780 ytl ye aldığımız cep telefonu klonlu çıktı, Tüketici Hakem Heyeti süreci sonunda lehime yeni bir telefon verilmesi şeklinde karar çıktı, karşı tarafa telefonu iade faturası keserek ve tutanakla teslim ettim, bi süre sonra karşı taraf gerekçeler öne sürerek icra yoluyla tahsil etmemi söyledi, nasıl bir yol izlemeliyim?
1-Daha kolay icra aşaması için Tüketici Hakem Heyetinden kararı para iadesi şeklinde değiştirmesini isteyebilirmiyim?
2-780 ytl değerinde cep telefonumu vermeleri mi gerek? Yoksa aynı cep telefonunu mu verirler? (Aynı telefon şu an 300 ytl civarı, bu durumda cari hesapta 480 ytl bize borçlu kalırlar)
Bu problemi nasıl çözebilirim, yardımcı olursanız memnun olurum.Teşekkür ederim.
-
Yazan: 16 - 01 - 2008 : 14.51 - kanca58
Değerli hukuki.net üyeleri;
Sizlerden başımdan geçen bir olay hakkında bilgi almak istiyorum.Geçtiğimiz şubat ayında üniversiteden 7 yıllık arkadaşım benden kendisi üniversite harcını yatıracağı için bankamatik kartımı istedi.Ek havale masrafı olmaması için bende kendisine verdim.Kartımı bana yaklaşık bir hafta sonra iade etti.10 gün sonra bende bankadan bir işlem yapmak için telefon bankacılığını kullanarak call centeri aradım ve bana bir kaç güvenlik sorusundan sonra hakkımda suç duyurusu olduğu konusunda bilgi verdiler.Kartımın arkadaşımda olduğu günler içerisinde 6000 ytl civarında bazı havaleler yapılmış.havale sahiplerinin şifreleri kullanılarak yapılan bu havalelerden hesap sahiplerininde haberi olmadı için şüpheli durumuna düştüm.Arkadaşıma Güveni kötüye kullanmak hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundum. Savcı gerekli işlemleri başlatarak ifadesine başvurdu ve kendisi bizim kartları dayısına verdiğimizi söyledi.Dayısı ise verdiği ifade de kartları bizden aldığını ve bir başkasına verdiğini bizim ve yeğenin başkasına verileceğinden haberimizin olmadığını bize yalan söylediğini çünkü yalan söylemese kartların vermeyebileceğimiz söyledi.Konu mali polise de intigal etti ve oradan savcılığa gelen yazıda ifadelerde göz önünde bulundurularak müşteki olduğumuz belirtiliyor.Arkadaşımız bu şekilde üniversiteden yine ortak bir başka arkadaşımıza da aynı şeyi yapmış.savcılıkta konu hala soruşturma aşamasında benim hakkımdaki suç duyurularının bir kısmıda farklı adliylerden yetkisizlik gerekçesiyle suc duyurusunda bulunduğum adliyeye geldi ve dosyalar benim şikayetim olan dosya numarasında birleştirildi.Ancak bazı dosyalar istanbul dışında olduğundan hakkımda dolandırıcılık şüphesi ile dava açılmış mahkeme de var.Bu mahkemeye mali polis yazısını savunmamda delil olarak sundum.Ancak olay o kadar karışık ki bundan sonra ne olabilir hiçbir fikrim yok.Konu hakkında beni bilgilendirebilirseniz sevinirm.Herhangi bir ceza almam sözkonusu olabilir mi?Buradan alacağım ceza mesleki kariyerimde önemli bir zadelenmeye sbep olacaktır.Ya da herhangi bir hapis cezası durumu söz konusu mudur? Daha önceden herhangi bir şuçum olmadığı için sicilimde de sorun yok.İlginize tesekkur ederim..
-
İyi günler.
Ben şu anda Belediye tarafından yaptırılan konutlarda ikamet ediyorum ve konutlarım şu anda jeotermal yöntemle ısıtılmaktadır.Ancak konutların bir kısmı çok güzel ısınırken bir kısmı(biz dahil) yeterli düzeyde ısınamıyor.Isınma işini Belediye yürütüyor.Sözleşmeye göre ev içi sıcaklığın 20-22 derece olması gerekmektedir.Ancak evimiz 16 derecede.Yetkililere bu durumu sürekli iletmemize rağmen yeterli sonuç alınamadı.Jeotermal merkez binasında her siteye ait uydunun ısısı görülmektedir.Yetkililer bizim uydumuzun düşük ısıda olduğunu merkezden gördüğü halde biz başvurmadıkça müdahele yapılmıyor.
Belediyeye aşağıdaki şekilde bir dilekçe sunduk:
BELEDİYE BAÅžKANLIÄžI’NA
SORGUN
Sorgun Jeotermal İşletmesi tarafından BeÄŸendik Yapı Kooperatifi 1165 Ada’da yer alan meskenler U2.16 uydusundan ısıtılmaktadır.Fakat , sözleÅŸme gereÄŸi mesken içi ısısı en az 20-22 derece olması gerekirken 14.01.2008 tarihine kadar bu ısı seviyesine ulaşılamamıştır. U2.16 uydusunda sık sık ısı düşüklüğü yaÅŸanmaktadır.Bu durumu defalarca görevlilere ilettiÄŸimiz halde yapılan müdahalelerde ısı seviyesi mesken içi 20 derece üzerine çıkarılamamış; hafta sonları ise bu derece 15-16 seviyelerine kadar inmiÅŸtir.Sitemizin bu sıkıntısı ya en kısa zamanda giderilmeli; ondan sonra ücret tahakkukuna gidilmeli yahut bu tarihe kadar ısınma için harcadığımız elektrik masrafı tahakkuk edecek ısınma ücretinden mahsup edilmelidir.Hafta sonları da arızalara ve ısı düşüklüğüne müdahale edecek uzman eleman bulundurulmalıdır.
Gerekli müdahaleler yapılmadığı taktirde hakkımızı aramak için gerekli yargı yollarına başvuracağımızı da ayrıca bildiririz.
Gereğinin yapılmasını arz ederiz.14/01/2008
BEĞENDİK YAPI KOOPERATİFİ 1165 ADA SAKİNLERİ:
Bu durumda neler yapabiliriz.Sunduğumuz bu dilekçe bizim işimize yarar mı?
-
Yazan: 16 - 01 - 2008 : 14.31 - ilkine
Milliyet Gazetesi Yazarı Hasan CEMAL Taraf Gazetesinin haberini dayanak göstererek bazı sorular soruyor. Sorular gerçekten çok ilginç. Cevaplarını vermekte bir o kadar zor.
Sn. Commodore1tr'nin de ilgisini çekebilecek emekli askeri hakimlerin görüşleri de dikkatle okunmalı diye düşünüyorum.
Milliyet Gazetesi Yazarı Hasan CEMAL'in 15.01.2008 tarihli yazısından alınmıştır.
Dağlıca davasına yakın markaj gerekiyor!
On iki asker şehit olmuştu Dağlıca baskınında. PKK'nın bu kanlı saldırısı elbette içimizi acıttı. Silahı, şiddeti, terörü bir kez daha lanetledik.
Olayın şimdi bir yanı daha var:
Askeri mahkemedeki Dağlıca davası.
Bu dava hukuk adına çok düşündürücü. Rahatsız edici tarafları var. Ama üzerinde fazla durulmuyor.
İktidar ve muhalefet dahil siyasal çevrelerin, belki daha önemlisi, medyanın fazla ilgisini çekmiyor sekiz askerle ilgili bu dava...
Neden?..
PKK, Dağlıca baskını sırasında, sekiz askeri rehin alarak götürmüş, bir süre dağda tuttuktan sonra serbest bırakmıştı. Şimdi bu askerler hakkında askeri mahkemede dava var.
Kimilerinin deyiÅŸiyle:
"Ölmediysen hainsin davası!"
