-
Yazan: 30 - 04 - 2008 : 17.39 - EmirHan
Hukuku adalet açısından tanımlayan görüşler, sivil itaatsizliği, çağdaş hukuk devleti sistemi içinde ulaşılmış olan özgürlük ortamlarının, sistemin asıl sahipleri (vatandaşlar) tarafından sorgulanabileceğinin bir işareti olarak ele almaktadırlar. Adalet; bir eşitlik düşüncesidir. Herkese hakkı olanın verilmesi yolunda bir irade beyanıdır. Ahlâki açıdan adalet ise, asgari etiktir. Toplumsal ihtiyaçların karşılanması ise; hukukun toplumsal yaşama yönelik düzenleyici yönünden kaynaklanmaktadır. Hukuk, kişinin sosyal ihtiyaçlarını karşılamak ve ona uygun olmak zorundadır. Düzen, hukukun normatif fonksiyonudur.
Sivil itaatsizlik, kavram olarak ilk kez 19. yüzyılda Henry Davit Thoreau tarafından kullanılmıştı bir tanıma göre sivil itaatsizlik; Yönetim siyasetinin ya da yasaların değişmesini isteyen, aleni, şiddetsiz, vicdani, fakat aynı zamanda siyasi olan, yasa dışı bir eylemdir. Bir eylemi sivil itaatsizlik olarak nitelememize yol açan unsurlar şöyle sıralanabilir: Şiddetten Arınmışlık, Evrensel Kabul Gören Hukuksal Değerler ve Toplumsal Etik Yoluyla Motivasyon,Yaptırıma Katlanma,Yasaya Aykırılık,Aleniyet (Kamuya Açıklık).
Peki demokratik bir ülkede o ülkenin vatandaşlarının sivil itaatsizlikte sınırı nereye kadardır? Yasalara göre taksim gösteri ve toplantı yeri değil. Burada 1 Mayıs kutlaması yapmakta ısrar ederek yüzbinleri oraya yığmak sivil itaatsizlik anlamına gelir mi?
Sivil itaatsizlikte; Sivil itaatsizlik olarak nitelenebilecek bir eyleme katılanlar, bu protesto eylemiyle ihlal ettikleri yasanın yaptırımlarına katlanmakta; bunu göze almakta. Yaptırımlara katlanma, "hukuksal düzene" duyulan bağlılık ve güvenin bir göstergesidir. Zira hedef, hukuksal düzeni dışlayan bir toplumsal yapı (bir tür anarşizm) değil, içeriği evrensel ve etik değerlere göre belirlenmiş bir hukuksal düzendir. Bu nedenle, sivil itaatsizlik oluşturan eylemlerde yaygın bir biçimde görülen "tutuklanma," eylemi destekleyen bir öğe olarak algılanmaktadır.
Bu gün taksimde düzenlenmek istenen 1 mayıs mitingi, sivil itaatsizliğin çok ötesinde devletin yürürlükteki hukuk sistemine meydan okuma anlamını taşıyan bir yaklaşımdır. İşte bu çok tehlikeli ve her türlü provokasyona açık bir durum olup sivil itaatsizlik olarak nitelenemez. Devlet erki ise asla anarşizmi ve meydan okumayı kaldırmaz.
-
Değerli meslektaşlarım,
Trafik kazasından doğanmaddi tazminat davasında ıslah yaptım. Gerçek kşi davalılar için faiz başlangıç tarihi olay tarihidir. İlk davada sigorta şirketi için ise dava tarihidir. Acaba sigorta şirketi için ıslah tarihinde mi fazla kısım için hüküm verilir yoksa ilk dava tarihindenmi?
Saygılar
-
16 Yaşından Küçük Evlenilmeyecek
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, velayeti kullanan davacı baba ve evlenmesine izin verilmesi istenilen küçüğün dinlenilmeden evrak üzerinden karar verilmesini usul ve yasaya aykırı buldu.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin söz konusu kararı, Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayınlandı. Yerel mahkemenin evlenmeye izin konusuna ilişkin kararını Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine inceleyen daire, hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına karar verdi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararında, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 124/2. maddesi ile ''hakimin ancak olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek ve kadının evlenmesine izin verebileceği, olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasinin dinleneceği'' hükmü getirildiğini hatırlatarak, evlenmeye izin verilebilmesi için ana, baba veya vasinin karar verilmeden önce dinlenmelerinin öngörüldüğüne işaret etti.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin kararında şunlar kaydedildi: ''Anılan madde gereğince, mümeyyiz küçük ya da onun yasal temsilcileri davayı açabileceklerdir. Yasal temsilci tarafından açılan davada, mümeyyiz küçük de dinlenecek, evlenme için gerekli kişiliğe, bedeni ve fikri olgunluğa erişip erişmediği hakim tarafından gözlenecektir. Mahkemeci, velayeti kullanan davacı baba ve evlenmesine izin verilmesi istenilen küçüğün dinlenilmemesi, duruşma açılmayarak evrak üzerinden karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.'' Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bir başka kararında da 16 yaşını doldurmayanların evlenmesine izin verilmesini usul ve yasaya aykırı buldu.
-
ÇEVRE TEMİZLİK VERGİSİ (ÇÖP VERGİSİ)
Çevre Temizlik Vergisi
Çevre temizlik vergisi dolu veya boş olmasına bakılmaksızın su abonesi olmayan konutlardan ve tüm işyerlerinden alınmaktadır. Çevre temizlik vergisinin mükellefi binayı fiilen kullanandır.
Boş Binalar İçin Çevre Temizlik Vergisinin Kapsamı Nedir?
Boş binalarda çevre temizlik vergisi mükellefi binanın sahibidir. Ancak boş binaların çevre temizlik vergisi aşağıdaki biçimde değerlendirilir.
1. Çevre temizlik vergisi beyannamesi mükellef olunduğunda bir defa verilir. Takip eden yıllarda binayı kullanan değişmediği sürece yeniden beyanname verilmez.
2. Çevre temizlik vergisi, birinci taksiti Mart-Nisan-Mayıs aylarında, ikinci taksiti Kasım ayında olmak üzere iki eşit taksitte ödenir. Dileyen mükellef birinci taksit döneminde veya daha önce tümünü de ödeyebilir.
3. Çevre temizlik vergisi her yıl Maliye Bakanlığınca saptanan yeniden değerleme oranının yarısı kadar arttırılarak hesaplanır.
Çevre Temizlik Vergisi Ödeme Koşulları Nelerdir?
1. Çevre temizlik vergisi (çöp vergisi) taşınmazı kullanan tarafından Ocak ve Temmuz aylarında ilgili belediyeye iki eşit taksitle ödenir.
2. Çevre temizlik vergisinin yıllık artırım oranı her yıl bakanlar kurulunca belirlenen emlak vergisi yeniden değerleme oranının yarısı kadar arttırılır.
3. Mükellefler mesken veya işyerlerinin boş olduğunu belgelendirmesi halinde bu taşınmazların boş oldukları sürece çevre temizlik vergisinin yukarıda belirtilen ilkeleri doğrultusunda değerlendirilir. Bu da tahakkuk eden verginin yaklaşık yarısının ödenmesine isabet eder.
Çevre Temizlik Vergisini Kimler Öder?
Çevre temizlik vergisi, bina/apartman katında ikamet edenler veya işyerini kullananlar tarafından yılda iki kez ödenmektedir. Vergiyi ödeyebilmek için çevre temizlik vergisi bildirim formunun doldurulması gerekmektedir. Bildirim formu bir defaya mahsus olmak üzere doldurulur. Sonraki işlemler ve değişiklikler için çevre temizlik vergisi mükellef sicil numarası ile takip edilebilir.
Satış ve Taşınma Durumlarında Yapılacak İşlemler Nelerdir?
Herhangi bir adres değişikliği ya da emlak ve satımlarında bağlı bulunulan belediyenin, bu durumdan haberdar edilmesi gerekmektedir. Kişi mülkün sahibi ise mülk satıldığında, kişi kiracı ise taşındığında bağlı olunan belediyenin Hesap İşleri Müdürlüğüne, bir dilekçe ile başvurarak değişikliklerin bildirilmesi gerekmektedir 01.01.2006 tarihinden itibaren satışı yapılacak taşınmazın sahibi tarafından Belediye Gelir Şefliğinden alınan taşınmaza ait satışa esas rayiç bedeli yazısı alınıp... Tapu Müdürlüğüne müracaat ile satış gerçekleşir.
Yanlış Bir Vergilendirme İşlemi Olursa Bu Durum Nasıl Düzeltilir?
Eğer herhangi bir şekilde yanlış vergilendirmeye tabi olunursa, yanlış vergilendirilmenin düzeltilmesi için bağlı bulunulan belediyeye bir dilekçe ile başvurularak, yanlışlığın düzeltilmesi istenebilir.
