-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 23.22 - oco100
Arkadaşımdan krediyle alınmış aracını aldım ,18 aylık kredinin 1 ini o diğerlerini ben ödemekteyim. Şu anda 8 taksidim kaldı fakat araç sahibinin ekonomik durumu kötüleşti ve icralık duruma henüz gelmediysede gelmek üzere ,kredi finansörü otomobil firması kredi devrini kabul etmiyor.Kendimi nasıl güvenceye alabilirim.Teşekkürler.
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 23.20 - cheetos
Merhaba benim bir sorum olacaktı, ben 38 yaşında bir bayanım, kendim ve eşim alman vatandaşıyız ve Türkiye'de yaşıyoruz, ben boşanmak istiyorum ama eşim istemiyor. Davayı açtım ama bana Türkiye'de Alman kanunlarına göre boşanacağımızı söylediler ve bu konuda pek bilgi vermediler. 12 yaşında bir Kızımız var ve onun velayetini almak istiyorum, yanlız sigortam yok ama çalışıyorum. Eşim de çocuğu istediğini söylüyor ve ben bu konuda çok endişe duyuyorum. Eşim de Almanyadan emekli. Lütfen bana bir yol gösterebilirmisiniz??? Şimdiden Teşşekkürler...
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 23.14 - qwxx81
Sn. Hukuk Dostları
Size bir hukuki durumum ile ilgili danışmak istiyorum. Cevaplayabilirseniz çok memnun olurum.
Babam ve Annem 25.12.2005 tarihinde vefat etti. Birkaç ay sonra resmi işlemlerin yürüyebilmesi için veraset ilamı çıkarttık. Veraset ilamı sonucunda 3 kardeş (Abim, Ablam ve Ben) mirasta hak sahibi olduk.
Babam üzerine bir Yemek Şirketi ve birkaç arsa bulunmaktaydı. Annem üzerinde de bir kaç arsa bulunmaktaydı. Aslında sıkıntı olan kısım Şirketin ve 3 evin olduğu arsa üzerinde bu mülkler ile ilgili bir resmi bir durum olmamasıdır. Zamanında babam hem şirketin mülkünü hem de 3 adet müstakil evi şehir içinde bir arsa üzerine yapmış ve hiç biri için resmi bir işlem yaptırmamıştır. (hiçbir mülkte ruhsat ve iskân yok)
Aynı zamanda şirketin çeşitli alacakları ve borçları bulunmaktaydı.
Sorun büyüyeceği için ablam ve ben bir avukata gitmeye karar verdik. Bu avukat ile görüşmeler sonucunda işi tatlıya bağlayalım kendi aranızda anlaşın tarzında bir yaklaşım oldu. Sonrasında avukat tarafından hazırlanan bir 1. protokol ile şirketin ablam ve bana düşen hisselerini abime sattık, fakat şirketin bulunduğu arsaya dokunmadan, satışta vadeli olarak gerçekleşti.. Ama alacaklarımıza ilişkin vade tarihlerine göre senet almayı zorunlu tutmuştum. Aramızdaki sorun bir müddet düzeldi fakat daha sonra abim avukat tarafından düzenlenen 1. protokolde bazı maddelere uymayınca (Senetlerden birini ödemedi) sıkıntılar çıktı ve ablam İzale-i Şuyu davası açtı. (Farklı bir avukat ile)
Abim bu durum karşısında sıkıntıya düşeceğini düşünerek ablamın avukatı ile görüştü ve bir toplantı planlandı. Bu toplantıda yeni bir 2. protokol ile anlaşıldı. Ablamın avukatı İzale-i Şuyu davasının devam etmesini sağlayacağını yerlerin satışı gerçekleşmezse 2. Protokol; anlaşarak şirketin ve evlerin bulunduğu arsa haricindeki bütün ortak mülklerin satışını öngörmekteydi. Ayrıca Abim tarafından kullanılmakta olan şirketin mülkünün kirasını 3 yıl boyunca ödemesini, kira bedeli bilgilerini de içermektedir. Bu 2.protokol sayesinde sadece 1 adet arsa satabildik. Abim 2. protokol sonrasında 5 ay kadar kira ödedi ve oda İzale-i Şuyu davası açtı ve artık kira ödemiyor. Sanırsam yerlerin satışa çıkartılmasını ve şirket yerini ihale sonrasında almayı planlıyor.
Sonuç olarak;
1. Aslında bu anlattığım konular arasında bir çok konu var ama olayımızın özeti bu. Benim size sormak istediğim abimin bu mülkü kullanmasını nasıl durdurabilirim yada bana mülkü kullanması karşısında bedelini nasıl ödettirebilirim.?
2. Bu açılmış olan 2 adet İzale-i Şuyu davası karşında benim ne yapmam gerekir.?
3. Bu davalar sonucunda bizim resmi olamayan evler ve şirket mülklerinin durumu ne olur.? (geçmişten bugüne vergi durumları, ruhsat ve iskan durumları) bilirkişi heyeti incelemesinde bunlar meydana çıkacak ve ayrı bir sorunlar topluluğu da oluşacak diye düşünmekteyim.
Yardımlarınız için teşekkür ederim.
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 22.29 - kemal67
Yüz kızartıcı bir suçtan dolayı yakında mahkemeye çıkacağım, karşı tarafın mağduretini (zararını ödeme vs) yoluna gitsem. Ayrıca mahkemeden bir para cezasi alırmıyım.
Tesekkurler.
-
Stajyer avukatların bilirkişilik yapması mümkünmüdür? Bilgilendirirseniz sevinirim. ( Bazı dosyalar için hukukçu olmak yetiyor)
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 22.23 - polat46
Bu gün forumları aradım ama hala aradıgım cevabı bulamadım.
Yaklaşık 20 yıl esnaflık sonucunda ıflas etmıs bulunmaktayım. Kredı kartlarına ödememin hiç bir zaman mümkün olamayacağı borçlarım var. Yaklasık 200 bin ytl elde avuçta bir şey yok. Ev, araba vs. bu durumda ne yapabilirim? Hapislik kararı çıkar mı, çıkarsa ne kadar? Borçlarım bundan sonraki hayatımı nasıl etkiler? Yardımcı olursanız sevinirim.
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 21.59 - buruc.06
3 Bankadan ayrı ayrı kıredi aldım biri konut diğeri ihtiyaç kredisi hepsininde ayrı hayat sigortası var son almış olduğum bankaya söyledim farketmez dediler tekrar sigorta yaptılar.Duyumlarıma göre bir tane olunca diğerlerine gerek yokmuş bunların parasını alabilirmiyim bilgilerinize.