Van Askeri Savcılığı'nın hazırladığı iddianameye, Askeri Yargıtay Onursal üyesi emekli Hakim Albay Ali Fahir Kayacan'la, emekli Hakim Albay Ümit Kardaş'ın yönelttikleri ciddi eleştiriler var.
Kayacan, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebine, "Böyle ceza olmaz!" diye tepki gösteriyor.
Ümit Kardaş'ın tepkisi şöyle:
"Sekiz asker yargılanıyor. Erlerin dışındaki görevlilerin hiç mi suçu yok? O askeri birlikteki zaafiyet nedir? Bu zincirleme sorumluluk Genelkurmay'a kadar gider. Belli kişilere vatan haini denilerek, idarenin kusuru böylece örtülüyor."
Gündemde ayrıca 10 tane soru var, Taraf gazetesinin manşetten sorduğu:
Soru 1:
Askeri savcının hazırladığı iddianamede en ağır cezayı istediği Ramazan Yüce, gerek ifadesinde, gerek avukatıyla görüşürken, "Ben PKK'nın Dağlıca'ya baskın yapacağını dinledim, katırlarla geldiklerini termal kamerayla gördüm, hepsini rapor ettim" dedi. Yüce'nin bu sözünü ettiği raporlar nerede?
Soru 2:
Er Ramazan Yüce, birliğin telsiz dinleme ve kestirme görevlisi ve günlük rapor vermek onun temel görevi. Bu yüzden "Rapor vermedi" denemez. Eğer gerçekten vermediyse, bu temel görevini savsaklayan bir er, çatışma günü bile nasıl hala en kritik mevkideki görevde tutulmaya devam edildi?
Soru 3:
Yalan söylediğinin anında belgeleneceğini bile bile, "Ben PKK'nın gelmekte olduğunu bildirdim" diyen telsizci er Ramazan Yüce'nin söylediklerini bu durumda gerçek kabul etmek doğal değil mi? Öyleyse, böyle hayati bir istihbaratı veren bir askerin PKK'lı olduğunu ileri süren savcı ne kadar inandırıcı?
Soru 4:
İddianamade er Yüce'nin PKK'lı olduğunun kanıtlarından biri olarak silahı kullanmamış olması gösterildi. O ise ifadesinde, "Silahımla bir şarjör ateş ettim, ama sonra silah şişti" dedi. Silah da ortada yok ve incelenmedi, o halde Yüce'nin silahını kullanmadığı, dolayısıyla PKK'lı olduğu nasıl ileri sürülebildi?
Soru 5:
PKK'nın rehin aldığı ve şimdi yargılanmakta olan sanıkların hemen tümü cephanelerinin yetersiz, silahlarının arızalı olduğunu, çatışma sonrasında namlularının şiştiğini söyledi. Savcı ise "Doğru değil, silahlardan biriyle 174 mermi atılmış" demektedir. 174 mermi atılan bir silahın şişmesi doğal değil mi?
Soru 6:
İddianamede yine Yüce'nin PKK'lı olduğunun kanıtı olarak bir süre önce arkadaşlarına, "Ben sivilde dağa gideceğim" dediği yazıldı. Bu kadar kritik görevdeki bir asker için bu suçlama inandırıcı mı? Bu nasıl rehavettir ki, bunu söyleyen bir asker üstlerine bildirilmedi ve baskın anında bile o mevzideydi.
Soru 7:
Sonradan, Dağlıca baskını sırasında çatışmanın 36 saat sürdüğü resmen açıklandı. Bu askerler o 36 saatin hangi diliminde teslim oldu? Eğer çatışmanın son anlarında teslim oldularsa bu doğal değil mi ve asıl sorulacak sorunun şu olması gerekmez mi: O saate kadar neden askerlerin yardımına gidilmedi?
Soru 8:
Yok, askerler çatışmanın hemen başında ve er Ramazan Yüce'nin teşvikiyle teslim oldularsa ve dolayısıyla Yüce gerçekten PKK'lı ise, başına bunların geleceğini bile bile neden geri döndü?
Soru 9:
PKK'nın burnu dibindeki bir askeri time, saatlerce süren çatışmaya rağmen neden yardım gitmedi? Er Ramazan Yüce ve öteki yedi asker, onları kurtarmaya geldiği halde,"Bizi kurtarmayın!" dedikleri için mi 'vatana ihanet'e varan suçlamalarla karşı karşıyadır?
Soru 10:
İran'ın bir süre önce esir aldığı İngiliz askerleri çıkarıldıkları televizyonda, bu sekiz askerden çok daha 'yenmez yutulmaz' şeyler söylediler ama dönüşte serbest kaldılar. Devletlerinin saklamak istediği bir şey olmadığı için olabilir?
Taraf'ın bu sorularını düşünmekte yarar var. Hukuk diyorsanız, adalet diyorsanız, vicdan diye bir derdiniz varsa, o zaman bu soruların üzerinde durmak zorundasınız.
Ve unutmayın:
Hukuk bir gün hepinize lazım olabilir!
Saygılarımla.
-
Yazan: 16 - 01 - 2008 : 14.13 - KARAM2
Ortak Kiraladiğim Iş Yerinin ödenmeyen Kira Borcundan Dolayi Benim Adima Icra Geldi Fakat Ben Mart 2007 De Ortakliktan Ayrildim 2007 Eylül Ve Daha Sonraki Kira Borçlari Için Icra Gelmiş
Icarya Itirazimi Nasil Ve Nereye Yapmam Gerekir
-
Sayin arkadaslar,
CMK 267'ye gore, hakim kararlari ile kanunun gosterdigi hallerde, mahkeme kararlarina karsi itiraz yoluna gidilebilir.
Bu maddeyle ilgili iki sorum var:
1) Hakim kararlari ile mahkeme kararlari arasindaki fark tam olarak nedir? Bir kararin hakim karari mi yoksa mahkeme karari mi nereden anlasilir?
2) Hem itiraz, hem istinaf yoluna gidilebilecek kararlar var mi, yoksa itiraz varsa istinaf mumkun degil ve istinaf varsa itiraz mumkun degil gibi bir durum mu var?
Simdiden tesekkurler!
Yasar Yadigar
-
Yazan: 16 - 01 - 2008 : 13.11 - m@vi
Kendi arsamız üzerine bir dükkan ve üzerine 2 kat daire yaptık. Evin bulunduğu çevreye 2 kat imar izni verilebiliyormuş. Çevremizde bir çok 5 katlı evler var ve onlarda hep kaçak olarak görünüyor. Ama önceden çıkan af ile tapu çıkartabilen o kaçak katlarada tapusunu almış. Çıkan af bizim evin yapımından önce olduğu için biz alamadık.Oturduğum katı sanırım 2000 yıllında yaptık.
Dükkanın ve üstündeki dairenin ortak tapusu var.Sadece oturduğum katın tapusu yok. Tapu babamın üzerine. Dükkan babamın, üzerindeki daire abimin ve onun üstü benim dairem. 2 dairelerin ve dükkanın elektrik su saatini 4 yıl kadar önce çıkan af ile ayırtmışdık. Oturduğum kat şu an kaçak gözüküyor. Ben bu katı satmak istiyorum. Bu katın satışını nasıl yapabilirim? Ne gibi bir satış anlaşması yaparsam ileride alan kişiyede problem çıkartmaz?Tapu alma imkanım varmı? İmar affı bu yıl çıkacak diye tv de izlemişdim acaba öyle bir şey çıkacakmı?
Şimdiden teşekkürler.
-
Merhaba yeni yasanın 26687 sayılı kanun 9 madde c bendinde internet kafeler ve kapalı alanlarda tütün ve tütün mamülleri bölümü olması gerekir diyor.
Geçenlerde ; denetimde polis tutanak tuttu sigara konusunda bölümü gösterdiğim halde kaale almadı. Sizce buna yasal bir çabam olabilirmi? .
Ayrıca tutanağa imza attım imza atma zorunluluğumuz varmı onuda öğrenebilirmiyim.