-
EMLAK VERGİSİ
Emlak Vergisinin Kapsamı Nedir? Nasıl Başvurulur? ve Kimleri Bağlar?
Emlak vergisi arazi, arsa ve bina için ödenmektedir. Bu tür taşınmazı olan bir yurttaş, emlak vergisi vermekle yükümlüdür. Emlak vergisi ödeyecek kişilerin, ilgili belediyelerin Emlak Vergisi birimine başvurmaları gerekmektedir. Başvuru sırasında kişiler yanlarında taşınmaz ile ilgili olan tapuyu ya da tapu örneğini bulundurmalıdır.
Tapusu ile ilgili birime giden şahıslar, her bir emlak türü için arazi, arsa veya bina gibi ayrı ayrı form ve beyanname doldurmak zorundadırlar. Bu beyannameler; Emlak vergisi Beyannamesi Ek Formu, Arazi, Arsa, Bina Beyannameleridir.
Emlak Vergisi Beyannamesi İçin Hangi Belgeler Gereklidir?
Emlak vergisi beyannamesi için; tapu fotokopisi, nüfus cüzdanı fotokopisi, binalar için yapı kullanma izni fotokopisi, binanın bulunduğu adres (mahalle, sokak, bina, daire veya işyeri numarası), beyan sahibinin ikamet ve işyeri adresi, vergi numarası, o yıla ait bedelde damga pulu ile birlikte ilgili olduğu belediyenin Gelir Servisine başvurmalıdır.
Emlak Vergisi Hangi Dönemlerde Ödenmektedir?
Emlak vergisi, birinci taksiti Mart-Nisan-Mayıs aylarında, ikinci taksiti Kasım ayında olmak üzere iki eşit taksitte ödenir. Dileyen mükellef tümünü birinci taksit döneminde veya daha önce de ödeyebilir.
Emlak Vergisi Zamanında Ödenmezse Cezai Yaptırım Ne Olur?
Emlak vergisini zamanında ödemeyen mükellef geciken taksit için her ay 6183 sayılı kanun hükümlerine göre tespit edilen oranda gecikme cezası ödemek zorundadır. Örneğin, bu oran 2001 yılında uygulanmak üzere tespit edilen aylık gecikme cezası %10 olmuştur.
Emlak Vergisini İndirimli Ödeme Koşulu Var mıdır? Varsa Bu Koşullar Nelerdir?
Emlak vergisi indirimli olarak ödenebilir. Başvuru sahibi emekli/dul)yetim bir kişi ise, ve bu kişinin yalnızca bir konutu varsa ve bu konutu sadece oturma amacıyla kullanıyorsa emlak vergisini Emlak Vergisinin 8. Maddesine göre indirimli olarak ödeyebilmektedir. İndirimli verginin uygulanabilmesi için kişinin Tek Meskeni Olan Emeklilere, Dul ve Yetimlere Ait Bildirim Formunu (görmek için lütfen tıklayın) doldurması gerekmektedir.
Emlak Vergisi Süresinde Ödenmezse Ne Yapılmalıdır?
Emlak vergisini süresinde ödemeyenler, Vergi Usul Kanununun 376. Maddesine göre, vergilerini ödemek için bir dilekçe ile başvuru yapabilirler.
Emlak devri Söz Konusu İse Ne Yapılmalıdır?
Bu durumda emlakın borcu olmadığına ilişkin bir belge talep edilebilir. Emlakın borcu olmadığına ilişkin belgeyi ilgili belediyeden bir dilekçe ile istenebilir.
Emlak Satıldığında Ne yapılmalıdır?
Satılan daire/işyeri/arsa ya da arazinin emlak beyanının kişinin üzerinden düşürülmesi için ilgili belediyeye dilekçe vermek gerekmektedir.
-
İSKAN RAPORU (YAPI KULLANMA İZİN BELGESİ)
İskan Raporu Nedir?
Ruhsatlı binalar için ruhsat ve eklerine uygun olarak tamamlandığını gösteren; ruhsat bilgilerini inşaatın bitim tarihini, tapu kaydını, adresini, bağımsız bölümlerin cinslerini, numaralarını, arsa paylarını, metrekarelerini, sınıflarını, mal sahiplerini gösteren ve Belediyenin İmar Müdürlüğü Yapı Kullanma İzni birimince düzenlenen bir belgedir.
İskan Raporu Almanın Koşulları Nelerdir?
İskan raporu almak için inşaat sahibi, müteahhidi veya yetkilisi bir dilekçe ile Belediyeye başvurmalıdır. Başvuruyu alan Yapı Kullanma İzni teknik elemanları binanın ruhsat ve eklerine uygun olarak yapılıp yapılmadığını yerinde kontrol ederek saptar. Binanın herhangi bir teknik eksikliği yoksa mak sahibi veya müteahhidinden yapıyla ilgili olarak MESKİ, TEDAŞ, TÜRK Telekominikasyon A.Ş., Sivil Savunma Müdürlüğü, İtfaiye Müdürlüğü gibi kuruluşlardan su, elektirik, telefon, sığınak, yangın, asansör tesisatları ile ilgili teknik raporlarla, yapının fenni sorumlusundan yapının kontrolü altında ruhsat ve eki projesine uygun olarak yapıldığına dair noter onaylı taahhütnameyi. Yapı kullanma İzni Amirliğine vermesi istenir. Teknik raporlarla taahhütname verildikten sonra yapı için Genel İskan Raporu düzenlenir.
Bu İşlemin Mali Külfeti Ne Kadardır?
Kat irtifakının kat mülkiyetine çevrilmesi harç ve vergiye tabi değildir. Ancak, taşınmazın niteliğinin kagir bina olarak tapu kütüğüne gerekeceğinden tashih için tapu harcı ödenir. Ayrıca bir döner sermaye bedeli tahsil edilecektir.
Yapı Kullanma İzni Nasıl Alınır?
Genel iskan raporu düzenlenmiş binalardaki bağımsız bölüm sahipleri 3 adet tapu fotokopisi ile Belediye İmar Müdürlüğü Yapı Kullanma İzni Amirliğine başvurarak yapı kullanma izni harçlarını emlak vergisi ve katılım paylarını ödeyerek ve vergi dairesinden ilişiğini keserek kendi bağımsız bölümü için yapı kullanma izin belgesi alabilir. Yapı kullanma izni ile ilgili kuruluşlara başvurarak su, elektirik ve telefon abonelikleri de yaptırılabilir.
Önemli Uyarı: Yapı kullanma izni olmayan yapılar bina ve binadaki bağımsız bölümlere su, elektirik ve telefon bağlantısı yapılamaz.
İskan Raporu Alınırken Gerekli Belgeler Nelerdir?
1.Dilekçe
2.Tapu
3.Denetim veya fenni mesullerin uygunluk yazısı
4.Vergi İlişik Kesme Belgesi (Her bağımsız bölüm için)
5.Ön ve arka cephenin 13*18 ebadında ikişer fotoğrafı,
6.Isı Yalıtım Vizesi ,
7. SSK 'dan ilişik kesme yasası,
8.150 m2 nin üzerinde işyeri bulunan yapılar için harç
-
İNŞAAT RUHSATI ALMA
İnşaat Ruhsatı Almak İçin Gerekli Koşullar Nelerdir?
İnşaat ruhsatı alabilmek için talep sahibi aşağıdaki belgeler ile birlikte belediyeye başvurmak durumundadır. Eğer Belediye İmar Müdürlüğü tarafından yapılan inceleme sonunda ruhsat alması için herhangi bir eksiklik görülmezse aşağıda örneği görülen Yapı Ruhsatı eksiksiz olarak doldurularak talep sahibine verilecektir. Yapı ruhsatını alan talep sahibi inşaata 2 yıl içinde başlayabilir.
2 yıl içinde inşaata başlamazsa veya 2 yıl içinde inşaata başlanmasına rağmen 5 yıl iinde inşaat, ruhsatına uygun olarak bitirilmezse ruhsat hükümsüz olur. Bu durumda ruhsat yenilenmediği taktirde inşaata izin verilmez, ayrıca kısmen yapılan kısımlar için ruhsatsız inşaat işlemi yapılır.
İnşaat Ruhsatı Almak İçin Gerekli Belgeler Nelerdir?
