Yazan: 29 - 09 - 2009 : 13.14 - teoman
EVLENME VAADİ İLE KANDIRDIĞI KIZIN BEKARETİNİ BOZAN ERKEK, KIZA VE ANASINA TAZMİNATI ÖDER..
Evlenme vaadiyle kandırdığı kızın bekaretini bozan erkek, tazminat öder
F.G. isimli kadın, F.Y adlı erkek aleyhine açtığı davada, kendisi ile evlenme vaadi ile cinsel iliÅŸkiye girip kızlığını bozduÄŸunu, bir hafta sonra kendisini terk ettiÄŸini, saÄŸlığının bozulduÄŸunu, halen tedavi altında olduÄŸunu ileri sürerek tazminat talep etti. F.G, ayrıca annesi B.G’nin de intihar tehlikesi nedeniyle hastanede sürekli yanında kaldığını, bu durumdan fazlası ile üzüntü duyduÄŸu gibi, toplumun ahlak anlayışı nedeni ile küçük düştüğünü belirterek ona da tazminat ödenmesini istedi
Kendi iradesiyle
Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi bu talebi kabul ederek, kadına ve annesine tazminat ödenmesi gerektiÄŸine karar verdi. Ancak bu kararı Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, “Davacı, olayın meydana geldiÄŸi 2004 yılında reÅŸit ve mümeyyizdir. Resmi nikah olmaksızın kendi iradesi ile iliÅŸkiye girmeyi kabul etmiÅŸtir. Buna raÄŸmen evlilik vaadi ile kandırılıp kızlığının bozulduÄŸu iddiası ile manevi tazminat isteminde bulunamaz” gerekçesiyle bu kararı bozdu. Yerel mahkeme ilk kararında direnince dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na geldi. Genel Kurul, evlenme vaadiyle kızlık bozmanın 1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren yeni Türk Ceza Kanunu ile suç olmaktan çıkarıldığını, ancak bu durumun o eylemin haksız eylem olarak nitelendirilmesine engel olmadığını belirtti. Kurul, davalı erkeÄŸin hem kıza hem de annesine tazminat ödemesi gerektiÄŸine karar verdi. Karar 7’ye karşı 36 oyla alındı.
Yazan: 29 - 09 - 2009 : 04.18 - teoman
TC
GÜMÜŞHACIKÖY
ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
İdari Yaptırım Kararı
ESAS NO : 2009/15 D.İş
KARAR NO : 2009/21
HAKİM : SAİM KÖROĞLU 41843
KATİP :
KABAHATLİLER : 1-D. A
2- T K
3- E U
4-Türkiye İş Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü İş Kuleleri 34330 Levent/İstanbul
VEKİLLERİ : Av. ....
KABAHAT TARİHİ : 05/05/2009
KARAR TARİHİ : 21/07/2009
Karar başlığında adı geçen kabahatliler hakkında kabahat eylemleriyle ilgili olarak yapılan inceleme tamamlanmakla TÜRK MİLLETİ adına karar veren mahkememizce aşağıdaki karar veridi:
KABAHAT OLUŞTURAN EYLEM: Mahkememizin 2009/28 Esas sayılı 02.04.2009 tarihli yazısıyla, Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına Dair Tüzük'ün 4. maddesine göre çocuk mallarının korunması amacıyla alınacak önlem olup olmadığının tespiti bakımından ilgili şahsın banka hesabı olup olmadığı ilçede şubeleri bulunan diğer banka şubelerinden olduğu gibi İş Bankabı şubesinden de sorulmuş, İş Bankası Genel Müdürlüğünün 11.5.2009 tarihli cevap yazısında Anayasanın 18. maddesi, HUMK'un 414 ve 415. maddeleri, İİK.'nın 59. maddesi ve TTK'nın 22. maddesine göre toplam 210,00 TL ücretin ödenmesi halinde cevap verileceği belirtilmiştir.