-
AKP Bursa Milletvekili Mehmet Tunçak tarafından hazırlanan ve hem öğretmen hem de avukat olan kiÅŸilere iki mesleÄŸi de yapabilme ÅŸansı getiren yasa teklifi Meclis BaÅŸkanlığı’na sunuldu.
AKP Bursa Milletvekili Mehmet Tunçak tarafından hazırlanan Avukatlık Yasasında deÄŸiÅŸiklik öngören yasa teklifiyle 2001 tarihinden önce ilköğretim ve ortaöğretimde öğretmenlik yaparken avukatlık yapanlarla, hukuk fakültesinde okuyan, staj yapanlar öğretmenlik yapabilecek. Tunçak, “Türkiye’de öğretmen ve avukat olan yaklaşık 2 bin 500 kiÅŸi var. Bu deÄŸiÅŸiklikle iki meslek aynı anda yapılacak” dedi.
“ÇİFTE MESLEK” ÅžANSI
AKP Bursa Milletvekili Mehmet Tunçak tarafından Avukatlık Yasası'nın geçici 20. maddesinin birinci fıkrasının değişmesini öngören teklif şöyle:
“10.05.2001 tarihinden önce ilköğretim veya ortaöğretimde öğretmenlik görevi ve avukatlık mesleÄŸini birlikte yapanlar ve aynı durumda olup avukatlık stajına veya hukuk fakültelerinde öğrenime devam edenler hakkında 11. madde hükmü uygulanmaz"
Sözkonusu 11. madde ise avukatlıkla baÄŸdaÅŸmayan iÅŸleri düzenliyor ve ‘Aylık, ücret, gündelik veya kesenek gibi ödemeler karşılığında görülen hiçbir hizmet ve görev, sigorta prodüktörlüğü, tacirlik ve esnaflık veya meslekin onuru ile baÄŸdaÅŸması mümkün olmayan her türlü iÅŸ avukatlıkla birleÅŸemez’ hükmünü içeriyor.
2 BİN 500 KİŞİYE MÜJDE
AKP’li Tunçak, hazırladığı yasa teklifiyle ilgili ÅŸu açıklamalarda bulundu:
“Türkiye’de 10 Mayıs 2001’den önce öğretmen olan ve aynı zamanda hukuk fakültesinde okuyan ve hukuk fakültesini bitirenleri kapsıyor. Öğretmenlik ve avukatlık mesleklerini aynı anda birlikte yapan düzenleme daha önce vardı. Ancak, 10 Mayıs 2001’den öncekilerini kapsamıyordu. Yaklaşık bu durumda olan 2 bin 500 kiÅŸi var. Bunların maÄŸduriyetlerini ortadan kaldırmak için bu düzenlemeyi yaptık” diye konuÅŸtu.
Hürriyet
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 21.36 - vaiokid
mrb öncelikle soruma cevap verecek kişiye şimdiden teşekkür ediyorum
[www.ihlas.net.tr]
bu haberde üniversitede yüz kızartıcı suçtan dolayı sabıkası olanların askerlikte kısa dönem veya uzun dönem askerlik yapamayacagı yazıyo benimde başıma 6 ay önce benzer bi durum geldi şimdi ben mezun olunca kısa dönem asker olamıcakmıyım veyaz uzun dönem
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 21.21 - hyaman
Arkadaşlar benim sorunum biraz karışık ve bana yardımcı olabilecek kişilere şimdiden çok minnetarım.Babam 1994 yılında isteğe bağlı ssk müracat etmiş bu zaman zarfı içinde maddiyattan dolayı bir zaman ödemiş sonra ödemeyi durdurmuş ve isteğe bağlı sigortayı durdurmamış.1998 yılında 4 yılı cezası ile birlikte yatırmış ondan sonra aksatmadan devam ettirmiş.Taki 2001 yılına kadar.1996 yılnda annemin rahatsızlığından dolayı bir yerde sigortalı yaptırmış kendini bir arkadaşına.2001 yılında günleri toplatmaya gittiğinde bu çakışmanın farkına varılıyor.ve ordaki çalışanlar ödenen bütün paraları geri veriyorlar ve makbuzları alıyorlar.
Konum bundan ibaret.Şimdi biz ne yapabiliriz?2003 çıkan kanuna göre bu günleri geri kazanmanın yolu varmı?bilemiyorum bi yardımınızı rica ediyorum.
YÖNETİM NOTU : Sorunuza yanıt vererek size yardımcı olmayı isterdik, ancak sitemize üyelik sözleşmesine aykırı olarak "ssk yardım lütfen" diye konu başlığı açtığınızdan, Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan yardım istediğiniz sonucuna vardığımızdan yardımcı olamıyoruz. Konu kilitlenmiştir.
-
merhabalar.
kız kardeşim 06.05.2007 yılında evlendi. kendisi kişisel kararlarını verebilmekle beraber zihinsel özürlü sayılır. bunun doktor tarafından şimdiye kadar herhangi bir tespiti yapılmamıştır.
kocası ise %70 oranında kör olup özürlü kadrosundan bir firmada sigortalı ve ücretli oalrak çalışmaktadır. evlilikleri her iki tarafın isteğiyle yapılmış evlenen çiftin kusurları kendilerine nikahtan önce bildirilmiştir.
kız kardeşim annesinin üzerine olan evde kocasıyla birlikte ikamet etmektedir. 3 ay önce kocası evi terketmiştir. gerekce olarakta kız kardeşimin yemek yapamadıgını, temizlik beceremediğini söylemiştir. Düğününde taktığı ziynet eşyaları ile birlikte düğün kasetlerini fotograflarını yanında götürmüştür.
14.01.2008 tarihinde düğün için ev eşyalarını tespit ve tedbir ettirerek hakim aracılıgıyla babasının evine taşımıştır..
Kız kardeşimin kocası boşanma istemektedir. evlilikleri 1 yılı doldurmamıştır. ziynet eşyalarını da vermek istememektedir. henüz boşanma davası açılmamıştır..
eşya teslimatında hakim hem kız krdeşime hem de kocasına psikolojik dstek isteyip istemediklerini sormuş; her ikisi de istemediğini beyan etmiştir.
1.. Bu süreç içerisinde boşanma davası açılmadan kız kardeşim nafaka alabilir mi?
2.. Ziynet eşyalarını almak için ne yapmamız gerekmektedir.
3.. Ziynet davası açmadan takıları için tıpkı kocasının eşyalarını aldıgı gibi tespit ve tedbir yapılabilir mi?
4.. ziynet davası açılır da kız kardeşim lehine sonuçlanırsa karşı tarafın ödememe gibi durmu var mıdır?