-
İyi günler ben 14 yıllık devlet memuruyum 20 yılımı doldurup emekli olmak istiyordum ama bu kanun değişti artık olamıyoruz.. Daha önceden verilmiş hakkımız elimizden alındıbu konudaki mağduriyetten dava açan olmuşmu yada biz açarsak sonuç alabilir miyiz..bilgilendirirseniz sevinirimiyi günler
-
iyi günler devlet memuru hemşireyim daha önceden bir çocuk sahibi olduğum ve şu an tıbben ikinci bir çocuk istememe rağmen yapamadığım için bütçe talimatları gereğince ödenek dışıyım..benim gibi pek çok aile olduğunu ve böyle bir konuda mağdur edildklerini düşünüyorum.......biz ne yapmalıyız ki bunu değiştirip insani hakkımızı elimize alalım..................böyle bir örnek var mı bu konuda dava açan olmuş mu merak ediyorum..........ilgilenen varsa haberdar edilmek isterim iyi günler,,,,,,,,,
-
Hukuk Makaleleri ve Mevzuat Kısmına yeni bir hukuki kaynak eklendi, üzerinde tartışmak ister misiniz :
HUKUKİ AÇIDAN AKREDİTİF VE UYGULAMA SORUNLARI
-
Yazan: 16 - 01 - 2008 : 12.32 - kral59
İyi günler 4 yıl önce dükkanımı kiraya verdim 4 yıl boyunca kiralarmı çok düzgün bir şekilde aldım.. Bu gün de kira sözleşmesi sona erdi kiracımı çıkartmak istiyorum ama onlar buna pek yanaşmıyor kira da bayağı ucuz.. İlk kiraya verdiğim zaman normaldi ama çevrede kiralar çok arttı. Başka bir kiracıya vermek istiyorum ne yapabilirim yardımcı olursanız inanın çok sevinirim... Çıkmama gibi bir hakları varmı acaba?
-
Yazan: 16 - 01 - 2008 : 12.28 - dapsiya
4 bankadan k.kartım vardı ve işlerim bozulunca hiçbirisini ödeyemedim.2002 yılında bır kartım için haciz işlemine geldiler ve evde degerli birşey olmadıgı için tutanak tutup gittiler ve daha sonra bu evden taşındım.Eski adresime birkaçkez diğer bankadan ödeme emri gelmiş fakat haciz için ya kimse gelmedi yada geldiysede haberim olmadı.k.kartı borçlarımı ödememin imkanı yok şimdilik.
Asıl ögrenmek istedüğim babam ağır hasta ve (Allah gecinden versin) vefat ederse bana sadece 1(bir) daire kalacak (kirada oturuyorum) bu daireyi bankalar elimden alabılırmi.herhangi bir malvarlığım yok.daire bana kalırsa kendim oturacagım.
Şayet bankalar alabilir ise daireyi babam vefatedince mirastaki payımı almayıp kardeşlerime bağışlayabilirmiyim(tapu kardeşime aitolup yine ben oturmak düşüncesiyle) veya bukonu hakkında yapabileceğim birşey varmı
Şimdiden teşekkür ederim
-
iyi günler devlet memuru hemşireyim daha önceden bir çocuk sahibi olduğum ve şu an tıbben ikinci bir çocuk istememe rağmen yapamadığım için bütçe talimatları gereğince ödenek dışıyım..benim gibi pek çok aile olduğunu ve böyle bir konuda mağdur edildklerini düşünüyorum.......biz ne yapmalıyız ki bunu değiştirip insani hakkımızı elimize alalım..................böyle bir örnek var mı bu konuda dava açan olmuş mu merak ediyorum..........ilgilenen varsa haberdar edilmek isterim iyi günler,,,,,,,,,
-
İyi günler.
Benim sorunum, başlıktan da anlaşılacağı gibi, temyiz aşamasında tedbir talebine ilişkin.
Eşimle 2004 yılında anlaşmalı olarak boşandım. 2005 yılında eşim 4 yaşındaki müşterek çocuğumuzu da yanına alarak 15 günlüğüne Hollanda'ya gitti. O tarihten bu güne kadar da dönmediği gibi, çocuğumuzu da birdaha bana göstermedi. 2006 yılında velayetin yeniden düzenlenmesi için dava açtım ve kazandım. Velayet tarafıma verildi. Bu arada eşim çocuğu dedesi ile Türkiyeye gönderdi. 2 yıldır görmediğim çocuğumu bir daha göndermek istemiyorum. Çünkü giderse, elimde velayet kararı olduğunu bilen eşim birdaha çocuğu geri göndermeyecek. Ancak benim elde ettiğim karar süresinde temyiz edildi ve kesinleşmedi.
Åžimdi sorum ÅŸu;
Karar kesinleşene kadar mahkemeye müracaat ederek velayetin tedbiren tarafımda bırakılmasını ve çocuk hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulmasını isteyebilir miyim?
Saygılarımla...
Karar kesinleşmeden mahkemeye müracaat eder
-
Yazan: 16 - 01 - 2008 : 11.32 - e-ekonomi
Merhaba,
Internet uzerinden acik arttirma ve satis hakkinda yasadigim bir problemi paylasmak istedim. Henuz birkac hafta once unlu bir acik arttirma sitesi liste fiyatlari ve satislari hakkinda onemli degisiklikler yaptilar.
Mantik olarak en az iki noktada hukuki ihlal oldugu kanaatindeyim, birincisi zorunlu taksit, ikincisi taksit secenegi adi altinda pesin fiyatina taksit imkani diyerek hem alicidan hem saticidan verilmeyen bir hizmetin ucretinin kesilmesi. Kanimca burda hukuki birihlal var, ticareti engelleme, yanlis bilgi ile taksite zorunlu faizli ticaret ve verilmeyen bir hizmetten gizli kesinti soz konusu.
250YTL nin uzerindeki satislardan pesin odeme secenegini tamamen kaldirmislar, yani alici da saticida pesin alisveris yapmak istese bile bunu gerceklestiremiyor?!?!?
Alici pesin odese bile taksit yapilmis gibi busefer saticidan taksitin faizi komisyon adi altinda kesiliyor...
Bu rakkamin uzerindeki satislarda hem saticidan daha fazla komisyon aliyorlar (pesin fiyatina taksit sunuyorus sizin adiniza) diyerek hem de alicilardan banka vasitasi ile faiz topluyorlar. Pesin tek odemede verilmemis hizmerin parasini alicidan kesiyorlar, taksitli satista alicidan faizlerinialdiklari halde gene asaticidan bu ad altinda yuksek komisyon aliyorlar.
100YTLlik pesin bir satistan %10 komisyon alinirken, 1000 YTL lik satistan pesin odeme imkani kaldirilip, 12 ay pesin fiyatina taksit tek opsiyon verilip, sebep gosterilerek saticidan %15 kesiliyor?!?!?
Asagida sadece isimleri kaldirip baska hicbir degisiklikyapmadan tam metni ile sitenin destek hatti le gecen diyalogu oldugu gibi kopyaliyorum.
Dusunce tavsiye ve fikirleriniz icin tekrar tesekkurler:
Konu: 7705603 , Sabit fiyat sorunu/bilgi talebi Fiş açılış saati/tarihi: 09:24:07 16/01/2008
Mesajınız:
Merhaba Sabit fiyatli bu urunu listelerken, hemen al/sabit fiyat olarak 575YTL sectigimiz halde, listeleme servisi, otomatik olarak 6 ay secenegini secerek urun fiyatini 594.90 olarak degistirmistir.
Uc kere yeniden urun yaratik listelemeye calistigimizda her seferinde bize 6 ay secenegini tek opsiyon olarak sunup, "Peşin Fiyatına Taksit seçeneklerini kullanmak istemiyorum" secenegini secmeyi kapatmistir.
Acaba alicilar bu urunu direk kredi kartlari ile taksitsiz alamiyacaklar mi, nicin gercek fiyat olan 575YTL ig oremiyorlar, veya biz bufiyati pesin fiyat olarak belirleyemiyoruz?
