-
I. GİRİŞ
Borcun rıza ile ödenmemesi halinde, alacaklının isteği üzerine devlet kuvveti yardımı ile borcun edası ve ifası sağlanabilir. Devlet kuvvetini temsil eden icra dairesi, borçlunun mevcut ise mal ve parasına el koyarak ve gerekirse mallarını satarak, paraya çevirdikten sonra satış bedelini alacaklıya vermek suretiyle görevini yerine getirir.
Bu anlamda icra hukuku, icra takibi (cüz’i icra) ve iflas takibi (külli icra) olmak üzere ikiye ayrılır. İcra takibi de kendi içinde ilamlı icra ve ilamsız icra olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlardan ilamlı icrada alacağın niteliÄŸi önemli deÄŸildir. Her türlü alacak için ilamlı icra yoluna baÅŸvurulabilir. Ancak aynı ÅŸeyi ilamsız icra için de söylemek mümkün deÄŸildir. İİK. m 42’ye göre, kural olarak yalnız para ve teminat alacakları için ilamsız icra yoluna baÅŸvurulabilir.
İlamsız icra da kendi içinde “genel haciz yoluyla takip”, “kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip” ve “kiralanan gayrimenkullerin ilamsız icra yoluyla tahliyesi” olmak üzere üç gruba ayrılır. İtirazın iptali davası bunlardan “genel haciz yoluyla takip” içerisinde yer almaktadır.
İtirazın iptali davasının söz konusu olabilmesi için, alacaklının icra dairesine takip talebinde bulunması(İİK.m.58) ve borçlunun süresinde ödeme emrine itiraz etmesi gerekir. Alacaklının takip işlemini başlatması için elinde bir ilamın(mahkeme kararı) olması gerekmediği gibi, alacağını belgeleyen herhangi bir senede de ihtiyacı yoktur. Alacaklının borcun sebebini açıklaması yeterlidir.
İcra takibine devam edilebilmesi, alacaklının bu itirazı hükümden düşürtmesi ile mümkündür. BaÅŸka bir deyiÅŸle, duran takibin yürüyebilmesi için “itirazın ref’i” yani kaldırılması gerekir. Kanun koyucu, alacaklıya bu amaçla üç imkan tanımıştır. Bunlardan biri alacaklı, itirazın kendisine tebliÄŸinden itibaren 6 ay içinde icra mahkemesine baÅŸvurarak itirazın kesin ya da geçici olarak istemesi (İİK. m.68 ve 68-a), bir diÄŸeri itirazın alacaklıya tebliÄŸinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmak( İİK. m. 67) ve bu bir yıllık süre kaçırılırsa mahkeme de genel hükümler dairesi içerisinde eda davası açılabilir. Adı geçen bu süreler hak düşürücü nitelikte sürelerdir.
Alacaklının takip talebi üzerine icra müdürü borçluya bir ödeme emri gönderir. Bunun üzerine borçlu ödeme emrine itiraz ederse takip işlemi durur. Takip işlemine devam etmek isteyen alacaklı, borçlunun itirazını hükümden düşürmediği sürece takip işlemine devam edemez. Alacaklının bu durumda iki seçeneği vardır. Biri itirazın kaldırılması yolu, diğeri ise itirazın iptali yoludur. Bizim inceleme konumuz itirazın iptali davası olduğundan bu konu hakkında bilgilendirme yapılacaktır.
II. itirazın iptali davası
1. itirazın iptali davaSInın açılması:
İtirazın iptali davası, alacaklının elinde İİK. m. 68 ve 68-a’da belirtilen belgelerin olmaması halinde açılır. Alacaklı bu belgelere sahipse yine bu davayı açabilir ancak bu belgelere sahip deÄŸilse itirazı giderebilmek için itirazın iptali davası açmak zorundadır.Buna göre elinde İİK. m.68’deki belirtilen özelliklere sahip bir belge bulunduran alacaklı, dilerse itirazın iptali davası veya dilerse itirazın kaldırılması yoluna baÅŸvurabilecektir. Bu seçim hakkını mahkemede itirazın iptali davası açmak suretiyle kullanan alacaklı, icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını talep edemez. Fakat önce icra mahkemesine baÅŸvuran alacaklı bu yolu bırakarak itirazın mahkemede iptalini talep edebilir. Çünkü kanunda bunun aksini öngören bir hüküm bulunmamaktadır.
Bununla beraber, itirazın kaldırılmasını tetkik merciinden isteyen ve fakat bu istemi reddedilen alacaklı artık İİK. m. 67 maddesi uyarınca itirazın iptalini ve inkar tazminatına hükmolunmasını isteyemez. Ancak genel hükümler dairesinde alacak davası açabilir.
A. itirazın iptali davası açılmasının şartları:
İtirazın iptali davası belgeye baÄŸlı olmayan veya belgeye baÄŸlı olmaklar beraber likid olmayan alacaklarda açılabilir. İcra ve İflas Kanunu’nun 68. maddesinde aranan belgelere sahip olmasına raÄŸmen, itirazın kesin kaldırılması için icra mahkemesine baÅŸvurmak istemeyen alacaklı, itirazın kendisine tebliÄŸinden itibaren (1 yıl içinde) doÄŸrudan doÄŸruya genel mahkemeye baÅŸvurmak suretiyle, itirazın iptali davası açabilir.
Usul Hukuku’nda dava ÅŸartları, dava açılabilmesi için deÄŸil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli olan ÅŸartlardır. Dava ÅŸartları üç grup olup bunlar; dava ÅŸartları(yargı hakkı, yargı yolu, görev), taraflara iliÅŸkin dava ÅŸartları (davada iki tarafın bulunması, taraf ehliyeti, dava ehliyeti, davaya vekâlet ehliyeti ve geçerli vekâletname) ve dava konusuna iliÅŸkin dava ÅŸartlarıdır (kesin hüküm bulunmaması ve hukuki yarar). Bu genel dava ÅŸartları itirazın iptali davası içinde geçerlidir. İtirazın iptali davasının açılabilmesi için bunlardan baÅŸka özel dava ÅŸartlarının da bulunması gerekmektedir. Bu dava ÅŸartlarından birinin bulunmaması halinde açılan itirazın iptali davası usulden reddedilmelidir. Özel dava ÅŸartları olarak:
a. Geçerli Bir İcra Takibinin Bulunması:
Geçerli bir ilamsız icra takibinden bahsedebilmemiz için kural olarak, genel haciz yoluyla takip bulunması gerekir. İlamsız icra kural olarak yalnız para ve teminat alacakları için mümkündür. Fakat burada bazı istisnalar mevcuttur. Bunlara kısaca değinecek olursak;
İtirazın iptali davasında geçerli bir icra takibinden bahsedebilmemiz için alacağın daha önceden herhangi bir ilama konu edilmemiş olması gerekir. Bunun anlamı, bir dava şartı olarak kesin hüküm bulunmaması gerekir. Ayrıca ilamsız icraya konu olan alacağın ya para ya da konusu para olan teminat alacağı olması gerekir. Konusu para olan alacak Türk parası olarak belirtilmelidir. Yabancı para alacakları için, alacaklı hangi tarihteki kur karşılığını istiyorsa bunu göstermelidir (İİK. m. 58/3).
Konusu altın olan alacaklar için ilamsız icraya başvurulamaz.
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte, itirazın iptali davası hükümleri uygulanamaz. Çünkü itiraz, doğrudan icra mahkemesine yapılır ve icra mahkemesine yapılan itiraz takibi kendiliğinden durdurmaz. Doğal olarak takip durmadığına göre hükümden düşürülecek bir şey de bulunmamaktadır.
Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipte de esasen itirazın iptali davası söz konusu olmaz. İcra ve İflas Kanunu madde 45’e göre rehinli alacaklarda kural olarak genel haciz yoluyla takip yapılamaz. Ancak 45.madde de yer alan atıflardan anlaşılacağı üzere (m.147, 150a ) istisnaen de olsa itirazın iptali davası söz konusu olabilmektedir.
Eğer takip konusu paradan başka bir şeyin teminat gösterilmesine ilişkin ise ve borçlu ödeme emrine itiraz ederse, alacaklı icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep edemeyecek, yalnızca itirazın iptali davası yoluna gidebilecektir.
Bundan başka, kiralanan gayrimenkullerin ilamsız tahliyesinde de itirazın iptali davası söz konusu olmaz.
Yukarda sayılanlar da göz önünde bulundurulduÄŸunda, geçerli bir ilamsız icra takibinin baÅŸlaması için, alacaklının icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bir takip talebinde bulunması gerekir. Alacaklının takip talebinde bulunabilmesi için, alacağın bir senede dayanması zorunlu olmadığı gibi, takibin dayanağı belgenin İcra ve İflas Kanunu’nun 68. maddesindeki yazılı belgelerden olması da gerekmez. Alacaklının takip talebinde bulunmasıyla icra müdürü ödeme emri düzenleyerek borçluya ödeme emri gönderir.
b. Borçlunun Geçerli Bir İtirazının Bulunması:
Borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde hiçbir sebep göstermeden ödeme emrine itiraz edebilir. Ödeme emrine itirazında borçlu sebep olarak imzaya itiraz veya borca itirazı gösterebileceği gibi takip yapma yetkisine veya yetkiye itiraz edebilir. Borçlu imzaya itirazını ayrıca ve açıkça belirtmelidir, aksi halde senet altındaki imzayı kabul etmiş sayılır.
Borçlu, süresi içinde ödeme emrine itiraz ederken sadece yetki itirazında bulunmuÅŸ ve ayrıca esasa itiraz etmemiÅŸ ise mahkemede itirazın iptali davası açamaz. Bu durumda alacaklı icra mahkemesine yetki itirazının kaldırılması için baÅŸvurmalıdır. Ancak borçlu, yetki itirazı ile birlikte imzaya ya da borca da itiraz etmiÅŸ ise ve alacaklı da İcra ve İflas Kanunu m.68’de sayılan belgelere sahip deÄŸilse, bu durumda alacaklı yetki ve itirazın hükümden düşürülmesi için itirazın iptali davası açabilir.