5.. manevi tazminat davası açılırsa sonuçları ne olur? her iki tarafında özürlü olduğu göz önüne alınarak..
-
Merhabalar.
Ben Ağustos 79 doğumluyum.. açıköğretimde iki sene üst üste sınıfta kaldım. Ondan sonra işlem yaptırmadım ve bana kasım sonunda (üzerinde 01-kasım-2007 tarihli), yoklama kaçağısınız 3 ay içerisinde askerlik şubesine başvurmanız gerekmektedir, diye kağıt geldi. Ben şu anda askeriyeye baş vursam sanırım beni devre kaybı olarak askere alıyorlar. Devre kaybı olmamak için şubat başında askeriyeye başvursam beni şubat döneminde devre kaybı olmadan askere alırlar mı? Peki bu seferde 3 aylık zaman dilimini ocak sonunda geçmiş olduğum için asker kaçağı durumuna düşermiyim.
Beni aydınlatırsanız gerçekten çok sevinirim.
Saygılar..
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 19.53 - arkadaszz
Merhaba arkadaÅŸlar,
Ben Yüksekokulda okuyorum 2003 girişliyim okulum 2 senelik benim alttan derslerim olduğu için 5. senem fakat okulun tecil etme süresi yani öğrenim süresi 4 sene şuan öğrenci olmadığım için tecilimde kalktı ve şubeden son yoklamamın geçtiğini belirten kağıt geldi. Şuana kadar şubeye gitmedim 4 foto diploma ile 3 ay için de geliniz aksi halde hapis ve para cezası olcağı yazıyor.
Topladığım bilgiler sonucunda 2 seçenek kalıyor bana;
1. okulu dondurup askere gidicem
2. okul devam edecek sınavlarda askeriyeden izin alıp sınava gircem çıkcam : )
Benim sormak istediğim şubeye gidip mazeretsiz tecil etme hakkımı kullanabilirmiyim bana 6/7 ay müsade edilebilse okulu bitirip diplomamı alabilirim.
Yardımcı olacak arkadaşlara şimdiden çok teşekkür ederim...
-
ben bir kamu kurumunda çalışmaktayım. kurumca yut dışı görevine geçici görevle görevlendirildim.ve bu konuda bakanlıkça olurum alındı. yurt dışındaki işveren vekili keyfi olarak beni göreve çağırmıyor. bende maddi olarak zarar görmekteyim kurum hakında maddi ve manevi olarak tazminat davası açabilirmiyim.
-
13 Ocak 2008 tarihli Radikal'de İsmet Berkan, "Ulusalcılar Bu İşe Ne Diyor" başlıklı bir yazı yaynladı. Bana ilginç geldi.. Ama ben esasen "bizim ulusalcılar" ne düşünyor diye merak etttim.
Ulusalcılar bu işe ne diyor?
İsmet Berkan
13/01/2008 (4182 kiÅŸi okudu)
Türkiye, 1964'te Kıbrıs olayları çıktığında adaya müdahale tehdidinde bulundu, Amerikan Başkanı Johnson'un meşhur mektubu sonrasında da müdahale yapılmadı. Ama o zaman ortaya çıktı ki, Türkiye'nin Kıbrıs'a çıkartma yapabilmesine zaten imkân yoktu, çünkü çıkartma gemimiz yoktu! 10 yıllık sürede çıkartma gemisi eksiği tamamlandı ve 1974 Kıbrıs müdahalesi mümkün olabildi.
Türkiye, 1980'lerin başlarından itibaren F-16 savaş uçaklarını üretiyor. Ama bir savaş uçağı için motoru, tasarımı, manevra yeteneği kadar önemli bir şey de onun savaşmasını sağlayan uçuş bilgi sistemleri. Türkiye'nin F-16'larının radarlarında, (yakın zamana kadar) Ege'deki devriye uçuşları sırasında Yunanistan'a ait uçakları 'düşman' olarak algılanmıyordu; çünkü Yunanistan'ın kullandığı uçaklar F-16'ların bilgisayarında 'dost' olarak geçiyordu. Öyle olunca da havadaki pilotun Yunan uçağı ile Türk uçağını otomatik ayırt etmesi mümkün olmuyordu. Bu teknoloji en sonunda İsrail'in Türk F-4'lerini modernleştirmesi sonrasında Türkiye'ye gelebildi.
90'lı yılların ortalarına kadar, Türk MİT'i de, Türk silahlı Kuvvetleri de, Dışişleri Bakanlığı da, Amerika'dan satın alınan veya hibe yoluyla bize geçen şifreleme cihazlarını ve şifreleme algoritmalarını kullanıyordu. Yani, Türkiye'nin en gizli haberleşmesi aslında başta Amerika olmak üzere teknoloji sahibi her ülke için gizli falan değildi, bütün haberleşmemiz okunabiliyordu. Ancak 90'lı yıllarda Türkiye kendi teknolojisini ve şifre algoritmalarını gerçekleştirdi, bugün bir ölçüde haberleşme güvenliğine sahip oldu.
Türkiye 1984'ten beri PKK terörüyle mücadele ediyor ama geniş PKK gruplarının hangi an nereden nereye gittiklerini Türkiye sınırlarının içinde kalan bölümler dahil olmak üzere uzaktan an be an izleyecek teknolojiye hâlâ sahip değil. 90'ların ortalarında Amerikan uydularının anlık istihbaratı Ankara'ya aktarıldı, o dönem Türkiye içi dahil çok sayıda başarılı PKK operasyonu yapılabildi. Şimdi yapılan operasyonlarda da Amerikan istihbaratı çok önemli rol oynadı. Kendi topraklarımızı ve düşman bir güç tarafından kullanılan komşu toprakları bile izleyemiyoruz açıkçası.
İki yıl önce İsrail Lübnan'da Hizbullah'a saldırdığında, Hizbullah'ın insansız hava aracına sahip olduğu, bu araçların sadece gözlem yapmakla kalmadığı füze de atabildiği ortaya çıktı. O sırada Türkiye'nin elinde böyle bir teknoloji yoktu. Kısa zamanda ihalesi yapıldı, bir İsrail firması ihaleyi kazandı ama araçlar hâlâ Türkiye'ye gelmedi. Ne var ki son PKK operasyonlarında İsrail'den kiralanan iki insansız hava aracının gönderdiği görüntüler etkili oldu, Genelkurmay Başkanı, 'PKK kampları bizim için BBG evi gibi' benzetmesini bu araçlar sayesinde yaptı.