Tesekkurler
Gönderen: Ek mesaj giriş tarihi:09:46:41 16/01/2008
Sn. ,
Peşin fiyatına 3, 6, 12 taksit seçeneklerinde, vade farkı maliyetinin bir kısmı ........ tarafından karşılanmaktadır. Ancak, yüksek fiyatlı ürünlerde düşük taksit seçenekleri, bankanın uyguladığı vade farkı oranı nedeniyle, hem satıcı hem de alıcı için avantajını yitirmektedir. Ayrıca, yapılan istatistiksel çalışmalar göstermiştir ki, ürün fiyatı artış gösterdikçe, alıcılar daha yüksek taksit seçeneklerini tercih etmektedirler.
Bununla birlikte, alıcılar, vade farkını ödemek suretiyle, ürünlerinizi, 3-12 ay arası tüm taksit seçenekleriyle ya da belirlemiş olduğunuz peşin fiyatına taksitli satış bedeli üzerinden, kredi kartına tek çekim veya EFT/havale seçenekleriyle tek seferde ödeme yaparak satın almaya devam edebileceklerdir.
Size aktarılmasını istediğiniz fiyat üzerinden Hemen AL seçeneğinizi belirleyebilirsiniz.
---------------------------------
İyi Çalışmalar. Saygılarımızla,
Eklenen Not:7705603 , Sabit fiyat sorunu/bilgi talebi Ek mesaj giriÅŸ tarihi:09:57:35 16/01/2008
Biz sadece pesin satisla 575YTL olarak urunu listelemek istiyoruz, fakat listede pesin fiyat opsiyonu kapali olarak geliyor. Nasil yapabiliriz? Sadece 575YTL pesin sabit fiyatli urun... Tesekkurler
Gönderen: Ek mesaj giriş tarihi:10:00:13 16/01/2008
Sn. ,
Belli bir fiyatın üzerinde peşin fiyatına satış seçeneğinin olmamasının sebebi, alıcıların, bu tutarlar için, büyük çoğunlukla taksitli alımı tercih ediyor olmalarıdır.
Ancak, alıcının, tek seferde ödeme ile işlem yapmaktan alıkonulması sözkonusu değildir: Alıcılar, belirlemiş olduğunuz peşin fiyatına taksitli satış bedeli üzerinden, kredi kartına tek çekim veya EFT/havale seçenekleriyle, tek seferde ödeme yaparak satın almaya devam edebileceklerdir.
---------------------------------
İyi Çalışmalar. Saygılarımızla,
Eklenen Not:7705603 , Sabit fiyat sorunu/bilgi talebi Ek mesaj giriÅŸ tarihi:10:08:00 16/01/2008
Yanliz satici bu durumda magdur olmuyor mu?
Diyelim 575YTL ile urunu listeledik, ve alici tek seferde kredi karti odeme ile urunu satin aldi... Urun pesin olarak satildigi halde, taksitlesatilmis gibi alicidan %4 daha fazla kesinti yapmis oluyorsunuz.
Biz alici ile antlasmis ve 575YTL fix pesin tek seferde urun satmak istiyoruz, bu nasil mumkun olmazki...
Sistem tek opsiyon olarak 6 ay taksit sunmakta ve sonuc olarak bizden %14 kesmekte, alici pesin tek seferde odedigi halde ?!
77.30YTL komisyon oduyoruz, halbuki 575YTL normal %10 pesin satis komisyonu sadece 57.5YTL. Nicin kullanmiyacagimiz bir servis/taksit icin 19.8YTL odeyelim? Bu neyin ucreti pesin odenmis bir satisin faizi mi yoksaverilmemisbir servisin ucreti mi?
Tesekkurler
Eklenen Not:7705603 , Sabit fiyat sorunu/bilgi talebi Ek mesaj giriÅŸ tarihi:10:12:00 16/01/2008
Problem 1000YTLve uzerinde daha da korkunc vaziyette, sadece 12 taksit imkani sunulmus ve kesinti %15! Bir alici pesin urun aldiginda tek seferde odediginde, kullanilmayan bir servis, 12 ay taksitadi altinda neden saticidan fazladan 50YTL kessin?
Gönderen: Ek mesaj giriş tarihi:10:17:21 16/01/2008
Sn. ,
Yeni ödeme sistemimizde belli bir bedelin üstündeki satışlarda peşin fiyatına satış seçeneği bulunmamaktadır.
Bilgilerinize.
---------------------------------
İyi Çalışmalar. Saygılarımızla,
Eklenen Not:7705603 , Sabit fiyat sorunu/bilgi talebi Ek mesaj giriÅŸ tarihi:10:24:47 16/01/2008
peşin satış seçeneği olmamasinin mantiksizligi bir yana, acaba bunun acisi nicin saticidan cikariliyor? Fiyatlar yukseldikce komisyonlarin dusmesi gerekmez mi?
100YTL lik bir urun satarken %10 ile 10YTL komisyon oduyorken, 1000YTL lik urun satisinda nicin %15 ile 150YTL odiyelim, bu %5 ekstra kesintinin aciklamasi nedir? Alici tek seferde kredikarti veya EFT ile oduyorsa, burda bir usulsuzlukyok mu? Kullanilmayan bir servisin 12 ay pesin fiyatina adi altinda alicidan ucretini kesiyorsunuz, fazladan %5 kesinti ile sunulan hizmet nedir?
Bunun aciklamasini nasil ogrenebilir ve nasil pesin satis yapabiliriz? Alici ve satici pesin alisveris yapmak istiyorsa bu nicin engellensin, ve verilmeyenbir hizmet icin %5 kesilsin? yonetiminiz bunun ticari hukuka aykiri oldugunun farkinda degil mi?
"alıcının, tek seferde ödeme ile işlem yapmaktan alıkonulması sözkonusu değildir" cevabini veriyorsunuz, ardindan "belli bir bedelin üstündeki satışlarda peşin fiyatına satış seçeneği bulunmamaktadır." Hangisi dogru?
Gönderen: Ek mesaj giriş tarihi:10:45:25 16/01/2008
Sn. ,
Önceki fişler üzerinden tarafınıza bilgi verilmiştir. Komisyon oranları, satış formunda yaptığınız seçimler (peşin fiyatına 3, 6, 12 taksit) doğrultusunda hesaplanmakta olup alıcının tercih edeceği ödeme şekline bağlı olarak değişmeyecektir.
Komisyon oranlarını detaylı olarak incelemek için, Satış Formu’nda yer alan peÅŸin fiyatına taksit tablosunu kullanabilirsiniz.
---------------------------------
İyi Çalışmalar. Saygılarımızla,
Eklenen Not:7705603 , Sabit fiyat sorunu/bilgi talebi Ek mesaj giriÅŸ tarihi:10:51:37 16/01/2008
Maalesef problemi anlatamadik herhalde...
1000YTL ye bir urun sattik, alici pesin almak istedigini belirtti, kredi karti ile gelip tek seferde odedi veya EFTyapti.
3-6-12 ay hicbir taksiti kullanmak istemedi, o zaman niye bizden taksitle satis yapilmiscasina ekstra %5 kesilecek? Boyle bir hizmet kullanilmadigi halde nicin 1000YTL de 50YTL fazla odeyelim?
Baska bir ornekle alici ve satici 1000YTL lik bir urun icin, pesin alisveris yapmak isterse nicin bunu bir opsiyon olarak artik sunmuyorsunuz?
-
Yazan: 16 - 01 - 2008 : 10.55 - asker34
Forumlarda bende soruma cevap bulamadım banka 36 bin ytl borcumu 3.5 milyara indirdi neden acaba af çıkacak diye birşey duydum dogrumu acaba geçmiş dönem borçlar silinecek diye bilgi verirseniz sevinirim şimdiden teşekkür ederim
-
İstanbul Adalet Sarayına bir grup partili ile gelen Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, avukat Hıdır Tanrıverdi tarafından hazırlanan suç duyurusu dilekçesini savcılığa verdi.