1. Ruhsat talep dilekçesi
2. Tapu sureti (1 Ay süreli tapu vizeli)
3. Mal sahiplerinin vekaletnamesi (gerekli ise)
4. Aplikasyon krokisi
5. Çap
6. İmar durumu
7. İmar durumuna göre onaylı vaziyet planı
8. Kot krokisi
9. İnşaat mühendisinin statik hesaplarına teşkil edecek jeoteknik zemin etüt raporu
10. Deprem Yönetmelik şartlarına uygun olarak projelerin işin başından sonuna kadar yerinde tatbik edileceğine dair noterden fenni mesullük taahhütnamesi (mimar veya inşaat mühendisinden)
11. Diğer 3 mühendisin ilgili odasından fenni mesullük taahhütnamesi (mimar veya inşaat mühendisi, elektirik mühendisi. Ve makine mühendisinin kendi projeleriyle ilgili taahhütnameleri)
12. 5 Takım mimari proje
13. 5 Takım statik projesi
14. 4 Takım elektrik projesi
15. 4 Takım sıhhi tesisat projesi
16. 5 Kat ve üstü için asansör avan projesi ve ayrıca 10 kat ve üstü için çift asansörlü avan projesi ve
17. 8 Kat ve üstü için paratoner hesabı.
18. Harita Mühendisliği Teknik uygulama sorumluluğu belgeleri.
İnşaat Ruhsatı Almadan Bina Yapılırsa Yaptırımları Nelerdir?
Belediye sınırları içinde inşaat ruhsatı almadan bina yapılır ise 3194 sayılı İmar kanununun 32 ve 42. maddesi gereği işlem yapılır.
-
İŞYERİ Aİşyerine ait tapu fotokopisiİşyerine ait yapı kullanma belgesiİşyerine ait numarataj krokisiİşyerine ait fen işleri amirliğince verilmiş fenni rapor (Umuma açık işyeri açılış ruhsatı ve GSM ruhsatı gereken işyerleri için)İtfaiye raporu gereken işyerlerine İ.B.B. İtfaiye Müdürlüğünden alınacak raporVergi levhası fotokopisiEsnaf sanatkarlar odası üye kayıt yazısıTicaret odası oda kayıt yazısıKira kontratının aslı veya noter tastikli fotokopisiİkametgah ve nüfus suretiŞirket kuruluş gazetesi ilan fotokopisiİmza sirküleri ve kaşe6 adet vesikalık fotoğraf2 adet plastik dosya
-
Yeni işverenin sorumluluğu
MADDE 23. - Süresi belirli olan veya olmayan sürekli iş sözleşmesi ile bir işverenin işine girmiş olan işçi, sözleşme süresinin bitmesinden önce yahut bildirim süresine uymaksızın işini bırakıp başka bir işverenin işine girerse sözleşmenin bu suretle feshinden ötürü, işçinin sorumluluğu yanında, ayrıca yeni işveren de aşağıdaki hallerde birlikte sorumludur:
a) İşçinin bu davranışına, yeni işe girdiği işveren sebep olmuşsa.
b) Yeni işveren, işçinin bu davranışını bilerek onu işe almışsa.
c) Yeni işveren işçinin bu davranışını öğrendikten sonra dahi
-
Çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi
MADDE 22. - İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir.
Taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilir. Çalışma koşullarında değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamaz.
-
Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları
MADDE 21. - İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.
Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler.
Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir.
İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir.
İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur.
Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir.
-
Fesih bildirimine itiraz ve usulü
MADDE 20. - İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. Toplu iş sözleşmesinde hüküm varsa veya taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme götürülür.
Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.
Özel hakemin oluşumu, çalışma esas ve usulleri çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir
-
Sözleşmenin feshinde usul
MADDE 19. - İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.
Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır.
-
Feshin geçerli sebebe dayandırılması
MADDE 18. - Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır.
Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz:
a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak.
b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak.
c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.
d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler.
e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek.
f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık.
İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir.
İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz.
-
Süreli fesih
MADDE 17. - Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir.
İş sözleşmeleri;
a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra,
b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra,
c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra,
d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra,
Feshedilmiş sayılır.
Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir.
Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır.
İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir.
İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir.
Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur.
-
Takım sözleşmesi ile oluşturulan iş sözleşmeleri
MADDE 16. - Birden çok işçinin meydana getirdiği bir takımı temsilen bu işçilerden birinin, takım kılavuzu sıfatıyla işverenle yaptığı sözleşmeye takım sözleşmesi denir.
Takım sözleşmesinin, oluşturulacak iş sözleşmeleri için hangi süre kararlaştırılmış olursa olsun, yazılı yapılması gerekir. Sözleşmede her işçinin kimliği ve alacağı ücret ayrı ayrı gösterilir.
Takım sözleşmesinde isimleri yazılı işçilerden her birinin işe başlamasıyla, o işçi ile işveren arasında takım sözleşmesinde belirlenen şartlarla bir iş sözleşmesi yapılmış sayılır. Ancak, takım sözleşmesi hakkında Borçlar Kanununun 110 uncu maddesi hükmü de uygulanır.
İşe başlamasıyla iş sözleşmesi kurulan işçilere ücretlerini işveren veya işveren vekili her birine ayrı ayrı ödemek zorundadır. Takım kılavuzu için, takıma dahil işçilerin ücretlerinden işe aracılık veya benzeri bir nedenle kesinti yapılamaz.
-
Ben 01.01.2006 tarihinden beri bir şirkette çalışmaktayım.Son bir kaç aydır maaş ve primlerimi alamıyorum,bu nedenle işten ayrılmak istiyorum.Bu konuda ne yapmalıyım? İstifa mı etmeliyim.Yardımcı olursanız sevinirim.Saygılarımla.
-
Tenkis davasında uygulanacak kurallar şöylece özetlenebilir;
1. Öncelikle davacının saklı payı ile , tasarruf edilebilir kısmın parasal değerlerinin bulunması gerekir. Bunun için miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle terekenin aktif ve pasifinin parasal değeri hesap edilir.
2. Terekenin aktifi temlik edilen ve temlik dışı taşınır taşınmaz mallar , alacaklar , ölüme bağlı sigortalar olarak sayılabilir. Miras bırakanın borcu ,cenaze giderleri terekenin mühürlenmesi ve yazım giderleri ve miras bırakanla birlikte yaşayanın ve onun tarafından bakılan kişilerin üç aylık geçim giderleri terekenin pasifini teşkil eder . Terekenin aktifinin ölüm günün itibariyle değerinden pasif değerler düşülerek NET TEREKE miktarı tutarı bulunur.
3. Davacının SAKLI PAYI miktarı net tereke miktarı üzerinden veraset belgesindeki paya göre hesap hesap edilir .Bu miktardan temlik dışı terekeden aldığı miktar var ise yine veraset belgesindeki paya göre hesaplanır, bu miktar düşülerek (Saklı payın parasal değeri ) bulunur.
Net terekenin geri kalan kısmı ise tasarruf edilebilir kısım (tasarruf nisabı) dır.
SABİT TENKİS ORANI = saklı payın parasal değeri (pay) tenkise konu malın ölüm günü itibariyle parasal değeri (payda) şeklindedir.
4. Davacının saklı payına müdahale ortaya çıkarsa tenkise konu malın değerinde azalma gelmeden bölünmesinin imar yönünden mümkün olup olmadığı araştırılır Tenkise konu mal bölünebiliyorsa ,bu kısımların bağımsız bölümler halinde taraflar adına tesciline karar verilir.
5. Tenkis konusu malın bölünmesi mümkün değilse , davalıya TMK. 564. Maddesindeki tercih hakkı kullandırılır.
a. Davalı dilerse parayı seçebilir .Bu durumda tasarruf edilebilir (tasarruf nisabının ) değerini davacıdan alarak, malı davacıya bırakır.
b. Davalı dilerse malı seçebilir. Bu takdirde mal davalıda bırakılacak, davalı davacıya saklı paya el atılan –tenkisi gereken – miktarı ödeyecektir.
6. Bu takdirde , yeniden keşif yapılarak tenkis konusu malın karar günündeki ( md. 564/2 yada karara en yakın gündeki ,Yargıtay kararlarına göre tercih hakkının kullanıldığı gündeki ) değeri tespit edilir ve ortaya çıkan miktar sabit tenkis oranı ile çarpılarak saklı paya el atılan , tenkis edilecek bedel veya tasarruf edilebilir miktarlar bulunur.
-
Tenkiste usul:
1-Ölüm tarihi itibariyle tereke değerinin tespiti
2-Tasarruf nisabının, sabit tenkis oranının tespiti
3-Bölünür bölünmezlik raporu
4-Davalıdan tercih hakkının sorulması (bölünmezlik raporu halinde)
5-Hakkın kullanımını müteakip ivedilikle, tercih tarihi itibariyle değer tespiti
6-Yine gecikmeksizin ,son raporu müteakip, karar tesisi.(Bölünemeyen malın, tercih hakkının kullanıldığı tarihteki değerinin, sabit tenkis oranına çarpılmasıyla ulaşılacak değer = Tenkise tabi tutar)
Tenkiste önemli olan iki tarih değeri, ölüm tarihi değeri ile, tercih hakkının kullanıldığı tarihteki değerlerdir.