Bundan başka borçlu derdestlik itirazında bulunur ise alacaklı itirazın iptali davası açamaz.
Borçlu, itirazını yedi gün içinde dilekçeyle veya sözlü olarak icra dairesine bildirebilir. İcra dairesi yerine icra mahkemesine yapılan itiraz hukuki sonuç doğurmaz.
c. Davanın Süresinde Açılmış Olması:
İtirazın iptali davası, borçlunun itirazının alacaklıya veya vekiline tebliÄŸinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü nitelikte bir süre olup hâkim tarafından re’sen gözetilir. Sürenin hesaplanmasında İcra ve İflas Kanunu’nun 19. maddesi dikkate alınır. Bu süre geçirilirse eÄŸer alacaklı artık itirazın iptali davası deÄŸil, normal bir alacak davası açabilir.
ç. Hukuki Yarar:
Bir dava şartı olarak hukuki yarar itirazın iptali davasında da mevcut olmalıdır. Huku-ki yarardan söz edilebilmesi için mahkeme kararına ihtiyaç duyulmalıdır. Bir konuda mah-kemeye başvurup karar almadan, daha basit ve kolay başka bir yolla aynı sonuca ulaşılabiliyorsa, bu konuda mahkemeye başvurmakta hukuki yararın olduğu söylenemez. Çünkü takip durmamışsa, mahkeme kararına ihtiyaç olmadığı gibi daha basit daha kolay bir yolla (itirazın kaldırılması veya duruma göre şikayet) takibe devam edip hakka ulaşmak mümkündür.
Elinde İcra ve İflas Kanunu madde 68 ve 68a’ da sayılan belgeleri bulunan alacaklının itirazın kaldırılması yerine itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı olup olmadığı konusunda ise, itirazın kaldırılması yolu maddi anlamda kesin hüküm teÅŸkil etmediÄŸinden, alacaklının itirazın iptali yoluna baÅŸvurmakla hukuki yararının var olduÄŸu söylenebilir. Ancak alacaklıya hem itirazın icra mahkemesinde kaldırılmasını talep etme hem de mahkemede itirazın iptali davası açabilme imkânını tanımak gerekir.
d. Kesin Hüküm ve Derdestlik:
Bir diÄŸer dava ÅŸartı olarak, açılan dava hakkında daha önceden mevcut olan bir kesin hüküm bulunmaması gerekir. Kesin hükümden bahsedebilmemiz için önce ve sonra açılan davanın tarafları, konusu ve sebebinin aynı olması gerekir. Kesin hüküm davanın her aÅŸamasında taraflarca ileri sürülebileceÄŸi gibi mahkemece de re’sen gözetilir. EÄŸer itirazın iptali davasına konu olan uyuÅŸmazlık hakkında kesin hüküm varsa mahkeme dava ÅŸartı yokluÄŸundan davanın reddine karar vermelidir.
İtirazın iptali yolunu tercih eden ve bunun için mahkemede dava açan alacaklı, bu dava neticesinde verilecek hüküm, sadece takip hukuku bakımından değil, maddi anlamda da kesin hüküm teşkil edeceği için, sağlanacak hukuki koruma noktasında artık icra mahkemesine başvurarak itirazın kesin kaldırılmasını talep edemez. Fakat önce icra mahkemesine başvuran alacaklı, daha sonra mahkemeye başvurarak itirazın iptalini talep edebilir. Alacaklı aynı hukuki yararı olacağı gerekçesiyle, itiraza uğrayan alacağın bir kısmı hakkında itirazın iptali, diğer kısmı hakkında itirazın kaldırılması yoluna gidemez.
e. Takibi Geçersiz Kılacak Diğer Sebepler:
Takip hukukuna ilişkin bir durumun şikâyet sebebi olarak ortaya çıkması halinde, icra mahkemesi işlemin kanuna ve olaya göre aykırılığını tespit ederse işlemi iptal edecektir. Mesela, senet kambiyo senedi vasfında olmadığı halde icra müdürü böyle bir takibi talebini kabul etmişse, şikâyet üzerine icra mahkemesi yalnız ödeme emrinin iptalini değil, takibin iptaline de karar verecektir.
Ancak icra mahkemesinin şikâyet hakkında verdiği kararlar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceği için, ileride aynı taraflar arasında, aynı konu hakkında, aynı sebebe dayanılarak takipte bulunulması ya da genel mahkemelerde dava açılabilmesi mümkündür.
-
I. SAVCILIK KURUMU
A – Tanımı
Savcı, suç haberinin kendisine ulaşmasıyla birlikte devlet adına araştırma ve
soruşturma faaliyetinde bulunmak, kamu davasının açılmasını gerektiren şartlar oluştuğunda dava açmak ve yürütmek, mahkemelerin verdiği kararları yerine getirmek ve kanunla kendisine verilen diğer görevleri yapmak durumunda olan ve yürütme erki içinde yer alan bir devlet memuru olarak tanımlanabilir.1
B – Ülkemizde Savcılığın GeliÅŸimi
Osmanlı Devleti’nde ÅŸer’i mahkemeler zamanında savcılık kurumu bulunmuyordu. Savcılık kurumu hukuk sistemimize Tanzimat Dönemi kanunlaÅŸtırma hareketleri ile birlikte girmiÅŸtir. Tanzimat Dönemi’nde her ne kadar ilk kanunlaÅŸtırma hareketleri ceza hukuku alanında olmuÅŸsa da 1840 ve 1858 tarihli ceza kanunnamelerinin çıkarıldığı dönemde de Osmanlı adliye teÅŸkilatında savcılık kurumu henüz yoktur.
Ancak 1864 tarihinde Vilayet Nizamnamesi ile baÅŸlayan düzenleme süreci 1870 tarihli Dersaadet ve Mülhakat-ı İdare-i Zabıta ve Mülkiye ve Mehakim-i Nizamiyesine Dair Nizamname ile ilk kez “müdde-i umumi” terimi kullanılmıştır. Savcılık 1876 tarihli Kanun-i Esasi ile birlikte anayasal bir zemine kavuÅŸmuÅŸ ve nihayet 1879 tarihinde çıkarılan Mehakim-i Nizmiyye’nin TeÅŸkilat-ı Kanun-ı Muvakkatı ile de ülke genelindeki mahkemelerde savcılık teÅŸkilatları kurulmaya baÅŸlanmış ve aynı yıl çıkarılan Usul-i Muhakemat-ı Cezaiye Kanun-ı Muvakkatı ile de savcılık kurumu görev ve yetkileriyle birlikte düzenlenmiÅŸtir.2
Cumhuriyetle birlikte yürürlüğe giren 1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu ile de savcılık kurumu gerçek hüviyetine bürünmüştür. Savcıların görev ve yetkileri ise çok çeşitli kanunlarda dağınık bir şekilde düzenlenmiştir.
Ülkemizde savcılık teÅŸkilatı kurulurken Fransız savcılık sistemi benimsenmiÅŸtir. Fransa’daki “Procureur de la république” terimi dilimize “Cumhuriyet Savcısı”3 olarak alınmıştır.4 Bu sisteme göre savcı devleti temsil eder ve yasalara baÄŸlılığın da bir simgesidir. Devleti temsil ettiÄŸi için de suç ve suçlulukla mücadelede yetkilerini devlet adına kullanır. Cumhuriyet Savcısı, sadece sanığın aleyhindeki delilleri toplamakla yetinemez, sanığın lehine de delil toplamak görevleri arasındadır. Ayrıca savcı kamu davası açtıktan sonra sanığın suçsuz olduÄŸu kanaatine varırsa sanığın beraatını dahi talep edebilir. Dolayısıyla savcılık kurumunun amacı, sadece sanığa suç isnat etmek için gereken delilleri toplayıp salt iddia faaliyetinde bulunmak olarak anlaşılmamalıdır. Savcılıkta amaç yargılama sonucu adil bir karar verilmesine yardımcı olmaktır.
C – TeÅŸkilatı
Savcılık kurumu, yürütme içinde yer aldığı için savcılıkta idari bir görevdir. Savcılar da hukuki statü bakımında devletin bir ajanı konumundadırlar.
Her asliye ceza mahkemesinin yargı çevresinde bir Cumhuriyet Başsavcısı ve yeteri kadar da Cumhuriyet Savcısı bulunur. Ağır ceza mahkemesi, asliye ceza mahkemesinin bir dairesi olduğundan ayrıca bir savcılık teşkilatı kurulmamıştır. Dolayısıyla ağır ceza mahkemesi yanında bulunan savcılık aynı zamanda ağır ceza mahkemesinin de savcılığı olmaktadır. Sulh ceza mahkemelerinin savcılık teşkilatı da o yer asliye ceza mahkemesi yanında bulunan savcılık teşkilatıdır.
Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin KuruluÅŸ, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 1 Nisan 2005’te yürürlüğe girmesiyle ilk derece mahkemeleri teÅŸkilatı yeniden yapılandırılmış olacaktır.5 Bu kanunla birlikte aynı zamanda ilk derece cumhuriyet baÅŸsavcılığı teÅŸkilatı yeniden düzenlenmiÅŸtir. ( m 16 ila 22 ) Mahkeme bulunan her il merkezi veya ilçede o il veya ilçenin adı ile anılan bir Cumhuriyet BaÅŸsavcılığı kurulacaktır. Yani her ilçede asliye mahkemesi yargı çevresinde görevli ve yetkili olacak bir savcılık teÅŸkilatı kurulması uygulaması son bulacaktır. Artık iÅŸ yükü yoÄŸunluÄŸu dikkate alınarak hangi ilçelerde ceza mahkemesi kurulacağı Adalet Bakanlığı’nca belirlenecektir.