Son PKK operasyonlarıyla öğrendik, Amerikalıların 70'lerin ortalarından beri sahip olup geliştirdiği gece uçuş, çok alçaktan uçuş ve hedef vurma sistemi olan LANTIRN'e sadece birkaç yıl önce hava kuvvetlerimiz de sahip olmuştu. Sistem sayesinde pilot gece karanlıkta radar seviyesinin altında çok alçaktan arazinin yükselip alçalmasına göre yükselip alçalarak otomatik uçuş yapabiliyor, böylece hedeflerini çok daha etkili biçimde vurabiliyordu.
Bu sistemin etkinliğinin en önemli parçası olan lazer güdümlü füze ve bombaları da kendimiz üretmiyoruz, ithal ediyoruz!
* * *
Teknolojik eksiklerimiz ve yeni yeni kullanmaya başladığımız teknolojiler sadece bunlar değil. Örnekleri özellikle askeri teknolojilerden seçtim, çünkü milliyetçi damarımız çok kuvvetli olsa da, bu işler sadece nutuk atmakla olmuyor.
Üstelik dikkat ediyorsanız, aslında aradaki teknolojik boşluk da dolmuyor gerçekte.
Biz teknolojiyi transfer etmiyoruz, sadece satılabilir hale geldiğinde satın alıyoruz. Oysa teknolojiyi yaratmamız da gerek.
Bunun için araştırma-geliştirme lazım. Para lazım. İnsan lazım. Ama her şeyden önemlisi, belli seviyede bilginin herkesle paylaşılması ve özgür yaratıcı ortamın varolması gerek.
Özgür yaratıcı ortam ise nasıl yarım hamilelik olmazsa yarım özgürlük de olamayacağı için, ancak ve ancak düşüncenin, hatta hepimize çok aykırı gelecek düşüncelerin de özgürce ifade edilebildiği şartlarda yaratılabilinir.
301. maddeyi değiştirmemekte, hatta tamamen ortadan kaldırmamakta direndiğiniz sürece aslında kendi teknolojinizi üretecek beyinlerin, düşüncelerin ortaya çıkmasını da engellemiş olursunuz.
Ne ilgisi var demeyin, yaratıcı düşünce böyle bir şeydir, ancak mutlak özgürlük ortamında, özgürlüklerin içe sindirildiği, kimsenin düşüncesine ket vurulmayan bir ortamda var olabilir.
Yoksa biri, 'Senin dediğin Türklüğe hakaret' der, ötekisi çocuğunu 'İcat çıkarma' diye azarlar ve herkes birbiri gibi düşünmeye başlar.
Siz de görece basit ama en hayati teknolojileri bile başkalarından dilenmeye başlarsınız.
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 18.16 - perde
Efendim merhaba, 2 sene evvel bir güzellik merkezine çeşitli hizmetler almak için gittim, şartlar ve konularda anlaşıp senet imzaladık. Henüz hiç hizmet almaya fırsatım olmadan mekan ile ilgili; sağlık açısından zarar verici ve temizlik konusunda zayıf olduğu hakkında duyumlar aldım bunun üzerine hizmeti almayacağımı ve senetlerin iptalini istedim, bunun imkansız olduğunu senetleri imzaladığım için geri dönüşü olmayacağını söylediler. Tutar 400.ytl civarında olduğu için önemsemedim.
Yaklaşık 1 ay önce bir avukat evime telefon açtı, söz konusu yerin devredildiğini ve bana ait olan senetlerinde deviredilirken satıldığını, benim gidip bu hizmeti kullanmamı yada başkasına kullandırtmamı aksi taktirde hukuk yolu ile, faiz ve bütün masraflar dahil tahsil edileceğini izah etti.
Bu konuda hukuk yoluna başvurmak istiyorum ama haklılık payım nedir önce bunu sormak istedim, bu hizmeti kesinlikle kullanmayı ve kullandırtmayı düşünmüyorum yapabileceğim birşey varmıdır?
Yardımcı olup cevaplarsanız çok sevinirim hürmetler.
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 18.01 - Bart
Yaklasik 6 ay oncesinde buyuk bi cafeterya kiraladim.Isyerini kiraladigim kisi de isyerinde kiraci idi vede kira sozlesmesinde alt kira yasagi oldugu icin benimle isbirligi sozlesmesi altinda bi anlasma imzaladi.
Kendi si ile anlasmam bir kiraci olarak ;isyerinin tum masraflari (isyeri sahibine odenen kira,elektrik su,sigorta .etc) karsilamam ve ayrica iceride bulunan kendi malzemeleri icin kendisine her ay ayrica kira vermem idi.
Isletmeyi calisitirirken binada bazi elektrik problemleri oldugunu farkettik ve aylik kira verdigimiz cihazlar bozulmaya basladi,zatende anlasmadan once kontrol etmedigimiz bircok cihazin da arizali oldugunu sonradan farketik. Ve dogal olarak hepsinin onarimi benim tarafimdan yaptirildi.Benim de isyerine koydugum birkac cihazim vardi ve problemler nedeniyle kullanilmaz hale geldi;garanti de elekrtik problemini kabul etmedigi icin bu cihazlar ise yaramaz olarak atildi.
Bahsedilen elektrik problemleri buyuktu ve bu problemler surekli yasanmaya basladi(ki kablolar ,duvardaki prizle yanmaya basladi ) cozum elektrik tesisatinin degismesi gerekiyordu.Durumdan sorumlu oldugumuz kisiye (anlasmayi yaptigimiz kisi) bahsettik :sorun yok siz kiranizi verin ben halledecegim diyerek 1-1.5 ay bizi oyaladi.Sonra...kira zamani geldi ve kendisine bi teklif sunduk:Gelin ev sahibi ile bi toplanti yapalim ve bu problemi cozelim.-Cunku cok zarar ettik.-siz problemi cozun bizde kirayi verelim.kabul edildi.Ve bu sekilde birkac toplanti yaptik.Fiyat arastirmalari yapildi ,muhendisler ile konusuldu...Evsahibi bizi baz almadigi icin ,bize isyerini kiralayan kisiye yari yariya paylasalim teklifini yapmis..Ki bu sure zarfinda ben kirayi hale vermedim yaklasik 20-25 gun gecmisti.