Tercih hakkı kullanıldıktan sonra alınacak olan değer raporunun, bu yüzden ivedilikle alınmasını sağlamak , rapor alındıktan sonra da ivedilikle karar tesisi isteminde bulunmak (davalının tercih hakkını bedel yönünde kullanması durumunda) önemlidir.
-
MİRAS SÖZLEŞMESİNDEN DOĞAN DAVALAR
A. Mirasbırakanın sağlığında mallarını vermesi durumunda
Madde 572.- Mirasbırakan, sağlığında bütün malvarlığını miras sözleşmesiyle atadığı mirasçıya devretmişse, bu mirasçı resmî defter düzenlenmesini isteyebilir.
Mirasbırakan, malvarlığının tamamını devretmemişse veya tamamını devrettikten sonra yeni mallar edinmişse; miras sözleşmesi, aksine bir kural içermedikçe, yalnız sağlıkta devredilmiş olan malları kapsar.
Mirasbırakanın sağlığında malvarlığını devretmesi hâlinde, miras sözleşmesinde başka türlü bir kural yoksa, miras sözleşmesinden doğan hak ve borçlar atanmış mirasçının mirasçılarına geçer.
B. Mirastan feragat durumunda
I. Tenkis
Madde 573.- Mirasbırakan, mirastan feragat eden mirasçıya, sağlığında terekenin tasarruf edilebilir kısmını aşan edimlerde bulunmuşsa; diğer mirasçılar bunun tenkisini isteyebilirler. Bu durumda, mirastan feragat edenin sadece saklı payını aşan miktar tenkise tâbi olur.
Edimlerin değerlerinin mahsubu, mirasta denkleştirme kurallarına göre yapılır.
II. Geri verme Madde 574.- Mirastan feragat eden, tenkis sebebiyle terekeye bir malı veya diğer bir değeri geri vermekle yükümlü olursa; dilerse tenkise tâbi değeri geri verir, dilerse almış olduklarının tamamını terekeye geri vererek mirastan feragat etmemiş gibi paylaşmaya katılır.
-
ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLARIN
İPTALİ VE TENKİSİ
A. İptal davası
I. Sebepleri
Madde 557.- Aşağıdaki sebeplerle ölüme bağlı bir tasarrufun iptali için dava açılabilir:
1. Tasarruf mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa,
2. Tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa,
3. Tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı ise,
4. Tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa.
II. Dava hakkı
Madde 558.- İptal davası, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir.
Dava, ölüme bağlı tasarrufun tamamının veya bir kısmının iptaline ilişkin olabilir.
İptal davası, ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanların tasarrufun düzenlenmesine katılmalarının yol açtığı sakatlığa dayandığı takdirde tasarrufun tamamı değil, yalnız bu kazandırmalar iptal edilir.
III. Hak düşürücü süreler
Madde 559.- İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer.
Hükümsüzlük, def"i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
B. Tenkis davası
I. Koşulları
1. Genel olarak
Madde 560.- Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler.
Yasal mirasçıların paylarına ilişkin olarak tasarrufta yer alan kurallar, mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, sadece paylaştırma kuralları sayılır.
2. Saklı paylı mirasçılar lehine kazandırmalar
Madde 561.- Saklı pay sahibi mirasçılara ölüme bağlı tasarrufla yapılan ve tasarruf edilebilir kısmı aşan kazandırmaların onların saklı paylarını aşan kısmı orantılı olarak tenkise tâbi olur. Tenkise tâbi birden fazla ölüme bağlı tasarrufun bulunması hâlinde, saklı pay sahibi mirasçıya yapılan kazandırmanın saklı payı aşan kısmı ile saklı pay sahibi olmayan kimselere yapılan kazandırmalar orantılı olarak tenkis edilir.
3. Mirasçının alacaklılarının hakları
Madde 562.- Mirasbırakan, tasarruf edebileceği kısmı aştığında, saklı payı zedelenen mirasçı, iflâsı hâlinde iflâs dairesinin veya mirasın geçtiği tarihte kendisine karşı ellerinde ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklıların ihtarına rağmen tenkis davası açmazsa, iflâs idaresi veya bu alacaklılar, alacaklarının elde edilmesi için gerekli olan oranda ve mirasçıya tanınan süre içinde tenkis davası açabilirler.
Mirasçılıktan çıkarılanın çıkarma tasarrufuna itiraz etmemesi durumunda da iflâs idaresi veya alacaklılar, aynı koşullarla tenkis davası açabilirler.
II. Hükümleri
1. Genel olarak
Madde 563.- Tenkis, mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, mirasçı atanması yoluyla veya diğer bir ölüme bağlı tasarrufla elde edilen kazandırmaların tamamında, orantılı olarak yapılır.
Ölüme bağlı tasarrufla kazandırma elde eden kimse, bazı vasiyetleri yerine getirmekle yükümlü kılınmışsa, kazandırmanın tenkise tâbi tutulması hâlinde, bu kimse mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça vasiyet borçlarının da aynı oranda tenkis edilmesini isteyebilir.
2. Bölünmez mal vasiyetinde
Madde 564.- Değerinde azalma meydana gelmeksizin bölünmesine olanak bulunmayan belirli bir mal vasiyeti tenkise tâbi olursa, vasiyet alacaklısı, dilerse tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın verilmesini, dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebilir.
Tasarruf konusu malın vasiyet alacaklısında kalması durumunda, malın tenkis sebebiyle vasiyet borçlusuna verilmesi gereken, aksi hâlde tasarruf oranı içinde kalan kısmının karar günündeki değerinin para olarak ödetilmesine karar verilir.
Bu kurallar, sağlararası kazandırmaların tenkisinde de uygulanır.
3. Sağlararası kazandırmalar
a. Tenkise tâbi kazandırmalar
Madde 565.- Aşağıdaki karşılıksız kazandırmalar, ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tâbidir:
1. Mirasbırakanın, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar,geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi,
2. Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar,
3. Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar,
4. Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar.
b. Geri verme borcu
Madde 566.- Kendisine tenkise tâbi bir kazandırma yapılmış olan kimse iyiniyetli ise, sadece mirasın geçmesi anında kazandırmadan elinde kalanı geri vermekle yükümlüdür; iyiniyetli değilse, iyiniyetli olmayan zilyedin geri verme borcuna ilişkin hükümlere göre sorumlu olur.
Miras sözleşmesiyle elde ettiği kazandırma tenkise tâbi tutulan kimse, bu kazandırma için mirasbırakana verdiği karşılığın tenkis oranında geri verilmesini isteyebilir.
4. Hayat sigortalarında
Madde 567.- Mirasbırakanın kendi ölümünde ödenmek üzere üçüncü kişi lehine hayat sigortası yaptığı veya böyle bir kişiyi lehdar olarak sonra belirlediği ya da sigortacıya karşı olan istem hakkını sağlararası veya ölüme bağlı tasarrufla karşılıksız olarak üçüncü kişiye devrettiği hâllerde, sigorta alacağının mirasbırakanın ölümü zamanındaki satınalma değeri tenkise tâbi olur.
5. İntifa hakkı veya irat bakımından
Madde 568.- Mirasbırakan, tahmin edilen devam sürelerine göre sermayeye çevrilmeleri hâlinde tasarruf edilebilir kısmı aşan intifa hakkı veya irat borcu ile terekesini yükümlü kılarsa, mirasçıları, intifa hakkının veya irat borcunun tenkisini ya da tasarruf edilebilir kısmı vererek bu yükümlülüğün kaldırılmasını isteyebilirler.
6. Artmirasçı bakımından
Madde 569.- Mirası artmirasçıya geçirme yükümlülüğü ile saklı payı zedelenen mirasçı, aşan kısmın tenkisini isteyebilir.
III. Tenkiste sıra
Madde 570.- Tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar, önce ölüme bağlı tasarruflardan; bu yetmezse, en yeni tarihlisinden en eskisine doğru geriye gidilmek üzere sağlararası kazandırmalardan yapılır.
Kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası kazandırmalar en son sırada tenkis edilir.
IV. Hak düşürücü süreler Madde 571.- Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.
Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlarsa, süreler iptal kararının kesinleşmesi tarihinde işlemeye başlar.
Tenkis iddiası, def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
-
VASİYETİ YERİNE GETİRME GÖREVLİSİ
A. Atanması
I. Atanma ve ehliyet
Madde 550.- Mirasbırakan, vasiyetnameyle bir veya birden çok vasiyeti yerine getirme görevlisi atayabilir.
Vasiyeti yerine getirme görevlisinin, göreve başladığı sırada fiil ehliyetine sahip olması gerekir.
Vasiyeti yerine getirme görevlisine sulh hâkimi tarafından bu görevi bildirilir; bildirim tarihinden başlayarak onbeş gün içinde kabul edilmediği sulh hâkimine bildirilmezse, görev kabul edilmiş sayılır.