İl ve ilçe Cumhuriyet BaÅŸsavcı vekilleri atanması yetkisi, gerekli görülen yerlerle sınırlı olarak ve Adalet Bakanlığı’nın önerisi üzerine, HSYK’ye verilmiÅŸtir. ( m 16 / 2)
Ağır ceza mahkemesin Cumhuriyet Başsavcısının, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresinde görevli Cumhuriyet Başsavcıları, Cumhuriyet Başsavcı vekilleri, Cumhuriyet Savcıları ile bağlı birimler, asliye ceza mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısının ise o yer yargı çevresinde görevli Cumhuriyet savcıları üzerinde denetim ve gözetim yetkileri olacağı hükme bağlanmıştır.
Bölge adliye mahkemeleri kurularak yargılama sistemimiz iki derecelilikten üç dereceli bir hale getirilmiştir. Bölge adliye mahkemeleri, bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen yerlerde, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulacaktır (m.25).
Her bölge adliye mahkemesinde bir Cumhuriyet başsavcılığı bulunacaktır ve başsavcılık, Cumhuriyet başsavcısı ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısından oluşacaktır. En kıdemli Cumhuriyet savcısı, Cumhuriyet başsavcı vekili olarak görev yapacaktır.
Yargıtay’ın yanında Yargıtay Cumhuriyet BaÅŸsavcılığı bulunur. Yargıtay’ın savcılık teÅŸkilatı, Cumhuriyet BaÅŸsavcısı, Cumhuriyet BaÅŸsavcı Vekilli, Cumhuriyet BaÅŸsavcı Yardımcısı ve Cumhuriyet baÅŸsavcı yardımcılarından oluÅŸur. Anayasa Mahkemesi’nin Yüce Divan sıfatıyla baktığı davalarda da savcılık görevini Yargıtay Cumhuriyet baÅŸsavcısı veya Cumhuriyet BaÅŸsavcı vekili yapar.
Danıştay’da savcılık görevini BaÅŸkanunsözcüsü ve diÄŸer savcılar yapar. Askeri mahkemelerde ise savcılık görevi askeri savcılar eliyle yürütülür.
Cumhuriyet baÅŸsavcısı ile Cumhuriyet savcıları arasında bir hiyerarÅŸi bağı olması dolayısıyla Cumhuriyet BaÅŸsavcısı’nın diÄŸer Cumhuriyet savcıları üzerinde bir gözetim (nezaret) ve denetim yetkisi vardır.Bu hiyerarÅŸi iliÅŸkisi iç iliÅŸkide geçerlidir. Dış iliÅŸkide ise savcılık bir bütündür. Savcılıktaki bu birlik bir hiyerarÅŸinin varlığıyla iÅŸlevsellik kazanmış ve bütün savcıların Adalet Bakanı’na baÄŸlanmasıyla bu hiyerarÅŸi bir teÅŸkilat hüviyetine bürünmüştür.
Başsavcı savcılık makamını temsil eder ve diğer savcılara emir verebilir. Cumhuriyet Başsavcıları, bu yetkisini savcılığı yönetmek, denetlemek, Cumhuriyet savcılarına dava açma konusunda emir vermek ve ikame yetkisini kullanıp bir davayı bir Cumhuriyet savcısından alıp diğer bir Cumhuriyet savcısına vermek veyahut da davaya kendisi devam etmek suretiyle kullanabilir.
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet baÅŸsavcıları birinci sınıfa ayrılmış ve Yargıtay üyeliÄŸine seçilme hakkını yitirmemiÅŸ; bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcıları hâkimlik ve savcılık mesleÄŸinde fiilen en az sekiz yıl görev yapmış ve üstün baÅŸarısı ile bölge adliye mahkemesinde yararlı olacağı anlaşılmış bulunan adlî yargı hâkim ve savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca atanacaktır.
Bunlar, dört yıldan önce baÅŸka bir yere veya göreve atanamayacaklar, ancak meÅŸru mazeretleri durumunda muvafakatleri alınarak veya haklarında yapılacak soruÅŸturma sonunda görev yeri veya görevlerinin deÄŸiÅŸtirilmesine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca karar verilebilecektir.
Savcılık adli görev ifa eden bir organ olarak kabul edilir. Belirli bir bölgedeki mahkeme teşkilatlarında görevli savcılar tek bir savcılıktır. Savcıların aynı mahkemede şahıs olarak değişmiş olsalar bile aynı savcılığı temsil etmelerine savcılığın bölünmezliği ilkesi denilmektedir.6
Savcıların atanması konusunda literatürde “savcının devlet tarafından atanması” ve “savcının halk tarafından atanması” olmak üzere iki sistem vardır. Bizim hukuk sistemimiz açısından geçerli olan savcıların devlet tarafından atanmasıdır. Savcıların mesleÄŸe alınmaları, atanmaları ve her türlü özlük iÅŸleri ile ilgilenmek üzere Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kurulmuÅŸtur.7
Savcılar sadece idari görevleri bakımından Adalet Bakanı’na baÄŸlıdırlar. İdari görevleri dışında kural olarak bağımsız hareket ederler. Anayasa’nın hakimler için tanımış olduÄŸu hakimlik teminatı savcılar için de geçerlidir. ( 1982 A.Y. 139) Savcıların da hakimler gibi birtakım teminatları varsa da, onlar gibi bağımsız deÄŸildirler. Ancak cumhuriyet savcıları görevlerini yaparken mahkemelerden bağımsız hareket ederler. Mahkemeler savcılara emir veremeyeceÄŸi gibi, savcılarla hakimler arasında da herhangi bir hiyerarÅŸi bağı yoktur.
Adalet bakanı kamu davası açması için Cumhuriyet Savcısına emir verebilir. Ancak bu durum hiçbir zaman açılması gereken bir kamu davasının açılmaması veya belirli bir zaman diliminde açılmaması gibi olamaz. Adalet Bakanı’nın emir vermesinin amacı kamu davasının açılması için gerekli ÅŸartlar oluÅŸtuÄŸu halde kamu davasını açmayan Cumhuriyet Savcısını harekete geçirmektir. Yoksa Adalet Bakanı, idari bakımdan kendisine baÄŸlı olan savcıları partisinin siyasi bir temsilcisi haline getirmemelidir.8 Adalet Bakanı’nın savcıya dava açması konusunda emir vermesi halinde savcı kamu davasını açmak mecburiyetindedir.(CMUK.148) Fakat savcı davayı açtıktan sonra ileri süreceÄŸi iddia konusunda serbesttir. Sanığın mahkumiyetini isteyebileceÄŸi gibi beraatını da talep edebilir.
Valilerde kamu davası açılması için kendi görev alanları içindeki savcılara emir verebilir. Savcılar mucip bir sebep ileri sürerek dava açmaktan kaçınabilirlerse de valiler Adalet Bakanı’ndan dava açılması konusunda bir talepte bulunabilir.Adalet Bakanı bu talebi haklı görürse dava açılmasını Cumhuriyet savcısına emredebilir. (CMUK.148/4)
Cumhuriyet Savcıları, idari, mali ve denetime iliÅŸkin görevlerini yerine getirirken ise Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı genelgeleri ve müfettiÅŸlerin tavsiyelerini dikkate almak durumundadır.
II.CUMHURİYET SAVCILARININ GÖREV VE YETKİLERİ
Cumhuriyet Savcıları bir yargılama sujesi olduklarından bazı görev(ödev)lere sahip oldukları gibi birtakım yetkileri de haizdirler..
Savcıların görev yetkileri, yargılama sujesi olarak hukuki ilişkilerde aktif veya pasif olmalarına göre belirlenebilir. Pasif görünüş göreve, aktif görünüş ise yetkiye işaret eder.
Dolayısıyla Cumhuriyet Savcısı, ceza yargılamasında pasif suje olduğunda görevli, aktif suje olduğu durumlarda ise yetkilidir.9
Savcının pasif suje olduğu ilişkilerde zorunlu ve ihtiyari bazı görevleri vardır. Savcının zorunlu görevlerinin başında kamu davasını açmak ve yürütmek gelir. Savcı bu görevlerini yaparken hangi mahkemenin savcılık teşkilatında görevli ise , o yerde yetkilidir.
Savcı bakımından yetki genel ve özel olarak ele alınabilir. Özel anlamda savcının yetkisi denildiğinde ceza yargılamasına ilişkin bazı işlemler akla gelir. Örnek olarak savcının ifade alması, keşif ve otopsi yapmasını verebiliriz. Genel anlamda yetki ise bir adli organ olarak savcılığın faaliyet alanına işaret eder.10
Yetki, madde, görev ve yer bakımından ayrı ayrı ele alınabilir. Madde bakımından yetki denildiÄŸinde savcılığın bir adli organ olarak kullanabileceÄŸi yetkinin tamamı anlaşılır. Hukuk sistemimizde madde bakımından yetki konusunda savcılar arasında bir farklılık yoktur. Görev bakımından yetki denildiÄŸinde ise ilk derece, bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay’ın savcılık teÅŸkilatları arasındaki fark anlaşılır. Yer bakımından yetki sebebiyle her savcılık teÅŸkilatının faaliyet alanı, ülkenin belirli bir parçasına tekabül etmektedir. Savcıların yer bakımından yetkileri yanında bulundukları mahkemenin yetkisi ile belirlenir. Belirli bir ağır ceza mahkemesinin yer bakımından yetkili olduÄŸu iÅŸlerde, o mahkemenin yanında durumunda olan savcılık da yetkilidir. Buna karşılık araÅŸtırma iÅŸlemleri bakımından yetkili olup olmamak söz konusu deÄŸildir. Hangi savcılığın görev alanına girdiÄŸi belli olmayan suçlarda kendisini yetkili gören savcı derhal olaya el koyabilir.
Cumhuriyet savcılarının görev ve yetkilerini yargısal ve idari görevler olarak ayırmak mümkündür.