Dilekçede, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun Four Seasons Oteli ek inÅŸaatına izin veren kurul üyeleri, inÅŸaatın yapımına ruhsat veren İstanbul BüyükÅŸehir Belediyesi yetkilileri, Eminönü Belediyesi İmar ve Åžehircilik Müdürü, otel yetkilileri ile suça sebep olan diÄŸer yetkililer “şüpheli” olarak gösterildi.
Yapılan iÅŸlemlerle “2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet etmek”, “görevi suistimal”, “haksız menfaat temin etmek ve ettirmek” suçlarının iÅŸlendiÄŸi öne sürülen dilekçede, şöyle denildi:
“Bu günlerde kamuoyu üzerinde büyük bir elem ve ıstıraba neden olan ve UNESCO tarafından dahi kültür baÅŸkenti ilan edilmiÅŸ olmasına raÄŸmen Büyük Bizans Sarayı kalıntıları üzerinde yükselmekte olan Four Seasons Oteli ek bina inÅŸaatı sanki resmi ve yasalara uygunmuşçasına hala devam etmektedir ki bu durum bir tarihin katledilmesi ve bir tarih cinayetidir.”
Dilekçede, “Hırs ve yasa tanımaz bir tutum sergilenerek otelin yatak kapasitesinin arttırılması konusunda Bizans ve Osmanlı dönemine ait tarihi kalıntıların bulunduÄŸu alanda çelik konstrüksiyonlar üzerine bir tarihi hiçe sayan projeler üretildiÄŸi” savunuldu.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun çalışmalar sırasında “tarihi esere itina gösterilmediÄŸi” gerekçesiyle özel bir “Bilim Kurulu” oluÅŸturduÄŸu ifade edilen dilekçede, “Bu da demek oluyor ki, iddia ettiÄŸimiz üzere söz konusu tarih katledilmiÅŸtir ki, böyle bir kurulun kurulup buna müdahale etmesi saÄŸlanmaya çalışılmıştır” denildi.
Kültür ve Turizm Bakanı ErtuÄŸrul Günay’ın da konuya iliÅŸkin inceleme baÅŸlattığına yer verilen dilekçede, inÅŸaata iliÅŸkin verilen ruhsatın mutlak butlanla sakat olduÄŸu (tam geçersizlik hali) öne sürüldü.
Dilekçede, şöyle denildi:
“Çünkü mutlak butlanla sakat olan bir iÅŸleme dayanılarak verilen belgeler de kendiliÄŸinden sakattır ve yok hükmündedir. Dolayısıyla bu belgeye dayanılarak yapılan tüm iÅŸlemlerin geçersizliÄŸi gerekmekte olup mutlak butlanla sakat olacak bir iÅŸlemi bilerek yapıp düzenleyen ve tanzim ederek bir baÅŸka hukuka aykırı iÅŸlemlerin baÅŸlamasına sebep olan kiÅŸilerin ivedilikle cezalandırılması ve kamuoyu nezdinde belirlenmesi gerekmektedir.”
Gürsel Tekin, söz konusu olaya ilişkin İstanbul İdare Mahkemesine de dava açtıklarını, yasaya aykırı işlemlerin iptalini ve yürütmenin durdurulmasını istediklerini bildirdi.
[www.ntvmsnbc.com]
-
1 - 1475 sayılı Yasanın yürürlükte olduğu dönemde; Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamasına göre haftalık 45 saati aşan çalışmanın fazla çalışma süresi olarak kabulünün gerekmesi karşısında, davacının, 10 gün ve günde 14 saat çalıştığı kabul edilerek, bu çalışma devresinin ilk 7 günlük kısmında 45 saati aşan ( 14 saatx7gün=98 saat, 98 saat-45 saat=53 saat ) sürelerde fazla çalışma yapıldığının çalışma devresinin ikinci haftasına sarkan 3 günlük kısmında ise ( 14 saatx3gün = 42 saat çalışıldığından ) fazla çalışmanın olmadığının kabulü gerekmektedir.
2- 4857 sayılı Yasa döneminde günlük 11 saate kadarki çalışmalar yönünden örtülü bir denkleştirmenin varlığı kabul edileceğinden, denkleştirmeye esas günlük 11 saati aşan süreler yönünden ( 14 saat - 11 saat = 3 saat, 10 günx3saat = 30 saat ) fazla çalışmanın varlığı kabul edilmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.3.2007 gün ve 2007/9-150-160, 21.3.2007 gün ve 2007/9-174-164 sayılı bozma kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2007/9-582 K. 2007/557 T. 18.7.2007
-
Yazan: 16 - 01 - 2008 : 09.58 - emaakbas
İyi çalışmalar,
Biz yaklaşık 2 yıl önce konut kredisi ile kendi evimizi aldık.(ailevi sorunlar nedeniyle babamın enişteme sattığı evi ondan geri aldık)Şimdi banka bizi arayıp diyorki müfettişler krediyi inceledi bu işlem sahte görünüyor o yüzden kredinin hepsini kapatın diyorlar. Böyle bir hakları varmı?
Birde yaptığınız işlem hatalı, yanıltıcı diyorlar böyle bişey yok var olsa bile o zaman vermemeleri gerekirdi, şimdi bizi mağdur duruma sokmuş oluyorlar hak talebimiz doğmuyormu?
Teşekkürler
-
.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2007/6-329
K. 2007/333
T. 6.6.2007
• İKİ AYRI VEKİLLE TEMSİL ( Oturumda Hazır Bulunan DiÄŸer Vekil Eliyle Süresinde Temyiz Yoluna BaÅŸvurma Olanağı Mevcut İken Yasal Sürede Temyiz Talebinde Bulunulmaması Nedeniyle Temyiz Talebinin Reddi GereÄŸi )
• TEMYİZ TALEBİ ( İki Ayrı Vekille Temsil - Oturumda Hazır Bulunan DiÄŸer Vekil Eliyle Süresinde Temyiz Yoluna BaÅŸvurma Olanağı Mevcut İken Yasal Sürede Temyiz Talebinde Bulunulmaması Nedeniyle Reddi GereÄŸi )
• OTURUMDA HAZIR BULUNAN VEKİL ( İki Ayrı Vekille Temsil - Süresinde Temyiz Yoluna BaÅŸvurma Olanağı Mevcut İken Yasal Sürede Temyiz Talebinde Bulunulmaması Nedeniyle Temyiz Talebinin Reddi GereÄŸi )
1086/m.167
2004/m.363
ÖZET : Dava, itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Somut olayda, davalı vekili Av. Nazike Altıntaş'ın temyiz dilekçesine eklediği, 20 gün süreyle istirahatının uygun olduğunu bildiren rapor münderecatından, adı geçen vekilin temyiz dilekçesini süresinde birisi ile gönderme imkanı bulunmadığı sonucuna yarılamadığı gibi; esasen davalı vekilinin, HUMK.nun 167. maddesi hükmü uyarınca eski hale getirme talebinin de olmadığı anlaşılmaktadır.
Yine, az yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşıldığı gibi, davalı iki ayrı vekille temsil edilmekte olup; on günlük süre geçirildikten sonra temyiz talebinde bulunan Av. Nazike Altıntaş dışında, direnme kararının tefhim edildiği oturumda hazır bulunan diğer vekil Av. Sevilay Altıntaş eliyle süresinde temyiz yoluna başvurma olanağı mevcut iken, yasal sürede temyiz talebinde bulunulmamıştır.
Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece, direnme hükmünün tefhim edildiği 22.03.2007 tarihinden başlayarak on günlük süre geçirildikten sonra 09.04.2007 günü yapıldığı anlaşılan davalı vekilinin temyiz talebinin süre nedeniyle reddine dair verilen 09.04.2007 tarihli ek kararı usul ve yasaya uygun olup, onanmalıdır.