Vasiyeti yerine getirme görevlisi hizmetinin karşılığında uygun bir ücret isteyebilir.
II. Birden çok vasiyeti yerine getirme görevlisi
Madde 551.- Birden çok vasiyeti yerine getirme görevlisinin atanmış olması hâlinde, tasarruftan veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça bunlar görevi birlikte yürütürler.
Bunlardan biri görevi kabul etmez veya edemez ya da herhangi bir sebeple görevi sona ererse, mirasbırakanın tasarrufundan aksi anlaşılmadıkça diğerleri göreve devam eder.
Birden çok vasiyeti yerine getirme görevlisi birlikte hareket etmek üzere atanmış olsa bile acele hâllerde her biri gerekli işlemleri yapabilir.
B. Görev ve yetkileri
I. Genel olarak
Madde 552.- Mirasbırakan, tasarrufunda aksini öngörmüş veya sınırlı bir görev vermiş olmadıkça vasiyeti yerine getirme görevlisi, mirasbırakanın son arzularının yerine getirilmesi için gerekli bütün işlemleri yapmakla görevli ve yetkilidir.
Vasiyeti yerine getirme görevlisi, özellikle;
1. Göreve başladıktan sonra gecikmeksizin terekedeki malların, hakların ve borçların listesini düzenler. Liste düzenlenirken olanak varsa mirasçılar hazır bulundurulur.
2. Terekeyi yönetir ve yönetimin gerektirdiği ölçüde tereke mallarının zilyetliğinin kendisine devrini ister.
3. Tereke alacaklarını tahsil eder, borçlarını öder.
4. Vasiyetleri yerine getirir.
5. Terekenin paylaşılması için plân hazırlar.
6. Tereke ile ilgili dava ve takiplerde miras ortaklığını temsil eder. Mirasçılar tarafından açılmış davalardan görevi ile ilgili olanlara müdahil olarak katılabilir.
7. Açtığı veya aleyhine açılan davalar ile yapılan takipleri mirasçılara bildirir.
II. Tereke malları üzerinde tasarruf
Madde 553.- Mirasbırakan taahhüt etmiş olmadıkça, terekeye dahil malların, vasiyeti yerine getirme görevlisi tarafından devri veya bunlar üzerinde sınırlı aynî haklar kurulması, sulh hâkiminin yetki vermesine bağlıdır. Hâkim, olanak bulunduğu takdirde mirasçıları dinledikten sonra karar verir. Olağan giderleri karşılayacak ölçüdeki tasarruflar için yetki almaya gerek yoktur.
C. Görevin sona ermesi
Madde 554.- Vasiyeti yerine getirme görevlisinin görevi, ölümü veya atanmasını geçersiz kılan bir sebebin varlığı hâlinde kendiliğinden sona erer.
Vasiyeti yerine getirme görevlisi sulh hâkimine yapacağı bir beyanla görevinden ayrılabilir. Görev uygunsuz bir zamanda bırakılamaz.
D. Denetlenmesi
Madde 555.- Vasiyeti yerine getirme görevlisi, görevinin yerine getirilmesinde sulh hâkiminin denetimine tâbidir.
Hâkim, şikâyet üzerine veya re'sen gereken önlemleri alır.
Vasiyeti yerine getirme görevlisinin yetersiz olduğu, görevini kötüye kullandığı veya ağır ihmali tespit edilirse, sulh hâkimi tarafından görevine son verilir. Bu karara karşı tebliğinden başlayarak onbeş gün içinde asliye mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
E. Sorumluluğu Madde 556.- Vasiyeti yerine getirme görevlisi, görevini yerine getirirken özen göstermekle yükümlüdür; ilgililere karşı bir vekil gibi sorumludur.
-
B. Miras sözleşmesi
I. Şekli
Madde 545.- Miras sözleşmesinin geçerli olması için resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekir.
Sözleşmenin tarafları, arzularını resmî memura aynı zamanda bildirirler ve düzenlenen sözleşmeyi memurun ve iki tanığın önünde imzalarlar.
II. Ortadan kaldırılması
1. Sağlararasında
a. Sözleşme veya vasiyetname ile
Madde 546.- Miras sözleşmesi, tarafların yazılı anlaşmasıyla her zaman ortadan kaldırılabilir.
Miras sözleşmesiyle mirasçı atanan veya kendisine belirli mal bırakılan kişinin, mirasbırakana karşı miras sözleşmesinin yapılmasından sonra mirasçılıktan çıkarma sebebi oluşturan davranışta bulunduğu ortaya çıkarsa; mirasbırakan, miras sözleşmesini tek taraflı olarak ortadan kaldırabilir.
Tek taraflı ortadan kaldırma, vasiyetnameler için kanunda öngörülen şekillerden biriyle yapılır.
b. Sözleşmeden dönme yolu ile
Madde 547.- Miras sözleşmesi gereğince sağlararası edimleri isteme hakkı bulunan taraf, bu edimlerin sözleşmeye uygun olarak yerine getirilmemesi veya güvenceye bağlanmaması hâlinde borçlar hukuku kuralları uyarınca sözleşmeden dönebilir.
2. Mirasbırakandan önce ölme
Madde 548.- Mirasçı atanan veya kendisine belirli mal bırakılan kişi mirasbırakanın ölümünde sağ değilse, miras sözleşmesi kendiliğinden ortadan kalkar.
Mirasbırakandan önce ölen kişinin mirasçıları, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ölüme bağlı tasarrufta bulunandan, miras sözleşmesi uyarınca elde ettiği ölüm tarihindeki zenginleşmeyi geri isteyebilirler.
C. Tasarruf edilebilir kısmın daralması Madde 549.- Miras sözleşmesi veya vasiyetnameyle yapılan ölüme bağlı kazandırmalar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmın sonradan daralması yüzünden hükümsüz olmaz; sadece tenkis edilebilir.
-
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLARIN ÇEŞİTLERİ
A. Genel olarak
Madde 514.- Mirasbırakan, tasarruf özgürlüğünün sınırları içinde, malvarlığının tamamında veya bir kısmında vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle tasarrufta bulunabilir.
Mirasbırakanın üzerinde tasarruf etmediği kısım yasal mirasçılarına kalır.
B. Koşullar ve yüklemeler
Madde 515.- Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarruflarını koşullara veya yüklemelere bağlayabilir. Tasarruf hüküm ve sonuçlarını doğurduğu andan itibaren, her ilgili koşul veya yüklemenin yerine getirilmesini isteyebilir.
Hukuka veya ahlâka aykırı koşullar ve yüklemeler, ilişkin bulundukları tasarrufu geçersiz kılar.
Anlamsız veya yalnız başkalarını rahatsız edici nitelikte olan koşullar ve yüklemeler yok sayılır.
C. Mirasçı atama
Madde 516.- Mirasbırakan, mirasının tamamı veya belli bir oranı için bir veya birden çok kişiyi mirasçı atayabilir.
Bir kişinin, mirasın tamamını veya belli bir oranını almasını içeren her tasarruf, mirasçı atanması sayılır.
D. Belirli mal bırakma
I. Konusu
Madde 517.- Mirasbırakan, bir kimseye onu mirasçı atamaksızın belirli bir mal bırakma yoluyla kazandırmada bulunabilir.
Belirli mal bırakma, ölüme bağlı tasarrufla bir kimseye terekedeki bir malın mülkiyetinin veya terekenin tamamı ya da bir kısmı üzerinde intifa hakkının kazandırılmasına yönelik olabileceği gibi; bir kimse lehine tereke değeri üzerinden bir edimin yerine getirilmesinin, bir iradın bağlanmasının veya bir kimsenin bir borçtan kurtarılmasının, mirasçılar veya belirli mal bırakılanlara yükletilmesi suretiyle de olabilir.
Bırakılan belirli mal terekede bulunmadığı takdirde, tasarruftan aksi anlaşılmadıkça, ölüme bağlı tasarrufu yerine getirmekle yükümlü olanlar borçtan kurtulurlar.
II. Teslim borcu
Madde 518.- Bırakılan belirli mal, mirasın açılması anındaki durumuyla teslim olunur; yarar ve hasar, mirasın açılması anında kendisine belirli mal bırakılana geçer.
Tasarrufu yerine getirme ile yükümlü olan kimse, mirasın açılmasından sonra bırakılan belirli mala yaptığı harcamalar ve mala verdiği zararlardan dolayı, vekâletsiz iş görenin haklarına sahip ve borçlarıyla yükümlü olur.
III. Tereke ile ilgisi
Madde 519.- Tereke mevcudunu veya tasarrufu yerine getirme yükümlüsüne yapılan kazandırmayı ya da saklı payı zedeleyen tasarrufların orantılı olarak tenkisi istenebilir.