Sonra birgun bize isyerini kiralayan kisi isyerine gelip “ sizi burada istemiyorum hemen yarin sabaha esyalariniz toplayim gidiyorsunuz deyip.masanin uzerine bi ihbarname koydu(avukati tarafindan yazilmis) ve gitti.Bu ihbarname de 1 aylik sureden bahsederken 10-15 gunluk bi sure sonra bir sabah isyerinde gelip calisan personeli uzerine yuruyup,tehditler savurup zorla anahtarlari almislar :deli: .Bu olaydan 3-4 saat sonra bana bir gecici bi ara emri teblig edildi.Teblig de :bagli bulunan isyerine gecici ara emri nedeniyle benim tarafimdan hickimsenin giremeyecegi soyleniyordu:deli: :kızgın: .Sebep olarak da yukumluluklerimizi yerine getirmememiz gosteriliyordu.---Ayrica karsi taraf ara emrinin haksiz gorulmesi taktirde odemekler yukumlu olacaklari ... ytl lik bi senet imalamislar.
Bizde gecici ara emrinin kaldirilmasi icin itirazimi yaptik.Hafatadan haftaya toplantilar yapildi.Bu sure zarfinda ogrendik ki bize isyerini kiralayan kisi isyerine yuklu hava parasini pesin veren bi musterisi varmis .Daha gecici ara emri devam ederken isyeri baskasina kiralandi.tabiki bu sefer isyerinin asil sahibine durum anlatilmis,anlasma saglanmis
Ve suana iceride baska bi isletmeci var.Bana isyerini kiralayan kisi yeni isletmeci ile yapilan anlasmada tamamen disarida goruluyor.Yeni anlasma toprak sahibi ile yeni kiraci arasinda goruluyor.
Ve ara emri halen kesinlesmis degil.Herkes ara emrinin iptalinin mumkun olmadigini soyluyor,cunku iceride baska bi kiraci var ve benim geri donusum mumkun degil diye .
Bende dusunuyorum ki bu ara emri adil degildir.Benimde kiraci olarak haklarim olmalidir.Bi kiraciyi bu sekilde disariya atmak adil olmamalidir.Ayrica eger bu ara emri geri cekilirse ... ytl lik senetten de hicbir talebimin olamayacaktir.
Ayrica gecici ara emri uzerinden yaklasik 3 aydan fazla gecti.isyerin kullanamdigim sure zarfi icin ayrica ne talebinde bulunabilirm.
Simdi siz hukuk severlere soruyorum(Biliyorum biraz uzun yazdim ) Sizce nasil davranilmalidir.Karsi taraftarda tazminaz olaak neler talep edilebilir :rolleyes:
-
CUMHURİYET SAVCILIĞINA
SALİHLİ
30 yıl önce Jandarma ile girdiği bir çatışmada sırtından vurularak ölen Eruğrul Karakaya'yı anmak için mezarını ziyaret eden 73 yaşındaki annesi Ayşe Karakaya ve 16 arkadaşının yargılandığı davada verilen beraat kararına ilçeniz Cumhuriyet Savcılarından Bülent Canoğlu'nun itiraz ettiğini ve kararı temyiz için Yargıtay a gönderdiğini büyük bir gurur ve coşkuyla öğrendim.
Her ne kadar öldüğünde hakkında bir suç isnadı veya davası yoksa da eğer ölmeseydi ''silah bulundurmak ve TSK mensubu jandarmaya direnmek suçlarından'' yargılanacağını ve muhtemelen bu suçtan ceza alacağını ÖNGÖREREK ''"suç ve suçluyu övmek" suçunun oluştuğuna karar verilmesini istemek hukuk adına göğüslerimi kabarttı. Coşkumdan ağlamak istedim ama ağlayamadım göğsüm sıkıştı.
İşte Cumhuriyet savcısı böyle olmalı . Suç oluşmasada oluşabileceği öngörüsü ile harekete geçerek suçluların en ağır biçimde cezalandırılmasını istemeli ve toplumu korumalı. Ancak vatandaşın görevide ''suç ve suçluyu öven'' fiil oldumu savcılığa sıç duyurusunda bulunarak adaleti harekete geçirmeli bu çok önemli bir yurttaşlık görevidir. İşte ben bu yurttaşlık bilimci ile ve ÖNGÖRMEDEN OLANLARI İHBAR ETMEK istiyorum.
1. Güzel yurdumun tüm il ve hatta ilçelerinde ADNAN MENDERES bulvarı/caddesi vardır. Bu isimler il/ belediyece konmuş isimlerdir. Malum merhum idama mahkum edilmiş bir SUÇLUDUR VE SUÇU SABİT GÖRÜLMÜŞTÜR. Dolayısı ile tüm bu sokaklara cadde ve bulvarlara isim verenler bu suçu defaeten ve yaygın biçimde işlemişlerdir. Eski Cumhurbaşkanlarından Süleyman DEMİREL eski siyasetçilerin çoğu başta Mehmet AĞAR Mesut YILMAZ olmak üzere bu suçu ayrıca basın yayın yoluylada çok kez işlemişlerdir. Bundan dolayı herbir suç için ayrı ayrı ve basın iletişim yolu ile işlendiğinden cezalarının arttırılarak ta verilmesini,
2. Halihazırda TC Cumhurbaşkanlığını yürüten Abdullah GÜL hakkında çok ciddi dosyalr mevcuttur. Ancak bu şahısta başta Kayseri olmak üzere bir çok ilde övülmekte TBMM sinde destek görmekte hakkında bazı basın övgüyle söz etmektedir. Bahse konu suç tam olarak oluşmuştur. İlgili basın organlarının başta kayserili vatandaşlar olmak üzere bir çok vatandaşın bu suçu işlediği sabit olduğundan cezalandırılmasını,
3. Başbakanlık görevini yüretün RTE hakkında onlarca fezlek ve suç duyurusu ve daha önemlisi '' halkı din dil .... bölmeye çalışmak.'' suçlarından mahkumiyeti bulunmaktadır. Ancak ne hilmetse TBMM nin bir çok milletvekili halkın yüzde 47 si bir kısım medya ve hatta yurt dışından kendisine övgüler yapılmakta kendisi övülmektedir. Bu suçlarda bir çok defa işlenmiş hatta basın yayın intermet gibi tüm iletişim araçları kullanılmıştır. Bu suçları işleyenlerin her biri hakkında ayrı ayrı dava açılmasını ,
Arz Ederim....