DAVA : Taraflar arasındaki "İtirazın kaldırılması ve tahliye" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Antalya 4.İcra Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 04.05.2006 gün ve 2006/145-335 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 05.10.2006 gün ve 2006/7456-9619 sayılı ilamıyla;
( ... Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı ve tahliye istekli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun vaki itirazı üzerine davacı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuş mahkemece itirazın kaldırılmasına, asıl alacak üzerinden %40 oranında icra inkar tazminatının davacıya verilmesine ve 12 ve 13 no'lu dükkanların eklentilerinden tahliyeye karar verilmiş karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Takip 01.08.2001 başlangıç tarihli kira sözleşmesine dayanılarak yapılmış olup, bu sözleşme 12 ve 13 no'lu dükkanları kapsamaktadır. Oysa yargılama sırasında istem borçlunun eklentilerden tahliyesine ilişkin olarak düzeltilmiş ve mahkemece, eklentilerden tahliyeye karar verilmiştir. Bu durumda tahliyesi istenen yer ile tahliyesine karar verilen yer farklı olup bu husus yargılamayı gerektirdiğinden mahkemece davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir... ) ,
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek, dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
Davacı/kiralayan tarafından davalı/kiracı aleyhine kira alacağı ve tahliye istemiyle girişilen icra takibine, davalı/kiracının itirazı üzerine davacı, İcra Mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye talebinde bulunmuş; Mahkemece "davanın kabulü ile, davalının 12 ve 13 nolu dükkanın eklentilerinden tahliyesine" dair verilen karar; Özel Daire'ce yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuştur.
İcra Mahkemesince verilen 22.03.2007 gün ve E: 2007/68 K: 2007/225 sayılı direnme kararı, davacı vekili ile, davalı vekillerinden Av.Sevilay Aslantaş'ın yüzlerine karşı tefhim edilmiş; direnme kararına karşı, davalının diğer vekili Av. Nazike Altıntaş tarafından 09.04.2007 harç ve hakim havale tarihli dilekçe ile temyiz talebinde bulunularak, mazeretine ilişkin 20.03.2007 tarihli doktor raporu temyiz dilekçesine eklenmiştir.
Mahkemenin, "davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine" dair verdiği 09.04.2007 tarihli ek karar, davalı vekillerinden Av. Nazike Altıntaş tarafından temyiz edilmektedir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 363/son maddesi uyarınca İcra Mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresi on gün olup; bu süre, kararın taraflara tefhim edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. İcra Mahkemesi kararı taraflardan birinin yokluğunda verilmiş ( tefhim edilmiş ) ise, on günlük temyiz süresi, yokluğunda karar verilmiş olan taraf için icra mahkemesi kararının kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Gerçekten, davalı vekillerinden Av. Nazike Altıntaş tarafından verilen temyiz dilekçesinin; direnme hükmünün, davalının diğer vekili olan Av. Sevilay Aslantaş'ın hazır bulunduğu 22.03.2007 tefhim tarihinden itibaren on günlük temyiz süresi geçirildikten sonra, 09.04.2007 tarihinde ibraz edildiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan; 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 167. maddesine göre, belirli bir süre içinde belli bir işlem yapması gereken tarafın veya vekilinin, arzu ve ihtiyarı dışında olarak o işlemi yapmaktan aciz bulunduğunun tahakkuk etmiş olması, eski hale getirme sebebidir.
Somut olayda, davalı vekili Av. Nazike Altıntaş'ın temyiz dilekçesine eklediği, 20 gün süreyle istirahatının uygun olduğunu bildiren rapor münderecatından, adı geçen vekilin temyiz dilekçesini süresinde birisi ile gönderme imkanı bulunmadığı sonucuna yarılamadığı gibi; esasen davalı vekilinin, HUMK.nun 167. maddesi hükmü uyarınca eski hale getirme talebinin de olmadığı anlaşılmaktadır.
Yine, az yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşıldığı gibi, davalı iki ayrı vekille temsil edilmekte olup; on günlük süre geçirildikten sonra temyiz talebinde bulunan Av. Nazike Altıntaş dışında, direnme kararının tefhim edildiği oturumda hazır bulunan diğer vekil Av. Sevilay Altıntaş eliyle süresinde temyiz yoluna başvurma olanağı mevcut iken, yasal sürede temyiz talebinde bulunulmamıştır.
Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece, direnme hükmünün tefhim edildiği 22.03.2007 tarihinden başlayarak on günlük süre geçirildikten sonra 09.04.2007 günü yapıldığı anlaşılan davalı vekilinin temyiz talebinin süre nedeniyle reddine dair verilen 09.04.2007 tarihli ek kararı usul ve yasaya uygun olup, onanmalıdır.
SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının temyizine ilişkin talebin süre nedeniyle reddine dair verilen 09.04.2007 tarihli ek kararın yukarıda açıklanan nedenle ONANMASINA, gerekli ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 06.06.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
yarx
-
2918 SAYILI TRAFIK KANUNU MUTLAKA OKUYUN
Trafik kazasi sonucu yaralanan ve hastaneye kaldirilarak tedavi altina alinan kazazedelerin,
kanuna gore tedavi icin ucret odememesi gerektigi belirtildi.
Tuketiciler Birligi, kazazedelerin haklariyla ilgili bir rapor hazirladi.
Kaza sonucu yaralanan ve herhangi bir hastanede tedavi goren kazazedelerin bu tedavileri sonucu hastane tarafindan ucret talep edilemeyeceginin belirtildigi raporda, 2918 Sayili Trafik Kanunu'na gore herhangi bir trafik kazasi sonucu yaralanan kisi en kisa surede hastaneye yetistirilmek ve gereken tedavinin yapilmasi hukumlerini iceriyor. Yonetmelige gore,hastane acil servisi, kendisine gelen kazazedenin maddi durumu, sosyal guvencesinin olup olmadigina ve hastanin ozelligine bakmadan gereken tedaviyi ve mudahaleyi herhangi bir ucret talep etmeden yapmak zorunda.
Bu tedavi sonucu olusan masrafin ise Saglik Bakanligi Karayollari
Trafik Doner Sermaye Isletmes i tarafindan karsilanacaginin
belirtildigi rapora gore, vatandaslarin haklarini bilmedigi icin
sorunlar yasandigini ve hastanelerin bu kanundan bihabermis gibi
gozukup vatandastan para talep etmelerinin suc oldugu belirtildi.
TEDAVİ GİDERLERİNİN ÖDENMESİ:
Madde 98 - Motorlu araçların sebep oldukları kazalarda yaralanan kimselerin ilk yardım, muayene ve kontrol veya bu yaralanmadan ötürü ayakta, klinikte, hastane ve diğer yerlerdeki tedavi giderleri ile tedavinin gerektirdiği diğer giderleri aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasını yapan sigortacı başvurma tarihinden itibaren sekiz iş günü içinde ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları kapsamında öder.
(Değişik fıkra: 25/06/1988 - KHK - 330/6 md.; Aynen kabul: 31/10/1990 - 3672/5 md.) Birden çok aracın karıştığı bir trafik kazasında zarar gören kişiler, araçların sigortacılarından herhangi birine veya 108 inci maddede belirtilen durumlarda Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı'na başvurarak zararın giderilmesini isteyebilirler. Giderleri ödeyen sigortacı veya Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı, ödediği miktarın sorumluluk oranlarına göre paylaşılmasını talep edebilir.
Zarara sebep olan aracın bilinmemesi veya geçerli bir zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunmaması veya sigortacının iflas etmesi veya çalınan aracın işleteninin sorumlu tutulamaması hallerinde, birinci fıkrada belirtilen giderler, 108 inci maddede öngörülen Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı tarafından ödenir.
(Değişik fıkra: 21/05/1997 - 4262/4 md.) Bu madde hükmüne uymayan sigortacılar, 108 000 000 lira hafif para cezası ile cezalandırılırlar.
SAĞLIK BAKANLIĞININ GÖREV VE YETKİLERİ
Madde 12 - Sağlık Bakanlığının görev ve yetkileri aşağıda gösterilmiştir.
1) Karayollarında meydana gelen trafik kazaları ile ilgili ilk ve acil yardım hizmetlerini planlamak ve uygulamak.