Tasarrufu yerine getirme yükümlüsü, mirasçılığı veya kendisine bırakılan kazandırmayı reddetmiş ya da mirasbırakandan önce ölmüş veya mirastan yoksun kalmış olsa bile tasarruf yürürlükte kalır; yerine getirme borcu, bu durumlardan yararlananlara geçer.
Yasal veya atanmış mirasçı, mirası reddetmiş olsa bile lehine yapılmış bir tasarrufun yerine getirilmesini isteyebilir.
E. Yedek mirasçı atama
Madde 520.- Mirasbırakan, atadığı mirasçının kendisinden önce ölmesi veya mirası reddetmesi hâlinde onun yerine geçmek üzere bir veya birden çok kişiyi yedek mirasçı olarak atayabilir.
Bu kural belirli mal bırakmada da uygulanır.
F. Artmirasçı atama
I. Belirlenmesi
Madde 521.- Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarrufuyla önmirasçı atadığı kişiyi mirası artmirasçıya devretmekle yükümlü kılabilir.
Aynı yükümlülük artmirasçıya yüklenemez.
Bu kurallar belirli mal bırakmada da uygulanır.
II. Artmirasçıya geçiş
Madde 522.- Tasarrufta geçiş anı belirtilmemişse miras, önmirasçının ölümüyle artmirasçıya geçer.
Tasarrufta geçiş anı gösterilmiş olup önmirasçının ölümünde bu an henüz gelmemişse miras, güvence göstermeleri koşuluyla önmirasçının mirasçılarına teslim edilir.
Mirasın artmirasçıya geçmesine herhangi bir sebeple olanak kalmadığı anda miras, önmirasçıya; önmirasçı ölmüşse onun mirasçılarına kesin olarak kalır.
III. Güvence
Madde 523.- Önmirasçıya geçen mirasın sulh mahkemesince defteri tutulur.
Mirasbırakan açıkça bağışık tutmadıkça, mirasın önmirasçıya teslimi onun güvence göstermesine bağlıdır. Taşınmazlarda bu güvence, yeterli görüldüğü takdirde mirası geçirme yükümlülüğünün tapu kütüğüne şerh verilmesiyle de sağlanabilir.
Önmirasçı güvence göstermez veya artmirasçının beklenen haklarını tehlikeye düşürürse, mirasın resmen yönetimine karar verilir.
IV. Hükümleri
1. Önmirasçı hakkında
Madde 524.- Önmirasçı, mirası atanmış mirasçılar gibi kazanır.
Önmirasçı, mirasa artmirasçıya geçirme yükümlülüğü ile sahip olur.
2. Artmirasçı hakkında
Madde 525.- Artmirasçı, mirası belirlenmiş olan geçiş anında sağ ise kazanır.
Artmirasçı geçiş anından önce ölmüşse, tasarrufta aksi öngörülmüş olmadıkça, miras önmirasçıya kalır.
Önmirasçı mirasbırakanın ölümünde sağ değilse veya mirastan yoksun kalmışsa ya da mirası reddederse, miras artmirasçıya geçer.
G. Vakıf
Madde 526.- Mirasbırakan, terekesinin tasarruf edilebilir kısmının tamamını veya bir bölümünü özgülemek suretiyle vakıf kurabilir.
Vakıf, ancak kanun hükümlerine uyulmak koşuluyla tüzel kişilik kazanır.
H. Miras sözleşmeleri
I. Olumlu miras sözleşmesi
Madde 527.- Mirasbırakan, miras sözleşmesiyle mirasını veya belirli malını sözleşme yaptığı kimseye ya da üçüncü bir kişiye bırakma yükümlülüğü altına girebilir.
Mirasbırakan, malvarlığında eskisi gibi serbestçe tasarruf edebilir; ancak, miras sözleşmesindeki yükümlülüğü ile bağdaşmayan ölüme bağlı tasarruflarına veya bağışlamalarına itiraz edilebilir.
II. Mirastan feragat sözleşmesi
1. Kapsamı
Madde 528.- Mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir.
Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder.
Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.
2. Hükümden düşmesi
Madde 529.- Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmış olup bu kişinin herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat hükümden düşer.
Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmamışsa, en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılır ve bunların herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat yine hükümden düşer. 3. Tereke alacaklılarının hakları
Madde 530.- Mirasın açılması anında tereke, borçları karşılayamıyorsa ve borçlar mirasçılar tarafından da ödenmiyorsa, feragat eden ve mirasçıları, alacaklılara karşı feragat için ölümünden önceki beş yıl içinde mirasbırakandan almış oldukları karşılıktan, mirasın açılması anındaki zenginleşmeleri tutarında sorumludurlar.
-
ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLARIN ÇEŞİTLERİ
A. Genel olarak
Madde 514.- Mirasbırakan, tasarruf özgürlüğünün sınırları içinde, malvarlığının tamamında veya bir kısmında vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle tasarrufta bulunabilir.
Mirasbırakanın üzerinde tasarruf etmediği kısım yasal mirasçılarına kalır.
B. Koşullar ve yüklemeler
Madde 515.- Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarruflarını koşullara veya yüklemelere bağlayabilir. Tasarruf hüküm ve sonuçlarını doğurduğu andan itibaren, her ilgili koşul veya yüklemenin yerine getirilmesini isteyebilir.
Hukuka veya ahlâka aykırı koşullar ve yüklemeler, ilişkin bulundukları tasarrufu geçersiz kılar.
Anlamsız veya yalnız başkalarını rahatsız edici nitelikte olan koşullar ve yüklemeler yok sayılır.
C. Mirasçı atama
Madde 516.- Mirasbırakan, mirasının tamamı veya belli bir oranı için bir veya birden çok kişiyi mirasçı atayabilir.
Bir kişinin, mirasın tamamını veya belli bir oranını almasını içeren her tasarruf, mirasçı atanması sayılır.
D. Belirli mal bırakma
I. Konusu
Madde 517.- Mirasbırakan, bir kimseye onu mirasçı atamaksızın belirli bir mal bırakma yoluyla kazandırmada bulunabilir.
Belirli mal bırakma, ölüme bağlı tasarrufla bir kimseye terekedeki bir malın mülkiyetinin veya terekenin tamamı ya da bir kısmı üzerinde intifa hakkının kazandırılmasına yönelik olabileceği gibi; bir kimse lehine tereke değeri üzerinden bir edimin yerine getirilmesinin, bir iradın bağlanmasının veya bir kimsenin bir borçtan kurtarılmasının, mirasçılar veya belirli mal bırakılanlara yükletilmesi suretiyle de olabilir.
Bırakılan belirli mal terekede bulunmadığı takdirde, tasarruftan aksi anlaşılmadıkça, ölüme bağlı tasarrufu yerine getirmekle yükümlü olanlar borçtan kurtulurlar.
II. Teslim borcu
Madde 518.- Bırakılan belirli mal, mirasın açılması anındaki durumuyla teslim olunur; yarar ve hasar, mirasın açılması anında kendisine belirli mal bırakılana geçer.
Tasarrufu yerine getirme ile yükümlü olan kimse, mirasın açılmasından sonra bırakılan belirli mala yaptığı harcamalar ve mala verdiği zararlardan dolayı, vekâletsiz iş görenin haklarına sahip ve borçlarıyla yükümlü olur.
III. Tereke ile ilgisi
Madde 519.- Tereke mevcudunu veya tasarrufu yerine getirme yükümlüsüne yapılan kazandırmayı ya da saklı payı zedeleyen tasarrufların orantılı olarak tenkisi istenebilir.
Tasarrufu yerine getirme yükümlüsü, mirasçılığı veya kendisine bırakılan kazandırmayı reddetmiş ya da mirasbırakandan önce ölmüş veya mirastan yoksun kalmış olsa bile tasarruf yürürlükte kalır; yerine getirme borcu, bu durumlardan yararlananlara geçer.
Yasal veya atanmış mirasçı, mirası reddetmiş olsa bile lehine yapılmış bir tasarrufun yerine getirilmesini isteyebilir.
E. Yedek mirasçı atama
Madde 520.- Mirasbırakan, atadığı mirasçının kendisinden önce ölmesi veya mirası reddetmesi hâlinde onun yerine geçmek üzere bir veya birden çok kişiyi yedek mirasçı olarak atayabilir.
Bu kural belirli mal bırakmada da uygulanır.
F. Artmirasçı atama
I. Belirlenmesi
Madde 521.- Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarrufuyla önmirasçı atadığı kişiyi mirası artmirasçıya devretmekle yükümlü kılabilir.
Aynı yükümlülük artmirasçıya yüklenemez.
Bu kurallar belirli mal bırakmada da uygulanır.
II. Artmirasçıya geçiş
Madde 522.- Tasarrufta geçiş anı belirtilmemişse miras, önmirasçının ölümüyle artmirasçıya geçer.