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 17.24 - birtan35
Merhabalar, yeni evlendiğim için yeni bir ev kiraladım ,kira kontratosu 1 yıllık olarak ve 12 adet senet düzenlendi.maddi durumdan dolayı kiralık evden çıkmayı ve ailemin yanında yaşayacağımı ev sahibine yazılı tutanak halinde 1,5 ay önceden bildirdim.bu yazılı tutanağı kira kontratosundaki maddeden dolayı tuttum.Kira kontratosundaki madde şöyle;
(10-Kiracı mecuru kendi isteği ile tahliye edeceğinde mal sahibine veya vekiline 1 ay öncesinden yazılı olarak bildirmek zorundadır.Aksi taktirde diğer aylara ait kira bedellerini peşin ödemeyi kabu ve tahhüt eder.) diye bir madde var.ev sahibi kalan 4 aylık kira bedelini benden talep edeceğini aksi takdirde mahkemeye başvuracağını belirtti.Avukatına yalan yalnış beyanlarda bulunmuş.evin elektrik borcunun olduğunu(bütün faturaları ödedim ve makbuzları var), ve eve çeşitli zarar verdiğimi söylemiş.ben eve girerken bu belirttiği zararlar vardı zaten ve kontrata 1 mayıs tarihine kadar bütün tadilatlar bitecek diye bir not düşülmüş ve evi gösteren emlakçı bu zaraların var olduğunu biliyor emlakçıyla konuştuğumda bana şahid olacağını söyledi.
sizden ricam burda kim haklı çıkabilir ve kontrattaki madde geçerli bir maddemidir ? benim tuttuğum tutanak bir işe yarayabilirmi ? bana yardımcı olabilirmisiniz ! şimdiden herşey için teşekkür ederim
-
3 senedir ödemediğim kredi kartı borçlarım yüzünden polis beni buldu ve elime dosya numaralarını verdi.Fakat Ankara'daki icra ve ceza mahkemesini sonrada barolar birliğini aramama rağmen bir türlü dosyamla ilgilenen avukatın kim olduğunu bulamadım.Bu sıralar Ankara'ya gidecek fırsatım ve imkanım yok.Bana bir fikir verebilirmisiniz.Bir şekilde anlaşıp borçlarımı ödemek istiyorum yardımcı olun lütfen.Teşekkürler
Lütfen imla kurallarına uyunuz!
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 15.37 - onur98
Emekli Sandığı'ndan emekli olmuş bir dul bayan hem Emekli Sandığı emeklisi ölmüş eşinden hem de SSK'ya bağlı ölmüş babasından kendisine maaş bağlatabilir mi?
Cevabınız için şimdiden teşekkür ediyorum.
-
30 aralık 2007 tarihinde iş kazası geçirerek iş yerimden acil hastaneye gittim 2 gün rapor verildi fakat rapor bitimim 31 aralık 2007 olmasına rağmen iş çıkışım 31 aralık olarak verilmiş neyapabilirim? Hukuki mercilere başvurursam ne hak elde edebilirim?
-
Sn Meslektaşlarım
Avukatlık Meslek Kuralları gereğince aynı şahsa karşı tek bir icra takibi olanağı varken birden fazla vekalet ücreti almak ve mal beyanında bulunmayan borçlu için ayrı ayrı disiplin hapsi istenmesinin mesleğin etik kurallarına aykırı olduğu yönünde bir karara rastlamıştım. Ancak şimdi tüm aramalarıma rağmen bulamadım. elinde olan arkadaşlar varsa buraya eklerse sevinirim.
Saygılar
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 14.31 - Yunus1976
Herkese merhaba
2006 yılında boşandığım eski eşime 2002 doğumlu kızımın velayetini alabilmek için dava açtım.Eski eşim şu an evli ve üç cocuklu bir adamla beraber yaşıyor ve bu adamdan 8 aylık hamile. Ve bunlar mahkeme kayıtlarına her ikisinin de ifadesi ile geçti. Beraber yaşadıklarını inkar ettiler ama hamileliği kabul ettiler. Eski eşimin annesi,babası,teyzesi ve iki komşuları ise talimatla başka yerde alınan ifadelerinde her ikisinin bir kaç ay önce evlendikleri ve kendi evlerinin üst katında yine kendilerine ait olan evde oturduklarına dair ifade vermişler. verdikleri ifade de söyledikleri kızımız ile hüseyin (beraber yaşadığı adam) bir kaç ay önce evlenmişlerdir kısmı yalan. Yalan ifade vermek suç değilmidir? Yalan ifadeden dolayı cezalandırılmaları için ne yapmalıyım? Zaman ayırıp Yardımcı olan herkese teşekkürler
-
Başıma gelen bir olaydan dolayı makemeye çıkmam gerekiyor ama bu zaman zarfında ikamet değişikliği yaptım. Mahkeme yeri Van ben ise İzmir deyim bu durumda Van'a gitmeden bu işi halletmenin bir olanağı varmıdır acaba?Şimdiden teşekkür ederim..
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 14.25 - Engin_Er
Ankara Mamak'ta xxxxx hastanesinde bir yıl süre ile çalıştım (19/12/2006-29-12-2007 arası) bu süre içerisinde maaşlarımız sürekli düzensiz ödendi ve son dört ay içerisinde de hiç maaş alamadık,
bu nedenle;
istifa dilekçemde
"maaşların ödenmemesi ve düzensiz ödenmesi dolayısı ile istifamın kabul edilmesini arz ederim." şeklinde bir dilekçe verdim.
işten ayrlırken alacaklarımın bir kısmını diretmem sonucu aldım ancak içeride bir kısım daha alacağım kaldı ve bana 15 ocak 2008 de öderiz dedikleri halde ödeme yapmıyorlar ve 15 günlük bir süre daha istiyorlar. 15 gün sonrada yine başka bahaneler bulacaklarını sanıyorum.
Bu durum karşısında içeride kalan alacaklarımı nasıl alabilirim nereye müracaat etmeliyim, resmi bir yere müracaat edersem ne kadar sürede sonuçlanabilir acaba?
Birde tazminat alma hakkım varmıdır,
nasıl bir yol izlemeliyim?
bilgilerinize ;
saygılarımla
-
Sayın meslektaşlarım;
Yabancı sermayeli bir şirketin hukuk müşaviriyim. Bu Şirket Almanya' ya acentelik vermek istiyor. Ancak, şirket olarak Acentelere para tahsil yetkisi vermiyoruz. Müşteri bizden aldığı gayrimenkulün parasını bizim hesabımıza yatırıyor. Bunun üzerinden Acenteye ücreti ödeniyor. TR' deki acentelerimiz için bu durum problem kesbetmiyor. Ancak Almanya acenteliği için bir kaç takıldığım hususu aşağıda bilgilerinize sunuyorum. Yardımcı olabilecek meslektaşlarıma şimdiden zaman ayrıdıkları ve de cevap verdikleri için teşekkürler:
1- Almanya' dan Türkiye' ye para transferi yaparken Alman Bankalarının uyguladığı özel bir sistem var mı? (ekstra istedikleri belgeler vs... Şayet Almanya ile çalışmış arkadaşlar varsa diye soruyorum. Yoksa elbette Alman iç uygulamasını bilmesini beklemiyorum kimseden )
2- Sözleşme bedelleri "göstermelik" değildir. Şirket herşeyi resmi olarak gösteriyor ve gerekli yerlere gerekli bildirimleri yapıyor. Yazılı bir Sözleşmenin varlığı bedelin ispatı bakımından yeterli olur mu? (Bunu şunun için soruyorum; Almanya' da ve Avrupa' da çalışan Türk işçilerinin sürekli olarak Türkiye' ye para yatırmaları sonucunda Alman Bankaları bütün transferlerin TC Merkez Bankası üzerinden geçmesi gerektiğini ayrıca 10.000 DM (o zaman Alman Markı idi) üzerindekiler belgelemek zorunluluğunu getiren bir dizi uygulama başlatmıştı. Bunun akıbeti hakkında bir bilgisi olan sayın meslektaşım var mı acaba?