2) Trafik kazalarında yaralananların en kısa zamanda sağlık hizmetlerinden istifadelerini temin etmek üzere, İçişleri Bakanlığının ve Karayolları Genel Müdürlüğünün uygun görüşü de alınarak karayolları üzerinde ilk yardım istasyonları kurmak, bu istasyonlara gerekli personeli, araç ve gereci sağlamak.
3) Her ilde trafik kazaları için eğitilmiş sağlık personeli ile birlikte yeteri kadar ilk ve acil yardım ambulansı bulundurmak.
4) Bu Kanunla ve mevzuatla verilen trafikle ilgili diğer görevleri yapmak.
Üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşları, acil olarak kendilerine getirilen trafik kazası geçirmiş kişilere, Sağlık Bakanlığı tarifesini uygulamak suretiyle, vermiş oldukları hizmetlerin bedelinin tamamını yükümlü sigorta şirketlerinden tahsil ederler.
Sağlık Bakanlığı bu görevlerin yerine getirilmesi ile ilgili olarak; verilen hizmetlerin bedellerini yükümlü sigorta şirketlerinden tahsil etmek için Maliye Bakanlığının görüşünü alarak döner sermaye saymanlığı kurar. Bu amaçla döner sermaye saymanlığı tarafından tahsil edilen gelirin tamamı, bu Kanun ile Sağlık Bakanlığına verilen görevlerin yerine getirilmesinde kullanılır.
( Değişik bend 18/05/2007 - 26526 S.R.G Yön/4.mad ) Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan harcamaların tamamı, Sağlık Bakanlığı Trafik Hizmetleri Döner Sermaye İşletmesine 8 iş günü içinde yükümlü sigorta şirketlerince ödenir. Sağlık Bakanlığı Trafik Hizmetleri Döner Sermaye İşletmesinin verdiği hizmetler için uygulayacağı fiyat tarifesi, Karayolu Trafik Güvenliği Kurulunun da uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığınca belirlenir. Sigorta şirketleri, zorunlu mali sorumluluk sigortası geçerli teminat limitleri ve şartları dahilinde ödemekle yükümlü bulundukları tutarı aşan kısım için Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabına başvurur. Buna ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.
-
Yazan: 16 - 01 - 2008 : 03.45 - hokc
Merhabalar, öncelikle iyi çalışmalar dilerim. Kısa ve öz olarak bir sorum olacak birileri fotoğraflarımı çalıp arkadaslık sitelerinde sahte profiller açmaktadır ve sağa sola küfür yağdırmaktadır. Dün basıma bir olay geldi bu fotoğraflarımı çalan şahıs oturduğum semtten bir kaç kişiye küfürler etmiş ve bu şahıslar benim yolumu kesip darp etmeye kalktılar, sen bize su sitede küfür ettin diyerek vurmaya kalktılar. Fotoğraflarımı calan kişiyi tahmin edebiliyorum bu konuda yardımlarınızı bekliyorum,ayrıca bu sahıs benim msn adresime benzer mail adresleri açıp çevremizde ki insanlarla diyaloga geçmektedir ve bu mail adresleri, sahte profillerin isimleri bende mevcuttur ne yapabilirim?
-
Merhaba ben 2 günlüğüne araç kiraladım ve aracı başkası kullanırken kaza yaptı.Kullanan şahıs ehliyetsiz 2 aracta pert olmuş. Acaba ne yapmam gerekli?
Aracı kullanan şahıs mahkemeye sevk edildi.
Kiralık aracın kaskosu var ise masrafı karşılar mı?
Kaza yapan diğer araç ticari taksi kaskosu yok.
Ne yapmalıyım?
-
Yazan: 16 - 01 - 2008 : 02.13 - huriÅŸ
Ben sözleşmeli öğretmen olarak çalışıyorum benim bir sorunum var.sözleşmeli olarak çalıştığım okulda müfredat değişikliği nedeni ile ders saatim azaldı.bu nedenle çalışmakta olduğum okulda ders saatim 15 in altına düştü ve bu nedenle çalıştığım okuldan 03/09/2007 tarihinde ilişiğim kesildi ve başka bir ilçeye atamam yapıldı.müfredat değişikliği 2006-2007 öğretim yılında gerçekleşmişti.ve 13/09/2007 tarihinde bakanlık bir yazı yayınladı ve sözleşmeli öğretmenlerin ders saatler azalsada atandıkları okulda kalacağını söyledi. Benim bu haktan yararlanmam mümkün müdür
T.C.
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
Personel Genel Müdürlüğü
Sayı : B.08.0.PGM.0.23.05.04 / 59951 13/09/2007
Konu : Sözleşmeli Öğretmenler
………….…. VALİLİĞİNE
(İl Millî Eğitim Müdürlüğü)
İlgi: a) Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul ve Kurumların Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmelik
b) Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği.
c) Talim ve Terbiye Kurulunun 12/07/2004 tarih ve 119 sayılı, 12/05/2006 tarih ve 133 sayılı, 30/11/2006 tarih ve 387 sayılı kararları,
d) 24/07/2007 tarihli B.08.0.PGM.0.23.05.04/48745 yazı,
e) 27/08/2007 tarihli B.08.0.PGM.0.23.05.04/55783 sayılı onay.
Bakanlığımıza bağlı eğitim kurumlarında yeni uygulanan müfredat programına göre dersi kaldırılan öğretmenler ile Bakanlıkça atandığı alanda yeterli ders yükü bulunmaması nedeniyle farklı alanlarda görevlendirilen öğretmenlerin, atıl bırakılmadan rasyonel bir şekilde eğitim-öğretim sürecine katılımlarının sağlanabilmesi amacıyla ilgi (a-b) Yönetmelikler ve ilgi (c) kararlar çerçevesinde ilgi (e) onay ile alan değişiklikleri gerçekleştirilmiştir.
İlinizde 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B kapsamında sözleşmeli öğretmenlerin görev yapmış oldukları eğitim kurumlarına çeşitli özür gruplarından öğretmen ataması ile ilgi (e) onay gereğince alan değişikliği yapılması nedeniyle sözleşmeli öğretmenlerin bulundukları eğitim kurumunda görevlerine devam edip edemeyecekleri hususunda tereddüde düşüldüğü tespit edilmiştir.
Bu kapsamda, sözleşmeli öğretmenlerin halen görev yapmış oldukları eğitim kurumlarında görevlerine devamının sağlanması, gerek ilgi (e) onay gerekse çeşitli özür gruplarından iliniz eğitim kurumlarına atanan ve norm kadro fazlası durumuna düşen öğretmenlerin istekleri de dikkate alınarak sırasız ve norm kadro açığı bulunan eğitim kurumlarına hizmet puanı üstünlüğüne göre, istek ve ihtiyaç bulunmaması halinde ise kadroları bulunmuş oldukları eğitim kurumunda kalması kaydıyla ihtiyaç olan eğitim kurumlarına Valiliğinizce görevlendirilmeleri uygun görülmektedir.
Bilgilerinizi rica ederim.
Remzi KAYA
Bakan a.
Genel Müdür
-
Yazan: 16 - 01 - 2008 : 01.36 - Platinum
Merhabalar, bundan 1 ay önce mailime bir shop tarafından 30 ytl indirim kazandınız diye mail geldi.
Sitelerine girdim ve bir ürün beğendim.
Online destek bölümüne girip ürün hakkında ayrıntılı bilgi almak istedim ve online olarak görüştüğüm müşteri temsilcisi siparişi online olarak yapabileceğimi söyleyip adres ve telimi aldı. 2 gün sonra kargodan ürün geldi,ödemeyi yapıp kargodan aldım.
Bana istediğim ürünün gönderilmediğini paketi açtığımda farkettim.
Firma yetkilileriyle online olarak irtibata geçtim.
Arkadaşlar depoda yanlışlık yapmışlar efendim, bize geri gönderin elimize ulaşında istediğiniz ürünü burdan tekrar yollayacağız dediler.
Ürünü hiç kullanmadan ertesi günü kargo ile geri iade ettim. 1-2 hafta kadar beklememe rağmen ses seda çıkmadı.
Bunun üzerine müşteri temsilcisini arayıp durumu anlattım.