Tasarrufta geçiş anı gösterilmiş olup önmirasçının ölümünde bu an henüz gelmemişse miras, güvence göstermeleri koşuluyla önmirasçının mirasçılarına teslim edilir.
Mirasın artmirasçıya geçmesine herhangi bir sebeple olanak kalmadığı anda miras, önmirasçıya; önmirasçı ölmüşse onun mirasçılarına kesin olarak kalır.
III. Güvence
Madde 523.- Önmirasçıya geçen mirasın sulh mahkemesince defteri tutulur.
Mirasbırakan açıkça bağışık tutmadıkça, mirasın önmirasçıya teslimi onun güvence göstermesine bağlıdır. Taşınmazlarda bu güvence, yeterli görüldüğü takdirde mirası geçirme yükümlülüğünün tapu kütüğüne şerh verilmesiyle de sağlanabilir.
Önmirasçı güvence göstermez veya artmirasçının beklenen haklarını tehlikeye düşürürse, mirasın resmen yönetimine karar verilir.
IV. Hükümleri
1. Önmirasçı hakkında
Madde 524.- Önmirasçı, mirası atanmış mirasçılar gibi kazanır.
Önmirasçı, mirasa artmirasçıya geçirme yükümlülüğü ile sahip olur.
2. Artmirasçı hakkında
Madde 525.- Artmirasçı, mirası belirlenmiş olan geçiş anında sağ ise kazanır.
Artmirasçı geçiş anından önce ölmüşse, tasarrufta aksi öngörülmüş olmadıkça, miras önmirasçıya kalır.
Önmirasçı mirasbırakanın ölümünde sağ değilse veya mirastan yoksun kalmışsa ya da mirası reddederse, miras artmirasçıya geçer.
G. Vakıf
Madde 526.- Mirasbırakan, terekesinin tasarruf edilebilir kısmının tamamını veya bir bölümünü özgülemek suretiyle vakıf kurabilir.
Vakıf, ancak kanun hükümlerine uyulmak koşuluyla tüzel kişilik kazanır.
H. Miras sözleşmeleri
I. Olumlu miras sözleşmesi
Madde 527.- Mirasbırakan, miras sözleşmesiyle mirasını veya belirli malını sözleşme yaptığı kimseye ya da üçüncü bir kişiye bırakma yükümlülüğü altına girebilir.
Mirasbırakan, malvarlığında eskisi gibi serbestçe tasarruf edebilir; ancak, miras sözleşmesindeki yükümlülüğü ile bağdaşmayan ölüme bağlı tasarruflarına veya bağışlamalarına itiraz edilebilir.
II. Mirastan feragat sözleşmesi
1. Kapsamı
Madde 528.- Mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir.
Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder.
Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.
2. Hükümden düşmesi
Madde 529.- Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmış olup bu kişinin herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat hükümden düşer.
Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmamışsa, en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılır ve bunların herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat yine hükümden düşer. 3. Tereke alacaklılarının hakları
Madde 530.- Mirasın açılması anında tereke, borçları karşılayamıyorsa ve borçlar mirasçılar tarafından da ödenmiyorsa, feragat eden ve mirasçıları, alacaklılara karşı feragat için ölümünden önceki beş yıl içinde mirasbırakandan almış oldukları karşılıktan, mirasın açılması anındaki zenginleşmeleri tutarında sorumludurlar.
-
B. Mirasçılıktan çıkarma
I. Sebepleri
Madde 510.- Aşağıdaki durumlarda mirasbırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir:
1. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,
2. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse.
II. Hükümleri
Madde 511.- Mirasçılıktan çıkarılan kimse, mirastan pay alamayacağı gibi; tenkis davası da açamaz.
Mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa altsoyuna, yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır.
Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.
III. İspat yükü
Madde 512.- Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir.
Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer.
Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.
IV. Borç ödemeden aciz sebebiyle mirasçılıktan çıkarma Madde 513.- Mirasbırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunu, saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarabilir. Ancak, bu yarıyı mirasçılıktan çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemesi şarttır.
Miras açıldığı zaman borç ödemeden aciz belgesinin hükmü kalmamışsa veya belgenin kapsadığı borç tutarı mirasçılıktan çıkarılanın miras payının yarısını aşmıyorsa, mirasçılıktan çıkarılanın istemi üzerine çıkarma iptal olunur.
-
MUTLULUK NERDEYMiŞ?
insanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş
hep şikayetçi ,hep bıkkınmış
birgün melekler, mutluluğu saklamaya karar vermişler.
saklayalım,zor bulsunlar...
zor buldukları için belki kıymetini bilirler diyerek başlamışlar tartışmaya...
sorun büyükmüş...
mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü...
kimisi:
"everestin tepesine saklayalım" demiş, kimisi
"atlas okyanusunun dibine" demiş.
tac mahalin kubbesi, mekke sokakları, italyan sofrası...
bir hastanenin yenidoğan odası, dondurma külahı, şarap şişesi...
sigara paketi,lale bahçesi...
pek çok yer düşünmüşler ama hiç biri yeterince zor gelmemiş.
derken meleklerden biri;
"iÇLERiNE SAKLAYALIM" demiş...
"kimsenin aklına gelmez ki içine bakmak!!!"
işte o gün bugündür mutluluk insanın içinde saklıymış...
hiçbir mutluluk kolay bulunmuyor.kolay kolay gülmüyor insanın yüzü...
emekte ve insanın içinde saklı mutluluk...
ne başkasının ekmeğinde,ne başkasının evinde,ne de başka bir şeyde...
bu yüzden gözünüz hep içerde olsun...
siz dışını boşverin,içine bakın
-
Pırıl pırıl ütülü giysili, misler gibi parfüm kokulu, saçları
taralı, dişleri fırçalanmış adamı / kadını sevmek kolaydır. Aslında
aşk, aynı insanı, sabahın körü uykudan uyandırdığındaki en sinirli hali
ile de kabul edebilmek, aynı tuvaleti bir dakika arayla
kullanabilmek, diz yapmış pijamalarla kanepede yastıklara sarılıp sızmışken
bile şefkatle okşayabilmektir. Buna katlanamayanlar zaten âşık değillerdir.
Zira âşıksan, aynı havayı solumak bile zevk
verir. Hep beraber olmak istersin. Banyodan gelen su sesi bile onun evde
olduğunun işaretidir ve huzur verir. Ütülediğin gömleğin ona ne kadar
çok yakışacağını düşünürsün. Pişirdiğin yemeği ne çok seveceğini
hayal edersin. Bin tane ayakkabısı varken bin birinciye sahip
olmaktan mutlu olacak diye, istediğin gömleği satın almaktan
vazgeçersin.
Zamanla almaktan çok, bir şeyler vermekten mutluluk duyduğunu
keşfedersin. Eğer kadın evlilikte ikinize yemek pişirecek,
dolabı düzenleyip ütüyü yapacak bir anne olacak görülüyorsa, o
kadının saçlarının hiç yağlanmadığı ve adamın geceleri terlemediği
düşünülüyorsa, asla kavga edilmeyecek ve lavabo tamir
edilirken dahi gülüşüp öpüşülecek zannediliyorsa zaten beklenti bir
evlilik değil, bir amerikan filmini yaşamaktır.
Bu hayallerle yola çıkıldığında, damat ilk gece gelinin saçlarından onbin firkete
sökmeye çalıştığında, gelin ise damat firketeleri çıkaramayıp
"BAŞLARIM böyle kuaföre" diye söylendiğinde zaten evlilik sandıkları şey
çatırdamaya başlayacaktır. Evlilik; sadece aşk değildir.
Evlilik; ev arkadaşlığı, kankalık, sırdaşlık, ortak hesaba sahip mudilik,
ayrı kökenlerin birleşmesi, başı hatırlanmayan bir akrabalık
ilişkisidir. Aşk bu ilişkide tutkuyu sağlar ama zaten tek başına ayakta
tutamaz.
Âşıksanız ateşli sevişmeler yaşarsınız ama kış akşamları evde
konyak içip geyik yapamayabilirsiniz. Hala canınız sıkıldığında onu
değil de annenizi arıyorsanız, yalan olmuştur o evlilik.
Aşk evlilikte gider gelir. Halıya kola döktüğünde aşk biter,
ama o, halıyı temizleyebilirse gene aşık olunur. O aradaki sinir
evresini aşabilenler ellinci yıla kadeh kaldıranlardır. Tahammül
edemeyenler ise ikinci evlilikten sonra artık evliliğin yalan
olduğuna inanacaklardır.
Zafer, direnenlerin olur.
-
Miras hukuku ile ilgili bir konuda tartışalım mı?