Bunun üzerine yine aynı bankanın Gümüşhacıköy şube müdürlüğüne 15.4.2009 tarihli tekit müzekkeresi yazılmış ve istenen bu ücretin yasal olmadığı ve ücret istenilmesine dayanak olarak gösterilen maddelerin de konuyla ilgili bulunmadıkları bildirilmiş, cevap verilmemesi halinde suç duyurusu yapılacağı ihtar edilmiştir. Buna rağmen İş Bankası Gümüşhacıköy Şubesinden ve genel müdürlükten duruşma tarihi olan 5.5.2009 tarihinden evvel bir cevap verilmediği için bu duruşmada suç duyurusunda bulunma kararı verilmiş, suç duyurusu üzerine Cumhuriyet savcılığının 2009/329 sr. sayılı dosyası üzerinden eylemin 5326 sayılı kanunun 36. maddesi kapsamında kaldığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiştir. Böylece bu eylemin Kabahatler Kanununun 32. maddesinde düzenlenen yaptırımı gerektirdiği kanaatine varılmıştır.
SAVUNMA: Kabahatlilere ve banka tüzel kişiliğine savunma imkanı tanınmış, bu amaçla duruşma açılmış, hepsinin ortak vekili Av. İ B.. bankanın ve banka görevlilerinin bu uygulamasının yerinde olduğunu duruşmalara katılarak ifade etmiş, ayrıca kabahatliler T... ve E... 23.6.2009 tarihli yazılı savunmalarını sunmuşlardır.
MAHKEMEMİZİN İSTEĞİNİN YASAL DAYANAÄžI: Mahkememizce Türk Medeni Kanununun 352. ve 360. maddeleri ile Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına Dair Tüzük'ün 4. maddesine göre çocuk mallarının korunması amacıyla alınacak önlem olup olmadığının tespiti bakımından araÅŸtırma yapılmak istenilmiÅŸtir. Bu dava, resen araÅŸtırma ilkesine tabi davalardandır. TMK’nın 352 ve 360. maddesi ile 4787 sayılı kanunun 6. ve zikredilen tüzüğün 4. maddelerinde mahkememizin resen araÅŸtırma yapması gerektiÄŸine iliÅŸkin hükümler mevcuttur. Dolayısıyla mahkememizin resen her türlü araÅŸtırmayı yapması ve gerekli belgeleri ilgili yerlerden isteme görev ve yetkisi vardır.
Taraflarca hazırlama ilkesine göre yürütülen davalarda dahi HUMK’un 334. maddesinde “Üçüncü ÅŸahsın yedinde bulunan vesikanın ibrazını talep eden kimsenin delaili sübütiyesini beyan ettiÄŸi sırada iÅŸbu vesikalar münderecatını tayin ve tasrih etmesi lazımdır. Talebi kabul olunursa hakim üçüncü ÅŸahsa istenilen vesikayı ibraz etmesini emreder.” denilmek suretiyle hakimin gerektiÄŸinde üçüncü kiÅŸilerdeki belgelerin gönderilmesini isteyebileceÄŸine hükmedilmiÅŸken resen araÅŸtırma ilkesine tabi davalarda mahkemenin bu yetkisinin fazlasıyla olacağı açıktır.
Öte yandan öğreti ve yargısal kararlara göre usül hukukunda kıyas yolu açık olduÄŸundan, CMK’nın 332. maddesi kıyasen uygulandığında mahkememizin istediÄŸi bilginin verilmesinin zorunlu olduÄŸu sonucuna varılmaktadır.
Dolayısıyla mahkemenin hukuka uygun bir isteğinin hukuk devletinde ticari faaliyet gösteren ve önemli bir kurum olan muhatap banka tarafından yerine getirilmesi mecburiyeti, aksi davarınışın da yaptırımı gerektirdiği kabul edilmelidir.
ÜCRET İSTENİLİP İSTENİLEMEYECEĞİ: Adı geçen bankadan sorulan husus basit bir sorgulamayla ve basit bir cevapla halledilebilecekken Anayasa’nın 18. maddesine göre ücret ödenmeden bu bilginin verilmesinin angarya sayılacağı İş Bankası tarafından kabul edilmektedir. Oysa Anayasanın 18.maddesi angarya yasağını düzenlemektedir. Angarya, zorla ve ücret verilmeden yapılan iÅŸ demektir.(TDK Türkçe Sözlük, Ankara, 1998, 9.Baskı, 109. sayfa) Bir hukuk devletinde, hukukun saÄŸladığı güven ortamında faaliyet gösteren bankanın bağımsız yargı organı olan mahkemenin sorduÄŸu hususa cevap vermesinin angarya olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi bu yöndeki algılamanın hukuka sagyı eksikliÄŸinden doÄŸduÄŸu deÄŸerlendirilmektedir.