A – CUMHURİYET SAVCILARININ YARGISAL GÖREV VE YETKİLERİ
Bu baÅŸlık altında Cumhuriyet Savcıları’nın yargısal görevleri CMUK hükümlerine göre anlatılacak, 5271 sayılı CMK’nın getirdiÄŸi düzenlemeler diÄŸer bir baÅŸlık altında incelenecektir.
Cumhuriyet savcılarının yargıya iliÅŸkin görevlerini Ceza Yargılaması’na iliÅŸkin görevler ile Ceza Yargılaması’na iliÅŸkin olmayan ( medeni yargıya iliÅŸkin )görevler olmak üzere iki kısma ayırmak mümkündür.
1- Ceza Yargılaması’na iliÅŸkin görev ve yetkileri
a- 1412 sayılı CMUK Hükümlerine Göre
Suç haberinin kendisine ulaÅŸmasıyla birlikte Cumhuriyet Savcısı’nın, suç haberinin ciddi olup olmadığını araÅŸtırmak, ciddi bir suç haberi olduÄŸu kanaatine vardığında gerekli tedbirleri alıp diÄŸer ÅŸartlarında oluÅŸmasıyla birlikte kamu davasını açmak ve yürütmek baÅŸlıca görevleri arasındadır.
Savcının kanuni görevlerini yerine getirmemesi cezai sorumluluğunu gerektirir. (TCK.230)
aa- Araştırma ve Soruşturma Yapmak
Suç haberinin alınması üzerine Cumhuriyet Savcıları tarafından derhal hazırlık soruÅŸturmasına baÅŸlanılmasını ifade eden ilkeye “araÅŸtırma mecburiyeti ilkesi” denilmektedir.11
İhbar ve şikayet üzerine suç işlendiğini haber alan Cumhuriyet savcısı, kamu davasını açmaya gerek olup olmadığını belirleyebilmek amacıyla araştırma ve soruşturma faaliyetine başlar. (CMUK 153) Gecikilmesi durumunda zarar umulan hallerde, Cumhuriyet savcısı gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür; bu tedbirler arama, elkoyma, toplatma ve yakalama gibi olabilir. Savcılar, coğrafi bakımından yetkili bulundukları sınırlar (il veya ilçe sınırları) içinde işlenen suçlarda soruşturma yapmak ve dava açmakla yetkili ve görevlidirler. Cumhuriyet savcıları, yargı sınırları dışında işlenen suçlarda soruşturma yapamaz ve dava açamazlar.
Cumhuriyet Savcısı bu görevini yerine getirirken her türlü delili göz önünde bulundurmalı, yalnızca sanığın aleyhine olabilecek delilleri toplamakla yetinmemelidir. ( CMUK 153/2)
Cumhuriyet Savcısı’nın araÅŸtırma yapma görevine Cumhuriyet Savcısı’nın “hazırlık soruÅŸturması yapması” da denir. Cumhuriyet savcısı hazırlık soruÅŸturması yaparken gerekli bilgiyi bütün memurlara bu konuda emir vermek suretiyle elde edebilir. Hazırlık soruÅŸturmasında savcının emriyle kolluk da delil toplar.Sulh hakiminin soruÅŸturma iÅŸlemlerini yapmak ve bu arada delil toplamak yetkisine sahip olduÄŸu durumlarda, bunun dışında kalan ( örneÄŸin kamu davasını açmak gibi ) görevleri yapmak savcının yükümlülüğüdür. ( CMUK m 160)
Hazırlık soruşturması; suç haberinin soruşturmayı yapmakla yetkili olan makama ulaşması ve başlangıç şüphesinin oluşmasıyla başlatılır.12 Yetkili makamlar suçu şu şekilde öğrenebilirler:
* Hazırlık soruşturması yapmakla görevli makamlar suçu bizzat (resmen) öğrenebilirler.
* Suçtan doğrudan bir zarara görmeyen herhangi bir kişinin veya kamu makamlarının (vali, kaymakam, emniyet amiri gibi) suç işlendiğini ihbar etmesi ile,
* Suçtan zarara gören kişiler ile, onlar adına veli, vasileri veya vekillerinin şikayeti üzerine,
* Takibi (kovuşturulması) şikayete tabi suçlar13 da suçtan zarar görenin görevli mahkemeye şahsi dava açmasıyla,
* KovuÅŸturulması Adalet Bakanı’nın talebine baÄŸlı suçlar ile (TCK 3,4,6,7) kamu makamlarının baÅŸvurusuna baÄŸlı suçlarda Adalet Bakanı veya kamu makamının talebi ile suç iÅŸlendiÄŸini öğrenebilirler.
Esas olarak hazırlık soruşturmasını yapmak görevi Cumhuriyet Savcısınındır.Ancak Cumhuriyet Savcıları soruşturmayı bizzat kendileri yapmak yerine yardımcıları sıfatıyla kolluk makam ve memurlarına (polis ve jandarmaya) da yaptırabilir. Cumhuriyet Savcıları kolluk makamlarının başlayıp sürdürmekte olduğu soruşturmaya da her an müdahale edebilir ve kaldığı yerden soruşturmaya devam edebilir.
Hazırlık soruşturmasını belli başlı özellikleri ise gizli ve yazılı olması, farklı yerlerde ve farklı kişiler tarafından yapılan işlemlerin sonradan birleştirilebilmesi ve acele işlerden olduğundan soruşturmanın geciktirilmeden tamamlanması mecburiyetidir.
Ceza muhakemesinin amacına ulaşabilmesi için yargılamanın ilk aşaması olan hazırlık soruşturmasının en iyi şekilde yapılması gerekmektedir. Hazırlık soruşturmasına gereken dikkat ve özenin gösterilmesinin ceza yargılaması bakımından umulmadık faydaları vardır.14
Suçun ihbarı, olayın resmen öğrenilmesi veya şikayet yoluyla suç haberi kendisine ulaşan Cumhuriyet Savcısı soruşturmaya başlayıp suç haberinin doğru olup olmadığını araştırır. Suç haberinin doğru olduğunun anlaşılmasıyla birlikte yapılacak en önemli iş delillerin karartılmadan bir an evvel toplamasıdır. Olay yerinde yapılan keşfin, otopsinin yetersiz olması, taksirli suçlar bakımından sanığın kusurlu olup olmadığının olay yerinde tespit edilmemesi yargılamanın gecikmesine neden olduğu gibi delillerin kararması ( ortadan kalkması) ile somut gerçeği bulmayı amaçlayan ceza yargılaması faaliyetinin amacına ulaşmasına engel olacaktır.15
CMUK’da 1985 yılında 3206 sayılı kanunla yapılan bazı deÄŸiÅŸikliklerle ilk soruÅŸturma aÅŸaması kaldırılmıştır.16
Delil toplama işlemi sırasında, bazen temel hak ve hürriyetlere müdahale söz konusu olabilir. Söz konusu bu müdahalelerin ( elkoyma, arama vb. gibi) oranlılık ilkesi çerçevesinde olması gerekir.17Hazırlık soruşturması esnasında sanığın karşılaşabileceği kötü muameleye maruz kalma, ifadesinin suçla bağlantılı olabilecek şekilde tahrif edilmesi gibi risklere karşı korunması da ayrıca önemli bir konudur. Bu risklerin önüne geçebilmek ve hazırlık soruşturması süresince neler olup bittiğinin şüpheye yer bırakmayacak bir biçimde aydınlatılabilmesi için de sanığa birtakım haklar verilmesi gerektiği belirtilmektedir.18
Hukuka aykırı yollardan delil toplanması, örneğin sanığa işkence edilerek suçun ikrar ettirilmesi veya şartlarının yerine getirilmeden arama yapılması suç teşkil eder. (TCK 243, 194) Gecikilmesinde sakınca bulunan durumlarda savcı keşif yapabilir. ( CMUK 78) Ayrıca bu gibi durumlarda Cumhuriyet Savcıları otopsi ve ölü muayenesinde de yetkili sayılmışlardır. (CMUK 79)
Hazırlık soruÅŸturmasının tüm iÅŸlemleri çocuk ve gençler için de uygulanır. ÇMK’ya göre, küçük ve genç için hazırlık soruÅŸturması bizzat Cumhuriyet BaÅŸsavcısı veya Cumhuriyet savcılarınca yürütülmelidir.19 Cumhuriyet savcısı diÄŸer bazı suçlara iliÅŸkin hazırlık soruÅŸturmasını da bizzat kendisi yapmak durumundadır.20 Sanığın sorgusu, tanık ve bilirkiÅŸilerin dinlenilmesi veya bir keÅŸif ve muayene esnasında Cumhuriyet Savcısını yanında bir zabıt katibi bulunmalıdır. (CMUK 161)
Hazırlık soruşturmasında Cumhuriyet savcısı tarafından yapılması gereken işlemler ise kısaca şöyle sayılabilir:
- Sanık, mağdur ve tanıkların celbedimesi ve dinlenilmesi
- Muayenesi gereken sanıkların muayenelerinin yaptırılması
- Nüfus kayıtları ile ilgili bilgilerin çıkartılması
- Adli sicilden varsa sabıka kayıtlarının alınması
- Şuçla ilgili eşyalarının emanete alınması
- Gerekirse tutuklu sanığın salıverilmesi (CMUK 126)
- Suçluların iadesi ile ilgili olarak gerekli işlemlerin yapılması
- Gıyabi tutukluların yakalanmasını temin etmek
- Defnedilen ölünün muayenesi ve otopsi yapılması
- Gecikilmesinde sakınca olan durumlarda keşif ve otopsi yapılması, bilirkişi tayin edilmesi, arama ve yakalamaya karar verilmesi
Cumhuriyet savcısının hazırlık soruşturmasında hakimden yapılmasını talep edebileceği işlemler ise,
- Gecikilmesi sakıncalı olmayan durumlarda, keşif ve otopsi yapılması, bilirkişi tayin edilmesi, yakalama ve arama kararı verilmesi
- Sanığın tutuklanması ve sorgusunun yapılması
- Müsadere kararı verilmesi
- Sanığın gözaltına alınması
- Muhbir ve müfteriye masraflarının yükletilmesi
Cumhuriyet savcısı soruşturma sonunda sanığın suçluluğunu ortaya koyabilecek herhangi bir delil bulamamış ve sanık hakkında kuvvetli bir şüphe oluşmamış ise takipsizlik ( kovuşturmaya yer olmadığı ) kararı verecektir. Sanık hakkında kamu davası açabilmek için kuvvetli bir isnada ihtiyaç vardır. Suç işlendiğine dair bu isnadın yapılabilmesi için yeterli delil varsa kamu davası açılacak, yoksa takipsizlik kararı veyahut da suçu işleyenin kimliği belirli değil ise, failin bulunabilmesi için soruşturma evrakının daimi aramaya alınması kararı verilecektir. Cumhuriyet savcısı önüne gelen soruşturma evrakı ile ilgili olarak mutlaka bir karar vermekle yükümlüdür.