Arkadaşlar miras hukuku ile ilgili bir soru sormak ve bu konuyu tartışmaya açmak istiyorum.Olay şöyle;
Bir taşınmaz var.Bu taşınmazın paydaşları anne ve 3 kardeşi.Anne vefat ediyor.Geriye yasal mirasçısı olarak 2 kızı ve eşi kalıyor.Baba 68 yaşında.Baba ve kızlardan biri bu taşınmazdaki haklarını aile üyelerine bakmakta çok emeği geçen ikinci kıza bırakmak istiyorlar.Diğer yandan taşınmazda müteveffa annenin diğer 3 kardeşi de paydaş.Bu devir işleminin bağış yoluyla yapılması şeklinde düzenlemeyi düşünüyorum.Ne dersiniz? Bir de baba tapu'ya gidemeyecek durumda.Eve noter çağırıp devir işlemi hakkında kime vekalatname vermesini öngörürsünüz? Babanın yaşı dolayısıyla heyet kurulu raporu ile akli melekelerinin yerinde olduğunu belgelemek işlemin bu nedenle bozulmayacağını garantilemek bakımından gerekli diye düşünüyorum.
Saygılarımla.
-
TASARRUF ÖZGÜRLÜĞÜ
A. Tasarruf edilebilir kısım
I. Kapsamı
Madde 505.- Mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası, kardeşleri veya eşi bulunan mirasbırakan, mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir.
Bu mirasçılardan hiç biri yoksa, mirasbırakan mirasının tamamında tasarruf edebilir.
II. Saklı pay
Madde 506.- Saklı pay aşağıdaki oranlardan ibarettir:
1. Altsoy için yasal miras payının yarısı,
2. Ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri,
3. Kardeşlerden her biri için yasal miras payının sekizde biri,
4. Sağ kalan eş için, altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü.
III. Tasarruf edilebilir kısmın hesabı
1. Borçların indirilmesi
Madde 507.- Tasarruf edilebilir kısım, terekenin mirasbırakanın ölümü günündeki durumuna göre hesaplanır.
Hesap yapılırken, mirasbırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri, mirasbırakan ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık geçim giderleri terekeden indirilir.
2. Sağlararası karşılıksız kazandırmalar
Madde 508.- Mirasbırakanın sağlararası karşılıksız kazandırmaları, tenkise tâbi oldukları ölçüde, tasarruf edilebilir kısmın hesabında terekeye eklenir. 3. Sigorta alacakları
Madde 509.- Mirasbırakanın kendi ölümünde ödenmek üzere üçüncü kişi lehine hayat sigortası sözleşmesi yapması veya böyle bir kişiyi sonradan lehdar olarak tayin etmesi ya da sigortacıya karşı olan istem hakkını sağlararası veya ölüme bağlı tasarrufla karşılıksız olarak üçüncü kişiye devretmesi hâlinde, sigorta alacağının mirasbırakanın ölümü zamanındaki satın alma değeri terekeye eklenir.
-
TASARRUF EHLİYETİ
A. Ehliyet
I. Vasiyette
Madde 502.- Vasiyet yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve onbeş yaşını doldurmuş olmak gerekir.
II. Miras sözleşmesinde
Madde 503.- Miras sözleşmesi yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve ergin olmak, kısıtlı bulunmamak gerekir.
B. İrade sakatlığı Madde 504.- Mirasbırakanın yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama etkisi altında yaptığı ölüme bağlı tasarruf geçersizdir. Ancak, mirasbırakan yanıldığını veya aldatıldığını öğrendiği ya da korkutma veya zorlamanın etkisinden kurtulduğu günden başlayarak bir yıl içinde tasarruftan dönmediği takdirde tasarruf geçerli sayılır.
Ölüme bağlı tasarrufta kişinin veya şeyin belirtilmesinde açık yanılma hâlinde mirasbırakanın gerçek arzusu kesin olarak tespit edilebilirse, tasarruf bu arzuya göre düzeltilir.
-
Çevre Kanununun 15’inci maddesi, çevre kirliliğine yol açan unsurların ortadan kaldırılması için, "Bu kanunda yazılı yasaklara aykırı hareket eden veya kanunla belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen kurum, kuruluş ve işletmelere mahallin en büyük mülkî amiri, bu yasaklara ait faaliyetleri düzeltmek ve kanunda belirtilen yükümlülükleri yerine getirmek üzere esasları yönetmelikle belirlenen yeteri kadar bir süre verir. Bu süre içinde yasaklara aykırı hareket ve yükümlülüğü yerine getirmemekten dolayı ayrıca ceza verilmez. Bu süre sonunda bunları yapmayan kurum, kuruluş veya işletmelerin faaliyeti, yasağın veya yerine getirilmeyen yükümlülüğün çeşit ve niteliğine göre kısmen veya tamamen, süreli veya süresiz olarak durdurulur" hükmünü getirmiştir.
Gürültü Kontrol Yönetmeliğinin 5’inci maddesinde görev ve sorumluluk " Bu yönetmeliğin, kendi yetki alanları içinde uygulanmasından mahallin en büyük mülki amiri, belediyeler ve köy tüzel kişilikleri sorumludur. Mahallin en büyük mülki amiri, belediyeler ve köy tüzel kişilikleri teknik konularda Mahalli Çevre Kurullarının görüşünü alabilirler ve yardım isteyebilirler. Mahalli Çevre Kurulları bu istekleri yerine getirmekle yükümlüdürler" şeklinde açıklanmaktadır.
-
Doktor ve avukata kıskaç
Doktor ve avukata kıskaç
Doktor, diş hekimi, veteriner ve avukatlara yönelik özel bir vergi denetim sistemi geliyor
30.04.2008 10:09
Maliye Bakanlığı, vergi kayıp ve kaçağının yoğun olduğu avukat, doktor ve diş hekimlerine özel yapım kredi kartı cihazı bulundurma zorunluluğu getiriyor.
Uygulama haziranda başlayacak.Maliye Bakanlığı, vergi kayıp ve kaçağının büyük boyutlara ulaştığı doktor, diş hekimi ve veterinerlerle avukatlara yönelik özel bir vergi denetim sistemi getiriyor. Bu meslek gurubunda çalışanlar 1 Haziran 2008’den tibaren, muayenehane ve bürolarında özel yapım kredi kartı okuyucu cihazı (POS) bulundurmak zorunda kalacaklar. Maliye bu sayede geniş bir kesimin hem gelir vergisi kaçağını hem ödenmeyen KDV'yi yakalamayı hedefliyor.
YENİ CİHAZLAR GELECEK
Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından bu yılın başında çıkarılan tebliğin doktorlara (diş doktoru ve veterinerler dahil) getirdiği zorunluluğun uygulamaya girmesi için bir aylık süre kaldı. Haziran ayına kadar tüm doktorlar ellerindeki klasik POS cihazlarını atıp yerine vergi denetimine uyumlu özel yapım POS cihazlarını takacaklar. Vatandaş aldığı hizmet karşılığı ödemeyi kredi kartıyla yaptığında POS makinesinden "serbest meslek makbuzu" çıkacak. Bu makbuz ayrı bir belge düzenlemeye gerek olmaksızın doğrudan deftere işlenecek.
KREDİ KARTINDA BİLE KAÇAK VAR
Bu guruptaki meslek sahipleri her günün sonunda kredi kartıyla yapılan ödemeler için kapanış raporu alacak. Bu raporlar sürekli denetlenebilecek. Nakit ödemeler de yine makbuz yoluyla kaydedilecek.
AVUKATLAR DA DAHİL
Sisteme aykırı hareket edenlere özel usulsüzlük cezası kesilecek. Konuya ilişkin bilgi veren yetkililer, mevcut sistemde kredi kartıyla yapılan ödemelerin karşılığında bir çok mükellefin belge düzenlemediğini, dolayısıyla ciddi miktarlarda vergi kayıp ve kaçağı yaşandığını söylediler.
Yeni sistemin bu kaybı en alt düzeye indirmesi bekleniyor. Yeni sistemi açıklayan yetkililer, tebliğde doktorlar, diş hekimleri ve veterinerlere işaret edilmiş olmasına karşın, uygulamanın tüm serbest meslek mensuplarını kapsadığını dolayısıyla bu uygulamanın avukatlar için de zorunluluk oluşturduğunu söylediler. Buna göre avukatlar da aynı şekilde özel POS cihazlarını bürolarında bulunduracaklar ve benzer kayıt işlemini yerine getirecekler.
EĞiTiM ŞART DEĞiL
Maliye yetkilileri, vergi kayıp ve kaçağında okumuş-okumamış ayrımı yapmanın mümkün olmadığına işaret ederlerken, "Bunların hepsi okumuş çocuklar. Ancak, kazandıklarını devletten gizleyenler maalesef çıkıyor. Büyük bölümü servet kazanıyor. Ancak yılda bir asgari ücretli kadar dahi vergi ödemek istemiyorlar" dediler.
-
301'de değişiklik kabul edildi 