Diğer bankalar aynı yazıya cevap vermiş olup, benzer bir talepte bulunmamışlardır. Ücret ödenmesi için, gerekçe olarak gösterilen maddelerin konuyla ilgili olmadığı ve bankanın talebinin yasal dayanağının olmadığı görülmüştür. Örneğin ücret istemine dayanak olarak gösterilen HUMK.'un 414 ve 415. maddeleri bilirkişi ve tanık masrafıyla ilgili olup, konuyla ilgilisizdir. Yine İİK.'nın 59. maddesi İcra Dairelerinde takip masraflarıyla ilgilidir. TTK.'nın 22. maddesi ise tacirin yaptığı iş karşılığında ücret istemiyle ilgili olup, mahkememizin sorduğu husus ticari bir faaliyet olmayıp, bankaca yapılacak işlem, de isme veya vatandaşlık numarasına göre yapılacak basit bir sorgulamadan ibarettir. Kaldı ki bu banka kendisinin talep sahibi ve davacı olduğu dosyalarda istenen bilgiler için böyle bir ücreti istememktedir. Dolayısıyla adı geçen bankanın keyfi davranıdığı, sonucuna varılmıştır.
Esasen ücret ödenip ödenmeyeceÄŸi mahkememizin ve yargılamanın dışında bir olaydır. Banka ücret istiyorsa mahkemenin emrini yerine getirdikten sonra Adalet Bakanlığı’ndan yaptığı iÅŸ için ücret talep edebilir. Adalet Bakanlığı ise bu istemin yerinde olmadığını düşünüyorsa yargı yoluna gidebilir, uygun buluyorsa ödemeyi yapar. Buna raÄŸmen adı geçen banka iÅŸin başında ücret ödenmesini ÅŸart koÅŸarak mahkeme müzekkeresine cevap vermemekten kaçınmıştır.
MAHKEMEMİZİN MÜZEKKERESİNE CEVAP VERMEMENİN YAPTIRIMI: Mahkememizin bilgi istediği banka özel hukuk tüzel kişisidir. Bu durumda kamu görevlisi olma şartını arayan TCK'nın 257. Maddesinin uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır. Zaten, yapılan suç duyurusu üzerine Cumhuriyet savcılığı TCK'nın 257. maddesinden kamu davası açılamayacağını belirterek görevsizlik kararıyla dosyayı mahkememize göndermiştir.
Yargıtay’ın yerleÅŸik kararlarına göre mahkeme müzekkeresine cevap verilmemesi 765 sayılı Kanunun 526. maddesine aykırılık kabul edilmektedir. ÖrneÄŸin Yargıtay 2.CD’nin 1980/6934 E, 1980/8046 K sayılı kararında “Hukuk mahkemesinde bakılan bir davada yerinde bulunan vesikayı ibraz etmesi zımnında HUMK.nun 326/3 ve 334/2. Maddelerine istinaden mahkemece verilen buyruÄŸu yerine getirmediÄŸi anlaşılan sanığın TCK.nun 526/1. Maddesiyle cezalandırılmasında bir isabetsizlik bulunmadığından temyiz itirazının reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA”, Yargıtay 4. CD’nun 2000/4198 E, 2000/5045 K sayılı kararında “Ancak; Özel bir banka ÅŸubesinde görevli olan sanıkların Ceza Kanunu Uygulamasında memur sayılmayacakları ve bu sebeple eylemlerinin TCY.nın 526.maddesine uyduÄŸu gözetilmeden, yalnız memur sayılanlar tarafından iÅŸlenebilen görevi savsama suçlarından cezalandırılmalarına karar verilmesi,” 4.CD’nin 2000/1568 E, 2000/2556 K sayılı kararında “Ancak; bir özel hukuk tüzel kiÅŸi olan A.. T.A.Åž.nin GazipaÅŸa Åžubesi Müdürlüğünde görevli ÅŸef yardımcısı sanığın, ceza uygulamasında memur sayılmadığı ve bu sebeple mahkemece yazılanlara cevap vermemesinden ibaret eyleminin TCY.nın 526. maddesine giren suçu oluÅŸturduÄŸu gözetilmeden, TCY.nın 230/1.madde ve fıkrasıyla hükümlülüğüne karar verilmesi”, aynı dairenin 1998/4317 E, 1998/5480 K sayılı kararında “ Ancak; 15/2/1995 ve 8/6/1995 tarihli yazıların İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesince bankaya gönderilip gönderilmediÄŸi ve bu yazıların banka yetkililerince alınıp alınmadığı araÅŸtırılarak sonucuna göre, TCY.nın 526. maddesi açısından sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik soruÅŸturma ve yetersiz gerekçeyle karar verilmesi” ÅŸeklindeki içtihatları bunu göstermektedir.