Cumhuriyet savcısı yaptığı soruşturma sonunda yeterli delil bulursa sanık hakkında kamu davasını açmak mecburiyetindedir.
bb - Kamu davası açmak ve Yürütmek
Hazırlık soruşturması sonunda toplanan delillerin Cumhuriyet Savcısı tarafından takdir edilip suç şüphelerinin ciddi olduğu kanaati oluşursa kamu davası açılacaktır. Cumhuriyet savcısı tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden bu ilkeye kovuşturma mecburiyeti ilkesi denilmektedir. ( CMUK 163)
Hazırlık soruşturması sonuçlandığında failin işlediği fiilin suç teşkil ettiğinin tespiti ile hakkında kamu davası açıldığı takdirde şüpheli sanık statüsüne girecekti. Ancak hazırlık soruşturması sırasında şüpheli hakkında yeterli delil bulunması halinde de tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen şüpheli şahıs da sanık statüsüne girmektedir. Genel af, ölüm, zamanaşımı veya sanık hakkında beraat kararı verilmesi ile kovuşturma sona ereceğinden sanıklık sıfatı da son bulacaktı.21 Sanığın belirli bir suçundan dolayı cezalandırılması ve ikinci bir suçundan dolayı alacağı cezanın bu cezaya herhangi bir etkisinin olmayacağı anlaşıldığı takdirde Cumhuriyet Savcısı sanık hakkında bu suçtan dolayı kamu davası açmayacaktır. ( CMUK 149)
Kamu davasını açmak Cumhuriyet savcısının bir yetkisidir. CMUK.148/2’de Kamu davasını açmak yetkisi sadece Cumhuriyet savcılarına tanınmış ve her ne kadar bu konuda savcılar lehine bir tekel oluÅŸturulmuÅŸ olsa da, muhtelif kanunlarla bu kurala istisnalar getirilmiÅŸtir. Bu istisnalara bir örnek olarak BaÅŸbakan ve bakanlar haklarında TBMM üye tam sayısının en az onda birinin vereceÄŸi önergeyle soruÅŸturma açılabilmesi verilebilir. Ayrıca kara para suçları yönünden savcının suç haberinin ulaÅŸmasıyla kendiliÄŸinden araÅŸtırma yapma yetkisi ve mecburiyeti sınırlandırılmıştır.22
Kamu davasının açılabilmesi için bazı şartların oluşması gerektiğini daha önce belirtmiştik. Bu şartları kısaca sayacak olursak;
- Fiilin belirli olması
- Failin belirli olması
- Ceza takibini gerektirecek yeterli delil bulunması
- Dava şartlarının gerçeklemiş olmasıdır.
Böylece somut olayda fiil ve failin belirlenmiş, yeterli suç şüphesi oluşmuş ve dava şartları da gerçekleşmişse savcı dava açmaktan kaçınamaz. Kamu davası açmaya mecburdur. Eğer savcı dava açmak mecburiyetinde olmamış olsa idi o zaman burada da kovuşturma mecburiyeti ilkesi değil maslahata uygunluk ilkesi söz konusu olacaktı. Ceza yargılaması hukukumuzda maslahata uygunluk ilkesi kabul edilmemiştir.23
Son soruşturmaya başlanılması ancak kamu davasının açılması ile mümkündür. (CMUK 147) Yukarda bahsolunan şartlar gerçekleştiğinde Cumhuriyet savcısı bir iddianame hazırlayarak kamu davası açacak ve böylece son soruşturma aşamasına geçilmiş olacaktır.
Cumhuriyet savcısı tarafından kamu davasının açılmasına karar verildiği takdirde düzenlenen iddianamede sanığın açık kimliği; adı, soyadı,doğum yeri ve tarihi, ana ve baba adı, nüfusa kayıtlı olduğu yer, oturduğu yer, medeni hali, işi ve eğitim durumu belirtilmelidir. Sanığa isnat olunan fiil de ayrıca ayrıntılı bir şekilde belirtilir.
Hazırlık soruşturması sırasında fiilin şahsi dava yoluyla kovuşturulması gereken suçlardan olduğu anlaşılırsa, suçun işleniş şekli, mağdurun kişiliği ve suçun işlendiği yer gibi birtakım hususları dikkate alan Cumhuriyet savcısı tarafından kamu davasının açılıp açılmamasına karar verilecektir.24
Cumhuriyet Savcısı kamu davasını açtıktan sonra geri alamaz ve iddianameyi değiştiremez. Ancak bazı yazım hataları ve esasa ilişkin olmayan maddi hataların düzeltilmesi mümkündür.
Cumhuriyet Savcısı sulh ceza mahkemelerindeki duruşmalarda hazır bulunmaz. Ancak savcı bu mahkemelerin verdiği kararlardan temyizi kabil olanları tefhim tarihinden itibaren temyiz edebilir. Asliye ve ağır ceza mahkemelerinde ise savcı bizzat bulunur.25 Kendisine tanınan yetkileri usulüne uygun olmak kaydıyla kullanır. Cumhuriyet Savcısının duruşmada talep edebileceği belli başlı hususlar ise şunlardır:
- Kendi gösterdiği tanıkları dinlemek ve isticvap etmek ( CMUK 232 )
- Sanıklara soru sormak
- Tanıkların verdiği çelişkili beyanların giderilmesini, keşif yapılmasını, yetersiz bilirkişi raporlarının başka bilirkişilere gönderilmesini sağlamak
- Duruşmaların kanuni esaslara açık veya gizli göre yapılmasını, delillerin ikamesi sırasında sanık veya varsa müdahil birlikte istemde bulunursa herhangi bir delilden vazgeçilmesini sağlamak ( CMUK 238)
- Sanığın akli dengesinin yerinde olup olmadığının tespitini veya gözetim altına alınmasını talep etmek
- Sanığın tutuklanması veya serbest bırakılmasını, suç vasfının değişmesi halinde sanığa ek savunma hakkı verilmesini, sanığın duruşma esnasında ortaya çıkan bir suçundan dolayı onayı alınarak davanın birlikte görülmesini talep etmek
- Davanın mahkemenin görevine girmediği(görevsizlik iddiası) veya iddianame okunmadan önce yetkisi dışında olduğu( yetkisizlik iddiası) kanaatinde ise bu iddiaları ileri sürmek26
Nihayet Cumhuriyet savcısı, somut olayın niteliğine göre maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için sanığın lehinde veya aleyhinde yapılması gerekli olan her türlü iddiayı ileri sürmeye veya müdahil ile varsa vekillerinin taleplerine karşı cevap vermeye yetkili ve aynı zamanda görevlidir. Bu taleplerin reddi halinde itirazı kabil olanlara acele itiraz edebileceği gibi temyizi kabil olanları da esas hükümle birlikte temyiz edebilir.
Delilerin ikamesi ve tartışılması bittikten sonra söz önce davacıya sonra Cumhuriyet Savcısına verilir. Cumhuriyet savcısına söz verildiğinde savcının incelemenin genişletilme-sine ilişkin başka bir talebi yoksa, mahkeme başkanı tarafından esas hakkındaki mütalaası istenir. Cumhuriyet savcısı mütalaasında sanığın beraatını veya mahkumiyetini, duruşmanın tatilini, davanın düşmesini, ceza tertibine yer olmadığı kararı verilmesini, davanın reddini ( CMUK 253) veya davaların birleştirilmesini, davanın ertelenmesini, cezanın ortadan kaldırılması veya ıskatını, görevsizlik kararı verilmesini talep edebilir.27
Cumhuriyet savcısın mahkeme tarafında verilen görevsizlik kararlarına karşı acele itiraz yoluna başvurma yetkisi vardır. ( CMUK 263/3 )
-
AİLENİN KORUNMASINA DAİR KANUN
Kanun Numarası: 4320
Kabul Tarihi: 14/01/1998
Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 17/01/1998
Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı: 23233
Madde 1 - Türk Kanunu Medenisinde öngörülen tedbirlerden ayrı olarak, eşlerden birinin veya çocukların veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinden birinin aile içi şiddete maruz kaldığını kendilerinin veya Cumhuriyet Başsavcılığının bildirmesi halinde, Aile Mahkemesi Hakimi re'sen meselenin mahiyetini gözönünde bulundurarak aşağıda sayılan tedbirlerden bir ya da bir kaçına birlikte veya uygun göreceği benzeri başkaca tedbirlere de hükmedebilir:
Kusurlu eÅŸin;
a) Diğer eşe veya çocuklara veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerine karşı şiddete veya korkuya yönelik davranışlarda bulunmaması,
b) Müşterek evden uzaklaştırılarak bu evin diğer eşe ve varsa çocuklara tahsisi ile diğer eş ve çocukların oturmakta olduğu eve veya iş yerlerine yaklaşmaması,
c) Diğer eşin, çocukların veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinin eşyalarına zarar vermemesi,
d) Diğer eşi, çocukları veya aynı çatı altında yaşan aile bireylerini iletişim vasıtalarıyla rahatsız etmemesi,
e) Varsa silah ve benzeri araçlarını zabıtaya teslim etmesi,
f) Alkollü veya uyuşturucu herhangi bir madde kullanılmış olarak ortak konuta gelmemesi veya ortak konutta bu maddeleri kullanmaması.