Cevap almak hususunda çok umutsuz isem de zamanınız için teşekkürler..
Saygılarımla,
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 14.00 - bkaratay
Öncelikle belirli süreli iş sözleşmesi başlıklarının neredeyse tümünü okudum.Fakat tam olarak aradığımı bulamadım.
Ben 9 aydır özel bir firmada mühendis olarak çalışmaktayım. 1 yıllık belirli süreli iş sözleşmem var. Su anda bir kamu kurumunu kazandım ve 1-2 ay icerisinde kamu kurulusunda işe başlamam gerek.Bu yüzdende sözleşmem bitmeden sözleşmemi fesh etmem gerek. Acaba firmama ayrılacagımı kac gun onceden bildirmeliyim(feshi ihbar sürem ne kadar).
Not:Sözleşmem de sözleşme feshi ile ilgili madde şöyle: "Taraflar, Borçlar Kanunu ve İş Kanunu hükümleri uyarınca, feshi ihbar süresi içerisinde sözleşmeyi feshedebilecekleri gibi İş Kanunun 24 ve 25. maddelerine istinaden derhal fesih hakkını kullanabilirler."
İlgilenen tüm herkese şimdiden sonsuz şükran ve teşşekkürlerimi sunarım. İyi Çalışmalar...
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 13.56 - SEALIGHT
Merhabalar,
Ben 2007 Ağustos ayında mevcut bir işletmeye sermaye koyarak %50 ortak oldum,ortaklık sözleşmemi de noter kanalı ile yaptım...Sözleşmeye göre ortağım işletmenin tüm alet,edavat,techizatını temin edecek sözleşme tarihindeki mevcut işletmesini yeri belirtilen adrese taşıyacak ve işler konumuna getirecekti ben de diğer ortak olarak nakit olarak belirlenen tutarı verecektim...Ben üzerime düşen tutarı banka kanalı ile ortağımın hesabına geçtim ve her ihtimale karşıda kendisinden verdiğim para kadar senet aldım..
Ancak ortağım sözleşmede belirtilen şartların hiç birine uymadı,belirlemiş olduğumuz tarihe kadar işletmeyi ne farklı bir yere taşıdı ne de taşınması gereken tarihe kadar sözleşmede belirtilen şekilde yapılan işden doğan ciro ve hasılattan pay verdi,yapmış olduğum görüşmeler neticesinde bugün yarın bugün yarın diye beni oyaladı ve son olarak mevcut işyerini de kapatarak eşyalarını taşıdı...Şuan bu şahısla icralık aşamaya geldik,ben madur olarak koymuş olduğum sermayeyi ve uğramış olduğum zararı ne şekilde tahsil edebilirim..Elimde noterden yapılmış ve cezai şartları olan sözleşmem ve verdiğim nakit tutar kadar senedim var ancak ortağım üzerinde ne nakit ne de g.menkul olarak her hangibir şey yok,en azından bize verilen bilgi bu yönde...İzlemem gereken yol nedir ve mağduriyetimi ne şekilde giderebilirim...Şimdiden teşekkürler...
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 12.15 - kapbana
Mrblar,
Banka Genel Merkezinden şubeye kargo yoluyla gönderilen yüzlerce çek yaprağı ulaşacak adrese varmadan çalındığı takdirde hukuki koruma sağlamak adına nasıl bir yol izlemek gerekir?
teşekkürler
-
İyi günler, 2005 haziran ayında bir arkadaşıma kefil olduğumdan dolayı 33.000 YTL icra gelmişti. bunu ödememek için kendimi icraya verdim ve şu anda kendime yaptırmış olduğum icra ilk sırada diğeri ise beklemede. beklemede olan icra benden hiç birşekilde para alamadığından dolayı zaman aşımına uğrayıp düşme ihtimali varmı. birde araba ve benzeri eşyaları eşimin üzerine aldığımda icra gelme ihtimali varmı. araba almayı düşünüyorum ve ruhsatı da eşimin üzerine yaptıracağım. arabaya icra gelirmi. bu konuda bana yardımcı olursanız sevinirim.
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 10.02 - sebber
1997 senesinde evlendim ve 2003 senesinde ayrıldığım eski eşimden, 2001 doğumlu oğluma, aylık nafaka 75YTL-100YTL ve en son 150YTL olarak nafaka almaktayım oğlum ilkokula başladı bu sene nafaka artırım talebinde bulunmak istiyorum fakat Amerika'da olduğu için nasıl bir dava açabilirim.Amerika'da bulunduğu kaldığı adres elimde var.Bana bu konuda yol gösterirseniz sevinirim.
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 09.31 - emaakbas
İyi çalışmalar,
biz yaklaşık 1,5 yıl önce konut kredisi ile kendi evimizi aldık.(ailevi sorunlar nedeniyle babamın enişteme sattığı evi ondan geri aldık)Şimdi banka bizi arayıp diyorki müfettişler krediyi inceledi bu işlem sahte görünüyor o yüzden kredinin hepsini kapatın diyorlar. Böyle bir hakları varmı? Nasıl olur? Teşekkürler.