765 sayılı yasanın 526. maddesinin günümüzdeki karşılığı 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 32. maddesidir. Zaten maddenin 3. fıkrasından da bu husus açıkça anlaşılmaktadır. Kabahatler kanununun 7. maddesindeki “Kabahat, icraî veya ihmali davranışla iÅŸlenebilir. İhmali davranışla iÅŸlenmiÅŸ kabahatin varlığı için kiÅŸi açısından belli bir icraî davranışta bulunma hususunda hukukî yükümlülüğün varlığı gereklidir.” ÅŸeklindeki hüküm gereÄŸi bu kabahat ihmalen de iÅŸlenebilmektedir. Bu durumda adı geçen bankanın mahkememizin müzekkeresine cevap vermemesinin yaptırımının Kabahatler Kanununun 32. maddesinde düzenlendiÄŸi açıklığa kavuÅŸmaktadır. Bu maddeye göre 765 sayılı yasanın 526. maddesinden farklı olarak yaptırım kararını bilgiyi isteyen makam olarak mahkememiz verecektir.
YAPTIRIM KARARI VERME YETKİSİ, MİKTARININ TESPİTİ, TÜZEL KİŞİYE CEZA VERİLİP VERİLEMEYECEĞİ: 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 32. maddesine göre yaptırım kararı verme yetkisi ilgili emri çıkaran makama aittir. Müzekkereyi yazan makam mahkememizdir. Kabahatler Kanununun 24. maddesinde açıkça mahkemelerin de idari yaptırım kararı verebileceğine hükmedilmiştir.
Yine aynı kanunun 7. maddesinde kabahatin ihmali davranışla da işlenebileceği, 8. maddesinde ise tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen kişinin bu görevi kapsamında işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı tüzel kişi hakkında da idarî yaptırım uygulanabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Temel ceza belirlenirken 5326 sayılı kanunun 17/7 maddesince kanunun yürürlük tarihinden itibaren geçen her yıl için YDO kadar artırım yapılması gerektiÄŸinden 100,00 Tl olan temel cezaya aradan 2005 yılından sonraki her yıl için YDO kadar artırım yapılmış, 5083 sayılı kanunun 2/son maddesince 1,00 TL’ nin artıkları hesaba katılmayacağından 2009 yılındaki kabahat için Kabahatler Kanununun 32. maddesindeki eylemin karşılığının 140,00 TL idari para cezası olduÄŸu sonucuna varılmıştır.
KANUN YOLU: HUMK’da hukuk mahkemelerinin kararlarına karşı itiraz yolu düzenlenmemiÅŸtir. Kabahatler Kanununun 27. maddesinde (idarenin verdiÄŸi) idari para cezalarına ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımına karşı “baÅŸvuru yolu” adıyla Sulh Ceza Mahkemesine baÅŸvurulabileceÄŸi, aynı kanunun 29. maddesinde ise 2000,00 TL’ yi geçen cezalar için baÅŸvuru üzerine Sulh Ceza Mahkemesinin verdiÄŸi karara karşı yargı çevresindeki Ağır Ceza Mahkemesine “itiraz” yoluna baÅŸvurulabileceÄŸi belirtilmiÅŸtir. Zikredilen kanunun 5560 sayılı kanun ile deÄŸiÅŸik 27/5. maddesindeki “İdarî yaptırım kararının mahkeme tarafından verilmesi halinde, bu karara karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir.” hükmünden mahkeme kararıyla verilen idari para cezasına karşı yaptırımı veren mahkemenin yargı çevresindeki Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edilebileceÄŸi sonucu çıkmaktadır. Zira Kabahatler Kanununun 27. maddesinde “baÅŸvuru yolu”, 29. maddesinde ise “itiraz yolu” düzenlenmiÅŸ, baÅŸvuru yolunu düzenleyen madedede mahkeme kararına karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir denilmiÅŸ, itiraz yolu ise 29. maddede düzenlenmiÅŸtir. Buna göre tebliÄŸden itibaren 7 gün içinde mahkememize yapılacak baÅŸvuruyla Amasya Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yolu açık olacaktır.