Yukarıdaki hükümlerin tatbiki maksadıyla öngörülen süre altı ayı geçemez ve kararda hükmolunan tedbirlere aykırı davranılması halinde tutuklanacağı ve hürriyeti cezaya hükmedileceği hususu kusurlu eşe ihtar olunur.
Hakim bu konuda mağdurların yaşam düzeylerini gözönünde bulundurarak tedbir nafakasına hükmeder.
Birinci fıkra hükmüne göre yapılan başvurular harca tabi değildir.
Madde 2 - Koruma kararının bir örneği mahkemece Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi olunur. Cumhuriyet Başsavcılığı koruma kararının uygulanmasını zabıta marifetiyle izler.
Koruma kararına uyulmaması halinde zabıta, mağdurların şikayet dilekçesi vermesine gerek kalmadan re'sen soruşturma yaparak evrakı en kısa zamanda Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirir.
Cumhuriyet başsavcılığı koruma kararına uymayan eş hakkında Sulh Ceza Mahkemesinde kamu davası açar. Bu davanın duruşması yer ve zaman kaybına bakılmaksızın 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanunu hükümlerine göre yapılır.
Fiili başka bir suç oluştursa bile, koruma kararına aykırı davranan eşe ayrıca üç aydan altı aya kadar hapis cezası hükmolunur.
-
Düşündüm düşündüm ne yapsam diye Ferda ablamında desteği ile bi hayvanat bahçesi açmaya karar verdim.:) Normal bahçemde var zaten birde hayvanlarımıza bahçe yapalım dedim. :)
Karıncalarımız.
Buradan görebilirsiniz.
Köpeklerimiz.
Buradan görebilirsiniz.
İneklerimiz.
Buradan görebilirsiniz.
Sineklerimiz.
Buradan görebilirsiniz.
Salyangozlarımız.
Buradan görebilirsiniz.
Kurtlarımız.
Buradan görebilirsiniz
-
Yazan: 20 - 05 - 2008 : 13.17 - Meltem
OLAY
Bir piliç, bir yolda karşıdan karşıya geçer.
SORU
Piliç karşıdan karşıya niçin geçer?
CEVAPLAR
RENE DESCARTES
Yolun öbür tarafına geçmek için.
EFLATUN
İyiliği için. Gerçek, öteki taraftadır.
ARISTOTELES
Karşıdan karşıya geçmek pilicin doğasıdır.
KARL MARX
Tarihsel olarak kaçınılmazdı.
HIPOKRATES
Pankreasının aşırı salgısı yüzünden.
MARTIN LUTHER KING JR.
Tüm piliçlerin nedenini açıklamak zorunda kalmadan özgürce karşıdan
karşıya geçtikleri bir dünya düşlüyorum.
RICHARD M. NIXON
Piliç karşıdan karşıya geçmedi, tekrar ediyorum, piliç asla yolun
karşısına geçmedi.
SIGMUND FREUD
Pilicin karşıdan karşıya geçmesiyle ilgilenmeniz, sizde güçlü ve
latant bir cinsel güvensizlik duygusunu ele vermektedir.
BUDA
Bu soruyu sormak, sizin kendi piliç doğanızı inkâr etmektir.
GALILEI
Oysa piliç karşıdan karşıya geçiyor...
CHARLES DE GAULLE
Piliç belki yolun karşısına geçti, ama otoyolun karşısına henüz geçmedi.
EINSTEIN
Pilicin yolun karşısına geçmesi ya da yolun pilicin ayakları altında
yer değiştirmesi, tümüyle sizin gösterdiğiniz referansa bağlıdır.
BILL CLINTON
Anayasa üzerine yemin ederim ki bu piliçle aramda hiç bir şey geçmemiştir.
SÜLEYMAN DEMİREL
Piliç geçmişse geçmiş, geçmemişse geçmemiştir.
TANSU ÇİLLER
Bu memleket için karşıdan karşıya geçen piliç de bizimdir, üstünden
geçen traktör de bizimdir.
R. TAYYİP ERDOĞAN
Ben tavuklu sandviç de satmıştım.
ABDULLAH GÜL
Hayır, bana böyle bir bilgi verilmedi ama karşıdan karşıya geçtiyse
hükümet gereğini yapar.
GEORGE W. BUSH
Pilicin bu yolda BM kararlarına rağmen cezalandırılmadan karşıdan
karşıya geçmesi, demokrasiye, özgürlüğe ve adalete kafa tutmaktır. Bu
durum, o yolu bizim çoktan bombalamış olmamız gerektiğini
göstermektedir. Bölgede barışı sağlamak amacıyla ve savunduğumuz
değerlerin tavuk türü teröristler tarafından bir kez daha ayaklar
altına alınmaması için Amerika Birleşik Devletleri oraya karadan 243
bin GI, havadan 846 bombardıman uçağıyla desteklenen 17 uçak gemisi,
46 firkateyn ve 154 kruvazör göndermeye karar ve bu güçlerine özgürlük
ve demokrasi adına 5 bin kilometre çapındaki bir alanda bulunan tüm
kümesleri yerle bir etmek görevi vermiştir. Bu kutsal görev, ülkede
uzaktan yakından kümese benzeyen her şeyi bir avuç kül haline
getirinceye kadar sürecek ve küstah kümes efradını milletimize kafa
tutması önlenecektir. Hükümetimiz, ondan sonra ülkedeki kümeslerin
standartlara uygun biçimde yeniden inşasına ve başlarına ABD
Büyükelçisi tarafından demokratik olarak seçilecek bir horoz geçirmeye
karar vermiştir. Kümeslerin yeniden inşası finansmana karşılık olarak,
bölgedeki tüm yem üretimine 30 yıl süreyle el koymakla yetineceğiz.
Yerel canlıların, bizimle işbirliği yaptıkları takdirde yem üretiminin
bir miktarından özel fiatlarla istifade ettirilmesi öngörülmüştür. Bu
yeni adalet, özgürlük ve barış kümesleri ülkesinde, size temin ederiz
ki bir daha asla bir piliç bir yoldan karşı karşıya geçmeye
kalkmayacak, çünkü yol kalmayacak ve piliçlerin de yürüyecekleri
bacakları olmayacaktır. Tanrı Amerika'yı takdir etsin!
MEHMET (Türk erkeği)
Piliç sarışın mı? Esmer mi?
-
Yazan: 20 - 05 - 2008 : 13.10 - Meltem
-
Yazan: 20 - 05 - 2008 : 13.07 - Meltem
Komik Mal Beyanları
Bu bölümde, borçlular tarafından icra dairelerine verilmiş olan mal beyanı dilekçelerinden ilginç bölümler yer almaktadır.
Ø Ø “Geçimimi çalışarak saÄŸlamaktayım, bilgilerinize arz ederim.”
o o Geçimini çalışmadan sağlayanlar da var demek ki.
Ø Ø “Borçlu Mustafa’ nın keçi sürüsü olduÄŸundan kendisinden bu paranın alınması, benden mal beyanı istemektesiniz, mal beyanında bulunuyorum.”
o o Başkasının malını beyan etmek kolay tabii.
Ø Ø “Gayrimenkul malım olarak, 1977 model reno marka steyşın arabam bulunmaktadır.”
o o Eski arabalar gayrimenkul sınıfına giriyor galiba.
Ø Ø “Evimde borca yetecek kadar televizyon ve buzdolabı vardır.”
o o Ev, ev deÄŸil, beyaz eÅŸya deposu.
Ø Ø “Borcumu müsait bir zamanda ödemek istiyorum.”
o o Mesela ne zaman?
Ø Ø “Borcumu karşılayacak adıma kayıtlı menkul ve gayrimenkul malım olarak evimde bulunan televizyon ve buzdolabım vardır.”
o o Hangisi menkul, hangisi gayrimenkul acaba, nerede kayıtlı olduğunu da bir öğrenebilsek.
Ø Ø “Kendime ait tapulu taşınır ve taşınmazım bulunmadığından mal beyanında bulunamadığımı saygılarımla arz ederim.”
o o Olsa bulunacakmış.
Ø Ø “Borcumu ÅŸu an için ödeme imkanım yoktur, imkanım olduÄŸu anda ödeyeceÄŸim.”
o o İmkanı olur olmaz ödeyecek, paranın kokusu gelmeye başladı.
Ø Ø “Kiraladığım tarlada bir dönüm salatalık paramı alamadım, salatalık paramın mal beyanı olarak kabul edilmesi.”
o o İyi de salatalık parası kaç para? onu anlayamadık.
Ø Ø “Kendim içkili lokanta iÅŸi yaparak geçimimi saÄŸlamaktayım, iÅŸyerimdeki tüm demirbaÅŸlarımın mal beyanı olarak kabulünü arz ederim.”
o o Bu demirbaşlar rakı şişeleri ile kadehler mi acaba?
Ø Ø “Adıma kayıtlı gayrimenkul ve menkul malım yoktur, bu nedenle mal beyanımı boÅŸ olarak veriyorum.”
o o Demek ki malı mülkü olsa mal beyanına ekleyip de verecekmiş.
Ø Ø “Geçimimi çalışarak belediye yardımı ile saÄŸlamaktayım”
o o Anlayan varsa beri gelsin.
Ø Ø “Ben asıl borçlu deÄŸilim, grubumuzda bulunan sıradan borçluyum”
o o Sıradan borçlu nasıl oluyor acaba? İcra İflas Hukuku yeni terimler kazanıyor.
-
Yazan: 20 - 05 - 2008 : 13.05 - Meltem
Evlilikte sevginin evrimi
6. hafta: Seni seviyorum!