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 00.12 - admin
Kişi ya da Kuruluşlarda Aylık Ücret Karşılığı, Serbest ya da Sadece Bu Kişi/Kuruluşun Vekili Olarak Avukatlık Görevini Yürüten Avukatların Taraf Oldukları Sözleşmelerdeki Avukatlık Yasası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve Meslek Kuralları'na Aykırılıkların Yarattığı Sorunların Çözümü Çalışmalarını Yürütmek Üzere Oluşturulan Komisyon'un 10.1.2008 Tarihinde Ankara'da Türkiye Barolar Birliğinde Yaptığı Toplantı Raporu
Komisyonumuz barolar ve Türkiye Barolar Birliği'nin gerekli yasa değişikliği çalışmalarını sürdürmesinin yanında Avukatlık Yasası'nın yüklediği görev ve verdiği yetkiler kapsamında söz konusu sözleşmelerle ilgili olarak gerekli tedbirleri alabileceği görüşü ile aşağıdaki önerilerde bulunmaktadır:
1. Avukatlık Yasası'nın 2/1., 110. ve 121. maddelerinin TBB ne verdiği yetkiden hareketle, 25.12.2001 tarih ve 2001/48 sayılı Duyuru'ya ekli "Hukuki Danışmanlık Tip Sözleşmesi"nin de güncelleştirilerek içine alınacağı;
Kişi ya da Kuruluşlarda Aylık Ücret Karşılığı Çalışan Avukatların Hak ve Yükümlülüklerine İlişkin Yönetmelik düzenlenmelidir.
2. Bu Yönetmelikte;
a. TBB'nin bu konuda hazırladığı örnek bir tip sözleşme yer almalıdır.
- Bu sözleşmede mesleki sorumluluk sigortası zorunlu tutulmalıdır,
- Bu sözleşme kapsamında avukatın işe başlayabilmesi için sözleşmenin baro onayından geçirilmesi zorunluluğu düzenlenmelidir.
- Avukatlık Yasası 35/3. maddesi kapsamındaki sözleşmelere göre ödenen avukat ücretine ilişkin serbest meslek makbuzları her yıl sonunda avukat tarafından bir liste ekinde avukatın kayıtlı olduğu baro başkanlığına sunulması koşulu düzenlenmelidir.
- Avukatlık Yasası 35/3. maddesine aykırı davranan tüzel kişilerin barolar tarafından takip edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulması, bu konudaki çalışmaların sonuçlarının sözleşmeye taraf olan avukatları da içeren bir rapor ile her yıl sonunda TBB ne bildirilmesi yükümlülüğü düzenlenmelidir.
- TBB nin bu madde kapsamındaki kuruluşların meslek örgütleri ile temasa geçerek maddenin uygulanmasında işbirliği geliştirilmesi,
- Sözleşmenin baro onayından geçirilmesi zorunluluğu AAÜT nin Birinci Kısmı'nın Üçüncü ve Dördüncü Bölümlerinde ayrıca düzenlenmelidir.
- Bu yönetmelik hükümlerine aykırı davranışların Avukatlık Yasası'nın 164/4. maddesi ve ilgili hükümleri ile Meslek Kurulları'na aykırılık oluşturacağı ve disiplin kovuşturması gerektireceği belirtilmelidir.
Baroların ve Türkiye Barolar Birliği'nin bugünkü mevzuatın koşullarını zorlayarak yapabileceklerine ilişkin önerilerini belirten komisyonumuz bunlardan başka, yasa değişikliği gerektiren konular hakkında da görüşünü belirtmeyi uygun görmüştür.
Şöyle ki;
1. Bütün sorunların temelinde hukuk fakülteleri sayısı ve mezunlarının hiçbir elemeye tabi tutulmadan avukat olabilmeleri bulunduğu dikkate alınarak, yeni hukuk fakültesi açılmasının engellenmesi, öğrenci sayısının sınırlanması, hukuk fakültelerindeki yetersiz eğitim kalitesinin yükseltilmesi, barolar ve Türkiye Barolar Birliği'nin hukuk fakülteleri müfredatı üzerinde yönlendirici olabilmeleri ve her hukuk fakültesi mezununu mesleğe kabul etme gibi bir zorunluluğunun bulunmadığı anlayışının benimsenmesi,
2. Mesleğe girişin sınav koşuluna bağlanması,
3. Avukatlık ücret sözleşmesinin barodan geçirilmesi ve belirlenen ücretin yarısının peşin olarak ödendiğine ilişkin serbest meslek makbuzunun ibrazı zorunluluğu getirilmesi, ya da avukatlık ücretinin doğrudan baroya yatırılmasına ilişkin düzenlenmelerin yapılması,
4. Avukatlık Yasası'nın 35/3. maddesi kapsamındaki şirket ve kooperatif türlerinin genişletilmesi ve aksine davranışların müeyyidesinin caydırıcı hale getirilmesi,
5. Avukatlıkla birleşmeyen işlerin yeniden belirlenerek sınırlamaların daraltılması,
6. Mesleki sorumluluk sigortası zorunlu hale getirilmesi,
7. CMK Ücret Tarifesi düzenleme yetkisi tekrar TBB ne verilmeli ve AAÜT ile eşitlenmesi,
8. Avukatlık ücretinde uygulanan KDV % 8'e indirilmeli ve KDV tahakkuku hizmetin başlangıcında değil ücretin tahsilinde yapılması.10.1.2008
Komisyon Başkanı Üye
Av. İ. Güneş Gürseler Av. Aydın Erdoğan
TBB Genel Sekreteri Ankara Barosu
Üye Üye
Av. İsmail Aksu Av. Tayfun Demirçak
Edirne Barosu İstanbul Barosu
Üye Üye
Av.Nuri Almaz Av. Yusuf AkbaÅŸ
Kocaeli Barosu NevÅŸehir Barosu
Üye Üye
Av. Mehmet Ejder Av. Serkan Barış Örten
Şanlıurfa Barosu Tokat Barosu
Hazır Bulunan
Av.Hasan Kılıç
http://www.barobirlik.org.tr/calisma...yon_rapor.aspx
-
Yazan: 15 - 01 - 2008 : 00.07 - eda_sener
Merhabalar,
Full ve part çok sayıda personel çalıştıran bir firmayız. Parttime çalışırken fulle veya full çalışırken parttime a geçmek isteyen personelimizin taleplerini, İş Kanununu dayanak alarak kabul etmekteyiz. Bu talebin neticesinde de sözleşmesine ek bir protokolle bu değişikliği de karşılıklı imza altına almaktayız.
Ancak, personelin yeni maaşını belirlerken doğru yolu izlediğimden pek emin değilim. Şöyle ki; ayda 12 gün çalışma karşılığı olarak 300 YTL. verdiğim bir parttime personel fulle geçtiğinde 750 YTL. mi vermek zorundayım, yoksa aynı kıdemdeki bir full personele verdiğim (örneğin 600 YTL.) bir aylık maaşı verebilir miyim? Normalde 12 gün karşılığı aldığı rakamın altında bir maaş vermem, ücret eksiltmesi olarak mı değerlendirilir?
Vereceğiniz cevaplar için şimdiden teşekkür ederim.