Ürünün ellerinde olmadığını bayramdan sonra geleceğini söylediler.
Bayram geçti 3-4 gün bekledim yine haber yok.
Bunun üzerine tekrar aradım henüz gelmedi şu oldu bu oldu gibi bahaneler buldular.
Defalarca aramama rağmen müşteri temsilcisinin şu gün yollıycaz bu gün yollıycaz lafları hiçbir türlü gerçekleşmedi.
Fiyat farkı olan başka bir ürün istediğimi ve fiyat farkını ödeyeceğimi söyledim.
Müşteri temsilcisi buna da tamam dedi.1 hafta beklememe rağmen ses seda çıkmadı.
Bunun üzerine avukatla ihtarname çektim.
Neredeyse 1 hafta olucak hala ses seda yok.
Åžimdi ben
Edirne'de yim, firma
İstanbul'da.
Davayı
İstanbul'dan mı açmam gerek?
Eğer oradan açarsam git gel bir sürü masraf olucak.
Bu masraf 145 ytl lik bir ürün için değer mi?
Yani dava açıp kazansam ne kadar tazminat alırım?
Ayrıca kargodan geri yolladığım fişi kaybettim.
Müşteri temsilcisiyle yaptığımız telefon görüşmesinde yanlış gelen ürünün ellerine geçtiğini teyid etti.
Sizden ricam bu konuyu yorumlarsanız çok memnun olurum.
Aklıma takılan sorular şunlar
1.
Davayı
İstanbul'dan mı açmam gerek?
2.
Davayı açsam her duruşmaya katılmak zorunda kalırmıyım?
3.
Dava açıp kazansam avukat masraflarını ve diğer masrafları (ihtarname ücreti git gel yol parası gibi) ödemek zorunda kalırlar mı?
Yardımlarınız için şimdiden teşekkürler...
Lütfen cümlelerinize büyük harfle başlayınız.Forum kurallarına uyunuz.
http://www.hukuki.net/forum/showthre...260#post151260
-
Merhaba,
15.07.2007 tarihinde bir apartman dairesi kiraladım. Bir yıllık kira sözleşmesi yaptık.Ancak kira kontratosunda "kiraya verenin adı soyadı" kısmında ve belgenin sonunda imzaların atıldığı "kiraya veren" kısmında yazan kişi,imzayı atanın annesi.Yani oğlu,annesinin isminin altına imza atmış durumda,kendi ismi sözleşmede geçmiyor.Aralarında vekalet sözleşmesi var mı yok mu bilmiyorum ancak bana bu yönde bir bilgi verilmedi.
Bu durumda sözleşmenin geçersizliğini önesürebilir miyim? Sözleşmenin geçersiz olması durumunda nasıl bir hukuki durum ortaya çıkacaktır? (Elektirik-su-doğalgaz ev sahibi üzerine,telefon ve kablo tv benim üzerime)
Sözleşmenin iptalini istememin nedeni,mahkemeye "mazeret" olarak sunamayacağım sebepler ile evi tahliye etmek istemem (Evi kiraladıktan 10 gün sonra farkettiğim 10m uzağımdaki devasal bir baz istasyonu(varlığı hakkında bana bilgi verilmedi), yüksek miktarda aidat ödememe rağmen merkezi sistemli evin ısınmaması,apartmanın ön cephesinde geniş bir çatlak oluşması ve neredeyse 2. kata ulaşması)
Keza ev sahibi ve emlakçı, sözleşmeye muğlak bir ifade ile evden çıkarken badana boya ve yerleri cila yapmamı gerektirecek bir özel şart eklediler,ancak bana bunun eve hasar vermem durumunda olacağını söylediler.(Kullandıkları ifade her iki anlama gelebilecek bir yapıda...) Ancak ben evi tahliye etmek istediğimi söylediğimde ev sahibi sadece 6 ay oturmama ve henüz evi bile görmemesine rağmen evi boyatıp yerleri cilalatmamı talep etti ve yeni kiracı bulana kadar kira ve aidatı benim ödemem gerektiğini söyledi.Burada amaç,açık şekilde depozitomun üstüne yatmak :)
Kısacası,ben bu sözleşmeden, isim ve imzanın farklı kişilere ait olduğunu öne sürerek kurtulabilir miyim? Konu hakkında bilgisi olan arkadaşlar cevap verirse çok sevinirim.
-
Yazan: 16 - 01 - 2008 : 00.52 - BerkCe
Merhabalar size danışmak istedim benim bir suçtan yargılanıyorum sadece ifade verdim hiç mahkeme cagrısı gelmedi ve temyiz yolu acik diye bir kağıt geldi bana temyize yollamadim sonradan bir tane daha geldi Hükümlüler içindir diye geçen.
Hükümlünün Adı Soyadı : ...
baba adı anadı : ...
doÄŸum yeri tarifi : ..
Adresleri-iÅŸi : ....
Suç Tarihi : ...
Hüküm Veren Mahkeme Tarih Es/Kar no : ...
Hükmedilen Cezanın nevi ve Miktarı : ..
Hakkınızda ilamın infaz için 10 gün içerisinde Cumhuriyet Başsavcılığına ilamat bürosuna gelmenizi belirten süre içerisinde gelmediğiniz taktirde hakkınızda 5275 sayılı kanun 19/1 madde gereği yakalama emri çıkarılacağı hususu tebliğ olunur..
bana böyle bir kağıt geldi bunun anlamı nedir yani hapis cezasımı verilmiş tutuklamamı bu C.başsavcılığına cıktığımda tutuklanırmıyım yardımcı olursanız sevinirim tşk ederim.. :(
-
Sigorta Kuruluşlarının Müşteriye sormadan poliçe yenilemesi evet sağlık-kasko-ev sigortalarında farketmiyor sigorta firmalarının otomatik yenileme gibi bir uygulamada olması yasal bir suçtur.Müşteriye haber vermeden bilgi vermeden teyit almadan müşteri hesabına izinsiz girmek bir şekilde dayatma oluyor.
İtiraz etmek gerekiyor 3 hafta vs bir süre sonra iade oluyor fakat telefon parası sinirlenmeniz cabası.
Hukuk adamlarına soruyorum bu uygulamaya son verelim ne yapmamız lazım değerli fikir görüşlerinizi bekliyorum.
İlginize şimdiden teşekkürler...
-
2 yıl önce alınmıs bilgisayar parcası fatura bedeli 277ytl+kdv olarak geciyor bu süre zarfında birkac defa garantı kapsamında tamire gitti en sonunda ürünün tamir olamadıgı ve iyade faturası kesmemi istediler bu noktada bi problem olustu suan aldıgım ürün piyasada yok bana bir üst model bir kart vermeyi yada iyade faturasını bir üst kartın bedelinden yapmayı teklif ettiler tabi bu süre zarfında benim kartım kullanılmadan eskidi ayrıca yerine yeni kart aldım üst model kartın bedeli 125ylt+kdv ...
şimdi adamların teklif ettigi ürünü alma mecburiyetim varmı yoksa iyade faturası bedeli hangi fiyat üstünden olmak durumunda...
Simdiden ilgilenecek arkdaslar tesekkurler sunuyorum.
-
Yazan: 16 - 01 - 2008 : 00.23 - ozvefa
Örnek;
Anne, baba ve oğul aynı arabada seyahat ederlerken trafik kazası yaşıyorlar. Aracı kullanan ve aracın sahibi olan oğuldur. Kaza sonucunda her üçü de yaralanıyor ve Tıp fakültesine kaldırılıyorlar. Baba ayakta tedavi görüyor, anne ve oğul üçer hafta hastanede tedavi görüyorlar. Baba ve oğul sigortalıdır. Anne, baba üzerinden sigortalıdır. Kaza raporunda oğlun asli kusuru bulunduğu saptanıyor.
Böyle bir durumda Sigorta (SSK) , oğuldan; anne ve baba için yapılmış olan tedavi giderleri tazmin edebilir mi? Oğlun itiraz hakkı var mı dır ?
Teşekkür Ederim. Saygılarımla.