6. ay: Tabii ki, seni seviyorum...
6. yıl: Seni sevmesem çoktan çeker giderdim.
6. hafta: Aşkımm, ben geldim...
6. ay: Selam!
6. yıl: Annen ne yemek yapmış?
6. hafta: Zahmet etme, ben açarım.
6. ay: Ben açayım mı kapıyı?
6. yıl: Yahu şu kapıya baksanıza!
6. hafta: Sevgilim, AyÅŸe telefonda!
6. ay: Seni arıyorlar...
6. yıl: Telefoooon!
6. hafta: Zor bir çocukluk geçirmişsin...
6. ay: Senin anan da cins ha!
6. yıl: Ulan tam da anana çekmişsin.
6. hafta: Bu yaz seni Venedik´e götüreceğim...
6. ay: Tatilde Ankara´ya gitsek ne olur?
6. yıl: Niye, evin suyu mu çıktı?
6. hafta: Bu yüzüğü inş seversin.
6. ay: Resim çerçevesi aldım, her zaman lazım.
6. yıl: Şu parayla kendine bir şey al.
6. hafta: Hangi filmi görmek istersin?
6. ay: Başyapıt´a gidelim mi?
6. yıl: Başyapıt´ı gör, ben çok beğendim.
6. hafta: Üzülme sevgilim, leke yapmaz.
6. ay: Dikkat etsene yahu!
6. yıl: Amma da sakarsın be kadın!
6. hafta: Ben pek bu fikirde deÄŸilim.
6. ay: Bu konuda yanlış düşünüyorsun.
6. yıl: Saçma sapan konuşma, Alla´sen...
6. hafta: Yaptığın yemeklere de bayılıyorum!
6. ay: Bu akÅŸam ne yiyoruz?
6. yıl: Gene mi makarna!?
6. hafta: Bir şey içer misin?
6. ay: Bir ayran içerim.
6. yıl: Gene buz koymayı unutmuşsun.
6. hafta: Bu elbise sana çok yakışmış.
6. ay: Bir elbise daha mı aldın?
6. yıl: Kaç para verdin buna?
6. hafta: Özür dileyecek bir şey yapmadın ki...
6. ay: Biraz dikkat etsene be kızım!
6. yıl: Hay senin eline...
-
Yazan: 20 - 05 - 2008 : 12.55 - Meltem
-
Yazan: 20 - 05 - 2008 : 12.53 - Meltem
Müşteri Hizmetleri
MT: - iyi günler ben Alia size nasil yardimci olabilirim?
Abone: - simdi Aria Hanim, benim bir Aria hattim vardi. Ya bu arada sizdeki herkesin adi Aria ve Aycell(Aysel) mi?
***
MT: - isminizi ögrenebilir miyim?
Abone: Ne yapcaksiniz ismimi, ben hat sahibi degilim.
MT : Hitab etmek açisindan sormustum.
Abone: Siz bana kisaca Rüzgarin Oglu diyebilirsiniz.
***
Abone: iyi günler , ben Turkcell hat kullaniyorum, Avea ya geçmeyi düsünüyorum. Ama önce sizin bilgi seviyenizi ölçücem. Eger siz yeteri kadar bilgiliyseniz ben de Avea ya güvenerek hat alirim.
MT: (saskin bir sekilde) Memnuniyetle sorularinizi yanitlayabilirim.
Abone: Preveze Deniz Savasi kaç yilinda olmustur?
MT: ?!?!?!?
Abone: Noldu bilemediniz?
MT: Biz burdan sadece is ile ilgili sorulara cevap verebiliyoruz.
Abone: Demek bilmiyorsunuz sorumun cevabini?
MT: 1538
Abone: Bilemediniz.
MT: (Dayanamaz) Bildim Ahmet Bey bildim. Preveze Deniz Savasi 27 Eylül 1538 de Andrea Dorya komutasindaki Haçli Donanmasi ile Barbaros Hayrettin komutasindaki Osmanli Donanmasi arasinda yapilmistir. Bu savastan sonra Akdeniz Türk gölü haline gelmistir.
Abone: Bravo, ben sizi denemistim zaten.
(Adam nerden bilsin MT nin Tarih bölümü son sinif ögrencisi oldugunu)
***
Abone: iyi günler, hattimi açtigimda bana pin sormuyor, baska bir sey soruyor. Ne yapmam lazim?
MT: Memnuniyetle yardimci olayim, ne soruyor ögrenebilir miyim?
Abone: Bugün Allah için ne yaptin? Diye soruyor.
***
MT: Size birkaç kodlama ileticem, not alabilir misiniz?
Abone: Tabi. Kagit kaleminiz var mi?
MT: Var da sizin pek isinize yaramaz.
Abone: Harbi ya... Kusura bakmayin iyi degilim ben bugün.
MT: Yok, önemli degil
-
Yazan: 20 - 05 - 2008 : 12.52 - Meltem
Gunaydin!
Iyi gunler,
.... Ruh ve Sinir Hastaliklari Hastanesini aradiginiz icin tesekkurler.
For english please dial something else...
-Eger takintilariniz varsa, devamli olarak 1'e basin....... ..
-Eger cok kisilikli iseniz 2, 3 ve 4 e basin....... .
-Eger travma sonrasi sinir bozuklugundan sikayetciyseniz, 5'e basin ama cooook yaaavaaaas ve diiikkaaaaatliiiiiiiceeeee.. ......
-Eger ikilemlerden sikayetciyseniz, 6'ya basin. Simdi 9'a basin, Simdi 6ya basin ve simdi 9'a basin....
-Eger gaipten sesler duyuyorsaniz 7'ye basin, telefonunuz ana gemiye yonlendirilecektir. .....
-Eger kisa sureli hafiza kaybindan sikayetciyseniz, 8e basin, 8 e basin, 8 e basin, 8 e basin, 8 e basin, 8 e basin, 8 e basin, 8 e basin, 8 e basin.....
-Eger sizofreni sikayetiniz varsa dikkatlice dinleyin.Kisik bir ses size hangi numaraya basmaniz gerektigini soyleyecektir. ....
-Eger sinir bozuklugundan sikayetciyseniz, musteri temsilcisi cevap verene kadar diez tusuna basarak oyalanin.... ..
-Eger Uyusturucu ya da Alkol bagimlisiysaniz, birinden sizin yerinize yildiz tusuna basmasini rica edin.......
-Eger depresyondan sikayetciyseniz, tusa basmaya zahmet etmeyin size zaten kimse yardim edemez......
-Eger Paranoyaksaniz, hicbir tusa basmaniza gerek yok... Kim oldugunuzu, ne istediginizi ve size nasil ulasabilecegimizi biliyoruz... ....
-Eger Asagilik kompleksiniz varsa, lutfen telefonu kapatin cunku tum operatorlerimiz su an mesgul ve hicbiri size zaman ayiramaz.... ....
-
Yazan: 20 - 05 - 2008 : 12.50 - Meltem
-
Yazan: 20 - 05 - 2008 : 12.46 - Meltem
-
Yazan: 20 - 05 - 2008 : 12.45 - Meltem
-
Yazan: 20 - 05 - 2008 : 12.43 - Meltem
Hayattaki 6 gerçek
Hayattaki 6 gerçek:
1) Bir insanın diliyle tüm dişlerine dokunması imkansızdır.
2) İlk gerçeği okuduktan sonra bütün aptallar diliyle dişlerine dokunmayı denerler.
3) İlk gerçek yalandı.
4) Aptal olduğunu farkettiğin için şu anda gülümsüyorsun.
5) Şimdi sen de bu gerçekleri forward etme düşüncesindesin.
6) Ve yüzünde hala aptal bir gülümseme var..
-
İyi günler ben bir soru yöneltmek istiyorum.Benim hakkımda kocamın açtığı bir boşanma davası var.Eşim İngiliz.Ben de avukatım vasıtasıyla kendi haklarımı savunuyorum.Avukatım davada 30.000 Sterlin maddi-manevi tazminat istedi.Halen dava devam ediyor.Ama kocam değil bu parayı vermeyi nafaka bile vermek istemiyor.Çalışmıyor diye dilekçe verdi avukatı onun adına.Bir de kocam beni her akşam arayıp telefon ve e-mail ile küfür ediyor,taciz ediyor.Ben kocama karşı boşanma davasından başka maddi-manevi tazminat davası açabilir miyim? Mahkemede istenen 30.000 sterlini 200.000 paunda çevirmek mümkün mü? İngiltere bankalarında yüklü miktarda parası var.Bu devam eden mahkemede nasıl ispatlanır? Saygılarımla teşekkür ederim.
-
Çek, hukuki mahiyeti itibariyle bir ödeme aracıdır. Ancak uygulamada çoğunlukla bono gibi kredi vasıtası olarak kullanılmaktadır.
Çekin mecburi şekil şartları:
“Çek” kelimesini ve eÄŸer senet Türkçeden baÅŸka bir dille yazılmış ise o dilde “Çek” karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,
Kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedelin ödenmesi için havaleyi,
Ödeyecek kimsenin “muhatabın” ad ve soyadını,
Ödeme yerini,
Keşide gününü ve yerini,
Çeki çeken kimsenin (keşidecinin) imzasını, ihtiva eder.
Aşağıda yazılı haller dışında yukarıda yazılı unsurları taşımayan bir senet çek sayılmaz:
Açıklık bulunmadığı takdirde muhatabın ad ve soyadı yanında gösterilen yer, ödeme yeri sayılır.
Muhatabın ad ve soyadı yanında birden fazla yer gösterildiği takdirde çek, ilk gösterilen yerde ödenir. Böyle bir açıklık ve başka bir kayıt da mevcut değilse çek muhatabın iş merkezinin bulunduğu yerde ödenir.
Keşide yeri gösterilmemiş olan çek, keşidecinin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde çekilmiş sayılır.