SONUÇ: Tüm bu açıklamalara göre, mahkememizin resen araÅŸtırma esasına göre yürüttüğü bir davada İş Bankası ÅŸubesinden istediÄŸi bir bilgiye İş Bankası Genel Müdürlüğünün, tüm ÅŸubelerde sorgulama yapılması isteniyorsa kiÅŸi başına 210,00 TL, sadece Gümüşhacıköy ÅŸubesinden sorgulama yapılması isteniliyorsa 105,00 TL ücret yatırılması halinde cevap verileceÄŸi, aksi halde, cevap verilmeyeceÄŸinin bildirildiÄŸi, yukarıda maddeler halinde açıklandığı gibi, mahkememizce bu ücret isteminin yasal olmadığı ve keyfi olduÄŸu, kaldı ki ücret isteme hakkı olsa bile bunun mahkememize karşı bir ön ÅŸart olarak ileri sürülemeyip, istenilen hususun ifasından sonra 2992 sayılı yasa hükümlerince Adalet Bakanlığı’na müracaat edilebileceÄŸi, bankanın bu uygulamasının yerinde olmadığı yolunda uyarı yapıldığı ve son olarak yine cevap verilmemesi halinde Kabahatler Kanununun 32. maddesinin uygulanacağı yolunda ihtar yapıldığı halde yine istenilen bilginin verilmediÄŸi sabittir. Bu uygulamayı banka politikası olarak İş Bankası Genel Müdürlüğünün yürüttüğü anlaşıldığınıdan ayrıntısıyla gerekçelendirildiÄŸi üzere tüzel kiÅŸiye ve kabahatlilere ceza vermek gerekmiÅŸtir.
Bu cevabı banka genel müdürlüğünün vermesi gerektiÄŸi, bu yüzden banka görevlilerine ceza verilemeyeceÄŸi düşünülebilirse de Gümüşhacıköy ÅŸube müdürü olan kabahatli D H’ın, mahkememiz bu ÅŸubeye hitaben müzekkere yazdığı halde ve 15.4.2009 tarihli müzekkereyle ayrıntılı ve ihtarlı olarak cevap istendiÄŸi halde duruÅŸmadan evvel olumlu veya olumsuz bir cevap vermemiÅŸ olması karşısında; diÄŸer kabahatliler T.. ve E..’in ise yine ihtarlı yazıya raÄŸmen duruÅŸmadan evvel olumlu veya olumsuz bir cevap vermemiÅŸ olmaları ve suç duyurusu yapılan 05.05.2009 tarihli celseden (yani suç duyurusundan) sonra 11.5.2009 tarihli yazıyla cevap vermiÅŸ olmaları ve 23.6.2009 tarihli yazılı savunmalarında da bankalarının bu uygulamalarını destekleyen savunmalara yer vererek kabahat eylemini bilerek ve isteyerek gerçekleÅŸtirdiklerini göstermeleri karşısında banka görevlisi olan bu ÅŸahıslara da idari yaptırım uygulanması gerektiÄŸi sonucuna varılmıştır.
KARAR : Açıklanan gerekçelerle;
1- Kabahatliler Türkiye İş Bankası Anonim Åžirketi ile TK, E U ve D H’ın 5326 sayılı kanunun 32. maddesince 140,00’ar TL İDARİ PARA CEZASIYLA CEZALANDIRILMALARINA,
Kararın kesinleÅŸmesi halinde AATÜHK’na göre tahsili ve 5326 sayılı kanun 17/5.maddesince sonucundan bilgi verilmesi için bir örneÄŸinin Vergi Dairesi Müdürlüğüne gönderilmesine,
İdari para cezasının kanun yoluna baÅŸ vurulmadan ödenmesi halinde 5326 sayılı kanunun 17/6. maddesince cezanın 3/4’ nün tahsiline, (bu durum kanun yoluna baÅŸ vurmayı etkilemez. )
Kabahatliler vekilinin yüzüne karşı 5326 SK’nın 29. maddesince tefhimden itibaren 7 gün içinde mahkememize verilecek veya gönderilecek dilekçeyle Amasya Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yolu açık olarak karar verildi. 21/07/2009