Çekler,emre yazılı, nama yazılı ve hamiline yazılı olarak düzenlenebilirler.
Ödeme için ibraz müddetleri nedir?
Çek, keşide edildiği yerde ödenecekse (çekin üzerinde yazılı muhatap banka şubesi ile keşide yeri aynı ise) on gün, keşide edildiği yerden başka bir yerde ödenecekse (çek üzerindeki muhatap banka şubesi ile keşide yeri farklı ise) bir ay içinde muhataba ibraz edilmelidir.
Ödeneceği memleketten başka bir memlekette keşide edilen çek, keşide yeri ile ödeme yeri aynı kıtada ise bir ay, keşide yeri ile ödeme yeri ayrı kıtalarda ise üç ay içinde muhataba ibraz edilmelidir.
KeÅŸide yeri ile ödeme yeri ayrı kıtalarda bulunsa dahi her iki yer ülkesinin Akdeniz’de kıyılarının olması halinde ibraz süresi üç ay deÄŸil, bir ay olarak kabul edilir.
Müddetler, çekte keşide günü olarak gösterilen tarihten itibaren başlar. Sürenin son günü tatile rastladığı takdirde, süre takip eden ilk işgününe kadar uzar.
Çekte ciro nedir, nasıl yapılır?
Ciro, çeki elinde bulunduran tarafından yapılır ve çeki devralana çek bedelini tahsil, çeki ödeyecek bankaya da ödeme yetkisi verir. Ciro, emre yazılı senetlerde devir kolaylığı sağlar, çekin ön veya arka yüzüne yapılabilir. Çek üzerinde yer kalmaması halinde ciro alonj üzerine de yapılabilir. Beyaz cironun muteber olması için cironun çekin ön yüzüne değil arkasına veya alonj (bir şeyi uzatmak için yapılan ilavedir. Kambiyo senetlerinin (poliçe, bono, çek) arka yüzüne yapılacak işlemler için yer kalmadığı zaman, senede uzunlamasına eklenen kâğıda alonj denmekte ve alonj üzerinde yapılacak her türlü işlem senedin arkasına yazılmış sayılmaktadır) üzerine yazılması gereklidir. Cironun kayıtsız ve şartsız olması ve bir silsile içinde birbirini takip etmesi gerekir.
Çekte vade var mıdır?
Çek görüldüğünde ödenir. Buna aykırı herhangi bir kayıt (vade) yazılmamış hükmündedir, dolayısıyla geçersizdir. Keşide günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan bir çek ibraz günü ödenir. Karşılığı yok ise arkası yazılır.
Çekte zamanaşımı süresi ne kadardır?
Hamilin; cirantalara, keşideci ve diğer çek borçlularına karşı haiz olduğu müracaat hakkı ibraz müddetinin bitiminden itibaren altı ay geçmekle zamanaşımına uğrar.
Çek borçlularından birinin diğerine karşı haiz olduğu müracaat hakları, çek borçlusunun çeki ödediği veya çekin dava yolu ile kendisine karşı dermeyan edildiği tarihten itibaren altı ay geçmekle zamanaşımına uğrar.
Çekten cayma ne zaman mümkün olur?
Keşidecinin çekten cayması, ancak ibraz müddeti geçtikten sonra hüküm ifade eder. Çekten cayılmamışsa, muhatap ibraz müddetinin geçmesinden sonra dahi çeki ödeyebilir.
Çekin ödemeden men edilmesi usulü nedir?
Keşideci çekin kendisinin veya üçüncü bir kimsenin elinden rızası olmaksızın çıkmış olduğu iddiasında ise muhatabı çeki ödemekten men edebilir. Çekin rıza hilafına elden çıkması, çaldırmak, kaybetme veya zorla alınması hallerini ifade eder. Yargıtay men nedeninin açıkça bildirilmesi gerektiği görüşündedir.
Keşideci tarafından ödemeden men talimatı verilmesi halinde, çekin ibrazında arkasına, banka tarafından, keşidecinin ödemeden men talimatı bulunduğu ve bu nedenle işlem yapılamadığı belirtilerek karşılığı olup olmadığı yazılır ve karşılık veya kısmi karşılık var ise bu miktar bloke edilir.
Muhatap bankayı ancak keşideci ödemekten men edebilir. Hamilin buna hakkı yoktur. Hamil, ancak mahkemeden alacağı tedbir kararı ile ödemeyi durdurabilir. Çek keşide edilen hesap üzerinde rehin bulunması, haciz veya ihtiyati tedbir konulması halinde muhatap banka ödeme yapamaz.
Karşılıksız Çek Kesmenin Yaptırımı Nedir?
Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Bu suçun tekrarı halinde, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
Bu suçun, organ veya temsilcisi tarafından tüzelkişi yararına işlenmesi halinde özel hukuk tüzelkişisi hakkın para cezasına hükmolunur. Ayrıca yetkili temsilci tarafından yararına çek keşide edilen hesap sahibi gerçek kişi hakkında da para cezasına hükmolunur.
Mahkeme, ayrıca işlenen suçun niteliğine göre bir yıl ile beş yıl arasında belirleyeceği bir süre için hesap sahiplerinin ve yetkili temsilcilerinin çek hesabı açtırmalarının yasaklanmasına karar verir. Yasaklanma kararı bütün bankalara duyurulmak üzere Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirilir.
Kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan her çek yaprağı ayrı bir suç oluşturur. Bu fiillerinden dolayı takibat yapılması çek hamilinin şikayetine bağlıdır. Şikayet süresi çekin bankaya ibraz tarihinde başlar.
Düzeltme hakkı nedir? Nasıl kullanılır?
Çekte yazılı keÅŸide gününe göre hesaplanacak ibraz süresinin bitim tarihinden itibaren en geç on gün içinde çekin karşılıksız kalan kısmını yüzde on tazminatı ve ibraz tarihinden ödeme gününe kadar geçen süre için Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunu’nun 16a maddesine göre hesaplanacak gecikme faizi(ticarî iÅŸlerde uygulanan temerrüt faizi oranı) ile birlikte ödemek suretiyle düzeltme hakkını kullanan, çek keÅŸide etmek hakkını yeniden kazanır.
Bankanın sorumlu olduğu miktar ne kadardır?
Muhatap banka, süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması halinde her çek yaprağı için üçyüzellimilyon liraya kadar ve kısmen karşılığının bulunması halinde ise bu miktarı her çek yaprağı için üçyüzellimilyon liraya tamamlayacak biçimde ödeme yapmakla yükümlüdür. Bu husus, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdî kredi sözleşmesi hükmündedir.
Yukarıda belirtilen sorumluluk miktarı, Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığınca yayımlanan toptan eşya fiyatları yıllık endeksindeki değişmeler göz önünde tutularak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından her yıl Ocak ayında belirlenir ve Resmî Gazetede yayımlanır.
-
*Davacı A, Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtığı "muhtesatın aidiyeti" konulu davayı kazanıyor. Haliyle davalı B bakiye harcı yatırmamakta... Davacı da, durumuna göre haylice yüklü sayılabilecek (2000 YTL) bakiye harcı yatırmadığı için karar muallakta..
*Muhtesatın ait bulunduğu taşınmaza ilişkin -ilk davanın davalısı B tarafından- Sulh Hukuk Mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davası açılıyor.
*Sulh Hukuk Mahkemesi, bir ara kararla Asliye Hukuk Mahkemesi kararının tebliğe çıkarılması için A'ya kesin süre veriyor: "Aksi takdirde muhtesatın kendisine aidiyeti iddiasından vazgeçmiş sayılacağına..." tehdidi eşliğinde
Harçlar Kanunu:
MÜKELLEF :
Madde 11 - Genel olarak yargı harçlarını dâvayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını istiyen kişiler ödemekle mükelleftir.
Soru:
1-Mahkeme yukarıdaki hükme mi dayanmaktadır?
2-İlamda harcın sorumlusu olarak davalı B'nin tesbit edilmiş olmasının hiç mi önemi bulunmamaktadır? Bu şekilde bir kesin mehil verilebilir mi?
Kesin mehil verilecekse bunun harcın yüklendiği tarafa (B'ye) verilmesi gerekmez miydi?
Ek: AİHM (ÜLGER/Türkiye* Başvuru No. 25321/02 Strazburg 26 Haziran 2007) : "başvuranın kararın bir kopyasını alamadan mahkeme harcını ödemekle yükümlü tutulmasının, üzerinde aşırı bir yük oluşturduğu ve mahkemeye erişim hakkını bu hakkın özünü zedeleyecek derecede kısıtladığı kanısındadır."
Saygılarımla.
-
2005 Yılının 11.ayında hamiline bir çek aldım borçlumdan.Borçlum çeki limited şirketi adına verdi.Ben süresi içinde çekin arkasını karşılıksız olarak bankaya yazdırmadım. Şimdi bu takibi icraya koyabilir miyim? Ne yapmam lazm? Çek çek özelliğini kaybetmiş midir? Kambiyo senedlerine uygun mu yoksa adi takip mi yapmak lazım? Saygılarımla.
-
Yazan: 20 - 05 - 2008 : 03.35 - sdt23
Kadının haksız nedenlerle açtığı boşanma davası erkeğe atfedilecek kusur olmadığı için reddedilmiştir. Kadın bunun üzerine TMK 197. madde uyarınca yardım nafakası davası açmıştır. Geçimsizliğin nedeni kadındır ve daha önceki boşanma davasını kadın evi terk ederek açmıştır.
Kadının ayrı yaşamasını haklı kılacak bir sebep yok.
Erkek birlikte yaşamaktan kaçınmıyor.
Kanun maddesindeki "Ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hale gelmesi" ifadesinden ne anlamalıyız? Kadından kaynaklanan geçimsizlikler de bu sebeplerin içine girer mi?
Bir kimse kendi kusuruna dayanarak fayda saÄŸlayabilir mi?
MADDE 197.- Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hale gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir.
Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hakim, ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken önlemleri alır.